Burçak Çerezcioğlu

Burçak Çerezcioğlu

Yazar
8.4/10
1.285 Kişi
·
7,1bin
Okunma
·
106
Beğeni
·
8,5bin
Gösterim
Adı:
Burçak Çerezcioğlu
Unvan:
Yazar
Doğum:
İzmir, 15 Mayıs 1979
Ölüm:
İzmir, 11 Mayıs 1995
15 mayıs 1979' da asik oldugu izmir'de dogdu... 11 mayıs 1995' de dogum gününe 4 gün kala izmir'de öldü.hep güzeldi.. hep melekti..Sonsuza kadar güzel kalmak isterdi..Hala güzel..


Burçak hayata gülen gözlerle bakabilen, hayata bağlı, neşeli bir kızdır.Ve hayatta iki hedefi bulunmaktadır.birincisi sinema sanatçısı, tiyatro oyuncusu veya manken olmaktır.Yani tanınmış, ünlü biri olmak istemektedir.Burçak'ın ikinci arzusu ise Amerika'ya gitmektir.Burçak çok küçük yaştan beri Amerika'da yaşamak, orada okumak istemiştir.Bu hedefi gerçekleşir ama Amerika'ya orada yaşamak için değil, son günlerini iyi geçirmesi için gider.Çünkü Burçak lösemi hastalığına yakalanmıştır.14 yaşında iken sırt ağrıları, halsizlik gibi nedenlerden dolayı hastaneye giden Burçak'ın önce sınav stresinden dolayı psikolojik bir rahatsızlığı olduğu söylenir, aynı belirtilerin artmasıyla hastaneye giden Burçak'a bu kez bir tür kemik hastalığına yakalandığı söylenir.

Rahatsızlığının artmasıyla hastaneye tekrar giden Burçak'ın lösemi olduğu anlaşılır.Ailesi perişan olur, çok üzülürler ve bu hastalığı Burçak'a anlatmaya karar verirler.Burçak hastalığını öğrenince önce şaşırmış, inanamamıştır, ancak hiçbir zaman yılmamış, her zaman kurtulacağını düşünmüştür.Ve doktorların iki ay ömür biçtikleri Burçak yaşama azmi ile iki sene hayatını sürdürmüştür.

Ailesi Burçağın Almanya'da tedavi olmasının daha iyi olacağını düşünerek Burçak'ı Almanya'ya götürmüşlerdir.Ve herkes Burçak için seferber olmuş, her yerde yardım için çalışmalar yapılmıştır.Burçak'ın en büyük korkusu saçlarını kaybetmek olmuştur, ama hiçbir zaman saçları tam olarak dökülmemiş ve dökülen saçları da peruk yapılmıştır.Ve Burçak'ın rahatsızlığın arttığı bir dönemde doktorun tavsiyesi ile ailesi en büyük arzusunu yerine getirmek için Burçak' Amerika'ya götürmüşlerdir.Burçağa ise iyileştiği için kendisine bir armağan olduğu söylenmiştir.

Ancak yapılan tüm çabalara rağmen Burçak kurtarılamamış, rahatsızlığa daha fazla dayanamayan Burçak 16. doğum gününe 4 gün kala sonsuzluğa kavuşmuştur.


Yaşam ve ölüm arasındaki çizgi bazen çok incelebilir. Bu çizgide yaşanan hayatlar vardır. Can yıkıcı hayatlar.

Emek emek büyütülen sevgiler vardır. Cesaret olmadan tek adım atılamayacak tehlikelerin içine sokar insanı. Acıya beklenmedik faturalar çıkarır. En umulmadık anda, renkler değişir.

Küçücük bir yaşamın ardında kalan, insanın kendisinden büyütüp sevdiği, korumaya yazgılı olduğu bağlılıklar vardır.

Burçak Çerezcioğlu,16 yaşında lösemiden öldüğünde, cesareti, sevgiyi ve yaşamı tanıyordu.


Ne yazık ki kurmaca olmayan bir hayat öyküsü.

Bir babaya, bu dizeleri yazdırmış bir hayatın.

Sabahları

Hasta uyanmanı istiyorum

Hastaysan eğer

Yaşıyorsun demektir.


"ister acıklı, ister mutlu; ister uzun,ister kısa ..
film bitiyor bir gün. olması gereken, olması gerektigi zamanda oluyor...
o an ısıklar yanıyor.. perdedeki görüntüler son'a eriyor.
seyrettikleriniz hayal oluveriyor."


kurt cobain'i ve jim morrison'u çok seven, istanbul'dan nefret eden, gerçekten meleğimsi bir kızdı...
Hayatta hiç bir şey birbirimiz kadar önemli değil.Bazen unutsak da her dakika ne kadar mühim biliyor musunuz? Değerini bilmediğimiz, daha da huzurla daha da güzelleştirebileceğimiz yaşamımız kadar önemli değil küçük ayrıntılar. Sizce de öyle olduğunu biliyorum ama bunu her zaman hatırlamak çok önemli. Zamanı durduramayız aynı kalsın diye, ama bazı şeylerin değerini daha iyi anlamak bizim elimizde değil mi?
Değerini bil her şeyin. Şimdi geçmişe bakıyorum da geri gelmesi ne kadar zor. Ben de hastalanınca anladım o günlerin değerini. Artık ancak rüyalarımda görüyorum sağlıklı olduğumu.
Oysa sabah kalkıyorum, yine hastayım..
Merhaba kelimesini niçin kullanmak istemediğimi biliyorsundur herhalde. Çünkü herkes “merhaba” diyor. Herkes birbirine “seni seviyorum” diyor. Oysa bu kelimelerin artık bir özelliği kalmadı çünkü bir yaşındaki çocuk bile “seni seviyorum” diyor. Gerçi bir yaşındaki çocuk bu kelimeyi içten söylüyor olabilir.
Bir de insanlar birbirlerini sevsinler ve biraz daha hoşgörülü olsunlar. Sonradan ah etmenin hiçbir şeye faydası yok.. Herkese mutluluk, sağlık, neşe ve bol bol sevgi diliyorum.
Benim felsefem hiç bir b*ku takma ve içinden geleni yap her zaman ve Think Positive!
İşte bu çok çok önemli. Sanırım bunları yapan mutlu olur, her zaman olmasa bile genelde.
288 syf.
·7 günde
Bu kitabı hiç okumak istemedim, yani aklım da yok idi..
Bir arkadaşım var, Sevda sürekli hastaneye gider, tedavi için. Hafta da iki üç kez konuşuruz, görüntülü olarak.(başka bir şehir de yaşıyor, o sebebten dolayı. ) hastalığının adı ise hemofili (kan hastalığı, kanaması olduğun da durmuyor, İlaçla durduruluyor.)
Yine bir gün konuşuyoruz. : ) benden jest yapmamı istedi (kitap okumamı) nasıl kırabilirim ki. : ) tamam dedim, hangi kitabı okuyacağım? Ona göre yarın alıvereyim. Mavi Saçlı Kız dedi. Düşündüm öylece.. Biliyorum çok duygulu bir kitap, üzmek istemem Sevda 'yı.
Okurum sadece bir şartla : ) ağlamak ya da duygulanmak yok, söz ver okuyacağım dedim.
Kabul etti. : )
Gittim ve aldım o gün içinde. O akşam okumaya başladım. Tabi 1 gün de bitmedi. Günlerce okudum.
Burçak, Sevda ve ben bir olduk bazen güldük, bazen üzüldük : )
Öff! bir anda herşey başladı. Okurken kendimi onların yerine koyup, okuyor, duygulanmamak için kendimi zor tutuyorum. (ara da bir su içmeye, kahve almaya gidiyorum Sevda, odaya geçip salya sümük falan.)


Burçağ'a Geçelim..

Kitap günlük şeklindedir. Burçak' ın hayalleri, umutları küçücük bir kızın günlüğü ile başlıyor.
Düşünün bu küçük kızı.. Hastalığıyla olan savaşını, küçücük yaşamını düşünün.
Okurken bazen üzülecek, bazen gülümseyeceksiniz. Sevda ' ya okurken, yaşadığımız her anın ne kadar kıymetli olduğunun farkına vardık. Ne kadar kıymetli imiş o geçirdiğimiz vakitler, ne kadar güzelmiş..

Ancak her şey güzel giderken, Burçak bir anda hastalanır. Tam en güzel yılların da. Bir baş ağrısı, elinde morluk, Aman Allah 'ım.
Orda koptum zaten. Hastaneye giderler orası da hastalığının en baş haline falan döndüğünü söyleyip, Almanya' ya giderler. Orada da bir çare bulamazlar.
En kötü yanı da,
doğum gününe beş gün kala
Mavi Saçlarıyla beraber gençliğinin baharın da ayrılıp gidiyor.

Kendimi Sevda ve Burçak 'ın yerine koydum. Hani diyor ya kitabın arka kapağında...

Sabahları
Hasta uyanmanı istiyorum
Hastaysan eğer
Yaşıyorsun demektir.

İnsan her defasında örnek almalı. Hayatı yaşıyoruz sağlıklı veya huzurlu işte bu yeterli olacaktır. Kitabı baskıyla okumanızı istiyorum. Burçak, Sevda ile çocuk olmanızı, hasta olmanızı...
288 syf.
·10/10
Lösemili genç bir kızın günlüğünü ve fotoğraflarını barındıran; yaşama sevinci, ölüm ve aşk konularını iç içe işleyen ve kitabın yazarının kitabın kahramanı olduğu eserdir.

Sarsıcıdır. Uzun süre sizi düşünmeye iter. Yaşamı sorgulatır. Etkisinden kurtulmak haftaları; hatta ayları alabilir.

Mavi Saçlı Kız, ablamın ergenlik dönemindeyken eve getirdiği ve aylarca okuyup bitiremediği kitaplardan yalnızca biriydi. Tıpkı Bir Genç Kızın Gizli Defteri gibi. Ben ise kitap okumayı seven, her bulduğunu okuyan, tipik yaramaz erkek kardeşler gibi ergenlik çağındaki ablamın eve getirdiği kitapları gizlice alarak gece yarıları okuyordum. Ablam 19, ben 17 yaşındaydım. Burçak Çerezcioğlu ile tanışmam da bu şekilde gerçekleşmişti...

Mavi Saçlı Kız’ı da diğer kitaplar gibi ablam uyuduktan sonra gizlice alıp okumaya başlamıştım. Şu an kitabın içeriğinde yer alan hiçbir olayı ve hiçbir cümleyi hatırlamıyor olmama rağmen, beni nasıl sarstığını ve yastığımı sırılsıklam bırakacak derecede ağlattığını bugün dahi unutamam. Ağlarken, aynı odada yattığımız ablam uyanmasın diye yorganı üstüme çektiğim anlar ise hala hafızamda capcanlı bir şekilde korunmaktadır.

2-3 gün süren okumam neticesinde, içimi dışıma çıkaran ve hüngür hüngür ağlatan bu kitap aynı zamanda beni büyük bir çelişkide de bırakmıştı. Çelişkim; Burçak'ın ölmemesi için kitabı artık okumak istememem ve Burçak'ın kurtulma mucizesini içimde gizlice sakladığımdan kitabı hızlıca okumak istememdir. Unutamadığım bir zamana ait unutamadığım bir çelişkidir.

Kitabı okuyacak arkadaşlara tavsiyem, psikolojik olarak kendinizi zayıf hissettiğiniz bir dönemde bu kitaba başlamayın. Ama mutlaka bir gün okuyun.
288 syf.
·2 günde·10/10
Yüreği yeten dedim çünkü benim yüreğim 279. sayfaya kadar yetti. O güzel kızın aynada kendine baktığı fotoğraflı sayfaya kadar. Öldüremezdim onu. Öldürmedim de.

Gurur duydum ülkemle ve milletimle bir kez daha. İnsanların Burçak için, sadece bir nefes daha alabilmesi için çırpınışlarıyla gurur duydum.

1979 doğumlu Burçak ablanın -ki öldüğünde 15 yaşında sadece- gerçeğini mutlaka okuyun.

Tabi yüreğiniz yetiyorsa, benim yetmedi, yetemedi. Onu öldüremedim...

Saygılarımla...
288 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
" Sen hey günlüğüm`ü okuyan çok şanslısın. " diyor başlarken Burçak... Sanki yıllar geçecek günlüğü`nü okuyacaklarını biliyormuş gibi.

12 yaşından günlük tutmağa başlar Burçak. İlk başta her şey normaldir. Okurken de görürsünüz. Doğal genç kız düşünceleri. İronik olanı ne biliyor musunuz? Burçak ; günlük tutmağa Anne Frank`a özenerek başlıyor. Sonunun ona benzeyeceğini bilmeye bilmeye...

Kitab`ı eleştirmek gibi bir niyetim yok. Buna hakkım olmadığını da biliyorum. Nasıl eleştire bilirim ki, nasıl niye böyle yazmış diyebilirim ki, yaşadıklarını yazdığını bile bile...

Elimizde olanların, yanıbaşımızda duranların hatta bizden uzak duranların da kıymetini bilelim... Hayat çok kısa... Bugün yanımızda olduğunu bildiğimiz birini yarın göremeye biliriz... Onun için kimsenin kalbini kırmamaya çalışalım. Mavi Saçlı Kız bize bunları anlatmağa çalışıyor...

Keyifli okumalar.
288 syf.
·6 günde·7/10
7. Sınıf öğrencisi olduğum dönemde Türkçe ögretmeni bu kitabı tüm sınıfa zorla okutup bide sınav yapmıştı. Tüm sınıf harıl harıl okumuştu. Kitap sınavdan yüksek not alma aracına dönüşmüştü. Sırf baskıyla okutulduğu için o zamanlar okumamıştım kitabı. O zaman okuyanların hangisi, kitap hakkında ne hatırlıyordur; orasi meçhul. İyki bu dönemde anlayarak okudum. İyki o zaman sınavdan yüksek not alma kaygısıyla okumamışım. Okumamın tam yeri ve zamanı içinde bulunduğum zaman dilimi ve mekanmış.
Kitabın eleştirilecek veya bu şöyle oldu-böyle olsaydı diye yorumlanacak bir tarafı yok. İyki yazılmış bu kitap ki ölümünden seneler sonra bile birileri, arkasından onu rahmetle anabiliyor....

Benim ilgimi çeken başka bir hususta var. Evlat sahibi değilim. Lakin benim kızım bu hastalığa yakalansaydı bu kadar serbest bırakmazdım sanırım ya da yaşadıkları, gezdikleri yanına kar kalsın diye ailecek daha da dağıta bilirdik. Bilmiyorum... Allah'ta öğretmesin inşallah.
288 syf.
·Beğendi·10/10
16 yaşında Lösemi hastası Burçak'ın günlüklerinin bir derlemesi. Pes etmek yerine hastalığını cesaretle kabullenen öyle içten ve hayat dolu bir kişiliğe sahip ki Burçak. Büyük hayallerine, ilk aşkına ve hayal kırıklıklarına adım adım şahit oluyoruz. Lösemi’nin hayatını altüst etmesine rağmen nasıl neşeyle hayata daha çok bağlanılabileceğini gösteriyor bizlere. Kitapta gözyaşlarımı tutamadığım ve boğazımın düğümlendiği yerler ise anne ve babasının tedavi süresi boyunca yaşadıklarını ve hissettiklerini paylaştığı kısımlar. Konu itibariyle kitap baştan sona hüzün dolu ama yaşamak için umutla hayata tutunan Burçak’tan daha güzel bir örnek tanımıyorum. Bu kitabı yıllar önce okumuştum ve yine aynı şekilde etkilendim, okumayan varsa mutlaka okumanızı tavsiye ediyorum.
288 syf.
·10/10
Okuduğuma sevinsem mi üzülsem mi bilemedigim bir kitapsin sen. Aslında kitap yerine günlük demek doğrusu.. yaşadıklarına rağmen umudunu hiç yitirmemiş ve hastane ev arasında gidip gelirken hep yazmış. Bazı insanlar böyledir kısacık bir hayat yaşarlar ama çok şey bırakıp giderler sen de onlardan birisin Burçak..
288 syf.
·Beğendi·9/10
Mavi saçlı kız.
Yıllar önce okudum. Ve tekrar okumayı düşünüyorum. Lise yıllarım. Kitap okumaya geçmesinin en yoğun olduğu dönemler 100 temel eserin neredeyse hepsini bu dönemde okudum. Bir boşluk hissettiğim bir dönemde matematik hocam bir hediye ile geldi sınıfa. Hediye bana idi. Sebebi neydi hala bilmem. Sözel sınıfı idik sınıfın hepsi düzenli kitap okurdu. Ama hoca beni seçmişti bu özel kitap için. Neyse aldım kitabı biraz evirip çevirdim. İlk başta okusam mi diye tereddüt ettim. Lakin elimde bir kitap vardı o zaman. Neyse elimdeki kitabi yarım bıraktım hocam için. Kitaba başladım. Adım burçak diye başlayan bir günlük bı iki sayfa okuduktan sonra bağlandım kitaba. Kanser tedavisi gören bir çocuğun kendi kaleminden çıkan bir gunluk. Burçak seçtiği her kelimeyi özenle seçmiş. Paldır küldür yazmamış . Her kelime ayrı bir yürek ifadesi taşıyor. Burcagin kansere yenik düşmesi sonrası ailesi tarafından kitaba dönüştürülmüş. İyiki de dönüştürülmüş. Bir çok kanser mücadele hikayesi okudum ve ya dinledim ama asla ve asla direk birinin yaşayan birinin mücadeleyi veren birinin ağzından çıkan sözler kadar etkili olamayacağını fark ettim. Teşekkürler burçak teşekkürler ailesi.
Burcak cerezcioglu mavi saçlı kadin kitabını okudum kısa bir süre de bir çırpıda denilebilecek bir sürede . Sonra sınıfta sürekli el değişti. En son tekrar bana geldi kitap. Tabi beni etkileyen her kitapta olduğu gibi bunda da aynısı yaptım. Kitabı yolculuğa çıkardım. İlk sayfasında su sözleri yazarak tabi. Bu kitabı okuduktan sonra kitabı bir başkasına teslim edeceğim. Bunun için söz veriyorum. Bu imzaya kitap yola çıktı umarım bir gün tekrar bana döner
288 syf.
·10/10
Okumayan kalmışmıdır bilmiyorum aslında bu kitabı. Mavi Saçlı Kız, daha 14 yaşında Lösemi'ye yakalanan Burçak'ın günlüklerinden derlenen bir kitap. Onun 16 senelik hayatına açılan bir pencere. Kitabın ilk sayfaları o kadar normal ki, normal bir kızın sıradan günlük yaşamını okurken her şey bir anda tepetakla oluyor.
Ve kitap aslında Türkiye'de sağlığın nasıl önemsenmediğinin de bir kanıtı. Lösemi gibi teşhisi kolay (keşke tedavisi de teşhisi kadar kolay olsa) bir hastalığı nasıl başka teşhis koyabilirsin ya. Birde seni hastaneye prof. diye koymuşlar. İstisnaları geçerek söylüyorum ki Türkiye'de ki hastaneler de insan canına zerre değer verilmiyor. Bunu kitapta bir kez daha görüp, anlıyorsunuz. Burçak çok büyük acılar çekiyor. Ancak 1 sene sonra hastalığını atlatıyor. Her şey normale döndü, dönüyor derken hastalığı nüks ediyor ve tedavi olduğu hastaneye gittiklerinde hastalığının ilk yakalandığı döneme döndüğünü ve artık yapılacak bir şey kalmadığını söylüyorlar. 95 yılında, 16. doğum gününden 4 gün önce bu boktan dünyaya gözlerini kapatıyor. Günlüklerinden ziyade arkadaşlarına yazdığı mektuplar, babasının ve annesinin yazıdığı minik yazılar, fotoğraflar ve onun için düzenlenen yardım kampayalarının gazete küpürleri vs her şey var kitapta. Son sayfalarda arkadaşına yazdığı bir mektubun parçası beni hıçkırıklara boğdu bir de sonu tabi ki.
Anlatılcak pekte bir şey yok aslında alın okuyun hala okumadıysanız inanın hayata bakış açınız değişecek. Ne kadar da küçük şeyleri dert edindiğiniz ile yüzleşeceksiniz.
288 syf.
·2 günde·10/10·
96 yılı Eylül ayında doğmuştum... Kısa bir süre geçti doğmamın üzerinden Talasemi majör olduğumu söylemişler... Ergenliğini göremez demişler... Ne çocuğu olur, ne insan gibi yaşar demişler...(duyduklarım bu idi sanırsam büyüklerimden...) ağır tedaviler sonucu şimdi 2 çocuğumla evimde bu kitaba bakıyorum...

Canım kız... Gökyüzü gülüşlü Burçak... Hep Amerika hayali kuran mavi saçlı kız... Günlüğün okundu, hemde sayısız bir şekilde ve ünlü oldu... Peki sen neredesin, yattığın yerde rahat mısın güzel kız... Rabbim mekanını cennet eylesin...

Keşke okumasaydım, kalbim, ah o beni ezen anne yüreği kaldırmıyor...

Oysa ki benden büyükmüşsün, ama ölen yaşıyla kalmaz mı çocuklar?...

"Büyümez ölü çocuklar..."

Okuyun, yüreğinizle okuyun efendim...

Yazarın biyografisi

Adı:
Burçak Çerezcioğlu
Unvan:
Yazar
Doğum:
İzmir, 15 Mayıs 1979
Ölüm:
İzmir, 11 Mayıs 1995
15 mayıs 1979' da asik oldugu izmir'de dogdu... 11 mayıs 1995' de dogum gününe 4 gün kala izmir'de öldü.hep güzeldi.. hep melekti..Sonsuza kadar güzel kalmak isterdi..Hala güzel..


Burçak hayata gülen gözlerle bakabilen, hayata bağlı, neşeli bir kızdır.Ve hayatta iki hedefi bulunmaktadır.birincisi sinema sanatçısı, tiyatro oyuncusu veya manken olmaktır.Yani tanınmış, ünlü biri olmak istemektedir.Burçak'ın ikinci arzusu ise Amerika'ya gitmektir.Burçak çok küçük yaştan beri Amerika'da yaşamak, orada okumak istemiştir.Bu hedefi gerçekleşir ama Amerika'ya orada yaşamak için değil, son günlerini iyi geçirmesi için gider.Çünkü Burçak lösemi hastalığına yakalanmıştır.14 yaşında iken sırt ağrıları, halsizlik gibi nedenlerden dolayı hastaneye giden Burçak'ın önce sınav stresinden dolayı psikolojik bir rahatsızlığı olduğu söylenir, aynı belirtilerin artmasıyla hastaneye giden Burçak'a bu kez bir tür kemik hastalığına yakalandığı söylenir.

Rahatsızlığının artmasıyla hastaneye tekrar giden Burçak'ın lösemi olduğu anlaşılır.Ailesi perişan olur, çok üzülürler ve bu hastalığı Burçak'a anlatmaya karar verirler.Burçak hastalığını öğrenince önce şaşırmış, inanamamıştır, ancak hiçbir zaman yılmamış, her zaman kurtulacağını düşünmüştür.Ve doktorların iki ay ömür biçtikleri Burçak yaşama azmi ile iki sene hayatını sürdürmüştür.

Ailesi Burçağın Almanya'da tedavi olmasının daha iyi olacağını düşünerek Burçak'ı Almanya'ya götürmüşlerdir.Ve herkes Burçak için seferber olmuş, her yerde yardım için çalışmalar yapılmıştır.Burçak'ın en büyük korkusu saçlarını kaybetmek olmuştur, ama hiçbir zaman saçları tam olarak dökülmemiş ve dökülen saçları da peruk yapılmıştır.Ve Burçak'ın rahatsızlığın arttığı bir dönemde doktorun tavsiyesi ile ailesi en büyük arzusunu yerine getirmek için Burçak' Amerika'ya götürmüşlerdir.Burçağa ise iyileştiği için kendisine bir armağan olduğu söylenmiştir.

Ancak yapılan tüm çabalara rağmen Burçak kurtarılamamış, rahatsızlığa daha fazla dayanamayan Burçak 16. doğum gününe 4 gün kala sonsuzluğa kavuşmuştur.


Yaşam ve ölüm arasındaki çizgi bazen çok incelebilir. Bu çizgide yaşanan hayatlar vardır. Can yıkıcı hayatlar.

Emek emek büyütülen sevgiler vardır. Cesaret olmadan tek adım atılamayacak tehlikelerin içine sokar insanı. Acıya beklenmedik faturalar çıkarır. En umulmadık anda, renkler değişir.

Küçücük bir yaşamın ardında kalan, insanın kendisinden büyütüp sevdiği, korumaya yazgılı olduğu bağlılıklar vardır.

Burçak Çerezcioğlu,16 yaşında lösemiden öldüğünde, cesareti, sevgiyi ve yaşamı tanıyordu.


Ne yazık ki kurmaca olmayan bir hayat öyküsü.

Bir babaya, bu dizeleri yazdırmış bir hayatın.

Sabahları

Hasta uyanmanı istiyorum

Hastaysan eğer

Yaşıyorsun demektir.


"ister acıklı, ister mutlu; ister uzun,ister kısa ..
film bitiyor bir gün. olması gereken, olması gerektigi zamanda oluyor...
o an ısıklar yanıyor.. perdedeki görüntüler son'a eriyor.
seyrettikleriniz hayal oluveriyor."


kurt cobain'i ve jim morrison'u çok seven, istanbul'dan nefret eden, gerçekten meleğimsi bir kızdı...

Yazar istatistikleri

  • 106 okur beğendi.
  • 7,1bin okur okudu.
  • 53 okur okuyor.
  • 1.212 okur okuyacak.
  • 69 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları