1000Kitap Logosu
Charles Baudelaire

Charles Baudelaire

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
8.0
974 Kişi
3.472
Okunma
768
Beğeni
26,2bin
Gösterim
Unvan
Fransız şair
Doğum
Paris, Fransa, 9 Nisan 1821
Ölüm
Paris, Fransa, 31 Ağustos 1867
Yaşamı
Charles Baudelaire (9 Nisan, 1821 – 31 Ağustos, 1867) 19. yüzyılın en önemli Fransız şairlerinden. 1821’de Paris'de doğdu. Mutsuz bir çocukluk geçirdi. Babası 1827'de öldü. 1839'da okuduğu okuldan disiplinsizlik yüzünden atıldı. Hukuk öğrenimi görmeye zorlanan Baudelaire, buna başkaldırarak Quartier Latin'de bohem bir hayatı seçti. Burada Frengiye yakalandı. 20 YaşındaHindistan'a gitmek üzere yola çıktı. 1842’de Fransa’ya döndü. Sonradan metresi olan Jeanne Duval ile tanıştı. Babasının mirasını aldı ancak bu parayı hesapsızca harcadığı için ailesi miras hakkını geri aldı. 1846'dan sonra Kötülük Çiçekleri kitabına girecek şiirlerini yazmaya başladı. 1847'de Edgar Allan Poe'yı keşfetti ve eserlerini Fransızcaya çevirmeye başladı. 1848'de devrimcilerin yanında yer aldı. 1857'de Les Fleurs du Mal (Kötülük Çiçekleri) (Elem Çiçekleri) kitap olarak yayınlandı, içindeki altı şiir kamu ahlâkına aykırı bulunduğu için Baudelaire hakkında dâvâ açıldı. 1860’da Yapay Cennetleri yayınladı. Bu eserde de uçlarda gezinen bir kişilik sergiledi. Bir tür otobiyografi olan Çırılçıplak Soyulan Yüreğimüzerine çalıştığı ve 1862’de "Paris Sıkıntısı" adıyla düzyazı şiirlerini yayımladığı sırada frenginin yan etkileri giderek kendini daha fazla hissettirmeye başladı. İki yıl kaldığı Belçika’dan dönüşünde felç olan sanatçı 31 Ağustos tarihinde Paris’te 46 yaşındayken öldü. Mezarı Paris Cimetière du Montparnasse'dadır. Yaşadığı dönemde kurulmakta olan modern Paris'in metropol yaşantısı üzerine inşa ettiği edebiyatı ve eleştiri yazıları modernist estetiğin habercisi sayılır. Şiirlerini derlediği Kötülük Çiçekleri (Les Fleurs du Mal-1857) ve Paris Sıkıntısı (Le Spleen de Paris-1869), Rimbaud'danMallarmé'ye, Yahya Kemal ve Cahit Sıtkı Tarancı'ya kadar pek çok şairin çarpıldığı, 20. yüzyıl edebiyatının en etkili kılavuzları olur. Gerek klasik geleneğe, gerekse egemen çağdaş zihniyetlere karşı isyanı ve gerçekliğe kafa tuttuğu imgelemi, zamanında şiirlerinin yasaklanmasına kadar varan düşmanlıklar uyandırır. Sonradan bu başkaldırı ve imgelem, avangard sanat ve edebiyatın çekirdeğini oluşturacaktır.
Kötülük Çiçekleri
OKUYACAKLARIMA EKLE
Paris Sıkıntısı
OKUYACAKLARIMA EKLE
Apaçık Yüreğim
OKUYACAKLARIMA EKLE
Yapma Cennetler
OKUYACAKLARIMA EKLE
Fanfarlo
OKUYACAKLARIMA EKLE
Modern Hayatın Ressamı
OKUYACAKLARIMA EKLE
Baudelaire'nin Poe'su
OKUYACAKLARIMA EKLE
Şiirler
OKUYACAKLARIMA EKLE
İçe Kapanış
OKUYACAKLARIMA EKLE
Baudelaire'in Mektupları
OKUYACAKLARIMA EKLE
Gülmenin Özü
OKUYACAKLARIMA EKLE
Kırk Kötülük Çiçeği
OKUYACAKLARIMA EKLE
Özden Günlükler
OKUYACAKLARIMA EKLE
Hatıralar Annesi
OKUYACAKLARIMA EKLE
Çeviri Şiirler
OKUYACAKLARIMA EKLE
Sonu Gelmez Öpüşler
OKUYACAKLARIMA EKLE
Poe Hakkında Yeni Notlar
OKUYACAKLARIMA EKLE
Erkan
Kötülük Çiçekleri'ni inceledi.
295 syf.
Kendisini bu kadar geç okuduğum için kendimden özür diliyorum :)
Baudelaire'ın bu kadar etkili ve sağlam bir şiir dünyası olduğunu bilmiyordum. Okumaya başlayınca zorlanacağımı, şiirlerinin hepsinin müthiş bir zenginlikte olacağını tahmin ediyordum ama beklediğimden de inanılmaz şiirler buldum. Onun şiirlerinde geçmiş, gelecek ve şimdi bir potada eriyor. Efsanelerden, mitlerden, masallardan olduğu kadar şehirlerden, gerçekçilikten, yıkımdan da etkilenen hem gerçekçi hem de idealist bir şiir dünyasına sahip. Günümüz dünyasının masalları, onun zamanındaki masallardan farksız değil. Çoğu şairimizin, Baudelaire'den neden etkilendiğini, şiirlerini okudukça daha iyi anladım. Etkilenmemek çok zor gibi duruyor. İçine alıp götürüyor ve size bereketli bir şiir mahsülü veriyor. Bu ürünler kaliteli ve birinci sınıf şiir malzemelerine dönüşebilir ve bizim şairlerimizin şiirlerinde dönüşüyor da. Örnek verecek olursak, Yahya Kemal ve Tevfik Fikret bu şairlerden sadece iki tanesi. Baudelaire, kelimelerle kuklacının kuklalarla oynadığı gibi oynuyor. Okurken her dizede farklı bir anlam saklanmış, okuyanın keşfetmesini bekliyor.
Kötülük Çiçekleri
Okuyacaklarıma Ekle
8
Süha Demirel
Paris Sıkıntısı'nı inceledi.
122 syf.
Altı yaşında babasını kaybetmiş. Hukuk terk. Delikanlılık yaşlarında fuhuş mahallelerinde takılmaktan frengi denen illeti kapmış. 20 yaşında Hindistan’a gidiyorum diye terk ettiği Paris’e petkası sıkmadığından yalnızca 2 yıl sonra geri dönmüş. Babasından kalan mirası yolun yolcusu metreslere yedireyim derken evdeki bulgurdan da olup miras elinden alındığından beş parasız kalmış. 25 yaşında “Kötülük Çiçekleri” eseri için şiir yazmaya başlamış. 26 yaşında Poe’yu keşfetmiş ve kendi anadiline çeviriler yapmış. 27 yaşında cidden bir delikanlılık yapıp Paris Komunü’nü desteklemiş ve aktif eylemlere katılmış. Nihayet 36 yaşında “Kötülük Çiçekleri” adlı şahaseri yayımlatmış, ancak içindeki şiirlerden birkaçı yüzünden hakkında kamu davaları açılmış ve satanistlikle itham edilmiş. Ölümünden beş yıl önce, henüz 41 yaşındayken, düz şiirleri (nesir şiir tarzı) “Paris Sıkıntısı” yayımlanmaya başlandığı günlerde frengisi iyice azmış, Beçika’ya gidip iki yıl sonra Paris’e geri döndüğünde felç geçirmiş ve bir süre sonra da henüz 46 yaşındayken aramızdan ayrılmış. Her ne kadar ölüm sonrası hayata pek inanmasa da, üstadın yeri yurdu Uçmağ olsun. Baudelaire afyonu çok severdi; afyon, ifritler, cinler, göksel imparatorlukların çocukları hep beyninin içindeydi. Paris Sıkıntısı adlı eserinde, bu sembolizm ve uyuşturucunun etkisi altındaykenki esrikliği çok hissediliyor, sembozlimin cidden dibine vurmuş, hem de düz şiirler yazarken. Kötülük Çiçekleri’ni yazarken çektiği afyonun fazlasını bence Paris Sıkıntısı’nı yazarken çekmiş, olsun, gönlünce yaşamış. 46 değil 100 sene bomboş yaşayan hödüklerle dolu dünya denen bu cehennemde yaşıyoruz bizler de, arkamızda ne bırakacağız… 119 sayfalık bu çeviri eser Tahsin Yücel tarafından ilk defa 1961’de çevrilmiş, İş Bankası Kültür Yayınlarında bu çeviriyi bulabilirsiniz. Benim okuduğum bu edisyon ise ADAM Yayınlarından ilk basımı Nisan 1982. Tahsin Yücel’i bilirsiniz, hayatının çeyrek yüzyıllık kısmını istanbul Ünivesitesi’nde (Laleli Edebiyat Fakültesi benim eski okul) akademisyen olarak geçirmiş bir edebiyat ve biliminsanı. Öztürkçecidir, dilimizde yabancı sözcüklerin kullanılmaması gerektiğini savunan büyük Türkçecilerimizdendi (çok uzun bir sözcük oldu!). Örneğin Yıldız Teknik Akademiden hocam Sayın Ertuğrul Efeoğlu da Yücel gibidir. Efeoğlu da tüm çeviri eserlerinde bazen bizim ÇAZ dediğimiz (çeviride aşırı zorlama) olayını sıkça yapar (ben de yapıyorum!). Hocamın son çevirisi benim de eskiden çalıştığım Tefrika Yayınlarından çıkan Romain Gary otobiyografisi (Romain Gary, Dominique Bona, Çev. Ertuğrul Efeoğlu, Tefrika Yayınları, 1.Baskı 2017). Bu özyaşam öyküsünde de Türkçe zorlama yerler epeyce var. Herneyse, söylemeye çalıştığım şu: Elime bir Yücel çevirisi geçtiğinde hep bir gerilim yaşarım, şimdi ne icatlar vardır bu çeviride diye, bazen o karşılıkları hiç anlamam, halbuki çeviride tercih ettiği karşılıklar öztürkçedir. Aslına bakarsanız, ilk çeviri teslimim 2014 Ekiminden son çeviri teslimim 2019 Nisanına kadar çevirdiğim 11 eserde ben de benzer takıntıları yaşadım. Çeviri edimi, sanırım Yücel-Efeoğlu ya da bendeniz gibilerde biraz didaktik ve mekanik, işin duygusal boyutuna pek bakmıyoruz, aslolan çeviriyi düzgün-anlaşılır yapmak ve işi teslim edip yola devam etmek. Uzattım, sözün kısası Paris Sıkıntısı çevirisinde de var bu tip sözcük tercihleri, birkaçını aşağıda ilgi ve alakanıza sunuyorum: …durasız yalnızlığına çekildi… (Sf. 10-71) …ser duyularıyla ığralanıyor… (Sf. 13-40-54; Iğralanmak: Irgalanmak (TDK); sarsılmak, sallanmak, ilgilendirmek…) …olumlu ergiyle… (Sf. 44) …gecenin yengin baskısı… (Sf. 55) …gözde oyucusunu… (Sf.64; Oyucu: Heykeltıraş) …kusursuz bir ülküleşim oldu… (Sf. 66) …konuklayıcımla ben… (Sf. 72; evsahibim demek istiyor sanırım) …eğit bilimcilerin kalemine… (Sf. 73) …Bütün bu güzel tüveyçler, bütün bu keisler… (Sf. 83) …ülkünün çukuruna bağlanıp kaldım… (Sf. 92) …bir fümuarda, dört adam sigara tüttürüyor… (Sf. 96) …kaçırdığımız ergiler tattım ben… (Sf. 98) …karanlıkta uzun uzun yunabiliriz… (Sf. 111) …filozofların ergisi… (Sf. 113) Bu arada, Yücel’in çeviride yerelleştirme yaparken yine ÇAZ yaptığı yerler (bence kaynak dilde nasılsa öyle bırakmalıydı; kapik, frank, tanrı vb.): …”Hay Allah!” dedim… (Sf. 52) …liraların güzelliğinden… (Sf. 61) …kuruşlarını topladılar… (Sf. 81) Bu eserin orijinalinde/çevirisinde elli düz şiir var, biliyorsunuz. Birkaç tanesi feci kadın düşmanlığı kokuyor. Bence elli düz şiir de çok iyi, ancak bazılarını çok sevdim, aşağıda adlarını paylaşıyorum sizinle: Kahramanca Bir Ölüm (Sf. 64) İp (Sf. 75) Çapkın Nişancı (Sf. 101) Yoksulları Gebertelim (Sf. 112) İyi Köpekler (Sf. 115; bu düz şiirde özellikle her gün işine gücüne gidip gelen normal vatandaşları iyi köpeklere benzetiyor). Bu eseri okumak isteyenler için son not: Her ne kadar bu eseri çevirenlerden biri Yıldız Teknik Akademide yazınsal çeviri ve teknik çeviri derslerime de giren sevgili hocam Doçent Dr. Beki Haleva olsa da (Paris Kasveti, Kırmızı Yayınları, Çev. Hasan Anamur ve Beki Haleva, 1. Baskı Mart 2008), size, piyasada hala satılan Varlık Yayınları Erdoğan Alkan çevirisini okumanızı salık veriyorum. Neden derseniz; Rimbaud sağlığında Baudelaire için “Şiir Tanrısı” demişti, kanımca Rimbaud’yu dilimize en iyi çeviren Erdoğan Alkan’dı, zincirleme kıyas yaparsak, bence Baudelaire’i de dilimize en iyi Erdoğan Alkan çevirmiştir diyebiliriz. Süha Demirel, 26 Ekim 2020, İstanbul. *** Okuduğum Kitabın Künyesi: Paris Sıkıntısı Charles Baudelaire Tahsin Yücel (Çevirmen), Sait Maden (Kapak Tasarımı) Baskı tarihi: 1. Baskı Nisan 1982 Sayfa sayısı: 122 Format: Karton kapak Kitabın türü: Edebiyat, Şiir Orijinal adı:Le Spleen De Paris Dil: Türkçe Ülke: Türkiye Yayınevi: Adam Yayınları
Paris Sıkıntısı
Okuyacaklarıma Ekle
10
Teknik Kitap Analizi
Kötülük Çiçekleri'ni inceledi.
208 syf.
·
5 günde
·
Puan vermedi
Şiir, sanatın belki de en yetkin türü. Binlerce kelimeyle anlatılabilecek bir duygu hali ya da bir durum, birkaç satırla, daha iyi ve daha çarpıcı ifade edilebiliyor, şiir üzerinden. Bu anlamda, romandan verimli ve duyguları ifade etme anlamında, daha kestirme bir yöntem olduğunu söyleyebilirim. Charles Baudelaıre ise benim açık ara en sevdiğim şair ve düşünür. Onun şiirleri, öyle bir çırpıda okunabilen şiirler olmaktan ziyade, üzerinde durup düşünülmesi, az biraz efor sarf edilmesi gereken şiirler. Çünkü arka planında düşünsel bir boyutu var kuşkusuz. Hayatın üzerindeki etkilerini süzüp tahlil ettikten sonra, can alıcı noktaları, şiirleri üzerinden bize geri veriyor şair. Özellikle, Dev Kadın, Ses, Şeytan’a Yakarışlar, Çalar Saat, Yokluğun Tadı, Şen Ölü, Onulmaz adlı şiirlerini birkaç defa okumanızı ve üzerinde düşünmenizi, kendi hayatlarınıza dokunan yanları keşfetmenizi tavsiye ederim. Son olarak, şairin, sanat felsefesinin özünü de ifade eden şu dizesiyle incelememizi sonlandıralım: Her şeyin özünü çıkardım çünkü, Sen çamurunu verdin, ben altına çevirdim onu. İyi okumalar.
Kötülük Çiçekleri
Okuyacaklarıma Ekle
13