Charles Dickens Charles John Huffam Dickens

Yazar 8,3/10 · 2458 Oy · 33 kitap · 10054 okunma ·  1076 beğeni

Yazarın Bilgileri

  • Yazarın Adı:
    Charles Dickens
  • Yazarın Tam Adı:
    Charles John Huffam Dickens
  • Unvan:
    İngiliz Yazar
  • Doğum:
    Portsmouth, İngiltere 7 Şubat 1812
  • Ölüm:
    Higham, Kent, İngiltere 9 Haziran 1870
  • Yazar kitaplarını satın al Sponsorlu

Yazar İstatistikleri

1.076 okur beğendi.
2.458 puanlama · 1.115 alıntı
14 haber · 16.564 gösterim
10.054 okur kitaplarını okudu.
6.369 okur kitaplarını okumayı planlıyor.
218 okur kitaplarını şu anda okuyor.
286 okur kitaplarını yarım bıraktı.

Paylaş

ya da direk bağlantıyı paylaş

Charles Dickens'in Biyografisi

Charles Dickens (7 Şubat 1812 – 9 Haziran 1870), İngiliz yazar.

Hayatı

Memur bir babanın oğlu olarak 1812 yılında doğan Dickens'ın ilk yılları refah içinde geçse de babasının borçları yüzünden hapse girmesiyle sefaletle tanıştı. Henüz 11 yaşında iken bir boya fabrikasında çalışmak zorunda kaldı. 15 yaşında bir avukatın yanına giren genç Dickens, öğrenmeye meraklı olduğu için boş zamanlarında stenografi öğrendi. 1835 yılında Morning Chronicle gazetesine stenograf olarak girdi ve 1835’te “Boz” takma adıylaBoz’un Karalamaları başlığında notlar yayımlamaya başladı.

1837'de ise esas onu ünlendirecek olan Bay Pikvik'in Serüvenleri adlı kitabını yayımladı. Aynı yıl içinde Catherine Hogarth ile evlendi. 1840 yılında ölen baldızı Mary’e ithaf ettiği Antikacı Dükkanı romanını yayımladı.

1840'ta Amerika’ya gitti ve burada büyük bir coşkuyla karşılandı, ama Genel Okur İçin Amerika Notları kendisini o kadar içtenlikle ağırlamış olanlarda şiddetli tepkilere yol açtı. 1843 ile 1846 arasında bol bol seyahat eden Dickens, bu seyahatlerde dönemin ünlü yazarlarıyla tanışma fırsatı buldu. Bu dönemde yine Daily News gazetesini ve Household Words dergisini çıkardı.

1858 yılında karısından ayrılan Dickens, bu dönemden itibaren yine sık sık seyahate çıktı, konferanslar verdi. Ama sonunda çok yoruldu ve Gadshill’deki evinde istirahate çekilmek zorunda kaldı. 1870’te de şöhretinin zirvesindeyken öldü. Mezarı Londra'daki Westminster Kilisesi'nde bulunmaktadır.

Charles Dickens'in Kitapları Kitap Ekle

8,5/ 10  (1.225 Oy) ·  4.348 Okunma
8,1/ 10  (490 Oy) ·  2.920 Okunma
8,5/ 10  (324 Oy) ·  1.247 Okunma
7,9/ 10  (111 Oy) ·  564 Okunma
6,3/ 10  (36 Oy) ·  172 Okunma
7,2/ 10  (21 Oy) ·  73 Okunma
8,3/ 10  (7 Oy) ·  14 Okunma
8,0/ 10  (1 Oy) ·  14 Okunma
10,0/ 10  (2 Oy) ·  13 Okunma
Bütün Kitapları Göster
Sadettin TANIK, bir alıntı ekledi.
 01 Kas 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Aptallık
"Aptallarla dolu bir dünyada yaşarken sinirlenmemem olanaksız."

Bir Noel Şarkısı, Charles DickensBir Noel Şarkısı, Charles Dickens
Elif Kimya, bir alıntı ekledi.
 20 Ara 2016 · Kitabı okudu · İnceledi

Şu bir gerçek ki her insan diğerleri için derin bir sır ve gizemdir

İki Şehrin Hikâyesi, Charles Dickens (Sayfa 18 - İskele Yayınları)İki Şehrin Hikâyesi, Charles Dickens (Sayfa 18 - İskele Yayınları)
Mem, bir alıntı ekledi.
01 Eki 2017

mutsuz bir başlangıçtan da mutlu bir sonuç çıkmıyor.

İki Şehrin Hikâyesi, Charles Dickens (Sayfa 454 - Koridor Yayıncılık)İki Şehrin Hikâyesi, Charles Dickens (Sayfa 454 - Koridor Yayıncılık)
Mem, bir alıntı ekledi.
01 Eki 2017

Tekrar buluşacağız, bu dünyadan yorgun ayrılanların huzura kavuştuğu o yerde!

İki Şehrin Hikâyesi, Charles Dickens (Sayfa 453 - Koridor Yayıncılık)İki Şehrin Hikâyesi, Charles Dickens (Sayfa 453 - Koridor Yayıncılık)
Damla Köseoğlu | Jan Forstner, bir alıntı ekledi.
05 Haz 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · 3/10 puan

Hepimizin elinde birçok nimet var ama çoğumuz değerini bilmiyoruz.

Oliver Twist, Charles Dickens (Sayfa 228 - Can Yayınları)Oliver Twist, Charles Dickens (Sayfa 228 - Can Yayınları)
Elif Kimya, bir alıntı ekledi.
20 Ara 2016 · Kitabı okudu · İnceledi

Dünya üzerindeki erkekler, cennette hep yaz mevsiminin yaşandığı günlerden, günümüzün günahkar diyarlarındaki kış günlerine kadar daima aynı yolda bir kadının aşkına uzanan yolda ilerlemiştir.

İki Şehrin Hikâyesi, Charles Dickens (Sayfa 164)İki Şehrin Hikâyesi, Charles Dickens (Sayfa 164)
Damla Köseoğlu | Jan Forstner, bir alıntı ekledi.
 05 Haz 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · 3/10 puan

Yüksek dağın üstünden kar eksik olmaz.

Oliver Twist, Charles Dickens (Sayfa 168 - Can Yayınları)Oliver Twist, Charles Dickens (Sayfa 168 - Can Yayınları)
Sadettin TANIK, bir alıntı ekledi.
02 Oca 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Zaten sevgi her zaman nefretten üstün değil miydi?

İki Şehrin Hikâyesi, Charles Dickensİki Şehrin Hikâyesi, Charles Dickens
Mem, bir alıntı ekledi.
01 Eki 2017

Şimdiye kadar yaptığım her şeyden çok daha güzel bir şey yaptım ben ve artık şimdiye kadar bildiğim her yerden daha büyük bir huzurla dinleneceğim bi yere doğru gidiyorum

İki Şehrin Hikâyesi, Charles Dickens (Sayfa 511 - Koridor Yayıncılık)İki Şehrin Hikâyesi, Charles Dickens (Sayfa 511 - Koridor Yayıncılık)
Bütün Alıntıları Göster

Charles Dickens kitap incelemeleri

Elif Kimya, İki Şehrin Hikâyesi'ni inceledi.
 22 Ara 2016 · Kitabı okudu · 3 günde

İki Şehrin Hikayesi, dünyada tüm zamanların en çok satan kitabı (200 milyonun üzerinde) Lisedeyken okumuş olmama, sonunu bilmeme rağmen tekrar heyecanla okudum. Kitap 1700 lü yılları, Fransız İhtilali' ' ni ve öncesini anlatıyor. İhtilal öncesi ezilmiş, sömürülmüş, sefalete sürüklenmiş halk, sefa içinde yaşayan asilzadelere, adaletsizliğe başkaldırmış ve devrimle birlikte yeni bir dönem başlatmıştır. Fakat yıllarca ezilip, sömürülen halk, bundan kaynaklı bir kin ve öfke biriktirmiştir. Bu öfke onları aslında asilzadelerden daha acımasız yapmış ve suçlu, suçsuz pek de ayırt etmeksizin yüzlerce insanı giyotinle idam ettirmiştir.

Haksız yere hapsedilmiş ve 18 yıl hapishanede kalmış, bundan dolayı da çıldırmış Dr. Manette, Dr Manette'nin kızı Lucie ve Lucie'nin eşi asilzadelerinden olan Charles Darnay, Dr. Manette' nin eski uşağı Defarge ve karısı, Dr. Manette' nin sadık dostu banka müdürü Lorry ' in Paris ve Londra arasında yaşanan hikayesi. Ama benim için bu kitabın en önemli karakteri Lucie ' ye platonik şekilde aşık olan Avukat Sydney Carton ' dur. Gerçekten kitabın seyrini değiştiren ve muhteşem bir finale sebep olan Carton, bu romanın olmazsa olmazı bana göre. Bunca vahşete ve zulme tanık olmuş insanların ruhsal değişimlerini ele almış yazar. Aynı zamanda kitaptaki tarihi bilgilerden de faydalanabilirsiniz. Ama kitapta İngiltere ve İngilizler bir tık üstün tutulmuş gibi. Bu da sanırım yazarın İngiliz ve biraz da milliyetçi olmasından kaynaklı. Kısacası dünyada en çok satan kitap ünvanını sonuna kadar hakkeden bir roman ve tavsiye ederim.

Sadettin TANIK, Büyük Umutlar'ı inceledi.
16 Eyl 2015 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 9/10 puan

Yazarın okuduğum üçüncü kitabı. Okumaktan büyük bir zevk aldığımı söyleyebilirim. Roman kahramanı "Pip" tesadüfen kaçak bir mahkuma rastlar ve yaşamı beklemediği bir şekilde değişir. "Pip" sonunda hayatta istenen şeyleri elde etmenin; başkalarına umut bağlayarak değil kendi azim, kararlılığı ve çalışkanlığıyla mümkün olabileceğini öğreniyor. Yazar bu kurgu üzerinden dönemin İngiliz toplumunun yaşantısını okuyucusuna etkileyici bir anlatımla aktarıyor. Kesinlikle tüm okurların kitaplığında bulunması gereken bir klasik olduğunu düşünüyorum.

Damla Köseoğlu | Jan Forstner, Oliver Twist'i inceledi.
10 Haz 2017 · Kitabı okudu · 10 günde · 3/10 puan

Bir Noel Şarkısı ile Charles Dickens okumaya başlamış ve ardından okumak için Oliver Twist, İki Şehrin Hikayesi, Büyük Umutlar şeklinde bir sıralama yapmıştım. Oliver Twist konusu itibariyle diğerlerinden önce okunabilir gibi geldi ama şimdi Oliver Twist nedeniyle yazarın diğer kitaplarına fazlasıyla ön yargılıyım. Okumak için çok heyecanlı olduğum bu kitap beni hayal kırıklığına uğrattı. Yoğun olmadığım dönemlerde bir kitabı bitirmem genelde bu kadar uzun sürmez, son günlerde boş zamanım bol olmasına rağmen Oliver Twist adeta elimde sürümdü.

Bilindiği üzere Oliver Twist yoksullar evinde dünyaya gelmiş anne babası olmayan bir çocuğun başından geçenleri anlatıyor. Kitabın ilk elli-altmış sayfası iyiydi, yani Oliver'ın ilk aşamada yaşadıkları ve çevresindeki insanlarla ilişkilerinin anlatıldığı ilk kısımlar sıkıcı değildi. Ama ardından kitap öyle bunaltıcı hale geldi ki bir ara yarım bırakmayı bile düşündüm. Açıkçası bu kitap ile on günümün çöpe gittiğini düşünüyorum. Kitaba ismini veren karakterimiz Oliver dışında her şeyi okudum gibi geldi. Bir o karakter, bir bu karakter, sıkıcı diyaloglar, bunaltıcı mekan tasvirleri ve daha bir sürü olumsuz nokta... kitaba başlarken yazar bizi en başından Oliver'ın hayatına sokup sonuna kadar ağırlıklı olarak onun eylemlerine, düşüncelerine yer verecek diye düşünürken son derece sıkıcı karakterlerin aynı derecede sıkıcı hayatlarını, konuşmalarını okudum. Kitapta hiçbir karakteri sevemedim. Oliver bile çoğu bölümde neredeyse görünmez olduğu için ona da ısınamadım. Oysa kitabı okumaya başladığımda Oliver Twist karakterini çok seveceğimi düşünüyordum.

Charles Dickens Victoria döneminde yaşamış bir yazar, eserlerinde de bu dönemin izlerini görmek mümkün. Sanayileşme ile birlikte ekonomik adaletsizliklerin daha gözle görülür olduğu, kadınların sıkı kurallara tabi tutulduğu bir dönemden bahsediyoruz. Kitaplar yazıldıkları döneme ayna tutar ve o dönemlerin düşünce yapısını yansıtır. Oliver Twist'te de bu durumu görüyoruz ancak beni asıl sinirlendiren nokta şuydu: Oliver Twist kitabı başka bir şey anlatsaydı, örneğin konu olarak kadın-erkek ilişkilerini anlatan bir kitap olsaydı "Aaaa evet bu yüzden bu tür cümlelerle anlam daha da pekiştirilmiş," derdim. Ancak konusu yetim bir çocuğun yaşadıkları olan bir kitapta neredeyse üç-dört sayfada bir karşıma çıkan "kadın dediğin böyle yapar, kadınlar hep böyledir zaten" tarzındaki cümleler aşırı sinir bozucuydu. Charles Dickens kendi bilinç altındakileri böyle cümlelerle araya serpiştirmiş gibi hissettim. Her kitabı yazıldığı döneme göre değerlendirmek gerekiyor olsa da "kadın dediğin (hattâ zaman zaman karı), kadın dediğin, kadın dediğin kelimeleriyle başlayan cümleler beni çok rahatsız etti.

Kitapta düşündüren noktalardan biri şuydu: Bir doktor düşünün, birçok insanın ölümüne şahit olan bir doktor. Bu mesleği icra eden bir insan zaman ilerledikçe acılara, ölümlere karşı duyarsız bir hale gelebiliyor. O kadar çok hastalık, ölüm görüyor ki bu durum artık o kişiyi zihinsel anlamda etkilemiyor. Oliver Twist'te de kimsesiz çocukların bakıcılığı görevini üstlenen kişilerde gördüm bu durumu. Bu kişiler artık o kadar çok yetim, öksüz çocuk görmüş ki bu durum onları hissizleştirmiş hattâ taş kalpli biri haline getirmiş. Biz mesleğimizde tecrübe kazanmış, artık bir şeyleri otomatik hale getirmiş olabiliriz ancak diyalog kurduğumuz kişilerin bu tür bir durumla ilk kez karşı karşıya kalmış olabileceği ihtimalini düşünmeliyiz.

Oliver Twist'i bitirdim ancak biri bana bu kitap için olumlu anlamda ne söyleyebilirsin şeklinde bir soru sorsa aklıma gelebilecek bir şey olduğunu sanmıyorum. Oliver Twist nedeniyle yazarın şu anda elimde olan İki Şehrin Hikayesi kitabını okumayı aylar sonrasına erteleyeceğim gibi görünüyor. Oliver Twist'i okurken hayata oldukça zor şartlar altında başlamış başka bir çocuğun hikayesini anlatan bir kitap geldi aklıma: Rüya Dağıtan Çocuk. O kitapta da Christmas isimli bir çocuğun doğumundan yetişkinliğine başından geçenleri okumuştum. Durum şu ki, yazarı Charles Dickens diye Oliver Twist'in hiç değilse isim olarak biliniyor olması, ama sırf günümüz kitaplarından olduğu için ve ünlü bir yazara sahip olmadığı için Rüya Dağıtan Çocuk'un çok az bilinmesi, hak ettiği değerin binde birini bile görmemesi oldukça sinir bozucu. Klasik kitap, klasik kitap diyerek yırtınan ve diğer kitapları "popüler kültür ürünü yaaaa" diyerek çöp olarak nitelendiren nitelikli okurlar(!) olduğu sürece biz daha çok görürüz hak etmediği halde göklere çıkarılan ve fazlasıyla hak ettiği halde raflarda tozlanıp giden kitapları. Sonuç olarak Oliver Twist'i tavsiye edemeyeceğim. Okurken bu derece sıkıldığım çok az kitap olmuştu. Bu kitabın ardından klasiklere kısa bir süreliğine ara verip kendi okuduğum türdeki kitapları kucaklama isteğim daha da pekişti. Zira bu okuma sırasında bolca "Kristin Hannah'ın, Tess Gerritsen'in, Debbie Macomber'ın, Dan Brown'un, Harlan Coben, John Verdon, James Dashner, Grange ve daha birçok olağanüstü yazarın gözünü seveyim ben" şeklinde düşündüm. Hepinize keyifli okumalar ve mutlu hafta sonları.

Damla Köseoğlu | Jan Forstner, Bir Noel Şarkısı'ı inceledi.
 30 Mar 2017 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 7/10 puan

Charles Dickens'ın bütün eserlerini okumaya karar vermemin ardından ilk tercihim Noel Şarkısı oldu. Noel Şarkısı hem yazarın en az sayfa sayısına sahip kitabı, hem de yetişkinlerin de okuyabileceği bir çocuk kitabı olması nedeniyle bence yazarı okumaya başlamak için en mantıklı tercih. Noel Şarkısı ile Dickens serüvenim başlamış bulunuyor. Kitabı okurken animasyon filmi izliyor gibi hissettim ki zaten kitap sinemaya uyarlanmış ve en kısa zamanda filmini de izlemek istiyorum. Kar, kış temalı kitapları zaten çok seven biri olarak Noel gecesinde ailelerin bir araya gelip birlikte vakit geçirdikleri kısımların betimlemelerini oldukça keyif alarak okudum.

Kitapta Scrooge isimli oldukça cimri, gülmek nedir bilmeyen, soğuk kış gecelerinde bile ısınmak için kömür yakmaya kıyamayan, yani her kuruşun, her dakikanın hesabını yapan bir karakter mevcut. Bir Noel gecesi geçmiş, şimdiki zaman ve geleceğin hayaletleri Scrooge'u alıp kendi yaşamında bir yolculuğa çıkarıyorlar. Amaçları Scrooge'a yanlışlarını gösterip, asıl yapması gerekenlerin neler olduğunu hatırlatmaktır. Ne dersiniz, sizce huysuz, cimri somurtkan Scrooge iyi kalpli, güler yüzlü, cömert bir kişi haline gelecek mi?

Noel Şarkısı elinize alıp okumaya başladığınızda bir gün içinde bitirebileceğiniz,  okuru sıkmayan bir kitap. Çocuk kitabı olarak tanımlansa da bence her yaştan kişiler okuyabilir. Ayrıca Can Yayınları'nın kitap tasarımına bayıldım. Kapak, sayfalarda yer alan resimler kitabı çok daha eğlenceli hale getiriyor.

Pişmanlık kavramının masalsı bir anlatımla,  oldukça duru bir şekilde anlatıldığı Noel Şarkısı verdiği mesaj açısından da beğenimi kazandı. Birçok insan şu konuda hemfikirdir: Bir kez geldiğimiz bu dünyada haddinden fazla hırs, açgözlülük ve boşa yapılan eylemlerle zaman kaybetmek yerine, mümkün olduğunca hayatın kıymetini bilmeli ve zamanımızı dolu dolu geçirebilmeliyiz. Bazı kişiler çeşitli bahaneler üretip "Ne yapalım, nasıl dolu dolu geçirelim?" diyebilir. Bence işe güzel bir film izlemek, güzel bir kitap okumak veya en kolayından karşınızdaki kişiye küçük bir tebessüm armağan ederek başlayabilirsiniz. Hiçbir insanın kaçamayacağı malum son geldiğinde geriye baktığınızda yaptığınız kötülükleri düşünmek yerine neden ne kadar sevildiğinizi,  güleryüzünüzle, samimiyetinizle insanlarla kurduğunuz ilişkileri veya hayatınızda yer alan güzellikleri düşünmeyesiniz? Surat asmak yerine gülümseyin, saatlerce boş boş oturmayın ailenize, sevdiklerinize zaman ayırın,  okuyun, izleyin, öğrenin. Pişman olacağınız şeylerin sayısını mümkün olduğunca en aza indirin.

Son olarak, okuyacağım bir sonraki Charles Dickens kitabı Oliver Twist olacak. Küçük Oliver'ın hayatını da fazlasıyla merak ediyorum. Hepinize keyifli okumalar...

Dara, İki Şehrin Hikâyesi'ni inceledi.
06 Eyl 2015 · Kitabı okudu · 7 günde · Beğendi · 10/10 puan

Arkadaşlar bu kitabı okuyun, okuyun, ben de bir kez daha okuyacağım.
1789 Fransız İhtilali, halkın yıllarca boyun eğdiği kralın kafasını alıp sokaklarda dolaşması, soylu sınıfının düşüşü, giyotinin masum canları bile acımasızca götürüşü, 1.Cumhuriyet'in ilanı, halkın kana susamışlığı ve intikam...
İntikam çok daha ağır basıyor. Zamanında soylu sınıfının geniş kısmının zerre değer vermediği aşağı tabaka dizginleri ele alıyor ve döktükleri her damla kanın fazlasını istiyor. Yıllarca açlıkla mücadele eden, köle durumuna düşüren sisteme karşı çıkan halk, cahilliği yüzünden sesi en çok çıkanı destekliyor, mahkemeler artık kim daha çok zenginse değil, kim daha çok bağırıyorsa onu haklı çıkarıyor. Halk cahil, o yüzden suçsuz insanlar da giyotine gönderiliyor, ama halkı cahil bırakan da onu açlığa terk eden de kralın soytarıları ve kral, kendi idamlarında kendi parmakları var.
Roman, masum olmasına rağmen, ailesinden kalan soylu ünvanı yüzünden idama mahkum edilen, ilkinde haklı bulunan ama intikam için tekrar mahkemeye çıkarılan Charles Darnay, ona tıpatıp benzeyen, hayatın sillesini yemiş, oldukça zeki, hak etmediğini düşündüğü duyguları yoksayan, bunun içindir ki duygusuz sanılan Sydey Carton üzerine kurulmuş. Bu iki gencin sevdiği masum bir genç kız da hikayeyi tamamlıyor.
Kitabın sonlarına doğru Sydney Carton'un tavrı, hüznü hala aklımda, onu unutamam.
Kitap olağanüstü, ilk elli sayfa konuya girmeye zorlanabilirsiniz ama devam etmeye değer. Charles Dickens beni derinden etkiledi, ne desem az gibi geliyor. O yüzden topu size bırakıyorum :)

Sinan Tütüncüler, İki Şehrin Hikâyesi'ni inceledi.
 04 Oca 2017 · Kitabı okudu · 11 günde · Beğendi · 8/10 puan

Fransız Devrimi, Aydınlanma düşüncesi, kuldan yurttaşa geçiş, ulus devlet ve seküler bir yaşam kültürünün oluşması açısından insanlık tarihinin önemli bir aşamasıdır. Fransız devrimi her ne kadar özgürlük, eşitlik ve kardeşlik sloganı ile anılsa da, esas simgesinin kan olduğu söylenir. Devrimin kan dökülerek yapılabilir olduğu ve devrimin kendi evlatlarını da yediği birer klişe olarak kabul edilse de, “İki Şehrin Hikayesi” bu klişe perdesini yıkıp, bizi Fransız Devrimindeki bu gerçekle yüzleştiriyor. O kadar insan ölüyor ki, neredeyse kitabın sayfalarından kan damlıyor. Ama bu yanıyla kitap bizlere devrim kavramını da sorgulatıyor.

1859 yılında tefrika edilmeye başlanan roman, yazıldığı yıldan yaklaşık 75 yıl öncesini anlatıyor. Kitabı okumadan önce, 18. Yüzyılda Londra ve Paris şehirlerinin toplumsal ve siyasi karşılaştırması konusunda geniş bir gözlemle karşılaşacağımı düşünürken, toplumsal detaylar, dar bir çevrenin hikayesinin arkasında fazla silik bir gölgeye dönüşmüş.

İki şehir arasında geçiş yapan ve aslen Fransız iken İngiltere’de yaşayan karakterlerin (Dr. Manette, Dr Manette'nin kızı Lucie ve Lucie'nin eşi Charles Darnay) etrafında dönen roman, aslen İngiliz olan ama ana karakterlerin etrafında devrim sonrası Fransa’ya geçmek zorunda kalan yan karakterlerle (banka görevlisi Mr. Lorry, Avukat Sydney Carton, banka koruma görevlisi Mr. Chuncher, evin dadısı Mrs. Pross) besleniyor.

“İki Şehrin Hikâyesi”nin, olayın örgüsünün, karakterlerin derinliğinden daha güçlü olduğu bir roman türü olduğunu söyleyebiliriz. Gizemli bir Paris seyahati ve orada bir şaraphane ziyareti ile başlayan ve gizemli bir ismin Londra’ya götürülmesi ile hızlanan roman, bir anda bizi Londra’da bir mahkeme salonuna taşıyor.

Mahkemedeki dava ve karakterler, romanın kilit noktasını oluşturuyor. Roman bize, mahkeme sonrası bir aşk hikâyesi ile rutinine geçiş yaptığımızı düşündürüyor. Londra’daki bu mutluluk tablosu esnasında, romanda ara ara, Fransa’ya geçiş yapıp, kırsalda bir aristokratın gizemli ölümü ile Paris sokaklarındaki ajan ve devrimcilerin gizemli koşuşturmasına tanıklık ediyoruz. Romanın en çarpıcı sahneleri ise, Paris’te yaşanan devrim ve sonrasında aristokratlara yönelik büyük nefret ve şiddetle ortaya çıkıyor. Charles Dickens’in roman boyunca parça parça kesip, biriktirdiği kumaş parçaları yavaş yavaş birleşip, göz çarpıcı bir kostüme dönüşüyor.

Her ne kadar gölgede kaldığını düşünsem de, Paris ve Londra’nın toplumsal dokularının benzerliği veya farklılıklarına dair gözlemler göze çarpıyor. 18. Yüzyılda şiddetin, ya da toplumların linç veya kan görme histerisinin nasıl doruk yaptığını kolaylıkla fark ediyoruz. Londra’daki davada da, devrim sonrası Paris’teki davalarda da, toplumun davalara nasıl müdahil olduğu ama bu müdahilliğin aslında bir kitlesel lince dönüştüğünü görmek mümkün. Bunda ortaçağın karanlık döneminin etkisi olduğu kadar, burjuva devrimi öncesi toplumlarda yaşanan ekonomik dönüşüm ve beraberinde getirdiği krizin de etkili olduğunu düşünebiliriz. Ama roman bize bu konuda ipucu vermiyor.

Ancak bu benzerliğe karşın, monarşiden burjuva demokrasilerine geçiş dönemlerinde, Fransa bu dönüşümü kanlı bir devrimle yaparken, İngiltere’nin bu süreci daha yumuşak bir geçişle ve keskin hatları olmayan dönüşümle yaşamasının cevabı da bu romanda yok. Bir İngiliz olan Charles Dickens’in, romanda sanki bunu İngilizlerin centilmenliğine bağladığını düşündürten nüanslar var. Örneğin son sahnelerden birisi olan, Mrs Pross ile Mrs. Defarge’nin kozlarını paylaştıkları sahnede, Dickens, tüm kitap boyunca sergilediği İngiliz ve Fransız toplumlarını bu iki karakter nezdinde hesaplaştırıyor. Ve galip gelen İngiliz oluyor. Bu sanki İngiliz sisteminin, Fransız sitemine üstünlüğüne dair bir simgesel çatışmaya denk gelen bir sahneye dönüşüyor.

Kitabın en önemli etkilerinden birisi, Fransız Devrimini sorgulamamıza neden olması. Akan kanın miktarı, basit anlamda bir iktidarı devralmanın çok ötesine geçiyor ve devrim sonrasının şiddeti, hemen hemen neredeyse devrim öncesini aratmıyor. Cumhuriyetin içeriğinden çok slogan olarak ön plana çıkması ise, belki de 20. Yüzyılda ulus devletlerin gireceği krizi, bize o günlerden işaret ediyor.

2016’da okuduğum bir klasiğin daha İngiliz Edebiyatına denk gelmesi rastlantı olsa da, 2017’de okuma listeme klasikleri ekleme hususunda beni bir kere daha teşvik eden bir eser oldu.

Murat Sezgin, Bir Noel Şarkısı'ı inceledi.
31 Mar 2017 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 8/10 puan

Victoria Devri’nin en güçlü kalemi kabul edilen Charles Dickens’in Noel Şarkısı adlı kitabı ilk basıldığı haftada altı bin kopya -ki bu o döneme göre çok iyi bir sayı- satmıştır. Babasının borçları nedeniyle hapse girmesi Dickens’i erken yaşta sefalete düşürmüş, ileriki hayatını büsbütün etkileyen bu sefalet aynı durumda olan insanların durumunu daha iyi anlamasını ve bunu eserine yansıtmasını kolaylaştırmış dolayısıyla Noel Şarkısı’nın basım başarısını tetiklemiş olabilir. Ya da Sanayi Devrimi’nin getirdiği maddeci anlayıştan sıyrılıp insani duyguları yüceltmesi de bu başarının bir diğer nedeni sayılabilir. Burada bir ya da daha demek istiyorum. Yaşamın içindeliği, mizahi ve biraz da fantastik yapısı, sadeliği, okurun içini ısıtan samimiliği de sebep olarak sunulabilir.

Kitabın ana karakteri her türlü insani duygudan yoksun; kalbi siyahlaşmış, cimri, yaşam, gülmek, güldürmek, arkadaşlık, sevgi, acıma nedir bilmeyen, Noel’in sıcaklığını ne kendisiyle ne de yakınlarıyla paylaşmamış, insanlardan uzak durmuş, kendini dışarıya kapatmış Scrooge’dır. Başınızı sağa ya da sola çevirdiğinizde Scrooge gibi insanların varlığını hissetmek hiç de zor değil. İşte bu yüzden bu karakter toplumsal bir simgedir bana göre. Bu tür insanların yaşama bağlanması, insani duyguları yaşaması ne kadar zor olabilir? Kitap üzerinden bakarsak geçmişin, şimdiki zamanın ve geleceğin hayaletleri Scrooge’ı, içimizde çokça yer alan Scroogeları demek daha doğru, iyi kalpli, mutlu mesut bir insan yapabilecekler mi? Noel Şarkısı bu soruları sorduran ve bu sorulara cevap arayan kısacık ama etkili bir kitap. O yüzden bu kitaba yediden yetmişe bir göz atmanın faydalı olacağı kanaatindeyim.

Noel Şarkısı’nı okurken bazı yerlerin okuyana bırakıldığını gördüm. Mesela, şu şu sebepten dolayı Scrooge’ın ne halde olduğunu siz düşünün veya Scrooge bunları yaparken ne düşünüyordu ben de bilmiyorum, gibisinden ucu açık bırakılmış cümlelerden bahsediyorum. Bu gibi cümleler sizin olayları zihninizde tahayyül etmenizi, karakterlerin içine inmenizi, olayları locadan izlemenizi kolaylaştırıyor. Kitapta insani duygulardan bahsedilirken ister istemez siz de kendi duygularınızı sorguluyorsunuz. Kısacık bir kitap ama hakkında sayfalar dolusu yazı yazılabilecek bir anlatıya, çok katmanlı yapıya, insanı evirip çeviren sade dile, yakın olduğunuz kişilerle bir arada olmanın mutluluğuna ve sahip olduğunuz değerli şeylerin önemine yer veriyor. O yüzden ben ne kadar yazsam boş. Kitapta bir şeyler bulmak sizin elinizde.

Son olarak kitabın basımı ve kimlere ne katabileceğinden bahsetmek istiyorum. Nihal Yeğinobalı’nın çevirisiyle Can Çocuk’tan 2003 yılında çıkmaya başlayan Noel Şarkısı’nı, 9 10 yaşından itibaren herkes okuyabilir. Özellikle gelişme çağındaki çocuklara yaşamlarını iyi değerlendirip ilerde ah vah etmemelerini, karşılık beklemeden bir şeyler vermenin insana katacağı duyguları, aile kavramının önemini kavratan bir kitap diyebilirim. İnsan umursasa da umursamasa da kendisinden iyi bahsedilmesini ister. Ama insan kendine duyarsızdır, yaptıkları istediklerine zıttır. Bu zıtlığın insana neler yaşatabileceğini gösteren Noel Şarkısı, içimizde oluşturduğumuz kutupları eriten, şömine sıcaklığındaki havasıyla yetişkinlere de hitap ediyor. Charles Dickens okumak güzeldi ve bu güzellik Oliwer Twist ile devam edecek. Keyifli okumalar.

Bütün İncelemeleri Göster