1000Kitap Logosu
David Southwell

David Southwell

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
6
Okunma
1
Beğeni
530
Gösterim
Yakuza ve Japonya
"Bugünlerde herkes Yakuza'dan korkuyor. " (]uzo Itami, Japon film yönetmeni) Eğer Japon Polis Bilimleri Ulusal Araştırma Enstitüsü'nün verdiği rakamlar doğruysa, 2 bin 500'ten fazla suç çetesiyle ve yaklaşık 150 bin üyesiyle Yakuza dünyanın en büyük organize suç ağını teşkil ediyor. Bununla birlikte, Japonya'da pek çok kişi için Yakuza'nın boyutu bir utanç değil, gurur kaynağı. Bu gurur hissiyatının önde gelen nedenlerinden biri, Yakuza'nın sahip olduğu iddia edilen kökenleridir. Dünya çapındaki pek çok organize suç örgütü kendilerini soylu ve onurlu bir tarihe dair mitlerle ifade etmeye çalışmıştır.
Mafya ve Filmler
Eğer filmler Amerika'nın kültürel şahdamarıysa, bu damardan akan kanın büyük kısmı da Cosa Nostra' dır. Holywood iki sebepten ötürü Mafya'yla epey uzun ve karlı bir aşk ilişkinin tadını çıkardı. Birincisi, Cosa Nostra'nın organize suçları Amerikan tarihinin son 100 yılına öylesine kök salmış durumda ki, hem bunu göz ardı edip, hem de ABD' deki hayatı nesnel bir biçimde yansıtmak zor olurdu. İkincisi ve stüdyolar için daha önemli olanı, Mafya insanlar nezdinde sönmek bilmeyen bir çekiciliğe sahip ve bu da Mafya filmlerinin para yapması anlamına geliyor. Hollywood'la Mafya arasındaki sevgi ilk kez 1920'lerde ortaya çıktı ve bu her zaman çift taraflı bir ilişki oldu. İçki yasağı döneminin ilk gangsterleri bile, kendi suçlarının cazibesinin yansıması olarak algıladıkları şeyi beyaz perdede görmekten haz duyuyorlardı. Hatta çeteleri anlatan en eski sessiz filmlerden bazılarının başrolünde, gerçek bir eski gangster olan ve film için Al Capone'la arkadaşlığından vazgeçen Joe Browne oynuyordu. The GodFather ve 1974 tarihli ilk devam filmi The GodFather-Part ll, bir Mafya filmleri seline neden oldu. Bunlann en iyi olan iki tanesi - Casino (1995) ve Goodfellas (1990)- Nicholas Pilgeggi'nin kitaplarından uyarlandı. Good Fellas The GodFather'ın göz kamaştıncılığından yoksun olsa da, Henry Hill' in gerçek hayat hikayesini büyük ölçüde doğru bir şekilde anlatıyordu. İhanetleri, Mafya içi siyaseti, açgözlülüğü, şiddeti ve Mafya'nın alt kademelerindeki ağır işçiliği harika bir biçimde yakalamıştı. 1990'lara gelindiğinde, Mafya artık televizyon için bile ele alınabilecek bir konuydu. Başarılı drama dizisi The Sopranos, New Jersey capo'su Tony Soprano'nun iş ve aile hayatını son derece inandırıcı bir şekilde anlatır. Hem filmler hem de son dönemde televizyon, Amerikan halkının ABD' deki organize suçun hakim gücü olarak Mafya'ya bakışını şekillendirdi. Cosa Nostra her zaman diğer organize suç gruplanndan daha olumlu bir biçimde resmedilmişti (Al Pacino'nun Cosa Nostra'yla ilgili filmlerini, Scarface'in 1983 tarihli versiyonundaki Kübalı bir Mafya babası rolüyle karşılaştırmanız yeter). Bu durum bir medya komplosunun sonucu değil, sadece Amerika'nın Mafya'yla yaşadığı aşk-nefret ilişkisini yansıtıyor.
Cosa Nostra - Amerikan Mafyası
"Fırsat neredeyse, Mafya oradadır." Organize suç bizzat medeniyet kadar eski olsa da, Amerikan Mafyası Cosa Nostra'nın imajı ve mitolojisi öylesine güçlüdür ki, insan sık sık yeraltı dünyasının ABD'de icat edildiğini zanneder. Uzun süredir yerleşik halde bulunan organize suç gruplarının bulunduğu ülkelerde bile, Cosa Nostra'nın hayaleti bir ilham kaynağıdır -Cosa Nostra etkisi, Japon Yakuza çetelerinin giyim kuşam anlayışında veya Mumbay'daki önde gelen suçlulann kendilerine 'Don' demesinde görülebilir. Bu durumu belki de Hollywood'un her yere ulaşabilmesiyle basitçe açıklamak mümkündür; ama daha da ötesinde, bu etkinin altında Cosa Nostra'nın temsil ettiği suç kardeşliğinin kendine özgü çekiciliği yatmaktadır. Sayısız suç eylemine ve yol açtığı muazzam acılara rağmen, Cosa Nostra onur, saygı ve aile bağlarına değer veren bir suç sisteminin sembolü haline geldi. Cosa Nostra'nın bir tür düzenli kanunsuzluk ortaya koyduğu düşünülür: Ünlü Mafya üyesi Bugsy Siegel'ın "Biz sadece birbirimizi öldürürüz" sözünün simgelediği gibi mafyanın bir kurallar kümesine uyan güvenilir suçlulardan oluştuğu zannedilir. FBI Başkanı J. Edgar Hoover pek çok Mafya üyesini kusursuz komünizm karşıtları ve Amerikalı vatansever; iyi işadamları gibi görürdü. Bugün bazı Mafya babaları fan klüplerine sahip. Söz konusu kişiler, İtalyan kökenli Amerikalıların medyada mafyayla özdeşleşmiş gösterilmesini ve utandırılmasını yıllar önce protesto edenler tarafından kahraman haline getiriliyorlar.
Mafya'nın Kökenleri
'Mafya'nın kökenlerinin kesin ve doğru tarihini anlatabileceğini iddia eden birinin yanıldığından emin olabilirsiniz. 'Mafya' diye bilinen çeşitli İtalyan organize suç gruplarının başlangıç noktasına dair kapsamlı ve mükemmel bir döküm yok. Kimse, 'Mafya' kelimesinin kökenlerine dair bile kesin bir bilgi veremez. Her kim bunun tersini söylerse bir budaladır ve ona inanırsanız, siz ondan da budalasınız demektir. Suç örgütleri, belediye meclisleri gibi işlemez. Kayıt veya tutanak tutmazlar, zira böyle bir yöntem hapishane veya ölüme giden en kısa yol olacakhr. Bu durum, bir organize suç örgütünün nerede, ne zaman ve neden ortaya çıktığını bulmaya çalışan kriminal tarihçinin işini özel olarak zorlaştırır. Çoğu sadece üyelerini ve faaliyetlerini gizli tutmakta kalmayıp, aynı zamanda var olduk.lan gerçeğini bile saklamaya çalışmış gizli cemiyetler olarak işe koyulduklarından dolayı, iş Sicilya Mafyası ve diğer İtalyan suç ağlarını araşhrmaya gelince zorluklar iyice katlanır. Bu arka plan göz önüne alındığında, hem en fazla kabul edilen ve en mantıklı olan, hem de en kolay doğrulanabilen tarihsel gerçek şöyledir: En eski İtalyan organize suç gruplarırun tanımlayıcı ve birleştirici özelliklerinden birisi de, bazı gizli cemiyetlerle ilişkilendirilen ayin ve törenleri kullanmalarıdır. 'Kan üzerine yemin etmek' Akdeniz çapında yaygın olsa da, Gomorra, 'Ndrangheta ve Sicilya Mafyası tarafından yapılan ayinlerin karmaşıklığı ve ortak unsurları, ortak bir kökene işaret etmektedir. Bazıları bu ayinlerin, 1820'ler civarında merkezi Napoli'de bulunan Bourbon rejimine muhalif gruplar tarafından, Fransız masonluğundan alınarak uyarlandığına inanıyor. Fakat bunun kesinlikle yanlış olduğu söylenebilir. Zira, Sicilya adasının Palermo kentini 1760'larda terk edip kendisini Comte di Cagliostro diye tanıtan maceracı, okültist ve mason Guiseppe Balsamo'nun Avrupa'yı gezerken yanında getirdiği bir dizi ritüel ve tören bugün İtalyan suç örgütlerinin kullandıklarına çok yakındır. Cagliostro söz konusu ritüellerin Malta Şövalyeleri'nden geldiğini, onların da bunları Tapınak Şövalyeleri'nden aldığını savunuyordu -Tapınakçı ayinleri aynı zamanda Farmasonluğun yaratılışını da etkilemişti. Tapınak Şövalyeleri'nin Sicilya' daki ve İtalya'nın Akdeniz kıyılarındaki geniş varlığı göz önünde bulundurulduğunda, Mafya'nın bugün kullandığı gizli yeminlerin ve törenlerin Fransa' da değil de, Sicilya veya bizzat İtalya'da ortaya çıkmış olması daha muhtemel görünmektedir. Bu noktada, Sicilya Mafyası gibi organize suç gruplarının ilk başlarda 'tarikat' olarak anıldığını hatırlamak da önemlidir. İtalyan organize suç gruplarının çıkış noktası olan ilk 'tarikatlar' birkaç yüzyıl önceye dayansa da, onlarla Camorra, 'Ndrangheta ve Sicilya Mafyası arasındaki doğrudan bağlantı muhtemelen 1810'lardan önceye gitmemektedir. Bourbon rejiminin zalim yönetimine karşı mücadelede ve daha sonralan İtalya'nın birleşmesinde rol oynayan örgütlü haydutlar, feodalizmin bağlarından görece geç sıyrılan bir ülkede, köylülerle toprak ağaları arasındaki çelişmelerden kazanç sağlama arayışında olan grupların ortaya çıkmasına yardım etmişti. Bu haydutlar, yerleşik gizli cemaatleri uygun birer kamuflaj olarak ve kendi üyelerini hizada tutmak için kullandı. İtalya' da 'koruma haracı' nın, tekelin, yozlaşmış hükümet gücünün sömürülmesinin ve kanunsuzluk olgularının hızla yaygınlaşması 1860'tan sonraki yıllara dayanmaktadır. İtalyan organize suç grupları büyük ölçüde efsaneleşmiştir. 'Ndrangheta' kelimesinin gerçekte 'kahramanlık' ve ' erdem' anlamındaki Yunanca 'andragathia'dan geldiği gerçeği ve Sicilya Mafyası üyelerinin 'Onurlu Cemiyet'e ait olduklarını söylemesi, söz konusu mitolojinin çoğunun nereden geldiğine dair güçlü bir göstergedir. Bazı Mafya üyeleri, 'Mafya' kelimesinin Arapçada ' ayrıcalık tanınmış' veya 'korunan' anlamına gelen 'muaf'ın tahrif edilmiş hali olduğunu ve Sicilyalıların, adalarını 9. ve 12. yüzyıllar arasında işgal eden Mağribilere karşı direnişine gönderme yaptığını iddia eder. Diğerleri kelimenin, kabaca "İtalya 'Fransa'ya ölüm' diye bağırıyor" şeklinde tercüme edilebilecek 'Morte Alla Francia ltalia Anelia' cümlesinin kısaltması olduğunu savunur. Gelgelelim, bütün bunlar kadar renkli olmamakla birlikte gerçek, muhtemelen, sözcüğün Palermo lehçesinde 'kendine güvenen' anlamındaki 'mafioso'dan geldiği şeklindedir. Bu, ilk Sicilyalı gangsterlerin kesinlikle sahip olduklan bir özelliktir.
1
12 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.