Charles Darwin

Charles Darwin

Yazar
8.5/10
362 Kişi
·
1.328
Okunma
·
394
Beğeni
·
10538
Gösterim
Adı:
Charles Darwin
Unvan:
İngiliz biyolog ve doğa tarihçisi
Doğum:
Birleşik Krallık, 1809
Ölüm:
1882
Charles Robert Darwin (12 Şubat 1809 – 19 Nisan 1882), İngiliz biyolog ve doğa tarihçisi.

İnsan dahil tüm canlı türlerinin doğal seçilim yoluyla bir ya da birkaç ortak atadan evrildiğini öne sürmüş ve o günün şartlarına göre bu teoriyi destekleyen pek çok kanıt sunmuştur.Darwin'in fikirleri üzerine inşa edilen modern evrim teorisi, bugün biyoloji biliminin temeli ve birleştirici öğesidir. Evrimin gerçekleştiği olgusu Darwin hayattayken, doğal seçilim teorisinin evrimin ana açıklaması olması ise 1930'lu yıllarda bilim dünyası tarafından kabul görmüştür.Darwin'in orijinal teorileri modern evrimsel biyolojinin temelini oluşturmakta, hayatın çeşitliliği üzerine birleştirici bir mantıksal açıklama sunmaktadır.

Darwin'in doğa tarihine duyduğu ilgi, önce Edinburgh Üniversitesi'nde tıp, sonra Cambridge Üniversitesi'nde teoloji okurken gelişti.Beagle gemisinde yaptığı beş senelik yolculuk sırasında, zamanın meşhur jeoloğu Charles Lyell'ın ortaya attığı, geçmişteki jeolojik süreçlerin bugünkülerle aynı olduğunu savunan teoriyi destekleyecek pek çok gözlem yaptı ve iyi bir jeolog olarak ünlendi. Aynı yolculukta, canlıların coğrafi dağılımı ve fosiller üzerine yaptığı dikkatli gözlemler sonucunda, türlerin birbirine dönüşümüyle ilgilenmeye başladı ve 1838'de doğal seçilim fikrini geliştirdi.Daha önce benzer fikirlerin "sapkınlık" olarak nitelendirildiğini ve bastırıldığını görmüş olduğundan, uzun süre fikirlerini en yakın arkadaşları dışında kimseye açmadı.Olası itirazlara en iyi şekilde cevap verebilmek için araştırma yapmaya ve kanıt toplamaya başladı.1858'de Alfred Russell Wallace'dan aldığı bir mektubu okuyunca, Wallace'ın da kendisininkine benzer bir teori geliştirdiğini anladı, ve nihayet teorisini yayımlamaya karar verdi.

1859'da yayımladığı On the Origin of Species (Türlerin Kökeni Üzerine) adlı kitabı, canlıların ortak atalardan evrilerek çeşitlendiği fikrinin geniş kabul görmesini sağladı. Daha sonra yayımladığı The Descent of Man, and Selection in Relation to Sex (İnsanın Türeyişi, ve Cinsiyete Mahsus Seçilim) kitabında insan evrimini ve cinsel seçilim fikrini inceledi. The Expression of the Emotions in Man and Animals (İnsan ve Hayvanlarda Duyguların İfadesi) adlı kitabında ise insanların ve hayvanların duygularını ifade ediş şekilleri arasındaki benzerlikleri ortaya koydu.

Darwin bugün, John Herschel ve Isaac Newton gibi isimlerle beraber Westminster Kilisesi'nde gömülüdür.
İnsan sadece görünen dış özelliklere göre hareket edebilir: doğa, canlıya yararlı olmadığı sürece, görünüşe önem vermez.
Ana arıyı, genç dişi arıları, kendi kızlarını, doğar doğmaz yok etmeye, ya da dövüşte ölüp gitmeye yönelten o yabanıl ve içgüdüsel hınca, güç de olsa, hayranlık duymamız gerekir; çünkü bunun toplumun yararına olduğu kuşkusuzdur; ve ana sevgisi ile ana hıncı, iyi ki ikincisine doğada pek seyrek rastlanıyor, doğal seçmenin amansız ilkesine göre tümüyle aynıdır.
Doğal seçme bir türde başka bir türün özellikle yararına ya da zararına olan hiçbir şey türetemez; ama çok yararlı, hatta zorunlu, ya da başka türler için çok zararlı ama bulundukları yaratığa her durumda yararlı parçaları, organları ve salgıları gerektiği gibi türetebilir.
Çok eski çağlarda bir insanın daha hızlı atları tercih ederken; diğerinin daha güçlü ve cüsseli olanları tercih ettiğini varsayabiliriz. İlk oluşan farklar çok hafif olacaktır; ama kimi yetiştiricinin daha hızlı ve kimisinin daha güçlü atları seçmeye devam etmesiyle, bu farklar zaman içinde artarak iki ayrı alt-ırk oluşturacak ve asırlar
sonra bu alt-ırklar da, iyi-yapılanmış iki ayrı ırka dönüşecektir. Farklar yavaşça artarken, ara karakter sergileyen ve ne çok atik ne de çok güçlü olan alt-düzey hayvanlar ihmal edilecek ve yok olma eğilimi gösterecektir.
"Bilgi kuşkuyla başlar" Sokrates'in sözüdür. Çok mantıksız şeylerde bile Tanrı'nın kerameti dediğimiz anda kuşkuya yer kalmaz.
747 syf.
Bilim tarihinin en önemli kuramlarından birisi Evrim Kuramı olsa gerek. İnsanın doğayı, doğadaki canlıları ve kendisine olan bakışını değiştiren büyük bir bilimsel adım. Bu adımın sahibi ise Darwin..

Tabiki Darwin'den önce de çok eski çağlardan beri insanlar, değişimin farkındalardı. Hatta kitabın başlangıç kısmında evrim hakkındaki çalışmaların kronolojik olarak bir özeti verilmiş. Buradan da bu durumun farkına varıyoruz. Peki Darwin ne yaptı? Darwin, insanların içten içe farkına vardığı doğadaki bu değişime bir mekanizma ortaya koydu: Evrim Kuramı.

Yani:
Evrim = Kütle çekim kanunu
Evrim kuramı = Kütle çekim teorisi (kuramı)
dersek hata etmiş olmayız.

Evrim kuramı, canlıların ortak ataya sahip olmasına ve doğal seçmeye (secilme) dayanıyor. Ortak ataya sahip olduğumuzu, güdük (körelmiş) organlardan, fosil kayıtlarından vb anlayabiliyoruz. Canlılar çevre şartlarına, doğada en başta kendi türdeşleri olmak üzere diğer canlılarla olan rekabetine, kullanım sıklığına göre gibi etmenler nedeniyle oldukça yavaş şekilde adım adım değişirler. Bu değişimler soyaçekimle aktarılarak yeni başat türler oluşur ve yaşam savaşında bu türler daha avantajlı konuma yükselir. Bunu yapan ise Doğal Seçmedir. Ayrıca bu değişimler birike birike her yeni dölün(kuşağın) geçmiş kuşaklardan daha da farklılaşmasina neden olur. Neticede bir noktada artık bu canlıya yeni bir tür denmesi gerekir.

Darwin, kuramının anlaşılması için sıklıkla yapay seçilimle kıyas yaparak anlatıyor. İnsanların gerek bitkilerde gerek hayvanlarda uyguladıkları yöntemin çok daha karmaşık bir versiyonunu doğanın uyguladığını söylemektedir.

Darwin, yaşadığı devirde kabul görmüş olan canlıların bir anda ve hepsinin farklı farklı olarak yaratımı görüşünün çıkmazlarını vurguluyor; bu çıkmazları ve daha birçok canlılara dair açıklanamayan olguları kendi kuramının açıklayabildiğine dikkat çekiyor.

Darwin, yaşadığı devrin olanaksızlığının farkında ve bunu çeşitli bölümlerde belirtmekte, buna rağmen elinden geldiğince eleştirilere mantıklı açıklamalar yapmaktadır. Ve şunu da ekler: Gelecekte gelişecek olan bilim ile beraber kuramının daha da destek göreceğini ve şu an bulunamayan(yeterince) ara geçiş formlarının (fosillerinin) bulunacağını öngörmüş. Nitekim öngörülerinde artık biliyoruz ki haklı çıktı.

Kitaba başlamadan önce şöyle bir çekincem vardı: "Bilimsel bir çalışma olduğu için dili ve anlatımı beni oldukça zorlar". Ancak çok az bir zorlama olduğunu söyleyebilirim. Onun dışında genele bakarsak oldukça rahat okunabilen ve anlaşılabilen bir eser. Zaten bir kuantum teorisi gibi zor anlaşılır bir mantığı yok Evrim kuramının. Aslında çok basit bir mantığı var.

Şunu da belirtmek istiyorum: Evrime veya evrim kuramina inanıyor musun? gibi bir soru bence çok mantıksızdır. Özellikle günümüzde.. Çünkü adam akıllı bir araştırma yapıldığında günümüzde artık bilim camiasında Evrim kuramı hakkında bir tartışma yok. İlk ortaya koyulduğu günden beri süregelen ve farklı farklı alanlarda yapılan çalışmalar neticesinde yanlışlanamamasi ve kanıtlanmasi neticesinde, bilimde en sağlam kuramlardan birisi olmuştur. Geliştirilebilir ve geliştirilecektir de. Bu nedenle, 'Evrim kuramina inanıyorum' deyince sanki inanmamak gibi bir seçeneğin olduğu ve inanamama seçeneğinin de rasyonel bir seçenek olduğu gibi bir algı oluştuğu için 'Evrim kuramina inanıyorum' ifadesi BENCE mantıksızdır.

Evrim bir gerçektir ve Evrim kuramı da bu gerçeği açıklayan bir mekanizmadir. Şayet ABD'deki akıllı tasarimcilar ve ülkemizde bunun yansımaları olan çevreler, evrim kuramini yanlış olduğunu söylüyorlarsa:

1) Evrim kuramini bilimsel olarak yanlış olduğunu ortaya koyarak çürütmeliler
2) Şayet çürüttüler diyelim; açıklanmayi bekleyen bir Evrim GERÇEĞİ ortada durmaktadır. Buna BİLİMSEL bir açıklama (mekanizma, kuram) bulmalilardir.

Tabiki bu çevreler bunu yapamayacaklardır. Çünkü dertleri bilimsel bir açıklama yapmak değildir keza dertleri bilim de değildir. Dini merkezli bir tartışmadır yaptıkları. Parasal olarak güçlü oldukları için de bu kadar sesleri çıkmaktadır.

Neyse son sözü Darwin'e bırakalım:

"Yaradanın başlangıçta bütün özünü birkaç ya da bir biçime üfürdüğü yaşamı böyle anlayan ve bu gezegen çekimin değişmez yasasına göre dönüp dururken, böylesine basit bir başlangıçtan en güzel, en olağanüstü biçimlerin türemiş ve türemekte olduğunu kavrayan bu yaşam görüşünde gerçekten yücelik vardır."

Not: Darwin'de Evrim kuramı fikrinin oluştuğu meşhur yolculuğunun belgeselini bırakıyorum şuraya, tavsiye ederim.

https://youtu.be/oaYQttr0Id4

Not: Evrim ağacı sayfasının 'Evrimin kanıtlari' videosunu da bırakıyorum, dileyen izleyebilir. Ve bu sayfayı tavsiye ediyorum. Çok faydalı paylaşımlari var.

https://youtu.be/WB0g5zXLXTU

Not: Evrim hakkında sıkça sorulan sorular videosu..

https://youtu.be/WdyZbGRjtsg

Not: Bu kitabı okumanızı öneririm

Evrim Kuramı ve Mekanizmaları
566 syf.
·46 günde·Puan vermedi
Ahmet Mithat Efendi'nin maymunlarından mı geliyoruz?

Bu soruyu neden sordum ve Ahmet Mithat'la evrimin ne ilgisi var?

Evrim kavramını Türkiye ile ya da Osmanlı ile tanıştıran isim Ahmet Mithat Efendi imiş. Kitabın önsözünde bu bilgi verilmiş. Kendisine ait Dağarcık dergisinde Darwin ve teorisi hakkında makale yayınlamış. Yayınlamış yayınlamasına da bu işi biraz da görmek istediği şekilde yaparak insanların maymundan geldiği şeklinde belirtmiş evrimi. Tabi bu çıkış o dönem müthiş tepki çekmiş ve Sultan Abdülaziz tarafından sürgün edilmiş Ahmet Mithat Efendi. Evrimin konuşulması yasaklanmış. Adnan Hoca ekibinin A9 TV'sinde evrim karşıtı yayınlar yapılır sürekli ve Sultan Abdülaziz de övülür. Bu övgünün temeli de budur maşaallah. Mehdinin gelmesiyle de tüm evrimcilerin kökü kazınacak inşaallah.

Evrim düşüncesinin temeli ta milattan öncelerine dayansa da bilimsel olarak ortaya koyan ilk kişi Darwin değil, Lamarck'tır. Ancak evrim mekanizmasını daha sağlam temellere dayandıran Darwin olmuştur. Hatta evrim teorisi, darwinizm olarak da anılır. İki ismin öne sürdükleri teorideki en önemli fark Doğal Seleksiyon'dur. Kısaca, canlıların doğa koşullarına uyum sağlama gücü ve bunun neticesinde soyunu devam ettirmesi diyebiliriz buna.

Doğal seleksiyon meselesi teorinin en çok tartışılan konusu. Çünkü bu konu başlığında Darwin'e göre türler, cinsler ve familyaların herbiri kendi sınıfı ya da grubu içinde ortak bir atadan türemiştir ve türeme devam ettikçe değişim de devam edecektir. Yani Darwin diyor ki türler ayrı ayrı yaratılmamıştır. Örneğin eşek ve zebranın atası ortaktır.

Evrimin sanki farklı bir konusu yokmuş gibi herkesin atıp tuttuğu konu insan maymundan geliyor iddiasına gelirsek bu kitap da insanın kökenine inilmemiş. Bu konunun asıl irdelendiği kitap İnsanın Türeyişi kitabıdır. Ama kısaca söylersek, insan maymundan gelmiyor, insanla maymun ortak bir atadan gelmekte görüşü hakim.

Doğal seleksiyonun iddia ettiği üzere yeni türler niye şu anda oluşmuyor diye bir soruya verilecek cevap şudur: Değişim çok uzun sürelidir. Değil bir insan ömrü bin insan ömrü bile bu değişimi gözlemlemeye yeterli değildir.

Evrim teorisine dolayısıyla doğal seçilime getirilen itirazlardan biri, belki de en önemlisi gözün evrimleşmesi süreciyle ilgili. Darwin de bu itirazlara hak verip şu şekilde özeleştiri yapıyor: "Gözün odağını farklı uzaklıklara uydurması, içeri bırakılacak ışık tutarını ayarlaması, küresel ve renksel sapmayı düzeltmesi gibi eşsiz düzenlenişlerinin tümünün doğal seçmeyle oluşabildiğini düşünmenin pek saçma göründüğünü açık yürekle itiraf ederim."

Şu durumu belirtmekte fayda var. Darwin türlerin kökenini araştırırken genetik bilimi henüz Mendel'in bezelyeleri seviyesindeydi. DNA'nın tespit edilmesi dahi 1950'leri bulmuştur.

Teoriye getirilen eleştiri ve itirazların ne yazık ki büyük bir kısmı bilimsellikten uzak dini yönden yapılagelmiş ve hala yapılmakta. Kitabın içeriğinde bunca bilimsel çalışma varken hem de. Evet, kitabı okuduktan sonra Darwin'e karşı ön yargılarınız varsa kesinlikle silinecektir. Çünkü yaptığı araştırmalar, incelemeler ki birçoğu yerinde yapılmış, neredeyse dünyayı turlamış çalışmaları için bu insan. Evrim teorisine yapılan itirazların çoğunluğunun bilimden uzak olması ne kadar da talihsizlik insanlık adına.

Gelişen bilim neticesinde Darwin'den sonra bile evrim teorisinin bunca karşı çıkmaya rağmen bilimsel olarak hala çürütülememesinin sebebi yukarıda bahsedildiği gibi ön yargılarla yapılan temelsiz eleştirilerdir.

Peki bu kadar din demişken Darwin ateist miydi? Kitapta bunu ben anlayamadım. Hatta yaratılışa karşı çıkmak şöyle dursun, yer yer destekleyen fikirlerini de görüyoruz. Yalnız bu cümlelerini dindar olan eşini üzmemek için olduğuyla alakalı yorumlar yapılmış.

Velhasıl-ı kelam evrim teorisi bilimsel bir mesele ve teoriye inanmanın dinden çıkarmakla falan bir ilgisinin olmadığını düşünüyorum. Nitekim Darwin hazretlerinin şu sonsözü yeterlidir:

"Bu kitapta sunulan görüşlerin herhangi bir kimsenin dinsel inançlarını sarsması için anlaşılır bir gerekçe göremiyorum."
377 syf.
Oncelikle pek manasız olsa da 'spoiler vardır' uyarısı yapayım. Sonra incelemenin başına bir bela gelmesin :D

Bu kitabı yazmak özellikle o devirde büyük cesaret ister. Darwin de yazıp yazmama konusunda tereddüt yaşadığını belirtiyor. Peki neden?

Çünkü o devirde insan, diğer tüm canlılardan ayrı bir sınıflamaya tabi tutuluyor. Bundan ötürü insanın her zaman insan olmadığı daha alt bir versiyondan aşama aşama gelişerek bugünkü halini almış olduğunu söylemek, bence cesaret isteyen bir iş. Darwin'in oldukça tepki toplamış olduğu bir gerçek.

Darwin, insanın yapısındaki güdük diye tabir ettiği organlar ve yapıların; insanın daha az gelişmiş aralarından kalma izler olduğunu söylemektedir. Örneğin: 20'lik diş, apandist, kuyruk kemiği (zaman zaman kuyruklu insan doğumları yaşanmaktadır), erkekteki memeler ...

Ayrıca insanın embriyonel aşamasında belirli bir süre, diğer canlılarla çok benzer hatta aynı olduğu ortaya koyulmuş.

İnsanın evriminde iki önemli mihenk taşı olarak: Ateşin bulunması ve dilin gelişimi gösterilmiş. Ateşi bulan insan, hem eti vb daha kolay yeme imkanı bulmuş hem de etten çok daha fazla yararlanma imkanı... Sonuç olarak beynin gelişimi ile beraber günümüz insanı olma yolunda büyük bir adım atılmış. Dildeki gelişim ise insanın deneyimlerini kültürel olarak aktarabilmesini sağlamış. Bu sayede her yeni nesil, bir önceki neslin aktardığı bilginin üstüne yeni bilgiler ekleyerek medeniyetin dolayısıyla insanın evrimine önemli katkılar yapmış olmuşlar.

Ahlak konusunda ise, insanın topluluk halinde yaşaması bu konuda mihenk taşı görevi görür. İnsanların duygudaşlığı, topluluğun faydasını gözeterek yaşama şansının yükselmesini sağlar.

"Tek başına tutulmak verilebilecek en ağır cezalardan biridir."


Doğada da topluluk halinde yaşayan hayvanlarda duygudaşlik ve kurallara uyum gözlenmiş. Bu konuda şu kitabı öneririm:


Bonobo ve Ateist

Tanrı ve din inanci konusuna da kısaca değinilmiş:

"Her şeye gücü yeten bir tanrının varlığına olan yüceltici inanca insanın ta başlangıçta eriştirildiğini gösteren hiçbir kanıt yoktur..."

diye başlayan bu düşünce de Tanrı kavramının ve tabiki din kavramının insanla beraber evrim geçirdiği fikri mevcut. İnsanın zihni geliştikçe kendisini, doğayı ve evreni anlayışı değiştikçe Tanrı ve din anlayışının da değişime uğradığı savunuluyor kitapta.

Son iki bölümde; insanın soy kütüğü ve insan irklarinin tükenmesi üzerinde durulmaktadir. Bu noktada meşhur soru: İnsan maymundan mi geliyor? akla gelebilir. Bu konuda maymundan ne anladığına bağlı diye cevaplayabiliriz. Bu soruyu soran insanın düşündüğü şekilde değil tabiki olay. Çünkü insanlar şu anki bir maymundan evrildigimizi düşünerek soruyorlar. Ancak şu anki maymunlar da bizler de ortak bir atadan geldik. Bu ata tür, ne günümüzdeki gibi bir insan ne de günümüzdeki bir maymun... Diğer meşhur soru: Şu anki maymunlar neden insan olmuyor? Bu soruya da insandan ne anladığına bağlı değişir diye cevap vermek istiyorum. Şu anki en yakın akrabamiz olan Şempanzeleri baz alırsak; Şempanzeler ile çok uzun zaman önce evrimsel olarak farklı yola girdik. Evrimsel aşamalarımiz başka başka evrelerden geçmiş ve geçmektedir. Yani, şu anki bir şempanze bir gün zihinsel gelişimi artacak olursa yine de bir insan olmayacak. Zihnini daha iyi kullanan bir tür olacak ancak bunun adı insan olmayacak. Sadece adı değil birçok açıdan insandan farklı bir tür olacaktır.

Ata Tür
/ \
A B
/ \ / \
C D E F
....
....
6 / \ 7
İnsan Sempanze

Benim sadece göstermek için yaptığım bu ilkel tablodan anlatırsak; insan olmak için 6. yoldan ve önceki numaralandırmadığim yollardan geçilmesi gerekir. Ancak sempanze ile çok önceden yollar ayrılmıştır ve o artık 7. yoldan evrimine devam etmektedir.

Son sözü Darwin'e bırakacak olursak:

"Böylece, insanın ve bütün öbür omurgalı hayvanların neden aynı genel örneğe (modele) uygun yapılışta olduklarını, neden aynı ilk gelişim aşamalarından geçtiklerini, ve neden genellikle belirli güdüklükleri olduğunu anlayabiliriz. Sonuç olarak, onların soy ortaklığını açıkça kabul etmemiz gerekir.
...

Bu sonuç karşısında duraksamamıza yol açan, yalnızca bizim doğal önyargımız ile dedelerimize yarı-tanrıların soyundan geldiklerini söyleten büyüklenmedir (arrogance)."

Not: İnsanın evrimi belgeseli

https://youtu.be/5_uO-JBjBjU
504 syf.
·15 günde·Puan vermedi
Çekilin yoldan, “türlerin kökeni” geliyor. Elbet bilimsel bir kuram hakkında inceleme yapmak bir yana, fikir beyan etmek bile sıradan okuyucu için cesaret ister. Hele konu bir de Darwinizm olunca tehlike çanları çoktan cıyaklamaya başlamış demektir. Çünkü Tanrı’nın Sopası olmaya hevesli bir dünya cennet havarisi, sizi kısık ateşte görmek üzere karşınıza dikilmiş olacaktır. Sağduyulu olan ahaliye sözümüz yok tabii. Neyse ki her daim gözü pek bir cengâver olmanın verdiği özgüvenle atladım atıma, zamandan hızlı, fakat geriye dönük, dörtnala…, yetiştim bundan tam 188 yıl öncesi bugüne! 27 Aralık 1831, Beagle adlı kafirin gemisi İngiltere’den ayrılmak üzere hasretle bizi bekler. Kaptan FitzRoy, istikamet Varoluş’un kökenleri, iskele alabanda yelkenler ise fora! Her ne demekse, bu kulağa hoş geliyor :) Öyle ki hiçbir ayna içimizi gösteremez. Fakat karşısına geçip de kendini şöyle tepeden tırnağa süzmemiş, kaşına gözüne bakmamış kimse yoktur sanırım. Üstelik bazıları bunu aşkla yapar. Ah Narkissos! Lakin bir de bu yansımada daha başka bir alemin izlerini görenler vardır. Ben de onlardan biri olsa gereğim. Kendine yahut etrafında dönüp dolaşan şekillere bakıp da bu oluşu sorgulamamak mümkün müdür? “İyi de nasıl Ey Tanrı’m!” diye soracak olsam bir cevap gelmez. O halde doğru cevabı bulmak üzere ne yapmalı? Evvela atadan kalma öğretiler ve inanç sistemleri arasında gidip gelen bir ping pong topu olursunuz, raket öylesine sert ve insan aklıyla alay edercesine vurur ki her seferinde serseme dönersiniz. Ademler, Havvalar, Şeytanlar, Yasak Meyveler ve Cennet’ten düşmeler… Üstelik yasaklanmış meyvenin hangi meyve olduğu üzerinde bugüne kadar tam bir fikir birliği sağlanamamıştır. Bu çok üzücüdür. Sonra o ping pong masasını terk etmeye karar verirsiniz, çünkü sizinle yeterince oynanmıştır. Elveda huriler, elveda sonsuz yaşam :( Bu konu kendi başına bile yeterince ciddi bir hayal kırıklığıdır. Gelgelelim kaybettiklerimizin dışında kazandıklarımıza. Varsın olsun yaşamım kısacık olsun. Çağımız itibariyle artık inkâr edilecek bir yanı kalmayan Doğal Seçilim’in dili olsaydı eğer, apaçık gerçeği göremeyen ve olmayan ülkenin vaatleriyle kandırılmış insanlar için ağıt yakar, gözleri olsaydı eğer ağlamaktan o güzelim gözpınarcıkları kuruyup giderdi. Ortak ata, her neye benziyorsa, mezarında ters döner, oluştuğu hiçliğe geri kaçardı. Karakter ıraksamasından, büyüme ilintisine; güdük ve kökendeş organlardan coğrafi dağılıma, varoluş mücadelesinde ayrıcalıklı ırkların korunması ve buna bağlı olarak iyileşerek değişmesinden, silahlanamayanları yok edişine; çeşitlenmeden içgüdülerin kalıtım yoluyla miras bırakılmasına ve de kuramına en büyük tehdit olarak gördüğü kayıp halkaların neden bulunamadığına dair müthiş araştırmalar, açıklamalar, deneyler… Hep düşünmüşümdür, bir insan savunduğu veya inandığı değerler hakkında körü körüne yahut kulaktan duyma yaşamamalıdır. Ne de olsa uğruna harcadığı kendi hayatıdır. Ne yazık ki öyle anlar gelir ki inancı veya davası uğruna harcadığı sadece kendi hayatı olmaz, başka yaşamları yok etmeyi de bir hak olarak görebilir. Hal böyleyken gönülden bağlı bulunduğu dinin kitabını birinci ağızdan ve anlamaya çalışarak hiç okumamak olur mu? Defalarca anlamadığı bir lisanda hatim etmek neye yarar? Ben mi yanlış düşünüyorum? Hristiyansan incili, yahudiysen torayı, zerdüştsen avestayı bileceksin? Atatürkçü isen Nutuk’u, ülkücüysen dokuz ışık’ı, komünistsen kapital’i ve manifestoyu… Savunduğu ideolojinin programını bilmemek pek gülünç olmaz mı? Önyargıları kırmanın yegâne yolu özgür düşünceye sahip olabilmektir. Düşüncelerimizde ve eylemlerimizde bizi esir almış görünmeyen zincirler mevcut ne yazık ki ve en kötüsü ise bunun farkında olamamak. İçine doğduğumuz dünyanın dini, siyasi, ahlaki ve sosyal yapılanmasının dışına çıkıp da eğer bakabilirsek yer kapladığımız o küçücük alana, ancak gerçeği görebiliriz. Çünkü bu bakış açısı bulunduğu zamana, gelecekten bakmak gibidir. Bugün nasıl atom kuramı ya da güneşmerkezli evren kuramı çığır açmış ve birçok yönden doğruluğu ortaya konmuşsa, evrim de öyle sağlam bir kuramdır. Bilim, bir inanç meselesi değildir. Siz inansanız da inanmasanız da dünya dönmeye devam eder. Ve siz inansanız da inanmasanız da evrim işlemeye devam edecektir. Ortaçağ uzaklarda kaldı artık be güzelim. Öyle bir zamandayız ki bilgiyi cebimizde taşıyoruz. Herkes kendi kendinin Foucault Sarkacı olabilme gücüne sahip. Gerçeği ve bilgiyi keşfemek bu kadar basitken, bilimsellik inkâr edilemez. Acı da olsa, cennet’i kaybetmek pahasına da olsa, gerçeklerden kaçamayız. İnsan hayatının hayallerle sömürülmediği bir geleceği düşünüyorum, ne mutluluk verici. Ve Darwin’in dediği gibi: “ … peşin hükümlerin körleştirici etkisini yansıtan ilginç bir örnek olarak anlatılacağı günler gelecektir.” Sevgi ve saygıyla kalınız.
404 syf.
Ülke nüfusunun büyük ihtimalle %98 lik kesimi evrimi tam manasıyla bilmiyor , her ne kadar kendi dini görüşüm ile ters düşse de bu kitap , yine de dünyada bazı türlerin kökenine ışık tutacak cinsten . Okumakta faide var . Kişi bilmediğine düşmandır.
192 syf.
"O iş aslında böyle..." nin en iyi anlatım şekli.

Darwin kimdir, nasıl bir insandır, neden öyle bir insandır, neler yaşamıştır?
Evrim teorisi/kuramı nedir, nasıl geliştirilmiştir ve nasıl yayınlanmıştır?
Sonrasında neler olmuştur?
Darwin'in derdi nedir?
Evrim ile ne anlatmaya çalışmaktadır?
Dönemin sosyal şartları nelerdir ve bunun evrim teorisi/kuramı üzerindeki etkisi nedir?

Bütün bu sorulara gayet açık ve net cevaplar verebilecek bir eserdir bu.
Bilgi olarak gayet dolu, manga olduğu için de okuması bir o kadar keyifli.
Elinize almanız, okumanız ve bitirmeniz bir kaç saat sürecektir sadece. Çıtır çerez bir kitap!

Bu konuda hiç bilgisi olmayan ama merakı olan, sorusu olan, "bir şeyler öğrenmek istiyorum" diyen biri bu kitapla ilk adımı atabilir.
Fakat onu sonrasında hemen Evrim Kuramı ve Mekanizmaları 'na alalım, hemen!
Sıcağı sıcağına daha detaylı daha bilimsel bir kaç şey öğrenmek, öğrendiklerimizi pekiştirmek, merakımızı katlamak ve zihnimizin karanlık yerlerine bir yumruk geçirip, o çatlaklardan içeri ışığın süzülmesine fırsat tanımak isteriz diye düşünüyorum.

Arkadaşlar, neye inanıyorsunuz bilmiyorum, önemli de değil.
Fakat bir şeyleri farklı olan yönleri ile ele almak, değerlendirmek; doğru bildiğimiz, inandığımız şeyleri sorgulamak fevkalade mühim bir şey!
Lütfen!

Satır aralarında, sorularla, sağlıcakla kalın!
422 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Yason Yayıncılık basımını yarım bırakmak zorunda kalmıştım. Çünkü birçok yerde Darwin'in görüşlerinin tersini savunuyordu ve yayınevinin kendi yorumunu katması benim için eseri okunmaz kıldı. 2017 okuma listemdeki "yarım bıraktığın bir kitap" hedefim uyarınca 'Evrensel Basım Yayın' basımını okumaya karar verdim. Yorumumu bu yorumun altına ekleyeceğim. =)

İşte önyargılarla kirletilmiş bir kitap ve onun daha ağır eleştirilerle yaftalanan muhteşem yazarı.. Eleştiriye açık olmak başka 'bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan' insanlar tarafından karalanmak başka.. Maalesef sevgili Bay Darwin Amcacım da bu ikinci kategoriye giren insanlar tarafından sürekli yanlı ve yanlış etikenlenmeye maruz kalıyor. Oysa okunması kolay olmayan ama okundukça ufuk açan, not almadan keyfi çıkmayan harika bir kitap. Boşverin siz insanların Darwin hakkındaki görüşlerini, okuduğunuzda her şey geceyle gündüz kadar açık ve tutarlı gelecek, inanın bana. Mutlaka okunması gerektiğini düşünmekteyim. Yıldızlı tavsiyemdir. =)
64 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Lapa Lapa Kelebek Yağıyordu, Charles Darwin'in "Türlerin Kökeni" ve "İnsanın Türeyişi" kitapları gibi teknik bir kitap değil. İlk defa1839'da yayınlanan "The Voyage of the Beagle" kitabından alınan bölümleri içeriyor. Oldukça yalın yazılmış ve Darwin'in gözlemlerini anlatan bir anı kitabı denilebilir. Darwin'in kitaplarını ya da onunla ilgileri yazıları okumadan çok bir anlam ifade etmeyebilir. Okuyanlar için kesinlikle tavsiye ederim.
504 syf.
·7 günde·Beğendi·8/10
Türlerin kökeni şimdiye kadar çok merak edib araştırdığlm amma okuyamadığım kitablardan biridir, bilimsel alanda başyapıt niteliyiğinde bir eserdir. Darvinin 20 yıl üzerinde çalıştığı ve 1859cu ilde  açıkladığı bu kitab bazı temel sorulara cevab bulmanıza yardımcı olucak. Dikkatımı çeken yerlerden biri Darvinin evrim kelimesini kullanmamasıdı onun yerine "doğal seçilim"i seçmesidir. Kitapın zor dilde yazılması, onun izahında ve çevirsinde büyük sıkıntılar yaratmışlar irelide Sosial davrizim gibi akımların yaranmasıma yol açmıştı. Hatta Nitçe ve Marksın teorilerine destek gibi sunulmuştu. İngilizce olan orijinal kitaba baktığımda gerçekten çeviriyle arasında büyük fark var. Yaradıcı ve din konusuna dokunmamış, daha doğrusu akıllıca davranarak tepkilerini üzerine çekmemiş, anlatmak istediyini  bölümlere ayırıb okuycuya sunmuştur.  Her kesin okuması gerek kitaplardan biridir.

Yazarın biyografisi

Adı:
Charles Darwin
Unvan:
İngiliz biyolog ve doğa tarihçisi
Doğum:
Birleşik Krallık, 1809
Ölüm:
1882
Charles Robert Darwin (12 Şubat 1809 – 19 Nisan 1882), İngiliz biyolog ve doğa tarihçisi.

İnsan dahil tüm canlı türlerinin doğal seçilim yoluyla bir ya da birkaç ortak atadan evrildiğini öne sürmüş ve o günün şartlarına göre bu teoriyi destekleyen pek çok kanıt sunmuştur.Darwin'in fikirleri üzerine inşa edilen modern evrim teorisi, bugün biyoloji biliminin temeli ve birleştirici öğesidir. Evrimin gerçekleştiği olgusu Darwin hayattayken, doğal seçilim teorisinin evrimin ana açıklaması olması ise 1930'lu yıllarda bilim dünyası tarafından kabul görmüştür.Darwin'in orijinal teorileri modern evrimsel biyolojinin temelini oluşturmakta, hayatın çeşitliliği üzerine birleştirici bir mantıksal açıklama sunmaktadır.

Darwin'in doğa tarihine duyduğu ilgi, önce Edinburgh Üniversitesi'nde tıp, sonra Cambridge Üniversitesi'nde teoloji okurken gelişti.Beagle gemisinde yaptığı beş senelik yolculuk sırasında, zamanın meşhur jeoloğu Charles Lyell'ın ortaya attığı, geçmişteki jeolojik süreçlerin bugünkülerle aynı olduğunu savunan teoriyi destekleyecek pek çok gözlem yaptı ve iyi bir jeolog olarak ünlendi. Aynı yolculukta, canlıların coğrafi dağılımı ve fosiller üzerine yaptığı dikkatli gözlemler sonucunda, türlerin birbirine dönüşümüyle ilgilenmeye başladı ve 1838'de doğal seçilim fikrini geliştirdi.Daha önce benzer fikirlerin "sapkınlık" olarak nitelendirildiğini ve bastırıldığını görmüş olduğundan, uzun süre fikirlerini en yakın arkadaşları dışında kimseye açmadı.Olası itirazlara en iyi şekilde cevap verebilmek için araştırma yapmaya ve kanıt toplamaya başladı.1858'de Alfred Russell Wallace'dan aldığı bir mektubu okuyunca, Wallace'ın da kendisininkine benzer bir teori geliştirdiğini anladı, ve nihayet teorisini yayımlamaya karar verdi.

1859'da yayımladığı On the Origin of Species (Türlerin Kökeni Üzerine) adlı kitabı, canlıların ortak atalardan evrilerek çeşitlendiği fikrinin geniş kabul görmesini sağladı. Daha sonra yayımladığı The Descent of Man, and Selection in Relation to Sex (İnsanın Türeyişi, ve Cinsiyete Mahsus Seçilim) kitabında insan evrimini ve cinsel seçilim fikrini inceledi. The Expression of the Emotions in Man and Animals (İnsan ve Hayvanlarda Duyguların İfadesi) adlı kitabında ise insanların ve hayvanların duygularını ifade ediş şekilleri arasındaki benzerlikleri ortaya koydu.

Darwin bugün, John Herschel ve Isaac Newton gibi isimlerle beraber Westminster Kilisesi'nde gömülüdür.

Yazar istatistikleri

  • 394 okur beğendi.
  • 1.328 okur okudu.
  • 114 okur okuyor.
  • 2.281 okur okuyacak.
  • 81 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları