Celaleddin Vatandaş

Celaleddin Vatandaş

9.1/10
93 Kişi
·
260
Okunma
·
30
Beğeni
·
8.755
Gösterim
Adı:
Celaleddin Vatandaş
Tam adı:
Prof. Dr. Celalettin Vatandaş
Unvan:
Türk Akademisyen, Sosyolog, Yazar.
Doğum:
Kırşehir, Türkiye, 1962
Celalettin Vatandaş (d 1962, Kırşehir) Sosyolog İlk ve orta öğrenimini Kırşehirde tamamladı 1980 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümünü kazandı 1985 yılında Milli Eğitim bünyesinde Felsefe Grubu dersleri öğretmeni olarak çalışmaya başladı Bir süre Besni, Adıyaman ve Bozkır, Konyada öğretmenlik yaptı Öğretmenliği sırasında sosyoloji alanında yüksek lisans ve doktora programlarını tamamladı Yüksek Lisans ve Doktora tezlerini Türk Modernleşmesi üzerine yaptı Yüksek Lisans tezinde Türk Modernleşmesinin Osmanlı dönemini, Doktora tezinde Türk Modernleşmesinin Cumhuriyet dönemini araştırdı Bir süre Kanadada bir toplumsal uyum politakası olarak çokkültürlülük üzerine araştırmalar yaptı Doç Dr Celalettin Vatandaşın yayınlanmış çok sayıda makalesinin yanısıra Aile ve Şiddet (Türkiyede eşler arası şiddet), Çokkültürlülük ve Ulusal Kimlik (Türk Ulusçuluğunun Doğuşu) isimli kitapları bulunmaktadır
''Kur'an'ı kum saçar gibi saçmayın, Şiir okunur gibi hızlı hızlı okuyup geçmeyin. Harikaları karşısında durun ve onunla kalpleri harekete geçirin. Sizden hiçbirinizin amacı sûrenin sonuna gelmek olmasın''
Ahzab Suresi/ 33:36
"Allah ve Resulü bir işe hüküm verdiği zaman, inanmış bir erkek ve kadına o işi kendi istediklerine göre seçme hakkı yoktur. Her kim Allah ve Resulüne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur "
Ölüler hakkında müşrik bile olsalar kötü şeyler söylemeyin. Sözleriniz onlara ulaşmaz, fakat yaşayanlar arasında bazılarını incitir.(Hz.Muhammed(s))
... birgün Mekke'den gelen bir adam; " Mekke'de senin dediklerine benzer şeyler söyleyen bir adam var . O kendisinin peygamber olduğunu ve Allah’tan başka ilah olmadığını da söylüyor " müjdesini verdi. Bu haber Ebu Zerr için çok önemliydi. Büyük bir sevinç ve umutla doldu. Zira, kendisi gibi olanların çok az bulunduğu bir dünyada , birisinin çıkıp şirki reddediyor olması oldukça önemliydi.
Müminler, dostlarını namazı dikkate alarak belirliyorlardı. Güvenip, zor zamanlarında sırtlarını dönebilecekleri insanları, namazı dikkate alarak tayin ediyorlardı. Çünkü hayatın kitabı olan Kur'an bunu emrediyordu.
Bir şeyi rabb edinmenin, onu rabb ismiyle isimlendirmek olmadığını; esasen Allah’ın bildiklerini dikkate almaksızın bir kişinin, o kişi her kim olursa olsun, her dediğini ölçü kabul etmenin o kişi veya kişileri rabb kabul etmek olduğunu anlatmıştı.
''İslam dinini iyi bilen ve olup bitenleri araştıran herkes bilir ki bu ümmetin adet ve gelenekleri arasına gerek Bizans kültüründen ve gerekse eski İran kültüründen bir çok sözlü ve davranışa dayalı unsurlar karışmıştır.''
"Git kavmini uyar. Benden sana gelenleri kavmine tebliğ et. Benim ortaya çıktığımın haberi sana erişince çık yanıma gel ." (Müslim, Faziletü's Sahabe 28)
Türkiye ilginç bir geçmişe sahiptir. Matild Manukyan (1914-2001) isimli bir genelevi patroniçesi, yıllarca üst üste vergi rekortmeni olmuş, verdiği yüksek vergiler nedeniyle devlet tarafından plaketle ödüllendirilmiş ve televizyon kanallarında kendisiyle röportajlar yapılarak örnek vatandaş olarak takdim edilmiştir.
Celaleddin Vatandaş
Sayfa 144 - Açılım Kitap
Elhamdülillah ilk cildi bitirebildim. Siyer alanında ciltli okuduğum ilk eser oldu. Çocukluğumdan beridir ara ara okuduğum tüm siyer çalışmalarından çok çok daha geniş bir içeriğe sahip. Darısı ikincisi olan Medine dönemi cildini bitirmeye inşaallah.

Eserden azıcık bahsedecek olursam. Celaleddin Vatandaş'ın kaleme aldığı siyerde öne çıkan durum, Kur'ân-ı Kerim'in kaynak olarak merkeze alınmış olması. Özellikle Hz. Peygamber'in şahsiyet özelliklerinden ve sıfatlarından bahsedilirken âyetlere sık sık atıflarda bulunuyor. Kur'ân'ın peygamber tasavvuru esas alınıyor ve aynı zamanda Hz. Peygamber'in de Kur'ân'ın belirttiği ideal insan tipinin kusursuz örneği olduğu vurgusu üzerinde duruluyor. Dönemin inanç, sosyal yaşantısı, kültürü, anlayışı ve siyasi durumu , hakkında açıklayıcılığı ve kaynaklar ışığında verdiği bilgiler birçok konuda aydınlanmama yardımcı oldu. Çok şey öğrendim bu noktada. Özellikle vahyolunan geçmiş yaşama ait peygamber kıssalarını risalet dönemi ile ilişkilendirilip örnek olarak dönemin insanlarına sunulmuş olması, Kur'an'da kendini tekrar eden kıssalar değil de birer delil olması, beni bildiklerim noktasında daha iyi aydınlattı. Ve en çok da Peygamberimizin hayatına dair bildiğim bazı olayların aslının farklı olduğunu mantıklı delil ve kaynaklarla öğrenmiş oldum.

Çok yeterli bir inceleme olmamış olabilir. Affola :)...Peygamberimiz (sav) in hayatini okumak için kaynak arayışında olan herkese tavsiyemdir. :)
Eser İslamın içine dolaylı yollarla yerleşmiş asılsız fikirlerin nasıl gerçekleştiğini, kimler tarafından, hangi nedenlerle getirilmiş olduğunu anlatıyor .

Mezheplerin oluşumu,
Fırkalara ayrılma,
Kelam, felsefe ve tasavvufun nasıl ortaya çıktığı

Şu bir çoğumuzun bildiği İbni Arabi, Hallacı Mansur, Beyazıt Bistami, Celaleddin Rumi, Yunus Emre,İbn Rüşd, İbn Sina gibi filozof ve tasavvufçuların İslama aykırı olan düşünce ve davranışlarndan bahsediliyor.

İslamiyetin hızla yayılmasından sonra bozulmaların ardı ardına gelmesi insanların Allahın birliğini kabul etmeleri fakat eski kültürlerinden vazgeçemeyip bunları İslami motiflerle döşemeleri, gerek siyasi gerek bireysel, bilerek ya da bilmeyerek yapılan ve İslamın içine girmiş olan günümüzde hala devam etmekte olan uygulamaların İslamla alakalarının olmaması anlatılıyor.

Kitapta anlatılan tüm bu nedenlerden dolayı Müslümanlar belini doğrultamıyor. anlatamıyoruz artık mavi boncuğun faydası olmadığını, ölülerden yardım istemenin şirk olduğunu, muskanın günahını sonradan İslama girmiş olduğunu..

Yunan felsefesinden tutunda tevrattan, incilden, Hint kültüründen, Hristiyanlardan İslama girmiş bir ton uygulama mevcut kitap tüm bunları işlemiş.

verimli ve bir hayli emek harcanmış bir eser..

İslam dinine sonradan sızmış bu fikir ve ideolojileri anlamak kavramak umarım tüm Müslümanlara nasip olur. İçine şirk bulaşmamış safiyeti bozulmamış bir yaşantımız olması duası ile
Vahiyden Kültüre, isminden de anlaşılacağı gibi İslam’ın vahiyden sonra Müslümanların kültürel kodlarıyla birlikte nasıl bir dönüşüm yaşadığı, dolaylı yollarla da olsa İslam’ın içine bazı kültürel kodların nasıl yerleştiği ve İslam’ın özünde varmış gibi kabul edildiğini inceliyor.

Celaleddin Vatandaş, Vahiyden Kültüre isimli kitabında, ülkemizde ve bölgemizde birçok insanın tasavvufla İslam’ı harmanlayarak İslam’ı yeni bir formata büründürmeye çalışmalarının ardından daha net olarak ortaya çıkan bu ve benzeri dejenerasyonları anlatıyor.

Mezheplerin oluşumu, esas bağlamından koparılan tarikatların ortaya çıkarak farklı fırkalara ayrılmanın yaşanması gibi konuların ele alındığı kitapta, İbni Arabi, (Mevlana) Celaleddin Rumi, Yunus Emre, İbn Rüşd gibi filozof ve tasavvufçuların İslama aykırı olan düşünce ve davranışlarından bahsediliyor.

Vahiyden Kültüre, İslamiyetin yayılış hızının artmasının ardından ortaya çıkan bu sorunları, tevhit inancını kabul etmelerine rağmen eski inanç ve alışkanlıklarından (kültürlerinden) vazgeçemeyen yeni Müslümanların İslami motiflerle kültürel motifleri, ister siyasal nedenlerle, isterse bireysel gerekçelerle ve bilerek veya bilmeyerek İslam’ın içine almaya çalışmalarını konu ediniyor. Yazar, günümüzde de var olan bu sorunların İslam’la ol(may)an ilişkilerini inceliyor.

Önemli bir hazırlığın sonucu olduğu aşikar olan eser, Yunan Felsefesi’nden Hint Felsefesine, Tevrat ve İncil’de var olan bir çok inancın İslam’a nasıl empoze edilmeye çalışıldığını bir çok örnekle anlatıyor.

Kitapta ayrıca, İslam tarihinde Vahiy’den Kültür’e geçişteki üç şarttan bahsediliyor. Bunlar; tarihi şartlar, fikri şartlar ve siyasi şartlar. Bu üç şartın önemini detaylı olarak açıklayan yazar, şartların bir araya gelmesi sonucunda bozulmanın başladığını örnekleriyle aktarıyor.

Bana göre Türkiye'de yaşayan her müslümanın okuması gereken, ön yargısız okuduğumuzda ise aklımızda yer edinmiş bir çok yanlış tasavvuf, inanç, değer benzeri yargıları değiştirecek bir kitap: Vahiyden Kültüre.
Dün ve bugün arasında o kadar çok fark var ki; gözle görülmez, anlatmakla bitmez. Zaman değişti, insanlar değişti, toplum değişti, sahip olduğumuz eşyalar değişti, cebimizdeki kağıdın değeri bile değişti, dünden bugüne…

Değişimin bu kadar hızlı yaşandığı bir dönemden geçiyoruz fakat değişmeyen bir tek şey var diyor Celaleddin Vatandaş, Esenlik Yurdunun Çağrısı’nda. Hep özlem olarak kalan o şey; zulmün, sömürünün, kötülüğün olmadığı adaletin ve esenliğin hakim olduğu bir dünya isteğidir.

Yazar, Esenlik Yurdunun Çağrısı’nda ayetlerden hareketle Kur’an’ın insanı ve dolayısıyla toplumu değiştirmesinin, değişimin usulünün örnekleriyle açıklıyor. Sadece açıklamıyor yolu da gösteriyor Vatandaş. Dünyayı esenlik yurdu yapmanın mümkün olduğunu ifade ediyor.

Yazarın ifadesiyle işte yapılması gereken: “Yeter ki, esenliğin ilkelerine ve modeline sahip olunsun. Bunun ilkeleri ve esenlik yurdunun modeli ise uzaklarda değil. Elinizi uzattığınız zaman değecek kadar yakınınızda duran kitaplığın raflarında. O raflara hapsedilmiş esenlik yurdu rehberinin sayfalarında.”
Elhamdülillah ikinci cildi de (29 günde de olsa) bitirmek nasip oldu. Bu cildi de severek okudum. Sadece ilk cilde göre daha yavaş ilerledi. Siyer okuması yapmak isteyip karar verememiş olan kardeşlerim varsa tavsiye ederim.
Allah Resulü, sevgili Peygamberimize (as) ve ashabına selam olsun.
Celaleddin Vatandaş, “Tevhid ve Değişim” kitabında, “la ilahe illallah” lafzını, tevhid kavramını, tevhidin kültürle birlikte yaşadığı dönüşümü anlatıyor.

Tevhid, Arapça bir, bir’leştirme anlamına geliyor. Her bir peygamber de insanlara öncelikle doğru bir Allah inancının nasıl olması gerektiğini öğreterek yola çıkıyor. Doğru bir Allah inancına ise; sezgilerle, hayal ürünü olan düşünce ve zanlarla değil, sadece ve sadece Vahyin bilgisi ile ulaşılabilir.

Her peygamberin Tevhid'i anlattığı öğretisinin en önemli ve anahtar cümlesi ise “la ilahe illallah” esasıdır. Fakat insanın olduğu yerde hemen kendisini gösteren dönüşüm çoğu zaman ve ilk olarak dini kavram ve öğretilere el atar. La ilahe illallah da değişimden fazlasıyla nasibini almıştır.

Evet kavram Allah’ın var olduğunu ifade etmektedir fakat salt Allah’ın varlığından çok daha fazlasını ifade etmektedir. İşte bu noktada kavramın sözcük anlamı kalır muhteviyatı eksilir.

Halbuki Kelime-i tevhid; zalimlerin, zorbaların, hakkı terk ederek halkını yöneten kralların hükümranlıklarını temelden sarsan, kurulan bozuk düzenleri yerle bir eden bir içeriğe sahiptir. Fakat kelimelere hapsedilen sözcüklerle cennetin kapılarını açan sihirli bir formül özelliği yüklenmiştir.

Ülkemiz için önemli bir sosyolog olan Celaleddin Vatandaş, Tevhid ve Değişim’de, yalnızca İslam'ın ilk yıllarında ki mücadeleyi değil; sonraki yıllarda ki ayrılıkları ve bunların taşıyıcılarını da etraflıca hesaba katmayı öneriyor. Sosyolojinin bilimsel bir disiplin olarak konuyla ve tarihle bağlantısını yerinde kullanıyor. Dikkatle okunması gereken bir eser.
Dünyanın gerçeklerini belgeleri ile önümüze koyan bu kitap tek kelimeyle harika . Aslında haberlerde , reklamlarda , çevremizde görüp duyduğumuz birçok şeyin arka planını anlatan ve ikna eden bir eser . Modernite nin tehlike canları çaldığını biliyordum ama hayatımıza bu kadar girmiş olması çok ürkütücü .Tüm dinleri inançları yok sayan modernite kendi inançlarını öyle ya da böyle bizlere kabul ettirmiş durumda . Bizlerde farkında olarak ya da olmayarak moderniteye kendimizi kaptırmış gidiyoruz . Kesinlikle tavsiye ediyorum bu kitabı okuyan hiç kimsenin pişman olacağını düşünmüyorum ..
İç bunaltıcı bir kitap çünkü yürek dayanmıyor. Mezhep taassubundan tasavvufa, atalar dinine kadar Vahiy İslamıyla kültür İslamının bir karşılaştırması, kültür islamının gelişiminin özeti niteliğinde. İnsan hayal kırıklığına uğruyor kitabı okurken. Çünkü Vahiy İslamının bu denli hızla bozulmaya başlaması ve halkta karşılık bulması üzücü bir şey.

İslam tarihi denildiğinde anladığımız şey İslam'ın tarihi değil müslümanların tarihi. İslam tarihiyle müslümanların tarihi aynı şey değil. Kaldı ki, müslüman tarihi dediğimiz şey de, Allah'ın müslüman olarak tarif ettiği kişilerin tarihi değil. İslam örtüsüne bürünmüş, kendini müslüman adlandıran insanların, nasıl adım adım İslamdan uzaklaştıklarının tarihi aslında. Bir çeşit "İslam'a nasıl kıydılar" kitabı. Mutlaka okunmalı.
İki ciltten oluşan kitabın birinci cildi Mekke Dönemi olarak isimlendirilmiş. Peygamber Efendimizin risalet öncesi dönemiyle başlayan kitap, Peygamber Efendimizin insanları İslam'a davetiyle devam ediyor. İkinci Ciltte ise Medine Dönemi anlatılıyor. Titiz bir çalışmanın sonucu hazırlandığını okuyucusuna belli etme konusunda sıkıntı yaşamayan kitapta özellikle vurgulanan konular; İslama davet, davetin safhaları ve davetin metodu.. Bu yönüyle diğer birçok siyer kitabından ayrılan kitap daha çok sosyolojik arka plan ve nüveler sunuyor. Kitapta vurgulanan hususlardan bir diğeri de vahiy sürecinin eğitici ve dönüştürücü yönü. Kur'an'ın peygamber tasavvuru ve Hz. Peygamber'in de Kur'an'ın belirttiği ideal insan tipinin kusursuz örneği olduğu vurgusu kitabı benzerlerinden ayıran en önemli konuların başında geliyor...
Açıkçası bu eserin 1. cildini kendimi kaptırarak okumuştum. 2. Cildi yani Hz. Muhammed'in Hayatının Medine dönemini biraz sıkılarak okudum. Sıkılarak okumamın tek nedeni yazarın üslubu yahut hikayenin daha az çekici olması değil, tamamen savaşa ilgisizliğim nedeniyle idi. Bekleneceği üzere Medine dönemi savaşların, askeri harekatların, anlaşmaların yoğun olduğu bir dönem. 1. cildiyle beraber 2. cildinin de muhakkak okunması gerektiğini düşünüyorum. Yazar, ayetlerin nüzul sebeplerine de zaman zaman yer verdiğinden dolayı, Kuran'ı Kerim'le birlikte okuyanlar için iyi bir kaynak oluşturuyor.

Yazarın biyografisi

Adı:
Celaleddin Vatandaş
Tam adı:
Prof. Dr. Celalettin Vatandaş
Unvan:
Türk Akademisyen, Sosyolog, Yazar.
Doğum:
Kırşehir, Türkiye, 1962
Celalettin Vatandaş (d 1962, Kırşehir) Sosyolog İlk ve orta öğrenimini Kırşehirde tamamladı 1980 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümünü kazandı 1985 yılında Milli Eğitim bünyesinde Felsefe Grubu dersleri öğretmeni olarak çalışmaya başladı Bir süre Besni, Adıyaman ve Bozkır, Konyada öğretmenlik yaptı Öğretmenliği sırasında sosyoloji alanında yüksek lisans ve doktora programlarını tamamladı Yüksek Lisans ve Doktora tezlerini Türk Modernleşmesi üzerine yaptı Yüksek Lisans tezinde Türk Modernleşmesinin Osmanlı dönemini, Doktora tezinde Türk Modernleşmesinin Cumhuriyet dönemini araştırdı Bir süre Kanadada bir toplumsal uyum politakası olarak çokkültürlülük üzerine araştırmalar yaptı Doç Dr Celalettin Vatandaşın yayınlanmış çok sayıda makalesinin yanısıra Aile ve Şiddet (Türkiyede eşler arası şiddet), Çokkültürlülük ve Ulusal Kimlik (Türk Ulusçuluğunun Doğuşu) isimli kitapları bulunmaktadır

Yazar istatistikleri

  • 30 okur beğendi.
  • 260 okur okudu.
  • 28 okur okuyor.
  • 179 okur okuyacak.
  • 6 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları