Canan Efendigil Karatay

Canan Efendigil Karatay

Yazar
8.5/10
408 Kişi
·
1.402
Okunma
·
136
Beğeni
·
2593
Gösterim
Adı:
Canan Efendigil Karatay
Unvan:
Tıp Doktoru
Doğum:
Elazığ, 1943
1943 yılında Elazığ'da doğdu. 1961 yılında Üsküdar Amerikan Kız Lisesi, 1967 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden mezun oldu.

1972 yılında İstanbul Üniversitesi Tedavi Kliniği'nde iç hastalıkları uzmanlık eğitimini tamamladı. İngiliz hükümeti bursu ile Liverpool Regional Cardiac Center'da kardiyoloji alanında uzmanlık eğitimine başladı. 1974-1976 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Tedavi Kliniği'nde baş asistan olarak çalıştı.

Bu sırada Türkiye'de bir kardiyolog olarak (cerrahi yardım almaksızın) bir ilki gerçekleştirdi. Kalıcı ve geçici kalp pili implantasyonu tekniğini başarıyla uyguladı. Koroner Yoğun Bakım'da 'Vena Subklavya Ponksiyon' tekniğini yerleştirdi.

1976-1978 yılları arasında, Güney Afrika Cape Town Üniversitesi Groote Schuur Hastanesi'nde, dünyada ilk kez kalp nakli ameliyatını gerçekleştirmiş olan Christian Barnarnd'ın ekibinde çalıştı. Doçentlik tezini kalp nakli yapılmış hastalar üzerinde gerçekleştirdi. 1979 yılında doçent oldu.

İstanbul Üniversitesi Kardiyoloji Enstitüsü'nde, Cape Town'da eğitimini görmüş olduğu (şu anda ülkemizde yaygın bir şekilde uygulanmakta olan) 'femoral arter' yolu kullanılarak yapılan koroner anjiyografi tekniğini (Judgkin tekniği) yine ilk kez ülkemizde uyguladı ve bu uygulamayı ülkemize yerleştirdi. 1987-1995 yılları arasında State University of New York Health Science'de kalp hastalıkları alanlarında araştırmalar yaptı.
1995-1997 yılları arasında Gaziantep ve İstanbul'daki birçok özel hastanede, 'koroner yoğun bakım' ve 'koroner anjiyografi laboratuvarları'nı kurdu.

1997-2002 yılları arasında Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi, 2002-2006 yılları arasında da Kadir Has Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde öğretim üyesi olarak görev yaptı.

2006-2010 yılları arasında Türkiye'de ilk ve tek sağlık üniversitesi olan İstanbul Bilim Üniversitesi'nde rektörlük yaptı. Halen İstanbul Bilim Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde, İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Ana Bilim Dalları'nda öğretim üyesi olarak çalışmaktadır.
M. Canan Efendigil Karatay, Ali Başak Karatay ile evlidir. Çiftin Mehmet Rahmi Karatay adında bir oğulları bulunmaktadır.
• Ayrıca “Ne yaparsam yapayım kilo veremiyorum” diyenlerin gizli alerjileri ve bilinmeyen değişik sağlık sorunları, hormonal dengesizlik olabilir.
Bugünün çocukları modern yaşam ve teknolojik kolaylıklardan yana avantajlı görünse de ‘doğal yaşam’ yönünden kayıp bir nesil olarak değerlendirilebilir.
• Vücutta Demir eksikliği varsa yine kilo verilemez!
Aslında başta sinir ve stres olmak üzere birçok sıkıntının sebebi, Demir eksikliğidir!
• Türk halkı maalesef çok fazla ekmek, tatlı ve unlu gıdalar tüketiyor.

Özellikle gençlerimiz fast-food kültürüyle yetiştiriliyor, hamburger, pizza, tost, sandviç, cips gibi yiyecekler ve kola, buzlu çay ya da gazoz gibi içeceklerle karın doyurmaya çalışıyor.
Özellikle Anadolu’da çok çocuk doğurmuş olan kadınlarımızda Demir eksikliği yaygındır.

Emziren anneler de sütleri ile Demir kaybederler, bunu da unutmamamız gerekir.
160 syf.
·8 günde·Beğendi·8/10
Bence bir diyetin başarısı uygulanabilirliğinden geçiyor. Karatay Diyeti de bu başarıyı sonuna kadar hak ediyor.
Kitapta söylenenleri uygulamak hiç zor değil. Bu açıdan yaşam tarzı haline getirmek çok kolay. 

Öncelikle uyku düzeninize dikkat etmeniz gerekiyor.
Sabah kahvaltısı en önemli öğün. Kesinlikle atlamayın.
Akşam yemeğini hafif yiyin ve 8'den sonra hic birşey yemeyin. (Meyve dahil)
Meyveler zaten sandığımız kadar masum da değil maalesef. İçerdikleri şeker miktarı ile tehlikeli statüsüne bile girebilirler miktarı iyi ayarlayamazsanız.

Karbonhidratlar çok dikkatli tüketilmeli. Çünkü karbonhidratlar kan şekerini çok ani yükseltip düşürdüğü için insülin direncini arttırır. İnsülin direnci birçok hastalığın nedeni ve kilo vermek isteyenlerin kabusu.
Fakat karbonhidrat alımını aşırı kısıtlamak kandaki glikoz seviyesinin fazlaca düşmesine neden olabileceğinden dolayı ağır işlerde çalışılıyorsa kompleks karbonhidratlar alınmalı.

Protein konusunda özgür olabilirsiniz. Kebaplar yanındaki pideler olmadan serbest. Arada bir de 1 adet lahmacun çok masum bir kaçamak olabiliyor.

Doğal yağlardan korkmayın. Abartmadan rahatça tüketebilirsiniz.

Her gün en az 30-40 dakika yürüyüş yapın.
Ki zaten markete, bakkala giderken araba kullanmazsanız ve azıcık tempo tutturursanız bu görevi de tamamlamış olursunuz.

En önemli nokta: Öğün aralarında hiçbir şey yemeyin.
Her yemek arası (buna ağzımıza attığımız kuruyemisler vs dahil) en az 4 saat olmalı. Çünkü ağzımıza attığımız her lokma yiyecek ile insülinimiz yükseliyor. Bu insülin 4 saat sonra düşmüş oluyor ve sonrasında vücudumuz leptin hormonu salgılamaya başlıyor. Nedir bu leptin? Leptin bizim canımız ciğerimiz. Vücuttaki depolanmış yakılması en zor yağları enerji olarak kullanıp yakıyor. Leptin en çok geceleri salgılanıyor. Bu yüzden de akşam 8 den sonra birşey yemiyoruz ki depolanan yağlar mümkün oldukça çok kullanılsın.

Omega 3 çok önemli. Saf omega 3 kapsüllerinden alın. Ya da çok sık balık tüketin.

Paketli gıda ve rafine şekeri hayatımızdan çıkarıyoruz. Kaçamak durumlarında sporla takviye yapıyoruz.

Sakatat yiyebilirsiniz. Pastırma da serbest fakat sosis, sucuk gibi işlenmiş gıdalar yemiyoruz. Güvendiğiniz bir kasap varsa kasap sucuğu yenilebilir.

Ben bu denilenleri yaparak ve spora biraz önem vererek hamilelik sürecinde aldığım 25 kiloyu verdim. Tam 9 ayda.
Geriye kalan 2-3 kilo da zaten şu an yaşam tarzı haline getirdiğim yeni beslenme alışkanlığım ile gidiyor.

Kitabı okuyup faydasını görene kadar Canan hoca hakkında atıp tutan taraftaydım. Demek ki neymiş? Bilmeden atıp tutmayacakmışsın.
O giden 25 kilonum hatrına benim nezdimde bir alkışı hakediyor.
160 syf.
·Beğendi·8/10
Diyet ve kilo verme olayına farklı bir bakış açısı sunan bir kitap.
Yazar temel olarak, sürekli paylaşılan diyet listelerine ve klasik kilo verme anlayışına, bunların tercüme olması üzerinden tepki gösteriyor. Zira mutfağın, yemek kültürü ve coğrafya ile ilgili olduğunu belirtiyor. Bu nedenle de tercüme diyetlerin sürdürülebilir olmamasından dolayı bir işe yaramadığını belirtiyor.

İkinci olarak da meyve içerisindeki şeker de dahil olmak üzere kilo olayının temelde bir şeker tüketme problemi olduğunu iddia (ya da ispat) ediyor. Yağlardan çok şekerden korkmamız gerektiğini belirtiyor.

Karatay diyetinin bir süreliğine kilo vermek için de değil de ömür boyu sağlıklı yaşamak için uygulanması gerektiğini söylüyor.

Bu anlamda okuduğum ilk kitap olduğu için kitabın içeriği hakkında pek yorum yapamıyorum. Fakat etkileyici olduğunu belirtmem gerek. Kilo problemi yaşamama rağmen hiçbir zaman diyetlere sıcak bakmadım. Zira hangi diyeti elime alsam hayatım boyunca görmediğim, yemediğim yiyecekleri içerirdi. Bu da özellikle maddi açıdan zorluyor. Fakat Karatay diyetinde genel olarak yemek kültürümüzde olan yiyecekler var. Örneğin meşhur Karatay kahvaltısında şunlar var: peynir, zeytin, domates, salatalık, yumurta ve kuruyemiş.

Sonuç olarak bir sağlık cahili olarak beğendiğim bir kitap oldu.

26 Şubattan bu yana (1 ay) uygulamaya çalışıyorum ve 6 kilo verdim. Diyete devam etmeyi ve şurada (#4596592) olduğu gibi ara ara bu incelemeye günlüğü eklemeyi planlıyorum. Herkese sağlıklı günler dilerim. İyi okumalar.
160 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Protein ağırlıklı beslenmenin önemini, tüm yağların zararlı olmadığını, şekerin zararları ve ne gibi problemlere sebep olabileceği gibi konuları içeriyor. Tanıdığım biri karatay diyetiyle 3 ayda 10 kilo vermişti. Sadece az ye, spor yap, şeker tüketme demiyor aynı zamanda neden yemememiz gerektiğiyle ilgili herkesin anlayabileceği bilgiler de veriyor. Aslında sadece zayıflamak isteyenlerin okuyacağı bir kitap değil sağlıklı bir yaşam sürdürmek isteyenlerin de okuması gereken bir kitap.
160 syf.
"Canan Karatay" internetteki bilgi kirliliğinin vücut bulmuş halinden öte değil. Günümüz dünyasındaki bireyler ne yazık ki "popüler kültür" ile "doğru"yu ayırma yetisinden yoksunlar. Bu nedenle sözlü, yazılı ya da görsel olarak popülerleşen her kavram, kişi ya da olay "doğru" kabul edilebilir hale geldi. Canan Karatay her fırsatta "araştırmalarım" demeyi ihmal etmiyor. "Bilimsellik" lafını ağzından düşürmüyor. Lakin ne yaptığı tek bir açıklamanın "kanıta dayalı tıp" ile uzaktan yakından ilgisi var ne de ortada yaptığı bir araştırma var. Ya da araştırmalar "çok gizli" ki biz bulamıyoruz.Toplamda 21 yayını bulunan Dr. Karatay'ın bu yayınlarından 9 tanesi konferaslardaki bildiriler olup, makale bile olmamışlar. Kalan 12 makaleden 2 tanesi "open access" adını verdiğimiz para ile yayın çıkarılan dergilere ait. Kalan 10 yayının da hepsinin ona ait olduğundan şüpheliyim çünkü bazıları kulak burun boğaz ile alakalı olup belki isim benzerliğinden Canan Karatay'ın analizine karışmış olabilir. Analizi 2 ayrı kaynaktan " m canan karatay", " m canan efendigil karatay" isimleri ile ayrı ayrı doğruladım.Yalnızca 1 tane 3,3 etki değeri faktörüne sahip bir dergide yayını var. Hatta tüm bu yayınlardan toplamda aldığı atıfı ben telaffuz dahi etmek istemiyorum. Tabii kimileri için bu bilgiler çok gereksiz ve önemsiz olabilir. Sonuçta "koskocaman bir profesör"den bahsediyoruz. Hem de hemen her gün televizyonlarda boy gösteren. Ancak bu durum çok ciddi çünkü bizler "insan hayatı"ndan bahsediyoruz! Bu nedenle bu kadar "yanlış" varken ortada "susmak "Canan Karatay'ın suçuna iştirak etmek olacaktır.Öncelikle Karatay Diyeti bu kadar popülerken ve bölümde de birçok hocamızın 'malum kişi' olarak bahsettiği Canan Karatay hakkında bir araştırma yapayım dedim ve işe kitabını okumakla başladım.Bu kitabı okurken internette bir videosuna denk geldim. Kendisine bir tv programında neden kitabının adının "karatay diyeti" olduğu soruluyor, kendisi ise yayımcının tavsiyesinin bu yönde olduğunu bu şekilde kitabının daha çok satılacağını söylüyor. Şu konuya bir açıklık getirmek istiyorum. Kendisine ait olduğunu iddia ettiği bu diyetin asıl sahibi Dr. Robert Atkins. Atkins diyeti (orijinal adıyla Atkins Nutritional Approach) bir düşük karbonhidrat, yüksek protein diyetidir. Amerikalı kardiyolog ve Dr. Robert Atkins tarafından 1972'de yaratılmıştır. Hatta araştırdığım kadarıyla kökeni 1800'lere dayanmakta.Atkins diyetinde temel amaç karbonhidrat tüketimini en aza indirmek ve bu sayede vücudun enerji olarak yağ depolarını kullanmasını sağlamaktır. Karatay'ın kitabında yazanların çoğunun özeti bu aslında.Kitapta anlatılan şeyleri maddelersek eğer:
¶Enerji metabolizmanın karbonhidrat ile olan bağını kısa süreli olarak devre dışı bırakıp enerji kaynağı olarak yağların kullanılmasını sağlayarak kilo verme sürecini hızlandırmak ve adipoz dokuda(yağ doku) kayıp sağlamak.
¶Karbonhidrat alımını azaltarak kilo verme sürecindeki önemli engellerden birisi olan İnsülin direncinin oluşmasını önlemek.
¶Protein tüketimini arttırarak iştah metabolizmasını kontrol etmek.
¶Kısa süre içerisinde kilo kaybı sağlamak.
Ama bu diyeti hareketsiz yaşamı olan normal insanların uygulamaması gerektiğini düşünüyorum. Sonuçta yüksek protein içeriyor. Ve eğer hareketsiz bir yaşamınız varsa bu diyetler kardiyovasküler hastalıkları, karaciğer ve kolesterol gibi hastalıkları tetikleyebilir.Bunları neden anlattım? Çünkü Fatih Altaylı'nın kalp krizi geçirdiğine dair bir haber gördüm ve sebebi de bu diyetmiş anlattığına göre.Sonradan araştırdığımda başka sebepler de varmış altında yatan :) Her neyse. Sonuç olarak bu diyeti uygulayacaksınız ya bir uzman desteği alarak uygulayın ya da herhangi bir hastalığınız varsa diyeti güzelce okuyarak özümseyerek uygularsanız sağlığınız açısından daha iyi olur. Sonuç olarak tıp bilimini popülaritesi uğruna öznelleştiren kişileri yanıltan bir hekim. Tabipler Birliği ve Sağlık Bakanlığı tarafından defalarca uyarılmasına rağmen, hala bilimsel kaynağı olmayan bir takım iddialar ile halk sağlığını tehlikeye atıyor.Şu ana kadar yaptığı birkaç açıklamada kanıtlanmış bilimsel veriler ışığında onunla hemfikirde olsam da ne yazık ki hemen hemen hepsinde bilimsel verileri hiçe sayıyor. Biz ne kadar konuşsak da bir şey değişmiyor elimize de "koca bir sıfır" kalıyor. :))
160 syf.
·9 günde·Beğendi·10/10
Yıllardır hanımlar için bir problemdir kilo alıp vermek .Hedef; sağlıklı yaşamakmı ?kilo vermek mi? Öncelikle bunun tespit edilmesi gerekiyor .Canan Karatay bu kitabında; kilo almamanın, aşırı kilo ve obezitenin neden olduğu sağlık sorunlarının önüne geçilerek mümkün olduğunu ,beslenme ve yaşama biçimi değişiklikleri ile bu sorunların önüne geçilebileceğini ,bilimsel araştırmalarla göstermiştir. Şeker ve karbonhidratlı yiyecekleri hayatımızdan çıkararak nasıl sağlıklı beslenebiliriz ?Et, balık ,süt, peynir, yumurta ,tereyağı ,bakliyat ,turşu ,sebze, meyve ve kuruyemişlerle beraber hem kilo verip, hem de yorgunluk hissetmeden nasıl daha enerjik bir şekilde yaşayabiliriz ? Sorularının cevabını bu kitapta bulabiliriz.
120 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Çok değerli bilgiler içeren faydalı bir kitap. Doğru bildiğim yanlışlarımı düzeltmeme yardımcı oldu. Bu kadar basitmiydi dedirtti bana. Bir de yazılanları hayata geçirebilsem ne mutlu bana. Bu kitap bir yaşam felsefesi olması gerekir. Herkese okuması için tavsiyemdir. Okuyun hatta okutun.
160 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Bundan önce okuduğum Allen Carr ın Kilo Vermenin Kolay Yolu kitabı ile karşılaştırınca kitap, kesinlikle daha mantıklı ve bizim yemek zevkimize uygun tavsiyeler içeriyor ve çok daha kolay uygulanabilir.Kitabı beğendim,soru-cevap şeklinde merak edilen ve doğru bildiğimiz yanlışları sıkmadan anlatmış Canan Hoca.
264 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Sağlıklı bir yaşam için ipuçları bulabileceğiniz bir kitap.
Canan Karatay bu kitabında sağlıklı ve kalıcı kilo vermenin mümkün olabildiğini anlatıyor.Acıkma korkusuyla baş edebilmenin yollarını gösteriyor.
%32 (50/160)
·Beğendi·Puan vermedi
Açıkçası beklentimi düşük tutarak başlamıştım ama beni çok şaşırttı. Diyet listeleri sunan bir kitaptan ziyade sağlık üzerinde durmuş kitap. Yaptığımız yanlışlardan ve neden yanlış olduğundan bahsetmiş. Çok sade bir dili var.

Yazarın biyografisi

Adı:
Canan Efendigil Karatay
Unvan:
Tıp Doktoru
Doğum:
Elazığ, 1943
1943 yılında Elazığ'da doğdu. 1961 yılında Üsküdar Amerikan Kız Lisesi, 1967 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden mezun oldu.

1972 yılında İstanbul Üniversitesi Tedavi Kliniği'nde iç hastalıkları uzmanlık eğitimini tamamladı. İngiliz hükümeti bursu ile Liverpool Regional Cardiac Center'da kardiyoloji alanında uzmanlık eğitimine başladı. 1974-1976 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Tedavi Kliniği'nde baş asistan olarak çalıştı.

Bu sırada Türkiye'de bir kardiyolog olarak (cerrahi yardım almaksızın) bir ilki gerçekleştirdi. Kalıcı ve geçici kalp pili implantasyonu tekniğini başarıyla uyguladı. Koroner Yoğun Bakım'da 'Vena Subklavya Ponksiyon' tekniğini yerleştirdi.

1976-1978 yılları arasında, Güney Afrika Cape Town Üniversitesi Groote Schuur Hastanesi'nde, dünyada ilk kez kalp nakli ameliyatını gerçekleştirmiş olan Christian Barnarnd'ın ekibinde çalıştı. Doçentlik tezini kalp nakli yapılmış hastalar üzerinde gerçekleştirdi. 1979 yılında doçent oldu.

İstanbul Üniversitesi Kardiyoloji Enstitüsü'nde, Cape Town'da eğitimini görmüş olduğu (şu anda ülkemizde yaygın bir şekilde uygulanmakta olan) 'femoral arter' yolu kullanılarak yapılan koroner anjiyografi tekniğini (Judgkin tekniği) yine ilk kez ülkemizde uyguladı ve bu uygulamayı ülkemize yerleştirdi. 1987-1995 yılları arasında State University of New York Health Science'de kalp hastalıkları alanlarında araştırmalar yaptı.
1995-1997 yılları arasında Gaziantep ve İstanbul'daki birçok özel hastanede, 'koroner yoğun bakım' ve 'koroner anjiyografi laboratuvarları'nı kurdu.

1997-2002 yılları arasında Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi, 2002-2006 yılları arasında da Kadir Has Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde öğretim üyesi olarak görev yaptı.

2006-2010 yılları arasında Türkiye'de ilk ve tek sağlık üniversitesi olan İstanbul Bilim Üniversitesi'nde rektörlük yaptı. Halen İstanbul Bilim Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde, İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Ana Bilim Dalları'nda öğretim üyesi olarak çalışmaktadır.
M. Canan Efendigil Karatay, Ali Başak Karatay ile evlidir. Çiftin Mehmet Rahmi Karatay adında bir oğulları bulunmaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 136 okur beğendi.
  • 1.402 okur okudu.
  • 36 okur okuyor.
  • 525 okur okuyacak.
  • 26 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları