Can Yücel

Can Yücel

7.8/10
414 Kişi
·
1.353
Okunma
·
1.017
Beğeni
·
12.703
Gösterim
Adı:
Can Yücel
Unvan:
modern Türk şair
Doğum:
İstanbul, 21 Ağustos 1926
Ölüm:
Datça, 12 Ağustos 1999
Can Yücel (d. 1926 - ö. 12 Ağustos 1999), modern Türk şair. Kullandığı kaba ama samimi dil ile Türk şiirinde farklı bir tarz yaratmıştır.Can Yücel, 1926'da İstanbul'da doğdu. Millî Eğitim Eski Bakanı Hasan Ali Yücel’in oğludur.rnrn1943 yılında, yakın dostu ve Ankara Atatürk Lisesi'nden sınıf arkadaşı Gazi Yaşargil ile birlikte yurtdışı eğitim bursu kazandığı halde, babası, dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel'in " Bakan, kendi oğluna torpil yaptı derler" diyerek engellemesi nedeniyle yurtdışına gidemedi. Ankara ve Cambridge üniversitelerinde Latince ve Yunanca okudu. Çeşitli elçiliklerde çevirmenlik, Londra’da BBC’nin Türkçe bölümünde spikerlik yaptı. Askerliğini Kore’de yaptı. 1958’de Türkiye’ye döndükten sonra bir süre Bodrum ve Marmaris'te turist rehberi olarak çalıştı. Ardından bağımsız çevirmen ve şair olarak yaşamını İstanbul’da sürdürdü. 1956 yılında Güler Yücel ile evlendi. Bu evlilikten iki kızı (Güzel ve Su) ve bir oğlu (Hasan) oldu.rnrnSon yıllarında Eski Datça’ya yerleşti ve her hafta Leman, her ay Öküz dergilerinde yazıları ve şiirleri yayımlandı. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel`e hakaretten yargılanan Yücel, 18 Nisan seçimlerinde Özgürlük ve Dayanışma Partisi`nin İzmir 1. sıra milletvekili adayı oldu. 12 Ağustos 1999 gecesi ölen şair, çok sevdiği günebakan çiçekleriyle uğurlanarak Datça'ya gömüldü.rnrnCan Yücel, 1945-1965 yılları arasında `Yenilikler`, `Beraber`, `Seçilmiş Hikayeler`, `Dost`, `Sosyal Adalet`, `Şiir Sanatı`, `Dönem`,`Ant`, `İmece` ve `Papirüs` adlı dergilerde yazdı. Daha sonraları `Yeni Dergi`, ‘Birikim`, `Sanat Emeği`, `Yazko Edebiyat` ve `Yeni Düşün` dergilerinde yayımladığı şiir, yazı ve çeviri şiirleri ile tanınan Yücel, 1965`ten sonra siyasal konularda da ürün verdi. 12 Mart 1971 döneminde Che Guevara ve Mao'dan çeviriler yaptığı gerekçesiyle 15 yıl hapse mahkûm oldu. 1974’de çıkarılan genel afla dışarı çıktı. Dışarı çıkışının ardından hapiste yazdığı Bir Siyasinin Şiirleri adlı kitabını yayımladı. 12 Eylül 1980 sonrasında müstehcen olduğu iddiasıyla "Rengahenk" adlı kitabı toplatıldı.rnrn1962'de İngiltere'deyken, 1709 yılından kalma, Latin harfleriyle taş baskısı olarak basılmış bir Türkçe dilbilgisi kitabı bulması geniş yankı uyandırdı.rnrnŞiirlerinde argo ve müstehcen sözlere çok sık yer veren, bu nedenle zaman zaman dikkatleri üzerine çekip koğuşturmaya uğrayan Yücel, ilk şiirlerini 1950 yılında `Yazma` adlı kitapta toplamıştır.rnrnCan Yücel, taşlama ve toplumsal duyarlılığın ağır bastığı şiirlerinde, yalın dili ve buluşları ile dikkati çekti. Can Yücel'in ilham kaynakları ve şiirlerinin konuları; doğa, insanlar, olaylar, kavramlar, heyecanlar, duyumlar ve duygulardır. Şiirlerinin çoğunda sevdiği insanlar vardır. 'Maaile' şairin kitaplarından birine koyduğu bir ad. Can Yücel için ailesi çok önemlidir: eşi, çocukları torunları, babası.. Bu insanlarla olan sevgi dolu yaşamı şiirlerine yansımıştır. 'Küçük Kızım Su'ya', 'Güzel'e', 'Yeni Hasan'a Yolluk', 'Hayatta Ben En çok Babamı Sevdim' bu sevgi şiirlerinden bazılarıdır.rnrnCan Yücel ayrıca Lorca, Shakespeare, Brecht gibi ünlü yazarların oyunlarından çeviriler yaptı. Shakespeare çevirileri (Hamlet, Fırtına, Bir Yaz Gecesi Rüyası) aslına tam olarak bağlı kalmasa da son derece başarılıdır. Shakespeare'in ünlü 'to be or not to be' sözünü 'bir ihtimal daha var, o da ölmek mi dersin' şeklinde Türkçeleştirmiştir. 1959'da ilk baskısı yayımlanan 'Her Boydan' adlı kitabında dünya şairlerinin şiirlerini serbest ama çok başarılı bir biçimde Türkçeye çevirmiştir.
Ateş bir gün suyu görmüş yüce dağların ardında
Sevdalanmış onun deli dalgalarına.
Hırçın hırçın kayalara vuruşuna,
Yüreğindeki duruluğa...
Demiş ki suya:
Gel sevdalım ol,
Hayatıma anlam veren mucizem ol...

Su dayanamamış ateşin gözlerindeki sıcaklığa
Al demiş;
Yüreğim sana armağan...
Sarılmış ateşle su birbirlerine
Sıkıca, kopmamacasına...

Zamanla su, buhar olmaya,
Ateş, kül olmaya başlamış.
Ya kendisi yok olacakmış, ya aşkı...
Baştan alınlarına yazılmış olan kaderi de
Yüreğindeki kederi de
Alıp gitmiş uzak diyarlara su...

Ateş kızmış, ateş yakmıs ormanları...
Aramış suyu diyarlar boyu,
Günler boyu, geceler boyu
Bir gün gelmiş, suya varmış yolu
Bakmış o duru gözlerine suyun,
Biraz kırgın, biraz hırçın.
Ve o an anlamış;
Aşkın bazen gitmek olduğunu,
Ama gitmenin yitirmek olmadığını....

Ateş durmuş, susmuş, sönmüş aşkıyla.
İşte o zamandan beridir ki:
Ateş sudan, su ateşten kaçar olmuş...
Ateşin yüreğini sadece su,
Suyun yüreğini sadece ateş alır olmuş...
"Öyle birini seveceksin ki, yüreğinden kimse ayıramayacak...
Ve öyle birini seveceksin ki, seni gözleriyle bile aldatmayacak..."
Çalmadım öldürmedim ama
Daha kötüsünü yaptım
Na'aptım biliyor musunuz Reis Bey
Tuttum insanları sevdim.
Can Yücel. Acaba bu ismi duymayanınız kalmış mıdır? Sanmam. Hatta bir kitabını görecek olsanız içinden bir şiir okumadan geçemeyenleriniz de vardır. Evet, eminim ki böyleleriniz de vardır. Ki, ben de onlardan birisiyim. Mükemmel dediğim birçok şiirini okudum, yine de bir kitabını görüp de içinden bir şiir okumadan geçmedim. Satıcının gizlice bana baktığını farketsem de o şiiri yarım bırakmadan okudum hem de.

Ama gelgelelim ki şu kitaba... Ne diyeceğimi bilemiyorum. Bir Can Yücel göremedim bu kitapta. Belki de hayatımda okuduğum en kötü şiir kitaplarından biriydi. Çoğu şiirinde ne anlatmak istediğini anlamadım ve dolayısıyla hissedemedim de. Bir yerden tutmak istedim ama başaramadım. Ya benim şiir bilgim çok sınırlı ya da... Bilemiyorum. Neden böyle olduğunu ben de anlayamadım. Belki de yanlış zamanda okumuşumdur ve bir dahaki sefere okuyacak olursam beğendiğim şiir sayısı bir elin parmaklarını geçebilir. Fakat bu ilk okuyuşumda kitabın beni boğduğunu söylemek durumundayım. İyi okumalar...


Akşamdan kalma İstanbul
Öyle güzel bir akşamdan kalma ki
Sen de orada kal diyor şeytan
Bitmesin diye bitmiş olan bu akşam
"can yücel'in kitaplarını okumak lazımdı
içim rahat etmezdi.
çünkü acı çekiyorum demek için ,
acı çekenlerin acılarına bir göz atmak gerekliydi .
seviyorum demek için de onun kitaplarındaki sevgiyi bilmek lazımdı .
belki de sevgi nedir bilmiyordum..."
iyi ki yazmış. iyi ki okumuşum.daha nicelerini okumak varken içimden "bu kitabı okumalıyım" dedim okudum.iyi yapmışım. şiir nasıl içten yazılır sorusunun şuanlık benim açımdan tek cevabı bu adam ve bu şiirler
Can Yücel ülkemizde ki şairlerin arasında farklı bir kaleme sahip. Şiirlerinde sık kullandığı argo kelimeler olsa da insanı derin düşüncelere yönlendirebiliyor. Tarzı farklı olan Can Yücel'in şiirlerindeki samimiyet şiirlerini daha anlaşılır kılıyor...
Bu sitede kitap incelemeleri türlü türlü şekillerde yapılabiliyor, yapılıyor da. Ancak kitabın içinden bu siteye alıntı yapıldığı iddia edilen(!) söz veya dizelerin doğru mu yanlış mı olduğu konusunda çok az insan emek harcayıp bu konuda bir çalışma ortaya koyabiliyor. Bu sitenin ihtiyacı olan da bu tür incelemelerdir. Örneğin; Can Yücel'in Alavara isimli bu şiir kitabının bulunduğu sayfaya bir üye baktığında sayfa numarasız, kitaptan olduğu iddia edilen(!) dizeler veya sözlerle karşılaşacaktır. Tıpkı başka kitapların sayfalarında olduğu gibi... Bu dizeler gerçek midir? Kitabı dikkatli okumayanlar bu sorunun cevabını bilemeyecektir maalesef...

1- "Nefret duygusu dahi çok özel. Senin için bu bile fazla..." bknz. #24710350

BU SÖZ KİTAPTA YOKTUR! CAN YÜCEL'İN DİĞER KİTAPLARINDA DA YOKTUR! SAHTEDİR!

2- "Yahu kadın!
Ben seni darmadağın seviyorum." bknz. #9473695

diye başlayan şiir, KİTAPTA YOKTUR! CAN YÜCEL'İN DİĞER KİTAPLARINDA DA YOKTUR! ÇÜNKÜ ŞİİRİN SAHİBİ BAŞKA BİRİDİR. Sahibi A. Bahadır Üge, Ruhumun Bağ Bozumu isimli şiir kitabındaki "Darmadağın" başlıklı şiir için bknz. #16003186
Ben kitabı daha okumadım aslında hic bir kitabini okuyamadim ama can yucelin şiir ve sözlerine bayılıyorum mesela ķüçükken annem yerde ekmek görunce yuksege koy kuslar yer derdi sevdiklerimizide yuksege koyduk acaba kuslarmi yedi
Can Yücel'in Adana Cezaevinde'yken yazdığı kendine has hicvi, sözcük oyunları ve argo kullanımıyla dönemin durumunu yansıtan, eleştiren mükemmel bir kitap. Mehmet Sönmez'in çizimleri de ayrı bi tat katmış kitaba.
Bundan 45 yıl önce yazmış olduğu şiir - günlük şeklindeki eseri yine kendine özgü argoyu yerinde bir şekilde kullanarak sırıtmayan cümlelerle güzelleştirmiş kitabını. İçinde mahkum arkadaşlarından, işkenceye, cezaevi müdürüne, gardiyanlardan, dönemin hükümetine ve günümüzde sıklıkla haberlere konu olan Af söylentisini nüktedan üslubuyla ince ince işlemiş. Kitabın içinde yer alan çizimler kitaba harika bir anlatım kazandırmış. Herkese iyi okumalar.
Şiir okumayı çok seven biriyim, can Yücel'in şiirleri bu kitapta çok zorladı beni, tekrar tekrar okudum yine de hissetmeyi bırakın anlayamadım desem daha dogru olur. Tabi bir yazarın bütün şiirleri veya kitapları beğenmek mümkün değildir.
İnceleme yapan herkes olumsuz şeyler yazmış bunun için bir kaç şey söylemek gerek. Can Yücel'in öteki kitaplarından farkı siyasi eleştirilerini daha kapalı yapması ve şiirlerinde dostlarına ve eşi Güler Hanım'a da yer vermiş olması. Ne anlattığı anlaşılmıyor denmiş ama bu sizin hayal ve duygu dünyanızla biraz da dönemin siyasi durumuna hakim olmanızla alakalı. Kısacası okunabilecek iyi bir kitap.
Son zamanlarda daha önce hiç sevmediğim şiir kitaplarına bir yöneleyim dedim ve Can Yücel ile devam ediyorum bu sıralarda. İçindeki bazı şiirler saçma gibi gelse de yazan şair için mutlaka bir anlamı vardır. Düşündüren güzel şiirler ve argo kelimeler de var. İçten yazılan kelimeleri hissediyorsunuz. İyi okumalar.

Yazarın biyografisi

Adı:
Can Yücel
Unvan:
modern Türk şair
Doğum:
İstanbul, 21 Ağustos 1926
Ölüm:
Datça, 12 Ağustos 1999
Can Yücel (d. 1926 - ö. 12 Ağustos 1999), modern Türk şair. Kullandığı kaba ama samimi dil ile Türk şiirinde farklı bir tarz yaratmıştır.Can Yücel, 1926'da İstanbul'da doğdu. Millî Eğitim Eski Bakanı Hasan Ali Yücel’in oğludur.rnrn1943 yılında, yakın dostu ve Ankara Atatürk Lisesi'nden sınıf arkadaşı Gazi Yaşargil ile birlikte yurtdışı eğitim bursu kazandığı halde, babası, dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel'in " Bakan, kendi oğluna torpil yaptı derler" diyerek engellemesi nedeniyle yurtdışına gidemedi. Ankara ve Cambridge üniversitelerinde Latince ve Yunanca okudu. Çeşitli elçiliklerde çevirmenlik, Londra’da BBC’nin Türkçe bölümünde spikerlik yaptı. Askerliğini Kore’de yaptı. 1958’de Türkiye’ye döndükten sonra bir süre Bodrum ve Marmaris'te turist rehberi olarak çalıştı. Ardından bağımsız çevirmen ve şair olarak yaşamını İstanbul’da sürdürdü. 1956 yılında Güler Yücel ile evlendi. Bu evlilikten iki kızı (Güzel ve Su) ve bir oğlu (Hasan) oldu.rnrnSon yıllarında Eski Datça’ya yerleşti ve her hafta Leman, her ay Öküz dergilerinde yazıları ve şiirleri yayımlandı. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel`e hakaretten yargılanan Yücel, 18 Nisan seçimlerinde Özgürlük ve Dayanışma Partisi`nin İzmir 1. sıra milletvekili adayı oldu. 12 Ağustos 1999 gecesi ölen şair, çok sevdiği günebakan çiçekleriyle uğurlanarak Datça'ya gömüldü.rnrnCan Yücel, 1945-1965 yılları arasında `Yenilikler`, `Beraber`, `Seçilmiş Hikayeler`, `Dost`, `Sosyal Adalet`, `Şiir Sanatı`, `Dönem`,`Ant`, `İmece` ve `Papirüs` adlı dergilerde yazdı. Daha sonraları `Yeni Dergi`, ‘Birikim`, `Sanat Emeği`, `Yazko Edebiyat` ve `Yeni Düşün` dergilerinde yayımladığı şiir, yazı ve çeviri şiirleri ile tanınan Yücel, 1965`ten sonra siyasal konularda da ürün verdi. 12 Mart 1971 döneminde Che Guevara ve Mao'dan çeviriler yaptığı gerekçesiyle 15 yıl hapse mahkûm oldu. 1974’de çıkarılan genel afla dışarı çıktı. Dışarı çıkışının ardından hapiste yazdığı Bir Siyasinin Şiirleri adlı kitabını yayımladı. 12 Eylül 1980 sonrasında müstehcen olduğu iddiasıyla "Rengahenk" adlı kitabı toplatıldı.rnrn1962'de İngiltere'deyken, 1709 yılından kalma, Latin harfleriyle taş baskısı olarak basılmış bir Türkçe dilbilgisi kitabı bulması geniş yankı uyandırdı.rnrnŞiirlerinde argo ve müstehcen sözlere çok sık yer veren, bu nedenle zaman zaman dikkatleri üzerine çekip koğuşturmaya uğrayan Yücel, ilk şiirlerini 1950 yılında `Yazma` adlı kitapta toplamıştır.rnrnCan Yücel, taşlama ve toplumsal duyarlılığın ağır bastığı şiirlerinde, yalın dili ve buluşları ile dikkati çekti. Can Yücel'in ilham kaynakları ve şiirlerinin konuları; doğa, insanlar, olaylar, kavramlar, heyecanlar, duyumlar ve duygulardır. Şiirlerinin çoğunda sevdiği insanlar vardır. 'Maaile' şairin kitaplarından birine koyduğu bir ad. Can Yücel için ailesi çok önemlidir: eşi, çocukları torunları, babası.. Bu insanlarla olan sevgi dolu yaşamı şiirlerine yansımıştır. 'Küçük Kızım Su'ya', 'Güzel'e', 'Yeni Hasan'a Yolluk', 'Hayatta Ben En çok Babamı Sevdim' bu sevgi şiirlerinden bazılarıdır.rnrnCan Yücel ayrıca Lorca, Shakespeare, Brecht gibi ünlü yazarların oyunlarından çeviriler yaptı. Shakespeare çevirileri (Hamlet, Fırtına, Bir Yaz Gecesi Rüyası) aslına tam olarak bağlı kalmasa da son derece başarılıdır. Shakespeare'in ünlü 'to be or not to be' sözünü 'bir ihtimal daha var, o da ölmek mi dersin' şeklinde Türkçeleştirmiştir. 1959'da ilk baskısı yayımlanan 'Her Boydan' adlı kitabında dünya şairlerinin şiirlerini serbest ama çok başarılı bir biçimde Türkçeye çevirmiştir.

Yazar istatistikleri

  • 1.017 okur beğendi.
  • 1.353 okur okudu.
  • 10 okur okuyor.
  • 736 okur okuyacak.
  • 4 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları