Deniz Karakurt

Deniz Karakurt

Yazar
10.0/10
1 Kişi
·
2
Okunma
·
1
Beğeni
·
423
Gösterim
Ecey (Eje, Ece) – Türk ve Altay mitolojisinde yeryüzündeki ilk kadın. Ece, Eçe, Ejey, Ecey de denir. Törüngey'in eşidir. Sümerlerdeki Ecem (Kraliçeler Tanrıçası) ile de bağlantılıdır. Âdem ise Elley veya Törüngey olarak bilinir. Türkçede ise abla, kraliçe gibi anlamları vardır. İlk insan olan kocasının ve kendisinin adı Ecey (Ece) ve Elley (Ele) şeklinde geçerler. İlk insan (ilk erkek ve ilk kadın) kavramlarına tüm kültürlerde ilgi duyulmuştur, çünkü insanın yeryüzünde ne zaman ve nasıl varolduğu sorusu daima merak edilmiştir.
Dünya'ya Törüngey'le gönderilerek insan neslinin oluşmasını sağlamışlardır. Dünya'ya gönderilmelerinin nedeni ise Erlik adındaki bir kötü varlığın onlara meyve yedirmesidir. Bunun sonucunda Göktanrı onları evinden kovmuştur ve ceza olarak Ece'ye doğum sancısı vermiştir.
[Azəricə: Ay-Ulduz] Ay-Yıldız – Hilâl halindeki ay ile yıldız (veya Güneş işareti).

Târihçe
Türk bayrağı da dâhil olmak üzere birçok Müslüman ülkenin bayrağında yer alan yaygın bir semboldür. Sembolün kökeninin İslam ile alakası yoktur ancak günümüzde İslam ile özdeşleştirilmiştir. İslam öncesi döneme ait olan Göktürklerin paralarında da ayyıldıza rastlanır. Hattâ İslam kültürüne Türklerden geçmiş olma ihtimâli dâhi yüksektir.

Selçuklu ve Osmanlı devrinde hilâl ile güneş veya yıldız işareti hakkında araştırmalar mevcuttur. Ancak bu işaretlerin kökeni çoğunlukla astral ikonografi bakımından zengin olan Yakındoğu'da aranmıştır. Hâlbuki Türk kültürünün doğduğu İç Asya çevresinde, proto-Türk olarak kabul edilen milletlerin ve Türklerin gök ibadeti kozmolojisi içinde yer alan astral ikonografi de aynı derecede zengin ve köklüdür. Simgeler, piktogram ve tamga şekline kadar gelişmiştir; hattâ Kök Türk yazısında görünürler.

Bugün kullanılan ay yıldıza benzeyen ve gökte gün ile ayın kavuşumunu temsil eden bir motif, MÖ 1. binyılda, proto-Türk olarak bilinen Çu (Chou)ların (MÖ 1028-281) baş bayrağında görülüyordu. Gündüz ve gece, aralıksız devam eden parlaklığın simgesi olan astral motifler, o devirden beri daima proto-Türk, Türk ve akraba milletlerin simgeleri arasında yer almış ve göksel tanrıların alâmeti olmalarının dışında, devlet başkanlarının ve önemli şahısların da alameti olmuşlardır.

Kırgızistan, Özbekistan ve Tacikistan'da yapılan kazılarda ortaya çıkarılan ve 576-600 yıllarına ait olduğu saptanan Göktürk paraları içinde üzerinde ayyıldız motifi bulunan para olması, ayyıldız simgesinin İslam öncesinde de Türk toplulukları tarafından kullanıldığı görüşünü ispatlamıştır.

Yıldızın Güneş şeklinde simgeselleştirilmesine rastlanabilir. Örneğin, günümüzde Azerbaycan bayrağında Ay ve Güneş olarak kullanılır. (Zâten bilimsel olarak Güneş de aslında bir yıldızdır.)
Ay Türk kültüründe güzelliği, hilâl ise boğa boynuzu çağrışımıyla gücü, doğurganlığı simgeler. Güneş ise yaşamın kaynağı olarak canlılığı, verimliliği, hayatı sembolize eder. Yıldızlar ise baht, tâlih, çokluk, erişilmezlik ve yücelik ifâde eder.
-Yakılan Ardıç tütsüsü, afaroz yapıp ruhu arıtmak, iyileştirmek.
-Evde ya da tepelerin üstünde (murgul), adak olarak mum yakıp süt sunmak.
-Obo ya da Oba denilen tepeler oluşturmak.
-Efsânelerin ve duaların ilâhi gibi şarkı şeklinde okunması.
-Fal bakarak geleceği okumak ve hava durumunu etkilemek (yağmur duası).
-Beyaz ya da sarı renk bez parçalarını ağaçların dallarına ya da kafaya bağlamak.
-Vaazcıların göğe yakararak, sonunda kendinden geçmeleri.
-Bayramlar kutlamak.
Kötülük Tanrıçası'dır. Kötülükler yapar, adı olmadığı için bu kötülükleri kimin yaptığı bilinmez. Adı olmayan kötülük, bu âleme değil farklı bir evrene, başka bir boyuta aittir. Adsız Hatun’un, henüz kahramanlık gösteremediği için ad alamayan çocuklara ilişeceğinden korkulur. Adsız, Adı olmayan demektir. Aynı zamanda at sözcüğüyle de bağlantılır ve bu bağlamda atsız olmak adsız olmakla eşdeğer tutuluyor olabilir.

Türk kültüründe Ad ve Önemi

Ad kavramı Türk kültüründe önemli bir yere sahiptir. Adı olmayan varlıklar, ancak öte âleme ait görülürler. İslam ile birlikte Besmele “Adlama” kavramı çok yaygın bir hale gelmiştir. Buna göre her işe Allah’ın adıyla başlamak gerekir. Üzerine Allah’ın adının anılmadan kesildiği veya kendiliğinden ölen hayvanların yenilmesi yasaktır. Besmele cümlesinin içeriği Türkçe’ye anlam olarak; “Acıyıcı ve Acıyan Allah’ın adıyla...” ya da kısaltılmış biçimiyle (Bismillah) “Allah’ın adıyla...” olarak çevrilebilir. Besmele, doğal süreçlere Yaratıcıyı dâhil etmeyi öngörür. Yâni önce maddenin değil fikrin olduğu görüşü benimsenmiştir. Ad insanoğlunun var olduğu her yerde nesneleri ve olguları nitelemek için kullanılan soyut bir araçtır. Türklerde Yayguçı Çağ (Yaratılış Zamanı) inanışı varlığın birbirinden ayrışmadığı bir dönemi ifâde eder. Başka hiçbirşeyin olmadığı her şeyin sonsuz bir su olduğu bu çağda, gök diye bir şey yokken her şey sağır ve dilsizdir. Yâni anlamı ve adı yoktur hiçbirşeyin. Sayan söylencelerine göre bu sonsuzlukta önce ad verilerek yaratılış başlamıştır. Ad ise anlam demektir.
Ak Ana – Türk, Tatar, Altay, Yakut, Çuvaş mitolojilerinde Deniz Tanrıçası. Değişik Türk dillerinde Ağ Ana, Ürüng Ene, Şura (Sura, Sor) Ene olarak da bilinir. Moğollar ise Sagan (Sagağan, Saj) Ece olarak anarlar.

Özellikleri:
Henüz hiçbirşey yaratılmamışken ve yalnızca uçsuz bucaksız bir su varken, sonsuz sulardan çıkarak, Tanrı Ülgen’e yaratma ilhamını vererek1,2 sulara tekrar dalmıştır. Işıktan (cisimsel olmayan) bir bedeni vardır. Başında gücü simgeleyen ve taca benzeyen zarif boynuzları bulunur. Alt kısmında denizkızı gibi çok uzun bir balık kuyruğu bulunur. Kuyruğu hafif maviye çalan bir renktedir. Etrafında denizyıldızları dolaşır. Hayatın başlangıcına dair ne varsa hepsine ruh vererek yaşam döngüsünü başlatmıştır. Akdeniz’de yaşar. Bazı söylencelerde, geyik şekline giren Su Ana ile Göktürklerin Atası evlenmiştir. Çeşitli söylencelerde hep denizden çıkan varlık bir geyik olarak betimlenir. Beyaz renk suyu ve temizliği simgeler.
(Koca) Türk halk kültüründe Bilge Kişi demektir. İnsanlara yol gösteren, bilgelik ve hikmet sahibi kişilerdir. Farsça anlam benzeşimi ve Türkçe’nin yapısını da uygun olan ses değişimi ile “Hoca” hâline gelmiştir. Örneğin Nasreddin Hoca.
Karı-Koca tabirindeki her iki kelimede yaşlılık ve tecrübe içerir. Karımak ve Kocamak fiilleri ihtiyarlamak demektir. Ozan kelimesiyle aynı kökten gelen Ozon’un ise yaşlı/bilge anlamına gelmesi önemli bir ayrıntıdır. Yaşlı, görmüş geçirmiş demektir.
Bayrım Ana – Türk mitolojisinde, özellikle de Kafkas Türklerinde Meryem Ana. “Bayrım Biyçe” olarak da adlandırılır. (Biyçe, Kafkaslarda Prenses demektir.) Bayrım kavramı ilk önceleri kadın evliya ve hattâ daha geniş olarak “Pir” anlamına gelirken, sonraları Karaçay ve Balkar bölgesinde Meryem Ana’yı nitelemekte kullanılmıştır.1 Yarı Tanrıça konumundadır. Bazen Kadın ve Çocuk Tanrıçası olarak da görünür. Nartlarda Umay Biyçe ve Bayrım Biyçe üzerine kurulu ikili Tanrıça kültü oluşturulmuştur. Umay Biyçe, Türklerin Ana Tanrıçası Umay Hanım’dan başkası değildir ve onun tüm özelliklerini taşır. Bayrım Ana (Meryem Ana) ise Hıristiyanlığın etkisiyle gelmiştir. Moğolların Alankova Hanımı ile benzer bir biçimde erkek eli değmeden gebe kalmıştır. Alankova ayışığından gebe kalmış, Meryem Ana’nın ise Baş Meleğin Tanrı’dan aldığı emirle kendisine verdiği mucize (rahmine koyduğu ruh) sonucu, babasız olarak çocuğu olmuştur. Meryem ismi İbranice Miriam, Arapça Meryem sözcüklerinden dilimize geçmiştir. Bayrım Öy, Bayrım Ana’dan dilek dilenen yer, Bayrım Gün ise kendisinden dilek dilenen gündür ve bazen Cuma gününe bu ad verilir2. Bayrım Ay ise Nevruz yâni Mart ayıdır.
Ayaz Ata [Azəricə: Ayaz Ata / Şaxta Baba] Türk, Altay ve Orta Asya mitolojilerinde, özellikle Kazaklarda ve Kırgızlarda Soğuk Tanrısı. Noel Baba ile de özdeşleşmiş durumdadır. Ayas Han olarak da bilinir. Ay Işığından yaratılmıştır. Soğuk havaya neden olur. “Ak Ayas” olarak adı geçer. Ülker burcunun altı yıldızı göğün altı deliğidir ve oradan soğuk hava üfler. Böylece kış gelir. Ayaz tüm Türk coğrafyasında yakıcı soğuk anlamına gelir ki, Ayın gökte rahtalıkla görüldüğü açık havalarda meydana geldiği için Ay Tanrısının (veya ona bağlı Ayas Han’ın) gönderdiği düşünülmüştür. Bir tür Noel Baba olarak düşünülebilir. Hattâ Kazaklarda birebir Noel Baba ile özdeşleşmiştir. Kimi kültürlerde kışın soğukta ortaya çıkan ve kimsesizlere, açlara yardım eden bir evliyadır. Hıristiyan Azizi olduğu yönünde görüşler de vardır. Fakat dilbilim ve kültürel olarak Türk kültüründe zaten var bulunan bir kişilik olduğu kesindir. Kimi görüşlere göre Ayas Han ile aynı kişidir. Kazaklarda kışın karşılanması ile ilgili olarak Soğumbası isimli bir eğlence bulunmaktadır. İlk karın yağması ve ilk soğuğun vurması ile kutlanan bayramdır. Bu bayramla bir ilgisi olması muhtemeldir. Azericedeki Şahta Ata "Şaxta Baba (Azerice)" sözcüğü de yine birebir çeviriyle Soğuk Ata veya Ayaz Ata anlamına gelir.
Türklerde İslam öncesi genel kabul görmüş iki bayram vardır:

1. Koçagan: Bahar Gündönümü. (Kosa ve Saya)
2. Paktıgan: Güz Gündönümü. (Pakta ve Payna)

Ayrıca Sümer geleneğinden Ortadoğu ve Orta Asyaya yayılmış olan ve sözbiçim olarak da bu sıralamaya uygun düşen Nardugan bayramı bulunur.

Koçagan (Kosa) baharda yapılır ve Nevruz bayramıdır, bahar gündönümüne denk gelir. Gece ve gündüz eşitlenmiştir. Koça Han adına yapılır. Paktıgan (Pakta) ise güz gündönümüne denk gelir ve Baktı Han adına yapılır. Yakutlar güz bayramına Abası Isıyah/Isıga (Kötü-ruh Serpmesi/Saçısı), bahar bayramına ise Ayıhı Isıyah/Isıga (İyi-ruh Serpmesi/Saçısı) derler. Isıyah (Isıga) sözcüğünün mevsimsel sıcaklık değişiklikleriyle bağlantıyı akla getirecek biçimde ısı kökünden türemiş olması ve Is/Es/Ez (sâhip) sözcüğüyle bağlantısı da dikkate değerdir. Daire şeklinde yapılan bu şenlikler hem halayı hem de Kazaklardaki Kımız Murunduk denilen ölenleri de çağrıştırmaktadır. Ayrıca değişik mevsim ve dönemlerde yapılan törenler vardır ve bunlar da günümüzde de pek çok yörede isim değiştirmiş olarak devam eder. Saya bayramı Koçagan’ın (Kosa’nın) öncesinde yapıldığı için aynı ritüelin uzantısı olarak görülebilir. Kosa bayramı yaklaşık olarak kuzuların yüz günlük olduğu dönemde, nevruzdan bir hafta önce başlar ve nevruzu simgeler. Payna ise Paktıgan’dan sonra Aralık gündönümüne denk gelir. Yakut Takviminde Payna adlı bir ay vardır. Bu dört bayram dört ayrı yaratıcı gücü simgeler. Koça Han, Saya Han, Baktı Han, Bayanay Han. Ayrıca kimi yörelerde iki bayram kutlanır.
Atay Han [Azəricə: Atay Xan]
Atay Han – Türk ve Moğol mitolojilerinde Ceza Tanrısı. Suçluları cezalandırır. Hiçbir suçu cezasız bırakmaz. Ordusunda 6666 tane yenilmez askeri vardır. Galta Ulan (Kızıl Ateş) olarak da bilinir. Karısının adı Mayas’dır. Moğol mitolojisinde çok önemli bir yere sahiptir, üst düzey Tanrılar arasında yer alır. Moğollara göre 44 Doğu Tanrısının başıdır. Üç oğlu vardır. (Üç Şaraday Han’lar): - Sagan Hasar, - Şara Hasar, - Hara Hasar.
318 syf.
Okuyalı çok zaman olmuştu. Geçen gün tekrar bakayım dedim ilk okuduğumda fark etmediğim şeyleri gördüm. Anadolu mitleri tahmin ettiğimizden daha fazla şamanizm izi taşıyor, ayrıca yanlış bilmiyorsam yazar Sivas'a da gitmiş, dedemin bana anlattığı şeyleri gördüm. Eğer çocukluğumuzdan bu yana dinlediğimiz tatlı hikayeleri okumak isterseniz, Elma tavsiyemdir.

Yazarın biyografisi

Adı:
Deniz Karakurt
Unvan:
Öğr. Gör.-Yazar

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 2 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 1 okur okuyacak.