Geri Bildirim
Canan Efendigil Karatay

Canan Efendigil Karatay

8.6/10
124 Kişi
·
328
Okunma
·
41
Beğeni
·
1.622
Gösterim
Adı:
Canan Efendigil Karatay
Unvan:
Tıp Doktoru
Doğum:
Elazığ, 1943
1943 yılında Elazığ'da doğdu. 1961 yılında Üsküdar Amerikan Kız Lisesi, 1967 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden mezun oldu.

1972 yılında İstanbul Üniversitesi Tedavi Kliniği'nde iç hastalıkları uzmanlık eğitimini tamamladı. İngiliz hükümeti bursu ile Liverpool Regional Cardiac Center'da kardiyoloji alanında uzmanlık eğitimine başladı. 1974-1976 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Tedavi Kliniği'nde baş asistan olarak çalıştı.

Bu sırada Türkiye'de bir kardiyolog olarak (cerrahi yardım almaksızın) bir ilki gerçekleştirdi. Kalıcı ve geçici kalp pili implantasyonu tekniğini başarıyla uyguladı. Koroner Yoğun Bakım'da 'Vena Subklavya Ponksiyon' tekniğini yerleştirdi.

1976-1978 yılları arasında, Güney Afrika Cape Town Üniversitesi Groote Schuur Hastanesi'nde, dünyada ilk kez kalp nakli ameliyatını gerçekleştirmiş olan Christian Barnarnd'ın ekibinde çalıştı. Doçentlik tezini kalp nakli yapılmış hastalar üzerinde gerçekleştirdi. 1979 yılında doçent oldu.

İstanbul Üniversitesi Kardiyoloji Enstitüsü'nde, Cape Town'da eğitimini görmüş olduğu (şu anda ülkemizde yaygın bir şekilde uygulanmakta olan) 'femoral arter' yolu kullanılarak yapılan koroner anjiyografi tekniğini (Judgkin tekniği) yine ilk kez ülkemizde uyguladı ve bu uygulamayı ülkemize yerleştirdi. 1987-1995 yılları arasında State University of New York Health Science'de kalp hastalıkları alanlarında araştırmalar yaptı.
1995-1997 yılları arasında Gaziantep ve İstanbul'daki birçok özel hastanede, 'koroner yoğun bakım' ve 'koroner anjiyografi laboratuvarları'nı kurdu.

1997-2002 yılları arasında Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi, 2002-2006 yılları arasında da Kadir Has Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde öğretim üyesi olarak görev yaptı.

2006-2010 yılları arasında Türkiye'de ilk ve tek sağlık üniversitesi olan İstanbul Bilim Üniversitesi'nde rektörlük yaptı. Halen İstanbul Bilim Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde, İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Ana Bilim Dalları'nda öğretim üyesi olarak çalışmaktadır.
M. Canan Efendigil Karatay, Ali Başak Karatay ile evlidir. Çiftin Mehmet Rahmi Karatay adında bir oğulları bulunmaktadır.
Bugünün çocukları modern yaşam ve teknolojik kolaylıklardan yana avantajlı görünse de ‘doğal yaşam’ yönünden kayıp bir nesil olarak değerlendirilebilir.
Bir kutu kola içtiğimiz zaman vücudumuzda ne gibi değişiklikler mey-
dana geldiği bilimsel olarak incelenmiş ve şu sonuçlar elde edilmiştir:
• İlk 10 dakikada, kana hemen 10 çay kaşığı kadar şeker girer. Bu normal gün-
lük dozun 100 katı kadardır. Bulantı olmamasının nedeni, içinde bulunan 'fos-
forik asittir'.
• İlk 20 dakikada, kan şekeri aşırı şekilde yükselir. Bunun sonucu pankreastan
aşırı derecede insülin salgılanır ve kan şekerinin fazlası karaciğerde yağ olarak
depolanmaya başlar.
• 40 dakika içinde kafeinin tamamı dolaşıma girmiş olur. Kan basıncı yükselir,
karaciğerden daha fazla şeker yapılarak kana geçer ve kan şekeri tekrar yükselir.
45 dakika içinde beyinde dopamin yapımı artar, mutluluk hissi başlar (eroinin
etkisine benzer bir etki meydana gelir).
• 60 dakika içinde ani açlık hissi oluşur.
• Kolaya ve tatlılara saldırılır.
• Bu kısır döngü devam ettiği süre karaciğer ve göbek yağlanması artar, vücu-
dun tüm hücrelerinde leptin ve insülin direnci gelişir.
• Şişmanlık başlamıştır ve bütün dejeneratif hastalıkların nedenidir.
Fabrikalarda büyük miktarlarda üretilen bütün yiyecekler, uzun süre
bozulmadan kalabilmeleri için çeşitli işlemlere tabii tutulurlar. Bu tür gıdalar, raf
ömürleri uzatılmak amacı ile doğal olan faydalı liflerinden, yağlarından ve vit-
aminlerinden endüstriyel işlemlerle arındırılır, böylece kısa sürede bozulmaları
önlenmiş olur.

Özgün maddeleri yok edilen yiyeceklere daha sonra damak tadını sağlama
amacı ile çeşitli suni tatlandırıcılar, gıda katkı maddeleri ve gıda boyaları eklenir.
Bu işlemleri görmüş yiyecekler ağıza alındığı anda (ağzımızdan emilerek), hızlı
bir şekilde kan şekerimizi yükseltirler. Ayrıca lifleri (posaları) yok edilmiş
olduğundan, hazmedilmeleri hızlanmış ve kolaylaşmıştır. Mideden çabucak
geçerek incebağırsağa ulaşırlar. Uzun bir tüp şeklinde olan incebağırsağın
başlangıç bölümünden de hemen hazmedilirler ve bağırsağın son bölümüne
kadar bile ulaşamazlar. Mide ve bağırsaklar kısa süre içinde boşalır.
Karatay Diyeti’nin önerilerini kısaca şu şekilde özetleyebiliriz:
1.  Sızma zeytinyağlı her türlü sebze yemeği yenebilir. Bakla, kabak kalye, kuru ve yaş fasulye gibi...
2.  Bir tabak kıymalı taze veya kuru sebze yemeği yenebilir.
3.  Yemekler ile ekmek, pirinç pilavı ve makarna yenilmeyecek!
4.  Yoğurt ve salatalara her türlü taze maydanoz, taze veya kuru nane, kekik, fesleğen vb otlar eklenebilir.
5.  Yemeklerde ve salatalarda zeytinyağı olarak ısıl işlem görmemiş soğuk sıkım zeytinyağı kullanılabilir.
6.  Mısırözü ve ayçiçeği yağları yemek pişirme ve kızartmalarda kesinlikle kullanılmayacak!
7.  Margarin haline dönüştürülmüş olan sıvı yağlarda da fazla miktarda trans yağ meydana gelmektedir. Bu sebeple margarin kullanılmayacak!
8.  Vücut yağlanmasını önlemek ve bozulmuş kan yağlarını normalleştirmek amacı ile mutlaka doğal -geleneksel usul- tereyağı ve esansiyel sıvı yağlar tüketilmelidir. Doğal balık yağı Omega-3 ve kolesterol, bütün hücre zarlarımızın temel yapı maddeleridir.
9.  Bal, reçel ve pekmez yok!
10.  Tatlılara, çaylara ve kahveye hiçbir şekilde tatlandırıcı eklenmeyecek.
11.  Üzerinde diyet yazan kurabiye, bisküvi, çikolata, şeker vb yenilmeyecek.
12.  Hiçbir şekilde diyet ve gazlı içecekler kullanılmayacak.
13.  Keten tohumu ve balık yağı (Omega-3), kan yağlarını düzenler, kanı sulandırır, kilo vermeyi kolaylaştırır, kilo almayı önler, hipertansiyon ve depresyon gelişmesini engeller.
14.  Keten tohumu azar azar yiyeceklere eklenebilir. Susam da keten tohumu kadar faydalıdır. Arzu edildiğinde onun yerine kullanılabilir.
15.  Tüketilen yiyeceğin doğal ve bütün olmasına dikkat edilmelidir.
16.  İşlenmiş olan yiyeceklerde gizli olarak -damak tadını etkilemek amacı ile-, tehlikeli ve kanser yapan, damar sertliğini başlatan zararlı trans yağlar ve bozuk şekerler bulunur.
17.  Yemeklerimizde tuz miktarı azaltılmalıdır. Rafine tuz yerine kristal kaya tuzu (cam veya ahşap değirmende öğütülerek) kullanılmadır.
18  .Tahıllar, un ve nişastalı bütün gıdalar tüketildikten hemen sonra kan şekerine dönüşürler. Bu tür gıdalar, daha sonra karaciğer yağı ve iç organ yağı olarak depo edilirler. İnsülin ve leptin direncini başlatır ve giderek artırırlar. Bu sebeple tüketilmemelidirler.
19.  Aşırı miktarda meyve ve meyve suyu tüketildiğinde de, vücudumuzun kan şekerinde aşırı miktarda yükselme görülür. Enerji olarak kullanılmadıkları için kan yağlarına dönüşür ve yağ olarak birikirler. Selülit nedenidirler. Selülit, insülin ve leptin direncinin önemli bir belirtisidir. Be nedenle meyveler, önceki bölümlerde anlattığımız ölçüde ve özellikte az miktarda tüketilmelidir.
20.  Her gün 2-2,5 litre taze limonlu doğal kaynak suyu içilmeli.
21.  Beslenmenin önerildiği şekilde düzenlenmesinin dışında her gün 40-50 dakika sık adımlarla yürüyüş yapılmalı. Evde 10 dakika ip atlanabilir. 30 dakika sevilen bir müzik dinlenebilir. Bir arkadaş, kardeş ya da eşiniz ile 10-20 dakika dans edilebilir.
Son olarak her gün 2-3gr katkısız Omega-3 tüketilmelidir.
Virüsleri neden olduğu nezle ve grip enfeksiyonlarında antibiyotiklerin etkisi sıfırdır, kullanılmamalıdır.
'Protein' kelimesi eski Yunancada kullanilan 'proteios' kelimesinden gelmektedir. Proteios'un kelime anlami ise 'ilk ve tek, en onemli olan' demektir.
Diyet ve kilo verme olayına farklı bir bakış açısı sunan bir kitap.
Yazar temel olarak, sürekli paylaşılan diyet listelerine ve klasik kilo verme anlayışına, bunların tercüme olması üzerinden tepki gösteriyor. Zira mutfağın, yemek kültürü ve coğrafya ile ilgili olduğunu belirtiyor. Bu nedenle de tercüme diyetlerin sürdürülebilir olmamasından dolayı bir işe yaramadığını belirtiyor.

İkinci olarak da meyve içerisindeki şeker de dahil olmak üzere kilo olayının temelde bir şeker tüketme problemi olduğunu iddia (ya da ispat) ediyor. Yağlardan çok şekerden korkmamız gerektiğini belirtiyor.

Karatay diyetinin bir süreliğine kilo vermek için de değil de ömür boyu sağlıklı yaşamak için uygulanması gerektiğini söylüyor.

Bu anlamda okuduğum ilk kitap olduğu için kitabın içeriği hakkında pek yorum yapamıyorum. Fakat etkileyici olduğunu belirtmem gerek. Kilo problemi yaşamama rağmen hiçbir zaman diyetlere sıcak bakmadım. Zira hangi diyeti elime alsam hayatım boyunca görmediğim, yemediğim yiyecekleri içerirdi. Bu da özellikle maddi açıdan zorluyor. Fakat Karatay diyetinde genel olarak yemek kültürümüzde olan yiyecekler var. Örneğin meşhur Karatay kahvaltısında şunlar var: peynir, zeytin, domates, salatalık, yumurta ve kuruyemiş.

Sonuç olarak bir sağlık cahili olarak beğendiğim bir kitap oldu.

26 Şubattan bu yana (1 ay) uygulamaya çalışıyorum ve 6 kilo verdim. Diyete devam etmeyi ve şurada (#4596592) olduğu gibi ara ara bu incelemeye günlüğü eklemeyi planlıyorum. Herkese sağlıklı günler dilerim. İyi okumalar.
Yıllardır hanımlar için bir problemdir kilo alıp vermek .Hedef; sağlıklı yaşamakmı ?kilo vermek mi? Öncelikle bunun tespit edilmesi gerekiyor .Canan Karatay bu kitabında; kilo almamanın, aşırı kilo ve obezitenin neden olduğu sağlık sorunlarının önüne geçilerek mümkün olduğunu ,beslenme ve yaşama biçimi değişiklikleri ile bu sorunların önüne geçilebileceğini ,bilimsel araştırmalarla göstermiştir. Şeker ve karbonhidratlı yiyecekleri hayatımızdan çıkararak nasıl sağlıklı beslenebiliriz ?Et, balık ,süt, peynir, yumurta ,tereyağı ,bakliyat ,turşu ,sebze, meyve ve kuruyemişlerle beraber hem kilo verip, hem de yorgunluk hissetmeden nasıl daha enerjik bir şekilde yaşayabiliriz ? Sorularının cevabını bu kitapta bulabiliriz.
Sadece kilo vermek için değil, sağlıklı yaşam için alıp, okumanız gereken bir eser. İnsanın vücudunu tanımasından daha güzel bir şey olamaz sanırım. Vücudunuzdaki hormonların işleyişini ve bu hormonların görevleri çok iyi bir şekilde anlatılmış. Özelikle diyabet hastalığının nedeni olan şekerin neden kaynaklandığını da öğrenmiş oluyorsunuz. Şekerin hayatınızdaki rolünü azalttığınız hatta yok ettiğinizde kendinizi ne kadar sağlıklı hissedeceğinizin garantisi veren bir kitap. Sadece şeker değil, Indeksi yüksek yani çok fazla karbonhidrat içeren besinlerin nasıl tüketmek gerektiğimizi veya hangi besinlerden daha az yememiz gerektiği örnekleriyle açıklanmış. Diyet deyince aklınıza otla beslemek gibi bir şey gelebilir bu tamamen yanlış bir kanıdır. Kitabın yarısından fazlası et, balık ve kuru yufkadan yapılan börek tarifleriyle dolu. Baklagiller ve diğer sebze yemeklerini de hesaba katarsak dolu dolu tariflerin olduğu bir kitap. Özellikle giriş bölümündeki şeker ve insülin yazılarının oldukça açıklayıcı bilgiler içermesi sayesinde konuya bir anda hakim olmanızı sağlıyor diyebilirim. Kilo sorunum olmadığı halde kitabı okumaktan büyük keyif aldığım söylemek istiyorum. Sağlıklı yaşam için sadece spor yeterli değildir, sağlıklı beslenmek daha da önem taşımaktadır. Sonuç olarak; kitabı ısrarla tavsiye ediyorum. Sağlıklı yaşamın anahtarı gibi olan eser kütüphanenizde mutlaka bulunmalıdır.
Canan Hoca yüksek karbonhidratlı besinlerden, trans yağlardan, işlenmiş gıdalardan uzak durmamız gerektiğini ve bu besinlerin vücudumuzun işleyişini nasıl bozduğunu bize "Vücudumuzu Tanıyalım" Çizgi Filminde olduğu gibi öğretici ve bizden bir dil kullanarak anlatmış. Hızlı hayat akışı içinde sağlığına vakit ayırmak isteyenler mutlaka okumalı...
Çok faydalı bir kitap oldu benim için ama bazı noktalar düşündurdü.

Diyet isminin geçtiği her kitaba ön yargılı olmamak gerekmiş.
Canan Karatay'ı medyadaki bazı açıklamaları ve dolandırıcılık olaylarına müdahil olması sebebiyle,önemsemeden dinliyordum fakat bu kitaptaki bilimsel üslubu hoşuma gitti.
Oldukçada donanımlı bir bilim insanıymış.
Ben genelde yemekten sonraki 2-4saat aralığında tansiyon düşüklüğü yaşadığım için sık sık ve az az yemem gerektiğine inanırdım.
Pekmez,bal ve meyve gibi doğal şeker içeren gıdaları tüketmemin kanşekerimi düzenlediğini ve enerji verdiğini sanardım.
Et yemenin çok ta sağlıklı olmadığını düşünürdüm.
Fakat bu kitaptaki bilimsel verilere dayalı bilgileri ufkumu oldukça genişletti.
Bugün ilk kez burda örnek menülerle ifade edilen beslenme şekline uydum ve tam olarak yemekten 5 saat sonra az bir halsizlikle yemek yedim.Üstelik sonrasında ağzıma pekmez vs türü hiç bir şey sokmadım çünkü artık bunu yaptığımda kan şekerimle oynayacağımı ve insülin direncimi arttıracağımı ve sonrasında açlık,halsizlik hissedeceğimi biliyorum.
Ama bir günle bu değerlendirmeyi yapıo erken karar vermek doğru değil.
Ara öğünleri seviyorum ve bana iyi geliyor.
Bir kac gün sonra tekrar döneceğim ama en azından daha besleyici yemekler seçceğim.
Menülerin de yer aldığı bir kitabı daha var.
Onu da en kısa zamanda temin etmek istiyorum.
Bu kitapta ,bir çok rahatsızlığınıza yanıt bulacaksınız ama dikkatli uygulamak ve seçerek adapte olmak gerek.
Ekmek hiç yenmemesi öğünler de sıklıkla et olması,ara öğüne gerek duymaması vs düşündürdü.
Bilimsel verilerle desteklenen sağlıklı yaşam reçetesi. Her ne kadar bu özenli yaşama başlamak zor gelse de, bir kez başlandığında gün içindeki gereksiz acıkmalar yok oluyor ve kendinizi hafiflemiş, kilometrelerce yolu yürümek ister halde bulabiliyorsunuz.
son zamanlarda fazla diyet kitabı okudum neyi uygulayacağımı şaşırdım.. ama bana en mantıklı gelen diyet tarzı bu oldu...en akla yatkın ve mantıklı açıklamaları bu kitapta buldum... konu bazen fazla tıbbi anlatılıyor ama buna rağmen yinede anlaşılabilen ve kavarayabildiğimiz noktada ikna edip bırakan bir anlatıma sahip...

Yazarın biyografisi

Adı:
Canan Efendigil Karatay
Unvan:
Tıp Doktoru
Doğum:
Elazığ, 1943
1943 yılında Elazığ'da doğdu. 1961 yılında Üsküdar Amerikan Kız Lisesi, 1967 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden mezun oldu.

1972 yılında İstanbul Üniversitesi Tedavi Kliniği'nde iç hastalıkları uzmanlık eğitimini tamamladı. İngiliz hükümeti bursu ile Liverpool Regional Cardiac Center'da kardiyoloji alanında uzmanlık eğitimine başladı. 1974-1976 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Tedavi Kliniği'nde baş asistan olarak çalıştı.

Bu sırada Türkiye'de bir kardiyolog olarak (cerrahi yardım almaksızın) bir ilki gerçekleştirdi. Kalıcı ve geçici kalp pili implantasyonu tekniğini başarıyla uyguladı. Koroner Yoğun Bakım'da 'Vena Subklavya Ponksiyon' tekniğini yerleştirdi.

1976-1978 yılları arasında, Güney Afrika Cape Town Üniversitesi Groote Schuur Hastanesi'nde, dünyada ilk kez kalp nakli ameliyatını gerçekleştirmiş olan Christian Barnarnd'ın ekibinde çalıştı. Doçentlik tezini kalp nakli yapılmış hastalar üzerinde gerçekleştirdi. 1979 yılında doçent oldu.

İstanbul Üniversitesi Kardiyoloji Enstitüsü'nde, Cape Town'da eğitimini görmüş olduğu (şu anda ülkemizde yaygın bir şekilde uygulanmakta olan) 'femoral arter' yolu kullanılarak yapılan koroner anjiyografi tekniğini (Judgkin tekniği) yine ilk kez ülkemizde uyguladı ve bu uygulamayı ülkemize yerleştirdi. 1987-1995 yılları arasında State University of New York Health Science'de kalp hastalıkları alanlarında araştırmalar yaptı.
1995-1997 yılları arasında Gaziantep ve İstanbul'daki birçok özel hastanede, 'koroner yoğun bakım' ve 'koroner anjiyografi laboratuvarları'nı kurdu.

1997-2002 yılları arasında Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi, 2002-2006 yılları arasında da Kadir Has Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde öğretim üyesi olarak görev yaptı.

2006-2010 yılları arasında Türkiye'de ilk ve tek sağlık üniversitesi olan İstanbul Bilim Üniversitesi'nde rektörlük yaptı. Halen İstanbul Bilim Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde, İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Ana Bilim Dalları'nda öğretim üyesi olarak çalışmaktadır.
M. Canan Efendigil Karatay, Ali Başak Karatay ile evlidir. Çiftin Mehmet Rahmi Karatay adında bir oğulları bulunmaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 41 okur beğendi.
  • 328 okur okudu.
  • 23 okur okuyor.
  • 134 okur okuyacak.
  • 4 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları