Burhan Sönmez

Burhan Sönmez

YazarÇevirmen
8.1/10
148 Kişi
·
405
Okunma
·
39
Beğeni
·
2.986
Gösterim
Adı:
Burhan Sönmez
Unvan:
Türk yazar
Doğum:
Haymana, Ankara, 1965
Burhan Sönmez (1965- ... ), yazar, edebiyatçı. İlk romanı Kuzey 2009 yılında yayımlandı. İkinci romanı Masumlar 2011'de çıktı.

Masumlar adlı romanı ile 2011 yılı Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Sedat Simavi Edebiyat Ödülü'ne değer görüldü.

Murathan Mungan'ın hazırladığı Bir Dersim Hikâyesi adlı kitapta Tarih Öncesi Köpekler öyküsüyle yer aldı. (2012)

Burhan Sönmez, Haymana’da doğdu. İstanbul’da Hukuk Fakültesi’ni bitirdikten sonra bir süre avukatlık yaptı. TAKSAV’ın (Toplumsal Araştırmalar, Kültür ve Sanat için Vakıf) kurucuları arasında yer aldı. ÖDP’nin (Özgürlük ve Dayanışma Partisi) kurucu üyeliğini ve genel başkan yardımcılığını yaptı.

Politik nedenlerle birkaç kez gözaltına alındı. 1996 yılında polis marifetiyle ağır yaralandı. Uzun yıllar İngiltere’de (İşkence Tedavi Merkezi’nin desteğiyle) tedavi gördü. Şiire ilgi duymasına ve ulusal ölçekli yarışmalarda ödül almasına rağmen, sonradan romana yoğunlaştı. Elektriksiz ücra bir köyde, Kürtçe masallar anlatan bir annenin elinde büyümüş olması ve buna modern edebiyatın gücünü katması, yazarlığının ilhamını ve alt yapısını oluşturur.

BirGün gazetesi ve Birikim dergisi gibi yayınlarda yazılar yazıyor. ODTÜ'de edebiyat ve roman üzerine ders veriyor. Türkiye PEN üyesidir.

Halen İstanbul’da ve Cambridge'te yaşıyor.


KUZEY

Burhan Sönmez‘in ilk romanı olan Kuzey, Rinda adlı genç bir avcının serüvenini anlatmaktadır. Daha iki yaşındayken babası onları terk edip gitmiş, ama yirmi yıl sonra köyüne dönerken ölmüştür. Rinda, babasının ölümündeki sırrı çözmek için kuzeye gider ve yeni bir dünyaya tanık olur. Felsefi bir masal edasıyla tasvir edilen kuzey, hem babasını hem de kendini tanımanın macerası olur onun için. Gazali, İbni Rüşd gibi İslam filozofları ile Aristo, Heidegger ve Marks gibi Batılı düşünürlerin fikirleri aracılığıyla, varlık ve aşk üzerine süren arayışlar, romandaki gizemin çözülmesinde anahtar rol oynar.


MASUMLAR (2011 yılı Sedat Simavi Edebiyat Ödülü)

Sır kitabı taşıyan bir kadın, masum şiirlere inanır. Uykusuz bir adam, mezarlıklardan ve ölümün kıyısından geçerek hayata tutunmaya çalışır. Herkesin bir sırrı ve günahı vardır. Adamla kadın, bir gün kaderin kırık köprüsünde karşılaşırlar. Kadın kitap falı bakar, adam kendi kendine bozkır türküleri mırıldanır. Haymana Ovası’nda, Tahran’da ve Cambridge’te geçen hayatlar… Eski zamanların umudunu taşıyan bu romanda Burhan Sönmez, farklı rüzgârların savurduğu çok sayıda kahramanı usta bir incelikle bir araya getiriyor.
Yokuşu ağır ağır tırmanırken, önümde yürüyen genç bir kadın ile erkeğin ölüm ve mutluluk üzerine konuşmalarını işitiyorum. Mutlu olmak istiyorsan, diyor kadın, bağlanacak bir şey bul kendine, bir inanç ya da sevgili. Ama gerçeği bulmak istiyorsan, ölümü izle.
Burhan Sönmez
Sayfa 23 - İletişim, 1. Baskı
"bizim burada acımız azalırken, başka yerde insanlar ölüyormuş, tuhaf dünya. şimdi bizim acımız yeniden başlarken, dileyelim de başka yerlerdeki insanlar iyi olsun."
Yeniden gülmeye başladık. İnsan bir sarhoşken bir de gülerken geleceği unutur, hayatı umursamazdı. Acı çekerken zamanın durması gibi, gülerken de zaman dururdu. Geçmiş ve gelecek silinir, an denen sonsuzluk kalırdı.
Genç bir adam ormanda kaybolmuş. Günler sonra yaşlı birine rastlamış. Yaşlı adam da uzun zamandır ormanda kayıpmış ve genç adama çıkış yolunu birlikte aramayı önermiş. Olmaz, demiş genç adam, seninle zaman yitiremem, çıkış yolunu bilseydin şimdiye kadar bulurdun. Ama, demiş yaşlı adam, ben çıkmayan yolları öğrendim.
Burhan Sönmez
Sayfa 66 - İletişim Yayınları
Belleğimi yitirdiğime göre bunca yıllık hayatımı da yitirdim , sıfır noktasındayım..
İnsanlar hayata, sahaftaki kitaplara bakar gibi bakıyorlar. Yeni kitaplar ucuz, eskiler pahalı. Hayatta da, eski zaman değerli. Bugün değil dün değerli, ondan önceki gün daha da değerli.
Burhan Sönmez
Sayfa 28 - İletişim, 1. Baskı
80 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Eğer bir kitabı hiç incelemeden alip okuyacaksam en genel anlamda aradığım kıstas 6.45 yayınlarından basılmış olmasi olabilir.

Kitabın ilk sayfasında kitapla ilgisi olmamasiyla beraber 6.45 in klasik notu var. " Eger kitabı hatıri sayılır ölçüde basip çoğaltacak iseniz (korsan) bu ilk basta ahlak kurallarina göre ayıp, sonra ise yasalara aykırıdır. Lakin eğer kitabi bir fanzin için kopyaliyorsaniz(dikkat ! dergi degil fanzin) istediğinizi yapıp kopyalayip dağıtabilirsiniz. Yayınevi gibi yayınevi.

Bu kitap 18. yy in sonundan, londra yaşamış bir "delinin" can sıkıntısından ibaret. Sanki bir gün yatağına uzanmış uykuya dalmış ve bir anda kör bir rüyanın içinde bulmuş kendini. Kısa kisa aforizmalarla iyi kötü, din akil, id ego superego, doğru yanlış, zengin fakir gibi konulara öpücük atıp yoluna devam ediyor. Bir an kendinizi cehennemde yüksek bir kürsüye çıkıp elinizi havaya kaldırıp nutuk atarken buluyor, bir an sırat köprüsünden cennete düşerken buluyorsunuz.

William Blake; Nietzsche gibi, Sade gibi, Reich gibi "deli" ilan edilmiş bir şair ressam yazar..
Yaşadığı dönemin kalıplarına sığmamiş, 19. 20 yy taşmış biri. Egitimini düzenin eğitim kurumlarında değil kendi başına almış, gittiği her yerde sorun olmuş fazlalık biri. Blake iblisle, isayla, yehovayla, cennetle, cehennemle bir ömür geçirmiş, resim çizmiş, şiir yazmış ve düşünmüş biri.

"Bir düşünce ummanı doldurur."

İyi okumalar.
228 syf.
·9/10
Burhan Sönmez dört esere imzasını attı. Bence İstanbul İstanbul bambaşka bir yerde. Hem kendi eserleri arasında hem de Türk Edebiyatı arasında.

İşleyeceği konuyu, anlatıyı öyle güzel bir kurgu içerisinde ifade ediyor ki Sönmez... Tam anlamıyla bir edebiyat ziyafeti çekeceksiniz bundan emin olabilirsiniz.

Bölüm bölüm ilerleyen bir eser. Tutsak olanlardan hikayeler dinleyeceksiniz diyeceğim; ama olmayacak. Bence nefes alıyorken kendini tutsak hissedenlerin romanı bu.

Okuyunuz sadece.
80 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Cennet ile Cehennemin Evliliği, imgelemi ön planda tutan bir şairin gözünden farklı bir dünyaya aralanan kapı, bayatlamış ve kalıplaşmış inançlara bir başkaldırı. Birçok şairin aksine şeytanı Tanrı'dan ayırmayan, insan bedenini ve ruhunu da Tanrıyla bütünleştiren, kutsal buyruklara eleştirel bir bakış açısı sunan İngiliz ressam ve şair Blake, panteist duygularını şiir ve çizimlerine yediriyor, kişileştirilmiş Tanrı kavramına karşı çıkarak bütünselliği sembollerle vurguluyor bu eserinde. Özdeyişlerindeyse mizahi bir dil kullanıyor.

Aynı zamanda radi­kal görüşleriyle de bilinen İngiliz Romantik Okulu’nun hazırlayıcılarından ol­an Blake, sembolizmi kullanarak toplum eleştirisiyle beraber Avrupa'daki devrimi kucaklamadan geçmiyor. Gelenekselcilik ve kısıtlayıcılığın karşısında durarak hayalgücüyle bir evren yaratıyor kendine. Bu evrende düşünce kalıplarına yer yok. Bunu da en açık şekilde şöyle ifade ediyor:

"Zincirler, enerjiye direnme gücüne sahip olan zayıf ve ehlileşmiş zihinlerin kurnazlığıdır."

Meleğin şeytandan, insanın Tanrı'dan, Tanrı'nın doğadan ayırılmadığı şiirsel bir evrende eşitlik sağlayan şair, yarattığı mitolojide karşıtlığın gerçek dostluğunu vurgulayarak ilan etti kutsal birliği.

Ve böylece sonsuza dek birlikte ve mutlu yaşadı, aklı temsil eden melek ve hayalgücünü temsil eden şeytan.

Devrimi var, prangaları yok etti sanatçı.

Hakikatin şairlerden geldiğine beni bir kez daha inandırdı.


*Blake'in çizimleriyle beraber sunularak resim ve şiirin iç içe geçtiği bu kitabın ruhuna yakışan, okurken şiddetle tavsiye ettiğim bir duyumsal doyum için: https://youtu.be/_ioc6sdgugo
228 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Küçücük bir hücreden, küçücük yüreklerden koskocaman bir İstanbul masalına doğru başlıyor hikayeleri…
Berber Kamo, Öğrenci Demirtay, Doktor, Küheylan Dayı, Zine Sevda ve bir hücrede kesişen yolları. İlk defa karşılaşan insanların yolculuğu, bir karanlıktan başka bir karanlığa doğru. Bu karanlığı aşmanın yolu İstanbul. Yeraltıyla, yerüstüyle; görüneniyle, görünmeyeniyle; hayaliyle, gerçeğiyle İstanbul. Acının bedenlerini teslim aldığı ama kimsenin görmediği, kimsenin bilmediği, kimsenin duymadığı yeraltıydı onların İstanbul’u.
Yoktan var olmaya çalışmanın, işkencelerden yara almadan çıkmanın, insanlığın yok olduğu bir zamanda insana inancını yitirmemenin, son nefesine kadar direnmenin, çekilen acıda ruhunu teslim etmemenin mücadelesi…
Gidenlerin ardından dik durabilmenin, her şeye rağmen yıkılmamanın, acıya beraber göğüs germenin, güvenin, sevdanın, tükenmemenin hikayesi…
228 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10
Acının sınırı var mıdır? Acı zamanı durdurur mu, yoksa zamana derinlik mi katar?

Burhan Sönmez’in “İstanbul İstanbul” isimli romanı, acı ve keder üzerine, bizim topraklara, bizim tarihimize özgü, yaşanmışlık olasılığı çok güçlü bir kurgu eser.

Yerin üç kat altında, bir hücrede, sorgu sıralarını bekleyen 4 kişinin, 10 günlük hikâyesi. Romanda belirtilen bir zaman yok. Sadece 1980 darbesinin hemen sonrası olduğunu tahmin ediyoruz.

Öğrenci Demirtay, Doktor, Berber Kamo ve Küheylan Dayı hücrede acılarını, hayallerini paylaşan dört ana karakter. Bu karakterlere, karşı hücreden Zine Sevda, Berber Kamo’nun eşi Mahizer, doktorun oğlu ve onun sevdiceği Mine Bade de kısa aralıklarla eşlik ediyor.

Büyük olasılıkla aynı devrimci örgütün, birbirlerini tanımayan üyelerinin işkencelerle sorgulandığı ölüm ile kalım arasındaki süreçte, küçük bir hücreyi paylaşan dört karakter, İstanbul’da üç kat yerin altında ama hayalleri ve hikâyeleri ile İstanbul’la sarmaş dolaş halde acıyla yoğruluyorlar.

Romanda, hücredeki dört karakter oldukça güçlü işlenmiş. Her bir gün, bir karakter tarafından anlatılıyor. Romanın geçtiği 10 günde, Öğrenci Demirtay 3 günü, doktor 3 günü, berber Kamo 2 günü, Küheylan Dayı 2 günü anlatıyor. Her bir anlatıcı kendi acıyla imtihanını, yakalanma sürecini ve hikâyelerini anlatıp, hücredeki diyalogları aktarıyor. Her bir karakter, kendi kişiliğinin parçası olan kederi, inançsızlığı, hayalciliği ve umudu ön plana çıkarıyor.

Bir yanıyla siyasi bir roman gibi görünürken, romanın hiçbir noktasında karakterlerin siyasi fikirleri ve söylemleri yer almıyor. Hatta ilginçtir, hücredeki iki karakter siyasi fikirleri ve eylemleri nedeni ile değil, birisi çocuğunu diğeri eşinin kurtarmak uğruna yakalanıyorlar.

Romanda İstanbul, belki de en önemli karakter olarak yer alıyor. Anlatılan her bir hikâye İstanbul’a temas ediyor; Çölde geçen bir hikaye de, okyanusta geçen bir hikaye de. İstanbul, fakirliği ve zenginliği, iticiliği ve çekiciliği, gerçekleri ve yalanları, yaratıcılığı ve çürümüşlüğü ile romanda son derece zengin bir şekilde tasvir ediliyor. İnsanın kentle başlayan macerası, kentin doğayla tezatlığı her bir hikâyede ve anlatıda işleniyor.

Güçlü karakterleri, zengin ve ilgi çekici kurgusu, ince işlenmiş arka planı ve akıcı dili ile beni son derece etkileyen bir kitap oldu. Burhan Sönmez’in bu son kitabından önce yazdığı diğer iki romanı da okumak için heveslendirdi.
80 syf.
·Beğendi·10/10
William BLAKE – Cennet ve Cehennemin Evliliği

İzmir’den Fethiye’ye 5 saatlik yolculuk sırasında hayattan kopup okuduğum kitap, Cennet ve Cehennemin Evliliği…

İlk sayfaları şöyle bir karıştırıp, okuyayım derken kitap bitti. Ciddi bir yolculuk idi. Dante’nin İlahi Komedya’sına hazırlanırken iyi geldi bu eser.

Kitap hakkında düşüncelerimi yazmadan evvel sizlere William Blake’den bahsetmek istiyorum.

Blake kimilerine göre dahi kimilerine göre tam bir kaçık. Sahicilik ve aykırılığa bağlı bir insan eserlerinde. İlk yazdığı dönemlerde oldukça küçümsenmiş fakat sonrasında ise tam bir dahi olduğu kabul edilmiş ve saygı duyulmuştur. Bütün bunlar elbette harika bilgiler fakat benim dikkatimi çeken şu oldu, eşi Catherine okuma-yazma bilmeyen biri imiş ve Blake okuma-yazmayı, aldığı oymacılık-resim eğitimini de başarı ile öğretmiştir Catherine’ya. Ve birlikte 1790-93 yıllarında tamamladığı, ‘’Cennet ve Cehennemin Evliliği’’ eseri için levhalar oyarak basılan şiirleri ve resimleri boyamışlardır.

Bu oymacılık ve boyamaları kitapta göreceksiniz. Toplamda yirmi yedi levha ve eşsiz güzellikteler. Dikkatli bakmanızı tavsiye ederim. Çünkü detaylar harika.

Kitaba gelecek olursak, Blake kitabında Cennet’e gitmez ve Cehennem’e ziyareti ile sınırlar kendisini. Fakat bildiğiniz daha doğrusu düşündüğünüz Cehennem algısını unutun. Buradaki Cehennem azap yeri değil, hakikatin sorgulandığı eşsiz bir mekandır. Tam benim düşündüğüm gibi…

‘’Karşıtlık gerçek Dostluktur.’’

Blake, Dante’nin İlahi Komedya’sına desenler yaparken hayata veda etmiştir. İlahi Komedya çalışmasından bugüne sadece 7 gravür kalmıştır ve söylendiğine göre son parasını da çizim kalemi almak için harcamıştır.

Önsöz kısmında Burhan Sönmez der ki; ‘’Blake’in mezar yeri uzun süre ihmal edildi. Yakın dönemlerde gerçek mezarının yirmi metre yakınına bir mezar taşı dikildi ve üzerine -adeta onun şiirinin her yerde olabileceğini ima edercesine- şöyle yazıldı; ‘’Şair-ressam William Blake (1757-1827) ile eşi Catherine Sophia (1762-1831) bu civarlarda yatmaktadır.’’ ‘’

Bu harika kitabın eşsiz çevirisi için de Burhan Sönmez’e sonsuz saygılarımı sunuyorum.

Herkese keyifli okumalar dilerim edebiyat sever güzel insanlar.
80 syf.
·Beğendi·8/10
"Algı kapıları temizlenirse her şey insana olduğu gibi sonsuz görünecektir.
Çünkü insan her şeyi ancak mağarasının dar yarıklarından görecek kadar kapamıştır kendini."

18.ve 19.yy İngiltere'sinde yetişen şair Blake Cennet ve cehennem kavramlarına farklı bir açıdan bakmış.
Çok beğendim.
Manifesto niteliğinde bir eser.
Çeviri için Mesut Küçükoğlu'nu tebrik ederim.
@dedaluskitap
159 syf.
·4 günde·5/10
Cambridge ve Haymana'da yaşanan ve her biri birbirinden farklı olan hayatlar. Politik sebeplerden dolayı ülkesinden ayrılmak zorunda kalan Brani Tawo ve Cambridge'de yaşayan İranlı Feruzeh. Kader ülkesini farklı sebeplerle terketmeye mecbur bu iki insanı İngiltere'de bir araya getirerek iki farklı dünyanın bambaşka yeni bir dünya kurabileceğini de gösteriyor aslında. Romanın içinde yer alan hayat hikâyelerinin her biri okuyucuyu kâh Anadolu'ya kâh Ingiltere'ye taşıyor. Pek çok karakterin yaşamöyküsüyle tanışmanıza ve romanın genel kurgusu içerisinde Marquez, Tolstoy gibi batılı yazarlardan sıkça bahsedilmesine rağmen fazlasıyla sade bir roman okuduğunuzu hissediyorsunuz. Aslında kitap bir aşk öyküsünden ibaret iken, kimi zaman yitirilen hayatların öyküsünü okumuş hissine kapıldım. Yazarın İstanbul İstanbul isimli eserinden sonra okuduğum ikinci eseriydi fakat benim zihnimde ve kalbimde çarpıcı bir etki uyandıramadı. Ucu fazlasıyla açık ve işlenebilecek bir eser.
228 syf.
·7/10
Burhan Sönmez,Türk edebiyatının son dönem parlayan yıldızlardan bana göre; oluşturduğu karakterler ve olay örgüsü sizi öylesine içine çekiyor ki bu kadarda olmaz diyorsunuz.Kitapta zamanla ilgili bilgi verilmiyor size neyi çağrıştırdığı tamamen yaşanmışlıklarınızla alakalı ; bana kitap 12 eylül dönemini çağrıştırdı tabi bu bir tahmin... Karakterlerin ruh dünyasını size o kadar güzel aktarıyor ki sanki sizde o hücrede o hikayenin karakterlerinden biri oluveriyorsunuz. Sonuç olarak ; kitabı okumalısınız:)))
123 syf.
·3 günde·Puan vermedi
İntihardan kurtulan sonrasında hafızasını kaybetmiş bir adam. Öncesiz bir adam Boratin. Kitap bize Yeniçağ insanın anlam arayışını daha ziyade çırpınışını gösteriyor. İçimizdeki Boratin'e sesleniyor.
Aynaya baktığımızda kendimize yabancılaşan bakışlarımıza sesleniyor. Dünü unutup Yarını hiç düşünmeden sadece anı kurtarma gayretimizi bize sorgulatıyor.
Neden ölmeyi istedin Boratin.
Kurtulmuş olman bir ceza mı?
Yoksa geçmişinin izlerinin silinmesi bir lütuf mu?
Eşyalarda, dokunduğun duvarlarda geçmişin anlarını hatırlama gayreti. Aidiyetini hissetmek istediğin güvenli bir liman arayışı.
Kabına sığamama, geçmişini, gölgeni bulma arzusu... Bir yandan da getireceği karanlıklardan korkmak.
Kitap baş karakter Boratin'in monologlarıyla bizleri de ciddi sorgulamalara tabii tutuyor. Uğruna ölünecek neler var şu hayatta? Ya da neden yaşamalıyız? Bizi hayata tutunduran şey ne? Tanrı bağlamından koparılmış bir hümanist yaşantı bizim çıkmazlarımızı çözer mi? yoksa daha ciddi açmazlara mı sokar? 

Her ne kadar farklı yaşam tarzlarımız olsa da seni çok sevdim Boratin.

Yazarın biyografisi

Adı:
Burhan Sönmez
Unvan:
Türk yazar
Doğum:
Haymana, Ankara, 1965
Burhan Sönmez (1965- ... ), yazar, edebiyatçı. İlk romanı Kuzey 2009 yılında yayımlandı. İkinci romanı Masumlar 2011'de çıktı.

Masumlar adlı romanı ile 2011 yılı Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Sedat Simavi Edebiyat Ödülü'ne değer görüldü.

Murathan Mungan'ın hazırladığı Bir Dersim Hikâyesi adlı kitapta Tarih Öncesi Köpekler öyküsüyle yer aldı. (2012)

Burhan Sönmez, Haymana’da doğdu. İstanbul’da Hukuk Fakültesi’ni bitirdikten sonra bir süre avukatlık yaptı. TAKSAV’ın (Toplumsal Araştırmalar, Kültür ve Sanat için Vakıf) kurucuları arasında yer aldı. ÖDP’nin (Özgürlük ve Dayanışma Partisi) kurucu üyeliğini ve genel başkan yardımcılığını yaptı.

Politik nedenlerle birkaç kez gözaltına alındı. 1996 yılında polis marifetiyle ağır yaralandı. Uzun yıllar İngiltere’de (İşkence Tedavi Merkezi’nin desteğiyle) tedavi gördü. Şiire ilgi duymasına ve ulusal ölçekli yarışmalarda ödül almasına rağmen, sonradan romana yoğunlaştı. Elektriksiz ücra bir köyde, Kürtçe masallar anlatan bir annenin elinde büyümüş olması ve buna modern edebiyatın gücünü katması, yazarlığının ilhamını ve alt yapısını oluşturur.

BirGün gazetesi ve Birikim dergisi gibi yayınlarda yazılar yazıyor. ODTÜ'de edebiyat ve roman üzerine ders veriyor. Türkiye PEN üyesidir.

Halen İstanbul’da ve Cambridge'te yaşıyor.


KUZEY

Burhan Sönmez‘in ilk romanı olan Kuzey, Rinda adlı genç bir avcının serüvenini anlatmaktadır. Daha iki yaşındayken babası onları terk edip gitmiş, ama yirmi yıl sonra köyüne dönerken ölmüştür. Rinda, babasının ölümündeki sırrı çözmek için kuzeye gider ve yeni bir dünyaya tanık olur. Felsefi bir masal edasıyla tasvir edilen kuzey, hem babasını hem de kendini tanımanın macerası olur onun için. Gazali, İbni Rüşd gibi İslam filozofları ile Aristo, Heidegger ve Marks gibi Batılı düşünürlerin fikirleri aracılığıyla, varlık ve aşk üzerine süren arayışlar, romandaki gizemin çözülmesinde anahtar rol oynar.


MASUMLAR (2011 yılı Sedat Simavi Edebiyat Ödülü)

Sır kitabı taşıyan bir kadın, masum şiirlere inanır. Uykusuz bir adam, mezarlıklardan ve ölümün kıyısından geçerek hayata tutunmaya çalışır. Herkesin bir sırrı ve günahı vardır. Adamla kadın, bir gün kaderin kırık köprüsünde karşılaşırlar. Kadın kitap falı bakar, adam kendi kendine bozkır türküleri mırıldanır. Haymana Ovası’nda, Tahran’da ve Cambridge’te geçen hayatlar… Eski zamanların umudunu taşıyan bu romanda Burhan Sönmez, farklı rüzgârların savurduğu çok sayıda kahramanı usta bir incelikle bir araya getiriyor.

Yazar istatistikleri

  • 39 okur beğendi.
  • 405 okur okudu.
  • 7 okur okuyor.
  • 214 okur okuyacak.
  • 5 okur yarım bıraktı.