Giriş Yap

David Burns

Yazar
8.7
2.233 Kişi
Tam adı
David D. Burns
Unvan
Psikiyatri ve Davranış Bilimleri Bölümü'nde Yardımcı Profesör
Doğum
Minneapolis, Minnesota, ABD, 19 Eylül 1942
Yaşamı
Burns, 1964'te Amherst College'dan lisans, 1970'de Stanford Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden mezun oldu. 1974 yılında Pennsylvania Tıp Fakültesi'nde psikiyatride ikamet eğitimini tamamladı ve American Board of Psychiatry 1976'da nöroloji. Burns çok sayıda araştırma çalışmasının, kitap bölümünün ve kitabının yazarıdır. Ayrıca her yıl Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada'da zihinsel sağlık uzmanları için konferanslar veriyor ve birçok psikoterapi eğitimi atölyesi yürütüyor. Araştırma ve öğretiminde birçok ödül kazandı ve Pennsylvania Üniversitesi Tıp Fakültesi'ndeki psikiyatri sakinlerinin mezun oldukları sınıf tarafından üç kez "Yılın Öğretmeni" seçildi.

İncelemeler

Tümünü Gör
568 syf.
·
14 günde
·
9/10 puan
Anksiyete, uyanıkken rüya görmek gibidir...
İyi Hissetmek kitabını da okumuş birisi olarak şunu söyleyebilirim, İyi Hissetmek depresyon ile baş etme konusunda ne kadar faydalı ise bu kitap da anksiyete sorunu açısından o kadar başarılı. Tavsiyem mutlaka bu iki kitabı da herkesin okumasından yana. Gerçekten o kadar iyi mi, iyi hissedecek miyim sorusunun cevabı kuşkusuz : evet. D. Burns her zaman şunu söylüyor : "Yaşamınız, üzerinde Rus ruleti oynanmayacak kadar çok kıymetli." Hiçbir kitap, teknik ya da ilaç herkes için çalışmaz, bu tek başına bir tedavi de değildir, bir uzman değerlendirmesi ile birlikte uygulanırsa ekstra verim alınabilir. Tabii ki burada esas nokta sorunun ne kadar ciddi olduğu, ne çeşit bir sorun olduğu, yakınmaların türü, süresi ve şiddeti yardım almayı belirleyecek temel etkenleri oluşturup zihninizdeki soru işaretlerini de gideriyor. Çünkü amaç sadece belirtileri ortadan kaldırmak değil, nasıl düşünüp hissettiğiniz ile ilgili de kapsamlı bir dönüşüme girmektir. Kitabın ilk girişinde her zamanki gibi neye ihtiyacınız olduğunu belirlemeye yönelik genel bir bilgilendirme yapılıyor, ardından sizi bilişsel çarpıtmalar ve yaygın özkıyıcı inançlar listesi karşılıyor ve kaygının nedenlerine yönelik dört farklı tedavi türü anlatılıyor : Bilişsel Model, Maruz Bırakma Modeli, Gizli Kalmış Duygu Modeli ve İlaç tedavisi. D. Burns'ün kitaplarında ısrarla savunduğu ortak bir düşüncesi var : acı veren mod atlamalarının üstesinden başarıyla gelmek için çok daha hızlı, etkili ve uzun vadede işe yarayacak yeni ve ilaçsız tedavi yöntemleri... Buna dayanarak yapılan araştırmalar sonucu BDT'nin, anksiyetenin her türünün tedavisinde diğer psikoterapiler veya ilaç tedavisine kıyasla çok daha etkili olduğu sonucuna varılıyor. Bunun için de D. Burns temeli BDT'ye dayanan, bilişteki olumsuz veya gizli kalmış düşünceler kaygıya sebep olduğu için bunları fark edip "nasıl düşündüğünüzü değiştirirseniz, nasıl hissettiğinizi de değiştirebilirsiniz" prensibi ile ilerliyor. Hepimiz farklıyız, herkeste işe yarayacak tek bir teknik yoktur, anlatılan her şeyi üzerinizde denediğinizde işe yaramayadabilir, zaten burada anksiyetenin bütün türleri için çok farklı teknikler anlatılıyor. Size en uygun olanı ve en çok işe yarayanı bulduğunuzda sıklıkla o teknik hep işe yarayıp fark yaratan olacaktır. Artı olarak bunlar sadece geçici bir süre iyi hissetmek amaçlı değil "iyileşmek" temelli uygulamalardır ve nükse önceden hazırlık adına nüks etme aşamasında bile ne yapmanız gerektiği adım adım anlatılmıştır. Evet bir kitap gerçek bir terapi etkisi yaratabiliyor. Kendinizi ciddi manada anlaşılmış ve rahatlamış hissediyorsunuz.  D. Burns farkını yine açık ara ortaya koymuş. Eseri baş ucu kaynağı olarak bulundurmanızı öneriyor ve keyifli okumalar diliyorum...
2 yorumun tümünü gör
Reklam
408 syf.
·
9 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
İyi hissetmek kendinize olan borcunuzdur...
Bu zamana kadar okuduğum kişisel gelişim kitapları içerisinde en iyiler listesine alıyorum kendisini, çünkü psikiyatri adına sağlam temelli olmayan birçok anlatım her yerde şunu yapın bunu yapın şeklinde söylemlerde bulunuyorken Dr Burns neyi nasıl yapmanız gerektiğini alenen adım adım anlatıyor. Bilinçaltı süreçlerde olayın kökenine nasıl inilir, çarpıtılmış düşüncelerle ve sessiz varsayımlarla nasıl baş edilir, eğer ki bu olumsuz düşünce doğruysa bile benim için ne anlam ifade ederdi, beni neden üzdü ve altında yatan esas duyguyu nasıl keşfedebilirim gibi birçok sorunun cevabını bulabileceğiniz başarılı bir kendine yardım kitabıdır, yavaş yavaş sindirilerek okunmasını tavsiye ederim. İçeriği Freud, C.G Jung ve A. Adler gibi analitik psikolojinin kurucularının öğretilerine temellenen, ancak onların eserlerinden alacağınız yoğun tıbbi içeriğe göre oldukça basit, günlük konuşma dilinde, herkesin bir şeyler kapabileceği bir anlatıma sahip, ayrıca Dr. A. Beck gibi bilişsel davranışçı terapinin kurucusu olarak kabul edilen önemli bir isimden alınan bire bir tavsiyelerin de gerçek terapi vakalarından uygulamalarını içermektedir. Bu anlamda kişisel gelişim adına kesinlikle rafta olması gereken, anlatılan uygulamaların özümsenerek uygulandığında etkilerinin gerçekten görülebileceği bir eser. Keyifli okumalar...
2 yorumun tümünü gör
632 syf.
·
92 günde
"Bahar gelmez bir daha gönlümün bahçesine" İncelemeden ziyade içimi döktüğüm daha doğrusu dökmeye çalıştığım bir yazı metni olacak. Yaklaşık beş yıldır günbegün artan ve beni okulumdan arkadaşlarımdan ailemden ve dahi kendimden uzaklaştıran duygu ve düşünce silsileleri kapladı ruhumu. Başta önemsememiştim. Mevsimdendir diyip aldırış etmemiştim fakat yukarıda okuduğunuz cümleyi yazdığım günden beri mevsimim güz oldu. Yağmur yağmakla kalmamış rüzgar savurmuştu beni oradan oraya. İlk iki yıl gizlemeye çalıştım, her şeyin normal olduğunu sadece biraz abarttığımı bu durumu düzelteceğimi düşündüm. Zamanla kendimde fark ettiklerimi çevremden duyar oldum. "Nazife iyi misin, durgun görünüyorsun?" "Ee o bizim herkesi güldüren neşe getiren Nazife nerde biz onu istiyoruz?" "Annecim yemek hazır iki lokma ye kaç gündür yemiyorsun doğru düzgün." "Nazife yine mi uyudun bütün gün?" "Odadan çıkta iki yüzünü görelim ablacım." "Nazife her daim ahlakı kadar dersteki başarısıyla tanıdığımız bir öğrencimiz daha iyi bir başarı bekliyorduk bir sorun mu var?" Gibi gibi onca sorunun içinde kalakalmıştım. İnsan içine çıkmaktan zamanla vazgeçtiğim bir dönem vardı, bana nasılsın dediklerinde sahte bir iyiyim demek "gözümde koca bir yalancı" olmama sebebiyet veriyordu. Yolda yürürken başımı çok kaldırmazdım ama etrafta sevecek bir kedi bir kuş yahut fotoğrafını yakalayacağım manzara ya da an kovalardım. Zamanla insanlardan da kaçmaya başladım. Otobüste yüzüme bakan herkesin neler hissettiğimi bildiğini insanlar tarafından irite bir halde görülen biriydim zannımca. İstemsizce insanların nefes alıp verişleri yutkunmaları bile benim kulağımda birer davul gümbürtüsüne dönüşüyordu. Bazen sadece düşünüyordum ne düşündüğümü bile bilmeden... İneceğim durakları unutmaya bineceğim otobüsleri karıştırmaya ve artık yalnızca kendimi değil ailemi de üzdüğümü incittiğimi idrak edince böyle gitmeyecek diyip psikiyatrist ile görüşmeye karar verdim. [Haliyle burada birçok şeyi anlatamıyorum,anlatmamalıyım fakat buna benzer günler geçirmişseniz ya da halen geçiriyorsanız yalnız olmadığınızı ve bir an önce doğru yola koyulmanızı niyaz ettiğim için yazıyorum.] Psikiyatriste gittim ama görüşemedim şu an düşününce en hayırlısı buymuş ve böyle olmuş olduğunu görebiliyorum. Psikiyatristle görüşemedim ama psikologdan randevu aldım ve cesaretimi toplayıp gittim. Her şeyin bir anda düzelmesi gibi bir mucizenin beklentisine girmedim ama uzun süredir kaybettiğim o huzuru biraz da olsun bulacağıma hissedeceğime emindim. Psikologla görüştükten sonra ne oldu? diye soruşunuzu duyar gibiyim. Bana beş yıldır ağır bir depresyon sürecinin içinde bulunduğumu, ilaç tedavisi kullanmadan bugün karşısında yaşıyor olmama oldukça şaşırdığını söyledi. Hakkını yemiyeyim beni bu kitapla tanıştırdığı için çok mutluyum fakat bir kez odasına girmiş olduğum psikoloğu bir daha ziyaret etmedim bu süre zarfında. Sürekli hissettiklerimden ve düşüncelerimden kendimi sorumlu tuttuğum ve hepsinin yanlış olduğunu düşündüğüm için çevremden aldığım tavsiyeleri akıl süzgecinden geçirmeden çabalıyor uyguluyordum. Maneviyatını güçlendir kardeşim namazını aksatma,Kur'an-ı Kerim oku, dini bilgini genişlet ilim sahibi ol. İçindeki iman eksiliğinden tüm vesveseler. Bak gör bunları eksiksiz yap düzeleceksin. Namazlarımı aksatmıyor hatta ezanın okunmasını bekleyip bittiği anda aman unutmadan kılayım diye kılıp, her rekatta namazı daha uzun tutmak için farklı sureler ve ayeti kerimeler okumaya başlamıştım. Sonra ben napıyorum diye sordum kendime? Sanki kulluk vazifesiyle değil de kendimi iyi hissetmek için kılıyor olduğumu hissettiğim anda vakit namazlarındanda uzaklaştım. Daha çok şey oldu ama ne gönlüm yazarak o günleri anmak istiyorum ne de paylaşmak... Elhamdülillah,elhamdülillah, elhamdulillah bu günlerime. Çok şükür ki sokakta sevecek kediler arıyor, çocukların tebessümünde, yiyebildiğim bir kuru ekmeğe huzurla umutla bakabiliyorum. Yalnızca bu kitapla toparlanmadı her şey Rabbimin bana en kıymetli emaneti ailem bu günlerimde beni yalnız bırakmadı. Kitabı yalnızca okumak size bir şey katmayacak, önce şifanın Allahtan olduğunu bu kitabın bir vesile olduğunu unutmadan yazarın verdiği tavsiyeleri eksiksiz uygulayarak sayfaları ilerletmenizi tavsiye ederim. Bu satırları yazmakta ne kadar çekindiğimi,utandığımı ifade edemeyeceğim. Ama bir kalbi bile bu esaretten kurtarabilecekse bir hecem şükür ki Rahman'a Bu süreçte verdiğim mücadele ve kayıpların bile birer imtihan olduğunu ve Allah'ın her daim en hayırlısını; kulu istediği ve inandığı sürece geçte olsa nasip ettiğine canı gönülden inanıyor ve iman ediyorum. Gönlüme baharı getiren Rabbime, aileme binlerce şükür. Her ne olursa olsun insan olduğumuzu bir nefse sahip olduğumuzu unutmayalım. Nefsi yalnızca harama uymakla ilgili olarak düşünmek eksik kalıyor. Allah katında yaptığımız iyiliklerin hatta niyet edip de yapamadığımız iyiliklerin mükâfatını derecesini bilemeyiz. Hâşâ yaptığım iyiliğin yeterli olmadığını her daim en iyi olmak zorunda olduğum günler de olmuştu. Affınıza sığınıyorum lafı çok uzattım. Hakkınızı helal ediniz... "O halde siz beni anın, ben de sizi anayım. Bana şükredin ve sakın nimetlerime nankörlük etmeyin." -Bakara Suresi 152. Ayet Hayr da şer de Allahtandır. Gecenin ardından gündüzü getiren, o günlerden beni bugünlere iyi eden Rabbime hamd olsun.
·
10 yorumun tümünü gör
Reklam
2
4
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.42