Cevdet Kudret

Cevdet Kudret

YazarDerleyenÇevirmen
8.1/10
66 Kişi
·
261
Okunma
·
18
Beğeni
·
2.182
Gösterim
Adı:
Cevdet Kudret
Unvan:
Şair, Yazar
Doğum:
İstanbul, 1907
Ölüm:
1992
7 Şubat 1907 - 10 Temmuz 1992): Şair, yazar. İstanbul'da doğdu. Tam adı Süleyman Cevdet Kudret'tir. Soyadı kanunu çıktığında, 1934'te Solok soyadını almıştı. Bu soyadını 1959'da Kudret olarak değiştirmiştir. İstanbul Erkek Lisesini hastalığı yüzünden yarım bıraktı; sonra İstiklâl Lisesini (1930), İstanbul Darulfünûnu Hukuk Fakültesini (1933) bitirdi. Edebiyat öğretmenliği ve avukatlık yaptı.
Cevdet Kudret edebiyata şiirle girdi. İlk şiiri 1927'de Servet-i Fünûn'da Yedi Meşale şairlerinden idi. Sonra oyun, hikâye, roman türünde eserler verdi. İncelemeler yayınladı. Abdurrahman Nisarî imzasıyla ders kitapları hazırladı. Cevdet Kudret Solok, Nevzat Yesirgil, Suat Hızarcı, Mermi Ocaklı, Cevdet Baykara, Cevkud imzalarını da kullanmıştır.
Şiirleri: Yedi Meşale (Müşterek, 1928), Birinci Perde (1928). Hikâyeleri: Sokak (1974). Romanları: Sınıf Arkadaşları (1943; 1976), Havada Bulut Yok (1958; 1976), Karıncayı Tanırsınız (İlk iki romanıyla birlikte, 1976). Oyunları: Tersine Akan Nehir (1929), Rüya İçinde Rüya (1930), Kurtlar (1933): Bu üç eser Darulbedayi'de (İstanbul Şehir Tiyatrosu) oynandı, Varlık, Gündüz, Ağaç dergilerinde tefrika edildi. Danyal ve Sara, 1931'de yazıldı, 1938'de Varlık'ta tefrika edildi. Yaşayan Ölüler (1994). Denemeleri: Dilleri Var Bizim Dile Benzemez (1966), Bir Bakıma (1977), Benim Oğlum Bina Okur (1983), Kalemin Ucu (1991), Edebiyat Kapısı (1997). İncelemeleri-derlemeleri: Türk Edebiyatında Hikâye ve Roman Antolojisi (1945), Tanzimat Edebiyatı Antolojisi (Suat Hızarcı adıyla, 1955), Divan Şiiri Antolojisi (Mermi Ocaklı adıyla, 1958), Yurt İçin, Ulus İçin (1958), Türk Edebiyatında Hikâye ve Roman I: Tanzimattan Meşrutiyete 1859-1910 (1965), Türk Edebiyatında Hikâye ve Roman II: Meşrutiyetten Cumhuriyete 1911-1922 (1967), Abdülhamit Devrinde Sansür (1977), Örneklerle Edebiyat Bilgileri (2 cilt, 1980), Türk Edebiyatında Hikâye ve Roman III: Cumhuriyet Dönemi 1923-1959 (1990), Örnekli Türk Edebiyatı Tarihi (1995), Karagöz (3 cilt, 1968-1970), Ortaoyunu (2 cilt, 1973-1975).
Samipaşazâde Sezai, küçük hikâyelerini küçük Şeyler ad­lı ufak bir kitapta toplamıştır. Bunlar, Türk edebiyatında Avrupa hikâyeleri yolunda yazılmış olan ilk küçük hikâyeler­ dir. Birçoğu bugün dahi zevkle okunabilecek değerdedir.
1 — Birkaç tanesinde, Sergüzeşt’te olduğu gibi, hem ro­mantizm, hem de realizm etkisi vardır (Pandomima, Düğün).
2 — Birkaç tanesi ise tam realist bir yöntemle yazılmış­tır (Kediler, Hiç). Kediler hikâyesinin altında şöyle bir not vardır: Büyükada’da cereyan etmiş bir vakanın istinsahıdır.
3 — Vakalar ve kahramanlar olağanüstü değildir, hepsi günlük hayattan alınmış olup, birer gözleme dayanmaktadır.
4 — Yazar, sözdiziminde Namık Kemal etkisinden kur­tulmuş, Fransız dilinin etkisi altında kalmağa başlamıştır. Bu konuda, kendisinden sonra yetişen Edebiyat-ı Cedide nesircilerine kılavuzluk etmiş sayılabilir; hattâ, onun cümlelerinden bazılarını Edebiyat-ı Cedide cümlelerinden ayırt etme olana­ğı yoktur, (bk. Kediler).
224 syf.
Şunu söylemek isterim ki, duygu yüklü bir kitaptı. Hayatın birçok yerini ele almış ve güzel bir şekilde bu kitaba sığdırmış yazar.
Kitap dil, uslup olarak da sade ve akıcı. Geçmişteki zorlukları göz önünde bulundurarak Türkiye'deki zorlukları anlatıvermiş. Savaş sonrası durumları ele alamış o günleri kitabında betimlemiş. Kitabı okumanızı tavsiye ederim.
160 syf.
Kitap Baki'nin kısa bir hayat hikayesi ile başlıyor. Sanatı ve kişiliği ile ilgili birçok ilginç nokta var.
Zevke ve eğlenceye çok düşkün olan Baki, önce Kanuni Sultan Süleyman'a yaranmak için epey uğraşıyor. Padişah ölünce ilkin meşhur Terkib-i Bendi yazıyor. Kanuni'nin yerine geçen oğlu II. Selim'e de hemen birbiri ardına kasideler düzüyor. Sonra III. Murad, III. Mehmet... Her devrin adamı olma durumu var. Yaşlandıkça yükselme hırsı artıyor fakat çok istediği şeyhülislamlık makamına erişemeden 1600 yılında ölüyor.
Kitabın ilerleyen sayfalarında şiirleri, gazelleri ve kasidelerinden örnekler mevcut. Önce özgün hali sonra günümüz türkçesi geliyor.
Zamanın din adamlarına da çatmış:
Koyalım sagarı zahid sana hem-reng olalım
Bize keyfiyyet-i sahba gibi bir balet bul
Zahit! kadehi bırakalım, sana benzeyelim
fakat bize şarabın verdiği hal gibi bir hal bul

Zahid ol sıklet ile uçmağa haırlanma
Çıkar ol cübbe vü desta bira hiffet bu
Zahit/ o ağırlıkla uçmağa (ya da: cennete) hazırlanma;
o cübbe ve sarığı çıkar, biraz hafifle.
224 syf.
·14 günde·Beğendi·Puan vermedi
Cevdet Kudret'in okudugum bu ilk romaninda bolca Aziz Nesin tadi aldim. Cevdet kudret, ulkemizde "meyve veren agacin, adi bir sekilde taslandigini" oldukca basarili bir sekilde anlatmis. Yazarin dili oldukca sade ve akici.
Kudret' i tanidigim bu ilk romanda; Ogretmen olarak gittigi ilk gorev yeri olan Kayseri'de yoksullugun ve fakirligin sona ermesi icin elinden geleni yapan, herkesin isi gucu olsun diye ugrasan Suleyman ogretmenin nasil gorevden alindigi anlatiliyor.
128 syf.
Abdülhamit dönemindeki sansürü resmi belgelerle ortaya koyan bir kitap yaratmış Cevdet Kudret. İçinde hem yerli hem yabancı dilde yazılmış kitaplara; gazete ve dergilere; tiyatro oyunlarına vb uygulanan sansür yer alıyor. Zaman içinde sansürün arttığını görüyorsunuz. Öyle ki, birçok yasaklı kelime mevcut ve bunlar bile sansüre uğruyor. "Burun" örneğin. Ne kadar komik değil mi? Daha doğrusu trajikomik...Hürriyet, vatan, millet vb kavramlara hiç değinmiyorum bile...

Sansürde curnalcilerin etkisini de uzun uzun anlatmış yazar. Şaşılacak seviyede olaylar...

Bulabilirseniz okumalısınız. Bulamazsanız da, Abdülaziz ve Abdülhamit döneminde basın ve matbaa ile ilgili çıkartılan kanun ve nizamnameler ile Kanun-i Esasi'yi incelemenizi tavsiye ederim.
207 syf.
Gelmiş geçmiş en iyi roman hakkında ne yazılabilir ki? Uzunca bekledim acaba hislerim beni yanıltıyor mu diye ama yok! Hala aynı şekilde hissediyorum. Bu kadar basit bir anlatımla bu kadar derin bir hissettirişi nasıl başarmış, hayret! 12 eylül sonrası yeni yeni başlayan eylemliliklerde, 80 yaşında nasıl ön saftaysa, romancılıkta da - maalesef çok az yazabildiği- öyle. Kitabın ilk kısımında işsizliği ve açlığı ve her şeye rağmen gururu iliklerine kadar hissediyorsun. İkinci kısmındaysa nihayet - 2.kitapta öğretmen arkadaşı Basri'nin dul karısıyla olamayan o ufak etkileşimi saymazsak- Süleyman'ın aşkına tanık oluyorsun. Tabi orada da gururu peşini bırakmıyor. Gururu zırh gibi giyinmiş Süleyman.

3 kitabın genel adı Süleyman'ın Dünyası. Bir film diyebiliriz. Hatta Arabistanlı Lawrence'dan sonra izlediğim en iyi film bile diyebilirim. 1.Dünya Savaşı'nın saman ekmeğinden, 1930'ların berbat sefil taşrasına ve 1940'ların soysuzlaşmış İstanbul'una bir panoramik fotoğraf. İşine gelirse.
224 syf.
Taşradaki memurun yaşadığı zorlukları anlatan çok eser var ama bu noktada belli şablonlardan ve kolaycılıklardan sıyrılıp sadece fotoğraf çekme yani sorgulamayı okuyucuya bırakma erdemi az eserde var. Bence onlardan biri. Bunu yaparken kullandığı malzemenin kendi yaşamı olması yazarın değerini daha da arttıran bir durum. Köyü, köycülük yapmadan anlatabilen az yazarımız var.
Anlamak için sevmeyi, kavramak için de dışarıdan bakabilmeyi bilmek gerekiyor. Cevdet Kudret oldukça sade ve gösterişsiz diliyle, büyük sorunlara işaret ediyorum havasında olmadan, çok büyük sorunlara işaret ediyor. Bu sade tarzın, anlatılan şeylerde yatan çarpıklıklardan kaynaklı olarak zaten derininde var olan mizah ögesini iyice parlatacağı çok açık sanıyorum. Ki en kaliteli mizah böylesidir bence.
192 syf.
Kitap hakkında uzun uzadıya yazmak isterdim ama hevesim kursağımda kalmışken kelimelerle uğraşmak istemiyorum. İnceleme olarak değil de fikir vermesi açısından kısaca yorumlayacağım. Cevdet Kudret, 3 büyükler adı altında sırasıyla Fuzuli, Baki ve Nedim 'i ele almış. Neye göre sıralamış bunu açıklamamış ama ben tam tersi bir sıra izledim. Çünkü Edebi dilinin yoğunluğu açısından kolaydan zora gidiş yönü bu şekilde. Nedim ve Fuzuli' nin biçim ve söz sanatları arasında dağlar kadar fark var. Bu yüzden en zor ve yoğun olanı sona saklamak gerekir diye düşündüm. Yazar keşke buna dikkat ederek sunsa imiş. Ama sanırım kronolojik yaklaşmış.
Kitaplar içerik olarak sırasıyla,
Hayatı
Sanatı
Eserleri
Ve şiirleri'ni barındırıyor.
Kitaplar araştırma-inceleme yazısı başlığı altında toplanabilir. Hayatlarını ve sanatlarını gerçekten güzel anlatmış, yorumlamış, incelemiş. Buna sözüm yok. Böyle bir çalışma yapmış olması bile çok takdir edilesi. Ama ve fakat, çevirisi tercih edilebilir değil. Yani Nedim ve Baki 'de çeviri farkını çok anlayamadım ama Fuzuli'nin birçok gazeline hakim olduğumdan bariz farkları gördüm.Kitabı bitiremedim bile. Belirgin farklar var. Bağlaçlar, söz sanatları (özellikle tevriye), öğelerin dizimi... Aslında bu çeviri hatalarını uzun uzun örnek verip açıklamak isterdim ama uzatıp yazara haksızlık etmek istemiyorum. (En azından emek vermiş.) Demem o ki, eğer Divan Şiiri'ni günümüz Türkçesi ile okumak istiyorsanız doğru bir seçim değil. Büyük bir beklentim vardı, tatmin edici sonuç alamadım. Ama tabii Divan şiirine olan tutkunuzu sarsmasın bu vaziyet.:)
İyi okumalar.
232 syf.
·2 günde·7/10
Bazı değerler var zamanla unutuluyor, anımsanmaz oluyor. Cevdet Kudret Solok bunlardan biri sanırım.

Yazar, şair, edebiyat tarihçisi gibi birçok vasfı taşıyor çantasında.

Son zamanlarda Kapı Yayınları çok güzel işler yaparak onun devasa hacimlerdeki eserlerini tek kitap olarak yayımlamaya başladı.

Ayriyeten Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkmakta olan Karagöz adlı çalışması takdire şayan.

Yine Evrensel Basım’dan çıkan ve şu an baskılarını bulmakta zorlandığımız üç ciltlik;
- Sınıf Arkadaşları, Havada Bulut Yok ve Karıncayı Tanırsınız adlı eserleri de ilgiyi hak ediyor kanımca.

Burada onun üç deneme kitabından derlenmiş ve konusu DİL olan yazılarını bulacaksınız.

İlk sayfalarda Nurullah Ataç, Melih Cevdet, Ziya Gökalp gibi isimleri ve onlarla giriştiği DİL yorumlamalarına şahitlik edeceksiniz.

Devam eden sayfalarda Dil Devrimi ve Dilde Sadeleşme başlıklı denemelerini bulacaksınız.

Eser yer yer didaktik bir hal alabiliyor. O anlar fazlasıyla yorucu oluyor okumak; fakat bir şekilde edinip elinize almanız da gereken bir eser Dilleri Var.
Baba
Baba Türk Edebiyatında Hikaye ve Roman 3'ı inceledi.
440 syf.
Geçen Fahim Bey'de miydi nerede okuduğumu şimdi unuttum, insanın hayatı boyunca ne kadar kitap okuyabileceği üzerine birtakım sayılar vardı: Korkunç. Dolayısıyla bu tarz antolojilerin, derlemelerin kıymeti burada ortaya çıkıyor. En azından ufak bir fikir sahibi oluyorsun birçok kitap hakkında. Ortamlarda konuşacak fazladan iki çift lafın oluyor, ki çok iyi bence. Ekstradan bir de her okurun kendi yaşadığı memleketin edebiyatı üzerine böyle genel bir bilgi ve bakışa sahip olması gerekir diye düşünüyorum. Ayrıca öncesinde ön yargılı olduğun kimi yazarlardan okuduğun pasajlar bundan kurtulmana yol açabiliyor, bu da gayet güzel. Mesela Sait Faik. Hiç okumadım. Çocukken okuduğum ya da okumaya çalıştığım Semaver kitabından kaynaklı olacak, bir çekincem vardı ama bu kitapta okuduğum alıntılar çok iyiydi. Okur muyum, yine okumam ama en azından ön yargı kırıldı.

Cevdet Kudret kitabı sürç-i lisan ettiysek affola diye bitirmiş. Kendine yakışır gibi.
414 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Cevdet Kudret, Tanzimat devriyle temeli atılan Türk edebiyatının detaylarını yazar biyografileri eser alıntıları ile yapıları bakımından ele almış. Batili roman ve öykülerin cevirileriyle başlayan romantizm realizm ve naturalizm yolculuğu ile dilde sadeleşme çabalarından bahsetmiş. Yazılan romanlar ve öyküler edebiyat dergilerinde tefrika edilmişler ve dönemin yaşayış biçimlerini yansitmışlar. İmkansızlıklar içinde yazılmış bu eserleri günümüz koşulları içerisinde değerlendirmemek gerekiyor. Yazarlar her ne kadar dilde sadelrşmeye gitme düsturuyla hareket etmiş olsalar da bunu tam olarak başaramamışlardır.

Yazarın biyografisi

Adı:
Cevdet Kudret
Unvan:
Şair, Yazar
Doğum:
İstanbul, 1907
Ölüm:
1992
7 Şubat 1907 - 10 Temmuz 1992): Şair, yazar. İstanbul'da doğdu. Tam adı Süleyman Cevdet Kudret'tir. Soyadı kanunu çıktığında, 1934'te Solok soyadını almıştı. Bu soyadını 1959'da Kudret olarak değiştirmiştir. İstanbul Erkek Lisesini hastalığı yüzünden yarım bıraktı; sonra İstiklâl Lisesini (1930), İstanbul Darulfünûnu Hukuk Fakültesini (1933) bitirdi. Edebiyat öğretmenliği ve avukatlık yaptı.
Cevdet Kudret edebiyata şiirle girdi. İlk şiiri 1927'de Servet-i Fünûn'da Yedi Meşale şairlerinden idi. Sonra oyun, hikâye, roman türünde eserler verdi. İncelemeler yayınladı. Abdurrahman Nisarî imzasıyla ders kitapları hazırladı. Cevdet Kudret Solok, Nevzat Yesirgil, Suat Hızarcı, Mermi Ocaklı, Cevdet Baykara, Cevkud imzalarını da kullanmıştır.
Şiirleri: Yedi Meşale (Müşterek, 1928), Birinci Perde (1928). Hikâyeleri: Sokak (1974). Romanları: Sınıf Arkadaşları (1943; 1976), Havada Bulut Yok (1958; 1976), Karıncayı Tanırsınız (İlk iki romanıyla birlikte, 1976). Oyunları: Tersine Akan Nehir (1929), Rüya İçinde Rüya (1930), Kurtlar (1933): Bu üç eser Darulbedayi'de (İstanbul Şehir Tiyatrosu) oynandı, Varlık, Gündüz, Ağaç dergilerinde tefrika edildi. Danyal ve Sara, 1931'de yazıldı, 1938'de Varlık'ta tefrika edildi. Yaşayan Ölüler (1994). Denemeleri: Dilleri Var Bizim Dile Benzemez (1966), Bir Bakıma (1977), Benim Oğlum Bina Okur (1983), Kalemin Ucu (1991), Edebiyat Kapısı (1997). İncelemeleri-derlemeleri: Türk Edebiyatında Hikâye ve Roman Antolojisi (1945), Tanzimat Edebiyatı Antolojisi (Suat Hızarcı adıyla, 1955), Divan Şiiri Antolojisi (Mermi Ocaklı adıyla, 1958), Yurt İçin, Ulus İçin (1958), Türk Edebiyatında Hikâye ve Roman I: Tanzimattan Meşrutiyete 1859-1910 (1965), Türk Edebiyatında Hikâye ve Roman II: Meşrutiyetten Cumhuriyete 1911-1922 (1967), Abdülhamit Devrinde Sansür (1977), Örneklerle Edebiyat Bilgileri (2 cilt, 1980), Türk Edebiyatında Hikâye ve Roman III: Cumhuriyet Dönemi 1923-1959 (1990), Örnekli Türk Edebiyatı Tarihi (1995), Karagöz (3 cilt, 1968-1970), Ortaoyunu (2 cilt, 1973-1975).

Yazar istatistikleri

  • 18 okur beğendi.
  • 261 okur okudu.
  • 9 okur okuyor.
  • 168 okur okuyacak.