Canan Efendigil Karatay

Canan Efendigil Karatay

Yazar
8.6/10
158 Kişi
·
441
Okunma
·
57
Beğeni
·
1.751
Gösterim
Adı:
Canan Efendigil Karatay
Unvan:
Tıp Doktoru
Doğum:
Elazığ, 1943
1943 yılında Elazığ'da doğdu. 1961 yılında Üsküdar Amerikan Kız Lisesi, 1967 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden mezun oldu.

1972 yılında İstanbul Üniversitesi Tedavi Kliniği'nde iç hastalıkları uzmanlık eğitimini tamamladı. İngiliz hükümeti bursu ile Liverpool Regional Cardiac Center'da kardiyoloji alanında uzmanlık eğitimine başladı. 1974-1976 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Tedavi Kliniği'nde baş asistan olarak çalıştı.

Bu sırada Türkiye'de bir kardiyolog olarak (cerrahi yardım almaksızın) bir ilki gerçekleştirdi. Kalıcı ve geçici kalp pili implantasyonu tekniğini başarıyla uyguladı. Koroner Yoğun Bakım'da 'Vena Subklavya Ponksiyon' tekniğini yerleştirdi.

1976-1978 yılları arasında, Güney Afrika Cape Town Üniversitesi Groote Schuur Hastanesi'nde, dünyada ilk kez kalp nakli ameliyatını gerçekleştirmiş olan Christian Barnarnd'ın ekibinde çalıştı. Doçentlik tezini kalp nakli yapılmış hastalar üzerinde gerçekleştirdi. 1979 yılında doçent oldu.

İstanbul Üniversitesi Kardiyoloji Enstitüsü'nde, Cape Town'da eğitimini görmüş olduğu (şu anda ülkemizde yaygın bir şekilde uygulanmakta olan) 'femoral arter' yolu kullanılarak yapılan koroner anjiyografi tekniğini (Judgkin tekniği) yine ilk kez ülkemizde uyguladı ve bu uygulamayı ülkemize yerleştirdi. 1987-1995 yılları arasında State University of New York Health Science'de kalp hastalıkları alanlarında araştırmalar yaptı.
1995-1997 yılları arasında Gaziantep ve İstanbul'daki birçok özel hastanede, 'koroner yoğun bakım' ve 'koroner anjiyografi laboratuvarları'nı kurdu.

1997-2002 yılları arasında Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi, 2002-2006 yılları arasında da Kadir Has Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde öğretim üyesi olarak görev yaptı.

2006-2010 yılları arasında Türkiye'de ilk ve tek sağlık üniversitesi olan İstanbul Bilim Üniversitesi'nde rektörlük yaptı. Halen İstanbul Bilim Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde, İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Ana Bilim Dalları'nda öğretim üyesi olarak çalışmaktadır.
M. Canan Efendigil Karatay, Ali Başak Karatay ile evlidir. Çiftin Mehmet Rahmi Karatay adında bir oğulları bulunmaktadır.
Bugünün çocukları modern yaşam ve teknolojik kolaylıklardan yana avantajlı görünse de ‘doğal yaşam’ yönünden kayıp bir nesil olarak değerlendirilebilir.
Düşük glisemik indeksli gıdalar denilen ‘sağlıklı’ karbonhidratlar, uzun süre tokluk hissi sağlayan yiyecekler grubudur. Bu tür gıdalarla beslenen kişilerde, en güçlü hislerden biri olan ‘acıkma hissi’ oluşmaz. Sonuç olarak, sık sık yemek yeme dürtüsü ortadan kalkar. Reaktif hipoglisemi atakları önlenmiş olur. Sık sık insülin hormonu salgılanmadığı için de doğal olarak insülin ve leptin direnci gelişemez. Gelişmiş olan da yavaş yavaş geriler. Göbek ve karna depo olmuş yağlar da yavaş yavaş yıkılmaya başlar.
Kilo verebilmemiz yani birikmiş olan yağlarımızın yakıt olarak yıkılması ve enerji sağlayabilmesi için, leptin hormonunun salgılanması şarttır. Daha önce belirtmiş olduğumuz gibi her yemek yedikten sonra ya da sık sık bir şeyler yediğimizde, kan şekerimizle birlikte insülinimiz de yükselmektedir. Bu alışkanlık devam ettiği sürece kanımızdaki insülin hormonu (doğal olarak) sık sık yükselecek ve devamlı olarak yüksek düzeylerde kalacaktır! Yakıt olarak kullanılmamış olan fazla kan şekerimiz de, sürekli yüksek olan kan insülin sayesinde yağ olarak depoya gönderilecektir. İnsülin hormonu, kanımızda hep yüksek düzeylerde kaldığı süre boyunca da yağlar devamlı olarak depolara gönderilecek ve bununla birlikte kilomuz da artacaktır. Sonuç olarak yağlar depo edilmeye devam ediliyorken, aynı anda yakıt olarak kullanılmaları ve yıkılmaları mümkün değildir. Bu nedenle sık sık yemek yediğimiz zaman enerjimiz artmış olsa bile, bu enerji yağların yanması için değil de, yağların depolanması için kullanılmaktadır. Doğal olarak bu süreç devam ettiği müddetçe kilo vermemiz imkânsızdır!
• Egzersizin ilk 15-20 dakikasında enerji olarak, bacak adalelerinde glikojen olarak depolanmış olan ‘şeker’ yakıt olarak kullanır.
• Egzersizin süresi 20 dakikadan daha fazla olursa, enerji olarak kanda bulunan şeker ve serbest yağlar kullanılır. Dolaşımda bulunan birikmiş yağ ve şekerler bu şekilde azalır. Böbrek üstü bezinden adrenalin hormonu salgılanır. Bu sırada adrenalin hormonu depo yağlarımızı yıkarak gerekli enerjiyi sağlar.
•Uzun süren egzersiz sırasında yorgunluk hissetmemizin nedeni, salgılanan adrenalin hormonudur. Tokluk hissetmemizin nedeni de adrenalin hormonunun bir süre daha depo yağlarını yıkmaya devam etmesine bağlıdır.
•Eğer egzersiz 40 dakikadan fazla sürecek olursa, karaciğer ve vücudumuzda depo edilmiş olan birikmiş yağlarımız yıkılarak kan şekerine dönüşür ve gerekli enerji sağlanır.
Her gün 2-3gr katkısız Omega-3 tüketilmelidir.
Omega-3 yağ kapsülleri içinde kesinlikle Omega-6 yağı bulunmamalıdır.
Karatay Diyeti’nin önerilerini kısaca şu şekilde özetleyebiliriz:
1.  Sızma zeytinyağlı her türlü sebze yemeği yenebilir. Bakla, kabak kalye, kuru ve yaş fasulye gibi...
2.  Bir tabak kıymalı taze veya kuru sebze yemeği yenebilir.
3.  Yemekler ile ekmek, pirinç pilavı ve makarna yenilmeyecek!
4.  Yoğurt ve salatalara her türlü taze maydanoz, taze veya kuru nane, kekik, fesleğen vb otlar eklenebilir.
5.  Yemeklerde ve salatalarda zeytinyağı olarak ısıl işlem görmemiş soğuk sıkım zeytinyağı kullanılabilir.
6.  Mısırözü ve ayçiçeği yağları yemek pişirme ve kızartmalarda kesinlikle kullanılmayacak!
7.  Margarin haline dönüştürülmüş olan sıvı yağlarda da fazla miktarda trans yağ meydana gelmektedir. Bu sebeple margarin kullanılmayacak!
8.  Vücut yağlanmasını önlemek ve bozulmuş kan yağlarını normalleştirmek amacı ile mutlaka doğal -geleneksel usul- tereyağı ve esansiyel sıvı yağlar tüketilmelidir. Doğal balık yağı Omega-3 ve kolesterol, bütün hücre zarlarımızın temel yapı maddeleridir.
9.  Bal, reçel ve pekmez yok!
10.  Tatlılara, çaylara ve kahveye hiçbir şekilde tatlandırıcı eklenmeyecek.
11.  Üzerinde diyet yazan kurabiye, bisküvi, çikolata, şeker vb yenilmeyecek.
12.  Hiçbir şekilde diyet ve gazlı içecekler kullanılmayacak.
13.  Keten tohumu ve balık yağı (Omega-3), kan yağlarını düzenler, kanı sulandırır, kilo vermeyi kolaylaştırır, kilo almayı önler, hipertansiyon ve depresyon gelişmesini engeller.
14.  Keten tohumu azar azar yiyeceklere eklenebilir. Susam da keten tohumu kadar faydalıdır. Arzu edildiğinde onun yerine kullanılabilir.
15.  Tüketilen yiyeceğin doğal ve bütün olmasına dikkat edilmelidir.
16.  İşlenmiş olan yiyeceklerde gizli olarak -damak tadını etkilemek amacı ile-, tehlikeli ve kanser yapan, damar sertliğini başlatan zararlı trans yağlar ve bozuk şekerler bulunur.
17.  Yemeklerimizde tuz miktarı azaltılmalıdır. Rafine tuz yerine kristal kaya tuzu (cam veya ahşap değirmende öğütülerek) kullanılmadır.
18  .Tahıllar, un ve nişastalı bütün gıdalar tüketildikten hemen sonra kan şekerine dönüşürler. Bu tür gıdalar, daha sonra karaciğer yağı ve iç organ yağı olarak depo edilirler. İnsülin ve leptin direncini başlatır ve giderek artırırlar. Bu sebeple tüketilmemelidirler.
19.  Aşırı miktarda meyve ve meyve suyu tüketildiğinde de, vücudumuzun kan şekerinde aşırı miktarda yükselme görülür. Enerji olarak kullanılmadıkları için kan yağlarına dönüşür ve yağ olarak birikirler. Selülit nedenidirler. Selülit, insülin ve leptin direncinin önemli bir belirtisidir. Be nedenle meyveler, önceki bölümlerde anlattığımız ölçüde ve özellikte az miktarda tüketilmelidir.
20.  Her gün 2-2,5 litre taze limonlu doğal kaynak suyu içilmeli.
21.  Beslenmenin önerildiği şekilde düzenlenmesinin dışında her gün 40-50 dakika sık adımlarla yürüyüş yapılmalı. Evde 10 dakika ip atlanabilir. 30 dakika sevilen bir müzik dinlenebilir. Bir arkadaş, kardeş ya da eşiniz ile 10-20 dakika dans edilebilir.
Son olarak her gün 2-3gr katkısız Omega-3 tüketilmelidir.
Leptin hormonunun görevi, vücudumuzun çeşitli bölgelerinde önceden depolanmış olan yağları yıkarak, vücudumuza gerekli olan yakıtı ve dolayısı ile enerjiyi sağlamaktır. Leptin hormonu, ikinci yedek depodaki benzinin yakıt olarak kullanılmasını sağlamaktadır.
Bir organizmada bulunan bütün hücrelerin ömrü ortalama üç ay kadardır. Üç ayın bitiminde her bir hücre yıpranır, yaşlanır, parçalanır ve organizmadan atılır. Sağlıklı bir organizmada parçalanmış ya da ölmüş olan hücrelerin yerine, sürekli olarak yeni hücreler yapılır.

İşte, karaciğerin en önemli görevlerinden biri her organın ihtiyacına göre, yeni hücrelere yapı taşı olan kolesterolü üretmektir.
Virüsleri neden olduğu nezle ve grip enfeksiyonlarında antibiyotiklerin etkisi sıfırdır, kullanılmamalıdır.
Diyet ve kilo verme olayına farklı bir bakış açısı sunan bir kitap.
Yazar temel olarak, sürekli paylaşılan diyet listelerine ve klasik kilo verme anlayışına, bunların tercüme olması üzerinden tepki gösteriyor. Zira mutfağın, yemek kültürü ve coğrafya ile ilgili olduğunu belirtiyor. Bu nedenle de tercüme diyetlerin sürdürülebilir olmamasından dolayı bir işe yaramadığını belirtiyor.

İkinci olarak da meyve içerisindeki şeker de dahil olmak üzere kilo olayının temelde bir şeker tüketme problemi olduğunu iddia (ya da ispat) ediyor. Yağlardan çok şekerden korkmamız gerektiğini belirtiyor.

Karatay diyetinin bir süreliğine kilo vermek için de değil de ömür boyu sağlıklı yaşamak için uygulanması gerektiğini söylüyor.

Bu anlamda okuduğum ilk kitap olduğu için kitabın içeriği hakkında pek yorum yapamıyorum. Fakat etkileyici olduğunu belirtmem gerek. Kilo problemi yaşamama rağmen hiçbir zaman diyetlere sıcak bakmadım. Zira hangi diyeti elime alsam hayatım boyunca görmediğim, yemediğim yiyecekleri içerirdi. Bu da özellikle maddi açıdan zorluyor. Fakat Karatay diyetinde genel olarak yemek kültürümüzde olan yiyecekler var. Örneğin meşhur Karatay kahvaltısında şunlar var: peynir, zeytin, domates, salatalık, yumurta ve kuruyemiş.

Sonuç olarak bir sağlık cahili olarak beğendiğim bir kitap oldu.

26 Şubattan bu yana (1 ay) uygulamaya çalışıyorum ve 6 kilo verdim. Diyete devam etmeyi ve şurada (#4596592) olduğu gibi ara ara bu incelemeye günlüğü eklemeyi planlıyorum. Herkese sağlıklı günler dilerim. İyi okumalar.
Yıllardır hanımlar için bir problemdir kilo alıp vermek .Hedef; sağlıklı yaşamakmı ?kilo vermek mi? Öncelikle bunun tespit edilmesi gerekiyor .Canan Karatay bu kitabında; kilo almamanın, aşırı kilo ve obezitenin neden olduğu sağlık sorunlarının önüne geçilerek mümkün olduğunu ,beslenme ve yaşama biçimi değişiklikleri ile bu sorunların önüne geçilebileceğini ,bilimsel araştırmalarla göstermiştir. Şeker ve karbonhidratlı yiyecekleri hayatımızdan çıkararak nasıl sağlıklı beslenebiliriz ?Et, balık ,süt, peynir, yumurta ,tereyağı ,bakliyat ,turşu ,sebze, meyve ve kuruyemişlerle beraber hem kilo verip, hem de yorgunluk hissetmeden nasıl daha enerjik bir şekilde yaşayabiliriz ? Sorularının cevabını bu kitapta bulabiliriz.
Bundan önce okuduğum Allen Carr ın Kilo Vermenin Kolay Yolu kitabı ile karşılaştırınca kitap, kesinlikle daha mantıklı ve bizim yemek zevkimize uygun tavsiyeler içeriyor ve çok daha kolay uygulanabilir.Kitabı beğendim,soru-cevap şeklinde merak edilen ve doğru bildiğimiz yanlışları sıkmadan anlatmış Canan Hoca.
Sadece kilo vermek için değil, sağlıklı yaşam için alıp, okumanız gereken bir eser. İnsanın vücudunu tanımasından daha güzel bir şey olamaz sanırım. Vücudunuzdaki hormonların işleyişini ve bu hormonların görevleri çok iyi bir şekilde anlatılmış. Özelikle diyabet hastalığının nedeni olan şekerin neden kaynaklandığını da öğrenmiş oluyorsunuz. Şekerin hayatınızdaki rolünü azalttığınız hatta yok ettiğinizde kendinizi ne kadar sağlıklı hissedeceğinizin garantisi veren bir kitap. Sadece şeker değil, Indeksi yüksek yani çok fazla karbonhidrat içeren besinlerin nasıl tüketmek gerektiğimizi veya hangi besinlerden daha az yememiz gerektiği örnekleriyle açıklanmış. Diyet deyince aklınıza otla beslemek gibi bir şey gelebilir bu tamamen yanlış bir kanıdır. Kitabın yarısından fazlası et, balık ve kuru yufkadan yapılan börek tarifleriyle dolu. Baklagiller ve diğer sebze yemeklerini de hesaba katarsak dolu dolu tariflerin olduğu bir kitap. Özellikle giriş bölümündeki şeker ve insülin yazılarının oldukça açıklayıcı bilgiler içermesi sayesinde konuya bir anda hakim olmanızı sağlıyor diyebilirim. Kilo sorunum olmadığı halde kitabı okumaktan büyük keyif aldığım söylemek istiyorum. Sağlıklı yaşam için sadece spor yeterli değildir, sağlıklı beslenmek daha da önem taşımaktadır. Sonuç olarak; kitabı ısrarla tavsiye ediyorum. Sağlıklı yaşamın anahtarı gibi olan eser kütüphanenizde mutlaka bulunmalıdır.
Canan Hoca yüksek karbonhidratlı besinlerden, trans yağlardan, işlenmiş gıdalardan uzak durmamız gerektiğini ve bu besinlerin vücudumuzun işleyişini nasıl bozduğunu bize "Vücudumuzu Tanıyalım" Çizgi Filminde olduğu gibi öğretici ve bizden bir dil kullanarak anlatmış. Hızlı hayat akışı içinde sağlığına vakit ayırmak isteyenler mutlaka okumalı...
Çok faydalı bir kitap oldu benim için ama bazı noktalar düşündurdü.

Diyet isminin geçtiği her kitaba ön yargılı olmamak gerekmiş.
Canan Karatay'ı medyadaki bazı açıklamaları ve dolandırıcılık olaylarına müdahil olması sebebiyle,önemsemeden dinliyordum fakat bu kitaptaki bilimsel üslubu hoşuma gitti.
Oldukçada donanımlı bir bilim insanıymış.
Ben genelde yemekten sonraki 2-4saat aralığında tansiyon düşüklüğü yaşadığım için sık sık ve az az yemem gerektiğine inanırdım.
Pekmez,bal ve meyve gibi doğal şeker içeren gıdaları tüketmemin kanşekerimi düzenlediğini ve enerji verdiğini sanardım.
Et yemenin çok ta sağlıklı olmadığını düşünürdüm.
Fakat bu kitaptaki bilimsel verilere dayalı bilgileri ufkumu oldukça genişletti.
Bugün ilk kez burda örnek menülerle ifade edilen beslenme şekline uydum ve tam olarak yemekten 5 saat sonra az bir halsizlikle yemek yedim.Üstelik sonrasında ağzıma pekmez vs türü hiç bir şey sokmadım çünkü artık bunu yaptığımda kan şekerimle oynayacağımı ve insülin direncimi arttıracağımı ve sonrasında açlık,halsizlik hissedeceğimi biliyorum.
Ama bir günle bu değerlendirmeyi yapıo erken karar vermek doğru değil.
Ara öğünleri seviyorum ve bana iyi geliyor.
Bir kac gün sonra tekrar döneceğim ama en azından daha besleyici yemekler seçceğim.
Menülerin de yer aldığı bir kitabı daha var.
Onu da en kısa zamanda temin etmek istiyorum.
Bu kitapta ,bir çok rahatsızlığınıza yanıt bulacaksınız ama dikkatli uygulamak ve seçerek adapte olmak gerek.
Ekmek hiç yenmemesi öğünler de sıklıkla et olması,ara öğüne gerek duymaması vs düşündürdü.
İnsülin hormonunun yüksekliği sonucu vücutta oluşan tahribatın sürekli şekerle desteklenerek devam etmesi ve iyotu bromür katkı maddesi eklenmiş ekmekler yüzünden alamayarak kalp damar tansiyon rahatsızlıklarının artması magnezyumun ve D vitaminin önemi hakkında sade bir dille yazılmış güzel bir kitap fakat önemli olan yaşama tatbik edebilmekte bunun için toplumun tüketen rolünün yerini üreten pozisyona çevirmek gerekli sadece bilmek sağlıklı beslenmeye ulaşmak için yeterli olmuyor maalesef..
Sağlık konusunda aynı yazarın kaleminden çıkan kitaplar genellikle fazla tekrar içeriyor. Bu kitap da Canan Karatay'ın diğer kitaplarına göre fazla yenilik içermiyor. Belki tuz konusuna daha geniş bir açıdan yaklaştığı söylenebilir. Ancak bu kitapların bilgilenmek dışında motive olmak gibi ikincil bir etkisi var. Ben bu açıdan okudum kitabı.
Canan Karatay’dan sağlık için gerçek bir rehber niteliğinde olan “Beslenme Tuzaklarından Kurtuluş Rehberi” hangi besinleri ne için tüketmeniz gerektiğini ve hangi besinlerden kaçınmanız gerektiğini detaylarıyla anlatıyor. Uygulaması oldukça kolay, Türk damak tadına uygun menülerin listelendiği Karatay Mutfağı kitabından önce okunması gerektiğini düşünüyorum. Böylece Karatay Mutfağı’nda yer alan menülerin analizlerini çok daha iyi yapabileceksiniz. Tedavi edilemez denilen birçok hastalığın aslında beslenme şeklini değiştirerek tedavi edilebileceğini belirten Karatay bu rehber kitabında obezite ve diyabet gibi günümüzde oldukça sık rastlanan rahatsızlıkların çözümlerine de değinmiş. Kesinlikle okumalısınız.
Kitabın adının Karatay Diyeti olması sadece hangi öğün ne yenecek olarak algılanmamalı. Sağlıklı yaşam konusunda çok iyi bilgiler bulunuyor. Doğru bilinen yanlışları da anlatması farklı bir yararlı yönü. Bu yazarı sevmeyen diğer medyatik kişilerin büyük markalarla bağı olabilir diye düşünüyorum.Çünkü zararlı olarak saydığı yiyecek ve içecekleri pazarlayan firmalar devasa boyutlarda.Okuyunca zaten hak vereceksiniz.iyi okumalar...

Yazarın biyografisi

Adı:
Canan Efendigil Karatay
Unvan:
Tıp Doktoru
Doğum:
Elazığ, 1943
1943 yılında Elazığ'da doğdu. 1961 yılında Üsküdar Amerikan Kız Lisesi, 1967 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden mezun oldu.

1972 yılında İstanbul Üniversitesi Tedavi Kliniği'nde iç hastalıkları uzmanlık eğitimini tamamladı. İngiliz hükümeti bursu ile Liverpool Regional Cardiac Center'da kardiyoloji alanında uzmanlık eğitimine başladı. 1974-1976 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Tedavi Kliniği'nde baş asistan olarak çalıştı.

Bu sırada Türkiye'de bir kardiyolog olarak (cerrahi yardım almaksızın) bir ilki gerçekleştirdi. Kalıcı ve geçici kalp pili implantasyonu tekniğini başarıyla uyguladı. Koroner Yoğun Bakım'da 'Vena Subklavya Ponksiyon' tekniğini yerleştirdi.

1976-1978 yılları arasında, Güney Afrika Cape Town Üniversitesi Groote Schuur Hastanesi'nde, dünyada ilk kez kalp nakli ameliyatını gerçekleştirmiş olan Christian Barnarnd'ın ekibinde çalıştı. Doçentlik tezini kalp nakli yapılmış hastalar üzerinde gerçekleştirdi. 1979 yılında doçent oldu.

İstanbul Üniversitesi Kardiyoloji Enstitüsü'nde, Cape Town'da eğitimini görmüş olduğu (şu anda ülkemizde yaygın bir şekilde uygulanmakta olan) 'femoral arter' yolu kullanılarak yapılan koroner anjiyografi tekniğini (Judgkin tekniği) yine ilk kez ülkemizde uyguladı ve bu uygulamayı ülkemize yerleştirdi. 1987-1995 yılları arasında State University of New York Health Science'de kalp hastalıkları alanlarında araştırmalar yaptı.
1995-1997 yılları arasında Gaziantep ve İstanbul'daki birçok özel hastanede, 'koroner yoğun bakım' ve 'koroner anjiyografi laboratuvarları'nı kurdu.

1997-2002 yılları arasında Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi, 2002-2006 yılları arasında da Kadir Has Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde öğretim üyesi olarak görev yaptı.

2006-2010 yılları arasında Türkiye'de ilk ve tek sağlık üniversitesi olan İstanbul Bilim Üniversitesi'nde rektörlük yaptı. Halen İstanbul Bilim Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde, İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Ana Bilim Dalları'nda öğretim üyesi olarak çalışmaktadır.
M. Canan Efendigil Karatay, Ali Başak Karatay ile evlidir. Çiftin Mehmet Rahmi Karatay adında bir oğulları bulunmaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 57 okur beğendi.
  • 441 okur okudu.
  • 25 okur okuyor.
  • 180 okur okuyacak.
  • 8 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları