Celil Oker

Celil Oker

7.6/10
169 Kişi
·
453
Okunma
·
27
Beğeni
·
2.651
Gösterim
Adı:
Celil Oker
Unvan:
Türk Polisiye Roman Yazarı, Öğretim Görevlisi
Doğum:
Talas, Kayseri, Türkiye, 1952
Celil Oker (d. 1952, Kayseri) Türk polisiye roman yazarı. Oker, 1999 yılında ikinci romanı Kramponlu Ceset ile Kaktüs Kahvesi Polisiye Roman Birinciliği'ni kazandı.

Hayatı

1952 yılında Kayseri'de doğan yazar, ortaokulu Talas Amerikan Ortaokulu'nda tamamladı. Ardından Tarsus Amerikan Koleji'ni bitirdi. Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümüne devam eden Oker 1979 senesindeki mezuniyetinin ardından çevirmenlik, gazetecilik ve ansiklopedi yazarlığı yaptı. Bu işlerin ardından 1983'te reklam yazarlığına başladı. Markom ve Merkez Ajans isimli şirketlerde çalıştı.

Uzun süre reklamcılıkla ilgilendikten sonra 1998 yılında Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde öğretim görevlisi olarak çalışmaya başladı. 1999 yılının Nisan ayında ilk romanı Çıplak Ceset'i yayınladı. Aynı senenin Ekim ayında ise Kramponlu Ceset çıktı. Oğlak Yayınları tarafından basılan bu eseri ile Kaktüs Kahvesi Polisiye Roman Birinciliği'ni kazandı. Her iki romanın kahramanı olan eski pilot, yeni dedektif Remzi Ünal'ın maceralarını anlattığı beş roman daha yazdı. Oker'in son Remzi Ünal macerası 2010 yılında Turkuvaz Kitap tarafından basılan Yenik ve Yalnız'dır. Oker ayrıca, 2004 yılında Murathan Mungan, Pınar Kür, Faruk Ulay ve Elif Şafak ile birlikte Beşpeşe isimli bir roman yazdı. Beşpeşe yazarların birbirlerinin ardından, birinin bıraktığı yerden diğerinin devam ederek oluşturdukları bir romandır.

Halen Bilgi Üniversitesi'ndeki işine devam eden Oker, aynı üniversitede yaratıcı yazarlık teknikleri dersi de vermektedir. Sevtap Oker'le evli olan yazarın Ali ve Can isimli iki oğlu vardır.
İnsan parasıyla ne yaptığını az çok bilir, toplama işleminin sonucudur şaşırtıcı olan.
Celil Oker'in dedektif Remzi Ünal serisini ağır ağır okuyorum. Polisiyeye duyduğum sevgi ve bir yandan da hep benzer ve yavan şeyler okuyor olmanın getirdiği bir bıkkınlıkla okuyorum, diyebilirim. Psikolojik gerilim eserlerinin hep birbirini andıran, benzerliğin ötesine dahi geçebilen bir tarzı var, sanki kurgu dünyasının çok bilindik, çok benzer olmasından kaynaklı bir gerçek bu. Sanki yazarlar sürekli aynı evrende dolaşarak, birbirine yakın yerlerde işlenen cinayetler ve suçlar aracılığıyla sürekli aynı insanı anlatıyor gibiler. Polisiye klasiklerini okumadığım için, bu yorum belki abartılı da olabilir, ama en azından benim polisiye seçimlerim bana sürekli aynı yerlerde geziniyorum duygusu veriyor. Suçu işleyenin beklenmedik birisi olması gibi klişe ötelerine ulaşmış kurgular bezginlik veriyor. Ancak John Katzenbach'ın suçla ilgili farklı bir dünya kurmaya çalıştığını düşünüyorum: Katzenbach suçun insan psikolojisine bıraktığı izler kadar topluma verdiği zararı da merak ederek önümüze düşünmek için fırsatlar sunuyor. Yazarın Türkçeye çevrilen son eseri "Sıradaki Sensin" sırf bu anlamda bile ilginç bir örnek. Henüz okumadığım, daha doğrusu yüz kez başlayıp on yirmi sayfa sonra bıraktığım "Şizofren" adlı kitabını da bu anlamda merak ediyorum açıkçası.

Celil Oker'de klasik katil kim? sorusu yavan bir üslûpla soruluyor. Bazı okur yorumlarında Remzi Ünal kitapları çoğaldıkça yazarın dilinin daha güzel bir hâl aldığı, hatta Ateş Etme İstanbul adlı en hacimli eserinde tepe noktalara kadar çıkabildiğini okudum. Remzi Ünal kitaplarındaki en büyük eksiklik anlatımdaki yavanlık. Belki bu gerçekçiliği sağlamak için bilinçli olarak seçilmiş bir yöntemdir, ama okuduğum üçüncü ya da dördüncü kitabında bile yazara has bir renk bulamadığımı farkettim. Fazlasıyla sade, fazlasıyla olaysız, heyecansız eserler bunlar. Gerçeklik hissi evet güzel, ama sadece gerçeği anlatmak tek başına edebiyat için yeterli mi bilmiyorum. Bu anlamda en önemli özellik karakterin ya da karakterlerin içinin doldurulması,gerçeklik hissi kazanması, okurun karakteri ya da karakterleri umursamaya başlaması olabilir. Örneğin İnge Löchnig'in Komiser Dühnfort karakterini hâlâ merak ediyorum, çünkü üçüncü kitap henüz çevrilmedi...ama karakteri hatırlıyorum, psikolojisi hakkında bildiğim şeyler var ve bu onu umursamamı sağlıyor. Celil Oker'de bu eksik bence, ya da eksik değilse bile beni çekmediği için bir türlü dahil olamıyorum. Sue Grafton'ın Kinsey Millhone adlı dedektifi bana çok daha gerçek geliyor örneğin... Bu eleştirime rağmen Remzi Ünal'ın diğer hikâyelerini de ara ara okuma niyetindeyim.
Öncelikle kitaba büyük heveslerle başladım . Projenin yapılış fikri çok hoşuma gitti lakin daha en başından kitap biraz kendinden soğuttu beni Murathan Muganın oluşturduğu çatı hoşuma gitmedi eğer bi kitaba en başından alışamadıysam devamı gelmez Benin için, ama diğer dört yazarın daha oluşu hızlı hızlı okuttu kendini bana Faruk ulay ve Celil okerlu bölümleri o kadar beğenerek okudum ki .. amaaaaa gelgelelim dört yazarın ilmek ilmek işlediği işi, o güzelim güçlü karakteri bir kalemde ergen bir kıza bağlayan Pınar kür sana çok küfür ettim bilmiş ol. Bu kitabın en büyük eksisi benşm için Pınar kür ün aşırı ergence ve o öyle değildi böyleydi finali oldu . Üzüldüm
Yazarı ilk defa okudum ve çok beğendim. Remzi Ünal serisinin ilk kitabı buymuş. Eski pilot olan özel dedektif, Boğaziçi Üniversitesinde okuyan yeğenini kaybeden bir amcanın, dedektif tutmasıyla başlıyor olaylar. İnce ve akıcı bir kitap hemen bitiyor. Türk polisiyesine sıcak bakmıyordum, ama gerçekten Remzi Ünal karakterini çok beğendim. Okurken, bazı yerlerinde ‘bir dedektif bu kadar rahat olmamalı’ derken, sonundaki zekiliği ile beni kendine hayran bıraktı diyebilirim. Serinin devamını mutlaka alacağım, çünkü benden fazlasıyla artı puan kazandı.
Celil Oker'e ait okuduğum 4. romanda da beni ters köşeye yatırdı. Öncelikle Dedektifimiz diğer romanlarda olduğu gibi eski THY pilotu Remzi Ünal. Şahane betimlemeleriyle ve kendine has üslubuyla kısa ama etkili bir hikayaye tanık oluyorsunuz.

SPOİLER !
Kitabın neredeyse sonuna kadar tek bir ceset var sanıyorsunuz. Ta ki Remzi Ünal öldü sanılan maktulün evine girene kadar...

Duygusallaşmış gibiydi.
"Ona bin lotluk güzel derdim ara sıra," dedi. "Bin lotluk ceset olup cıktı zavallı."
Oldukça güzel bir Remzi Ünal polisiyesi. Remzi, önce bir doğum gününde bir ailenin aradığı bir mektubu bulur ve bu mektup yüzünden kendisine saldıran Aysu camdan düşerek ölür. Sonrasında aikido çalışmasına gider. Burada yeni başlayan bir kız ile tanışır ve arabasına alır. Tuğçen takip edildiğini iddia eder ve yardım ister. Remzi onu bir yerde bırakır ancak ertesi gün öldürüldüğünü öğrenir. Aikido hocası sayesinde Rıza diye bir adama ulaşır. Onun da oğlu Orhan kayıptır. Böylece işe giren Remzi Ünal Kıbrıslı, Hakan Şükür, Gamze, Tuğçen'in ablası avukat Tuğçe Yavaş, tiyatro yönetmeni Ali ile tanışır. Katil hiç beklenmedik bir isimdir ve bunu bize aikikoda bir üst seviyeye geçme sınavında oldukça güzel bir şekilde gösterir. Keyifle bir solukta okunan bir roman.
Istanbul'un bilmedigim sokak ve caddelerini öğrendiğim hatta araçla giderken hangi yöne gitmem, nereye sapmam gerektiğini ya da neresi çıkmaz nerde yokuş var gibi...daha cogaltabilirim ....çok fazla şey öğrendim kitap sayesinde....Şaka bir yana kurgu güzel....konu güzel lakin o kadar detaylarla boğulmuş ki bir türlü hikayeye giremedim ...polisiyedeki o heycan duygusunu ne yazık ki yakalayamadim... beni içine cekemedi maalesef....
Son derece güzel bir Remzi Ünal polisiyesi daha. Remzi Ünal sevgilisi psikolog Yıldız Turanlı ile beraber yaşayamamış ve bir otelde kalmaya başlamıştır. İyice bitip tükendiği bir zamanda Kemal Arsan adında bir doktor sevgilisi olan hemşire Begüm'ün kaybolduğunu söyler ve bulmasını ister. İşe geri dönen özel dedektif Remzi işe ikisinin de çalıştığı Manhattan Medical hastanesinden başlar. Bir hemşirenin kaybolması ile başlayan işin içinde bir de cinayet vardır ve öldürülen isim hastanenin hissedarlarından biridir. Polisi bulaştırmamak için kaçak bir klinik kurulmuştur. Kısacası pek çok suç vardır ama doktor Hilmi Akalın'ı kim öldürmüştür. Begüm, arkadaşı hemşire Firdevs, aynı hastanedeki Sinem Akalın, doktor Ayla, Ümran hanım, başhekim İsmet Günaldı ve bir kaç isim daha. Tetik Osman, Ayakçı Burhan, Deli gibi isimlerle tanışan ve canı yanan Remzi en son hastanede bir toplantı yapar. Hercule Poirot gibi gerçek katili açıklayacak bir toplantı yapacaktır. Ancak Neriman hanımın sağlığı bütün dengeleri alt üst eder. Neriman, kaçak klinikte tedavi gören bir kadındır ve bütün olaylar onda düğümlenmektedir. Katil gerçekten sürpriz bir isimdir. Ancak Remzi'den kaçamayacaktır. Soluksuz okunan bir roman.
Bu kitabı bir proje olarak yorumlamak pek doğru değil gibi hissettirse de bir proje "roman" aslında. Ilk defa böyle bir roman okudum ve iyi ki de okudum!
Hikayeye başlama, karakterin ve hikayenin çatısını kurma zorluğu Murathan Mungan'a düşmüş ve o da bir çocuk oyunu yerleştirmiş hikayeye. Sakin sakin hikayeye girerken siz beklenmedik bir virajla hikaye bir diğer yazara teslim ediliyor! Hadi bakalım derken Bambaşka bir üslupla yeni virajlara giriyorsunuz. Ilk defa okuduğum iki yazar vardı roman yazarları arasında: Faruk Ulay Kasım ve Celil Oker. Üslupları farklı, rahat ama sizi hikayeden koparmayacak kadar da hikayeye hakimlerdi. Beni en çok yoran Elif şafak oldu. Hareketli anlatımlardan sonra şafak Zehra'nın iç Dünyasına dalıyor ki dalıyor ve yoruyor sizi, yine de o da bir viraj dönerken teslim ediyor hikayeyi Celil Oker'e. Tüm yazarlar kendilerine ayrılan bölümlerin sonlarına doğru diğer yazara zorlu bir top atıyor ve her yazar da bunun altından başarı ile kalkıyor! Hele de Pınar Kür! Türlü türlü yollardan geçen hikayeyi toparlayışı ve sunuşu o kadar naif ve özenli ki! Aslında herşey basit ama yol çok dikenli hayatlarımızda diyor ve bitiriyor sanki!
Bu kadar yorumdan sonra özetle: bu farklı deneyimi tüm kitap severler tatmalı!
Merhaba 1K Dostlarım :) Normalde iki kitabı bir arada okumam ama yatılı misafirliğe gidip, kitabımı da götürmeyi unutunca Celil Öker ve Rol Çalan Ceset ile tanıştım. Uzun zamandır merak ettiğim bir yazardı. Güzel ve kısa bir cinayet romanı. Güzel bir şekilde kurgulanmış. Kısa, öz; sıkmadan cinayet işlendi, araştırıldı ve çözüldü. Dedektifimiz Remzi Ünal başarılı, diğer kitaplarını da rahatlıkla okuyabilirim. Agatha Christie romanları kadar detaylı değil ama tavsiye de ederim. Sevgiyle kalın :))
Roman biraz sade olmuş. Bu sadelik anlatım ve dilden ziyade konu için geçerli. Polisiye anlamda kalemi güçlü. Sonlara doğru heyecan artıyor. Bence romanın eksik yönü karakter çizimleri. Çok yüzeysel geldi bana. Havada kalmış. Genel itibariyle vakit kaybı olmayacak bir roman. Remzi Ünal serisinin de ilk kitabı.

Yazarın biyografisi

Adı:
Celil Oker
Unvan:
Türk Polisiye Roman Yazarı, Öğretim Görevlisi
Doğum:
Talas, Kayseri, Türkiye, 1952
Celil Oker (d. 1952, Kayseri) Türk polisiye roman yazarı. Oker, 1999 yılında ikinci romanı Kramponlu Ceset ile Kaktüs Kahvesi Polisiye Roman Birinciliği'ni kazandı.

Hayatı

1952 yılında Kayseri'de doğan yazar, ortaokulu Talas Amerikan Ortaokulu'nda tamamladı. Ardından Tarsus Amerikan Koleji'ni bitirdi. Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümüne devam eden Oker 1979 senesindeki mezuniyetinin ardından çevirmenlik, gazetecilik ve ansiklopedi yazarlığı yaptı. Bu işlerin ardından 1983'te reklam yazarlığına başladı. Markom ve Merkez Ajans isimli şirketlerde çalıştı.

Uzun süre reklamcılıkla ilgilendikten sonra 1998 yılında Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde öğretim görevlisi olarak çalışmaya başladı. 1999 yılının Nisan ayında ilk romanı Çıplak Ceset'i yayınladı. Aynı senenin Ekim ayında ise Kramponlu Ceset çıktı. Oğlak Yayınları tarafından basılan bu eseri ile Kaktüs Kahvesi Polisiye Roman Birinciliği'ni kazandı. Her iki romanın kahramanı olan eski pilot, yeni dedektif Remzi Ünal'ın maceralarını anlattığı beş roman daha yazdı. Oker'in son Remzi Ünal macerası 2010 yılında Turkuvaz Kitap tarafından basılan Yenik ve Yalnız'dır. Oker ayrıca, 2004 yılında Murathan Mungan, Pınar Kür, Faruk Ulay ve Elif Şafak ile birlikte Beşpeşe isimli bir roman yazdı. Beşpeşe yazarların birbirlerinin ardından, birinin bıraktığı yerden diğerinin devam ederek oluşturdukları bir romandır.

Halen Bilgi Üniversitesi'ndeki işine devam eden Oker, aynı üniversitede yaratıcı yazarlık teknikleri dersi de vermektedir. Sevtap Oker'le evli olan yazarın Ali ve Can isimli iki oğlu vardır.

Yazar istatistikleri

  • 27 okur beğendi.
  • 453 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 283 okur okuyacak.
  • 5 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları