Buket Uzuner

Buket Uzuner

8.0/10
2.105 Kişi
·
7.440
Okunma
·
592
Beğeni
·
13.943
Gösterim
Adı:
Buket Uzuner
Unvan:
Türk Roman, Öykü ve Gezi Notları Yazarı
Doğum:
Ankara, 3 Ekim 1955
Buket Uzuner (d. 1955, Ankara), Türk roman, öykü ve gezi notları yazarıdır.

Hayatı

Biyoloji ve Çevre Bilimi eğitimi alan Uzuner, Türkiye' de Hacettepe Üniversitesi ve ODTÜ' de, ayrıca Norveç, ABD ve Finlandiya'daki üniversitelerde çalışmalarda bulundu. Kitapları 1992'den bu yana Türkiye'de Ulusal En İyi Satış listelerinde yer almaktadır ve dört ayrı dilde yayımlanmıştır. Remzi Kitabevi için yabancı edebî yayımlar konusunda editörlük yaptı ve şu anda Alfa-Everest Yayınları için yabancı edebî yayımlar konusunda edebî danışmanlık yapmaktadır.

Balık İzlerinin Sesi romanı ile 1993 yılında Yunus Nadi Roman Ödülü' ne lâyık görülen Uzuner, Kumral Ada Mavi Tuna romanı ile 1998 yılında İstanbul Üniversitesi Yılın Romanı ödülünü aldı. Son dönemde Kumral Ada Mavi Tuna adlı romanı, Mediterranean Waltz adı ile İtalya, Yunanistan ve İsrail'de yayımlandı. Ayrıca İngiltere'de kısa öykülerden oluşan A Cup of Turkish Coffee adlı kitabı yayımlandı.

1996 yılında University of Iowa tarafından onursal akademisyen yazar seçildi.

Kuzey Afrika, Kuzey Amerika ve Avrupa'da uzun yıllar geçiren Buket Uzuner, şimdi İstanbul'da yaşamaktadır.
Eğer bu memlekette kadınlar günde beş erkek öldürseydi, çoğunluğu erkek olan parlamentomuzdan şimdiye kadar kadınlara karşı onlarca kanun çıkartılır, kadın islahevleri bile kurulur ve sorun çözülürdü.
Benim başka dillerle bir sorunum yok, yalnızca Osmanlıcanın Türk medeniyetinin atardamarıymış gibi gösterilmesini samimi bulmuyorum.
Sormak... sormak cesaret ister! Sorabilmek bağımsız olmayı gerekli kılar ve işte bizde eksik olan bu cesaret! Göğsünü jiletle-meyi, ölüme koşarak gitmeyi ben cesaret saymıyorum, o ancak bir cinnet olmalı!"
Kadınlar erkekler gibi standart tepkiler vermezler. Her birinin ayrı tepkisi vardır. Tektip davranan biz erkekler, bununla başa çıkamayınca onları anlaşılmaz ve tahmin edilemez olmakla suçlarız hemen.
Kadınlar ve erkekler günün birinde eşit haklara sahip olacaklardır, fakat birbirlerini anlamaları asla mümkün olmayacaktır.
Buket Uzuner’in dört kitaptan oluşacak serisinin ilk kitabı olan "Su"yu okumadan, Toprak kitabını okumuş oldum. Umarım sıralamayı bozduğum için pişman olmam. Bu kitabı gerçekten çok zevk alarak okudum. Yazarın, kitabın sonunda faydalandığı kaynakları belirtmesi ve anlatımına dayanarak çok iyi hazırlanarak yazmış olduğunu görüyoruz. Kitabında öyle bir kurgu oluşturmuş ki çok çeşitli konularda bilgi vermiş ve araştırmaya sevk ettirebilecek dürtüyü de sağlamış. Ayrıca günümüzün siyasal ve sosyal olaylarına çok güzel dokundurmaların yer alması da kitabın değerini arttırdığına inanıyorum. Özellikle demokrasilerde olması gereken vali ile olmaması gereken emniyet müdürü üzerinden anlatımları ve diyalogları çok sevdiğimi belirtmeden geçemeyeceğim. Özellikle gençlere çok şey katacağına inanarak, tüm okurlara öneriyorum.
Edebiyatı sevdiğim kadar türküleri de severim ve nasıl romanları okurken anlatılanı yaşarsam içimde, türküleri de dinlerken yaşarım. Ne der türküler bilir misiniz? Deli gönlüm der, sevda der, sıla der, hasret der, ölüm der ve ille de ayrılık der. O ayrılık ki dertlerin en çaresizi en onulmazı ve en kahpesi...

Bu romanda okuduğumuz da Mavi Tuna ile Kumral Ada’nın türküsüdür. Öyle bir türküdür ki bu, müziğini duyan kah kalkıp oynar kah oturup ağlar. Asla tam ayrılmayan ama tam kavuşamayan ve ne yapsa nereye gitse aklı diğerinde kalan sevdalıların türküsüdür bu. Seven sevdiğine kavuşamadıktan gayrı, koynuna girip murat alıp murat vermedikten gayrı, yaşamak neee ölmek neee-sinin türküsü. Bu derdi çekene zor ya, çekene Allah kolaylıklar versin.

Roman kahramanı ve çoğu yerinde anlatıcısı Tuna, bir sabah uyandığında ülkede iç savaş başladığını öğrenir ve sefer görev emri gereği askere alınır. Aynı sabah gazetelerde sevdiği kadının, birisini öldürdüğü haberi de vardır ki bunun için sürekli askerden kaçıp o kadına yardım etmeyi amaçlamaktadır. Romanda bu askeri ortamda yaşayan Tuna’nın ruh dünyasından geriye dönüşlerle Tuna ve Ada’nın, İstanbul’un en güzel yerlerinden birisi olan Kuzguncuk’ta geçen çocukluk ve gençlikleri, aileleriyle birlikte anlatılmaktadır. Tuna’nın yaşadığı bu durum bir türlü uyanamadığı bir kabus mudur ya da acımasız hayatın kendisi midir ilerleyen sayfalarda öğrenilecektir. Yazarın hikayesini hemcinsinin bilincinden anlatması kolayken Buket Uzuner bunu yapmayıp erkek bilinciyle olayları anlatarak zor olanı başarmış ve esasen bir çok psikolojik mevzuyu da yazımına eklemiş. Aşk ağlatır, dert söyletir derler ya bu hikayede yaşanmışlık var mı diye çok merak ettim. Roman karakterlerinin ünlü bir aileye çok benzerliği olsa da yazar tüm anlatılanların kurgu olduğunu söylemiş.
Bu güzel öykünün içinde harmanlanmış, aydın kesimin tartıştığı bir çok sosyolojik olgunun içine okuyucu çekilerek bu olguların düşünmesi sağlanmış olsa da aslında yazarın anlatmak istediği bu sosyolojik olaylar ve ülkedeki iç savaş üzerinden insanın kendi iç dünyasında yaşadığı savaştır. Hangimiz bu duygu durumunu yaşamayız ki? Çocukluk anılarımız, değer verdiklerimiz ve sevdiklerimizle bilincimizdeki kocaman “acaba”lar hangimizde yok ki?
Naif ve bir o kadar da duru bir anlatımla yazılmış romanı okurken kimi zaman buruk, kimi zamansa dolu dolu bir gülümseme olacak okuyucunun dudaklarının kenarında. Okuyucu, roman karakterlerinin canlılığına kanıp onlarla dost olacak ve anlatımın samimiliğine kapılarak kendine dert edecek yaşananları. Ve bir çok satır arasında canlanacak kendi çocukluk ve ilk aşk anıları.

Çalıştığım şirkette düzenlediğimiz okuma grubu olarak seçtik bu kitabı ve toplantısını da Kuzguncuk’ta kahvaltıda yapmayı planladık ama olmadı. Ağır kitaplardan bunalan zihinlere iyi gelecektir bu okuma.

Kitap bitince dilime takılan türkü ise Kırıkkale/ Keskin’den.

Allı durnam bizim ele varırsan
Şeker söyle kaymak söyle bal söyle
Gülüm gülüm kırıldı kolum
Tutmuyor elim durnalar hey
Ah gülüm gülüm yar gülüm gülüm
Kız gülüm gülüm durnalar hey
Eğer bizi sual eden olursa
Boynu bükük benzi soluk yar söyle...
Kitabın arka kapağında mizah dolu üslupla yazılmış çağdaş bir roman yazıyor. Okurken bir kere gülümsediğimi hatırlamıyorum. Başkasının yazıp yazara verdiği romanı yayımlamakta çağdaşlık sayılmaz heralde. Bu yazanın çağdaşlığıdır, yayıncısına yayınlattıranın değil.

Kitabın sonunda kim kimin gerçekte neyiymiş anlamak çok zor ve karışık.

İntihar, en çok kullanılan kelime sanırım.
Aile içindeki dağılmalar, evlilik kurumunu ayaklar altına alan kişiler, ölümü yüceltenlere çokca yer verilmiş romanda. Tıpkı yeni dönem zengin dizilerindeki gibi.

Bu romanı-sözde onun- yüzünden Buket Uzuner'e karşı bir önyargı oluştu. Diğer kitapları biraz beklemek durumunda kalacak bu yüzden.
Buket uzuner den okuduğum ilk kitap oldu. Ada ile tuna 5 yaşında başlayan arkadaşlıkları. Tunanın bir salı sabahı uyanması ve gazetelerde sevdiği kadının katil olarak suçlanması. Tunanın olan bu olaylar bir kabus olduğunu düşünmesi.
Benim çok severek okuduğum bir kitap Buket Uzuner' in Kumral Ada Mavi Tuna'sı savaş, aşk, ölüm, hisler... Çok çok çok çok güzel bir roman, bence mutlaka okunmalı....
Buket Uzuner’in dört kitaptan oluşacak serisinin ikinci kitabı ”Toprak”, ilk kitabı “Su”yu aratmayacak güzellikte olmuş. Kitap yazılmaya başlamadan bayağı çalışıldığı belli oluyor, özellikle karakterler ve olay örgüsü yerinde. Uyumsuz gazeteci Defne Kaman bu sefer Çorum’a, define avcıları ve kaçakçılıkla ilgili haber yapmaya gider, bazı olaylar sonucu da kaybolur, gazeteci aranırken aynı zamanda geriye giderek yaşananlar da anlatılır. Bu olay örgüsü içinde aslında o kadar çok konu işlenmiş ve hatırlatılmış ki, Hititler, Kadim Şaman gelenekleri ve Kamlar bunlardan bazıları. Edebi kalitesi yüksek anlatımı, günümüz Türkiye’sinde yaşananlara göndermeleriyle çok hoş olan kitap, hak ettiği değeri kesinlikle bulacaktır.
Dua ediyorum incelememi bitirmeden bilgisayarım bana yine oyun oynamasın diye. O da benim gibi yaşlanma yolunda bir hayli yol aldı.
Kumral Ada Mavi Tuna.....
Bu kitabı okumadan önce lütfen bir MABEL Çikleti alınız. Kabını kitabın 21. sayfasına güzelce yerleştiriniz. Ben yaptım.... Bu kitabın son sayfasına kadar çokça gel gittiler yaşadım. Bu anlatıldığı gibi bir karabasan mı yoksa bir iç savaşın düşsel, yaşanmışçasına yazarın eleştirisel bakışı mı? diye. Sonu bende zorlamayla gelmiş kanaatı uyandırsa da Yazar olası bir mezhep veya başka bir nedenle olabilecek iç savaşın açabileceği yaraları farklı barışçıl bir yürek dolgunluğu ile ele almış ve işlemiş.
Çocukluktan başlayıp evresel evrimler içinde yuvarlanıp giden onulmaz bir aşkı çerçeve olarak kullanmış yazar bu yapıtında İki kardeşin aynı kıza aşkını....
Bu kitabın daha ilk sayfalarında Kahramanların kumral olanı erkek mi kadın mı, ya da mavi tuna mı erkek veya kadın biraz bocaladım. Belki maviyi bayanlara, kumralı erkeğe yakıştırmış olama etken olmuştur. Tam tersi çıktı karşıma.
Zaman zaman kitap okurken düştüğüm bir algı yanılmasını burada da yaşadım... Yazar kadın ise kahraman erkek olduğunda ve anlatım dili birinci şahıs tarafından hikaye ediliyorsa hele hele bayan yazar o erkek ruhunun en inceliğini yakalamış kalemliyorsa hikayeyi ben bazen şaşırıyorum. Tabii bunun tam teside oluyor.
Kitapta çok güzel bir dil kullanmış, anlatım gayet sade, latif, naif çıkışlar, gözlemsel anlatımlarda var. Lakin bazı tarafları da eleştirmek zorundayım. Bir kere çok fazla abartı sanatına kaçmış yerler mevcut. Benzetmeler de yersiz olanlar olduğu gibi güzel can alıcı cümlelere yaratmak isterken yerinde olmayanlarda var, bu kitabın bana göre gereksiz uzamasına neden olmuş. Zaman zaman monotonluk sıkıntı da veriyor.
İlginç yanlarda var Kahramanların isimleri neredeyse tamamen nehir isimleri. Aras, Meriç, Tuna gibi. Ada ve Arasın doğum günleri 12 Mart, Tuna'nın 12 Eylül. Yani darbe tarihleri.
Aşkın o kadar güzel tanımlarını yapmış ki alıntılarda paylaştım. Yerli yerindeler.
Kitabın yazar tarafından teşekkür yazısında buradaki kahramanların gerçek olmadığı tamamen bir benzerlikten ibaret olacağını belirtse de bana Sadri Alışık ve Çolpan İlhan Ve de Atilla İlhanı çağrıştırdı. Gerçi onların kızı değil oğulları vardı. Yön şaşırtması mı?
Kısaca özetlersek diyebilirim ki Tanımlanması, tarifi imkansız bir aşkın hikayesidir bu. İki kardeşin aynı güzel kıza gönül kaptırması ki taaa! çocukluktan başlaya gelen bir sevda. Bu tehlikeli yolda yazar çok ince ve hassas rota belirlemiş ve doğru yolda götürmüş bu sevda masalını. Evrelerinde ilginç çocukluk, ergenlik, araya ölümde girse vazgeçilmeyen zaman birimi, olgunluk evresinde bir çok macera tüneline girip çıkmalar, inanılmazlık, tükenmişlik yokuşunu tırmanmalar olsa da tanımı henüz yapılmamış bir aşkı anlatıyor Ada ve Mavi Tuna'nın yüreğinden...
İlk ve tek platonik aşkım bu kitabın sayfaları arasında gizlidir. Kadıköy Baylan' a gider Aras'ı anarım bazen. James Dean hayranlığım da böyle başladı. Hanginiz bu kitabı okuduktan sonra en yakın arkadaşını 'mabel' diye çağırmadı? Biliyorum yalnız değilim.
Bu yazarı ilk duyduğumda onun da popüler yazılar yazan ama içi boş yazarlardan olduğunu düşünmüştüm. Ön yargılardan kim kurtulabilmiş ki? Neyse ki kitap ön yargıma sağlam bir tokat attı ve rahatlıkla kitabın içine dalabildim.
Yunus Nadi roman ödüllü yazarımız son derece orijinal bir işe imza atmış ve dört element gibi bir seriye Su kitabıyla başlamış, Toprak kitabıyla devam etmiş. Bununla da kalmamış, Türklerin tarihinde önemli bir yer edinen Şamanlık'ı da anlatmış. Bütün hikayeyi mitolojik ve polisiye öğelerle süslemiş.

Kitap birçok açıdan gayet keyifli ilerliyor. Uyumsuz Defne Kaman'ın Çorum'da kaybolmasıyla başlayan hikaye, Umay Nine'nin Çorum'a gelmesi, işin içine arkeolog Güneş Aytan'ın ve bilgisayar dahisi Karaca'nın da dahil olmasıyla iyice gizemli bir hal alıyor. Kitap Türk, Yunan ve Hitit mitolojisine ve doğaya ve her canlıya saygı duymayı öğreten Şamanlığa dair güzel detaylar barındırıyor.

Yazar inceden değil bayağı kalın kalın sosyal mesajlar veriyor kitabında. Doğaya ve insana saygıya, aleviliğe, feminizme dair... Arada verilmek istenen bu mesajlar yer yer kitabın kurgusunun önüne geçiyor ve kitabı uzattıkça uzatıyor. Vali ve emniyet müdürü arasındaki muhabbetleri sevdim. Muhafazakar emniyet müdürünün bu kadar nefret edilesi bir karakter olarak gösterilmesini de yazarın muhafazakar kesime karşı olan ön yargısına bağlıyorum. Hikayenin en bilge kişisi olan Umay Nine, Şamanlığın gereği olarak her canlıya saygı duymayı öğütlerken bir taraftan da konuşmaları İslamofobi içeriyor.

Kitapta yer yer gereksiz polisiye oluşturulduğunu fark ettim. Karakterler olayları polise bildirmek yerine kendileri çözmeye çalışıyorlar. Sonradan bunun mantıklı bir açıklaması yapılmış ama açıklama beni tatmin etmedi. En çok vali ve Kemal karakterini beğendim. İkisi de üzerinde gerçekten düşünülmüş, derin karakterler. İlk eko-hacktivist olan bilgisayar dahisi Karaca'yı duyduğumda bir bilişimci olarak böyle bir karakteri okuyacak olmaktan heyecan duymuştum. Ancak belli ki yazar siber saldırı ve bilişim güvenliği alanında pek fazla araştırma yapmadan oluşturmuş bu karakteri ve "Adam hacker işte. Hack'leyip geçiyor." diyerek bu konuları geçiştirmiş.

Toprak kitabı iyi bir dinamiği olan, ama anlattığı toprak kadar sağlam temeller üzerine oturtulmamış bir kitap. Aynı zamanda toprağa ve Çorum'a dair çok iyi bir güzelleme. Tavsiye ederim. Keyifli okumalar...
mabel matiz'e sahne ismini veren ilham kaynağı kitap. rüya mı, hayal mi, gerçek mi, Tuna ruh hastası mı derken sağlam ve saplantılı bir aşkın pençesinde buluyoruz kendimizi. 19 yaşında okuduğumda kitap bana çok uzun gelmişti. 25 yaşında okuduğumdaysa çok kısa. sanırım insanların da kitaplardan beklentileri ve aldıkları zamanla değişiyor.

Yazarın biyografisi

Adı:
Buket Uzuner
Unvan:
Türk Roman, Öykü ve Gezi Notları Yazarı
Doğum:
Ankara, 3 Ekim 1955
Buket Uzuner (d. 1955, Ankara), Türk roman, öykü ve gezi notları yazarıdır.

Hayatı

Biyoloji ve Çevre Bilimi eğitimi alan Uzuner, Türkiye' de Hacettepe Üniversitesi ve ODTÜ' de, ayrıca Norveç, ABD ve Finlandiya'daki üniversitelerde çalışmalarda bulundu. Kitapları 1992'den bu yana Türkiye'de Ulusal En İyi Satış listelerinde yer almaktadır ve dört ayrı dilde yayımlanmıştır. Remzi Kitabevi için yabancı edebî yayımlar konusunda editörlük yaptı ve şu anda Alfa-Everest Yayınları için yabancı edebî yayımlar konusunda edebî danışmanlık yapmaktadır.

Balık İzlerinin Sesi romanı ile 1993 yılında Yunus Nadi Roman Ödülü' ne lâyık görülen Uzuner, Kumral Ada Mavi Tuna romanı ile 1998 yılında İstanbul Üniversitesi Yılın Romanı ödülünü aldı. Son dönemde Kumral Ada Mavi Tuna adlı romanı, Mediterranean Waltz adı ile İtalya, Yunanistan ve İsrail'de yayımlandı. Ayrıca İngiltere'de kısa öykülerden oluşan A Cup of Turkish Coffee adlı kitabı yayımlandı.

1996 yılında University of Iowa tarafından onursal akademisyen yazar seçildi.

Kuzey Afrika, Kuzey Amerika ve Avrupa'da uzun yıllar geçiren Buket Uzuner, şimdi İstanbul'da yaşamaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 592 okur beğendi.
  • 7.440 okur okudu.
  • 129 okur okuyor.
  • 2.319 okur okuyacak.
  • 126 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları