Can Yücel

Yazar 7,6/10 · 220 Oy · 22 kitap · 887 okunma ·  739 beğeni

Yazarın Bilgileri

  • Yazarın Adı:
    Can Yücel
  • Unvan:
    modern Türk şair
  • Doğum:
    İstanbul 21 Ağustos 1926
  • Ölüm:
    Datça 12 Ağustos 1999

Yazar İstatistikleri

739 okur beğendi.
220 puanlama · 534 alıntı
3 haber · 8.996 gösterim
887 okur kitaplarını okudu.
549 okur kitaplarını okumayı planlıyor.
6 okur kitaplarını şu anda okuyor.
2 okur kitaplarını yarım bıraktı.

Can Yücel'in Resimleri Resim Ekle

Henüz yazara ait resim eklenmedi.

Paylaş

ya da direk bağlantıyı paylaş

Can Yücel'in Biyografisi

Can Yücel (d. 1926 - ö. 12 Ağustos 1999), modern Türk şair. Kullandığı kaba ama samimi dil ile Türk şiirinde farklı bir tarz yaratmıştır.Can Yücel, 1926'da İstanbul'da doğdu. Millî Eğitim Eski Bakanı Hasan Ali Yücel’in oğludur.rnrn1943 yılında, yakın dostu ve Ankara Atatürk Lisesi'nden sınıf arkadaşı Gazi Yaşargil ile birlikte yurtdışı eğitim bursu kazandığı halde, babası, dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel'in " Bakan, kendi oğluna torpil yaptı derler" diyerek engellemesi nedeniyle yurtdışına gidemedi. Ankara ve Cambridge üniversitelerinde Latince ve Yunanca okudu. Çeşitli elçiliklerde çevirmenlik, Londra’da BBC’nin Türkçe bölümünde spikerlik yaptı. Askerliğini Kore’de yaptı. 1958’de Türkiye’ye döndükten sonra bir süre Bodrum ve Marmaris'te turist rehberi olarak çalıştı. Ardından bağımsız çevirmen ve şair olarak yaşamını İstanbul’da sürdürdü. 1956 yılında Güler Yücel ile evlendi. Bu evlilikten iki kızı (Güzel ve Su) ve bir oğlu (Hasan) oldu.rnrnSon yıllarında Eski Datça’ya yerleşti ve her hafta Leman, her ay Öküz dergilerinde yazıları ve şiirleri yayımlandı. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel`e hakaretten yargılanan Yücel, 18 Nisan seçimlerinde Özgürlük ve Dayanışma Partisi`nin İzmir 1. sıra milletvekili adayı oldu. 12 Ağustos 1999 gecesi ölen şair, çok sevdiği günebakan çiçekleriyle uğurlanarak Datça'ya gömüldü.rnrnCan Yücel, 1945-1965 yılları arasında `Yenilikler`, `Beraber`, `Seçilmiş Hikayeler`, `Dost`, `Sosyal Adalet`, `Şiir Sanatı`, `Dönem`,`Ant`, `İmece` ve `Papirüs` adlı dergilerde yazdı. Daha sonraları `Yeni Dergi`, ‘Birikim`, `Sanat Emeği`, `Yazko Edebiyat` ve `Yeni Düşün` dergilerinde yayımladığı şiir, yazı ve çeviri şiirleri ile tanınan Yücel, 1965`ten sonra siyasal konularda da ürün verdi. 12 Mart 1971 döneminde Che Guevara ve Mao'dan çeviriler yaptığı gerekçesiyle 15 yıl hapse mahkûm oldu. 1974’de çıkarılan genel afla dışarı çıktı. Dışarı çıkışının ardından hapiste yazdığı Bir Siyasinin Şiirleri adlı kitabını yayımladı. 12 Eylül 1980 sonrasında müstehcen olduğu iddiasıyla "Rengahenk" adlı kitabı toplatıldı.rnrn1962'de İngiltere'deyken, 1709 yılından kalma, Latin harfleriyle taş baskısı olarak basılmış bir Türkçe dilbilgisi kitabı bulması geniş yankı uyandırdı.rnrnŞiirlerinde argo ve müstehcen sözlere çok sık yer veren, bu nedenle zaman zaman dikkatleri üzerine çekip koğuşturmaya uğrayan Yücel, ilk şiirlerini 1950 yılında `Yazma` adlı kitapta toplamıştır.rnrnCan Yücel, taşlama ve toplumsal duyarlılığın ağır bastığı şiirlerinde, yalın dili ve buluşları ile dikkati çekti. Can Yücel'in ilham kaynakları ve şiirlerinin konuları; doğa, insanlar, olaylar, kavramlar, heyecanlar, duyumlar ve duygulardır. Şiirlerinin çoğunda sevdiği insanlar vardır. 'Maaile' şairin kitaplarından birine koyduğu bir ad. Can Yücel için ailesi çok önemlidir: eşi, çocukları torunları, babası.. Bu insanlarla olan sevgi dolu yaşamı şiirlerine yansımıştır. 'Küçük Kızım Su'ya', 'Güzel'e', 'Yeni Hasan'a Yolluk', 'Hayatta Ben En çok Babamı Sevdim' bu sevgi şiirlerinden bazılarıdır.rnrnCan Yücel ayrıca Lorca, Shakespeare, Brecht gibi ünlü yazarların oyunlarından çeviriler yaptı. Shakespeare çevirileri (Hamlet, Fırtına, Bir Yaz Gecesi Rüyası) aslına tam olarak bağlı kalmasa da son derece başarılıdır. Shakespeare'in ünlü 'to be or not to be' sözünü 'bir ihtimal daha var, o da ölmek mi dersin' şeklinde Türkçeleştirmiştir. 1959'da ilk baskısı yayımlanan 'Her Boydan' adlı kitabında dünya şairlerinin şiirlerini serbest ama çok başarılı bir biçimde Türkçeye çevirmiştir.

Can Yücel'in Kitapları Kitap Ekle

8,1/ 10  (56 Oy) ·  205 Okunma
7,6/ 10  (36 Oy) ·  116 Okunma
7,0/ 10  (23 Oy) ·  82 Okunma
7,4/ 10  (20 Oy) ·  62 Okunma
7,9/ 10  (8 Oy) ·  40 Okunma
7,2/ 10  (6 Oy) ·  33 Okunma
6,3/ 10  (7 Oy) ·  31 Okunma
8,3/ 10  (6 Oy) ·  28 Okunma
8,8/ 10  (4 Oy) ·  22 Okunma
13. Her Boydan (Dünya Şiirinden Seçmeler)
5,5/ 10  (2 Oy) ·  19 Okunma
5,5/ 10  (2 Oy) ·  17 Okunma
7,0/ 10  (5 Oy) ·  16 Okunma
7,3/ 10  (3 Oy) ·  16 Okunma
9,0/ 10  (2 Oy) ·  12 Okunma
8,5/ 10  (2 Oy) ·  9 Okunma
19. Düzünden (Candan Yazılar 1 / 1967-1992)
10,0/ 10  (1 Oy) ·  7 Okunma
Bütün Kitapları Göster
Meral, bir alıntı ekledi.
26 Ara 2014

Ateş bir gün suyu görmüş yüce dağların ardında
Sevdalanmış onun deli dalgalarına.
Hırçın hırçın kayalara vuruşuna,
Yüreğindeki duruluğa...
Demiş ki suya:
Gel sevdalım ol,
Hayatıma anlam veren mucizem ol...

Su dayanamamış ateşin gözlerindeki sıcaklığa
Al demiş;
Yüreğim sana armağan...
Sarılmış ateşle su birbirlerine
Sıkıca, kopmamacasına...

Zamanla su, buhar olmaya,
Ateş, kül olmaya başlamış.
Ya kendisi yok olacakmış, ya aşkı...
Baştan alınlarına yazılmış olan kaderi de
Yüreğindeki kederi de
Alıp gitmiş uzak diyarlara su...

Ateş kızmış, ateş yakmıs ormanları...
Aramış suyu diyarlar boyu,
Günler boyu, geceler boyu
Bir gün gelmiş, suya varmış yolu
Bakmış o duru gözlerine suyun,
Biraz kırgın, biraz hırçın.
Ve o an anlamış;
Aşkın bazen gitmek olduğunu,
Ama gitmenin yitirmek olmadığını....

Ateş durmuş, susmuş, sönmüş aşkıyla.
İşte o zamandan beridir ki:
Ateş sudan, su ateşten kaçar olmuş...
Ateşin yüreğini sadece su,
Suyun yüreğini sadece ateş alır olmuş...

Can YücelCan Yücel
Semanur*, bir alıntı ekledi.
09 Ağu 2015

''Yarın sana göz açtırmayacak olanlar, bugün göz yumduklarındır.''

Can YücelCan Yücel
Eşref Kebikeç, bir alıntı ekledi.
13 May 2015

Dolu dolu yaşa hayatı, dilini keşkeler sarmasın.
Ve öyle birini sev ki; gündüz güneşe, gece yıldıza ihtiyaç kalmasın.

Can YücelCan Yücel
Semanur*, bir alıntı ekledi.
17 Nis 2015

Kursak diye bir yer var.
Heveslerim, hayallerim, sevdiklerim,
Hepsi orada...

Can YücelCan Yücel
Ferah, bir alıntı ekledi.
03 Eyl 2015

Vakit gelince gitmenin adıdır günbatımı..
Ömürden....
Gönülden...
Günden..

Can YücelCan Yücel
Ferah, bir alıntı ekledi.
20 May 2015

'' Neden aramadın diye sitem eden kadına kızmayın. Yolunuzu gözleyen kadını fazla bekletmeyin. Seni seviyorum diyen kadına ben de deyip kestirip atmayın . Ve sizi bu kadar seven kadını sakın ilgisiz bırakmayın. Çünkü kadın bilir ki ilgisiz erkek yoktur , başka bir kadınla ilgilenen erkek vardır .''

Can YücelCan Yücel
Ülkü :), bir alıntı ekledi.
08 Tem 2015

"Öyle birini seveceksin ki, yüreğinden kimse ayıramayacak...
Ve öyle birini seveceksin ki, seni gözleriyle bile aldatmayacak..."

Can YücelCan Yücel
Nisa Nur, bir alıntı ekledi.
31 Oca 2015

"İnsan aklındakilerle gündüzleri, yüreğindekiyle geceleri uğraşıyormuş."

Can YücelCan Yücel
Ferah, bir alıntı ekledi.
17 Tem 2015

''Bayram nedir ki dedim kendi kendime
Bayram bir ömürdür ben gibi bir deliye''

Can YücelCan Yücel
Bütün Alıntıları Göster

Can Yücel ile iligli okur yorumları Yorum Ekle

Can Yücel 1973 yılında evliliğe bakışını
şu sözlerle anlatır:

“Evlilik , inanmadığım halde içerisinde 17 seneyi bitirdiğim bir kurum benim için. 17 senede ( abartmıyorum ) 40 çift arkadaşımın son verdiği kurum aynı zamanda da…

Evliliğimin bu kadar uzun sürmesinin gizi belki de kuruma inanmamaktan geçiyor. Evliliği toplumun dayattığı şekilde yaşamamaktan… Nedir bu dayatmalar? Erkeğin muhakkak kadından yaşça büyük olması, eğitim seviyesinin erkeğin lehine
ya da en azından eşit olması bunların
sadece ikisi… Olmaz, yürümez diyor toplum… Erkek yaşça büyük olmalı ki, kadına
‘höt’ dediğinde oturmalı kadın…
Ya da yumuşatıyorlar; efendim kadın erkekten önce çöktüğü için (hani doğum falan) küçük olmalıymış yaşı… Eğitimde de böyle…
Kadının çok okumuşu bilmiş olurmuş,
evde kalmakmış layığı!

Eşim benden 2 yaş büyük;
ne ‘höt’ dememe gerek kaldı 17 senede,
ne de benden önce çöktü…
Yıllar içinde ben yaşlandıkça o gençleşti.
– ‘Ooo Can Bey kapmışsınız çıtırı’
esprilerine muhatap dahi oldum.

Eşim 3 üniversite bitirdi;
ben bi taneyi 9 senede bitirdim…
Ne o bana bilmişlik tasladı,
ne ben ona ezik baktım…”

Ellerimde bir göztaşı, gözlerim boş gidiyordum
Ne bileyim, bir damlanın böyle deniz olduğunu
Şaştım, mavi bir fal gibi açılınca önümde
Giritli bir ölümüm varmış, bir balıkçı fitil gibi
Patlayacakmış avucunda otuz çubuklu gençliğim
Üç günde mi desem, üç gökte, üç kulaçta mi
Ben ki, o camgöbeği çiçekler açan ağaç
Kırılmaz bardaklar gibi tuzla buz olacakmış
Ne zaman boğulsam böyle yosun kokuyordu ışık
Sabahçı kahvelerde bir çiroz ötüyordu
Ve dalgalarımı geçen o deniz şoförleri
Böyle uyur düşlere bindirmiş gemiler
Uyuklar gibi üstünde mermer masaların
Bir tahta parçasıydım, osmanlı bir kazadan kalmış
Yüzüyordum, islam kaptanın ahşap ayağında
Öbür tahtalara öbür insanlara doğru
Cumhurdu mürekkep balığı, simsiyah yüzüyordum
Ne bileyim, bir korkunun böyle destan olduğunu
Ağardım, nişanlayınca gece ve yavrulayan yalnızlık
Ya da ilk insanın doğdugu, öldüğü dağdi Moby Dick
Nefes aldıkça filbahriler köpürüyordu sulardan
çanlar çalıyor kulaklarımda, yunuslar yarışıyordu
Alyuvarlar, dolkuşları ve rüzgar midyeleri
Dedim, dünya gibi bulut yok dünya üstünde
Ellerimde bir göztaşı, gözlerim boş gidiyordum
Ne bileyim, bir türkünün böyle Veysel olduğunu
Açıldım, çıkmaz bir sokak gibi, kapanınca denizde.