Cüneyt Özdemir

Cüneyt Özdemir

Yazar
7.6/10
46 Kişi
·
174
Okunma
·
37
Beğeni
·
2269
Gösterim
Adı:
Cüneyt Özdemir
Unvan:
Türk gazeteci, sunucu, yazar
Doğum:
Ankara, 8 Şubat 1970
Cüneyt Özdemir (d. 8 Şubat 1970, Ankara), Türk gazeteci ve sunucu.

8 Şubat 1970'te, Ankara'da doğdu. İlköğretimini Yükseliş Koleji'nde, lise eğitimini ise Ankara Atatürk Lisesi'nde tamamladı. Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon Bölümünden mezun oldu.

1990'dan itibaren basın yayın kuruluşlarında çalışmaya başladı. 1992'de muhabir olarak çalışmaya başladığı 32. Gün haber programında 8 yıl genel yayın yönetmenliği dahil çeşitli görevlerde bulundu. 1993'te British Council bursu ile Londra'ya gitti ve multimedya üzerine eğitim gördü. ATV ana haberde Cüneyt'in Büyüteci bölümünü hazırladı , bir yıl süreyle Siyaset Meydanı'nın yönetmenliğini yaptı.

1996'dan itibaren uluslararası savaş muhabirliği yaptı, Lübnan-İsrail sınırında, Kuzey Irak'ta ve Afganistan'da haberler ve özel dosyalar hazırladı.

1999'da CNN Türk'ü kuran kadronun içerisinde yer aldı. 2003'te Irak işgalini ilişirilmiş gazeteci olarak izledi ve haberleştirdi.

2000 yılında yayımlanmaya başlanan ve bir dönem Soner Yalçın ile birlikte sunduğu 5N1K isimli güncel haber ve araştırmacılık programını hazırlayıp sunmaktadır. Program yıllar içinde, Altın Kelebek, Mahmut Dikerdem ödülü, RTGD ve Çağdaş Gazeteciler Derneği tarafından Oradaydım En İyi Belgesel Tv Oscarı ve 5N1K CNN Türk TV Oscar’ı gibi çeşitli ödüllere layık bulunmuştur.

Özdemir, 2011 yılında Zeynep İnanoğlu ile evlendi. Bir çocuk babasıdır. Londra'da yaşamaktadır.
Belki son bir madde daha ekleyebiliriz.Bir ülkede özgür düşüncenin kapıları ne kadar açıksa, mimarisi de o kadar evrensel oluyor. Dağılabiliriz!
Eğer polise ajan kullanma yetkisi verirseniz polis o yetkilerle ajanı mertebe mertebe yükseltir. İşte o ajan bir süre sonra devletin şu ya da bu isteğini görmezden gelmeye başlar. Bir de bakarsınız ki ajanınız ajanlıktan çıkar, istihbarat teşkilatınız istihbarat vermenin çok ötesine geçip provokatör ajan kullanmaya başlar.
Acaba şu anda el ele Türkiye'ye yönelen ülkelerin kendi aralarında bir dert olsaydı yine aynı şekilde Türkiye'nin üzerine gelebilirler miydi? Onların başında öyle bir dert olsaydı ki Türkiye'yle uğraşacaklarına kendi içlerine dönselerdi!
128 syf.
·1/10
... DÜNÜR GIOVANNI ...

Kusura bakmazsanız incelememe kocaman bi "Piiiiiii" ile başlıyorum. bilenler Bilir hele de LM fanları , Mecnun un piiiii derken ki ifadesine hastadırlar :) Şimdi nerden çıktı bu piiii derseniz inanın şu an bu kitabı elimden bırakırken aynı Mecnun gibi bi piiiiii bu muymuş dedim bea :)) hiç adetim değildir aldığım kitaba pişman olmak ama bu duyguyu ilk Elif Şafak Ustam ve Ben ile yaşattı şimdi de Cüneyt Özdemir ...pişman oldum ya resmen tıpkı "beni bu günümden dünden ettiler" diyen İbrahim Tatlıses misali ..
O kadar mı kötü demeyin abiler ablalar genç kardeşlerim hakkat o kadan kötü yani..o 1 i sonuna kadar haketti.. Daha dün Serdar Ortaç a 3 vermiş adamım ben :)) bugün de buna 1.. Allah 0 çekeceğim kitaptan korusun diyorum ne diyim ... bi de söylemeden geçemiycem bu sabah Serdar Ortaç ı tv de gördüm bi garip oldum kendimi "gıybet" etmişim onu çekememişim gibi hissettim :))) sahi bu inceleme gıybete giriyor mu ???? Helal lik almam lazım mı?? Ciddi soruyorum ha lütfen bilenler bilmeyenlere (bana da) anlatabilir mi???
Neyse konuyu dağıtmadan bu ne menemen bi kitapmış da Şimal bu kadar dellenmiş derseniz eğer anlatiiim efenim.. vakti zamanında bu Cüneyt abimiz bi kanalda anchormen lik yapıyordu bilenler bilir.. karizmatik ve işinin ehli saygı duyduğum biriydi açıkçası..oydu galiba ya dimi bir de her akşam kıravat mevzuu olurdu takımıma uymuş mu uymamış mı diye twit yağmuru olur not isterdi izleyenlerden :) kişi saygı duyduğu kişiyi yakından tanımak ister ya hani ben de bu babdan araştırmış ve yazdığı kitaplardan okumak istemiştim.. en çok da Flu diye bi kitabı varmış onu merak etmiştim ya ama o da tükenmiş hiç biyerde bulamamıştım.. bu kitap da adının okkalı olmasından mıdır yada duyduğum saygıdan mıdır ya da Aşk kelimesinin o cazibesinden midir nedir Flu yoksa Olağanüstü Aşk olsun be ya diyerekten aldık işte.... aldık almasına da çarşıdan aldım bir tane eve geldim Kabak misali :) nar olması gerekirken kabak çıkmasın mı :) büyük hayal kırıklığı... aslında anlamalıydım baştaki ithaf kısmında "kayınbabam Giovanni" derken Türk usulü bi brezilya dizisi kıvamında kitap olduğunu :))) Angelina telefonu "efendim"diye açıyor, sevgilisinin anası Stefani babası Silvio çocuğun adı Omar ...ya inanın meraktan "yav bu çocuğun anası mı arap babası mı diye bakınagördüm cık arap marap yok ortalıkta :))) ha bekledim valla olay kuzey ırakta mı geçti bu bölge orası mıdır bu çakal omar çomarı savaşın ortasında mı aşık olmuştur bu kıza filan diye ama yok..tam bir fiyasko !!!! Bu Stefani ve Silvio dan olma Omar gayet rahat içki bira ot mot takılan tipler..kız da bunun eve yerleşiyor her akşam pub bira mira gez toz..kıza da içir filan..kız hamile kalsın vay efendim sen niye hamilesin diye iyice bi döv at sokağa falan.. kız kuzeninde kal sen..sona sanki sihirli deynek değmiş gibi adam ol Omar, işte arkasından kızıma layık olayım diye beşik bakmaya gitmeler... kıza taltifler ben çok değiştim Angelina demeler Angelina nın her ne olursa olsun babasıdır diye çomarı affetmeler falan filan..sonra sen ayağı kay düş karnında bebek ölsün...Küçük emrah fimleri bile bu kadar banal değil yav Cüneyt abicim :)) sen haber sun nooooolur öykü yazma olur mu ..bizi de 1 vermek zorunda bırakıp günaha sokma.. Tek bişeye kanaat getirdim londrada yaşasan da ithafta yazdığın ilk hanımın yabancı olsa da bilinç altın ve üstün komple Türk :))) bak sıfır çekmediysem onun hatrına :))
184 syf.
·Puan vermedi
Cüneyt Özdemir'in deneme türünde yazdığı bu kitabını başucumda tutuyorum.
Kitap hayata dair en temel konuları ele alarak farklı düşünmenizi sağlıyor.
İnsan-çevre-toplum ve yalnızlığa ilişkin çok güzel anektodlar var.
Kitabın dili oldukça akıcı, zaten bir solukta okuyorsunuz.
Bitirince üzüldüğüm kitaplardan oldu, tavsiye ederim.
256 syf.
·Puan vermedi
Suskunluk Dağının Zirvesinde


"Suskunlukta dile gelen, gerçeğin kendisiydi."
Cüneyt Özdemir



Susmak...

Altı harfe sığabilen bir koca isyan... Bu isyana ortak onlarca öznesiz cümle, beyninizin bir yerinde kurulmayı beklerken siz susuyorsanız, anlatacağınız şeyler büyük dalgalar yaratacak demektir. Özellikle de ne zaman bir şeyler söylemeye kalksanız, dilinizin ucuna gelenler hep aynı şeyler oluyorsa, bilin ki bir gün, bir yerde kendilerini ele verecekler ve eğer ki o yer suskunluk dağının zirvesi olacaksa, sizi duyan yalnız siz olacaksınız.

Bir gazeteci, sunucu ve yazarın suskunluk dağını keşfetmesinin ne kadar zor olduğunu düşünüyorum Cüneyt Özdemir "Suskunluk Dağının Zirvesinde" dediğinden beri. Bir insan yıllarca doğruları aktarmışken nasıl susmaya başlar, sanırım birazdan anlayacaksınız. Biz Cüneyt Özdemir'i hep en doğru ve objektif haberin adresi olarak tanıdık. Önce 32. Gün, sonra Siyaset Meydanı ve son olarak da 5N1K programlarındaki sarsılmaz duruşuyla haberciliğin olması gereken halinin bir sembolü oldu. Cüneyt Özdemir'i izlemeye o kadar alışkınız ki belki de bir çoğunuz birazdan "Suskunluk Dağının Zirvesinde"nin onun on ikinci kitabı olduğunu söylediğimde şaşıracaksınız. Bence şaşırmayın, doğru duydunuz.

"Suskunluk Dağının Zirvesinde" Cüneyt Özdemir'in Türkiye'nin her geçen gün içine kapanan ve kendini tekrar eden gündeminden ziyade (ki bana sorarsanız ben dahil bir çoğumuz bu kitapta gündemi yazacağını düşündük ve kitabı okuyunca ya şaşırdık, ya şaşıracağız.) hayatın içinden, dünyadan izlenimlerini, kafasına taktıklarını, şaşırtan ve umutlandıran hikayeleri ele alıyor. "Yazamadıklarımı yazıyorum." diyerek başlıyor hikayesini anlatmaya Özdemir. Ülkemizde gazeteci olmanın her daim birilerinin sizden, haberlerinizden, konuştuğunuz kişilerden, yazdığınız yazılardan, attığınız tweetlerden rahatsız olacağı anlamına gelmesinin üzerini çizerek suskunlukla verilen cevapların da nasıl haince susuyor olmanızla eşleştirilebileceği ve taraf olmayanın bertaraf edildiği bu dünyada yapacağınız en doğru şeyin de suskunluk dağına tırmanmak olduğunu söylüyor. Suskunluk dağının zirvesine çıkmak çözüm mü derseniz, ana akım medyada tutunmanın zorluğunun sebebi olan bir yanda cemaat, diğer yanda Kemalistler, öte yanda Ak Parti, milliyetçi Kürtler, ırkçı Türklerin, her biri sizi kendi sahasına çekmek için çabaladığında ve troller her söylediğinizi kesip biçip yapıştırmaya, ortaya bambaşka söylemler çıkarmaya başladıklarında evet, çözüm olabilir. Özdemir de New York'u bekleme odası kabul edip Kanal D'den ayrıldıktan sonra bir süre orada yaşayıp şu an cümlelerini paylaştığımız kitabını yazıyor. Kitabı okurken sanki son birkaç yılın dünya çapında bir haber kuşağına göz atıyormuşsunuz hissine kapılıyorsunuz. Bu haberlere göz atarken bahsi geçen şehirleri ve kültürlerini de tanımış oluyorsunuz. Özellikle de hayatımıza dokunan güncel ne varsa "evet, gerçekten de öyle" diyerek okumaya devam ediyorsunuz. Sosyal medyanın ne amaçla kullanılır olduğundan, kredi kartlarının insanlara tanıdığı sahte imtiyazlardan, milyon liralık getirisi olan köşe yazarlığının nasıl yazarının istediği gibi at koşturabildiği bir yere dönüştüğünden, şehirlerin yapılaşmasında nasıl yüksek ve düşük gelirlilerin yakınlaştığından, dizi çılgınlıklarından, kahve bağımlılıklarından, obeziteden ve kinoa kullanımından, akıllı telefonlarımızın hayatımın her alanına nasıl işlediğinden, Bansky sergisinden, tek kişilik gazino Ata Demirer showdan, RTÜK sansürlerinden bahsederken New York, Palo Alto, Barcelona, Tel Aviv ve Kudüs'ten sanki bu şehirlerde siz de onunla aynı yerleri gezmişsiniz hissiyatı uyandıracak kadar bahsediyor. Böylece güncel durumlardan bahsederken bir anda biraz daha keyiflenip kahvenizden aldığınız bir yudum eşliğinde sayfaları çevirmeye devam ediyorsunuz. Sonra konu Hillary Clinton, Trump çekişmesi üzerine yoğunlaşıyor. Hillary ve Trump'ı daha yakından tanıma fırsatı buluyorsunuz. Sıra Suriye Savaşı ve mültecilik üzerine konuşamaya geldiğinde ise hazırlıklı olun, duygulanmamak içten bile değil. Özellikle de öyle bir yer var ki, donup kalıyorsunuz. Cüneyt Özdemir, üniversite yıllarında gittiği Türkiye-Hakkari sınırındaki görüntüyü ve aklından hiç çıkmayan ölü bebek kokusunu anlatıyor, kitabı kapatıp bir duraksıyorsunuz. Sonrası umuda yolculuk hikayeleriyle devam ediyor. İnsanların Türkiye'den kaçarcasına Ege Denizini geçmeye çalıştığı bot maceralarında, umut için verilen savaşlardan örnek hayatlarla bahsediyor Özdemir. Sadece dramatik olayları anlatmıyor aslında. Bu yolculukta iyi işler başaranlara da değiniyor, belki de örnek olabilmeleri umuduyla zorluyor kalemini. Böylelikle hayata kaçış filminin kahramanları bir kez daha kahraman oluyor. Konu Almanya'nın Türkiye ile yaptığı mülteci anlaşmasının ardından artık yavaş yavaş Türkiye'ye üzerine odaklanıyor. Bahsedilecek konuların fazlalığı aşikar, başlıyor havaalanı patlamasından, Kilis bombardımanından, Türkiye-İsrail ve Türkiye-Rusya ilişkilerinin sonuçlarından ve Kıbrıs'tan konuşmaya. Konuşmaya diyorum, çünkü okuruyla konuşuyor Özdemir. İçinde biriktirdiklerini tek nefeste döküyor adeta. Bunları anlatırken de yine okurunu anlattığı şehirlerde gezintiye çıkarmayı ihmal etmiyor. Son olarak 15 Temmuz olayları ve FETÖ'ye değiniyor. Kendini iyi niyetli bir sivil toplum kuruluşu gibi tanıtan 40 yıllık Türkiye projesinin kalkıştığı kanlı bir darbe girişimini ve 15 Temmuzdaki bu kanlı darbe girişimi sonrasındaki çöküşünü dile getiriyor. Hala merak ettiği ise tek bir şey var, neden? Tüm bunları neden yaptılar? Bu sorunun cevabı henüz yok. Özdemir susuyor, siz düşünüyorsunuz artık.

Cüneyt Özdemir'in kitabını yazmaya başladığında söylediklerini hatırlıyorum yeniden. Yazıp yazıp sustuğu ya da yazıp yazıp sildiği, bu yüzden belki de cümlelerinin kaybolduğu, hatta belki kendinin de içinde kaybolduğunu söylediği onlarca konuyu bir kitabın içerisinde toplayabilmiş olması ve bu kitabı baştan sona heyecanla okunabilecek dinamikte tutması okuyanı bir hayli etkilerken, son bir soru yükseliyor yazarın kaleminden. "Sahi" diyor, "Seninle yollarımız yeniden kesişir mi?" Gülümsüyorum. "Bence, kesişir." diyerek tüm hikayesi sonlanmış kitaplar gibi kitaplığımda kırmızının en çok yakıştığı rafa kaldırıyorum. Kim bilir başka bir gün, yine altını çizdiğimizi cümlelerde buluşuruz, ne dersin?





#kitap #kitapkurdu #kitapaski #kitapkokusu #kitaptavsiyesi #hergun1kitap #kitapseverlerkulubu #kitaptutkusu #oykuhane #bookstagram #kitapokuyoruz #kitapligim #instabook
256 syf.
·9 günde·8/10
Baştan sona bir Cüneyt Özdemir kitabı. Bir demlik Cüneyt. Anlatımı alabildiğine akıcı ve.kendine has. Beğiniriz beğenmeyiz düşüncelirine katılırız ya da katılmayız yakın dönemi kendi mesleğinin penceresinden kendince anlatmaya çalışmış. Subjektif mi tarafsız mı derseniz çoğu yerde bence öyle katılmadığım noktalarda elbette yok değil ama bir insanın taraf olmaması da imkansız zaten. Gelelim kitapta değindiği konular ve ağır basanlara. Yurtdışına çıkış hikayesi, meslekte yaşadığı zorluklar, Birand ile anıları, Londra ve New York yaşantısı, ABD başkanlık seçimleri, Hilary ve Trump' ın öyküleri, Silikon Vadisi izlenimleri, Mültecilerin dramı, arada da düşündüğü kimini de uygulamaya geçirdiği projeleri, bazen de Netflix dizi önerileri (Homeland, Narcos, The Jinx, House of Cards) en sonunda memleketimize dönüş ve 15 Temmuz darbe girişimi üzerine düşünceleri, geçmişten bugüne olayın arka planını kendi bakışından ifade ettiği bölüm ile anlatı noktalanıyor.
308 syf.
·7 günde·Beğendi·8/10
Bu kitapla birlikte Emniyet İstihbarat, MİT ve Jitem hakkında bir çok bilgi edindim. Ayrıca 60 ve 80 darbeleri ve o dönem siyasi olayları, PKK nın oluşumu, bazı tarikatların amaçları ve yaptıkları, Fethullah gülen hareketi, Hizbullahçılar, el kaide, dev-sol, dev-yol, pol-bir, pol-der gibi yapılar. Açıklanamayan suikastler, o dönem istihbaratçıların medyuma gitmesi gibi saçmalıklar, Hanefi avcının inanılmaz konuşması... Gerçekten ciddi bir bilgi deposu olmuş. Emeği geçenlere teşekkürler...
388 syf.
Cüneyt Özdemir'in Radikal Gazetesinde 2010-14 arasında yayımlanmış yazılarının derlendiği bir kitap bu. Tür olarak deneme denmiş -ki doğru olmuş. Yakın geçmişi gözden geçirmek için ideal bir kitaptı. Ben beğenerek okudum. Fikirlerinin bazılarına katıldım, bazılarına katılmadım belki ama sevdim bu kitabı. Evet, eğlencesini yitirmiş bir ülkede yaşıyoruz artık. Ayrımcılığın, nefretin, hizipleşmenin zirve yaptığı bir ülke. Bu anlamda özellikle yurt dışı izlenimlerinin olduğu yazıları daha bir önemseyerek okudum.
149 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Efsanelerin doğurduğu, tanıkların büyüttüğü Bizans prensinden, Osmanlı Sultanına ve nihayet bir Cumhuriyet dönemine uzanan 2500 yıllık bir öykü...
Acıları, hüzünleri, sevinçleri, aşkları ile ait oldukları dönemin sesi...
konusu ve konukları ile tarihi bir vesika...
Bizans İmparatorluğu,Cihan Devleti Osmanlı imparatorluğu, Cumhuriyetin kuruluş süreci, darbeler, idamlar, entrikalar la şiirlere, şarkılara, romanlara, filmlere konu olan sessiz şahit kız kulesi...
Aşk tadında, daha doğrusu bir aşk romanı tadında eğlenceli bir kaynak eser.
388 syf.
·Puan vermedi
Cüneyt Özdemir'in Radikal yazılarından derlenmiş deneme türündeki kitabını çok severek okudum.
"Biz bugünlere nasıl geldik?" sorusunun cevabı kitapta saklı.
Eğlencemizi tekrar hatırlamamız dileğiyle..
188 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Dikkat spoiler içerir.
Araştırmacı gazeteci yazar ve televizyon programcısından oldukça güzel bir araştırma eseri. 1993'te Diyarbakır'a gitmek için havalandığı uçağın düşmesi ile şehit olan Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis'in kısa hayat öyküsü ve kaza hakkındaki çarpıcı bilgileri içeriyor. Uçakta şehit düşen yardımcı pilot Tuğrul Sezginler'in ablası Saime'nin olayın kaza olmadığından şüphelenmesi ve sonrasında dedektif gibi iz sürerek ve hatta dava açarak şüphelerini kamuoyu ile paylaşması, Eşref paşanın JİTEM grup komutanı Ahmet Cem Ersever ile olan ilişkisi, Çekiç Güç'ün bölgede yaptıkları, yaşanan sürtüşmeler, PKK ve Kürt sorunu gibi pek çok bilgiyi az az da olsa edinmek mümkün. O dönemi merak edenlerin mutlaka okuması gereken kitaplardan biri.

Yazarın biyografisi

Adı:
Cüneyt Özdemir
Unvan:
Türk gazeteci, sunucu, yazar
Doğum:
Ankara, 8 Şubat 1970
Cüneyt Özdemir (d. 8 Şubat 1970, Ankara), Türk gazeteci ve sunucu.

8 Şubat 1970'te, Ankara'da doğdu. İlköğretimini Yükseliş Koleji'nde, lise eğitimini ise Ankara Atatürk Lisesi'nde tamamladı. Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon Bölümünden mezun oldu.

1990'dan itibaren basın yayın kuruluşlarında çalışmaya başladı. 1992'de muhabir olarak çalışmaya başladığı 32. Gün haber programında 8 yıl genel yayın yönetmenliği dahil çeşitli görevlerde bulundu. 1993'te British Council bursu ile Londra'ya gitti ve multimedya üzerine eğitim gördü. ATV ana haberde Cüneyt'in Büyüteci bölümünü hazırladı , bir yıl süreyle Siyaset Meydanı'nın yönetmenliğini yaptı.

1996'dan itibaren uluslararası savaş muhabirliği yaptı, Lübnan-İsrail sınırında, Kuzey Irak'ta ve Afganistan'da haberler ve özel dosyalar hazırladı.

1999'da CNN Türk'ü kuran kadronun içerisinde yer aldı. 2003'te Irak işgalini ilişirilmiş gazeteci olarak izledi ve haberleştirdi.

2000 yılında yayımlanmaya başlanan ve bir dönem Soner Yalçın ile birlikte sunduğu 5N1K isimli güncel haber ve araştırmacılık programını hazırlayıp sunmaktadır. Program yıllar içinde, Altın Kelebek, Mahmut Dikerdem ödülü, RTGD ve Çağdaş Gazeteciler Derneği tarafından Oradaydım En İyi Belgesel Tv Oscarı ve 5N1K CNN Türk TV Oscar’ı gibi çeşitli ödüllere layık bulunmuştur.

Özdemir, 2011 yılında Zeynep İnanoğlu ile evlendi. Bir çocuk babasıdır. Londra'da yaşamaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 37 okur beğendi.
  • 174 okur okudu.
  • 5 okur okuyor.
  • 95 okur okuyacak.