China Mieville

China Mieville

Yazar
7.7/10
89 Kişi
·
169
Okunma
·
19
Beğeni
·
1460
Gösterim
Adı:
China Mieville
Tam adı:
China Tom Miéville
Unvan:
İngiliz Yazar
Doğum:
Norwich, İngiltere, 6 Eylül 1972
China Tom Miéville (d. 6 Eylül 1972), İngiliz yazar. 8 tane basılmış romanı ve çeşitli antolojilerde yayınlanmış hikayeleri bulunmaktadır. Miéville yazdığı eserlerle Hugo ve Nebula ödülleri başta olmak üzere 11 ödül almıştır. Akademisyen olarak Marksizm ve uluslararası hukuk konusunda yazdığı bir kitabı da yayınlamıştır.
Veya belki de, ileri sürüldüğüne göre, Laşkeviç, panik içinde silahını kaldırdı ve onu kendine doğru çevirdi. Nereden geldiyse, ani bir silah sesi duyuldu. Yüzbaşı yere düşerken, askerler bakakaldılar.

Onunla birlikte bir başka şey de öldü. Tereddüt
Plehanov, İtalyan Sosyalist Partisi'nden Angelica Balabanoff'a şu tuhaf şeyleri söylüyordu: "Eğer hasta ve yaşlı olmasaydım, orduya katılırdım. Sizin Alman yoldaşlarınızı süngülemek bana büyük bir zevk verirdi."
China Mieville
Sayfa 47 - Ayrıntı Yayınları,2017
Şehrin altında yüz bin ceset yatmaktadır. St.Peter­sburg, "kemikler üzerine inşa edilmiş şehir" olarak bilinecektir.
China Mieville
Sayfa 19 - Ayrıntı Yayınları,2017
Bir işçinin sloganı şöyleydi: "Köle gibi yaşamaktansa, bir kemik yığını gibi düşmek daha iyidir."
China Mieville
Sayfa 41 - Ayrıntı Yayınları,2017
Mart ayının ilk Pazar günü, Çar II. Aleksandr, St. Petersburg’un büyük binicilik akademisini ziyarete gider. Kalabalığın içinden bir genç, Narodnaya Volya aktivisti Nikolay Ryasov mendile sarılı bir bombayı, kurşun geçirmez arabaya fırlatır. Bir patlama olur. Yaralanan izleyicilerin çığlıkları arasında, araç sarsılarak durur. Aleksandr tökezleyerek kargaşanın içine dalar. O, sağa sola yalpalarken, Ryasov’un yoldaşı Ignacy Hryniewiecki ileri atılır. İkinci bombayı fırlatır. “Tanrıya şükretmek için çok erken” diye bağırır.
Çok şiddetli bir başka patlama daha olur. Çarın maiyetinden biri o anı şöyle hatırlayacaktır; “Kar, kan ve kalıntılar arasından, giysi, apolet, süvari kılıçları ve insan etinin kanlı parçalarını görüyordunuz.” ‘Kurtarıcı Çar’ paramparçadır.
524 syf.
·5 günde·Beğendi
Yazarın okuduğum ilk kitabı Un Lun Dun. Açıkçası o kapak tasarımı ve ilginç ismi karşılaştığımız ilk saniyede ilgimi çekmişti. Mieville’nin başarılı bir yazar olduğu ortada; nitekim daha ilk sayfalarda bile yarattığı evrene dair özellikler ve betimlemeler insanda hayranlık uyandırıyor. Kurgu Londra’da geçiyor. Bu açıdan belki akıllara Harry Potter serisini getirebilir ancak bana kalırsa, fantastik türdeki birçok kitap ve filmin karması olduğunu söylemek daha doğru. Aynı zamanda kendisine has bir dünyayı da içeriyor. Bolca kelime oyununun olduğu paralel bir evren yaratılmış, çok hoş olmuş ancak çevirinin ustalığının da bunda büyük bir etkisi olduğu ortada. Bu çeviri sayesinde kendimi kurguya ve karakterlere, o evrene çok yakın hissettim çünkü kitap özgünlüğünü kaybetmeden bizim kültürümüze de ulaşmayı başardı bu şekilde. Sanırım bu kitapla ilgili en sevdiğim şeyler kelime oyunları ve çevirinin güzelliği oldu. Öte yandan, yazarın çok yetenekli olduğunu ancak bunu yeterince yansıtamadığını düşünüyorum. Kitap tek başına gayet başarılı ancak yazarın yeteneğini farketmemek elde değil, bu nedenle aslında fantastik türünde bir ün kazanabilme potansiyeli var. Bu gözetildiğinde kitabın yazarın yeteneğini karşılamak konusunda biraz basit kaldığı sonucuna vardım. Ama bağımsız düşünüldüğünde akıcı, büyüleyici, insanın içini ısıtan fantastik bir kitaptan bahsedebiliriz. Dediğim gibi, sadece ismi ve kapak tasarımı bile yeterli, okumanızı tavsiye ederim (:
524 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10
Yazarın okuduğum ilk kitabıydı. Kitap türü fantastiktir. 12 yaşında olan 2 tane kız Londra'da yaşamaktadırlar. Son bir kaç gündür doğa üstü bir kaç olay olmuştur. Çevrelerinde yaşayan hayvanlar kızlardan "Zanna" adlı olanı izliyor, ona bir şeyler anlatmak istiyor gibidirler. Bir gün bu iki kız Londra'nın bodrumlarından birinde bir su vanasını çeviriyor ve gizli bir geçitten başka bir şehre hiç bir insanın bilmediği bir yere geçiş yapıyorlar. Gittikleri yerde "Duman" diye bilinen bir düşmanın o şehri yok etmeye çalıştığını ve onu durdurması gereken kişinin, "Zanna" adlı kız olması gerektiğini, bir konuşan kehanet kitabınından öğreniyorlar. Oysa "Zanna" 12 yaşında küçük bir kızdır. Bunu başarabilecek mi? Gerisi spoiler :)
Kitap daha çok gençlere hitap ediyor. İtiraf etmeliğim ki yazarın betimlemesi çok güzeldi. Kitaplarda karakterlerin bazen resimlerine de yer verilmiş. Gördüğüm resimlerden yazarın ne kadar güçlü bir kalemi olduğunu görmek mümkündü. Dili ve yazım biçimi çok iyiydi. Kurgusu güzeldi. Her hangi bir mantık hatasıyla karşılaşmadım. Fantastik türünü sevenler için rahatlıkla önerebileceğim bir kitaptır. Keyifli okumalar.
672 syf.
·43 günde·6/10
Yeni Crobuzon üçlemesinin ikinci kitabı "Yara", tam 671 sayfalık bir betimleme romanı. Kitap okyanusun ortasında, binlerce geminin birbirine bağlanmasıyla oluşturulmuş bir yüzen şehirde geçiyor. Korsanlık yapılarak toplanan insan ve malzemelerle yaşayan Armada'ya getirilen beş kişinin etrafında dönen olaylar; bir yandan şehrin sürüklendiği macera etrafında bir yandan da şehir içerisindeki güç dengeleri çerçevesinde muazzam bir şekilde betimlenmiş. Marksist bilimkurgunun yaşayan en önemli isimlerinden birisi olan China Miéville, hayal gücü ile oluşturduğu her yeniliği tüm ayrıntılarıyla, sanki gerçekten görmüşçesine anlatıyor roman boyunca. Kitabın anlatıcısı olan Bellis karakterine, onun ikilem, kaygı ve bencilliklerine uyuz olduğumu gizlemeyeceğim. Bellis, roman boyunca bir orta sınıf aydınının her türlü özelliğini sergiliyor: Kaçmak zorunda bırakıldığı Yeni Crobuzon'a olan aptalca özlemi, kendisini sorgusuz sualsiz kabullenen Armada'ya verdiği sistematik hasar, kendisine güvenen herkese ihanet edip bunu normal kabul ederken kendisinin kandırıldığı hiçbir durumu hazmedememesi, sonsuz bencilliği ve dipsiz ahmaklığı ile tam bir aydın... Diğer yandan bir köleyken özgürleşen ve Armada'ya gönülden bağlı bir işçiye dönüşen Tanner Sack, bence kitaptaki en olumlu karakter. Kitabın benim için en zor yanı ise, tüm olay örgüsünü 671 sayfa boyunca Bellis'in gözünden takip etmek zorunda kalmaktı. Bir süre herhangi bir orta sınıf entelektüeline tahammül gösteremezsem, bu 671 sayfa yüzündendir bilginiz olsun ;)
416 syf.
Bilinen uzayın en uç köşesinde bir gezegen ve bu gezegeni paylaşan iki tür; Ev Sahipleri olarak adlandırılan Ariekalılar ve insanlar. Barış içerisinde yaşamalarına rağmen en büyük sorunları iletişim.

Ariekalılar'ın bu iletişimde olabilmeleri, duyabilmeleri için karşılarındaki kişinin iki kişi (ses) olarak ahenkle konuşmaları gerekmekte. İşte bu ev sahipleri ile iletişim kurma görevinde olan insanlarsa klonlanmış ve o ahenkli iki sesi çıkarma yetisine sahip Elçiler.
İnce bir çizgide de olsa bu barış içindeki yaşam ta ki bir dış müdahale; Bremen adlı koalisyonun EzRa adlı elçiyi gezegene atamasıyla bozuluyor. Gezegende yaşam, varolma bir kaos halini alıyor.

Okumaya başladığımda özellikle aldığı ödüllerle ve bilim-kurguya olan merakımla iştah açıcı, heyecan yaratan bir kitaptı. Ben hayal kırıklığına uğradım. Çok kapalı, dağınık bir dil. Açıklanmayan olay ve terimlerle bir bulmaca dokusu. Kitaba tutunmak, devam etmek oldukça zor. Son zamanlarda tüm ilgi, hevesime rağmen en zor bitirdiğim kitaplardan oldu.
336 syf.
·6 günde·8/10
Bölünmüş bir şehir, ya da yanyana iki şehir veya tek bir şehir! China Miéville, bu gerçekçi bilimkurgu polisiyede, aralarında hiçbir duvar, kontrol noktası ve hatta sınır olmadığı halde birbirlerinden tamamen ayrı iki şehirde gerçekleşen bir cinayetin peşine düşüyor. Sokaklar, parklar hatta trafik bile içiçe geçtiği halde, çocukluktan alınan özel eğitim sayesinde, birbirini görmeyen, diğer şehrin rüzgar ile uçup gelen çöpünü dahi farketmeyen bu insanların ilgi çekici hikayesi... "Şehir ve Şehir" hiçbir teknolojik veya fantastik öğe barındırmayan, özgün bir bilimkurgu... Polisiye yönü ağır basmasa, "psikolojik bilimkurgu" denilebilecek özel bir kitap.
Kitabının yazarı Miéville; antropoloji eğitimi almış, yüksek lisansını uluslararası ilişkiler, doktorasını ise uluslararası hukuk alanında yapmış; halen yaratıcı yazarlık eğitimi veren Marxist bir akademisyen. Çağdaş Marxsist bilimkurgunun en önemli yazarları arasında kabul ediliyor. Daha önce Ekim Devrimi ile ilgili bir kitabını okumuştum. Bu kendisinden okuduğum ilk edebi eser oldu. Bizim bölünmüş şehrimizin hatırına ilk bu romanı ile başlayayım dedim, hiç pişman değilim...
736 syf.
İşte budur! diyeceğim bir kitap daha. Bir dünya nasıl yaratılır, gelecek nasıl gözler önüne çevrilir, biz zaten bu şekilde bir öngörüyü tahmin ediyorduk nasıl denir bu kitapta anlıyorsunuz. Yazar olmak geniş bir hayal gücü ve o hayali gerçekleştirmek için, içi doldurulan kelimeler, cümleler gerektirir biliyoruz zaten ama bu kitapta kişiler, kişi olmayan kişiler, kişilikler, ırklar, nesiller sanki ince uçlu bir keski ile şekillendirilip hayat bulmuş, bu kitapta sınırları zorlamış diye bir şey yok! Bu kitap o sınırları kaldırmış, gerçekten de öyle bir dünya öyle bir hayat varmış da siz günlük bir seyir halindeymişsiniz izleniminde. Okuyun. Ve unutmayın.
336 syf.
·6 günde·Puan vermedi
Tuhaf kurgu...
Yazarı bu şekilde tanımlıyor kitabı. Söylediği kadar da var. Hafif distopya soslu bir kitap Şehir ve Şehir. Bir cinayetle başlayan hikaye iki şehrin sırlarına götürüyor bizi. Konu sürükleyici, yazarın dili de merak uyandırıcı. Açıkçası son 50 sayfaya kadar yüksek tempoyla devam etti kitap. Kurgu buraya kadar beni içine çekti ama sona yaklaştıkça konu yavanlaştı sanki. Sanırım sonuyla ilgili daha farklı bir beklenti oluşturmuştum kafamda. Yine de farklı türde okumak isteyenler için güzel bir alternatif olabilir Şehir ve Şehir.
544 syf.
·10 günde·Puan vermedi
Yeni Crobuzon üçlemesinin son kitabı Demir Konsey... Her bir kitap ayrı ayrı da okunabilir. Yazarın hayal gücü, yarattığı mekan ve karaketerlerin ayrıntılı tasviri, anlatım ve akıcılık çok iyi. Özellikle bu son kitap, soluksuz bir tempoyla daha ilk sayfadan okuru içine çekiyor ve hiç bırakmıyor. Devrimin diyalektiğine yönelik anlatım ve sürekliliğin, bilincin, tarihin rolüne ilişkin yaklaşımını çok beğendim. Bu benim Miéville'den okuduğum dördüncü kitap. Bu noktada şunu söylemem gerek ki, yazarı bir miktar karamsar bulduğuma kanaat getirdim. Kitaplarını yenilgi ve yıkım ile bitirmiyor evet, ama zaferle biten sonuçlardan da çekindiği açık. Yaşamın ikircikliğine, sonuca ulaşmak için ödenen bedellere dikkat çekmesi iyi tabii. Ama bu kazanmaya cüret edememe noktasına varınca, bedeller ortadan kalkmıyor... Bu da benim notum olsun, Miéville yorumumu okursa dikkate alır belki
224 syf.
·7272 günde·Puan vermedi
China Miéville için son on yılın en yaratıcı fantastik ve bilimkurgu yazarlarından biri demek kesinlikle yanlış olmaz. Genç yaşında Arthur C. Clarke gibi prestijli bir ödülü üç kez, Locus Ödülü’nüyse tam dört kez kazanma başarısı gösteren İngiliz yazar, son derece uç noktalarda gezen hayal gücü ve orijinal kurgularıyla dikkat çekiyor. Yayımlattığı son kısa romanı Yeni Paris’in Son Günleri de yazarın bu özelliğini ziyadesiyle yansıtıyor.

Yurt dışında 2016 yılında basılan kitap bizleri İkinci Dünya Savaşı sırasındaki Paris’e götürüyor. Ama bildiğimiz tarihin dışına çıkıp, alternatif bir zaman dilimi resmediyor sayfalarında. Bu yeni gerçeklikte tüm sürrealist eserler hayat bulmuş ve Paris’in sokaklarında cirit atmaya başlamıştır. Şehir halkıysa bir yandan işgalci Nazilerle savaşırken diğer yandan da sağı solu belli olmayan bu tuhaf yaratıklarla bir arada yaşamak zorunda kalmıştır. Sadece bununla kalsa iyi, Nazilerin okült bilimlere olan tutkusu Cehennem ordularını da şehre çekmiş, işleri iyice çorba hâline getirmiştir. İşte bu karmaşada La Main à Plume’dan, yani sürrealist direnişçilerden biri olan Thibaut adındaki genç bir adamın başından geçenleri okuyoruz Yeni Paris’in Son Günleri kitabında.

M. İhsan Tatari

İncelemenin tamamı: https://kayiprihtim.com/...leri-china-mieville/
524 syf.
·Puan vermedi
İnanılmaz derecede güzel bir kitap. Hayal gücü seviyesi yüksek ve betimlemeleriyle oldukça güçlü. En sevdiğin kitaplardan bir tanesi. Bence okunması gereken bir öyküye sahip. Eğer hiç hayal edemiyorum diyorsanız bu kitaptan sonra her şeyin değişeceğine eminim

Yazarın biyografisi

Adı:
China Mieville
Tam adı:
China Tom Miéville
Unvan:
İngiliz Yazar
Doğum:
Norwich, İngiltere, 6 Eylül 1972
China Tom Miéville (d. 6 Eylül 1972), İngiliz yazar. 8 tane basılmış romanı ve çeşitli antolojilerde yayınlanmış hikayeleri bulunmaktadır. Miéville yazdığı eserlerle Hugo ve Nebula ödülleri başta olmak üzere 11 ödül almıştır. Akademisyen olarak Marksizm ve uluslararası hukuk konusunda yazdığı bir kitabı da yayınlamıştır.

Yazar istatistikleri

  • 19 okur beğendi.
  • 169 okur okudu.
  • 5 okur okuyor.
  • 195 okur okuyacak.
  • 8 okur yarım bıraktı.