David Mitchell

David Mitchell

Yazar
7.5/10
32 Kişi
·
69
Okunma
·
3
Beğeni
·
1.387
Gösterim
Adı:
David Mitchell
Unvan:
İngiliz Yazar
Doğum:
İngiltere, 12 Ocak 1969
David Mitchell, 1969'da İngiltere'de Southport'ta doğdu. İngiliz ve Amerikan Dili Edebiyatı eğitimi gördü. Sicilya'da bir yıl yaşadıktan sonra sekiz yıl boyunca Hiroşima'da İngilizce öğretmenliği yaptı. 1999'da yayımlanan ilk romanı "Hayalet Yazılar" büyük ilgi gördü ve Mail on Sunday/John Llewellyn Ödülü'nü aldı. Ardından "Number9Dream" (2001) ve "Cloud Atlas" (2004) adlı romanları yayımladı. 2003 yılında "En iyi Yirmi İngiliz Romancı"dan biri olarak gösterilen Mitchell, iki kez Booker Ödülü adayları arasında yer aldı. 2003 Mail on Sunday/John Llewellyn Ödülü
Ne kadar insan varsa o kadar da doğru vardır. Zaman zaman, kendi noksan suretlerinin arasına gizlenmiş, daha doğru bir Doğru'yu görür gibi oluyorum ama yaklaştığımda kımıldıyor ve muhalefetin dikenli bataklığının derinlerine iniyor.
Her canlı, doğar, büyür, ölür;değil mi? Hayatın sözleşmesinde yazar bu. Ama ben buraya, bazı ender durumlarda bu değiştirilmesi teklif dahi edilemez maddenin...tadil edilebileceğini söylemeye geldim.
Barışı savaştan çok seviyoruz, ama özgürlüğü de kölelikten çok seviyoruz! Gözlerimizi yumamayız! Gözlerimizi yummayacağız! Gözlerimizi yummayacağız!
Barış, Rabbimiz tarafından ne kadar sevilse de, ancak komşularınız da sizin gibi vicdanlıysa esas erdemlerden biri sayılır.
"Gerçeklik değişir.Hayat değişmeseydi hayat olmazdı,fotoğraf olurdu."..."Aslına bakarsan fotoğraflar bile değişir ;solar."
‘Annen seni seviyor olabilir, baban seni seviyor olabilir ama Başkan Mao seni hepsinden fazla seviyor!’”
“Toplum bir dış feragattir. Bazı özgürlüklerimizden feragat eder, karşılığında uygarlığa ulaşırız. Açlıktan, haydut elinden ya da koleradan ölmekten korunmuş oluruz.
“Sizin kurtarıcılarınızız. Japonya’nın İmparatorluk Yumurtası adına, bu hana el koyuyoruz. Kutsal Dağ artık Asya Ortak Refah Dünyası’na ait. Buraya, Hasta Çin Ana’yı Avrupalı emperyalistlerden kurtarmaya geldik. Onurlu ve saf bir ırktan gelen Almanlar hariç.”
Bazen hani okurken çok zorlandığınız ve hiç bitmeyecekmiş gibi gelen kitaplar vardır ya işte benim için en iyi örneklerden biriydi Black Swan Green. David Mitchell harika bir yazar. Kitap detaylı, net ve anlaşılırdı fakat bir de bir kitaptan zevk almak vardır -ki bu kitapta ben bunu hiç alamadım. 1980'lerde ergenliğin başındaki bir genç Jason Taylor. Onun özelliği pepeme olması. Karakterinin yeni oluşmaya başladığı bu zamanlardaki bu özelliğinin onu düşürdüğü durumları, kendi kendini kısıtlaması... İngiliz ailesinin günlük hayatını ve özel sosyal hayatını biz de onunla birlikte yaşıyoruz. Fakat hepsi bu. Kitabın konusu bunun üzerine kurulmuş. Edebi olarak beni mest etse de konu olarak aynı şeyi söyleyemiyorum.
Oldukça ilginç yapılı bir roman, içeriğinde beş farklı zaman dilimine ait beş farklı öykü barındırıyor ve bu öyküler kendine has bir dizilimle okuyucuya aktarılıyor.

Önce birinci öyküden başlayıp bu öykü anltılırken yarısında ikinci öyküye geçiliyor ve sıralama bu şekilde devam ediyor. Yani 1-2-3-4-5 şeklinde ilerleniyor ve beşincisi hariç tüm öyküler yarıda kesiliyor. Beşinci öyküden sonra ise sıralama bu kez 5-4-3-2-1 şeklinde ilerliyor ve kitap sonlanıyor. Okuması zevkli bir roman.
Kitabin dezavantaji geziyazisi ile başlaması ve dilinin ağır olması. Ilk 50 sayfaya katlanabilen okuyabilir. Filmini izleyince bıraktım. Çünkü sonunu bildiğin bir yolu gitmek gereksizdir.
13 yaşın ne karmaşık, ne zor bir iş olduğunu tekrar hatırlattı. Kendi küçük dünyasının sınırları ve problemleriyle uğraşırken bir yandan da çevresinde olup bitenlerle savaşmak zorunda kalan bir çocuğun hikayesini çok ama çok güzel ve sade bir dille, ulaşılması güç bir güzellikte aktarmış.Herkese tavsiye ederim.
Aşkın, güzellik ile saflık arasında bulunan ayrıntısını, eski zaman kültüründe nasıl harmanlandığını bazen hüzünlü, bazen size özdeş değişimini sergiliyor. Farkındalıklarımızı sorguluyorken buluyoruz kendimizi. Yine de Mitchell'in kitaplarında mesela Kemik saatlerde konunun iç açıcılığı yüzünden hızla ilerlerken bu kitabında dili ağır olmasada belki de bağımlı olduğu aşkın seyri biraz tempoyu yavaşlatıyor. Ben ritimi düşürüp, araya başka kitaplar katıp okumayı denedim, okunuyor, keyif de alınıyor.
süper süper süper :) çok iyi kurgulanmış ... hikayenin senin için de gerçek olmasını istiyorsun :) bulut atlasından sonra bu kötüdür dedim ama bu kitabı da çok iyi . okunması gerekir .insanın ufkunu genişleten bir kitap.
Kitaba haksızlık yapmamak için puan vermedim.Cunku kitap konusunda 2 ayrı değerlendirmem oldu.
1-Kurgusu ve hikayenin bütününe bakacak olursak bir fantastik roman için oldukça doyurucu bir hikaye sunuyor.Yazarin zekası hikayenin icinde parlamış.
2-Sürükleyicilik konusunda aynı parlaklığı yakalayamadım.Kitap o kadar fazla ayrıntı ve bağlantısız parca içeriyor ki yarıda bırakmamak için kendimi çok zorladım.Anlatimi akıcı bulmadim. Zaman zaman hikayeden o kadar koptum ki kim kimdi anlamak için kitabın başlarına dönmem gerekti.

Isin özü ana fikir olarak çok başarılı olsa da son zamanlarda bitirmekte en çok zorlandığım eser oldu.Kitabin 2.yarısını bu acıdan daha başarılı buldum.
Başta çok sürükleyici değildi, devam ettikçe parçalar birleşmeye başladı en sonu da mükemmel olmasa bile gayet başarılıydı, bir parça bulut atlasını anımsattı. Yazarın ilk kitabı olması açısından oldukça başarılı buldum.
Gerçekten iş kitabın sayfa sayısında değilmiş.Bu 207 sayfada muazzam bir dünya var.Kitabın konusunu buradan anlatmayacağım.Düşündüm ama ne söylesem spoiler olur.Sadece kitaba başlarken;sanki jölenin içine giriyormuş gibi bir yoğunluk hissedebileceğinizi bilin.Sanki kitap okunmaya direnç gösteriyor gibi ama onu aşınca öyle kolay ilerliyor ki,kayboluyorsunuz içinde.Bitince keşke dedim,daha çok okuyabilseydim.Sadece belki yazar,kitabın bölümlerini biraz daha uzun tutabilirdi.Her bölüm de farklı karakterler var ve isimlere adapte olamadan bölüm bitiyor.Ama genel konu da bir eksiklik,boşluk yok.Kesinlikle tavsiye ediyorum.
Yazarın Bulut Atlas kitabına başladığımda gerçekten iki adım geri çekildim çünkü hiçbir şey anlamadım. Elime aldığım gibi yavaşça yerine bıraktım. Sonrasında filmi çıktı vs. ama yok onu da izlemedim. O zamandan sonra yazara pek yaklaşmadım. Bir kitabı anlayamayacağınız düşünerek (kitabın içine girememek) yarım bırakmak gerçekten okuma motivasyonunu bitiren bir durum. Slade Köşkü'nü raflarda gördüğümde bir kez daha deneyeyim en azından kısa bir roman diye aldım ve başladım okumaya okudukça sürüklendim, hayal ettim... Gözümde her şeyiyle canlandırarak film izler gibi sayfa sayfa tükettim.

Kitabı anlatmak istemiyorum fakat perili evleri sevenler varsa, ruhun beden ile ayrılıp ölümsüzlüğe kadar bir yiyecek vasfını görmesi sizi heyecanlandıracaksa kesinlikle okumalısınız. Çok seveceksiniz. Şimdi yazarın diğer kitaplarına saldıracağım..

Yazarın biyografisi

Adı:
David Mitchell
Unvan:
İngiliz Yazar
Doğum:
İngiltere, 12 Ocak 1969
David Mitchell, 1969'da İngiltere'de Southport'ta doğdu. İngiliz ve Amerikan Dili Edebiyatı eğitimi gördü. Sicilya'da bir yıl yaşadıktan sonra sekiz yıl boyunca Hiroşima'da İngilizce öğretmenliği yaptı. 1999'da yayımlanan ilk romanı "Hayalet Yazılar" büyük ilgi gördü ve Mail on Sunday/John Llewellyn Ödülü'nü aldı. Ardından "Number9Dream" (2001) ve "Cloud Atlas" (2004) adlı romanları yayımladı. 2003 yılında "En iyi Yirmi İngiliz Romancı"dan biri olarak gösterilen Mitchell, iki kez Booker Ödülü adayları arasında yer aldı. 2003 Mail on Sunday/John Llewellyn Ödülü

Yazar istatistikleri

  • 3 okur beğendi.
  • 69 okur okudu.
  • 5 okur okuyor.
  • 98 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.