Cüneyt Özdemir

Cüneyt Özdemir

7.2/10
16 Kişi
·
46
Okunma
·
19
Beğeni
·
1.400
Gösterim
Adı:
Cüneyt Özdemir
Unvan:
Türk gazeteci, sunucu, yazar
Doğum:
Ankara, 8 Şubat 1970
Cüneyt Özdemir (d. 8 Şubat 1970, Ankara), Türk gazeteci ve sunucu.

8 Şubat 1970'te, Ankara'da doğdu. İlköğretimini Yükseliş Koleji'nde, lise eğitimini ise Ankara Atatürk Lisesi'nde tamamladı. Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon Bölümünden mezun oldu.

1990'dan itibaren basın yayın kuruluşlarında çalışmaya başladı. 1992'de muhabir olarak çalışmaya başladığı 32. Gün haber programında 8 yıl genel yayın yönetmenliği dahil çeşitli görevlerde bulundu. 1993'te British Council bursu ile Londra'ya gitti ve multimedya üzerine eğitim gördü. ATV ana haberde Cüneyt'in Büyüteci bölümünü hazırladı , bir yıl süreyle Siyaset Meydanı'nın yönetmenliğini yaptı.

1996'dan itibaren uluslararası savaş muhabirliği yaptı, Lübnan-İsrail sınırında, Kuzey Irak'ta ve Afganistan'da haberler ve özel dosyalar hazırladı.

1999'da CNN Türk'ü kuran kadronun içerisinde yer aldı. 2003'te Irak işgalini ilişirilmiş gazeteci olarak izledi ve haberleştirdi.

2000 yılında yayımlanmaya başlanan ve bir dönem Soner Yalçın ile birlikte sunduğu 5N1K isimli güncel haber ve araştırmacılık programını hazırlayıp sunmaktadır. Program yıllar içinde, Altın Kelebek, Mahmut Dikerdem ödülü, RTGD ve Çağdaş Gazeteciler Derneği tarafından Oradaydım En İyi Belgesel Tv Oscarı ve 5N1K CNN Türk TV Oscar’ı gibi çeşitli ödüllere layık bulunmuştur.

Özdemir, 2011 yılında Zeynep İnanoğlu ile evlendi. Bir çocuk babasıdır. Londra'da yaşamaktadır.
Belki son bir madde daha ekleyebiliriz.Bir ülkede özgür düşüncenin kapıları ne kadar açıksa, mimarisi de o kadar evrensel oluyor. Dağılabiliriz!
Özür dilerim oğlum. Seni böyle bir ülkede dünyaya getirdiğimiz için özür dilerim.
Cüneyt Özdemir
Sayfa 345 - brokefriendforeverr
Tanımadığımız insanlara üzülemeyecek kadar empati yeteneğimizi tatile çıkartmışız.
Cüneyt Özdemir
Sayfa 348 - brokefriendforeverr
Bahman Ghobadi atlara viski içirip sarhoş eden bir film çekmişti; oysa biz hep yanlış soruların peşinde koşmaktan içmeden sarhoş geziyoruz.
Cüneyt Özdemir
Sayfa 357 - brokefriendforeverr
Kuşkusuz bugün yeni bir hukuk düzeninin oluşup kabul edileceğini düşünmek yalnızca bir iyi niyet ya da bir ''hayal''. Ama hayal kurmadan daha iyi bir dünya düşünmek mümkün değil. Üstelik yeni bir dünyada yeni bir hukuk düzeni hayal etmek de sanırım hayallerin en masumu olsa gerek... 2006 yılında Guantanamo'da halihazırda bulunan 500'e yakın insan yalnızca ABD Savunma Bakanı ve G. W. Bush'un bir emrine dayandırılarak tutuklu bulunuyor. Savaş esirlerine işkence ve insanlıkdışı muamele Konvansiyon'un ağır bir ihlalidir. İnsanlık adına yeterince utanç verici. Belki de gündeme gelmediği için, bilerek, kasten gözden kaçırıldığı için süresiz bir tutukluluk hali yaşayan bu insanlar tüm dünyanın gözü önünde Guantanamo'da hapisler...
Sizin bizim gibi normal insanlar onlar ve bu inanılmaz sistemin içerisinde sıkışmış kalmış durumdalar. Karayipler'de ufacık bir ada sanki dünyanın siyasi deney alanı... Cennet ve cehennem bir arada. İnsan bir adaya hem aşık olup hem de ondan nefret edebilirmiş demek ki. Hayat sizi, Küba'da aynı dolunayın altında, özgür uçan kartalların gölgesinde bir meydanda, dümyanın en güzel müziğiyle mohito içirip sarhoş da edebilir, aynı adanın bir ucundaki, dünyanın sözünü geçiremediği bir cezaevinin, kafesi andıran hücresinde açlık grevine de sürükleyebilir.
... DÜNÜR GIOVANNI ...

Kusura bakmazsanız incelememe kocaman bi "Piiiiiii" ile başlıyorum. bilenler Bilir hele de LM fanları , Mecnun un piiiii derken ki ifadesine hastadırlar :) Şimdi nerden çıktı bu piiii derseniz inanın şu an bu kitabı elimden bırakırken aynı Mecnun gibi bi piiiiii bu muymuş dedim bea :)) hiç adetim değildir aldığım kitaba pişman olmak ama bu duyguyu ilk Elif Şafak Ustam ve Ben ile yaşattı şimdi de Cüneyt Özdemir ...pişman oldum ya resmen tıpkı "beni bu günümden dünden ettiler" diyen İbrahim Tatlıses misali ..
O kadar mı kötü demeyin abiler ablalar genç kardeşlerim hakkat o kadan kötü yani..o 1 i sonuna kadar haketti.. Daha dün Serdar Ortaç a 3 vermiş adamım ben :)) bugün de buna 1.. Allah 0 çekeceğim kitaptan korusun diyorum ne diyim ... bi de söylemeden geçemiycem bu sabah Serdar Ortaç ı tv de gördüm bi garip oldum kendimi "gıybet" etmişim onu çekememişim gibi hissettim :))) sahi bu inceleme gıybete giriyor mu ???? Helal lik almam lazım mı?? Ciddi soruyorum ha lütfen bilenler bilmeyenlere (bana da) anlatabilir mi???
Neyse konuyu dağıtmadan bu ne menemen bi kitapmış da Şimal bu kadar dellenmiş derseniz eğer anlatiiim efenim.. vakti zamanında bu Cüneyt abimiz bi kanalda anchormen lik yapıyordu bilenler bilir.. karizmatik ve işinin ehli saygı duyduğum biriydi açıkçası..oydu galiba ya dimi bir de her akşam kıravat mevzuu olurdu takımıma uymuş mu uymamış mı diye twit yağmuru olur not isterdi izleyenlerden :) kişi saygı duyduğu kişiyi yakından tanımak ister ya hani ben de bu babdan araştırmış ve yazdığı kitaplardan okumak istemiştim.. en çok da Flu diye bi kitabı varmış onu merak etmiştim ya ama o da tükenmiş hiç biyerde bulamamıştım.. bu kitap da adının okkalı olmasından mıdır yada duyduğum saygıdan mıdır ya da Aşk kelimesinin o cazibesinden midir nedir Flu yoksa Olağanüstü Aşk olsun be ya diyerekten aldık işte.... aldık almasına da çarşıdan aldım bir tane eve geldim Kabak misali :) nar olması gerekirken kabak çıkmasın mı :) büyük hayal kırıklığı... aslında anlamalıydım baştaki ithaf kısmında "kayınbabam Giovanni" derken Türk usulü bi brezilya dizisi kıvamında kitap olduğunu :))) Angelina telefonu "efendim"diye açıyor, sevgilisinin anası Stefani babası Silvio çocuğun adı Omar ...ya inanın meraktan "yav bu çocuğun anası mı arap babası mı diye bakınagördüm cık arap marap yok ortalıkta :))) ha bekledim valla olay kuzey ırakta mı geçti bu bölge orası mıdır bu çakal omar çomarı savaşın ortasında mı aşık olmuştur bu kıza filan diye ama yok..tam bir fiyasko !!!! Bu Stefani ve Silvio dan olma Omar gayet rahat içki bira ot mot takılan tipler..kız da bunun eve yerleşiyor her akşam pub bira mira gez toz..kıza da içir filan..kız hamile kalsın vay efendim sen niye hamilesin diye iyice bi döv at sokağa falan.. kız kuzeninde kal sen..sona sanki sihirli deynek değmiş gibi adam ol Omar, işte arkasından kızıma layık olayım diye beşik bakmaya gitmeler... kıza taltifler ben çok değiştim Angelina demeler Angelina nın her ne olursa olsun babasıdır diye çomarı affetmeler falan filan..sonra sen ayağı kay düş karnında bebek ölsün...Küçük emrah fimleri bile bu kadar banal değil yav Cüneyt abicim :)) sen haber sun nooooolur öykü yazma olur mu ..bizi de 1 vermek zorunda bırakıp günaha sokma.. Tek bişeye kanaat getirdim londrada yaşasan da ithafta yazdığın ilk hanımın yabancı olsa da bilinç altın ve üstün komple Türk :))) bak sıfır çekmediysem onun hatrına :))
Suskunluk Dağının Zirvesinde


"Suskunlukta dile gelen, gerçeğin kendisiydi."
Cüneyt Özdemir



Susmak...

Altı harfe sığabilen bir koca isyan... Bu isyana ortak onlarca öznesiz cümle, beyninizin bir yerinde kurulmayı beklerken siz susuyorsanız, anlatacağınız şeyler büyük dalgalar yaratacak demektir. Özellikle de ne zaman bir şeyler söylemeye kalksanız, dilinizin ucuna gelenler hep aynı şeyler oluyorsa, bilin ki bir gün, bir yerde kendilerini ele verecekler ve eğer ki o yer suskunluk dağının zirvesi olacaksa, sizi duyan yalnız siz olacaksınız.

Bir gazeteci, sunucu ve yazarın suskunluk dağını keşfetmesinin ne kadar zor olduğunu düşünüyorum Cüneyt Özdemir "Suskunluk Dağının Zirvesinde" dediğinden beri. Bir insan yıllarca doğruları aktarmışken nasıl susmaya başlar, sanırım birazdan anlayacaksınız. Biz Cüneyt Özdemir'i hep en doğru ve objektif haberin adresi olarak tanıdık. Önce 32. Gün, sonra Siyaset Meydanı ve son olarak da 5N1K programlarındaki sarsılmaz duruşuyla haberciliğin olması gereken halinin bir sembolü oldu. Cüneyt Özdemir'i izlemeye o kadar alışkınız ki belki de bir çoğunuz birazdan "Suskunluk Dağının Zirvesinde"nin onun on ikinci kitabı olduğunu söylediğimde şaşıracaksınız. Bence şaşırmayın, doğru duydunuz.

"Suskunluk Dağının Zirvesinde" Cüneyt Özdemir'in Türkiye'nin her geçen gün içine kapanan ve kendini tekrar eden gündeminden ziyade (ki bana sorarsanız ben dahil bir çoğumuz bu kitapta gündemi yazacağını düşündük ve kitabı okuyunca ya şaşırdık, ya şaşıracağız.) hayatın içinden, dünyadan izlenimlerini, kafasına taktıklarını, şaşırtan ve umutlandıran hikayeleri ele alıyor. "Yazamadıklarımı yazıyorum." diyerek başlıyor hikayesini anlatmaya Özdemir. Ülkemizde gazeteci olmanın her daim birilerinin sizden, haberlerinizden, konuştuğunuz kişilerden, yazdığınız yazılardan, attığınız tweetlerden rahatsız olacağı anlamına gelmesinin üzerini çizerek suskunlukla verilen cevapların da nasıl haince susuyor olmanızla eşleştirilebileceği ve taraf olmayanın bertaraf edildiği bu dünyada yapacağınız en doğru şeyin de suskunluk dağına tırmanmak olduğunu söylüyor. Suskunluk dağının zirvesine çıkmak çözüm mü derseniz, ana akım medyada tutunmanın zorluğunun sebebi olan bir yanda cemaat, diğer yanda Kemalistler, öte yanda Ak Parti, milliyetçi Kürtler, ırkçı Türklerin, her biri sizi kendi sahasına çekmek için çabaladığında ve troller her söylediğinizi kesip biçip yapıştırmaya, ortaya bambaşka söylemler çıkarmaya başladıklarında evet, çözüm olabilir. Özdemir de New York'u bekleme odası kabul edip Kanal D'den ayrıldıktan sonra bir süre orada yaşayıp şu an cümlelerini paylaştığımız kitabını yazıyor. Kitabı okurken sanki son birkaç yılın dünya çapında bir haber kuşağına göz atıyormuşsunuz hissine kapılıyorsunuz. Bu haberlere göz atarken bahsi geçen şehirleri ve kültürlerini de tanımış oluyorsunuz. Özellikle de hayatımıza dokunan güncel ne varsa "evet, gerçekten de öyle" diyerek okumaya devam ediyorsunuz. Sosyal medyanın ne amaçla kullanılır olduğundan, kredi kartlarının insanlara tanıdığı sahte imtiyazlardan, milyon liralık getirisi olan köşe yazarlığının nasıl yazarının istediği gibi at koşturabildiği bir yere dönüştüğünden, şehirlerin yapılaşmasında nasıl yüksek ve düşük gelirlilerin yakınlaştığından, dizi çılgınlıklarından, kahve bağımlılıklarından, obeziteden ve kinoa kullanımından, akıllı telefonlarımızın hayatımın her alanına nasıl işlediğinden, Bansky sergisinden, tek kişilik gazino Ata Demirer showdan, RTÜK sansürlerinden bahsederken New York, Palo Alto, Barcelona, Tel Aviv ve Kudüs'ten sanki bu şehirlerde siz de onunla aynı yerleri gezmişsiniz hissiyatı uyandıracak kadar bahsediyor. Böylece güncel durumlardan bahsederken bir anda biraz daha keyiflenip kahvenizden aldığınız bir yudum eşliğinde sayfaları çevirmeye devam ediyorsunuz. Sonra konu Hillary Clinton, Trump çekişmesi üzerine yoğunlaşıyor. Hillary ve Trump'ı daha yakından tanıma fırsatı buluyorsunuz. Sıra Suriye Savaşı ve mültecilik üzerine konuşamaya geldiğinde ise hazırlıklı olun, duygulanmamak içten bile değil. Özellikle de öyle bir yer var ki, donup kalıyorsunuz. Cüneyt Özdemir, üniversite yıllarında gittiği Türkiye-Hakkari sınırındaki görüntüyü ve aklından hiç çıkmayan ölü bebek kokusunu anlatıyor, kitabı kapatıp bir duraksıyorsunuz. Sonrası umuda yolculuk hikayeleriyle devam ediyor. İnsanların Türkiye'den kaçarcasına Ege Denizini geçmeye çalıştığı bot maceralarında, umut için verilen savaşlardan örnek hayatlarla bahsediyor Özdemir. Sadece dramatik olayları anlatmıyor aslında. Bu yolculukta iyi işler başaranlara da değiniyor, belki de örnek olabilmeleri umuduyla zorluyor kalemini. Böylelikle hayata kaçış filminin kahramanları bir kez daha kahraman oluyor. Konu Almanya'nın Türkiye ile yaptığı mülteci anlaşmasının ardından artık yavaş yavaş Türkiye'ye üzerine odaklanıyor. Bahsedilecek konuların fazlalığı aşikar, başlıyor havaalanı patlamasından, Kilis bombardımanından, Türkiye-İsrail ve Türkiye-Rusya ilişkilerinin sonuçlarından ve Kıbrıs'tan konuşmaya. Konuşmaya diyorum, çünkü okuruyla konuşuyor Özdemir. İçinde biriktirdiklerini tek nefeste döküyor adeta. Bunları anlatırken de yine okurunu anlattığı şehirlerde gezintiye çıkarmayı ihmal etmiyor. Son olarak 15 Temmuz olayları ve FETÖ'ye değiniyor. Kendini iyi niyetli bir sivil toplum kuruluşu gibi tanıtan 40 yıllık Türkiye projesinin kalkıştığı kanlı bir darbe girişimini ve 15 Temmuzdaki bu kanlı darbe girişimi sonrasındaki çöküşünü dile getiriyor. Hala merak ettiği ise tek bir şey var, neden? Tüm bunları neden yaptılar? Bu sorunun cevabı henüz yok. Özdemir susuyor, siz düşünüyorsunuz artık.

Cüneyt Özdemir'in kitabını yazmaya başladığında söylediklerini hatırlıyorum yeniden. Yazıp yazıp sustuğu ya da yazıp yazıp sildiği, bu yüzden belki de cümlelerinin kaybolduğu, hatta belki kendinin de içinde kaybolduğunu söylediği onlarca konuyu bir kitabın içerisinde toplayabilmiş olması ve bu kitabı baştan sona heyecanla okunabilecek dinamikte tutması okuyanı bir hayli etkilerken, son bir soru yükseliyor yazarın kaleminden. "Sahi" diyor, "Seninle yollarımız yeniden kesişir mi?" Gülümsüyorum. "Bence, kesişir." diyerek tüm hikayesi sonlanmış kitaplar gibi kitaplığımda kırmızının en çok yakıştığı rafa kaldırıyorum. Kim bilir başka bir gün, yine altını çizdiğimizi cümlelerde buluşuruz, ne dersin?





#kitap #kitapkurdu #kitapaski #kitapkokusu #kitaptavsiyesi #hergun1kitap #kitapseverlerkulubu #kitaptutkusu #oykuhane #bookstagram #kitapokuyoruz #kitapligim #instabook
Cüneyt Özdemir'in Radikal Gazetesinde 2010-14 arasında yayımlanmış yazılarının derlendiği bir kitap bu. Tür olarak deneme denmiş -ki doğru olmuş. Yakın geçmişi gözden geçirmek için ideal bir kitaptı. Ben beğenerek okudum. Fikirlerinin bazılarına katıldım, bazılarına katılmadım belki ama sevdim bu kitabı. Evet, eğlencesini yitirmiş bir ülkede yaşıyoruz artık. Ayrımcılığın, nefretin, hizipleşmenin zirve yaptığı bir ülke. Bu anlamda özellikle yurt dışı izlenimlerinin olduğu yazıları daha bir önemseyerek okudum.
Efsanelerin doğurduğu, tanıkların büyüttüğü Bizans prensinden, Osmanlı Sultanına ve nihayet bir Cumhuriyet dönemine uzanan 2500 yıllık bir öykü...
Acıları, hüzünleri, sevinçleri, aşkları ile ait oldukları dönemin sesi...
konusu ve konukları ile tarihi bir vesika...
Bizans İmparatorluğu,Cihan Devleti Osmanlı imparatorluğu, Cumhuriyetin kuruluş süreci, darbeler, idamlar, entrikalar la şiirlere, şarkılara, romanlara, filmlere konu olan sessiz şahit kız kulesi...
Aşk tadında, daha doğrusu bir aşk romanı tadında eğlenceli bir kaynak eser.
Dikkat spoiler içerir.
Araştırmacı gazeteci yazar ve televizyon programcısından oldukça güzel bir araştırma eseri. 1993'te Diyarbakır'a gitmek için havalandığı uçağın düşmesi ile şehit olan Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis'in kısa hayat öyküsü ve kaza hakkındaki çarpıcı bilgileri içeriyor. Uçakta şehit düşen yardımcı pilot Tuğrul Sezginler'in ablası Saime'nin olayın kaza olmadığından şüphelenmesi ve sonrasında dedektif gibi iz sürerek ve hatta dava açarak şüphelerini kamuoyu ile paylaşması, Eşref paşanın JİTEM grup komutanı Ahmet Cem Ersever ile olan ilişkisi, Çekiç Güç'ün bölgede yaptıkları, yaşanan sürtüşmeler, PKK ve Kürt sorunu gibi pek çok bilgiyi az az da olsa edinmek mümkün. O dönemi merak edenlerin mutlaka okuması gereken kitaplardan biri.
Cüneyt Özdemir'in gerçekten gazeteci olduğu dönemlerde yazdığı kitap...
Devletin istihbarat kurumları arasındaki rekabet, kendilerinin nasıl kuyularını kazdıklarının ispatı, görevliler arasındaki rekabet, olayları inceleme açısı ve görev sorumluluğu gibi konulara da değinerek istihbarat kurumlarının CV si niteliğinde bir kitap.
Bu pisliği asla temizleyemezsiniz. Ne için kan döktüğünüzü tüm dünya gördü. Binlerce yıl uğraşsanız yine de temizleyemezsiniz, o kadar kirlisiniz ki. Karşındaki bir insan. Dili, dini, ırkı, ten rengi veya görüşleri senden farklı diye ona zulmetme ve onurunu zedeleme imkanını sana veren nedir? Keşke insanlar soluklanıp bir düşünebilse. Sadece düşünebilse, sorgulayabilse. Nelere alet olduklarını anladıkları an, sadece o an, bir soluk alıp düşünebilse. Neyin piyonu olduklarını. Guantanamo bir insanlık yarası, bir insanlık suçu. ABD'nin kendi adaletini dünyaya dayatmasının en adi göstergesi. Bu haliyle savunulur hiçbir yanı yok. Dünya tarihi, günün birinde süper güçlerin de bugün yok saydıkları hukuka ihtiyaç duydukları sayısız örnekle dolu. Kitabın en can alıcı kısmı, Guantanamo'da ki Türk tutuklular ile ilgili Türkiye hükümetinden cılız bir sesin bile çıkmaması. Özdemir şöyle diyor:''Suçu ne olursa olsun, kendi ülkesinin vatandaşlarına karşı bile ilgisiz bir ülkede yaşamaktan dolayı üzülmekten başka bir şey gelmiyor elden!'' İnsanoğlu olarak topyekün bilinçlenmemiz gerekiyor. Nerede adaletsizlik varsa orası için tek vücut olmamız gerekiyor. Dünyanın bir ucundan diğerine tek ve gür bir sesle bağırmamız gerekiyor. Ama doğru, bizi öyle bir hale getirdiler ki yaşam sıkıntısından, gündelik sıkıntılarımızdan kafamızı kaldırıp önümüzdeki pürüzleri göremez olduk. ''Benim yerime yapacak dolu insan var dünyada'' deyip yerimizi savdık. Keşke boyunlarımıza bağlanan ipleri kesip gerçekleri görebilsek. Keşke. Umut etmekten başka bir şey gelmiyor içimden.
Eski bir kuvvet komutanımız olan Eşref Bitlis’in ölümündeki soru işaretlerini gidermeye çalışan bir kitap. Bunu yaparken ne komplo teorilerine gömülüyor ne de şüpheyi bir elinden bırakıyor. 1990’lar Türkiye için o kadar karanlık yıllar ki insanlarımız o puslu havada boğulup gittiler. Bugünlere nasıl geldiğimizin bilinmesi için ufuk açıcı bir kitap.

Yazarın biyografisi

Adı:
Cüneyt Özdemir
Unvan:
Türk gazeteci, sunucu, yazar
Doğum:
Ankara, 8 Şubat 1970
Cüneyt Özdemir (d. 8 Şubat 1970, Ankara), Türk gazeteci ve sunucu.

8 Şubat 1970'te, Ankara'da doğdu. İlköğretimini Yükseliş Koleji'nde, lise eğitimini ise Ankara Atatürk Lisesi'nde tamamladı. Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon Bölümünden mezun oldu.

1990'dan itibaren basın yayın kuruluşlarında çalışmaya başladı. 1992'de muhabir olarak çalışmaya başladığı 32. Gün haber programında 8 yıl genel yayın yönetmenliği dahil çeşitli görevlerde bulundu. 1993'te British Council bursu ile Londra'ya gitti ve multimedya üzerine eğitim gördü. ATV ana haberde Cüneyt'in Büyüteci bölümünü hazırladı , bir yıl süreyle Siyaset Meydanı'nın yönetmenliğini yaptı.

1996'dan itibaren uluslararası savaş muhabirliği yaptı, Lübnan-İsrail sınırında, Kuzey Irak'ta ve Afganistan'da haberler ve özel dosyalar hazırladı.

1999'da CNN Türk'ü kuran kadronun içerisinde yer aldı. 2003'te Irak işgalini ilişirilmiş gazeteci olarak izledi ve haberleştirdi.

2000 yılında yayımlanmaya başlanan ve bir dönem Soner Yalçın ile birlikte sunduğu 5N1K isimli güncel haber ve araştırmacılık programını hazırlayıp sunmaktadır. Program yıllar içinde, Altın Kelebek, Mahmut Dikerdem ödülü, RTGD ve Çağdaş Gazeteciler Derneği tarafından Oradaydım En İyi Belgesel Tv Oscarı ve 5N1K CNN Türk TV Oscar’ı gibi çeşitli ödüllere layık bulunmuştur.

Özdemir, 2011 yılında Zeynep İnanoğlu ile evlendi. Bir çocuk babasıdır. Londra'da yaşamaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 19 okur beğendi.
  • 46 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 44 okur okuyacak.