Carolyn Meyer

Carolyn Meyer

Yazar
8.1/10
15 Kişi
·
32
Okunma
·
1
Beğeni
·
604
Gösterim
Adı:
Carolyn Meyer
Unvan:
Amerikalı yazar
Doğum:
Lewistown, Pennsylvania , ABD, 8 Haziran 1935
22 Mart 1915.
Tam bir yıl önce Livadya'daydık. Günlüğüme şöyle bir göz gezdirdim ve geçirdiğimiz mutlu günlerle ilgili yazdıklarımı okudum. Şimdi her şey değişti. Annemin arkadaşlarından biri bize Kırım'dan bir araba dolusu bahar çiçeği gönderdi; şakayıklar, irisler, menekşeler, morsalkımlar. Çok hoşumuza gitti ama aynı zamanda neler kaybettiğimizi hatırlattı.
"Denizci Derevenko gitti ama gitmeden önce Aleksey'e çok kötü davranmayı da ihmal etmedi. Aleksey yürümeye daha yeni başladığı zamanlardan beri onunla birlikte ve biz her zaman Derevenko'nun çok sadık bir insan olduğunu düşünürdük. Fakat babam tahttan çekilir çekilmez Denizci Derevenko, sanki kendisi çareviç de Aleksey onun hizmetkarıymış gibi kardeşimi kendi ayak işlerine koşturmaya başladı! Şimdi merak ediyorum, acaba bizi gerçekten önemsediğini düşündüğüm kaç kişi, olabildiğince kaba ve kalpsiz davranmak için bir şans bekliyordu."
216 syf.
·4/10
Kitabı ilk aldığım zaman konusuna dikkatli bakmamış olmam beni bir sürpriz ile karşıladı. Kitap gerçek bir hayatın izlerini taşıyor ve üstüne tarihi olaylar barındırıyor olması ilgi çekici.
Tabi eleştirmek istediğim durumlar var.

Kadınların kendini savunma hakları olmadığı, sözü dinlenen kişinin herkesin hayatı üzerinde hüküm verme hakkına sahip olduğu zamanlardan bolca bahsedilmiş.
Kısacası hayattasınız, o hayat sizin ama sizden başka herkes sizin hayatınızı yönetiyor ve yaşıyor.

Ve kadınlara bir suç atıldığı zaman eğer suçu atan kişi itibar sahibi ise kesinlikle kanıtsız suçludur. Konuşma,  savunma hakkı yoktur ve en ağır cezalara çarptırılır. Bu kadar ağır bir muameleye tabi tutulmak oldukça üzücü.

Kitabın ana karakteri Elizabeth'in annesi bizzat Kral için fazla eş potansiyelinde olduğundan Kral tarafından iftira atılarak idam ediliyor. İlk önce itibarlarını zedeliyor, sonra hayatlarını elden alıyor. Hatta üvey ablası ve üvey annesi Kral'ın yeni evliliğine karşı çıkmamaları açısından sürgün ediliyor.
Ve Kral 6 evlilik yapıyor. Bir eşini de erkek çocuk doğuramadığı için idam ettiriyor.

Tabi kitabın bir kısmında beni üzen olay ise Elizabeth 'in düşüncesiydi:
Babamdan annemi öldürttüğü için nefret ediyorum ama başımı okşayıp benimle ilgilenince de mutlu olup seviniyorum.
Bunu daha 12 yaşına gelmeden önce söylüyor. Bu tamamiyle küçük bir çocuğun sevgiye ve ilgiye karşı duyguyu muhtaçlık.
Ve belki ona karşı verilen birazcık ilgi hayatında "anne"nin yokluğunda
( ki boşluğu kapatamaz ama) bir çocuğun gözünden yamamaya yetecek olması.


İnanç farklılığı yüzünden ters düşen iki insan hangisi daha güçlü ise onun dinine ortak oluyor. İşte burada tam olarak çıkar basamadığı tırmanan insanın arkasında bıraktığı ilk şey: sadakat oluyor. Özellikle kendine olan..

Elizabeth olayları anlatırken herkes kendi çıkarını düşünerek ilerlediği vurguluyor, ( bana göre kendiside öyle) insanlar kendini sağlama almak için ya tuzak kuruyor ya öldürüyor. Cinayet ve kumpas tamamiyle ilerlemek isteyenler için mübah bir hareketmiş gibi görülüyor.

Asıl üzücü olan ise toplum olarak medeniyetine, yaşantılarına özenilen bir yerde bütün bu geçmişin izlerinin olması. Neresi mi?
İngiltere.. İşte insanlar milletlerin geçmişini araştırmadan hemen kopyalama işine geçiyor..
Kendi milletinden daha üstün olduğunu savunan insanlar, savunduğu milletin geçmişinden bi haber!

Kitabın içinde kısacık yer verilmesine rağmen en takdir edilesi kişi Leydi Jane Grey'di. Kocasının kötü amellerine dur diyerek, tacın gerçek sahibini hiç çekinmeden herkesin içinde dile getirip kendini kuleye hapsettirmiş üstüne dininden vazgeçmesi halinde affedileceğini söyleyenler için kendine ve inancına sadakatinden dolayı , hayatı için başka biri gibi yaşamak ve rol yapmak yerine bu teklifi reddetmiş ve idam edilmiştir.
208 syf.
·4 günde·10/10
Bu kitabı ilk kez, bundan yaklaşık 7 yıl önce, lisede, en yakın arkadaşımla okuldan kaçıp kütüphaneye gittiğimiz bir günde okumuştum :) Kitap her aklıma düştüğünde, peşinden hep gülümseyerek hatırlayacağım bu anıyı da sürüklediği için, ayrı bir yer etti bende. Keşke kitabın içeriğini anımsamak da bu türden pozitif duyguları beraberinde getirseydi, fakat maalesef Romanovların hikayesi oldukça hüzünlü bir hikaye.

İnternetten yorumları incelediğimde, kitaba konu olan Romanovların hikayesine aşina bazı kişilerin bu anlamda kitabı yetersiz bulduklarını gördüm. Bense tam aksini düşünüyorum. Her şeyden önce, bir çocuğun ağzından yazılmış olduğunu göz önünde bulundurarak değerlendirdiğimde, yazım tarzının basitliği ve sadeliği kitabı gözümde yücelten bir unsur oluyor. Şüphesiz, bu bir yetişkin için oldukça zor bir iş. Kitabı vurucu, altı çizilesi cümlelerle süslemek uğruna, bazı istisnalar dışında sadece yetişkin bir bireyin ulaşabileceği olgunluk seviyesinde cümlelerle donatmayı yersiz buluyorum.

Şimdi yıllar sonra tekrar, daha bilinçli bir şekilde okuduğumda, kitabın sonuna eklenen bilgiler ve fotoğraflar, bende iyi bir film izlemenin verdiği hissiyatı yarattı. Kitapla ilgili yazılan yazıların birinde geçen "Seyit Onbaşı attığı top mermilerinin kelebek etkisini herhalde ki hesaplayamamıştır" cümlesini, yani dünyanın bir yerinde kazanılan ve kesinlikle hak edilen bir zaferin, dünyanın başka bir ucunda bir dramı tetiklemiş olduğunu düşünmek, insanı bütün yaşadıklarını ve hissettiklerini gözden geçirmeye itiyor.

Kitabı siteye eklemelerini ben rica ettim, bu vesileyle ilk alıntıyı ve incelemeyi de yazmış olmak istedim. Son olarak, her ne kadar kitapta birçok bilgiye yer verilmiş olsa da, kitabı okumadan önce ya da bitirdikten sonra -bu sizin tercihinize kalmış- mutlaka Romanovlara dair bir araştırma yapmanızı tavsiye ediyorum.
368 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Kitaba başlamadan önce Marie Antoinette hakkında araştırma yaptım.Gerçekten güzel bir kadınmış onu söylemeliyim. Bu kitap "Genç Soylular Serisi'nin" ilk kitabı.
"Ekmek bulamyorlarsa,pasta yesinler." Bu ünlü cümleyi de onun söylediğine dair bir kanıt yok. Kraliçe'yi karalama,ünvanını zedeleme politikası tamamen.
Imparatoriçe olan annesi tarafından 13 yaşında Fransa Kralı'inin varisi ile evlenmeye zorlanmış.
Üstelik hiç tanımadığı yüzünü sadece kendisine gönderilen portre resimlerden gördüğü biriyle.Resmi yapılan kişiyle aslı farklı olunca Marie Antoinette için tam bir hayal kırıklığı.
Kumar alışkanlığı olan, pahalı ipek elbiselere, parıltılı mucevherlere istediği gibi para harcayan,Fransa'nın mali krizde olmasını umursamayan,daha az para harcaması konusunda yapılan eleştirilere kulak ardı eden bir kraliçe.
Fakat halk bu duruma daha fazla katlanamaz.Antoinette hakkında çirkin dedikodular çıkar,hatta hastalıktan ölen öz oğlunu kendisinin zehirlemiş olduğuna dair söylentiler çıkar.
Kitabın sonu ise çok hüzünlü. Öyle çok abartılı,sıkıcı bir anlatımı yok kitabın, güzel ilerliyor.
368 syf.
·20 günde·Beğendi·8/10
Kraliçe Marie Antoniettenin gençlik döneminden itibaren duygusal ve psikolojik açıdan ele alınan roman, onun her yönden "bilinen" ve "aslında olan" hallerini ele almaktadır, dönem tarihi ve otobiyografik romanın başarılı harmanı diyebiliriz.
368 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Muhteşem bir kitap hele ki tarih sevenler için benim ortaokulda okuduğum bir kitaptı ve çok etkilenmiştim gerçekten muhteşem en önemli özelliği ise aslında bir kraliçenin sorumsuz yetiştirilerek onun hayat boyunca psikolojik bunalımları ve sorunları olması.İnsana çok şey katan bir kitap...

Yazarın biyografisi

Adı:
Carolyn Meyer
Unvan:
Amerikalı yazar
Doğum:
Lewistown, Pennsylvania , ABD, 8 Haziran 1935

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 32 okur okudu.
  • 6 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.