Daniel Pennac

Daniel Pennac

Yazar
7.8/10
49 Kişi
·
110
Okunma
·
10
Beğeni
·
1.412
Gösterim
Adı:
Daniel Pennac
Unvan:
Fransız Yazar
Doğum:
Kazablanka, 1944
1944 yılında Kazablanka’da dünyaya gelen Daniel Pennac çocukluk yıllarını asker babasıyla Asya ve Afrika’yı dolaşarak geçirdi. Kitapları Fransa’da büyük ilgi gören Pennac, 2012 yılında Okul Sıkıntısı adlı kitabıyla Renaudot Ödülü’nü kazandı.
Her okuma bir direnme eylemidir. Neye karşı direnme?
Bütün sıradanlıklara:
— Toplumsal olanlar.
— Mesleki olanlar.
— Psikolojik olanlar.
— Duygusal olanlar.
— İklimsel olanlar.
— Ailevi olanlar.
— Eve dair olanlar.
— Güruhlara dair olanlar
— Patolojik olanlar.
— İdeolojik olanlar.
— Kültürel olanlar.
— Şişkin benliğimize dair olanlar.

İyi sürdürülen bir okuma kişiyi, kendisi dahil her şeyden kurtarır.
Daniel Pennac
Sayfa 62 - Metis
“Okumak fiilinin emir kipine tahammülü yoktur. Başka fiillerle de paylaşır bu nefretini: ‘Sevmek’ fiili ‘Hayal etmek’ fiili…”
..., bizi hayvanlardan, vahşilerden, cahillerden, kaba softa ham yobazlardan, muzaffer diktatörden, obur materyalistten ayırmak için, okumak gerek! Okumak gerek!
— Öğrenmek için.
— Okulda başarılı olmak için.
— Bilgilenmek için.
— Nereden geldiğimizi bilmek için.
— Kim olduğumuzu bilmek için.
— Başkalarını daha iyi tanımak için.
— Nereye gittiğimizi bilmek için.
— Geçmişin anısını muhafaza etmek için.
— Günümüzü aydınlatmak için.
— Daha önceki tecrübelerden faydalanmak için.
— Atalarımızın yanlışlarını tekrarlamamak için.
— Zaman kazanmak için.
— Kaçmak için.
— Hayatı anlamlı kılmak için.
— Medeniyetimizin temellerini anlamak için.
— Merakımızı ayakta tutmak için.
— Dinlenmek için.
— Kültürümüzü artırmak için.
— İletişim kurmak için.
— Eleştirel zekâmızı işletmek için.
Daniel Pennac
Sayfa 54 - Metis
“Sonuçta, giderek daha az sevmeye başladığımız insanlara, giderek daha çok teşekkür etmek durumunda kalırız…”
86 syf.
·1 günde·9/10
Biri veya birileri tarafından ödüllendirildiğimizde kendimizi nasıl hissederiz? Ne yaparız? Teşekkür mü etmeliyiz bizi ödüllendirdiği için? Peki biz o ödülü hak ettik mi? Bize ödülü veren kişi-ler yanlı mı davrandı? Hesaplaştık mı kendimizle?

Nasıl hissederiz kendimizi peki? Hangi duygular yoğunlaşır içimizde? Ödülün verdiği coşku, mutluluk , heyecan. Ya da ödül elimizde ve ne yapacağımızı bilememenin korkusu mu? Hangisi?


Peki kime, kimlere teşekkür etmeliyiz?

Bize teşekkür etsinler diye kapıyı tutup bekledik değil mi?

- Buyrun efendim geçin
- Ne zahmet ettinz? Çok teşekkürler.
- Ne demek ben teşekkür ederim.

Sevdiğimiz insanlardan bekledik teşekkürü:

Eşimizden:
- Canım çok güzel bir hediye bu, çok teşekkürler.

Ailemizden:
- Oğlum sen olmasaydın nasıl kalkardım bunca yükün altından. Çok teşekkürler.

Arkadaşımızdan:
- Abi bana biraz borç verir misin, işler düzelince veririm hı?
........ Çok sağol, çok teşekkür ederim.

Mahalle esnafından:
- Kardeş ben gelene kadar dükkanda gözün olsun. Biri bir şey çalar falan.
- Tamam abi.
- Çok teşekkürler.

Bir yazar var. Ödüllendirilmiş bir yazar. Ödül törenine çağrılıyor ve 45 dakikalık bir konuşma yapmak zorunda. Belki işler çığrından çıkar ve bu teşekkür konuşması bir tokat gibi iniverir insanlarin yüzüne.

Daniel Pennac, her alınan ödülden sonra törenin gereksiz olduğuna, oradaki insanların samimiyetsiz olduğuna, aslında teşekkür ettiğimiz kişilerin sırf teşekkür edelim diye orada bulunduklarına, ödül sahibine; şimdiye kadar dünyadaki yerin neydi deyip ödül aldığında ise sevgi gösterisinde bulunan aile bireylerinin sahte gülümsemesine ve daha birçok şeye değiniyor..

Peki bu incelemeyi okuyanlar? Onlara teşekkür yok mu?

Teşekkür ederim.
Çok teşekkür ederim.
286 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Bir eğiticinin bir öğretmenin okuması farz olan kitaplardan bir tanesidir. Abartmıyorum yardımcı kaynak olarak eğitim fakültelerinde okutulması gerekir.
136 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Kitaplar ve okumaya dair eserleri ayrıca beğeniyorum. Kitap okurken hissedilen duyguları, başka okuyuculardan da duymak, bunlara gülümsemek çok farklı bir haz. Pennac da bu hazzı kitabında 57 alt başlıktan oluşan üç bölüm ve "Okurun Zamanaşımına Uğramayan Hakları" ismini taşıyan dördüncü bölümle yaşatıyor. Daha önce, Mikita Brottman'ın Okuma İlleti kitabını okumuştum, o da oldukça iyiydi. Roman Gibi'de özellikle kitap okurunun hakları ilginç gelebilir. Bunlar; Okumama, sayfa atlama, bir kitabı bitirmeme, tekrar okuma, canının istediğini okuma, 'bovarizm', canının istediği yerde okuma, çöplenme, yüksek sesle okuma ve susma hakları. İki saat gibi kısa bir sürede bitirilebilecek kitap, yolculuklar için ideal bir arkadaş olabilir.
86 syf.
·1 günde
Öncelikle teşekkür ederim beni takip ettiğiniz için.
Teşekkür ederim gönderilerimi beğendiğiniz için.
Teşekkür ederim gönderilerime yorum yaptığınız için.
Peki ya, kendime teşekkür etmeli miyim?
Açıkçası, kendime kitaplarla, edebiyatla ilgilendiğim için teşekkür ederim.
.
.
.
Aslında Daniel Pennac'ı, henüz okumadığım ama listemde olan diğer birkaç kitabından tanıyordum. Ta ki bu kitabıyla Kırşehir'deki bir kitapçıda karşılaşana kadar. İnce hacimli, ancak kimi noktalarda ağır, iğneleyici bir dille yazılmış, tatlı huzursuzluk bırakan bir kitap okudum.

Bir değil, birden fazla kitap yazmış bir yazar bütün kitapları için ödüle layık görülür. O çok bilindik ödül törenine çağrılır. Aslında kendisi pek de sevmez, ödül törenlerini. Fakat bu ziyareti bir zorunluluk olarak görür ve ödül törenine gider.

Ödül törenlerinin bilindik bir yanı da şu ki zaten hepimiz biliyoruz. Ödüle layık görülen, ödül alan kişi sahneye ödül almak için çıktığında birkaç cümleyle konuşma yapar.

Konunun anlatıcısı o ödül töreninde bulunan bir misafir gibi anlaşılsa da hakim bakış açısıyla yazılan bir metin olmasından ötürü ödüle layık görülen yazarımızın tüm ruh haliyle yaptığı konuşma salondakiler için büyük bir işkencedir. Çünkü ben kimi yerlerde öyle hissettim. Sanki konuşmacı bana işkence yapıyor gibiydi.

Konuşma, bilinenin aksine uzun sürer. Aslında en fazla 45 dakika durması gereklidir. Ancak daha fazla durur sahnede.

Yapmış olduğu konuşmada söz konusu olan yazarın en kişiselden en genele kadar tüm düşüncelerini öğrenmiş ve hatta onu doğumundan itibaren tanıyormuşuz gibi hissederiz. Onun o an içinde bulunduğu tüm psikolojik durumları konuşmasından, jest ve mimiklerinden, hareketlerinden anlaşıldığı gibi hâlâ mecburiyet içindedir.

Bazen haklı cümleler kurmuş olsa da çok fazla cesaretli konuştu. Böylelerine hani 'Yürek mi yedin de geldin?' deriz ya hani, yürek yemişti.

Daniel Pennac, daha sonra sahneye de uyarladığı bu metninde bizzat kendisi oynamakla birlikte kitabının her iki versiyonu da epey ses yapmış döneminde.

Tavsiye edebileceğim bir kitap değildir belki. Ancak ben okurken çok sevdim.
286 syf.
·5 günde·Beğendi·Puan vermedi
" Bir metni anlamanın aklın tek başına yaptığı zorlu bir fetih olduğunu, saçma bir fıkranın da sadece birbirine güvenen arkadaşlar arasında paylaşılan dinlendirici bir suç ortaklığı olduğunu bilirdik. En deli saçması hikayeleri daima en yakınlarımızla paylaşırız, maksat onların ince espri anlayışına üstü kapalı bir saygı duruşunda bulunmaktır. Başkalarıyla ise akıllıları oynarız, bildiklerimizi ortaya döker, gösteriş yaparız, karşımızdakini etkileriz. "

Okul sıkıntısı, tembel bir öğrenci olan Daniel Pennac'ın kendi deneyimlerinden ve yaşadıklarından yola çıkarak kaleme aldığı otobiyografik bir roman, özellikle öğretmen arkadaşlar ilgi ve keyifle okuyacaktır...
86 syf.
·Beğendi·9/10
Sizi ters köşe yapan edebiyata ödüllere edebiyat çevresine o sahne ışıklarına. Doğal olmayan tüm boyun eğmelere mırın kırınlara. Sahte gülüşlere yalancı tanıklara ve minnettarlık denen saçmalığa sağlam bir tokat.
286 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Bir öğretmen olarak Fransız bir öğretmenin bilgilerinden ve anılarından çok faydalandım. Özellikle "kötü öğrenci" üzerine yazdığı kitaptaki öneri ve değerlendirmeler, benim için çok değerli! Çünkü böyle bilgileri uzun zamandır arıyorum ve aramaya devam da edeceğim. Bütün mesele, öğrenme isteğini duyan ya da öğrenme isteği uyandırılmış öğrenciler...
136 syf.
·6/10
Hacim olarak küçük, tek oturuşta bitirilecek bir kitap İsminden dolayı sanırım ben daha fazlasını bekledim ama pedagojik çıkarımlarla yüklü. Yine de okuma ve kitap üzerine yazılan yazıları sevenlerin okumaktan hoşlanacağı bir kitap olmuş.
183 syf.
·Beğendi·7/10
Yeni bitirdim. Güzel bir romandı. Üç ciltten oluşan bu serinin ilk kitabıdır. Polisiye tarzda değişik bir hikaye. Ben beğendim. Tavsiye ederim herkese
286 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
çok güzel kitap aynı ben okuldan sıkılıyorum tabi bazı arkadaşlarım var onlar sayesinde sıkılmıyorum

Yazarın biyografisi

Adı:
Daniel Pennac
Unvan:
Fransız Yazar
Doğum:
Kazablanka, 1944
1944 yılında Kazablanka’da dünyaya gelen Daniel Pennac çocukluk yıllarını asker babasıyla Asya ve Afrika’yı dolaşarak geçirdi. Kitapları Fransa’da büyük ilgi gören Pennac, 2012 yılında Okul Sıkıntısı adlı kitabıyla Renaudot Ödülü’nü kazandı.

Yazar istatistikleri

  • 10 okur beğendi.
  • 110 okur okudu.
  • 7 okur okuyor.
  • 138 okur okuyacak.