Claude Levi-Strauss

Claude Levi-Strauss

Yazar
7.9/10
42 Kişi
·
121
Okunma
·
24
Beğeni
·
2.328
Gösterim
Adı:
Claude Levi-Strauss
Unvan:
Fransız Antropolog, Etnolog ve Yapısalcı Antropolojinin En Önemli İsmi
Doğum:
Brüksel, 28 Kasım 1908
Ölüm:
30 Ekim 2009
Claude Lévi-Strauss, (d. 28 Kasım 1908 - ö. 30 Ekim 2009), Fransız antropolog, etnolog ve yapısalcı antropolojinin en önemli ismi.

Yaşamı

Claude Lévi-Strauss, Yahudi asıllı Fransız bir ailenin çocuğu olarak, 28 Kasım 1908 tarihinde Brüksel'de dünyaya geldi. Sanat eğitimi almış olan babası Raymond Lévi-Strauss, portre ressamlığı ile uğraşıyordu, annesi Emma Lévi-Strauss ise eğitimli bir ailedendi. Lévi-Strauss'un çocukluğu, Paris'te elit bir çevrede geçti. Babasının 1914 yılında I. Dünya Savaşı nedeniyle askere gidişinin sonrasında annesi ile birlikte Versay Başhahamı olan dedesi Emile Lévy ile yaşamaya başladı. Her ne kadar istemese de, Paris Sorbonne Üniversitesi'nde hukukbilimi ve felsefe okudu. O dönem Lévi-Strauss, Marx ve Freud'u keşfetti. Leon'da bir lisede iki yıl kadar ders verdikten sonra, 1935 yılında Sâo Paulo Üniversitesi'nde profesör olarak çalışmaya başladı. 1935'ten 1939'a kadar, Amozonlar'da Etnografik Elcilige el attı. II. Dünya Savaşından kısa süre önce Fransa'ya geri döndü. Gönüllü askerlik hizmetini yaptıktan sonra, Nev York'ta bir okulda ders vermek için, tekrar Fransa'yı terk etme kararı verdi. Burada Roman Jakobson ile tanıştı ve özellikle onun dilsel düşüncesinin etkisinde kaldı.


Lévi-Strauss'un durgunluğu bende bir çekingenlik hissi uyandırıyordu, ama bunu ustaca kullanırdı o; bir ölü yüzü ve hiç ifadesiz bir sesle izleyicelirimize tutkuların çılgınlığını anlattığında onu çok komik bulmuştum.
—Simone de Beauvoir, Memoires d'une jeune fille


1944'te Fransız Dışişleri tarafından Fransa'ya çağrıldı ve ardından Fransız Konsolosluğunun Kültür Danışmanı olarak, yeni araştırmalarını tamamlayabilmesi icin New York'a gönderildi. 1949'da Paris'te Musée de l'Homme'un müdürlüğünü yaptı, 1959'dan 1982'deki emekliliğine kadar, Collège de France'da Sosyal antropoloji profesörü olarak görevde kaldı.

Düşünceleri


Dünya, hayatına insansız başladı, hayatını insansız sona erdirecek.
​​—Claude Lévi-Strauss, 1955


Descartes ve Sartre'a şiddetle karşı çıkan yapısalcılığın kurucusu ünlü Fransız antropologudur. Levi-Strauss'a göre, biz öncelikle bilinç değil de, dilin, kültürün ve eğitimin ürünü olan toplumsal yaratıklarız. Felsefeyi çokça meşgul eden özne-nesne ayrımı üzerinde hiç durmayan Levi-Strauss, yapısalcılığın bir bilim olduğunu söyler. Buna göre, yapısalcılık işe, insan etkinliğinin temel öğelerini, eylemleri ve sözleri sınıflayarak başlar ve daha sonra bu öğelerin nasıl birleştiğini inceler; yapısalcılık, bundan dolayı her tür insan etkinliğiyle ilgili nesnel yasalara ulaşmayı amaçlayan bilimsel bir araştırmadır.

Yapısalcılıkla ilgili fikirlerinin temelini Ferdinand de Saussure’un modelinden alan Levi Strauss, aynı zamanda kendisinden sonra gelen kuramcılara da önderlik etmiştir. Saussure yapısal analizi, "ezeli evrensel insan gerçeklerinin" keşfedilmesinde bir yöntem olarak sunmaktadır. Saussure Dil'i bir yapı olarak ele almakla, yani dili kendi içögelerinin işleyişi bakımdan değerlendirmekle bu yöntemi geliştirmiştir.

Levi-Strauss içinse, özellikle, evresensel insan gerçeklikleri, insan olma niteliği sayesinde bütün insanlar tarafından paylaşılır ve yapının her düzeyinde gözlemlenebilir hale gelmektedir. Levi-Strauss, kültürel alanı Saussure'ün yöntemiyle değerlendirmeye girişir. Tıpkı, bir göstergeler sistemi gibi ele alır Kültür olgusunu.

Yapının farklı düzeylerinde ele alınma biçimlerinden biri ise Levi-Strauss'un bu yapı taşları arasındaki ilişkilerin benzerlik ya da farklılık prensibi dahilinde "çift kutuplar" (binary pairs/binary oppositions) etrafında gerçekleşmesidir. Bu çiftler, farklı olmalarıyla Saussure'ün paradigmalar fikriyle ya da aynı olmalarıyla sentagmalar ile "değiştirilebilir" duruma gelmektedir. Levi Strauss'a göre üniteler ya da ögeler arasındaki ilişkiler çiftler aracılığıyla anlaşılabilir. Elmanın elma olduğunu armut ya da kavun ya da karpuz ya da çilek olmadığını bildiğiniz için söyleyebilirsiniz. Ama elmanın "ne" olduğunu elmayı bir başka ögeyle karşılaştırarak belirleyebilirsiniz. Levi Strauss için A’nın ya da B’nin ne olduğu değil, A ile B arasındaki ilişkiler önemlidir. Çünkü, yapısalcılık, bir şeyin başka bir şeyle ilişkisini temellendiren Sistemin ya da Yapı'nın kendisiyle ilgildir esas olarak.
"Aynı daima başka’yı doğurur. Evrenin doğru işleyişi bu dinamik dengesizliğe bağlıdır, söz konusu dengesizlik olmasa evren her an bir ölgünlük, eylemsizlik haline düşme riskiyle karşı karşıya olurdu."
...öyle ki herkes, kazanmak istediği alanların bedeli olarak, bir ya da birkaç alanda kaybetmeyi göze almak durumunda kalır.
Claude Levi-Strauss
Sayfa 11 - Metis Yayınları
Aslında kendimizi, " bir gün insanlar arasında, çeşitlilikleri tehlikeye atılmadan eşitlik ve kardeşliğin hüküm süreceği hayaliyle oyalıyoruz".
Claude Levi-Strauss
Sayfa 12 - Metis Yayınları
"... Aslında, cevap vermek yerine sorudan kaçılmaktadır; zira çocukların Noel Baba’ya inanma nedenlerini haklı göstermekten ziyade, yetişkinleri onu yaratmaya iten nedenlerdir söz konusu olan... "
"Her sistem, yaşayabilmek için, kendini oluşturan unsurların içinde ya da dışında muayyen bir katılığa ihtiyaç duyar."
"Hiçbir alışkanlık kendi kendini gerekçelendiremez; bütün alışkanlıkların gerekçeleri diğer alışkanlıklarda bulunur."
"Var olduğundan beri, her zaman ve her yerde, “fikrinin peşine düşmek” insanın en değişmez uğraşlarından biri olmuştur. Bu alıştırma insana bir tatmin sağlar, bir yarar bulur onda; bu arayışın nereye götüreceğini de sormaz kendine."
Ancak antolojinin ilk günahı, salt biyolojik olan ırk kavramı ile kültürlerin sosyolojik ve psikolojik oluşumlarını birbirine karıştırmakta yatar.
Claude Levi-Strauss
Sayfa 21 - Metis Yayınevi
Levi-Strauss hakkında kısa bilgi almak için ideal bir kitap. Sorulan soruların ve verilen cevapların öz nitelikte, zihinsel kapıyı aralayan yapısı ile sosyal alana ilgi duyan genel okuyucuya heyecan veriyor. Fakat kısa bir kitap olması nedeniyle derinlikli diğer kitapları okumak konusunda tahrik ediyor. (en azından beni +1)
Bu kitap ilk Türkçe baskısını 1985 yılında yapmış. Orijinal Fransızcası ise 1959 yılındadır. Aslında kitabın içeriği üç ayrı bölümden meydana gelir ki bu bölümler birbirinden bağımsız olarak farklı tarihlerde yayınlanmışlardır. İlk iki bölüm olan "Irk ve Tarih" ve "Irk ve Kültür" birer makaledir. Üçüncü ve son bölüm ise Levi-Strauss ile Georges Charbonnier tarafından yapılmış bir radyo söyleşisidir. Kitabın genel anlamda anlattığı şey ırk kavramının biyolojik bir tanımı ve dayanağı olmadığıdır. Kültürün tanımı, kültürler arası etkileşimler ve birbirine bakışlarının nedenleri gibi derin konular da var. Etnolojik araştırmalara ilgi duyanlar için eski fakat temel kabul edilen yazılardandır. Kitap hakkındaki olumsuz eleştirim çevirisi ile ilgilidir. Sonradan uydurulmuş felsefe terimlerinin çok yoğun kullanılması okumayı zorlaştırıyor.
Antropoloji ile ilgilenenler ve diğerleri, bu kitap Levi-Strauss'un yazdığı tek etnografi kitabıdır ve dolayısıyla etnografi gezisini ve tecrübelerini diğer birçok etnografik hikayeden farklı olarak hümanist bir biçimde yazmıştır, kitabın tamamında göreceksiniz ki Levi sürekli herşeyi sorguluyor ve bu sorgulamalarla kendisini bulmaya çalışıyor, şahsen benim hocam çok hüzünlü bir etnografi demişti fakat, yoruma açık, bambaşka bakış açısı deneyimlemek isteyen ve etnografi seven aynı zamanda bilen arkadaşlar okusunlar çok şey kazanacaksınız.
‘Ayın Öteki Yüzü-Japonya Üzerine Yazılar’, Japonya’ya aşık bir antropolog Levi-Strauss’un fikirlerini sunuyor.
Ancak denemeden ziyade akademik bir dile sahip olduğunu söylemeliyim.Japonya mitolojisi,karşılaştırmalı kültür incelemeleri gibi konuya dair bir fikri olmayanlar için uygun bir okuma olduğunu düşünmüyorum.Diğer bir nokta ise çevirmen notlarının yetersizliği idi.
Yazarın Junzo Kawada ile gerçekleştirdiği konuşma ise kitaba dair en sevdiğim yer oldu.

Yazarın biyografisi

Adı:
Claude Levi-Strauss
Unvan:
Fransız Antropolog, Etnolog ve Yapısalcı Antropolojinin En Önemli İsmi
Doğum:
Brüksel, 28 Kasım 1908
Ölüm:
30 Ekim 2009
Claude Lévi-Strauss, (d. 28 Kasım 1908 - ö. 30 Ekim 2009), Fransız antropolog, etnolog ve yapısalcı antropolojinin en önemli ismi.

Yaşamı

Claude Lévi-Strauss, Yahudi asıllı Fransız bir ailenin çocuğu olarak, 28 Kasım 1908 tarihinde Brüksel'de dünyaya geldi. Sanat eğitimi almış olan babası Raymond Lévi-Strauss, portre ressamlığı ile uğraşıyordu, annesi Emma Lévi-Strauss ise eğitimli bir ailedendi. Lévi-Strauss'un çocukluğu, Paris'te elit bir çevrede geçti. Babasının 1914 yılında I. Dünya Savaşı nedeniyle askere gidişinin sonrasında annesi ile birlikte Versay Başhahamı olan dedesi Emile Lévy ile yaşamaya başladı. Her ne kadar istemese de, Paris Sorbonne Üniversitesi'nde hukukbilimi ve felsefe okudu. O dönem Lévi-Strauss, Marx ve Freud'u keşfetti. Leon'da bir lisede iki yıl kadar ders verdikten sonra, 1935 yılında Sâo Paulo Üniversitesi'nde profesör olarak çalışmaya başladı. 1935'ten 1939'a kadar, Amozonlar'da Etnografik Elcilige el attı. II. Dünya Savaşından kısa süre önce Fransa'ya geri döndü. Gönüllü askerlik hizmetini yaptıktan sonra, Nev York'ta bir okulda ders vermek için, tekrar Fransa'yı terk etme kararı verdi. Burada Roman Jakobson ile tanıştı ve özellikle onun dilsel düşüncesinin etkisinde kaldı.


Lévi-Strauss'un durgunluğu bende bir çekingenlik hissi uyandırıyordu, ama bunu ustaca kullanırdı o; bir ölü yüzü ve hiç ifadesiz bir sesle izleyicelirimize tutkuların çılgınlığını anlattığında onu çok komik bulmuştum.
—Simone de Beauvoir, Memoires d'une jeune fille


1944'te Fransız Dışişleri tarafından Fransa'ya çağrıldı ve ardından Fransız Konsolosluğunun Kültür Danışmanı olarak, yeni araştırmalarını tamamlayabilmesi icin New York'a gönderildi. 1949'da Paris'te Musée de l'Homme'un müdürlüğünü yaptı, 1959'dan 1982'deki emekliliğine kadar, Collège de France'da Sosyal antropoloji profesörü olarak görevde kaldı.

Düşünceleri


Dünya, hayatına insansız başladı, hayatını insansız sona erdirecek.
​​—Claude Lévi-Strauss, 1955


Descartes ve Sartre'a şiddetle karşı çıkan yapısalcılığın kurucusu ünlü Fransız antropologudur. Levi-Strauss'a göre, biz öncelikle bilinç değil de, dilin, kültürün ve eğitimin ürünü olan toplumsal yaratıklarız. Felsefeyi çokça meşgul eden özne-nesne ayrımı üzerinde hiç durmayan Levi-Strauss, yapısalcılığın bir bilim olduğunu söyler. Buna göre, yapısalcılık işe, insan etkinliğinin temel öğelerini, eylemleri ve sözleri sınıflayarak başlar ve daha sonra bu öğelerin nasıl birleştiğini inceler; yapısalcılık, bundan dolayı her tür insan etkinliğiyle ilgili nesnel yasalara ulaşmayı amaçlayan bilimsel bir araştırmadır.

Yapısalcılıkla ilgili fikirlerinin temelini Ferdinand de Saussure’un modelinden alan Levi Strauss, aynı zamanda kendisinden sonra gelen kuramcılara da önderlik etmiştir. Saussure yapısal analizi, "ezeli evrensel insan gerçeklerinin" keşfedilmesinde bir yöntem olarak sunmaktadır. Saussure Dil'i bir yapı olarak ele almakla, yani dili kendi içögelerinin işleyişi bakımdan değerlendirmekle bu yöntemi geliştirmiştir.

Levi-Strauss içinse, özellikle, evresensel insan gerçeklikleri, insan olma niteliği sayesinde bütün insanlar tarafından paylaşılır ve yapının her düzeyinde gözlemlenebilir hale gelmektedir. Levi-Strauss, kültürel alanı Saussure'ün yöntemiyle değerlendirmeye girişir. Tıpkı, bir göstergeler sistemi gibi ele alır Kültür olgusunu.

Yapının farklı düzeylerinde ele alınma biçimlerinden biri ise Levi-Strauss'un bu yapı taşları arasındaki ilişkilerin benzerlik ya da farklılık prensibi dahilinde "çift kutuplar" (binary pairs/binary oppositions) etrafında gerçekleşmesidir. Bu çiftler, farklı olmalarıyla Saussure'ün paradigmalar fikriyle ya da aynı olmalarıyla sentagmalar ile "değiştirilebilir" duruma gelmektedir. Levi Strauss'a göre üniteler ya da ögeler arasındaki ilişkiler çiftler aracılığıyla anlaşılabilir. Elmanın elma olduğunu armut ya da kavun ya da karpuz ya da çilek olmadığını bildiğiniz için söyleyebilirsiniz. Ama elmanın "ne" olduğunu elmayı bir başka ögeyle karşılaştırarak belirleyebilirsiniz. Levi Strauss için A’nın ya da B’nin ne olduğu değil, A ile B arasındaki ilişkiler önemlidir. Çünkü, yapısalcılık, bir şeyin başka bir şeyle ilişkisini temellendiren Sistemin ya da Yapı'nın kendisiyle ilgildir esas olarak.

Yazar istatistikleri

  • 24 okur beğendi.
  • 121 okur okudu.
  • 6 okur okuyor.
  • 260 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.