Bülent Tanör

Bülent Tanör

YazarÇevirmen
8.5/10
23 Kişi
·
85
Okunma
·
5
Beğeni
·
975
Gösterim
Adı:
Bülent Tanör
Unvan:
Akademisyen, Yazar
Doğum:
İstanbul, 1940
Ölüm:
İstanbul, Kasım 2002
Prof. Dr. Bülent Tanör, (d. 1940, İstanbul - ö. 28 Kasım 2002, İstanbul), akademisyen, yazar.

Galatasaray Lisesi'nin ardından, eğitim gördüğü İstanbul Üniversitesi, Hukuk Fakültesi'nden mezun olan Tanör, 1963 yılında aynı okulun Anayasa Hukuku Kürsüsü'nde asistan olarak göreve başladı. 1969'da doktorasını veren Bülent Tanör, 12 Mart Muhtırası'nın getirdiği siyasi çalkantılar sonucu görevinden alındı. Dört yıl sonra Danıştay kararıyla görevine geri dönen Tanör, 1977'de doçent oldu. 1983 yılına gelindiğinde 12 Eylül Darbesi kararları sonucu, 1402 sayılı yasa gereği yeniden görevinden uzaklaştırıldı.

1983'te yurtdışına giderek Paris X, Dijon ve Cenevre Üniversitelerinde öğretim üyeliği yaparak; 'Üçüncü Dünya Ülkelerinde Siyasal Sistemler' dersleri verdi. 1990 yılında tekrar Danıştay kararı alarak İstanbul Üniversitesi'nde işbaşı yaptı ve 1992 yılında profesör oldu. Uzun yıllar İ.Ü. Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Başkanlığı görevinde bulundu. Cumhuriyet gazetesinde köşe yazıları yayımlandı. Birçok kitabı hukuk fakültelerinde ders kitabı olarak okutulmaktadır.

Bir yandan yakalandığı kanserle mücadele ederken, diğer yandan, Tüsiad için hazırladığı Demokratikleşme Raporunun kamuoyu oluşturması ve büyük ses getirmesi üzerine, İstanbul Üniversitesi İnsan Hakları Araştırma ve Uygulama Merkezi `ni yürüten Prof. Dr. Bülent Tanör, İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu tarafından görevden alındı.Türkiye Barolar Birliği, Tüsiad, öğretim üyeleri, Sivil Toplum Kuruluşları Tanör'e destek verirlerken, TBB başta olmak üzere Alemdaroğlu, "hukuksuzlukla" suçlanmıştı.

İnsan hakları ve Anayasa Hukuku konusunda önemli çalışmalar yapan ve demokrasinin gelişimine katkısı olan eserler yazan Tanör, kanser nedeniyle yaşamını yitirdi. Mezarı Zincirlikuyu 'dadır. Türkiye İnsan Hakları Kurumu (TİHAK) kurucu üyesiydi.
Mustafa Kemal hiç şüphesiz bir sosyalist değil, devrimci bir milliyetçiydi.
Bülent Tanör
Sayfa 158 - Cumhuriyet Kitapları
Mülk ve devlet, asker ve devlet adamıyladır ve devlet adamı, mal ile bulunur. Mal, reayadan husule gelir. Reayanın ahvali adalet ile tanzim olunur. (Asker ve devlet adamı olmadan devlet ya da mülk -egemenlik- olmaz; Bunlara sahip olmak serveti gerektirir; Servet uyruklardan toplanır; Uyruklar ancak adaletle refaha kavuşabilir; Şu halde mülk ve devlet olmadan adalet olmaz, ama adalet olmadan devlet de olmaz.)
Bülent Tanör
Sayfa 26 - Yapı Kredi Yayınları
Vahdettin, Rauf Bey'e şöyle diyordu: "Ortada bir millet var, koyun sürüsü. İdaresi için bir çoban lazım, o da benim."
Bülent Tanör
Sayfa 39 - Cumhuriyet Kitapları
"Dersaadet İşgal Orduları Başkumandanı General Harrington Cenaplarına,
İstanbul'da hayatımı tehlikede gördüğümden İngiltere devlet-i fahimesine iltica ve bir an evvel İstanbul'dan mahall-i ahara (başka yere) naklimi talep ederim efendim."
"16 Kasım 1922-Halife-i Müslimin Mehmet Vahidettin"
Bülent Tanör
Sayfa 193 - Cumhuriyet Kitapları
Mustafa Kemal, "dört halifeden sonra İslamiyet, daima vasıta-i siyaset, vasıta-i menfaat, vasıta-i istibdat yapıldı" diyordu.
Bülent Tanör
Sayfa 270 - Cumhuriyet Kitapları
Osmanlı İmparatorluğu'nun iç yapısı ile ilgili olarak M. Kemal'in yaptığı temel saptama da feodal sultanların zulmüne işaret etmektedir:
"Osmanoğulları zorla Türk milletinin hakimiyet ve saltanatına el koymuşlardı. Bu tasallutlarını altı asırdan beri sürdürmüşlerdi."
Osmanlı feodal toplumuna ve onun kurduğu baskı ve zulüm rejimine karşı ulusal ve demokratik bir başkaldırmanın felsefesini dile getiren bu görüşler de, Kemalist rejimin yerleşmesini ve tutuculaşmasını izleyen yıllarda eski keskinliğinden çok şey yitireceklerdir. Daha ileriki dönemin Kemalist anayasal tezlerde görülen "Osmanlı düzenine karşı daha saygılı olma" tavrı, daha sonra, popülist çevrelerin "Osmanlı kurumları hayranlığı" ve nihayet İslamcı-ırkçı karışımı bir gericiliğin bugün ortaöğretim ders kitaplarına soktuğu 'Osmanlı övgüsü" ve "feodal değerlere tapma" tavrı bu gerilemenin başlıca uğrak ve vargı noktalarıdır.
Yeni devletin kuruluş sürecinde hukuk, soyut ve dokunulmaz bir değer değil, siyasi amaçların gerçekleşmesini kolaylaştıran bir araçtır.
Laiklik, Halkla aydının arasını açmış olduğundan halkçılıkla, halk egemenliği demokratik ilkesi ile çelişir.
Mustafa Kemal her fırsatta Islamcılığı olduğu kadar Turancılığı da kınayıp reddediyordu. 21 Eylül 1919'da Sivas'ta General Harbord'a şöyle demişti; "Turanizm'in zararlılığına inanıyoruz. Sınırlarımız dışındaki amaçlar için maddi ve manevi güçlerimizi dağıtmak için değil, yalnız anavatanın ve onun kalbi olan saltanat ve hilafetin savunulması için çalışıyoruz."
Bülent Tanör
Sayfa 47 - Mustafa Kemal'in belirttiği hilafeti ve saltanatı savunma konusu aslında o dönem için tepki çekmemek, bilakis destek bulmak amaçlı ortaya atılan bir konuydu. Aslında Mustafa Kemal hem saltanata hem de halifelik makamına karşı bir insandı.
460 syf.
·9/10
19. yüzyıldan başlayarak 1982 Anayasasına kadar yapılmış Osmanlı-Türk anayasacılık hareketlerin anlatıldığı bu eser, okuyucuya hukuk öğretmesinin yanında tarihsel bilgilerde veriyor. Ülkemizdeki bazı hukuk fakültelerinde hocalar tarafından tavsiye ediliyor ve bence hukuka ilgi duyan herkes tarafından okunmalı zira yalın dili ile okuyucuyu sıkmadan sonuna kadar kendini okutuyor. Yazarın objektifliği konusundaysa benzeri çoğu kitabı okumaya başlarken oluşan " bakalım ne kadar objektif olucak? " düşüncesinden öteye gitmedim. Bu kitabı okuyan arkadaşlarımdan da aksi bir ifade duymadım.
460 syf.
·Puan vermedi
Tanzimat Dönemi’nden itibaren başlayarak 1982 Anayasası’na kadar olan dönemi çeşitli iç dinamikleri ve devleti bu anayasaları veya bu reformları hazırlamaya iten sebepleri ayrıntılarıyla anlatan bir inceleme kitabı. Kitabı okurken başlarda sıkılmadığımı söylesem yanlış olur. Fakat okudukça bizim sadece isim ve tarihini bildiğimiz bir devletin geleceğini değiştiren bu gerçekleri daha yakından ve objektif bir biçimde öğrenmiş oldum. Tam bir ders kitabı niteliğinde. Okunmasını tavsiye ederim.
350 syf.
·61 günde·Beğendi·10/10
Merhum Bülent Tanör hocamızın Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyetin kurulması sürecini herkesin anlayabileceği bir dille anlattığı kitap. Ben eski bir baskısından iki ayrı cilt olarak okumuştum. (kuruluş ve kurtuluş olarak)
366 syf.
·5 günde·10/10
Hepimiz milli mücadelenin Amasya Genelgesi, Erzurum ve Sivas kongreleri ve sonunda TBMM'nin açılması, akabinde askeri mücadele ve bağımsızlık şeklinde biliyoruz. Halbuki hemen hemen çoğumuz Kurtuluş Mücadelesi'nin aslında farklı bir altyapıdan filizlendiğinden bi haberiz. Milli mücadeleyi 19 Mayıs 1919 tarihini milat alarak kabul eden bizler, daha Mustafa Kemal Paşa Samsun'a hareket etmeden, hatta daha Mondros Mütarekesi yeni imzalamışken Anadolu'nun dört bir yanında, hemen hemen her bölgede yerel direniş kongrelerin kongrelerinin oluşturulduğundan bi haberiz malesef. Bu yerel direniş örgütleri tamamen demokratik ve laik temelde olup, kendi bölgelerinde birer devlet haline gelmiştir. Hatta Trakya Bölgesinde 1913 yılında(Balkan Savaşları) sırasında kurulmuş olan kısa süreli bir Trakya Türk devleti bile vardır. Anadolu'nin işgal edilmesiyle Kars bölgesinde kendi bayrağı olan, parası olan, kendi kanunları olan ve hatta küçük bir ordusu olan bir Türk Cumhuriyeti kurulmuş, bu kongre cumhuriyeti İngilizler tarafından yok edilmiştir. Batı Anadolu'da da ayni şekilde işgale karşı direnis için yerel kongreler tertiplenmiş, yine bu kongreler de kendi bölgelerinde birer devlet gibi davranmışlardır. Mustafa Kemal ve arkadaşları da Erzurum ve Sivas kongrelerini toplamış, askeri geçmişleri ve ünleri olması münasebetleriyle bu diğer kongreleri tek çatı altında birleştirmesini bilmişlerdir. Kimi kongre devletleri Kemalist oluşuma katılmakta dirense de(Batı-Ege bölgesi) Ali Fuat Cebesoy'un Mustafa Kemal tarafından  o bölgeye atanması ile beraber oradaki kongre oluşumları da Ulusal direniş'e yani tek elden yönetime katılmışlardır. Bu küçük kongre devletlerinin oluşumu bir anlamda o dönemde Çarlık Rusyası'nım dağılması akabinde ülkenin her yerinde oluşan yerel Sovyet(Şura) lere benzemektedir. Ya bu kongreler tek elde toplanmasa, bölgesel olarak kalsa, kendi bölgelerinde hakimiyet kursa, acaba biz de bir federasyon devleti olur muyduk? Veya Selçuklu Devleti sonrası Anadolu'da oluşan küçük beylikler gibi birçok küçük bölgesel devletten ibaret olur muyduk? Tabiki bunu bilemiyoruz. Bu kitap Kurtuluş Mücadelesi döneminde Anadolu'da kurulmuş olan yerel direniş kongrelerini, bu kongrelerin demokratik ve laik karakterlerinin yeni kurulacak olan Türkiye Cumhuriyeti'ne nasıl ön ayak olduğunu ve de en önemlisi Türk Kurtuluş Mücadelesi'nin bizim bildidiğimizin dışında aslında çok yönlü ve çok karmaşık bir yapıya sahip olduğunu gösteriyor. Mutlaka okunmalı. Kitabın kaynak kısmı da çok detaylı ve sağlam. Fransız ve İngiliz kaynaklarından da yararlanılmış.
118 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Duverger’nin başka çalışmalarından ayrı, bu “hap” kitabı, hem Fransız siyasi bağlamına yerleşir, yazdığı zamanı dikkate alarak hem de siyasi yönetim biçimlerini bu ‘özel’ ve fakat çağlar üstü kavram üzerinden sınıflar. Okumak İçin tam zamanı.
460 syf.
·9/10
Aslen hukuk fakültelerinde ders kitabı olarak okutulur ama bu topraklarda, Türkiye'de, yaşayan her vatandaşın ögrenmesi gereken bilgiler içeren bu kitabi herkes mutlaka okumalı.

Yazarın biyografisi

Adı:
Bülent Tanör
Unvan:
Akademisyen, Yazar
Doğum:
İstanbul, 1940
Ölüm:
İstanbul, Kasım 2002
Prof. Dr. Bülent Tanör, (d. 1940, İstanbul - ö. 28 Kasım 2002, İstanbul), akademisyen, yazar.

Galatasaray Lisesi'nin ardından, eğitim gördüğü İstanbul Üniversitesi, Hukuk Fakültesi'nden mezun olan Tanör, 1963 yılında aynı okulun Anayasa Hukuku Kürsüsü'nde asistan olarak göreve başladı. 1969'da doktorasını veren Bülent Tanör, 12 Mart Muhtırası'nın getirdiği siyasi çalkantılar sonucu görevinden alındı. Dört yıl sonra Danıştay kararıyla görevine geri dönen Tanör, 1977'de doçent oldu. 1983 yılına gelindiğinde 12 Eylül Darbesi kararları sonucu, 1402 sayılı yasa gereği yeniden görevinden uzaklaştırıldı.

1983'te yurtdışına giderek Paris X, Dijon ve Cenevre Üniversitelerinde öğretim üyeliği yaparak; 'Üçüncü Dünya Ülkelerinde Siyasal Sistemler' dersleri verdi. 1990 yılında tekrar Danıştay kararı alarak İstanbul Üniversitesi'nde işbaşı yaptı ve 1992 yılında profesör oldu. Uzun yıllar İ.Ü. Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Başkanlığı görevinde bulundu. Cumhuriyet gazetesinde köşe yazıları yayımlandı. Birçok kitabı hukuk fakültelerinde ders kitabı olarak okutulmaktadır.

Bir yandan yakalandığı kanserle mücadele ederken, diğer yandan, Tüsiad için hazırladığı Demokratikleşme Raporunun kamuoyu oluşturması ve büyük ses getirmesi üzerine, İstanbul Üniversitesi İnsan Hakları Araştırma ve Uygulama Merkezi `ni yürüten Prof. Dr. Bülent Tanör, İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu tarafından görevden alındı.Türkiye Barolar Birliği, Tüsiad, öğretim üyeleri, Sivil Toplum Kuruluşları Tanör'e destek verirlerken, TBB başta olmak üzere Alemdaroğlu, "hukuksuzlukla" suçlanmıştı.

İnsan hakları ve Anayasa Hukuku konusunda önemli çalışmalar yapan ve demokrasinin gelişimine katkısı olan eserler yazan Tanör, kanser nedeniyle yaşamını yitirdi. Mezarı Zincirlikuyu 'dadır. Türkiye İnsan Hakları Kurumu (TİHAK) kurucu üyesiydi.

Yazar istatistikleri

  • 5 okur beğendi.
  • 85 okur okudu.
  • 7 okur okuyor.
  • 31 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.