Christy Brown

Christy Brown

8.4/10
2.765 Kişi
·
10.315
Okunma
·
295
Beğeni
·
10.230
Gösterim
Adı:
Christy Brown
Unvan:
İrlandalı Yazar ve Ressam
Doğum:
Dublin, İrlanda, 5 Haziran 1932
Ölüm:
Dublin, İrlanda, 7 Eylül 1981
Christy Brown (5 Haziran 1932 – 6 Eylül 1981), İrlandalı yazar ve ressam 23 çocuklu bir ailenin, hayatta kalabilen 13 çocuğundan biri olarak Dublin'de doğmuştur.Beyin Felci ile dünyaya gelmiş ve uzun süre hareket ve konuşma yetenekleri olmadan yaşamıştır. Doktorlar, başlangıçta C.Brown'un zihinsel olarak özürlü olduğunu düşünmüşlerdir ve öleceğini söylemişlerdir. Fakat annesi doktorların sözüne aldırmayarak oğlunun eğitilebileceğine inandı. Annesinin bu çabaları sonuç verdi ve Christy Brown sol ayağını kullanarak yazmayı ve resim yapmayı başardı. Konuşmaya başlaması ile birlikte, doktorlar tedavi biçimini değiştirerek fizyoterapiye ağırlık vermişler, böylelikle yazar daha rahat hareket edebilmeye başlamıştır.rnrnYaşamı boyu yardıma muhtaç olarak yaşaması onun İrlanda'nın tanınmış yazarları arasına girmesini engellememiştir. Sadece sol ayağını kullanarak yazdığı eserler, onun dünya çapında bir üne kavuşmasını sağlamıştır.rnrnKendi hayat hikâyesini yazdığı Sol Ayağım (My Left Foot) adlı eseri filme alınmıştır. Baş rolünü Daniel Day-Lewis'in oynadığı Sol Ayağım filmi büyük bir başarı kazanmıştır. Bu tarzda yazdığı diğer kitabı da (Dream All The Days) en çok satanlar listesine girmiştir.rnrnLondra'ya yaptığı birkaç ziyaret dışında bir kere de Amerika'ya giden yazar, tüm yaşamını Dublin'de geçirdi.rnrnChristy Brown 1981'de öldü. Christy Brown hayat hikâyesinin bulunduğu Sol Ayağım kitabında annesine sık sık teşekkür etmektedir. Ailesi onunla hep gurur duyduğunu belirtiyor.
Daha önce pek fazla okumuyordum. Kitaplar evimizde pek sık görülmezdi. Ekmeğin daha önemli olduğu düşünülürdü. Karnımızı doyurmak zihnimizi doyurmaktan daha önemli bir işti.
Yalnızdım, kendi dünyama hapsolmuştum, diğerleriyle iletişim kuramıyordum; varlığımı onların varlığından ayıran, beni onların hayatı ve faaliyetleri dışında tutan camdan bir duvar vardı sanki.
Hayatımda yeni bir gün diye bir şey yoktu, her gün bir öncekinin bir tekrarıydı, hiç değişiklik ya da değişiklik umudu söz konusu değildi.
Christy Brown
Sayfa 88 - Nora Kitap 2.Basım
Tony, bana dünyadaki her şeyi Tanrı'nın inşa ettiğini söylediğinde, ona pis bir yalancı olduğunu söyledim, çünkü babam, evleri sadece duvar ustalarının yapabileceğini söylemişti ve Tanrı'nın duvar ustası olmadığını biliyordum.
Herkesin yapacak bir şeyi vardı, onları meşgul edecek, zihinlerini ve ellerini faal tutacak şeyler. Hayatlarını bir bütün kılacak ilgi alanları, faaliyetleri ve amaçları vardı; bütün bunlar enerjilerine doğal bir kaynak ve doğal bir ifade ortamı sağlıyordu. Benimse yalnızca sol ayağım vardı.
Aynadan nefret eder ve korkar olmuştum. Bana çok fazla şey anlatıyor gibiydi.
Christy Brown
Sayfa 44 - Nokta Kitap
Çocukken sakatlığımın bilincine vardığımda acı acı ağlamıştım. Artık ağlamıyordum; gözyaşlarının ferahlatıcılığını bile yaşayamıyordum. Bütün acım içimdeydi.
Fiziksel veya zihinsel engelli bir insanın herhangi bir başarı hikayesi ile karşılaştığımda kendime şu öğüdü veririm; 'Bu başarının normal olduğunu kabul et ama onu normalleştirme...'

İlk bakışta kendi içinde çelişkili gibi duran bu ifadeyi biraz daha açmakta fayda var. En kalabalık kişisel gelişim seminerlerinden tutun da mahalle kahvesindeki ya da yemek masasındaki en sıradan sohbetlere kadar herkesin bildiği, inandığı, doğru kabul ettiği klişe tespitler vardır; insan çalışırsa başarır, insan isterse, onu hiçbir engel durduramaz, her şey seninle başlar, başarmanın yolu kendi içindedir, just do it!...

Bu sloganvari motivasyon cümlelerinin gerçek hayatta bir karşılığının olup olmadığını kontrol etmek için sıfırdan bir laboratuvar kurmaya, deneyler yapmaya gerek olmadığını biliyoruz. Engelli olsun ya da olmasın, tarih boyunca sayısız insanın yazdığı başarı hikayeleri var karşımızda... Evet, insan kendisiyle barışıksa, ne yapmak istediğini biliyorsa, hedefleri varsa, Tanrı'nın ya da insanların ona verdiği imkanlar ölçüsünde 'başarı'ya ulaşabilir. Tabii başarı dediğimiz şey özneldir. Bir bebeğin halının üzerinde attığı ilk adım da, bir astronotun Ay'da attığı ilk adım da bir başarı hikayesidir... Çünkü başarı, kendinize koyduğunuz hedefe ulaşma eylemidir. İşte buradan hareketle, engelli olsun ya da olmasın her insanın başarı hikayesini normal karşılamak gerekir.

Şimdi Christy Brown üzerinden engelli bir insanın başarısını neden normalleştirmememiz gerektiğini ele alalım. Doğuştan beyin felci olan ve sol ayağı dışında vücudunun hiçbir uzvunu yönetemeyen, ayrıca konuşma zorluğu çeken, yani bedenini yönetemediği gibi kendini de ifade edemeyen bir insan var karşımızda. Başarı kriterinden gittiğimiz için şu soruyu C. Brown için de sormamız gerekiyor; Hayata bu parkurdan başlayan birisi için başarı hedefi ne olmalıdır? Bu soruya, aşağı yukarı şu cevapları sıralayabiliriz:

* Kısa vadede, yönetebildiği sol ayağını geliştirerek başkalarına olan bağımlılığın bir bölümünden kurtulabilmek.
* Ufak tefek dertlerini anlatabileceği seviyede kendine ait bir dil geliştirmek.
* Orta vadede belki sol ayağı yardımıyla çatal-kaşık gibi bazı cisimleri tutmak ve kendi başına daha fazla iş becerebilmek.
* Dış dünyadan tamamen soyutlanmış bir hayat yaşayamayacağı için belki okumayı öğrenmek.
* Uzun vadede, tüm tıbbi yardımları alarak bedenindeki ölü kasları biraz olsun canlandırmak, iletişim dilini olabildiğince geliştirmek, tekerlekli sandalyesi ile ev içerisinde ve dışarıda kimseye ihtiyaç duymadan hareket edebilmek vs.

Sıraladığım bu maddeler, sağlıklı insanların engelli bir insandan ortalama beklediği başarı hedefleridir. Kaldı ki bu liste yine iyimser bir listedir. Çünkü Brown dünyaya geldiği andan itibaren annesi dışında çevresindeki insanlar ona bu kadarını bile layık görmemişler.

O halde bugün tüm dünyanın tanıdığı, yazar, şair ve ressam olarak bilinen, iki kitap yazan, onlarca resim çizen, kitaplarından biri Hollywood tarafından filme uyarlanan Brown'un bu başarısı normal midir?

Onun bu otobiyografik romanını okuduğumuzda, onu tanıdığımızda, hayat mücadelesine tanıklık ettiğimizde bu başarının normal olduğunu görebiliyoruz. Peki 'bu durum normalleştirilmeli mi' sorusuna gelince, her 'sağlıklı' insan, eğer varsa, kendi başarı hikayeleri üzerinden bunun yanıtını kolayca verebilir.

İşte sağlıklı bir insanın kendi hayatındaki çıkmazlar da tam bu noktada karşımıza dikiliveriyor aslında... Günümüzde kendini 'mutsuz' olarak ifade eden pek çok bireyin, bu mutsuzluğunun derinlerinde bir başarı hikayesine sahip olmaması yatmakta. Sağlıklı ama hedefi yok... Sağlıklı ama yaşam enerjisi yok. Sağlıklı ama dünyaya bir tuğla koymak için mecali yok... C.Brown gibi görünür değil, görünmeyen engellere sahip. Engelleri doğuştan gelmiyor, yaşadıkça kendi kendine ortaya çıkıyor. Her yenilgi, engel duvarına bir sıra daha taş diziyor.

Sağlam bacakları var ama yürümeye, koşmaya engelli. Sağlam elleri var ama üretmeye engelli. Sağlam bir beyni var ama düşünmeye engelli. Peki bedeninde bir organı, işlevini yerine getiremediği için hareket edemeyen insanla, organları çalışır durumda olmasına rağmen hareket edemeyen insanlar arasında ne fark var? C. Brown, kendi somut engellerini aşıp başarıya ulaşırken, soyut engellerine takılıp yerinde sayan insanları karşımıza aldığımızda, hala C. Brown'u engelli olarak nitelememiz gerçek bir haksızlık değil mi?

------------------------------------

İşte bunları sorgulayıp durdum, Sol Ayağım'ı okurken... Kitapla ve kahramanıyla ilgili hiçbir bilgim olmasaydı ve biri bu kitabı alıp önüme koysaydı, muhtemelen kitabın yazarının Gheorghe Hagi veya Alex de Souza olduğunu düşünürdüm:) Christy Brown, bana sadece futbolun değil, edebiyatın da muhteşem sol ayaklılara sahip olduğunu gösterdi.

Bu kitabın başka bir özelliği daha var. İçinde bir değil iki yaşam öyküsü taşıyor. Tabii bunu görebilmek için biraz da o gözle bakmak gerekiyor. Diğer yaşam öyküsüne gelince, en az ilki kadar okunası, ilginç, sıra dışı ve akıllara durgunluk verir cinsten... Hatta keşke Brown o öyküyü de ayrıca kaleme alıp ayrı bir kitap olarak yayımlasaymış dedim içimden. Belki bunu o da istemiş ama kısacık ömrü bunun hayata geçmesine mani olmuştur, kim bilir?

Kitaptaki diğer yaşam öyküsünün kahramanı C.Brown'un annesi Bridget Brown... Bugün Christy hakkında şu satırları yazabiliyor, onun bu muhteşem yaşam öyküsü hakkında konuşabiliyorsak bunu en az Christy kadar annesine de borçluyuz.

Hayatı boyunca 22 defa çocuk doğuran bir kadından bahsediyoruz. Bu çocukların bazıları hayatta kalıyor, bazılarıysa ölüyor. Ortancası ise bildiğiniz gibi engelli geliyor dünyaya... Eğer bir hamilelik kariyerinden bahsedeceksek, işte o kariyerin zirvesine bu harika kadını koymalıyız bence:) Tabii bu ailenin geçimini sağlayan duvarcı ustası babanın da hakkını teslim etmek lazım. Ancak Christy'nin yaşam öyküsünün mimarı, şüphe götürmeksizin annesi... Daha doğduğu andan itibaren, çevredekilerin negatif telkinlerine aldırış etmeden çocuğunu sahiplenen, ona okumayı öğreten, en imkansız isteklerini dahi büyük bir olgunlukla karşılayan ve Christy'nin hayallerini gerçeğe dönüştürmek için her adımı atan bu anne, her türlü övgüyü fazlasıyla hak ediyor. Kitabı yazılsa bir solukta okunacak, filmi çekilse göz kırpmadan seyredilecek bir yaşam öyküsü...

Özellikle 'Annemin yaptığı ev' adını taşıyan kitabın 10. bölümü, en severek okuduğum bölüm oldu. Eğer Adile Naşit'in 'Bizim Aile' filminde canlandırdığı Melek karakterinin, iki gün önce veda ettiğimiz Münir Özkul'un canlandırdığı Yaşar Usta karakterinin, hatta o filmdeki tüm ailenin Dublin versiyonunu görmek isterseniz, kitabın 10. bölümünü daha dikkatli okuyun derim:)

Bu kitabın incelemesine başlarken 'Bakın ne zor hayatlar var, halinize sık sık şükredin' teması üzerinden özellikle gitmek istemedim. Hatta mümkün olduğunca kaçtım bu yoldan... Çünkü şükretmek bana göre sadece bunu lafzen dile getirmekten ibaret değildir. Şükretmek bir farkında olma halidir. Neye şükrediyorsanız, o şeyin bir lütuf olduğunun farkındasınız demektir. Ancak benim nazarımda farkındalık, eyleme dönüştüğü andan itibaren anlam kazanır. Eğer yarın bir hesap günü olacaksa ki ben inançlı bir insan olarak olacağına inanıyorum, Allah bana, 'Ben Christy Brown'a sadece sağlam bir sol ayak verdim. O da bununla tüm insanlığa faydası olacak iki kitap yazdı, sana ise çok daha fazlasını verdim. Peki sana verdiklerimle sen ne yaptın' diye sorduğunda cevap olarak; 'Verdiklerin için sana sürekli şükrettim' demenin bana hiçbir şey kazandırmayacağını düşünüyorum. Ve ayrıca, inançlı ya da inançsız olalım, bu sorunun hesap gününe bırakılmadan tam da hayatın ortasında kendi kendimize sormamız gereken en önemli sorulardan biri olduğunu düşünüyorum;

Sen ne yaptın?

Herkese keyifli okumalar dilerim...
(:

Kitabı sol ayağıyla yazan Christy den öğrendiğim şey şu ki, içimizde doğuştan gelen cevheri dışarı çıkarmanın yolu koşulsuz sevgidir. Doktorların kahramanımıza zihinsel engelli dediği, annesinin koşulsuz sevgisi ve dolayısıyla bu sevgiyle oluşturduğu özgüven sayesinde yazdığı kitabı "en çok satanlar" listesine girmiştir ki, bu da bence başarıdır. Kitap otobiyografi olduğu için çok fazla süsten arındırılmış, duru bir anlatımı var. Akıcı ve samimi bir kitap. Başarının nedeni nedir? Nasıl oluşur? Kitabı psikolojik açıdan değerlendirirseniz otobiyografiden çok şey öğrenirsiniz. (:

~~~Tavsiye ediyorum- şiddetle~~~
Hiç unutamadığım bir anıdır. O zamanlar 6. sınıfta okuyorum.Okulumuzda Esra Bahçeci adında genç,idealist ve aynı zamanda çok sevdiğim bir Türkçe öğretmenimiz var. Son derece neşeli,güler yüzlü,munis bir kadın.

Bir sabah Esra Öğretmen derse yine o güler yüzüyle girdi ve "Size bir kitap önereceğim,beni çok etkileyen bu kitabı beğeneceğinizden eminim." dedi. İsmi "SOL AYAĞIM"... İnanın kitabı okul kütüphanesinden o gün aldım ve iki gün içinde okudum. O gün bugündür etkisindeyim.

Kitap neden bütün zorluklara rağmen yılmamamız,mücadele etmemiz gerektiğinin kanıtı.
Şartların zorluğunu bahane olarak değil başarı yolunda bir basamak,şevkimizi arttıran bir engel olarak görmemiz gerektiğinin tanığı niteliğinde.
Neden hayatta her şeye rağmen yüzümüzdeki gülümsemeyi eksik etmememiz gerektiğinin,ideallerimizden asla vazgeçmememiz gerektiğinin bir göstergesi tıpkı Esra öğretmenim gibi...

Selam olsun ülkemin her yanında, her şartta ülkemin geleceğini yetiştiren gül yüzlü "ESRALARA"...
Christy Brown'un ele aldığı bir otobiyografi türünde kitap olsa da benim gözümde mükemmel ötesi bir motivasyon sağlayıcı ve hatta kişisel gelişim kitabı idi.
Bir insanın başına gelebilecek en kötü durumda bile nasıl pes etmeden çabalayarak durumun içinden çıkışı ya da hayatı yaşanılabilir kılışını çok güzel bir şekilde kaleme almış. Yer yer kendimi onun yerine koyup ben olsam böyle bir durumda ne yapardım diye kendime sordum ve bir çoğunun cevabıda içinden çıkamazdım heralde oldu. Meğer pes etmeye, vazgeçmeye, şikayet etmeye ve hatta şükretmemeye ne kadar alışmışız onu fark ettim.
Okumayanlar için içeriği hakkında bir iki cümle ile bilgi vermem gerekirse; doğuştan beyin felci olan bir çocuğun annesi ile yaşama tutunuşunu ve harikalar yaratışını anlatıyor. Annesi sayesinde hayatını
yaşanabilir kılıyor. Dışarıya çıkıyor, arkadaş ediniyor, yüzmeye gidiyor, aşık oluyor ve okuma yazma öğrenip kendi hayatını kaleme alıyor.
Kitap bittikten sonra artık bambaşka bir bakış açısı kazandığımı, hiç değilse bundan sonra yaşayacağım sorunları daha farklı bir şekilde ele alacağımı gördüm.
Sizlere de çok şey katacağına inanıyor ve keyifli okumalar diliyorum.
Bu kitap çok güzel ve akıcı sekilde okudum beğendim ve kitabın ikincisinide aldım konusu Christy Brown sol ayağıyla kalem tutmayı konuşamamanın verdiği acizlikleri ve annesiyle babasının yardımıyla tekrar hayata ümitlendirilmesini anlatmaktadır bu yüzden çok beğendim bir umitle herşey oluyor bu kitapdaki şekil umitsizliklere hep kalıyouz oyki bu kitabı okuyana kadar insanın içinde ufacık bir umit olması çok güzel bunu gayet iyi anladım kolayca pes etmeyelim değilmi yin en ufacık bir şekilde bir ümit beseyelim içimizde bu kitaba acıkcası bayılım 2 günümü aldı fazla deil zaten 184 sayfa ama bişey deil okumayı sevenler için filminide izledim çok güzeldi tercih edin okumayı tavsiyemdir :)...
Sol ayağım 2 yani Her Gün Hüzün çok güzel ikiside akıcı sekilde okudum birni bitirip ikincisine başlayıp bitirdim çok güzel konusu herşeyi anşatması bir ufak ümidimizi kesmemizi söylüyo açıkcası okuyon bilir bence okumanızı isterim çok güzel çok değişik duygulandıgım sahneler bile var o derece okuymayı tercih edin konusu da güzel bir insanın her zorluğa karşı hayattan vazgeçmemesini de anlatan bir kitap ..
Bazen kendinizi boşluğa bırakmak istersiniz. Bazen, hayatın ellerinden tutmayı reddedip, karanlıkta kaybolmayı kabul edersiniz. Ama asla umutsuzluğa düşmemelisiniz. Hayat acıdır, kabullenmemiz gereken gerçekleri vardır. Ama hayal kırıklıkları ve gerçekliği ile, hayat hayattır. Ne zaman vazgeçmeyi düşünürseniz, hayatın sizi daima kabul edeceği gerçeğini unutmayın, yanlız değilsiniz...
Azim abidesi bir kitap.

Christy Brown İrlandalı bir şair,yazar,ressam...Tabi onu en farklı kılan şeyse;beyin felçli olarak dünyaya gelip vücudunda tek oynatabildiği uzvu olan sol ayağıyla eserler vermesidir.

Orta okul dönemlermizde,hocalarımızın bir çoğumuza okutturduğu ama içindeki o ince mesajı sonradan anladığımız müthiş eser.

Doğuştan engelli olarak dünyaya gelen yazar alın yazısını değiştirdiği hayatını hikayeleştirip anlatmaktadır.Hem bakış açımızı değiştirebilcek,hem Şükür kavramını bize daha iyi benimsetecek,hem de bu hayat maratonunda pes etmemeyi sizlere fazlasıyla hissettirecektir bu kitap.

Çoğunuz bu kitabı okumuştur ama okumayan arkadaşlar mutlaka OKUSUN ve kütüphanesine koysun.Karamsar olduğunuz her vakitte bu kitabı hatırlar kendinize gelirsiniz.
Kitap öncelikle gerçek bir yaşam öyküsü olma nedeniyle beni derinden etkiledi. Bu kitap bizim Allah'a şükür etme nedenimizi ortaya koyuyor. Gerçekten kendimi Chris yerine koyunca bu durumun getirdiği müthiş zorluğu psikolijiyi anladım. Onun kadar umutlu olabilir miydim acaba onu da bilmiyorum Allah kimseye göstermesin. Bu zamana kadar okumadığıma pişman oldum ama er ya da geç okunmalı. Ne olursa olsun umudu kaybetmememiz gerekir.
Kitap doğuştan beyin felçli olan Christy Brown'un otobiyogrofik romanı, okuyup ufuk açacak türden.

Beyin felçli çocuğunun doktorların sözlerine kulak tıkayıp eğiten fedakar anneye hayran kalmamak elde değil. Çocuk eğitiminde annenin rolünün ne kadar belirleyici olduğuna bir kez daha şahit oldum. Tabii Christy Brown'un azmini de unutmamak gerek.

Filmini önce izlemem kitaptan daha az etkilenmeme neden olsa da okurken de keyif aldım. Ama filmden daha fazla etkilendiğimi belirteyim. Bu başarı öyküsünü herkes okumalı bence. :)

Keyifle okuyun, umutlu kalın... :)

Yazarın biyografisi

Adı:
Christy Brown
Unvan:
İrlandalı Yazar ve Ressam
Doğum:
Dublin, İrlanda, 5 Haziran 1932
Ölüm:
Dublin, İrlanda, 7 Eylül 1981
Christy Brown (5 Haziran 1932 – 6 Eylül 1981), İrlandalı yazar ve ressam 23 çocuklu bir ailenin, hayatta kalabilen 13 çocuğundan biri olarak Dublin'de doğmuştur.Beyin Felci ile dünyaya gelmiş ve uzun süre hareket ve konuşma yetenekleri olmadan yaşamıştır. Doktorlar, başlangıçta C.Brown'un zihinsel olarak özürlü olduğunu düşünmüşlerdir ve öleceğini söylemişlerdir. Fakat annesi doktorların sözüne aldırmayarak oğlunun eğitilebileceğine inandı. Annesinin bu çabaları sonuç verdi ve Christy Brown sol ayağını kullanarak yazmayı ve resim yapmayı başardı. Konuşmaya başlaması ile birlikte, doktorlar tedavi biçimini değiştirerek fizyoterapiye ağırlık vermişler, böylelikle yazar daha rahat hareket edebilmeye başlamıştır.rnrnYaşamı boyu yardıma muhtaç olarak yaşaması onun İrlanda'nın tanınmış yazarları arasına girmesini engellememiştir. Sadece sol ayağını kullanarak yazdığı eserler, onun dünya çapında bir üne kavuşmasını sağlamıştır.rnrnKendi hayat hikâyesini yazdığı Sol Ayağım (My Left Foot) adlı eseri filme alınmıştır. Baş rolünü Daniel Day-Lewis'in oynadığı Sol Ayağım filmi büyük bir başarı kazanmıştır. Bu tarzda yazdığı diğer kitabı da (Dream All The Days) en çok satanlar listesine girmiştir.rnrnLondra'ya yaptığı birkaç ziyaret dışında bir kere de Amerika'ya giden yazar, tüm yaşamını Dublin'de geçirdi.rnrnChristy Brown 1981'de öldü. Christy Brown hayat hikâyesinin bulunduğu Sol Ayağım kitabında annesine sık sık teşekkür etmektedir. Ailesi onunla hep gurur duyduğunu belirtiyor.

Yazar istatistikleri

  • 295 okur beğendi.
  • 10.315 okur okudu.
  • 151 okur okuyor.
  • 3.910 okur okuyacak.
  • 157 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları