Dennis Lehane

Dennis Lehane

Yazar
8.8/10
75 Kişi
·
183
Okunma
·
16
Beğeni
·
1479
Gösterim
Adı:
Dennis Lehane
Unvan:
Amerikalı Yazar ve Senarist
Doğum:
ABD, 4 Ağustos 1965
Dennis Lehane (4 Ağustos 1965) ABD'li yazar ve senarist.

Kızımı Kurtarın, Gizemli Nehir, Zindan Adası gibi eserleri filme yazar, aynı zamanda The Wire ve Boardwalk Empire adlı dizilerde senarist olarak görev yapmıştır.

Hayatı

1965 yılında Boston'da, 5 çocuğa sahip İrlanda kökenli bir ailenin en küçük çocuğu olarak dünyaya geldi. Florida International University'nin yaratıcı yazarlık bölümünden mezun oldu.

Kariyeri

1994'te yayınlanan ilk romanı "A Drink Before the War" ile yazarlık kariyerine başlayan Lehane'ın dördüncü romanı olan "Gone,Baby,Gone" 2007 yılında Ben Affleck tarafından Kızımı Kurtarın adıyla beyaz perdeye aktarıldı.

2003 yılında Clint Eastwood; yazarın Gizemli Nehir adlı eserini sinemaya uyarladı. 2010 yılındaysa yazarın "Shutter Island" adlı eseri, başrolündeLeonardo DiCaprio'nun olduğu ve yönetmenliğini Martin Scorsese yaptığı Zindan Adası filmiyle beyaz perdeye taşındı.

Yazarlık kariyerine devam eden yazar aynı zamanda The Wire,Castle ve Boardwalk Empire adlı dizilerin bazı bölümlerinin senaristliğini yapmıştır.
Gazeteler karısına son olarak onu sevdiğini söylediğini yazdı. Yalan.

Söylediği son söz...

"Tanrı aşkına Dolores, kendine gel artık. Sorumlulukların var. Biraz da bunları düşün, tamam mı? Ve kahrolası kafanı topla."
Cawley'in ona intihara eğilimli teşhisi koymasının tam olarak doğru sayılamayacağını düşündü. Teddy'nin içindeki daha çok bir ölüm arzusuydu. Yıllardır yaşamak için iyi bir neden bulamıyordu, bu doğruydu. Ama ölmek için de iyi bir nedeni yoktu. Kendini öldürmek mi? En yalnız gecelerinde bile bu ona çok zavallıca bir seçenek gibi görünmüştü. Utanç verici. Zayıf.
"Dolores uykusunda çok kıpırdanırdı ve eli, abartmıyorum, her on seferin yedisinde yüzüme çarpardı. Ağzıma ve burnuma. Küt diye bir ses gelirdi ve bir bakardım ki Dolores'in eli suratımın ortasında. Tutup kaldırırdım, hatta bazen sert bir şekilde. Güzel bir uyku uyuyorum, sonra bir bakıyorum, küüüt, uyanmışım. Bazen de öylece bırakırdım. Öper, koklardım. Kokusunu içime çekerdim. Şimdi yüzümdeki o eli geri getirebilmek için Doktor, her şeyimi verirdim."
"İnsanların kendi doğrularını yaratma yöntemleri olduğunu yeni keşfediyorum. Bir şeyi öylesine çok kendi kendilerine tekrar ediyorlar ki, sıkça tekrarladıkları yalan gerçeğe dönüşüyor."
370 syf.
Filmini izlemeden önce mutlaka kitabı okuyun. Zaten Pegasus yayınevi haklarını almış yakında piyasaya çıkacaktır. Bence en iyi Gerilim-Gizem romanı. Bundan ötesi olamaz diye düşünüyorum. Ana karakter Teddy Daniels ile birlikte sizde gerilimin zirvesini yaşıyorsunuz. Kitabı okuduktan sonra filmi izleyin daha iyi anlarsınız olayları.
370 syf.
·13 günde·Beğendi·10/10
Filmini daha önce izlediğim için o kadar çok pişmanım ki anlatamam.. Kitap gerçekten mükemmel ötesi. Yazarın üslubu, betimlemeleri kesinlikle kusursuzdu. Filmini daha önce izlediğim için kitabı okurken filmi tekrar izlemiş gibi oldum.
Her ne kadar kitaptan uyarlanan film çok iyi olsa da kesinlikle ilk tercih kitap olmalı. Filmi izlediğimde aklımda bir sürü soru işareti kalmıştı ama kitap sayesinde tüm sorular yanıt buldu. Biliyorum filmi izlemeyen kalmamıştır ama izlemeyenler ilk önce kitabı okusun :)
370 syf.
·9 günde·10/10
2005 yılında kitabını okumuştum. Henüz filmi yoktu. Şunu söyleyebilirim ki bu kitap bir muhteşem. Beni polisiye gerilim romanlarına aşık eden kitap budur !
Filmini seyredince aynı etkiyi alamasam da ,filmi de güzeldi diyebilirim.
Kitapta akıl hastanesinde geçen bölümler aşırı ürkütücü ve çok korkunçtu.
Baş kahramanın hastanenin en tehlikeli ve en korkulan hastasının yanına gizlice ulaştığı bölümü hatırlıyorum. (Adanın hiç bir kimsenin olmadığı , en ıssız bir köşesinde yer alan hasta ıslah odası)
Işık yok, her yer zifiri karanlık ve her an her yerden birisinin çıkıp saldırma olasılığı var. Ama o sırada karanlıktan bir ses geliyor ve dedektifin adını söylüyor. Sen mi geldin diyor? Peki ses nereden geldi?
Sesin geldiği yönü arayan ve sonunda bulan dedektif akıl hastasına bakıyor. Hastanın arkası dönük. Dedektifi görmesinin ve tanımasın imkanı yok. Daha önce hiç karşılaşmamışlar. Peki onu nereden tanıyor? İsmini nasıl biliyor? Ve onun geldiğini nasıl anladı? Yoksa bu bir insan değil mi? Ruh ile mi karşılaştı?
Kitabın sonuna kadar hastanede ve adada dolaşan ruhani varlıklar olduğuna inandığınız (ve gece okurken korkudan etrafınızdan gelen her sese pür dikkat kesildiğiniz) bu yüzden kitap boyunca korkunun zirvesinde gezindiğiniz ama sonunda sizi gerçek anlamda ters köşe eden bir roman.
Kitabın sonunda resmen ağızım açık kaldı ve o şekilde kitabı bitirdim. Günlerce ve yıllarca aklımdan çıkmadı diyebilirim.
Tek kelime ile muhteşemdi.
Filmini izlemeyenler MUTLAKA önce kitabı okusun !
370 syf.
·8/10
Zindan adası kütüphaneden alıp okumuştum o kadarını beklemiyordum beklediğimden daha iyi çıktı gayet güzel bir kitap aynı isimde filmi de var.
496 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Çok etkileyici bir kitap...Mystic River filmi de süper...Başrollerde Tim Robbins ve Sean Penn...Tim Robbins'in en az ''Esaretin Bedeli''nde oynadığı performansı kadar burada da müthiş performans sergiliyor...
496 syf.
·Beğendi·10/10
Kitapta, çocuklukta yaşanan talihsiz bir olay sonunda bozulan arkadaşlığın öyküsünü okuyoruz.. Jimmy,Dave, Sean. .. Boston'un işçi semtinde birlikte büyüyen üç yakın arkadaş... Yaşanan üzücü bir olay nedeniyle yolları ayrılır ve yirmi beş yıl sonra işlenen bir cinayetin ardından bu üç arkadaş yeniden bir araya gelmek zorunda kalır. . Yazar, derin psikolojik analiz yaparak okuyucaya aynı hissi yaşatan, geçmişin yıllar geçsede unutulamayacağını gösteren ve insanın içine işleyen hikayesiyle hüzne kapıldığım müthiş bir kitaptı... Kitabın Gizemli Nehir adında filmi de var, mutlaka okuyun ve izleyin...
370 syf.
·10/10
Genelde akıcı ve güzel kitapların filmleri berbat olur. Kitap sürükleyici ve nüfus edici. Sizi her haliyle şaşırtıyor. Filmini izlemenizi de ısrarla tavsiye ederim.
516 syf.
·6/10
Bu kitabı dahil Mistik Irmak ve Zindan Adası gibi filmlere de uyarlanmış ve başarılı da olmuş kitapların yazarı Lehane'nin neden hala dilimize kitapları kazandırılmıyor merak ediyorum.

Romanın ismine aldanmayın kitabı okuyunca konunun hiç de Kızımı Kurtarın havasında olmadığını, sorumsuz uyuşturucu müptelası bir ailenin sayesinde ufak bir kızın (Amanda Kerlin) başına gelenleri ve onu isteksizce bulmak isteyen dedektifler Patrick Kenzie (Casey Affleck) ve Angie Gennaro'nun olaya dahil olması sonrasında gelişen olayların kurgulandığı başarılı bir roman.
516 syf.
·Puan vermedi
Kızımı Kurtarın, Kenzie ve Angie serisinin 4.kitabı. Yayınevi her zaman yaptığı gibi, seriye ortadan başlamış. Şaşırdık ki? Tabii ki hayır! Kitabın ismi de Kızımı Kurtarın ama isme aldanmayın. Hayal ettiğinizden bambaşka bir kurgu bekliyor sizi. Evet kitapta kaçırılan bir kız çocuğu var fakat asıl verilmek istenen mesaj çok farklı...
Her gün binlerce çocuk kayboluyor. Dünya geneline bakınca tablo ürkütücü. Bunların bi kısmı bulunuyor. Yeterince ailesi tarafından ilgi görmeyen, evden kaçan çocuklar oluyor bunlar. Ya bulunmayan çocuklar...
Çocukları kaçıranların büyük bir kısmı da sübyancılardan oluşuyor.
Dünyada her yıl 2,5 milyon çocuğun kaçırılarak satıldığı ve bunun yarısının da kız çocuğu olduğu tahmin ediliyor. Raporlara göre her yıl neredeyse yüzde 100’lük bir artış oluyor. Her yıl 1.000 ile 1.500 bebek evlat edinilmek için insan ticareti mağduru oluyor.
Avrupa Birliği ülkelerinde yaklaşık 200 ile 500 bin arasında çocuk fahişe bulunduğu tahmin ediliyor. Bunların üçte ikisi Orta Avrupa ülkelerinden geliyor.
ABD’de yapılan bir araştırmaya göre, çocuk kaçıran mahkûmlar orta yaş altında ve yüzde 98’i erkek. Yine mahkûmların çoğunun geçmişinde en az iki hapishane deneyimi mevcut. İstatistiklere göre daha önce çocuk kaçırmış olanların bu suçu tekrar işleme olasılıkları çok yüksek. Çocuk kaçıranların yüzde 20’sinin bir suç ortağı bulunuyor. Yabancı tarafından kaçırılan çocuklar genellikle cinsel saldırı sonrası öldürülüyor. Öldürmeler ilk 3 saatte oluyor. Öldürme oranı yüzde 91.
Sırlarla sürprizlerle dolu bir kitaptı. Aslında kitabı okurken şunu düşündüm; önemli olan çocuk mu dünyaya getirmek, yoksa onları dış dünyaya karşı korumak mı? Çocuklarımızı bir ebeveyn olarak nasıl koruyabiliriz? Kayıp her çocukta sapığı suçlayıp yerden yere vururuz. Ya ebeveynler... Onların hiç mi suçu yok. Az bi rahat edeyim diye düşünüp sokaklara saldıkları çocukların her türlü tehlikeyle karşı karşıya olduklarını niye idrak edemezler.
Kayıp çocuklarda suçlu kim?
Ebeveynler mi? Çocuğun kendisi mi? Yoksa çocukları kaçırıp farklı emellerine hizmet ettirilen sapıklar mı?..
Her gün kayıp cocuk haberleri izler olduk. Ya bizim duymadıklarımız, görmediğimiz.
Kitaba biraz duygusal yaklaştığımın farkındayım. Fakat ne acıdır ki her anne anne, her baba da baba değil. Buna birçok örnek verebilirim; bebeğini evde bırakıp tatile giden ve bebeğin açlıktan ölmesine sebep olan anne, sevgilisiyle kendini görünce babasına her şeyi anlatır korkusuyla çocuğu dövüp arsaya atarak ölümüne sebep olan ve günlerce manşetten inmeyen Diber Fırtına olayı, karısına sinirlenip ceza vermek için iki evladanı öldürüp intihar eden baba ve yıllar önce Uğur Dündar'ın sunduğu bir programda, sırf babaya benziyor diyerek 1,5 yaşındaki kızına eziyet ederek öldüren bir cani anne...
Her gün bir sürü çocuk kayboluyor. Okula giderken, sokakta oynarken, yanlış zamanda yanlış yerde bulunan ve küçük bir gaflet anında. Kim bilir hangi toprağın altında yatan minik bedenler, hiç yaşamamışcasına ortadan kayboluveren cocuklar, sokaklarda ellerini kollarını sallaya sallaya dolaşan sübyancılar...
Herkese öfkeliyim ama herkese. Kendime bile. Bu çocuklara yardım edemeyip koruyamadığım için. Ülke olarak koruyamadığımız icin. Caydırıcı cezalar olmadığı için. Bu çocuklar zamanla unutulduğu için...
Kitapta her şey net bir şekilde anlatılmış. Kaybolan çocukların akibeti, travmalar, insanların vicdansız oluşu.
Son 150 sayfaya kadar normal seyrinde ilerlerken, sonraki sayfaları tiksinerek, üzülerek, dehşete kapılmış bir şekilde okudum. Rabbim tüm çocuklarımızı; sapıklardan, ırkçılardan, hastalıklardan, ilgisiz ebeveynlerden, dayaklardan, dilendiren anne babalardan korusun...

Yazarın biyografisi

Adı:
Dennis Lehane
Unvan:
Amerikalı Yazar ve Senarist
Doğum:
ABD, 4 Ağustos 1965
Dennis Lehane (4 Ağustos 1965) ABD'li yazar ve senarist.

Kızımı Kurtarın, Gizemli Nehir, Zindan Adası gibi eserleri filme yazar, aynı zamanda The Wire ve Boardwalk Empire adlı dizilerde senarist olarak görev yapmıştır.

Hayatı

1965 yılında Boston'da, 5 çocuğa sahip İrlanda kökenli bir ailenin en küçük çocuğu olarak dünyaya geldi. Florida International University'nin yaratıcı yazarlık bölümünden mezun oldu.

Kariyeri

1994'te yayınlanan ilk romanı "A Drink Before the War" ile yazarlık kariyerine başlayan Lehane'ın dördüncü romanı olan "Gone,Baby,Gone" 2007 yılında Ben Affleck tarafından Kızımı Kurtarın adıyla beyaz perdeye aktarıldı.

2003 yılında Clint Eastwood; yazarın Gizemli Nehir adlı eserini sinemaya uyarladı. 2010 yılındaysa yazarın "Shutter Island" adlı eseri, başrolündeLeonardo DiCaprio'nun olduğu ve yönetmenliğini Martin Scorsese yaptığı Zindan Adası filmiyle beyaz perdeye taşındı.

Yazarlık kariyerine devam eden yazar aynı zamanda The Wire,Castle ve Boardwalk Empire adlı dizilerin bazı bölümlerinin senaristliğini yapmıştır.

Yazar istatistikleri

  • 16 okur beğendi.
  • 183 okur okudu.
  • 7 okur okuyor.
  • 143 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.