Cemil Kavukçu

Yazar 7,3/10 · 102 Oy · 36 kitap · 390 okunma ·  28 beğeni

Yazarın Bilgileri

Yazar İstatistikleri

28 okur beğendi.
102 puanlama · 269 alıntı
0 haber · 3.164 gösterim
390 okur kitaplarını okudu.
207 okur kitaplarını okumayı planlıyor.
7 okur kitaplarını şu anda okuyor.
4 okur kitaplarını yarım bıraktı.

Yazar ile İlgili Haberler

Henüz ilgili bir haber eklenmedi.

Paylaş

ya da direk bağlantıyı paylaş

Cemil Kavukçu'nun Biyografisi

(Cemil Kavukçu, 20 Temmuz 2013-26 Temmuz 2013 tarihleri arasında 1000Kitap'ta haftanın yazarı seçildi.)
1951 yılında İnegöl'de doğdu. İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü'nü bitirdi (1976). Öyküleri, 1980 yılından başlayarak çeşitli dergilerde yayınlandı.

Cemil Kavukçu, son yılların en usta öykücülerinden. Küçük insanların dünyasını başarıyla betimlemesini, onların iç dünyalarını olanca derinliğiyle vermesini biliyor. Eleştirmen Fethi Naci, Cemil Kavukçu için “Elini neye değdirse öykü oluyor, tam bir anlatı ustası” diyor. Gerçekten de Cemil Kavukçu'nun öyküleri, sıradan insanları, sıradan yaşamları, küçük olayları alıp zengin dünyalar yaratıyor. Ayrıntılar ve diyaloglar (özellikle de kişiliklere özgü argo dil), onun öykülerinin vazgeçilmez öğeleri. Temiz, yalın bir Türkçeyle, kendi üslubunu yaratmayı başararak yazıyor Cemil Kavukçu. Bir başka deyişle, tutarlı bir dil ve üslup, bütün öykülerinde açıkça kendini gösteriyor. Okuru, öykünün içine çekip alıyor, sarıp sarmalıyor. Karşıdan değil, içinden okunan öyküler yaratıyor Cemil Kavukçu. Öykülerin bir kısmı da bir yap-boz'un parçaları gibi kırılıp yeniden bir araya geliyor. Son yıllarda tıkanır gibi görünen öykücülüğümüze yeni bir soluk getiren Cemil Kavukçu, 2000'li yıllarda da öykünün yollarında yürümeyi sürdürecek.

ESERLERİ
Patika adlı kitabıyla 1987 yılında Yaşar Nabi Nayır Öykü Ödülü'nü kazandı. Yayınlanmış öykü kitapları: Pazar Güneşi (1983), Patika (1987), Temmuz Suçlu (1990), Uzak Noktalara Doğru (1995), Yalnız Uyuyanlar İçin (1996), Bilinen Bir Kitapta Kaybolmak (1997), Dört Duvar Beş Pencere (1999). İlk romanı Dönüş, 1998 yılında yayınlandı.

Cemil Kavukçu'nun Kitapları Kitap Ekle

8,1/ 10  (9 Oy) ·  24 Okunma
8,3/ 10  (4 Oy) ·  23 Okunma
7,9/ 10  (8 Oy) ·  23 Okunma
9,0/ 10  (2 Oy) ·  13 Okunma
8,7/ 10  (3 Oy) ·  9 Okunma
Bütün Kitapları Göster
Murat Sezgin, bir alıntı ekledi.
17 Ağu 2017 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Malı Baba
Artık ölsem, yaşamanın bir tadı kalmadı falan deriz ya, hepsi laf yiğit, boş laf. Ölümü bir gören yaşama deli gibi sarılır.

Yalnız Uyuyanlar İçin, Cemil Kavukçu (Can Yayınları epub)Yalnız Uyuyanlar İçin, Cemil Kavukçu (Can Yayınları epub)
Salih Çermik, bir alıntı ekledi.
22 Şub 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Hiçbir şey tesadüfi değildir ve bazen bir musibet bile beklenmedik bir hayra vesile olur.

Üstü Kalsın, Cemil Kavukçu (Sayfa 46 - Can Yayınları - 1. Baskı)Üstü Kalsın, Cemil Kavukçu (Sayfa 46 - Can Yayınları - 1. Baskı)
ihtiyar, bir alıntı ekledi.
30 Ağu 2015 · Kitabı okudu · İnceledi

"Kitaplığımız hafızamızın arşividir. Okuyup raflarına yerleştirdiğimiz kitapların her biri, düşünce coğrafyamızın, düşsel yolculukların belgeleridir."

Örümcek Kapanı, Cemil Kavukçu (Sayfa 93)Örümcek Kapanı, Cemil Kavukçu (Sayfa 93)
Salih Çermik, bir alıntı ekledi.
22 Şub 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Varış noktanı tasarlama ki, oraya geldiğinde sen de şaşırasın.

Üstü Kalsın, Cemil Kavukçu (Sayfa 56 - Can Yayınları - 1. Baskı)Üstü Kalsın, Cemil Kavukçu (Sayfa 56 - Can Yayınları - 1. Baskı)
Salih Çermik, bir alıntı ekledi.
23 Şub 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Sessizlikte bir şeylerin değişebileceği ihtimali hep vardır.

Üstü Kalsın, Cemil Kavukçu (Sayfa 65 - Can Yayınları - 1. Baskı)Üstü Kalsın, Cemil Kavukçu (Sayfa 65 - Can Yayınları - 1. Baskı)
lefévre, bir alıntı ekledi.
 23 Oca 22:59

Açıktaki gemilerin hiçbirinin onu beklemediğini bilir. Hiçbir zaman, hiçbir yere gidemeyeceğini düşünür; bugüne kadar nasıl yaşamışsa, bundan sonra da öyle yaşayacaktır.

Dört Duvar Beş Pencere, Cemil Kavukçu (Sayfa 13 - undefined)Dört Duvar Beş Pencere, Cemil Kavukçu (Sayfa 13 - undefined)
Lord Among Wolves, bir alıntı ekledi.
01 Ara 2017 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Şimdi düşünüyorum da, bizler için hiç önemi olmayan küçücük şeyler, bir yaşamı nasıl da altüst edebiliyor.

Yalnız Uyuyanlar İçin, Cemil KavukçuYalnız Uyuyanlar İçin, Cemil Kavukçu
Sevinc*, bir alıntı ekledi.
24 Nis 23:56 · Puan vermedi

Gecelerin uyku gibi bi hapı var da, gündüzler çok uzun..

Yüzünüz Kuşlar Yüzünüz, Cemil Kavukçu (Sayfa 17)Yüzünüz Kuşlar Yüzünüz, Cemil Kavukçu (Sayfa 17)
Sevinc*, bir alıntı ekledi.
26 Mar 13:39 · Puan vermedi

..Her şeye rağmen bir fırtına yaşamalıydım ; iç rüzgarlarımın darbelerini öfkeli denizin dalgalarıyla karşılaştırmak istiyordum..

Yüzünüz Kuşlar Yüzünüz, Cemil Kavukçu (Sayfa 46)Yüzünüz Kuşlar Yüzünüz, Cemil Kavukçu (Sayfa 46)
Bütün Alıntıları Göster

Cemil Kavukçu kitap incelemeleri

Aykut, Aynadaki Zaman'ı inceledi.
12 Eki 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · 9/10 puan

Aynadaki Zaman, on tane birbirinden güzel öyküden oluşuyor. Cemil Kavukçu yine daha önceden tanımadığım bir yazardı. Kendisiyle, benim klasik 'kütüphaneden rastgele aldığım bir kitaptı' faaliyeti ile tanışma imkanı buldum. Kitaptan tek kelime ile söz edecek olsam, "deniz" kelimesini seçerdim. Şahsen, denizi ve denizciliği çok seven bir insan olarak söyleyebilirim ki, Cemil Kavukçu burnuma deniz kokusunu getiren yazar olmuştur.

Öykülerin tümünün genel teması deniz üzerine kurulu değil tabii ki; deniz, öykülerinde birleştirici bir etmen görevi görüyor. Bu açıdan, benim için Cemil Kavukçu'nun diğer öykücülerden farkı, öyküleri arasında bağlantılar kurması diyebilirim. On tane öykünün hepsi de birbiriyle ilgili; birbirleriyle kimi yerlerde kesiştiğini fark ediyorsunuz, kimi yerlerde ise daha önceki öykülerde karşınıza çıkan karakterlere rastlıyorsunuz. Bu, aslında bütünleyici bir etmen görevi görüyor. Öyle ki, kimi öyküler tek başına hiçbir anlam ifade etmez iken başka bir öykü onu tamamlayabiliyor.

Yazar, yazım dili olarak sokak dilini kullanmış. Argo kelimelere rastlanabiliyor. Bu, elbette ki kitabın gerçekçiliğini artırıyor. Hayatın gerçekçiliğini bir tek bununla değil birçok 'yansıma' ile yansıtmış (ki sadece argo dili ile hayatın gerçekçiliğini yansıtmış olsaydı herhangi bir yazardan farkı kalmazdı.). Hayatın insanlara küçük gelse de aslında ne denli geniş olduğu anlatılmış. Hayatta bizler için hiçbir önemi olmayan bir ayrıntının bir başkası için hayata tutunma kaynağı olduğu gözler önüne serilmiş.

Deniz ve denizcilik konusuna gelecek olursam: Deniz kavramı, hikayeler arasında ayrılmaz bir yere sahip. Öykülerin birbirleri ile kesişim noktası deniz diyebilirim. Bu, hem bildiğimiz "deniz" kavramı ile, hem de insanın iç dünyasını yansıtan, insanın kendi 'yaşam denizindeki' git - gel kavramları kastedilerek yapılmış. Hem zaten, en büyük deniz insanın içindeki deniz değil midir? Okyanusları aşan insan, kimi zamanlar bir başka insanın içindeki denizleri aşamamıştır. Belki de aşamayacaktır da. Ve yine bir ihtimal insanın içindeki denizdeki gel - gitlerin sırrını asla çözemeyecektir. İşte bu 'çözemeyişleri' de anlatmış Kavukçu bizlere.

Diğer kitaplarını da en kısa zamanda okumak istiyorum. Kendi adıma yeni bir öykücü daha keşfettiğim için çok mutluyum. Cemil Kavukçu'yu herkese tavsiye ederim. Sizleri kimi zaman gerçek denizlerde yolculuklara, kimi zaman da insanın iç dünyasındaki denizlerdeki fırtınalarda keşfe çıkarıyor. Kendi denizlerimizde usta bir kaptan olmamız dileğiyle...

Bu sitede, Hasan Ali Toptaş'ın bu kadar tanınıp Cemil Kavukçu'nun bu kadar az bilinmesine şaşırıyor ve üzülüyorum. Nuri Bilge Ceylan tadı aldığım öyküleriyle, 80'li, 90'lı yılların kasaba hayatını bu kadar yalın ve tatlı bir dille anlatan nadir yazarlardandır benim için Kavukçu.
Nasıl tanıştım kendisiyle hatırlamıyorum ama muhtemelen "Bilinen Bir Sokakta Kaybolmak" ismindeki şiirselliğe vurulmuşumdur. Bilmediğim şehirlerin, kasabaların sokaklarında kaybolmaktan bahsetmiyordu yazar çünkü. Bilinen bir sokakta kaybolmak, ne ürperticidir, ne gizemlidir bir o kadar da insana tuhaf bir haz verir oysa.
Bugün kitaplığımı düzenlerken fark ettim arka taraflarda kalan Cemil Kavukçu kitaplarını, hepsini özenle ve büyük bir sevgiyle okudum. Nolya'yı, Yalnız Uyumayanlar İçin'i ve Uzak Noktalara Doğru'yu ne çok özlediğimi fark ettim. Ama en çok Bilinen Bir Sokakta kaybolmak. Şu sıralar içimde uzaklarda bir yerlerde kaybolma isteği çok yoğun olsa gerek tekrar elime aldım kitabı.
Hangi kitabından başlamalısınız gibi bir ukalalığa bulaşmadan, sizi Cemil Kavukçu ile tanışmaya davet ediyorum. Bunca romancı yığını arasında farklı bir haz alacağınız bu güzel insanı tanımakta gecikmeyiniz. Zira Sait Faik severler hala hayatta olduğunu sanacaklardır onu okuyunca.

Cemil Kavukçu yalın anlatımda en önde olan öykücülerden. Bu kitabında 11 öykünün ana sorunu yalnızlık gibi görünüyor. Görünüyor diyorum, bazılarında somut bir belirti olsa da bazılarında yalnızlık soyut bir şekilde anlatılmış. Kitaba adını veren öyküde ramazan davulcusundan dolayı çocukluğumun ramazanlarına gitmedim, aksine beni çocukluğumun ramazanlarına götüren karakterin sokakta geçe bekçisi ile karşılaşmasıydı. Eskiden var olan gece bekçileri. Ayrıca "Hangi çağdayız son teknolojilerle geliştirilmiş iletişim araçlarının yaygın bir biçimde kullanıldığı dönemde davulcunun işi ne? Çalar saate güvenmeyenler için PTT'nin telefonla uyandırma servisi var." cümlesi de ergenliğime götürdü beni.
Eskilerden, mektuplardan, arabaların kelebek camlarından, nostalji olan şeyler şimdiki zamanda...
Aşk, ölüm, pişmanlık, acı öykülerin içinde geçen temel unsurlar. Yalnızlıktan kaçışta kiminde hayali aşklar, kiminde alkole bağlı kaçışlar. Cemil Kavukçu'nun şimdiye kadar okuduğum kitaplarında alkol hep vardı. Malı Baba, Kuzeydeki Kum Kosterleri, En Eski Güvercin, Yalnız Uyuyanlar İçin daha çok beğendiklerim arasında yer aldılar.

Hera, Nolya'yı inceledi.
 28 Nis 2017 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 9/10 puan

Kütüphanede kitaplara bakarken bir anda gözüme nasıl iliştiğini bilmediğim minik cep boy hikaye kitabıydı Nolya. Eğlenceli, farklı ve bir o kadar da fantastikti sona doğru.
Konusunu anlatsam hikaye bitecek diye yalnızca ucundan çıtlatacağım.
Dostların Yeri adındaki meyhanede başlıyor olay. Ve hikaye boyunca bu yerin ve karakterlerin el değiştirmesine şahit oluyoruz.
Yazarın kendine özgü anlatımı ile okumak daha güzel bir hâl aldı. Kesinlikle tavsiye ederim.

Salih Çermik, Üstü Kalsın'ı inceledi.
23 Şub 2017 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 8/10 puan

Kitap almak için kütüphaneye gitmiştim, kapanma saati çok yakındı. Hemen alabilmek için dolaplara yöneldim. İki tane Yakup Kadri kitabı aldıktan sonra üçüncü kitap hakkım için aceleyle öteki dolaplara, raflara bakmaya başladım. Görevli, 'Kapatıyoruz.' dediği anda sırf üçüncü kitap hakkımı doldurmak için elimi kitaplara attım ve ne gelirse o, dedim kendi kendime. Çektiğim kitap da 'Cemil Kavukçu - Üstü Kalsın' kitabıydı. İlk defa ismini duymuştum yazarın da kitabın da. Can Yayınları'nı görünce iyidir herhalde, diye düşündüm. Kitabı okudum ve çok beğendim. Dokuz farklı hikâyeden oluşuyor kitap. Çok sade. Birkaç hikâye 'karga' konulu idi. En çok sevdiğim hikâyeler, bu hikayelerdi. Bir beldeye karabulut olan ve tarlaları yağmalayan kargaları, kargalara karşı insanların aldığı önlemleri anlatıyor. Yazarı ve kitaplarını listeme aldım. Hikâye sevenlere kesinlikle tavsiye edilir.

cansu tekcan, Yüzünüz Kuşlar Yüzünüz'ü inceledi.
25 Kas 2017 · Kitabı okudu · 3 günde · Puan vermedi

Bir günde okunabilecek eğlenceli, enteresan bir kitap. Cemil Kavukçu okumamıştım daha önce, tanımış oldum. Ben sevdim. Okursanız çok şey kazanmazsınız belki ama bir şey de kaybetmezsiniz.

Cem, Yalnız Uyuyanlar İçin'i inceledi.
23 Haz 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · 7/10 puan

İlk kez Cemil Kavukçu okudum ve büyük ihtimalle bir daha da okumayacağım. Bu kitabında yazar kitabın tanıtımında ifade edildiği ve nice hikâye kitapları için de söylenebilecek bir şekilde, "sıradan hayatlar"ı anlatıyor; bu hikâyelerin bir çoğu ilginç, belki vurucu sayılabilecek sonlarla bitiyor. Cemil Kavukçu'nun kaçıncı kitabı bu, bilmiyorum; ancak kesinlikle kıvrak bir üslûbu var, cümleler, imgeler akıp gidiyor; bütün hikâyelerde kıvamı tutmuş bir tad seziliyor, bu tadı ala ala bitiriyoruz hikâyeleri. Kitabın adını da taşıyan ilk hikâyemiz en sevdiğim hikâye oldu; "Yalnız Uyuyanlar İçin", ramazan vakti sahurdaki iki davulcunun peşine düşen bir adamı anlatıyor, adam bu davulcuların peşine düşüyor, çünkü bu davulcuların seneler önce öldüğünü adı gibi biliyor karakterimiz...hikâye sona ererken kitabın adının ne anlama geldiğini şaşırarak öğreniyoruz, ama bunu önceden bilebilmemiz mümkün değil zaten; çok ilginç, hoş bir hikâyeydi.

Kitapta en beğendiğim ikinci hikâye ise "Kuzeydeki Kum Kosterleri". Bu hikâyede kitabın diğer bazı hikâyelerinde olduğu gibi denizin ucundayız, bir fenerdeyiz ve hikâyemizde bir kez daha ölüler var. Bir kaç hikâyede yazar, bana göre, çıtayı yükseltiyor, anlatımı daha güzel bir hâl alıyor.Kitabın tamamına yayılan üslûbun güzelliğini hikâyelerin kendilerinde de bulduğumu söyleyebilmek isterdim, ama bunu söyleyemiyorum..

Yine de, herkese öneriyorum bu kitabı.

Sinan Tütüncüler, O Vakıt Son Mimoza'yı inceledi.
 11 Ağu 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · 5/10 puan

Kitap incelemeye öncelikle kitabın isminden başlayalım. 1000Kitap'da da kitabın ismi "O Vakit Son Mimoza" olarak verilmiş. Oysa kitabın ismi "O vakıt son mimoza". Evet, yazım kuralları gereği "vakit" kelimesi doğru olmakla birlikte, Cemil Kavukçu kitabın ismindeki kelimeyi, hikayenin içindeki karakterin kelimeyi söyleyiş şekli ile kullanmış, yani "vakıt". Bu doğru bir tercih midir, yoksa yanlış mı, onu uzman edebiyat eleştirmenleri yapmak durumunda ama bizler yazarın tercihine saygı duymak zorundayız.

Kitabı okumadan önce yaptığım kısa incelemede (arka kapak, içindekiler vs) bir öykü kitabı ile karşılaştığımı düşündüm. Fakat ilk üç öykü birbiri ile bağlantılıydı. uzun bir öykü ya da kısa bir romanla karşı karşıya kaldığım kanaatine varmışken, dördüncü kısımda bambaşka bir öykü ile karşılaştım. Beşinci kısımda yine başka bir öykü karşıma çıktı, ardından gelen dört kısımda ise öyküden çok fıkrayı andıran kısa anlatılar yer alıyor.

İlk üç bölümde yer alan ve bir alkoliğin son demlerini bir çok farklı kişinin gözünden anlatılan hikaye bence oldukça başarılı. Hoş bir anlatım dili, güçlü karakterler ve yaşamla güçlü bir bağ kuran bir hikaye ile karşılaştığımı söyleyebilirim. Ancak ardından gelen hikayeler ve fıkralar, açıkcası bir dolgu malzemesi tadı bıraktı zihnimde.

Cemil Kavukçu da hikayelerine kendini yerleştirmeyi seven yazarlardan. İlk üç hikayenin son bölümünde, cenaze töreninde kendisini hissettirdi. Beşinci hikayede ise doğrudan ismi ile yer aldı. Hatta o hikayede, ilk üç hikayenin parçaları da fon olarak yerleştirilmişti ama ortaya başarılı bir hikaye çıktığını söyleyemeyeceğim.

Cemil Kavukçu'nun Can Yayınlarından 19. kitabı olduğunu fark ettim. Hemen hemen her yıl bir kitabının basımı yapılıyor. Diğer kitaplarını okuma fırsatını bulamadığım için yorum yapmam güç, ancak eğer benzer tarzda kitaplar ise, her yıl bir kitap çıkarmaktan ise daha uzun aralıklarla daha iyi damıtılmış, daha yoğun kitaplar yayınlamasının daha doğru olabileceğini düşünüyorum. Yazarların, kitaplarını yayına vermeden önce bir süre dinlenmeye bırakmalarında fayda olabilir.

ihtiyar, Örümcek Kapanı'ı inceledi.
 31 Ağu 2015 · Kitabı okudu · 3 günde

Bir dergide tanıtımını görünce kitabı almaya karar vermiştim. İtiraf edeyim ki yazarın varlığından haberim yoktu. Henüz hiçbir öykü kitabını da okumuş değilim. Yazarla tanışmam bu deneme kitabı ile oldu. Öykü nasıl oluşur, nasıl ortaya çıkar, nasıl yakalanır, gerçek yaşamlar her zaman öykü olur mu, öykü adları nasıl ortaya çıkar dan başlayarak, bir sürü yazarı ve kitapları tanımaya giden bir yolculuk yaptırıyor Cemil Kavukçu bu denemesiyle. Kitap sever olarak çok şey öğrendim, bir edebi hazine, her okuyucunun kitaplığında olması gereken bir kitap. Alıntılar ekledim, belli bir noktadan sonra alıntı eklemez oldum, benden sonra kitabı okuyacakları düşünerek. Bir okur bir kitaptan daha ne bekleyebilir ki; yeni yazarlar ve yeni kitaplar tanıdım, bir yazarın iç dünyasında dolaştım, bir yazarın gözüyle diğer yazarları gördüm, bir yazarın yalnızlığına şahit oldum ve tüm bunları öğrenirken kendimi bir yazar gibi hissettim, hissettiğimden ziyade hayal ettim. Ortak noktalar aradım, Cemil Kavukçu’nın babası ile olan ilişkisinin birebirini benim babamla yaşamış olduğumu gördüm. Yeni nesil romanlar yerine içinde kendimizi bulacağımız öyküleri yüceltmesini de kendimle yazar arasında ikinci ortak nokta olarak yakaladım. Burada yazmayı uygun görmediğim bir kaç ortak noktanın olduğunu da fark ettim. Sonuçta da kendim adıma bir acı gerçeği su yüzüne çıkardım, benden bir ----- olmaz. Daha insan bir kitaptan ne bekler. Şiddetle tavsiye ederim.

ihtiyar, Pazar Güneşi'yi inceledi.
22 Kas 2015 · Kitabı okudu · 8 günde

Cemil Kavukçu'nun ilk öyküleri ki yazarın iyi öykücü olacağının net bir şekilde belirtisiymiş bu kitap. (miş) diyorum çünkü yazar iyi öykücü oldu, ben ilk öykülerinin olduğu kitabı yeni okudum. Sıcak bir anlatım, öykülerinin yazıldığı tarihlere gittim, çocukluğum ve zamanın Türkiye'si gözümün önünde canlandı. Bazı öykülerinde hayatın kendisini o kadar güzel veriyor ki, üç sayfadan, beş sayfadan oluşan öykü bana sorarsanız belki de 50 bölümlük bir diziye bedel... Yazarla, yayınlanan bir deneme kitabı "Örümcek Kapanı" sayesinde tanıştım ki o kitabı aldığımda son kitabıydı, Pazar Güneşi 'de ilk kitabı...Arada okunacak daha bir sürü öykü kitabı var.

Bütün İncelemeleri Göster