Carol J. Adams

Carol J. Adams

8.4/10
14 Kişi
·
42
Okunma
·
10
Beğeni
·
950
Gösterim
Adı:
Carol J. Adams
Unvan:
Amerikalı yazar, feminist ve hayvan hakları savunucusu
Doğum:
Dallas, Texas, Amerika Birleşik Devletleri, 1951
1951 yılında doğan Carol Adams, 1970 yılı başlarında University of Rochester’da kadın çalışmaları üzerine eğitim görmüş, Vietnam Savaşı protestolarında yer almış, Yale Divinity School ve University of Pennslylvania bünyesinde birçok kadın hakları programına katılmıştır. 1970 sonları ve 1980 yılları boyunca yoksulluk, ırkçılık ve cinsiyetçilik karşıtı bir sivil toplum kuruluşu olan Chautaugua County Rural Ministry başkanlığını yürütmüştür. 1987 yılında taşındığı ve halen yaşadığı Dallas’ta evsizlere ve risk altındaki gençler ve çocuklara barınma sağlayan bir kuruluşta çalışırken Etin Cinsel Politikası’nı tamamlamıştır. Halen biri Jane Austen üzerine, diğeri de Chautauqua County’deki bazı cinayetleri konu alan bir gerilim romanı olmak üzere iki kitap üzerinde çalışıyor.

Yazarın diğer kitapları şunlardır:
Ecofeminism and the Sacred. Continuum, 1993.
Neither Man nor Beast: Feminism and the Defense of Animals. Continuum, 1994.
Woman-battering: Creative pastoral care and counseling series. Fortress Press, 1994.
Marie M. Fortune ile birlikte: Violence against Women and Children: A Christian Theological Sourcebook. Continuum, 1995.
Josephine Donovan ile birlikte: Animals and women: Feminist theoretical explorations. Duke University Press, 1995.
The inner art of vegetarianism: Spiritual practices for body and soul. Lantern Books, 2000.
Journey to gameland: How to make a board game from your favorite children’s book. Lantern Books, 2001
Howard Williams ile birlikte: The ethics of diet: A catena of authorities deprecatory of the practice of flesh-eating. University of Illinois Press, 2003
Help! My child stopped eating meat!: An A-Z guide to surviving a conflict in diets. Continuum, 2004.
The Pornography of Meat. Continuum, 2004.
Prayers for Animals. Continuum, 2004.
God listens when you’re sad: Prayers when your animal friend is sick or dies. Pilgrim Press, 2005.
God listens to your love: prayers for living with animal friends. Pilgrim Press, 2005.
God listens to your care: prayers for all the animals of the world. Pilgrim Press, 2006.
Douglas Buchanan ve Kelly Gesch ile birlikte: Bedside, bathtub and armchair companion to Frankenstein. Continuum, 2007.
The Feminist Care Tradition in Animal Ethics: A Reader. Columbia University Press, 2007
How to eat like a vegetarian even if you never want to be one: More than 250 shortcuts, strategies, and simple solutions. Lantern Books, 2008.
Living among meat eaters: The vegetarians’ survival handbook. Lantern Books, 2008.
İktidar sahibi insanlar hep et yemişlerdir. İşçi sınıfı karbonhidratlardan oluşan bir karışımı tüketirken, Avrupa aristokrasisi her çeşit etle dolu büyük öğünler yemiştir. Beslenme alışkanlıkları yalnızca sınıfsal ayrımı açığa vurmaz, aynı zamanda ataerkil ayrımı da belli eder. Kadınların, ikinci sınıf yurttaşların, ataerkil kültürde ikinci sınıf sayılan yiyecekleri yemesi daha olasıdır: etten ziyade sebzeler, meyveler ve tahıllar. Et yemedeki cinsiyetçilik sınıf ayrımlarının altını yeniden çizerken bir de anlam sapması doğurur: Tüm sınıflara nüfuz etmiş olan etin erkeksi bir yiyecek olduğu ve et yemenin bir erkek faaliyeti olduğu miti.
Biz, bütün zulümlerin birbiriyle ilişkili olduğuna inanıyoruz: Bütün canlılar özgür olana kadar, yani kötü muameleden, aşağılanmadan, sömürüden, kirlenmeden ve ticarileşmeden kurtulana kadar, hiçbir canlı özgür olmayacak.
Hayvanların maruz kaldığı sömürüyü en az iki seviyede kurumsallaştıran bir kültürde yaşıyoruz: (1) mezbahalar, et pazarları, hayvanat bahçeleri, laboratuvarlar, sirkler gibi resmi yapılar; (2) kullandığımız dil. Ceset yemek değil de et yemek diyor oluşumuz, hâkim kültürün bu eylemi onaylamasını dilimizin nasıl aksettirdiğine temel bir örnektir.
"Cinsiyetçilikten ve türcülükten özgürleşmiş ilişkileri özenle kurmanın tohumları Türkçe'de mevcut. Bunu cinsiyetli zamirlerin olmayışında görmek mümkün. Üçüncü tekil şahıs zamiri olan "o" hem kadına hem de erkeğe işaret etmek için kullanılabiliyor; erkek ya da dişi bir hayvan, hatta Tanrı bile olabiliyor."
Carol J. Adams
Sayfa 17 - Ayrıntı Yayınları
Hayvanlar, kesim aracılığıyla kayıp göndergelere dönüşür. Hayvanların varoluşu ete indirgendikçe isimleri ve cisimleri ortadan kaybolur. Hayvanların hayatları etin varlığından önce gelir ve onu mümkün kılar. Hayvanlar halen hayattayken et olamaz. Dolayısıyla ölü bir beden, canlı hayvanın yerine geçer. Hayvanlar olmasaydı et yemek diye bir şey olmazdı. Yine de et yeme eyleminde hayvanlar yoktur; çünkü yiyeceğe dönüştürülmüşlerdir.

Hayvanlar, tüketiciler onların ölü bedenlerini yemeden önce dil tarafından yok edilir. Kültürümüz gastronomik bir dille “et” kelimesini daha da anlaşılmaz hale getirir. Böylece
“et” dendiğinde aklımıza kesilmiş, öldürülmüş hayvanlar değil mutfak gelir. Dil, hayvanların yokluğuna bu şekilde katkıda bulunur. Etin ve et yemenin kültürel anlamları tarihsel olarak kayarken, etin anlamının mühim bir kısmı sabittir: Bir hayvan ölmeksizin kimse et yiyemez. Yaşayan hayvan da böylece et kavramı içerisinde kayıp bir göndergeye tekabül eder. Kayıp gönderge, hem hayvanın bağımsız bir varlık olarak varlığını unutmamıza imkân verir, hem de hayvanları görünür kılma çabalarına direnmemizi mümkün kılar.
“İnsanlık yemek veya spor adına kendisinden aşağı ırkları öldürdüğü sürece, düşmanlık duyduğu anda kendi ırkını da öldürmekten geri durmayacaktır. Şurada akan kan veya burada akan kan değil, yok yere dökülen kanın tamamı durmalıdır. Hemcinslerimizin katledilmesi ve bütün o mantıksız olduğu kadar eziyet dolu olan uygulamalar son bulmalıdır.”
"Etin erkek yiyeceği olduğu ve dolayısıyla kadınlara kalan yiyeceğin de sebze olduğu varsayımı, önemli politik sonuçlar taşır. Esasında et yemek kültürlerin ve bireylerin yiğitliklerinin ölçüsü olduğu için, toplumumuz vejetaryenliği hadım ya da kadınsılıkla eş tutar."
Belgeler güçlü olanlar, fethedenler tarafından kaleme alınır. Bu yüzden tarih, katillerin kurbanlarına ve kendilerine dayanarak derledikleri bir mirastan öte bir şey değildir.
Simon Weil
Savaş denen bu dehşeti kim sever ki? Belki et yiyenler, daha önce öldürmüş olmaları itibariyle, (kuşları, memelileri, o narin yaralı geyiği, tilkileri) öldürme ihtiyacını yeniden hisseder. Kasap kanlı önlüğüyle kan akıtmayı, cinayeti körükler. Neden olmasın? Yavrucuk bir buzağının boğazını kesmekle kardeşlerimizin boğazını kesmek arasında yalnızca bir adım var. Bizzat bedenlerimiz katledilmiş hayvanların canlı mezarı konumundayken, yeryüzünde ideal yaşam koşullarını nasıl bekleriz?
Bernard Shaw
Hayvanlara yönelik eziyetin çoğu dişi hayvanlara uygulanır. Gün itibariyle çoğu endüstride erkeğe gerek yoktur; ama doğurgan hayvanlar olmadan hayvansal ürünler imkansızdır! Yumurta için kafese hapsedilmiş tavuklar yeterlidir, süt için sürekli “yapay dölleme” adı altında tecavüz edilerek hamile bırakılacak inekler yeterlidir. Adams, dişi hayvanların sırf dişi olması yüzünden sömürüldüğünün altını çizer, göğüslerindeki sütün yavrularına besin olacağı yerde bize “musluk” olmasını eleştirir. Bir dişiyi alıkoyarak elde edilmiş protein, dişilleştirilmiş proteindir. Proteinin tahıldan alınacağı yerde tahıl yemiş ineğin vücut parçalarından alınması da proteini hayvanlaştırdığımızı gösterir.
Kadının bedeni bir et idi ve erkek ona sahip oldu. Onu baharatlarla çeşniledi. Onu menisiyle aşağıladı. Kadının kokusu güzeldi, ağzını sulandırıyordu erilin. Tuzu eksikti biraz öyleyse onu dövüp biraz gözyaşı ile tadına tat katmak gerekliydi.
Eti keserken de aslan payını kendisi önüne çekti evin reisi. Etin sunumunu güçlendirmek için bile olsa bir tutam maydanozdan tiksinmekti onun babadan kalan mirası. Et içindi hepsi. Hangi etin masaya daha önce geldiğinin bir önemi yoktu. İkisi de bir dişi idi birisi yaşarkan ölüydü diğeri ölmek üzere kontratlı doğurulmuştu.
Boy boy posterler, reklam afişleri hazırladı etçiler. Ölü hayvanların uzuvları kadınların birer organlarıydı. Parsel parsel bölünmüştü evladından sütü için ayırılmış annenin bedeni. Modern hayvancılık adında defalarca tecavüze uğramıştı o anneler. Günde 150 litre tükürük ürettiler de yine de etleri için akan salyalarla yarışamadı Simmental'ler.
Ot yiyene kadın dendi, vicdanlıydı kadınlar çünkü. Anneydiler ne de olsa onlar. Erkek neydi peki? Hanelere birer Hitler mi gerekiyordu da birisinin bu role soyunması gerekmişti. Ot yemek kadınlıktıysa; ot, tahıl, buğdağ, pirinç yerdik analardan doğmuş birer ana yavruları olarak.
Gezegenin büyük kısmı veji tüketiyordu, kendi türü de dahil insanın. Tembelliği seçti ve GIS kanserleri tavan yaptı et için politika yaratan kapitalist porno tacirlerinin hastanelerinde.
Pilav yedik, kadınlara güvendik. Sağlık ve merhamet için oruç tuttuk kültürel lanetimize...
Oğuz Beyiniz
erkek egemen kültürün kadınlar üzerinde kurduğu tahakkümün insanın hayvana kurduğu tahakkümden bağımsız olmadığını bu iki ilişkinin köklerinin aynı olduğunu savunan kitap.

''et yemek erkek iktidarının her öğünde yeniden ilan edilmesidir.''

meselenin dil boyutuna dair önemli açıklamalar barındırıyor.
ölümden sonra inekler biftek, külbastı, hamburger; domuzlar pastırma ve sosis olur. nesneler birilerinin mülkü olduğuna göre, onların herhangi bir mülkiyeti olamaz; dolayısıyla ''kuzu budu'' ya da ''tavuk kanadı'' deriz, ''bir kuzunun budu'' ya da ''bir tavuğun kanatları'' demeyiz.

daha çok yazarım ama siz okuyun.
Erkek egemen toplumun kadına yönelik baskısını dişi hayvanlar gözünden irdelemiş bir kitap . Okurken sütün , yumurtanın , pastırmanın vb bütün hayvansal ürünlerin nereden geldiğini sorgulatıyor. Ve bu konulara hassasiyetiniz varsa kendinizi veganlık ve vejetaryenlik araştırmaları yaparken bulabilirsiniz . Son olarak “pilav ye , kadınlara inan “
Pilav yiyin kadınlara inanin. Pilav yemek kadınlara inanmak demektir. Kitap çok fazla alinti yaptığında beni sıkmış olsa da içindeki bilgiler altın değerinde . Et yemeyi bırakın vicdanınız rahatlasın. Daha sağlıklı beslenin
Sırf beni "kayıp gönderge" kavramıyla tanıştırması bile hayatındaki önemli kitaplar arasında sayılmasını sağlayabilir. Feminizmle ilgilenen her insanın okuması gerektiğini düşünüyorum.
Kütüphaneye iade etmek zorunda olduğumdan yarım bıraksam da yaklaşık 4/5'ini okuduğumdan kitap hakkında da çok yorum yapılmamışken birkaç cümle yazabilirim diye düşündüm.
İlk bakışta birbiri ile çok da ilişkisi yokmuş gibi görünen konular olan feminizm ve veganlık arasında kurmayı başardığı ilişki cidden kayda değer. Bağlantının esas temeli olan 'kayıp gönderge' kuramı ise sadece et-hayvan ilişkisinde değil hayatımızdaki başka pek çok alanda da etkisini gösteriyormuş onu fark ettim. (Kısaca ifade etmek gerekirse bahsi geçen kavram, mesela önümüzdeki yiyeceğe 'dana' yerine 'et' diyerek onun bir hayvan olduğuna ilişkin bağlantıyı zihnimizde kopardığımız ve kelimelerin gücüyle et ile danayı birbirinden bağımsız varlıklar olarak algılamamızdan bahsediyor) Günümüzde belgeseller konuyla alakalı görsel veriler sunduklarından etkileyicilikleri bir kitaba göre oldukça yüksek olsa da Carol J. Adams da kitabı için gerek cümleleri ile gerek de kullandığı reklam afişleri vb görseller ile kitabını zihinde daha kalıcı ve canlı kılmayı başarmış.
Dil bakımından ise sert bulduğumu söyleyebilirim. Halihazırda konuya uzak olan birisinin ısınmasını sağlayacağını sanmam. Elbette yazarın amacı insanları tatlı dille ikna etmektir diye bir yargıya varamam, amacı kimin okuduğundan bağımsız davasının doğrularını içinden geldiği gibi aktarmaksa uygun bir dil.
Yine bir sürü başka kitaba referanslar içerdiği için konu ile ilgili devam okuması yapmak isteyenler kendilerini uzun bir okunacaklar listesi yapmışken bulabilir.
Feminizm de veganlık da haklarında oldukça fazla peşin hükme sahip olunan konular. İşte tam da bu yüzden haklarında bilgi sahibi olunmalı ve kesinlikle okunmalı. Gerçekler rahatsız edici olsa da, peşin hükümler haklı çıkacak olsa da haksız çıkacak olsa da...

Yazarın biyografisi

Adı:
Carol J. Adams
Unvan:
Amerikalı yazar, feminist ve hayvan hakları savunucusu
Doğum:
Dallas, Texas, Amerika Birleşik Devletleri, 1951
1951 yılında doğan Carol Adams, 1970 yılı başlarında University of Rochester’da kadın çalışmaları üzerine eğitim görmüş, Vietnam Savaşı protestolarında yer almış, Yale Divinity School ve University of Pennslylvania bünyesinde birçok kadın hakları programına katılmıştır. 1970 sonları ve 1980 yılları boyunca yoksulluk, ırkçılık ve cinsiyetçilik karşıtı bir sivil toplum kuruluşu olan Chautaugua County Rural Ministry başkanlığını yürütmüştür. 1987 yılında taşındığı ve halen yaşadığı Dallas’ta evsizlere ve risk altındaki gençler ve çocuklara barınma sağlayan bir kuruluşta çalışırken Etin Cinsel Politikası’nı tamamlamıştır. Halen biri Jane Austen üzerine, diğeri de Chautauqua County’deki bazı cinayetleri konu alan bir gerilim romanı olmak üzere iki kitap üzerinde çalışıyor.

Yazarın diğer kitapları şunlardır:
Ecofeminism and the Sacred. Continuum, 1993.
Neither Man nor Beast: Feminism and the Defense of Animals. Continuum, 1994.
Woman-battering: Creative pastoral care and counseling series. Fortress Press, 1994.
Marie M. Fortune ile birlikte: Violence against Women and Children: A Christian Theological Sourcebook. Continuum, 1995.
Josephine Donovan ile birlikte: Animals and women: Feminist theoretical explorations. Duke University Press, 1995.
The inner art of vegetarianism: Spiritual practices for body and soul. Lantern Books, 2000.
Journey to gameland: How to make a board game from your favorite children’s book. Lantern Books, 2001
Howard Williams ile birlikte: The ethics of diet: A catena of authorities deprecatory of the practice of flesh-eating. University of Illinois Press, 2003
Help! My child stopped eating meat!: An A-Z guide to surviving a conflict in diets. Continuum, 2004.
The Pornography of Meat. Continuum, 2004.
Prayers for Animals. Continuum, 2004.
God listens when you’re sad: Prayers when your animal friend is sick or dies. Pilgrim Press, 2005.
God listens to your love: prayers for living with animal friends. Pilgrim Press, 2005.
God listens to your care: prayers for all the animals of the world. Pilgrim Press, 2006.
Douglas Buchanan ve Kelly Gesch ile birlikte: Bedside, bathtub and armchair companion to Frankenstein. Continuum, 2007.
The Feminist Care Tradition in Animal Ethics: A Reader. Columbia University Press, 2007
How to eat like a vegetarian even if you never want to be one: More than 250 shortcuts, strategies, and simple solutions. Lantern Books, 2008.
Living among meat eaters: The vegetarians’ survival handbook. Lantern Books, 2008.

Yazar istatistikleri

  • 10 okur beğendi.
  • 42 okur okudu.
  • 4 okur okuyor.
  • 121 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.