Dilaver Cebeci

Dilaver Cebeci

Yazar
9.0/10
38 Kişi
·
102
Okunma
·
43
Beğeni
·
2.003
Gösterim
Adı:
Dilaver Cebeci
Unvan:
Türk Şair, Akademisyen ve Yazar
Doğum:
Kelkit, Gümüşhane, 1943
Ölüm:
İstanbul, 29 Mayıs 2008
Dr. Dilâver Cebeci, (d. 1943, Kelkit/Gümüşhane - ö.29 Mayıs 2008). Şair, Yazar, Akademisyen. 1970 yılında Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'ni bitirdi. Aydın'da öğretmenlik ve Halk Eğitimi Başkanlığı, İstanbul Ortaköy Eğitim Enstitüsü'nde öğretim görevliliği, Diyanet işleri Başkanlığı'nda neşriyat uzmanlığı, Üsküdar Kız Lisesi'nde öğretmenlik yaptı. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'nde İktisat Tarihi yüksek lisansı ve sosyoloji doktorası yapan Cebeci, Marmara Üniversitesi'nde öğretim üyesi olarak çalıştı. Özellikle bestelenen Türkiyem şiiriyle adını geniş kitlelere duyuran Cebeci, İstanbul'un Fethinin 555. yıldönümü gününde 29 Mayıs 2008 tarihinde vefat etti. İlk şiiri 1965 yılında Defne dergisinde çıktı. Şiirleri, hikâyeleri, mensureleri ve mizah yazılan Devlet, Töre, Bozkurt, Türk Edebiyatı,Türk Yurdu, Güney Su, Ortadoğu, Hergün, Yeni Düşünce, Ayrıntılı Haber, Türkiye dergi ve gazetelerinde yayınlandı. Dilâver Cebeci, millî ve tarihi motiflerle bezeli lirik şiirleriyle tanınır. Edebiyatımıza "Seyyah-ı Fakir Evliya Çelebi" mizahî tipini kazandırdı. Seyyah-ı Fakir Evliya Çelebi imzasıyla yazdığı yazılarında Türk sosyal hayatına bir 16. yüzyıl Osmanlı vatandaşı gibi bakarak, bu hayatın Türk kültürüne yabana yönlerini latif bir üslupla hicvetti. Edebiyatımızda uzun ve hikâyemsi mensure türünü denedi ve bu denemelerinde milli romantizmi vermeye çalıştı. 2008 yılında kalp krizinden vefat eden şair İstanbul/Çengelköy mezarlığına defnedilmiştir.
Nereden çıktın karşıma böyle
Sesin ılık bir bahar güneşi gibi ığıl ığıl akıyor içime
Asya’nın bozkırlarında ordular düşüyor peşime
Yığılıp kalmışım bu Anadolu toprağına Sitare
Adam akıllı yorulmuşum
Ellerin böyle olmamalıydı
Ellerine acıyorum
Ve kim bilir kaç zamandan beridir kalbimi öğütlüyorum
Durup durup ıssız yerlerde
“güçlü ol ey kalbim, güçlü ol
Daha çok işimiz var” diyorum.

Bu azgın kalabalıkta seni tam duyamıyorum
Gözlerin mi daha sıcak gülüyor
Yoksa dudakların mı anlayamıyorum...
Sen kaldırınca tuğları
Korku sarardı dağları
Haydi yürü aş çağları

Yalavaçla Hak beğene
"Ne mutlu Türk'üm diyene!"
Dilaver Cebeci
Sayfa 87 - Ne Mutlu Türk'üm Diyene, Panama Yayıncılık
Bilge Kağan, Kemal Paşa
Yaz adımı bengütaşa
Girip şunca savaşa

Meydanda düşman döğene
"Ne mutlu Türk'üm diyene!"
Dilaver Cebeci
Sayfa 86 - Ne Mutlu Türk'üm Diyene, Panama Yayıncılık
"Bakışlarımı sunuyorum, tereddütsüz alıyorsun.
Gizli bir tebessümle çağırıyorum, geliyorsun..''
Kaşınan kaşınan
İşmar etme kaşınan
Şu meydan, şu da Mehmet
Gelsin sırtı kaşınan.
Dilaver Cebeci
Sayfa 154 - Hoyratlar, Panama Yayıncılık
Baş koymuşum Türkiye'min yoluna
Düzlüğüne, yokuşuna ölürüm,
Asırlardır kır atımı suladım.
Irmağının akışına ölürüm.

Deli sular, salkım-saçak söğütler,
Kışlada kumandan, asker öğütler,
Yaylalarda ata biner yiğitler,
Bozkurt gibi bakışına ölürüm.
Bana, -sen yoksun, sen öldün diyorlar.
Bu kör acuna inat yedi iklimdeyim,
İşte ellerini tutuyorum yaşanmamış bir çağın,
Ben güneşi kıskandıran gerçeğim.

Dayanılmaz ağrılar çekiyorum hey!
Masallarda da olsa bir gün çıkıp geleceğim.
Bir sevgi büyütüyorum içimde tomur tomur
Gün görmemiş şiirlere gebeyim.

Gerilmiş bir yayım korkulardan azâde;
En amansız savaşlara gireceğim.
Bu coşkun ozanları ben öğütledim böyle,
Nerede hasret kokan bir türkü varsa içindeyim.

Tutsak kızların avuçlarına yağıyorum her güz
Bir Kafkasya’dayım, bir Çin’deyim,
Gök bıçaklar sapladım karanlığın karnına,
Sürüsü yitmiş çobanların izindeyim.

İçim içime sığmıyor, maytaplardan deliyim;
Bir bayrak dalgalansa yüceden;
“Hadi” dese birisi
Peşindeyim, vallahi peşindeyim.
Dilaver Cebeci
Sayfa 169 - Mavinin Türküsü, Panama Yayıncılık
Şiiri bitirip bir kağıda kaydettikten sonra arkadaşlara okuyorum.Bir şairin en güzel anı budur.Bir şiirin bitmesi ile bir kadının doğurması arasında büyük benzerlik vardır.İkisi de müthiş sancılardan sonra gerçekleşir.Bu acıyı şairler iyi bilir.Hangisi daha ağır, kıyaslayamıyorum. Çünkü çocuk doğurmanın sancılarına yabancıyım.Hele şiiriniz bir de takdir görmüş ise sizden daha şaduman insan yoktur.
Dilaver Cebeci
Sayfa 124 - Panama Yayıncılık
"Bu azgın kalabalıkta seni tam duyamıyorum.
Gözlerin mi daha sıcak gülüyor
Yoksa dudakların mı anlayamıyorum.."
Rabbim, gün gösterme köpek soyuna!
Milletimi getirmesin oyuna!
Şimşek düşsün şölenine toyuna!
Dinime, töreme ürdürme yâ Rab!
GÜZEL İNSAN, GÜZEL KİTAP
Dilaver Cebeci'nin şiirlerini çok beğendim zaten bol bol alıntı ekledim. Aslında yazarı dolaylı yoldan birçoğumuz tanıyoruz "IRMAĞININ AKIŞINA ÖLÜRÜM TÜRKİYEM" şiirinin yazarıdır. Kitabın dili çok sade ve çok anlaşılır, şiirler çok hisli bazı şiirleri okurken çok duygulandım bazılarında ise gururla doldum. Kitabı aldığımda bu kadar kaliteli şiirlerle dolu olduğunu düşünmemiştim, anlamsız bir önyargıda bulunmuşum. Marş ve kahramanlık tarzında şiirleri çok sevmişimdir bu kitapta da bu tarzda birçok şiir var bu nedenle yazara Vatan Şairi diyebiliriz. Vatan aşkı kadar aşk şiirleride çok fazla ve çok başarılı. Yazar Türk-İslam sentezini şiirlerinde çok iyi işlemiş, bir şiirde kendinizi Medinede bulurken başka bir şiirde Göktürk Devletinde buluyorsunuz. Şiirler derin anlam, duygu ve bilgilerle işlenmiş. Kitabı herkese tavsiye ederim.
Merhum Dilaver Cebeci Türkiyem'in şairiydi. Onu meşhur hale getiren şiiri Türkiyem'di. Ancak o yalnızca Türkiyem'den ibaret değildi.

İyi şiir mutlaka belli bir ölçüde yazılmaz lakin ben bir okur olarak sıkı bir hececiyim; halk şiirinden yanayım diyebilirim.

Dilaver Cebeci'nin neşredilmiş bütün kitaplarının cem edildiği 'Bütün Şiirleri' farklı yıllarda ve tarzda yazılmış şiirlerden müteşekkil. Açıkçası ben en çok hece ölçülüleri sevdim. Bazılarını paylaştım. Çoğu türkü ya da sanat müziği formunda bestelenebilecek olan bu şiirlerden bazıları Yürüyüş, Temenni, Aklıma Düştü, Kabul Edilmiş Eski Bir Dua, Söz, Fetih Güzellemesi, Eski Bir Hasret Türküsü, Birlik Çağrısı, Olumsuz Koşma...
Dilaver Cebeci, kitabın kapağını aralayınca önce yüce bir kapıdan buyur eder sizi ,ve bir seccadenin eşiğinde şöyle dersiniz "Boynuma kadar terime gömülmeğe razıyım. Yeter ki, bir kez doyasıya huzurunda durayım." Sonra sizi bu manevi iklimden çıkartıp Vey Irmağı'na götürür atlar sulanır Kürşad'ın kırk çerisiyle...Dedem Korkut soy soylar, boy boylar...Alnı akıtmalı, ateş gözlü bir kısrağa bindirir, ateş sarar her yanınızı, er meydanında Haçlı peşine düşersiniz. Çifte su verilmiş kılıçlarla, dokuz kalkanı bir hamlede delen cıdalarla sarayların, hanların, minarelerin yanından geçersiniz yel gibi... Kah Kalubela'ya gider söz tazelersiniz, kah İstanbul'un fethine gidip omuzlarınızda açılan halat yaralarıyla gurur duyarsınız. Yıldızlarla konuşursunuz sonra kollarınızı uzatırsınız uçuverecek gibi... Onunla konuşurken akla yıldızlar dökülür Ah Sitare... Bir yüce dağ başında soluklanır; tuğu andıran,papatyalı bir sapta oynaşan ellerden muradını alan telleri dinleyip mest olursunuz. Sazdan mavi türkünün şu sözleri yankılanır  :
"O YAR GİTMİŞ YETİŞEMEM GÖÇÜNE
AHDIM OLSUN ALTIN TAKAM SAÇINA"
Sırası mıydı ayrılıklardan söz etmenin? Bağrınız sızlar;bir kopuzun, bir bağlamanın telleri gibi... Vefakar sızılar... Kayıp giden yıldızlar,geride kalmış lacivert kadife geceler, elimizde yitip giden İdil, Volga, Tuna düşer aklınıza. Derken bir yağmur başlar. Eskiler geçer gözünüzün önünden bir bir... Mavi türkü anımsattığı hikayelerle son bulur...  İçli bir türküdür Mavi türkü,bitince kulağınızda hoş tınıların tadıyla dalarsınız uzaklara,Çin Seddi bile mani olamaz.
Kitap mensureler ve hikayeler olmak üzere iki bölümden oluşuyor. Mensureler altı çizilecek cümlelerle dolu. Türkü gibi okumalar... Saygılar...
İlk bakışta farklı konular işleyen bir çok hikayenin bir araya getirilmesiyle oluşturulmuş bir hikaye kitabı gibi görünse de aslında tüm hikayeler belirli konuları anlatıyor. Bu bakımdan Mavi Türkü'nün farklı bir yapısı olduğunu söyleyebilirim. Şiirde oldukça güçlü ve etkileyici olan Dilaver Cebeci'nin düz yazıda da bu kadar güçlü bir kalemi olduğunu bu eseri ile öğrendim.
Mütevazi ve oldukça manidar bir oyun. Türkler'in zaferlerinin altında yatan başarıyı öğrenmeye çalışanlar, onları büyücülükle suçluyorlar. Aslında sadece ''belde kılıç, içte çelikten yürek'' taşıdıklarını anlamaları geç olmuyor. ^^
Cennetmekân Dilaver Cebeci kuşkusuz ülkemizin en önemli şairlerinden. İdeolojik görüşleri yüzünden anlaşılmak istenilmeme hastalığına yakalanmış bir şairimiz. Yaşayışıyla, dünyaya bakış açısıyla örnek olacak bu insanı anlatan bir kitap okunmaya, anlamak için yorulmaya değer.

Yazarın biyografisi

Adı:
Dilaver Cebeci
Unvan:
Türk Şair, Akademisyen ve Yazar
Doğum:
Kelkit, Gümüşhane, 1943
Ölüm:
İstanbul, 29 Mayıs 2008
Dr. Dilâver Cebeci, (d. 1943, Kelkit/Gümüşhane - ö.29 Mayıs 2008). Şair, Yazar, Akademisyen. 1970 yılında Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'ni bitirdi. Aydın'da öğretmenlik ve Halk Eğitimi Başkanlığı, İstanbul Ortaköy Eğitim Enstitüsü'nde öğretim görevliliği, Diyanet işleri Başkanlığı'nda neşriyat uzmanlığı, Üsküdar Kız Lisesi'nde öğretmenlik yaptı. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'nde İktisat Tarihi yüksek lisansı ve sosyoloji doktorası yapan Cebeci, Marmara Üniversitesi'nde öğretim üyesi olarak çalıştı. Özellikle bestelenen Türkiyem şiiriyle adını geniş kitlelere duyuran Cebeci, İstanbul'un Fethinin 555. yıldönümü gününde 29 Mayıs 2008 tarihinde vefat etti. İlk şiiri 1965 yılında Defne dergisinde çıktı. Şiirleri, hikâyeleri, mensureleri ve mizah yazılan Devlet, Töre, Bozkurt, Türk Edebiyatı,Türk Yurdu, Güney Su, Ortadoğu, Hergün, Yeni Düşünce, Ayrıntılı Haber, Türkiye dergi ve gazetelerinde yayınlandı. Dilâver Cebeci, millî ve tarihi motiflerle bezeli lirik şiirleriyle tanınır. Edebiyatımıza "Seyyah-ı Fakir Evliya Çelebi" mizahî tipini kazandırdı. Seyyah-ı Fakir Evliya Çelebi imzasıyla yazdığı yazılarında Türk sosyal hayatına bir 16. yüzyıl Osmanlı vatandaşı gibi bakarak, bu hayatın Türk kültürüne yabana yönlerini latif bir üslupla hicvetti. Edebiyatımızda uzun ve hikâyemsi mensure türünü denedi ve bu denemelerinde milli romantizmi vermeye çalıştı. 2008 yılında kalp krizinden vefat eden şair İstanbul/Çengelköy mezarlığına defnedilmiştir.

Yazar istatistikleri

  • 43 okur beğendi.
  • 102 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 79 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları