Çetin Yetkin

Çetin Yetkin

YazarÇevirmen
8.7/10
31 Kişi
·
79
Okunma
·
2
Beğeni
·
910
Gösterim
Adı:
Çetin Yetkin
Unvan:
Akademisyen
Dr. Çetin Yetkin, İstanbul'da doğdu (1939). Ortaöğrenimini Türk Eğitim Derneği Ankara Koleji'nde gördükten sonra, bir yıl Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Felsefe Bölümü'nde (1960-1961), dört yıl da Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde okudu (1961-1965), aynı fakültede Hukuk Felsefesi doktorası yaptı (1966-1969).
Çankaya'da kâtip olarak görev yapan Haldun Derin'in, Atatürk'ün vasiyeti gereğince artık Cumhuriyet Halk Partisi'nin malı oldukları için kitapları kitaplıklarından indirilip sandıklara yerleştirirken içlerinden biri dikkatini çekecekti. Bu, kırmızı maroken ciltli ve Çanakkale Savaşı üzerine bir kitap. 1932 yılında Gazi'ye armağan edilmiş. Haldun Derin, kitabın kapağını açtığında İngilizce yazılmış bir ithafla karşılaşacak:
"Büyük bir kahraman, asil bir düşman ve alicenap bir dost onuruna,Türkiye
Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Hazretlerine Haşmetli İngiltere Kıralı'nın
Hükümetince sunulmuştur." (183)
Düşmanın "asil" olarak anılması, ancak onun gerçek bir "insan" olması ile olanaklı değil midir?
Can düşmanı, ona ihanet emiş ve birkaç kez suikast düzenlemeye kalkışmış Çerkez Ethem'in gönderdiği şu telgraf başlı başına bir anlam taşıyor:
"Her şeye rağmen üfulü azim zayidir." (184/185)
O, düşmanlarının bile övgüsünü kazanan bir "insan" dır.
Kemalizm, yalnızca siyasal açıdan ya da bir devlet düzeni olarak ele alınamaz. Onu, ulusun bağımsızlığı, çağdaşlığı açısından değerlendirmek de yeterli değildir. Kemalizm'i, aynı zamanda, birey açısından da algılamak gerekir. Çünkü, Kemalizm, bireyin karnı tok, sırtı pek, başı dik olması demektir. Bireysel açıdan Kemalizm, kişinin onurlu olmasıdır. İnsan olarak erkek-kadın ayırımı yapılmaması, başı dik ve onurlu olmanın erkeğe özgü kılınmamasıdır. Ne ki, bunları ancak bir ön koşul olarak görebiliriz. Birey, düşünsel alanda da özgür olmalıdır. O, olayları ve gelişmeleri boş inançlardan arınmış olarak ve bilimsel verilere dayanarak değerlendirip yargılayabilmelidir. Tek tek bireylerin aydın ve çağdaş bir kişilik sahibi olması da Kemalizm'in başlıca amaçlarındandır. Bu gerçeğin belirgin kanıtı; yanmış yıkılmış bir ülkede insanları ezilip kişiliksizleştirilmiş, boş inançlarla usu karartılmış, okuma yazma bile bilmeyenlerden oluşan bir ulusun bireylerinin kısa bir sürede geçirmeye başlamış oldukları devrimci değişimdir.
Çetin Yetkin
Sayfa 76 - Yeniden Anadolu Ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Yayınları
"Kanaatim o idi ki ve oldu ki,
dünyada 'İnsan' diye yaşamak
isteyenler, insan olmak niteliklerini
ve güçlerini kendilerinde görmelidirler."
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, tüm "Halkçılık" savlarına karşın burjuvazinin devletiydi. Unutmamak gerek: Her devlet temelde bir sınıfın egemenlik aracıdır. 1923'ten bu yana Türkiye'de egemen sınıf herhalde emekçi sınıf değildir.
"Gökçen, ben bu toprakları seviyorum, yurdumun topraklarını, dağlarını, taşlarını...Göğünü, havasını seviyorum... İnsanlarını seviyorum memleketimin... Köylüsünü, çiftçisini, ırgatını, işçisini, balıkçısını, çobanını, sanatçısını, askerlerini, gencini, ihtiyarını tüm insanlarını seviyorum memleketimin... Kadınlarını, erkeklerini. Bazı şarkılar bana bu insanlardan bir gün kopacağımı hatırlatıyor. Onlardan uzak düşeceğimi... Bir gün onlarla olamayacağımı... İşte o zaman, şarkının sözleri ne olursa olsun içime bir ateş düşüyor... Ve sonradan gözyaşı olarak akıp gidiyor... Unutma Mustafa Kemal'ler de insandır ve onlar da zaman zaman şu ya da bu nedenlerle ağlamak isterler..."
Emperyalizmin karşısına dikilen en büyük engel, sömürgeleştirdikleri ülke halklarının ulusal bilince kavuşarak direnmeleridir. Şu halde, emperyalistler hedef ülkedeki insanların ulusal kimliklerini ve bilinçlerini körletip yok etmek zorundadırlar. Ne yazık ki, çoğu kez bunda başarıya da ulaşmışlardır ve ulaşmaktadırlar da.
TÜRK MILLIYETÇILİĞİ ANTİEMPERYALİSTTİR.
Şu asla unutulmamalıdır ki, ulusal kimliğe ve bilince sahip olmayan hiçbir halk emperyalizme karşı direnemez ve hele bir ulusal kurtuluş savaşı veremez. Ülkeleri işgal altında iken elbirliği ile düşmana karşı koyacakları yerde, Irak halkının Şii ve Sünni diye birbirini boğazlaması bu gerçeğin en yeni kanıtıdır. O nedenle, emperyalistler ele geçirdikleri ya da geçirmek istedikleri ülkelerde ulusalcılığı / milliyetçiliği boğmak için ellerinden geleni yaptıkları gibi, işbirlikçi iktidarlar da her zaman ulusalcı / milliyetçi kişi ve çevrelere savaş açarlar.
Çetin Yetkin
Sayfa 51 - Yeniden Anadolu Ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Yayınları
Bir ülkede demokrasinin olup olmaması, o ülkede bazı koşulların varlığını gerektirir. Her şeyden önce iktidarın özgür seçimlerle belirlenmesi ve değiştirilebilmesi, genel ve eşit oy ilkesinin geçerli olması, seçmenin oyunu bilinçli bir biçimde kullanabilmesi v.b. koşulların varlığını gerektirir. Seçmenlerin oylarını bilinçli bir biçimde kullanabilmelerinin en önemli iki koşulu da yeterli eğitim düzeyinde olmaları ve olan bitenden doğru bilgilenmeleri, yani iletişim özgürlüğüdür. Kuşkusuz, ekonomik kalkınmışlık ve birey başına düşen milli gelir gibi başka koşullar da bir ülkede demokrasinin yaşayabilmesinin önkoşullarındandır.
Çetin Yetkin
Sayfa 118 - Yeniden Anadolu Ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Yayınları
Şöyle diyordu Gazi Mustafa Kemal Paşa:
"Bu memleketin toprakları üstünde kanlarını döken İngiliz, Fransız, Avustralyalı,
Yeni Zelandalı, Hintli kahramanlar!
Burada bir dost vatanın toprağındasınız.
Huzur ve sükûn içinde uyuyunuz.
Sizler, Mehmetçiklerle yan yana, koyun koyunasınız.
Uzak diyarlardan evlâtlarını harbe gönderen analar!
Gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlâtlarınız, bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve
huzur içinde rahat rahat uyuyacaklardır.
Onlar, bu toprakta canlarını verdikten sonra artık bizim evlâtlarımız olmuşlardır!"
245 syf.
·5 günde·Beğendi·7/10
Zülfü Livaneli kitaplarını okuduktan sonra başka kitaplara el atmak artık benim için olağan oldu. Serenad romanını okuduktan sonra Struma faciasını çok merak etmiş, kitap biter bitmez hemen bir internet araştırmasına girişmiştim.
Bu kitap ise tesadüfen tiyatromuzun kitaplığında gözüme çarptı.
1941 yılında Romanya’nın Köstence limanından, Filistin’e varmak üzere ayrılan Struma gemisinin, siyasi baskılar yüzünden İstanbul açıklarında demir atmak zorunda olması ve yolcuların tam 70 gün hastalıktan, soğuktan ve de açlıktan perişan olması, sonrasında nereden geldiği belli olmayan bir torpido ile geminin havaya uçurulmasını anlatıyor bu kitap.
Eser Serenad romanında arka fonda kalan hikayeyi gün gün hatta saat saat ele almış.
Kurtulan tek bir yolcu var. Onun anlattıkları gerçekten içler acısı.
Araştırmayı sevdim fakat bana biraz yanlı gibi geldi. Bu elim olayda ülkemize neredeyse hiç sorumluluk yüklememiş. 800’e yakın insanın 70 gün eziyet çektikten sonra denizin ortasında havaya uçmasında nasıl hiç sorumluluğumuz olmaz anlamıyorum.
160 syf.
·Beğendi·10/10
Atatürku hep harika liderliğiyle, muhteşem askeri ve siyasi zekasıyla tanıdık. Bize hiç insan tarafından bahsedilmedi.mesela ayları hastalandığında ağladığını kimse anlatmadı, çocuk hasreti çektiğini bir çocuğu olmasını istediğini keşke anlatsalardı. Insanlar onunda bir insan olduğunu duyguları zaafları olduğunu anlardı. Sözün özü harika bir kitap bayıldım. Okurken çok duygulandım.
299 syf.
·Beğendi·8/10
Türkiye Cumhuriyeti'nin sanata ve sanatçıya verdiği önemi (!) ortaya koyan, hakikati yüzünüze vuran bir eser.

Bu kitapta Nazım Hikmet'e kurulan kumpas ve suikastleri, Sabahattin Ali'nin kafasına vurula vurula öldürüldüğünü, Hasan İzzettin Dinamo'ya jandarma tarafından yapılan mide bulandırıcı işkenceleri belge ve yorumlarla okuyacak ve iktidarların düşünceden ne kadar korktuğunu bir kez daha öğreneceksiniz.

Yazarın biyografisi

Adı:
Çetin Yetkin
Unvan:
Akademisyen
Dr. Çetin Yetkin, İstanbul'da doğdu (1939). Ortaöğrenimini Türk Eğitim Derneği Ankara Koleji'nde gördükten sonra, bir yıl Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Felsefe Bölümü'nde (1960-1961), dört yıl da Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde okudu (1961-1965), aynı fakültede Hukuk Felsefesi doktorası yaptı (1966-1969).

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 79 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 105 okur okuyacak.