Cenap Şahabettin

Cenap Şahabettin

Yazar
7.6/10
95 Kişi
·
415
Okunma
·
139
Beğeni
·
8222
Gösterim
Adı:
Cenap Şahabettin
Tam adı:
Cenab Şahabeddin
Unvan:
Servet-i Fünun Dönemi Şairi ve Yazarı
Doğum:
Manastır, Makedonya, Makedonya Cumhuriyeti, 21 Mart 1870
Ölüm:
İstanbul, 13 Şubat 1934
Cenap Şahabettin, 1870 - 1934 yılları arasında yaşamış Servet-i Fünun dönemi şairi ve yazarıdır.

Yaşamı

1870'te Manastır’da doğdu. Babasının Plevne'de şehit düşmesinden sonra ailesiyle İstanbul'a geldi. İlköğrenimini Tophane'deki Fevziye Mektebinde yaptı. Gülhane Askeri Rüşdiyesini bitirdi. Tıbbiye İdadisinden sonra Askeri Tıbbiyeden mezun oldu. Hekim yüzbaşı oldu.

Paris’te 4 yıl cilt hastalıkları ihtisası yaptı. Yurda döndükten sonra Mersin, Rodos, Cidde’de karantina hekimliği, sıhhiye müfettişliği yaptı. 1914’te emekliye ayrıldı.

Darülfünûn’da Türk Edebiyatı Tarihi dersleri okuttu. İlk şiiri 1885’te daha öğrenciyken Saadet gazetesinde yayınlandı. Önceleri Muallim Naci’nin etkisiyle divan edebiyatı tarzı şiirle uğraştı. Daha sonra Recaizade Mahmut Ekrem ve Abdülhak Hamit Tarhan’dan etkilenerek Batı tarzı şiire yöneldi.Servet-i Fünun dergisinde şiirleri yayımlandı. Tevfik Fikret ve Halit Ziya Uşaklıgil’le birlikte Servet-i Fünun edebiyatının üç önemli isminden biri oldu. Gelenekçi şairlerin en çok saldırdığı yenilikçi şairdi. Diğer Servet-i Fünuncuların tersine bireysel şiiri tercih etti. Edebiyat-ı Cedide’nin en aşırı örneklerini verdi. Şiire "nesir-musikisi" dedi. Şiirlerinde kullandığı "Sâât-i semenfâm", "çeng-i müzehhep", "nay-i zümürrüt" gibi deyimler, imgeler döneminin sanat dünyasında önemli tartışmalar yarattı. Heceleri müzik düzeyinde uyumlu kullanmayı savundu. Bu tarzda yazdığı en iyi iki örnek: "Yakazat-ı Leyliye" ve "Elhan-ı Şita" şiirleridir.

12 Şubat 1934’te beyin kanaması nedeniyle İstanbul’da yaşamını yitirmiştir. Kabri Bakırköy'dedir.

Edebi kişiliği

Türk şairlerine sembolizmi ve parnasizmi öğreten Şahabettin "sanat sanat içindir" anlayışını benimsemiştir. Aruz ölçüsüyle yazdığı eserlerinde ahenge ve müzikaliteye önem vermiştir.
Kendi bilgisizliğini örtbas etmek için en etkili çare başkalarının bilgisizliğinden yüksek sesle şikâyet etmektir.
Cenap Şahabettin
Sayfa 29 - Akvaryum Yayınevi
176 syf.
·11 günde·Puan vermedi
Kitap okumanın durağan zamanlarındayım. Elime geçen roman sürünüyor, Konsantrasyon eksikliği, sıcak ve nemli havanın verdiği bitkinlik, herhangi bir sayfayı okurken, farkında olmaksızın dakikalarca o sayfada kalıp bir şeyler düşünmem, bilinçsizce çevirdiğim sayfalar ve sonunda yarıda kalıp rafa kaldırılan son bir buçuk ayda okunamayan birkaç roman. İç sıkıntısı ve huzursuzluğun getirdiği birtakım şeylerden ötürü okumalarda kopuk olmam belli bir süre ara verebileceğim anlamına geliyor sanırım.

76 basılı 43 tane e-kitabın okuma sıralamasını yaparken, canımın sıkılıp da aldığım bir kitap listenin arasına giriyor. Bir kitap, bir kitap daha… Liste? Liste çöp. ‘Sırası gelmeden almamalıydım’ lafına sanırım hiçbir zaman uyamayacağım. Kuralları, programları oldum olası sevmem, birilerinin faydasını görüp söyledikleri laflara bakıp, özenerek yaptıysam da bir kere uymamışımdır. Daha çok “O an nasıl hissedersem, canım nasıl isterse” diyenlerdenim. Özgürlüğün tatlı yanı bu çünkü.
Hastalık denebilecek bir huy daha: Girdiğim kitapçıdan en az bir kitap almadan dönmemek. Alınmayacak olmasa bile ellerin mutlaka beğenilen bir kitaba değmesi vs, hastalık gibi, neydi o kitap hastalığının ismi, işte tam da ondan. Her neyse, tam da böyle durağan zamanlarda “Sözler” ya da diğer isimle “Aforizmalar” okumayı tercih ediyorum. Roman okumanın gerektirdiği dikkat, konudan sapmamak, verilen mesajları anlayabilmek gibi kavramlar Aforizmalarda yok tabii ki, Bir cümleyi okursunuz, beğenirsiniz, gerçekten düşünülen mantıklı bir cümledir ve alıntılarsınız hepsi bu kadar. Kitap okuma zorunluluğunun verdiği bir duygu içerisinde iyi geliyor bu tür kitaplar, o boşluğu doldurması önemli benim için.
Cenap Şahabettin. Asıl mesleği doktor olan yazarın İsmini daha çok Üniversite sınavlarına hazırlanırken öğrendiğimi anımsıyorum. Servet-i Fünun denildiğinde ilk aklıma gelen şey Abdülhamid ve onun aleyhinde olan sanatçılar geliyor...
Tevfik Fikret, Halit Ziya Uşaklıgil ile birlikte Servet-i Fünun edebiyatının üç önemli isminden biri Cenap Şahabettin. Düzyazı türünde eserleri olup, daha çok şairliğiyle tanınmıştır. Şiiri “kelimelerle yapılmış resim” olarak tanımlamış; şiirlerinde olduğu gibi sözlerinde de ‘Sembolizmi yansıtmıştır.

Herkes gibi yazmamak için uğraş verip cümlelerini sağlam bir üsluba oturtan yazarları seviyorum. "Sıradan"laşarak yazan ne çok yazar var... Kendi Dünyasını kurup, yarattığı imgelemle hafızalardan hiç çıkmayacak yazanlarda var... Dostoyevski, Shakespeare, Canetti, Sabahattin Ali gibi... Bilinçli okunulduğunda, tek bir cümlesinden yazarı olmaksızın tanınabilecek değer abideleri...
Cenap Şahabettin bir roman yazarı değil fakat kendine has bir dili olduğu; çok renkli ve geniş bir hayal gücü olduğu gerçek. Tanzimat ve Servet-i Fünun dönemi şairlerinin yeterince okunup, değer verilmediğini zannediyorum.
Ziya Paşa’nın Terkib-i Bent ve Tercib-i Bentleri, Ahmet Vefik Paşa’yı, Muallim Naci’yi, Tevfik Fikret’i, Mehmet Rauf’un Eylül’ünü, Ahmet Rasim’in büyük tarihçiliğini, Hüseyin Rahmi’nin polisiyelerini okuyup, tanışmamız gereken değerlerden olduğunu düşünüyorum. Velev ki modern zamanın çok satan ve hiçbir değeri olmayan kitaplara göre-kıyaslamak doğru olmasa bile- çok çok daha değerli olduklarını düşünüyorum. Bugünlerin modası haline gelen “Allah aşkı” gibi üstün bir latife, tasavvufun T'sini bilmeyenlerin elinde roman için malzeme oluyor(!) On yedi yaşımsın gibi bir yığın paçavra olan kitapların, paçavra yazarları, hiçbir edebi değeri olmayan kitaplarını piyasaya sürüyor. Onların çok sattığı bugün, bir Tanzimat şairi kitabının yükselen raflarda olmayışını bırakın, bu yazarların tanınmaması üzücü olan mesele.
Tevfik Fikret, Ziya Paşa, Cenap Şahabettin gibi düzyazı ve şiir yazmış şairler, içinde zerre ‘gerçekçiliği' olmayan piyasa yazarlarından çok daha fazla okunmayı hak ediyor.
58 syf.
·Puan vermedi
Içinde guzel sözlerin bulunduğu, guzel ve hemen beş dakika içinde bitirebilecek bir kitap, böyle temel eserler her kütüphanede bulunmalı ,cok kisa ve sözlerden oluşan bir eser olduğu için uzun yorum ve ya üstünde cok konuşulacak bir kitap değil ama güzel
176 syf.
Özlü sözler veya aforizmalar üzerine okuduğum kitaplar arasında kendisine oldukça iyi bir yer aldırdı bu kitap.Çok güzel sözlere sahip olan eser kendisini de rahat okutturuyor ve bol bol not aldırtıyor.
94 syf.
·8 günde·8/10
Servet-i Fünun döneminin şair ve yazarlarından Cenap Şehabettin'in güzel sözler içerin kitabıdır. Gelenekçi şairlerin en çok saldırdığı yenilikçi şairdir. 1934 yılında vefat etmiştir. Mezarı Bakırköy'dedir.
64 syf.
·8/10
https://caglaninkitapligii.blogspot.com/...leri-aslnda.html?m=1

Aslında bir şair olan Cenap Şahabettin'in "Tiryaki Sözleri" adlı eserini almak için bir kitapçıya girdiğimde eseri çocuk edebiyatı bölümünde bulabileceğimi söylediler. Şaşırdım. Çünkü bu eser, sadece çocukların okuması gereken bir kitap değil. Cenap Şahabettin, eserinde topladığı sözlerle özellikle yetişkinleri düşünmeye davet ediyor.


İşte o meşhur sözlerden beni en çok etkileyenler şunlar: ! YAZININ DEVAMINDA İÇERİKLE İLGİLİ BİLGİLER YER ALMAKTADIR !

"'Şiir sevmem.' diyen şiirden anlamadığını itiraf etmiş olur."

"Yüksek tepelerde hem yılana hem kuşa rastlayabilirsin; fakat biri sürünerek biri uçarak gelmiştir."

"Bir yaştan sonra geleceğin adı 'ömrün sonu' oluyor."

"Çok bilen gibi bilmeyen de affa yatkındır, yarım bilgilerden korkarım."

"Yükü çeken mandanın ses çıkarmayıp da kağnının inlemesi gariptir."

"Hayat hiç şüphe yok ki komedidir, fakat içinde çoğumuz ağlarız."

"Adalet daima kuvvetin taraftarı ve koruyucusudur."

"Boş mide haykırır, derler. Biz de ekleyelim: Dolu ağızların sesi çıkmaz."

"Söylenmemiş fikir yoktur, diyorlar. Bu söz doğru olsa da bundan sonra insanlar sükût edecek değil!.."

"Avâmı ümitli oldukça cemiyet ölmez. En kötü idare, avâmı ümitsizliğe düşürendir."

"Balıklar şüphesiz, kainat sıvıdır, derler. Bizim bilgimiz de belki o derecedir."

"Bazıları sanıyor ki seslerini duyurmak için kavgadan başka çare yoktur."

KAYNAK:

ŞAHABETTİN, Cenap (2005). Tiryaki Sözleri. Haz. Elif Konar. İstanbul: Timaş Yayınları.
176 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Zekâ, hayat tecrübesi, mizah ve bilginin estetikle damıtılması: Tiryaki Sözleri... Bu çarpıcı sözleri okumak, Cenap Şahabettin'in hayata bakışını anlamak kadar kendi hayata bakışınızı da anlamanıza katkı sağlayacak.
Bazen vazife gereği bazen de başka sebeplerle çok yer gezen yazar, tartıştığı kişilere zaman zaman aşırı bir alaycılıkla karşılık verdi. Mizahî bir tavırla verilen bu karşılıkların bir kısmı Tiryaki Sözleri'ne zemin hazırladı. Bu sebeple sözlerin bir kısmı atasözü gibi her durumda geçerli sözler olmaktan uzaktır.
176 syf.
·Beğendi·10/10
Öğrencilerimin elinde görüp yıllar sonra tekrar okuduğum bir derlemeydi.Öğrencilerim pembe kilitli defterlerine içinde geçen cümlelerden bir kaçını yazıp defterlerini güzelce kilitleyip saklıyorlar.Çocukken en küçük cümle bile sizde büyük bir yankı oluşturabiliyor.Ve Tiryaki Sözleri de çok büyük bir yankı onlar için.

Yazarın biyografisi

Adı:
Cenap Şahabettin
Tam adı:
Cenab Şahabeddin
Unvan:
Servet-i Fünun Dönemi Şairi ve Yazarı
Doğum:
Manastır, Makedonya, Makedonya Cumhuriyeti, 21 Mart 1870
Ölüm:
İstanbul, 13 Şubat 1934
Cenap Şahabettin, 1870 - 1934 yılları arasında yaşamış Servet-i Fünun dönemi şairi ve yazarıdır.

Yaşamı

1870'te Manastır’da doğdu. Babasının Plevne'de şehit düşmesinden sonra ailesiyle İstanbul'a geldi. İlköğrenimini Tophane'deki Fevziye Mektebinde yaptı. Gülhane Askeri Rüşdiyesini bitirdi. Tıbbiye İdadisinden sonra Askeri Tıbbiyeden mezun oldu. Hekim yüzbaşı oldu.

Paris’te 4 yıl cilt hastalıkları ihtisası yaptı. Yurda döndükten sonra Mersin, Rodos, Cidde’de karantina hekimliği, sıhhiye müfettişliği yaptı. 1914’te emekliye ayrıldı.

Darülfünûn’da Türk Edebiyatı Tarihi dersleri okuttu. İlk şiiri 1885’te daha öğrenciyken Saadet gazetesinde yayınlandı. Önceleri Muallim Naci’nin etkisiyle divan edebiyatı tarzı şiirle uğraştı. Daha sonra Recaizade Mahmut Ekrem ve Abdülhak Hamit Tarhan’dan etkilenerek Batı tarzı şiire yöneldi.Servet-i Fünun dergisinde şiirleri yayımlandı. Tevfik Fikret ve Halit Ziya Uşaklıgil’le birlikte Servet-i Fünun edebiyatının üç önemli isminden biri oldu. Gelenekçi şairlerin en çok saldırdığı yenilikçi şairdi. Diğer Servet-i Fünuncuların tersine bireysel şiiri tercih etti. Edebiyat-ı Cedide’nin en aşırı örneklerini verdi. Şiire "nesir-musikisi" dedi. Şiirlerinde kullandığı "Sâât-i semenfâm", "çeng-i müzehhep", "nay-i zümürrüt" gibi deyimler, imgeler döneminin sanat dünyasında önemli tartışmalar yarattı. Heceleri müzik düzeyinde uyumlu kullanmayı savundu. Bu tarzda yazdığı en iyi iki örnek: "Yakazat-ı Leyliye" ve "Elhan-ı Şita" şiirleridir.

12 Şubat 1934’te beyin kanaması nedeniyle İstanbul’da yaşamını yitirmiştir. Kabri Bakırköy'dedir.

Edebi kişiliği

Türk şairlerine sembolizmi ve parnasizmi öğreten Şahabettin "sanat sanat içindir" anlayışını benimsemiştir. Aruz ölçüsüyle yazdığı eserlerinde ahenge ve müzikaliteye önem vermiştir.

Yazar istatistikleri

  • 139 okur beğendi.
  • 415 okur okudu.
  • 10 okur okuyor.
  • 204 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları