Cem Mumcu

Cem Mumcu

YazarÇevirmen
7.2/10
94 Kişi
·
320
Okunma
·
37
Beğeni
·
4.080
Gösterim
Adı:
Cem Mumcu
Unvan:
Yazar
Doğum:
Akçaabat, 1966
1966 Akçaabat doğumlu. Çok erken yaşta okumaya ve yazmaya başladı. Hayatı kitap ve edebiyatın etrafında dönüp durdu. Tıp Fakültesini bitirdiğinde kendisini "çuvala tıkılmış gibi" hissetti. "Çuvaldaki delik" dediği psikiyatriden başını dışarı uzattı. Psikiyatride de artistik yaratıcılık ve duygudurum ile ilgili bilimsel araştırmalar yaptı. Şiir, öykü, roman, deneme ve eleştiri türlerinde eserler üretti. Yazar olmanın dışında yayıncı, editör ve kitapçı olarak da deliliğinin peşinden sürüklendi. 2001 yılında 1001 tane olmasını düşündüğü Binbir İnsan Masalları isimli Edebiyat projesine başladı. Hiçbir ödüle eser göndermedi. Doruktakiler 2004 Öykü Yazarı ödülü kendisine verildi. Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nde Artistik Yaratıcılık ve Sanat Psikolojisi dersi veriyor. Vatan Gazetesi'ne her pazar köşe yazıyor. Okuyan Us Yayınevi'nin Genel Yayın Yönetmeni.
“Senin kolunu bırakmamdan korkmanı, senin kolunu tutamamaktan korkmamı seviyorum.
İstersem gidebilme gücümü, istersen gidebilme gücünü ve bu güç bizdeyken gitmemelerimizi seviyorum.”
“ Umursamazlığı, kayıtsızlığı, arzu etmeyişi, heyecansızlığı ‘cool’ bulmaya başladık.”
Zaten beni çingenelerden almışlar, hep öyle diyor annem. Babam da, annen doğru söylüyor, diyor. Ben çingenelerden nefret ediyorum, onlara çok kızıyorum. Beni verdikleri için çok kızıyorum onlara...
"Duygularımızla olan bağımız kopuk.Sanki hislerimiz Sanskritçeymiş , biz de Türkçe konuşuyormuşuz gibi.Anlamıyorum onları.Korkuyoruz onlardan.Saklıyoruz.Ve diğerleri de bizim gibi oldukça biz de onlar gibi oluyoruz."
Şimdi şunu sormanın tam yeri :" Gerçekten özgür müyüz?"
yalnızlık
korkuyla gücün,
çıldırmakla aklın,
ayrı düşmekle bir olmanın,
dağılmakla birleşmenin
yalnızlık
hem şeytanın, hem tanrının
sütün ve kanın
yalnızlık
yalnız olmadığını anlamanın
hem boynuzu hem kanatları
Michael Sikkofield, gerçek adıyla Cemre Demirel Türkiye'nin meşhur blog yazarlarından birisi. Sanırım 2011'den beri blogunda yazılar yayımlıyor, ben ise kendisiyle geçen yaz tanıştım. Sayfa hesabına döksek ansiklopedileri bulacak yıllarca yazdığı yazıları bütün bir yaz boyunca okudum. Michael abimiz ilk olarak, birkaç sene önce tartışmaların bir numaralı konusu olan illuminati, dünyayı yöneten gizli güçler, semboller gibi konular üzerine yazmış. Şimdilerde din, tarikatlar, tasavvuf ve toplum üzerine yazıyor, eleştirilerini paylaşıyor. Eğer incelemek isterseniz blogu: http://michaelsikkofield.blogspot.com.tr

Öncelikle belirtmeliyim çoğu şeyini okumuş olsam da katılmadığım çok fazla görüşü var. Ve bu katılmama noktasını da yine büyük oranda ona borçluyum çünkü eleştirel düşünmek, okuduğumu, öğrendiğimi sorgulamak üzerine bana çok fazla katkısı oldu, iyi ki diyorum tesadüf eseri bloguna denk gelmişim.

Şimdi kitaba gelecek olursam... Eğer Sikkofield'ın blogunu okumadıysanız kitaba da yanaşmayın çünkü üslubundan hiç hoşlanmayabilirsiniz. Gerçekten kitabın ilk 100 sayfasına kadar bir kurgu olduğunu anlayamadım, sanki blogda yine hayatını okuyormuşum gibi geldi. Merak duygusunu hep yüksek tutan bir kurgusu vardı ama ben sevemedim kitabı ne yazık ki. Tarzı bu diye kabullenmeye çalışsam da o kadar fazla argo vardı ki cidden atladığım satırlar oldu. Ayrıca sürekli ama sürekli her olayı bir benzetmeyle anlatması da bir yerden sonra çok baymaya başladı. Bilmiyorum belki aynı kurguyu internet sitesinden okusam çok beğenirdim ama elimde somut bir kitap olduğu için ister istemez bunu bir edebi eser çerçevesinde eleştiriyorum. Velhasılıkelam; belki de beklentimi çok yüksek tuttuğum içindir ama beğenmedim efendim.
Son zamanlarda soluksuz okudugum essiz kalemlerden biri. Cem Mumcu yu bu kadar gec tanidigim icin pismanim. Her bir karakter bu kadar guzel bir Turkce ile betimlemesi cok guzeldi. Kurgu enfesti... Ve sonu... Kapagi kapatirken yureginde ince de olsa bir sizi birakiyorsa o kitap hayatina birsey katmis demektir... iste o kitaplardan biri oldu...
Hayat, kime ne zaman merhamet edeceği, hangi çocuğunun ne zaman başını okşayacağı belli olmayan bir anneydi. Ne zaman ne kadar süt vereceğini bilemediğimiz koca memeli bir anne… Gözünü bile kırpmadan sütüne zehir katacak kadar hain ve memesinden kan çıkarma pahasına süt verecek kadar şefkatli… İri memelerinin üstünde yatırdığı yavrusuna huzur verdiği gibi, aynı memelerle boğabilirdi de onu. Hangi yavrusu ona güvenebilir ya da ona güvenmeden nefes alabilir ki? Emdiği bu memeden zehirlenmeyi göze almayan çocukları, açlıktan ölmeyi peşin kabul edenlerdir. Bu aşüfte annenin kör çocukları, onun bir tarafını görmezler: Ya güven veren kısmını ya da hain kısmını. En acılı çocukları onlardır: Saf güvene kananlarla, hiç güvenmeme tabutuna girenler…” (Kitaptan)
Blog yazılarını kaçırmadan okuduktan sonra, Piyon çıkar çıkmaz eve sızmıştı.
Okumak için zaman yok gibi bir bahane aramıza girmeye çalışsa da o zaman yaratılmıştı.
Ve kitap bitmişti.
Blog yazısı değil elbette.
Can ve maceraları demek ne haddimize.
Peki o halde bu kitap ne?
Hak ettiği yeri alamayan, eksiklerine bile eyvallah diyebildiğiniz aslında şahane bir kitap!
1984 ile olan benzerliği, tahmin edilemez değil, zira yazarın bu itaba olan sevgisini blog okuyucuları haberdar.
Ya ne desem bilemedim.
Okuyun.
Okudukça öğrenicek, öğrendikçe okumak isteyeceksiniz. Piyon bir kapı, dünyanın gerçekliğine açılan bir kapı.
Michael Sikkofield blogunu takip ettiğin eski sözlük yazarlarından birisidir. Kitap çıkaracağım dediği zaman baya bir heyecanlandım. Çıktığı gibi de hemen aldım. Kurgusu çok iyiydi iki saatte bitirdim. Yeni kitaplarını bekliyorum..
Okuyanin kendi yasamini ve cevrsesini gözden geçirmesini saglayan harika bir kitap. Her sayfasi her cümlesi tekrar okunmaya deger. Hic sıkılmadan hatta büyük bir ilgiyle okunabilecek cok yerinde tespitler var . Kesinlikle tavsiye ediyorm
Eskiden okumuştum sadece listeme ekleyeyim diye giriyorum. Hatırladığım kadarıyla baya iyi bir kitaptı ama şuan pek birşey hatırlamıyorum. En yakın zamanda tekrar okuyacağım.
Kitap bittiğinde, hikayenin alevi elimdeydi sanki.. daha önce böyle bir deneyimim olmamıştı, çok etkilendim anlatım şekli ve hikayenin kendisinden...Özellikle küçük Muhammet den.. Sanki hikaye içinde hikaye vardı bu yazıda; az cümleyle anlatılmış, sade fakat derin..Karakterlerin tümü ayrı ayrı başka kitapların kahramanları olabilirlerdi sanki sayfalarca anlatılarak..
Blogunu takip ettiğim Michael Sikkofield'in (Cemre Demirel'in) bu kitabı çıktığında büyük bir heyecanla almıştım. Çünkü upuzun yazıları bana keyifle okutan birinin kitabı kim bilir nasıl olurdu. Kitap da çok akıcıydı, heyecan doluydu. Ummadığım bir anda sesli güldürüyordu da. Fakat ben onu gerçek hikaye zannederken belli bir noktadan sonra kurgu olduğunu anladım ve biraz keyfim kaçtı. Sürekli gizli "gerçekler"i yazmaya çalışan bir kişiden bir kurgu roman beklemiyordum. Bende bıraktığı bu burukluktan dolayıdır belki 9 veriyorum, kurgu olduğunu bilerek okusaydım belki 10 verirdim, bilemiyorum.
Spoiler
Kendilerini düzeltmek yerine Tanrı'yı kendilerine göre düzeltirler.

Eğer insan hayatını da bir yarış haline getirirseniz sizin ne olduğunuzun hiçbir önemi kalmaz, diğerlerine göre ne olduğunuz önemli hale gelir. Bütün dünya hasta.

Düğün denilen şey, halk otobüsüne haddinden fazla gösterişli bir elbiseyle binen ve buram buram ucuz parfüm kokan kadınların, "Biz buradayız" deme etkinliğidir.

Yazarın biyografisi

Adı:
Cem Mumcu
Unvan:
Yazar
Doğum:
Akçaabat, 1966
1966 Akçaabat doğumlu. Çok erken yaşta okumaya ve yazmaya başladı. Hayatı kitap ve edebiyatın etrafında dönüp durdu. Tıp Fakültesini bitirdiğinde kendisini "çuvala tıkılmış gibi" hissetti. "Çuvaldaki delik" dediği psikiyatriden başını dışarı uzattı. Psikiyatride de artistik yaratıcılık ve duygudurum ile ilgili bilimsel araştırmalar yaptı. Şiir, öykü, roman, deneme ve eleştiri türlerinde eserler üretti. Yazar olmanın dışında yayıncı, editör ve kitapçı olarak da deliliğinin peşinden sürüklendi. 2001 yılında 1001 tane olmasını düşündüğü Binbir İnsan Masalları isimli Edebiyat projesine başladı. Hiçbir ödüle eser göndermedi. Doruktakiler 2004 Öykü Yazarı ödülü kendisine verildi. Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nde Artistik Yaratıcılık ve Sanat Psikolojisi dersi veriyor. Vatan Gazetesi'ne her pazar köşe yazıyor. Okuyan Us Yayınevi'nin Genel Yayın Yönetmeni.

Yazar istatistikleri

  • 37 okur beğendi.
  • 320 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 156 okur okuyacak.
  • 7 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları