Clive Barker

Clive Barker

Yazar
8.0/10
286 Kişi
·
540
Okunma
·
57
Beğeni
·
2.673
Gösterim
Adı:
Clive Barker
Unvan:
İngiliz yazar, yönetmen, ressam ve yapımcı
Doğum:
5 Ekim 1952
Clive Barker (d. 1952, Liverpool), İngiliz yazar, yönetmen, ressam ve yapımcıdır.

Barker gençlik yıllarında tiyatro oyunları yazmaya başladı. Liverpool'da bir tiyatro grubuyla iki yıl çalıştıktan sonra 21 yaşında Londra'ya taşındı ve sonraki sekiz yılını sosyal yardımla geçirdi. Her gün kendisi için yazıyor ve resim yapıyordu. Kendi tiyatro grubu için yazdığı oyunlarla adını duyurmaya başladı. Korku Edebiyatı ile ilgili hikâyelerinin toplandığı Kan Kitapları'nın (Books of Blood) ilk üç cildini 8 aylık bir zaman dilimi boyunca akşamları ve haftasonları yazdı. Ardından, Damnation Game (Lanetleme Oyunu) romanını tamamladı. 1987'deHellraiser'ın senaristliğini ve yönetmenliğini üstlendi. Barker, yönetmenliğe Lord of Illusions ile devam etti.

Clive Barker'in romanlarının hepsi Epik Fantezi türünde yazılmış, bolca korku öğesiyle beslenmiştir. Başka Dünyalar'ı anlattığı romanlarında giderek korku türünün süslemelerinden kurtularak fantastik olarak adlandırılan kavrama yaklaşmıştır. Son romanlarında gizli boyut ve fiziksel dönüşüm temalarına olan düşkünlüğü ön plana çıkar.

Ayrıca 2001 yılında Electronic Arts firmasının piyasaya sürdüğü Clive Barker's Undying ve 2006'da piyasaya sürdüğü Clive Barker's Jericho bilgisayar oyununlarının yazarlığını ve yönetmenliğini yapmıştır. Şu an Beverly Hills'te yaşamaktadır.
Birdenbire kendini koca bir labirentin tam ortasında bulmuştu - geri dönüş yolunu zerre umursamıyordu ; aştığı yollarda ne bir parça hayat ne de yeniden tatmak isteyeceği bir zevk vardı. Bugüne kadar yaşadığı her şey onu buraya, bu labirentin ortasına ve kendisini içine düştüğü bilmecenin tam kalbinde bekleyen yaratığa yönlendirmişti.
Bahşedilmiş her yeni yaşam, yeni bir ölüm fermanı demek. Bu gerçeği uyanır uyanmaz unuttuğumuz rüyalarımız gibi unutuyoruz sadece.
Şeytani ruh - eğer öyle bir şey gerçekte varsa, fiziken varoluşun doğasını iyi biliyordu : Şehvet düşkünü, açgözlü ve duyulara takıntılı olma haliydi bu kısaca.
Dünya hastalıklı bir ruha sahip.
Ve eğer kendimize düşeni yapıp acının kaynağını bularak onu yok etmezsek hiç bir şeyin manası kalmayacak.
136 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Öncelikle kullanacağım dil için şimdiden özür diliyorum.
Kitabımızdaki karakterimiz dünyada yemediği halt kalmamış yeni hazlar peşinde olan Frank.Frank yine bir kötülüğün peşindeyken eline istediği hazzı bulma fırsatı geçiyor,Lemarchand’ın kutusu.Bu kutuyu açan her kimse çok mutlu olacaktır ve yeni hazlar tadacaktır.Hal böyle olunca Frank’te kutuyu açıyor ve “Cenobite” denen cehennem yaratıkları geliyor.Birkaç ay sonra Frank’in ayini yaptığı yere erkek kardeşi ve onun eşi taşınıyor tahmin edersiniz ki cehennem yaratıklarımız onlara da bela oluyorlar.Devamını getirmeyeceğim.

Çocukken kült bir film olan Hellraiser’ı izlediğimde gerçekten beğenmiş ve korkmuştum tabi kitabı çıkınca okumadan duramazdım.Özellikle ikonik kahramanımız Pinhead varken.Kitap resmen her şeyin belirli bir sınırının olması gerektiğini,onu aştığımızda başımıza neler gelebileceğini ve kötülüğün kötülük doğurduğunu anlatıyor.Akıcılığı,karakterleri ve olay örgüsü 10 numara 5 yıldızdı tek sevmediğim yanı sadece 136 sayfa olması.1360 sayfa olsaydı da doya doya okusaydım.
Eğer bu aralar biraz gerilmeye ihtiyacınız varsa,hayatı sorgulamak istiyorsanız gelin bu psikolojik ve gerilimlerle dolu kitabı okuyun.

Farkında olmadan Lemarchand’ın kutusunu açmışsınızdır belki de :)
136 syf.
"Haz peşindeysen!" sloganı düştü aklıma son satırlarda, ve o ünlü sesi içeren reklam. bittabi reklam kendi görevini yapar ve beklenti yaratır.
Arka kapak yazısına aldanıp, iç sesinizin hımmm çekişleriyle okuyabileceğiniz bir kitap olduğunu düşünüyorsanız, kitabı aldığınız yere geri koyun derim.

ana karakter Frank'in haz peşinde -ki cinsel hazdan bahsediyor- çözüme ulaştırmaya çalıştığı bir bulmaca ve bulmacanın anahtar olduğu bir kapı ile başlıyor kitap. kapı hemen açılıyor ve Frank aradığını (!) buluyor. bundan sonra eklenecek her detay kitabın okunmasına gerek bırakmaz, malum kısacık bir kitap kendisi.

seçilen konu öylesine çekici ki aslında. insan olarak doyumsuzluk hissine kapıldığımız oluyor, soyut veya somut doyumsuzluk nesnelerimiz farklı olsa da. nihayetinde yaşanan boşluk hissi ise benzerlik gösteriyor diye düşünüyorum. Kitapta okumayı umduğum kısım buydu aslına bakılırsa, umulan hazza varamamış olmanın, bir insanı hangi sınırları zorlamaya iteceği, neleri feda ettirebileceği.. tam bu noktada Frank(eksik bilgilendirilmiş kişi) ten bekleneni mini dozlar ile de olsa Julia 'dan alıyoruz. (Julia kahramanın yengesi oluyor :))

yineleme olacaksa da kitabın konusu neresinden bakarsanız bakın merak uyandıran türden, sınırların aşılabilirliğini ya da benim durumumda sınırları aşmaya zorlayan içsel itkileri okumak istiyor insan, ama bu kadarcık sayfaya sığdırılamamış olduğu da muhakkak. bunun, olumsuzdan ziyade olumlu eleştiri olduğunu da belirtmek isterim. Cümlelerin arasında akıp gitti gözlerim ve bitiverdi kitap. L in de incelemesinde dediği gibi 1360 sayfa olsaymış da tadına vara vara okusaymışız
237 syf.
Clive'ın ilk kez kitabını okudum. Bundan başka kitaplarını da aldım tavsiye üzerine ama ince olanla başladım. Ilk kez okuyacağım için uzun kitabı belki sıkacak diye çekiniyordum. Ama hiçte öyle olmadı sıkılmanın zerresini yaşamadım. Iyi ki tavsiyesini dinlemişim Berke Can 'ın
ıyi ki tanıştım yazar ile.

Kitaplarına göz atınca bir de baktım ki Stephen King zaten övüyormuş adamı. Kral birini övüyorsa bana da okumak yakışır dedim. Kolay kolay kimseyi övmez Kral ve söylediği buyurunuz:
"Korku edebiyatının geleceğini gördüm..."

Neyse kitaba gelirsem çok beğendim. Yazarın dilini çok beğendim. Kitap çok akıcıydı ve hikayesi ise değişik ve çok güzeldi. Olayı anlatımı, konudan konuya geçişleri çok başarılı. Anlattığı sahneler inanın bazen 2 3 defa aynı yeri okuyordum. Ne yazmış ama dedim... (fena korku filmi izlersiniz sahne bazen çok kanlı olur ya da bir sahneden gerildikçe gerilirsiniz aynen böyle yazmış.) Ustaca işleyiş.

Boone adlı ana karakterimiz ölmek ister ama başaramaz. Hastahanedeyken sesler duymaya başlar farklı alemden gelir bu sesler. Midian adlı bir yer burda ne yaratıklar var ama...  Asıl hikaye de burdan sonra başlıyor. Spoiler sevmiyorum. Yazmayı da sevmiyorum. Burda bırakıyorum okumanız lazım. Bu tarz sevenler yazarla tanışmamız lazım :)

Son olarak şunu da belirteyim. Yazar romantizm konusunda da çok başarılıydı. Adam bu işi cidden ıyi biliyormuş. Yazar ile kesinlikle tanışın...
136 syf.
·Puan vermedi
Bu tarz edebiyyatdan okuduğum ilk kitap oldu. Güzel miydi söyleseniz kesinlikle güzeldi, çok tavsiye ederim siz de okuyun, çok farklı bir tarzdaydı
420 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Clive Barker'ın eserlerini sallarsanız içinden binbir türlü renk dökülür. Romanları kadar masalları da farklı bir çizgide ilerliyor ve daha önce karşılaşmadığınız gerçeklikler sunuyor sizlere. Abarat'ın giriş cümlesinde sonu gelmeyen o hikaye hakkında bize kısa bir söz söyleyen Barker, ilk sayfalardan merakımızı çeliyor zaten. Okunması da çok rahat olan, mükemmel çizimlerle bezenmiş fantastik bir kapı Abarat. Ve elimizde tuttuğumuz eser, sadece ilk ayağı. Diğer ayakları nerede mi? Hiçbiri çevrilmedi. Hayal kırıklığımı hepinizin hissettiğinden eminim. Ama artık bu konuda yakınmaktan bıktım. Arkadaş Kitabevi sağ olsun Amazon üzerinden siparişle istediğimiz kitapları getirtebiliyor. Elbette, 8 dolar masum görünüyor fakat cebinizden çıkan 50 lira olunca işler değişiyor. Neyse, bu konuya girersek ben öfkemi boşaltana kadar çıkamayacağız. Bu yüzden üzerinde durduğum çizgiye bağlı kalmaya çalışacağım. Yine de söz veremiyorum.

Abarat, geniş bir dünya. Bu geniş dünyanın tanıtımı 420 sayfaya sığdırılmış. Karakterleri, mekanları ve bu dünyada işlerin nasıl yürüdüğünü anlatmaya gayet yetmiş. Masalımızın bir sonraki ayağına hazır bir şekilde kapatıyoruz ilk kitabın kapağını. Diğer Barker eserlerinde olduğu gibi kötü karakterimizi detaylı olarak tanımaya fırsatımız olmuyor, fakat eminim ki bir sonraki maceralarda bu eksiklik fazlasıyla giderilecektir.

Barker'ın masal anlatımı da diğer eserlerindeki karanlık atmosfere sahip. Zaten, daha önce bir incelememde masalların aslında ne kadar karanlık bir dünyadan çıktığından bahsetmiştim. Yani Clive Barker'ın yaptığı yalnızca masalı doğru anlatmak. Bunu yaparken de normal bir masalda karşılaşılandan çok daha geniş bir dünya yaratıyor bizlere. İçinde ürpertici sakinleri olan bir yer yaratıyor. En korkuncunun içinden sevimli birinin çıkabileceği gibi, en sakin ve masumu da şeytan olabilir Abarat sakinlerinin. Bu yüzden, ana karakterimiz Candy'nin hep diken üstünde durduğu bir macera okuyoruz. Candy, birçok Abarat'lı tanıyor, Abarat'ı tanıyor ve kısa bir süre sonra bir Abarat'lı gibi davranmaya başlıyor. Bizler de Candy gibi ortama uyum sağlamaya başlıyoruz satır satır.

Farklı masallar dinlemeye alışık değiliz. Bizim masallarımızın sonu hep mutlu biter. En azından bize aktarıldıkları şekilleriyle, öyleler. Fakat Barker kaleminden çıkmış bir masalı içiniz rahat bir şekilde dinleyemiyorsunuz. Barker'ın masallarında gezerken her köşe başında adımlarınızı yavaşlatırsınız, çalacağınız kapıları iki kere düşünürsünüz ve içinize çektiğiniz havadan bile şüphe duyarsınız. Clive Barker masallarında, başınıza gelecek her şeye hazırlıklı olmanız gerekir.
136 syf.
·Puan vermedi
Cehennemlik Yürek, Barker’ın ününün dünya çapında iyice duyulmasını sağlayan bir eser. Yazarlık kariyerine tiyatro oyunlarıyla başlayan Barker, 84-85 yılları arasında Kan Kitapları’nı, 85’te Lanetlenme Oyunu (The Damnation Game) adlı romanı; ardından da 86’da The Hellbound Heart, yani Cehennemlik Yürek’i yayımlıyor.

Bundan bir sene sonra da o meşhur film uyarlaması geliyor. Barker, sonrasında uzun bir seriye dönüşecek bu filmin hem senaristliğini hem de yönetmenliğini üstleniyor. Birçok yönüyle yetenekli olan yazar, yakaladığı bu fırsatla kendi işini en sağlıklı şekilde beyaz perdeye taşıma fırsatını da böylece bulmuş oluyor. Her gün başka bir eseri sinemaya ve televizyona uyarlanan Stephen King, belki de Barker’ın en çok bu yanına hayran oluyordur.

Kitapla kimi farklar taşıyan film, döneminde kendisine has bir kitle edinmeyi başarıyor. Sert ve seksi anlatımı, B Movie atmosferi ve ikonik karakterleriyle (Merhaba Pinhead!) uzun soluklu bir maceraya dönüşüyor. Kendi markasını oluşturan Hellraiser, en son 10. filmi Judgment ile 2018 yılında hayranların karşısına çıkmıştı. Ama biz rotayı yeniden kitaba çevirelim.

Onur Selamet

İncelemenin tamamı: https://kayiprihtim.com/...-yurek-clive-barker/
448 syf.
·25 günde·Beğendi·8/10
Şeytanın qırmızı rənginin, yer altındakı məhvedici alovdan yaranmış olması qaçınılmazdır. Ancaq cəhənnəmin lənətlənmişlər və iztiraba düçar olmuş iblislər üçün sığınacaq olaraq təsvir edilməsi, yazarın Cenobite xarakterinin olduğu mövqedən daha da irəli getmə arzusuna yönəltmişdi. Bes bu yolda da uca İblis üçün əngəl kim idi? Qüdrətli Lucifer yoxsa qeyri-adi həyatın yaşamını üstlənmiş dedektiv Harry?
280 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Kan Kitapları'nı birkaç güne bölmek mümkün değil, dilimize çevrilmiş üç kitabın her birini birkaç saatte okumuş biri olarak söylüyorum bunu. Tamemen birbirinden bağımsız hikayelerden oluşsa da atmosferin içine kapılıp gideceğinizi garanti edecek bir baskı yapsalarmış üstüne yeriymiş.

Clive Barker öykülerinde olay örgüsüne ne kadar önem veriyorsa karakterlerine de o kadar önem veriyor, ki bu durum öyküleri baştacı yapabilecek unsurlardan yalnızca biri. Karakter derinliği okurun var olan materyalin içine tamamen dahil olması için tamamlayıcı unsurdur. Barker, yerine göre normal bir insan, yerine göre bir yaratık betimleyip iki tarafla da empati kurmamızı sağlayarak bu işte ne kadar başarılı olduğunu gösteriyor.

Arka arkaya iki Clive Barker kitabı okuduğumdan dolayı almış olduğum gazla ustanın web sitesine göz attım. Amacım iletişime geçmek ve "Abi hiçbir kitabını bulamıyorum, Allah aşkına mail atsana." gibi bir şey demekti. O sırada devam eden çalışmalarına gözüm çarptı ve gördüm ki Barker hiç boş durmuyor. Haliyle gaza geldim, acaba kitapların telif hakkını alıp ben mi çevirsem, kimsenin yaptığı yok çünkü. Ücretsiz verir umarım...

Şaka bir yana artık bu işin bir çözüme ulaşması lazım diye düşünüyorum. Durmadan yazabilen, hayal gücünün sınırı olmayan bir adamdan bahsediyoruz. Kan Kitapları'nın diğer üç cildini merak etmeden duramıyorum. O kadar devasa, o kadar güçlü hikayeler barındırıyor içinde bu seri. Fakat üzücüdür ki, bu şaheserleri de sahaflar hariç hiçbir yerde bulamıyorsunuz.
448 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
"Clive Barker" daha ne kadar ileri gidebilir ki?" diye, sonradan pişman olacağım bir düşünce düşmüştü aklıma okuduğum son kitabının kapağını kapatırken. "İleri gitmek"ten kastım, başarı değil. Şu ana kadar okuduğum her kitabında kalemini gayet başarılı bulduğumu belirtmiştim. Hatta, daha abartılı ve hayranlık duyarak söylemiştim bunu. Hayal gücü ve tüyler ürpertici unsurları ne kadar ileriye götürebilir, oydu kastettiğim. Demek ki, klasik korku figürlerinden Pinhead'in, yani Hellraiser filmlerinden tanıdığımız arkadaşımız nam-ı diğer çivi kafanın baş rolde olduğu bir eseri okuyana kadar beklemek gerekiyormuş konuşmak için.

Korku filmlerine az çok aşinaysanız Hellraiser filmlerini bilirsiniz. Clive Barker'ın temelini attığı belki de sinema tarihinin en tüyler ürpertici karakteri olan Pinhead'e sahip olan seri devamlı farklı isimler tarafından beyazperdeye defalarca uyarlandı. Clive Barker'ın elinden çıkmayan uyarlamaların başarısı tartışılır, fakat klasik Hellraiser'ların kendine has geniş bir hayran kitlesi olduğunu söylemek kesinlikle yanlış olmaz.

Fazlasıyla geniş Hellraiser film evreni olduğu gibi fazlasıyla geniş bir de kitap evreni var elbette, aksini düşünemezdik. Fakat maalesef, asla ve asla Clive Barker kitaplarını çevirmedikleri için bunlara ulaşamıyoruz. The Hellbound Heart adlı eser, orijinal Hellraiser filminin esin kaynağıdır ve ara ara asla bulamadığım bir kitaptır. Çevrildiyse de haberim yok. İngilizce olarak da ülkemize hiç getirilmemiş. Huyum değildir normalde fakat artık İngilizce pdf olarak da aramaya başladım, hala bir sonuca ulaşamadım. Çevrilse kazanacağı okur sayısının haddi hesabı yok buna emin olabilirsiniz. Atmosfer yaratmakta en iyilerden biridir Barker ve cehennem gibi tamamen dini veya mitolojik efsanelere dayalı bir mekanı bu kadar başarılı ve tüyler ürpertici bir şekilde tasvir etmesi klişenin tam anlamıyla "türe yeni bir soluk" getiriyor.

Belki de temeli olan kitapları okumamış olmamdan kaynaklanıyordur, kitapta gördüğüm tek eksik diğer Barker kitaplarına göre karakterler biraz daha zayıf. Güçlü olabilecekken zayıf. Kutsanma Ayini'nde, Kabal'da ve hatta Kan Kitapları'nın kısa hikayelerinde bile daha derin karakterlere denk geldim. Onun haricinde bir eksiğinin olmadığını hesaba katarsak elinizde gayet başarılı bir kitap tuttuğunuz gerçeği de ortaya çıkıyor. Hadi buyurun, Clive Barker okuyalım.
136 syf.
·Puan vermedi
Ruhuna qida mənbəyi olaraq qorxu duyğusunu seçən yazar, həzzin yaşatdığı "Cəhənnəmlik ürək" kitabı ilə insani dəyərlərin fərqli duyğulara yer verməsini mövzu etmişdir.
İnsani duyğular demişkən, bir anlıq düşünün, yaşadığınız aləmdə sizi artıq heçnə qane etmir və ruhunuz sizi daim fərqlilik axtarışlarına sövq etdirir. Frank da məhs belə insanlardan biri idi. Müxtəlif ölkələrə səyahətlərindən bəri Cenobite'lar haqqında əfsanəvi şəkildə bilgilərə rastlasa da, axtarışının bir nəticə vermədiyi anında Kircher ilə qarşılaşar. Cenobite'ların dünyasına açılan qapı, Kircher yardımı ilə Lemarchand'ın qutusundan keçər. Qutunun açılımı özəl tapmaca ilədir. Frank qutuyu açaraq, nəhayət cənnətin bəxş etdiyi xoşbəxtliyə çatdığını düşünərkən, Cenobite'ların yaşadacağı həzzlər, təsəvvür edə bilməyəcəyi cəhənnəminə çevrilər. Frank dəlicəsinə istəklərini dilə gətirərkən, Cenobite'ların yaşadacağı həzzin, insani duyğulardan uzaq qalacağını nəzərə almamışdı... O zamandan Frank görünməz hala çevrilərək pusuya yatar və bir gün Julie'nin gəlişi ilə onun günahına bədəl olacağı gün, qana susamışcasına yardım tələb edər. Julie həyat yoldaşı Rory'nin varlığını önəmsəmədən, yardıma şərik olar.
VƏ Cəhənnəm başlar...

Yazarın biyografisi

Adı:
Clive Barker
Unvan:
İngiliz yazar, yönetmen, ressam ve yapımcı
Doğum:
5 Ekim 1952
Clive Barker (d. 1952, Liverpool), İngiliz yazar, yönetmen, ressam ve yapımcıdır.

Barker gençlik yıllarında tiyatro oyunları yazmaya başladı. Liverpool'da bir tiyatro grubuyla iki yıl çalıştıktan sonra 21 yaşında Londra'ya taşındı ve sonraki sekiz yılını sosyal yardımla geçirdi. Her gün kendisi için yazıyor ve resim yapıyordu. Kendi tiyatro grubu için yazdığı oyunlarla adını duyurmaya başladı. Korku Edebiyatı ile ilgili hikâyelerinin toplandığı Kan Kitapları'nın (Books of Blood) ilk üç cildini 8 aylık bir zaman dilimi boyunca akşamları ve haftasonları yazdı. Ardından, Damnation Game (Lanetleme Oyunu) romanını tamamladı. 1987'deHellraiser'ın senaristliğini ve yönetmenliğini üstlendi. Barker, yönetmenliğe Lord of Illusions ile devam etti.

Clive Barker'in romanlarının hepsi Epik Fantezi türünde yazılmış, bolca korku öğesiyle beslenmiştir. Başka Dünyalar'ı anlattığı romanlarında giderek korku türünün süslemelerinden kurtularak fantastik olarak adlandırılan kavrama yaklaşmıştır. Son romanlarında gizli boyut ve fiziksel dönüşüm temalarına olan düşkünlüğü ön plana çıkar.

Ayrıca 2001 yılında Electronic Arts firmasının piyasaya sürdüğü Clive Barker's Undying ve 2006'da piyasaya sürdüğü Clive Barker's Jericho bilgisayar oyununlarının yazarlığını ve yönetmenliğini yapmıştır. Şu an Beverly Hills'te yaşamaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 57 okur beğendi.
  • 540 okur okudu.
  • 10 okur okuyor.
  • 376 okur okuyacak.
  • 10 okur yarım bıraktı.