Christine Nöstlinger

Christine Nöstlinger

Yazar
8.1/10
66 Kişi
·
187
Okunma
·
13
Beğeni
·
2.019
Gösterim
Adı:
Christine Nöstlinger
Unvan:
Avusturyalı Çocuk ve Gençlik Kitabı Yazarı
Doğum:
Viyana, Avusturya, 13 Ekim 1936
Günümüzün tartışmasız en çok sevilen çocuk ve gençlik kitapları yazarlarından biri olan Christine Nöstlinger, 1936’da Viyana’da doğdu. Çocukluğu, iki yaşındayken Hitler ordusunun işgali altında kalan Avusturya’da bodrum sığınaklarında geçti. Polonya’ya kaçmak zorunda kalan babasının yokluğuyla ağırlaşan bu savaş yıllarında, bomba isabet eden evlerinin enkazından iki kez sağ olarak çıkarıldı. Dokuz yaşındayken, Kızıl Ordu Viyana’ya girdiğinde bodrum yaşamından kurtulan Nöstlinger, Viyana Uygulamalı Sanatlar Akademisi’nde öğrenim gördü. 1950’lerin sonunda evlenip iki kız çocuğu sahibi olduktan sonra “ev kadını” kimliğiyle yetinemeyeceğini anlayıp, iyi yaptığını düşündüğü kitap resimleme işine başladı. Ancak iki yıl üstünde çalıştıktan sonra yayıncıya göndermeyi göze aldığı ilk kitabı Alev Saçlı Çocuk (Die feuerrote Friederike) düşündüğünün tersine desenleri yerine yaratıcı öyküsüyle ilgi görünce, kitap resimlemeyi bırakıp yazmaya başladı. Kendisi, yazma konusunda “tembel” olduğunu ileri sürse de, Nöstlinger, son otuz yıl içinde yüzün üstünde kitabı ve sayısız makalesi yayımlanmış çok üretken bir yazar. Çocuklara ve gençlere yazmanın yanı sıra yetişkinlere de, özellikle Viyana lehçesinde şiirler ve öyküler kaleme alıyor. Çeşitli gazete ve dergilerle Avusturya Radyosu için de çalıştı. Günümüzde dünya çocuk edebiyatının klasikleri arasında sayılan Kim Takar Salatalık Kral’ı ile 1973’te Alman Gençlik Edebiyatı Ödülü’nü kazanan yazar, pek çok ödülün yanı sıra 1984’te uluslararası Hans Christian Andersen Ödülü’nü ve 2003’te de yine uluslararası Astrid Lindgren Edebiyat Ödülü’nü aldı. Yabancı düşmanlığına karşı etkin bir sosyal örgütlenmeye de destek veren Nöstlinger, çocuk edebiyatına getirdiği eleştirel-sosyal tutumuyla “antiterbiyeci” bakış açısıyla ünlendi. Genellikle orta halli aile çocuklarının gündelik yaşamlarını ele aldığı kitaplarında, geleneksel aile yapısını ve okul kurumunu esprili bir üslupla eleştiriyor.
“Annem kızmaya başladı. Kendisinin iyi bir anne olduğunu, bu yüzden ona işin gerçeğini anlatmamız gerektiğini söyledi. Biz de ona gerçekten iyi bir anne olduğunu, ama işte bu nedenle ona her şeyi anlatmamızın gerekmediğini söyledik. Annem iyi bir anne olduğu için bizi anladı.”
Ona kalmasını söylemek istedim; çünkü ona ihtiyacım vardı, çünkü onsuz yapayalnızdım, çünkü gerçekten sevdiğim tek kişiydi, çünkü birbirimize aittik ve onsuz nasıl yaşayacağımı bilemiyordum.
“...başkalarınının ne dediğine aldırmamak gerekir.” ...”hep başkalarının ne yaptığına bakarsan, sen de hep onların yaptığını yaparsın; sonunda da, onlardan biri olur ve kendi kendine bile katlanamamaya başlarsın.”
Babam, benim yaşımda bir çocuğun korkmaması gerektiğini söyler. Oysa, büyükbabam yalnızca aptalların hiç korkmadığını söyler.
Bir kral sıradan insandan fazla bir şeydir. Bu yüzden, 'ben' yerine 'biz' diyor. Bizler de ona 'sen' yerine 'siz' deriz, o da sıradan insanlara 'sen' yerine 'o' der!
Yine bir çocukluk anısı. :) Çok keyifle okuduğumu hatırlıyorum. Bu kitaplar sayesinde okuma aşkına tutulduk. İlk kitapların verdiği o tat yıllar geçse de unutulmuyor.
Bence güzel bir kitaptı. Hikayesini değişik buldum. Çok akıcı bir kitaptı. Yani içinde merak duygusu vardı ve hikayenin devamını merak ediyorsunuz. Bu merak benim kitabı bir günde bitirmemi sağladı. Okuyunca pişman olmayacağınız bir kitap.
Kitabı çok begendigimi soyleyemicem o yüzden fazla uzatmadan size biraz kitap hakkindaki dusuncelerimi paylasicam.Kitaptaki kiz karakterin ailesi ayrilmis ama bundan pek de uzuntu duydugunu dusunmuyorum belki yazar anlatamadi yada boyle olmasini istedi.Kitabin ismini neden hadi ama baba koydugunu anlamadim zaten kitaptan hakkinda pekbir sey anladigim soylenemez.Ben kitabin anlatis tarzini begenmedim icin kitap hakkinda fazla bir sey anlamadim ama genclik romanlarini seviyorsaniz bu kitapi size tavsiye edebilirim.
Bazı olaylar olağandışı gerçekten. Açıkçası ben daha farklı bir son bekliyordum. Ama yinede kötü bir kitap değildi. Sevdiğim kitaplar arasında.
Krallık çoğu zaman hıyarca bir şeydir. İnsanların korkularından ve öz güven eksikliğinden beslenir. İnsanlar kimi zaman bir kral gibi davranır. Simit yenilen yere saray kimi otel odasına da kral odası deriz.Bana öyle geliyor ki hıyarlık sadece kralda değil. Oysa demokrasi yani halkın yönetimi daha paylaşımcı ve eşitlikçidir. Aile ve okulda korkunun insanı ne hale düşüreceğini anlatan bu kitabı öğrencilere,anne-babalara ve öğretmenlere tavsiye ederim. Krallara mı dediniz.Boş verin o salatalıkları...
7. sınıfta okuduğum ve 1 günde bitirdiğim bir kitaptı. O zamanlar yeni yeni kitap okumaya başlamıştım ve gerçekten beğenerek okuduğum bir kitap olması ve beni kitaplara daha fazla yönlendirmesi daha da mutlu etmişti beni. ilköğretim çağında okunabilecek harika kitaplardan biri.
Görünüşe aldanma.Önyargılarını kır. Diyor resmen bizlere sadece önyargı ile karar verenlere . Acaba önyargılı biri bu kitabı okuyup önyargılarını kırmış mıdır. NEYSE BAYILDIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIM.
Çok önceden okuduğum ve keyifle beni bi kaç günde bitirmem için zorlayan kitap. Nerden elime ulaştı hatırlamıyorum ama iyi ki ulaşmış. Bu tarza ne deniliyor bilmiyorum ama sanırım şu anki dünya düzeniyle ilgili taşlama yapmış ve çokta başarılı olmuş yazar. Ellerine sağlık
Sürükleyici bir çocuk hikaye kitabıdır. Jakobun en yakın arkadaşları komşunun üç kızına uzak bir akrabalarından miras kalmıştır ve macera asıl burada başlamaktadır.

Yazarın biyografisi

Adı:
Christine Nöstlinger
Unvan:
Avusturyalı Çocuk ve Gençlik Kitabı Yazarı
Doğum:
Viyana, Avusturya, 13 Ekim 1936
Günümüzün tartışmasız en çok sevilen çocuk ve gençlik kitapları yazarlarından biri olan Christine Nöstlinger, 1936’da Viyana’da doğdu. Çocukluğu, iki yaşındayken Hitler ordusunun işgali altında kalan Avusturya’da bodrum sığınaklarında geçti. Polonya’ya kaçmak zorunda kalan babasının yokluğuyla ağırlaşan bu savaş yıllarında, bomba isabet eden evlerinin enkazından iki kez sağ olarak çıkarıldı. Dokuz yaşındayken, Kızıl Ordu Viyana’ya girdiğinde bodrum yaşamından kurtulan Nöstlinger, Viyana Uygulamalı Sanatlar Akademisi’nde öğrenim gördü. 1950’lerin sonunda evlenip iki kız çocuğu sahibi olduktan sonra “ev kadını” kimliğiyle yetinemeyeceğini anlayıp, iyi yaptığını düşündüğü kitap resimleme işine başladı. Ancak iki yıl üstünde çalıştıktan sonra yayıncıya göndermeyi göze aldığı ilk kitabı Alev Saçlı Çocuk (Die feuerrote Friederike) düşündüğünün tersine desenleri yerine yaratıcı öyküsüyle ilgi görünce, kitap resimlemeyi bırakıp yazmaya başladı. Kendisi, yazma konusunda “tembel” olduğunu ileri sürse de, Nöstlinger, son otuz yıl içinde yüzün üstünde kitabı ve sayısız makalesi yayımlanmış çok üretken bir yazar. Çocuklara ve gençlere yazmanın yanı sıra yetişkinlere de, özellikle Viyana lehçesinde şiirler ve öyküler kaleme alıyor. Çeşitli gazete ve dergilerle Avusturya Radyosu için de çalıştı. Günümüzde dünya çocuk edebiyatının klasikleri arasında sayılan Kim Takar Salatalık Kral’ı ile 1973’te Alman Gençlik Edebiyatı Ödülü’nü kazanan yazar, pek çok ödülün yanı sıra 1984’te uluslararası Hans Christian Andersen Ödülü’nü ve 2003’te de yine uluslararası Astrid Lindgren Edebiyat Ödülü’nü aldı. Yabancı düşmanlığına karşı etkin bir sosyal örgütlenmeye de destek veren Nöstlinger, çocuk edebiyatına getirdiği eleştirel-sosyal tutumuyla “antiterbiyeci” bakış açısıyla ünlendi. Genellikle orta halli aile çocuklarının gündelik yaşamlarını ele aldığı kitaplarında, geleneksel aile yapısını ve okul kurumunu esprili bir üslupla eleştiriyor.

Yazar istatistikleri

  • 13 okur beğendi.
  • 187 okur okudu.
  • 5 okur okuyor.
  • 59 okur okuyacak.
  • 4 okur yarım bıraktı.