Douglas Adams

Douglas Adams

Yazar
8.5/10
1.033 Kişi
·
2.483
Okunma
·
269
Beğeni
·
8.534
Gösterim
Adı:
Douglas Adams
Tam adı:
Douglas Noel Adams
Unvan:
İngiliz Bilimkurgu Yazarı
Doğum:
Cambridge, İngiltere, 11 Mart 1952
Ölüm:
Kaliforniya, ABD, 11 Mayıs 2001
Douglas Noel Adams, İngiliz bilimkurgu yazarı. 11 Mart 1952'de İngiltere'nin Cambridge kentinde doğdu, 11 Mayıs 2001'de ABD'nin Kaliforniya eyaletinin Santa Barbara kentinde öldü.

Okula Essex'de gitti. Cambridge'de St. Johns College'e devam ederken Footlights tiyatro klübünde görev aldı. Pek çok iş denedi: bir hastanede hizmetlilik, inşaat işçiliği, kümes temizlikçiliği, bir Arap aile için korumalık yaptı. Daha sonra BBC'de Dr. Who dizisinde yapımcılık ve senaryo editörlüğü yaptı. Dr. Who'nun üç bölümünü yazdı. Monty Pyton grubundan Graham Chapman ile birlikte çalıştı.

BBC'de yayımlanan The Hitchhiker's Guide to the Galaxy (Otostopçunun Galaksi Rehberi) adlı radyo oyunu ile ünlü oldu. Oyun, kitap olarak da yayımlandı. Bu radyo oyunundan aynı adlı bir bilgisayar oyunu da üretti. Daha sonra Bureaucracy ve Starship Titanic adlı bilgisayar oyunları üzerinde de çalıştı. Starship Titanic sonradan bir kitap olarak da yayımlandı, ancak Adams'ın hem oyun hem de kitap üzerinde çalışacak zamanı olmadığından kitabı Terry Jones yazdı.İleri derecede bir Beatles hayranıydı.

Adams 1991'de avukat Jane Belson ile evlendi, 1994'te Polly adlı bir kızları oldu.

Yazar, 49 yaşında spor yaparken bir kalp krizi sonucunda Santa Barbara'da yaşama gözlerini yumdu.

Adams çok çalışkan olmamakla ünlüydü. Genelde başkalarının itmesi ile kitaplarını yazardı. Yapıtlarında beklenmedik dönüşlerle ve çılgınca olaylarla dolu canlı, hicivli bir stil kullandı. Günlük yaşam ile dalga geçti. Adams'ın hayranları, kitaplarından alınma bir jargon kullanmaktan hoşlanırlar. Adams'ın yapıtlarından hoşlananlar, genelde Terry Pratchett'in yapıtlarını da sevebilirler.

Otostopçunun galaksi rehberi dizisindeki elektronik cep rehberi, yazıldıktan onlarca yıl sonra bugünün internet dünyasında başta Wikipedia olmak üzere bireysel katılımla geliştirilen ansiklopedi,sözlük ve forumlara fikir öncülüğü etmiştir. Ancak Roman içerisinde geçen rehber evrenin sonsuz kaynaklarını inceleyen uzay gezginleri tarafından gelen bilgilerle zenginleştirildiği için milyonlarca içerik bilgi ve yazı barındıran günümüz kaynaklarından önemli bir farkı bulunmakta ve Dünya başlığı Otostopçunun galaksi rehberinde iki kelime ile açıklanmaktadır; "Çoğunlukla Zararsız"
Kaptanınız konuşuyor. Elinizdeki işi derhal bırakıp dikkatle beni dinleyin. Her şeyden önce, göstergelerden gördüğüm kadarıyla gemide birkaç otostopçu var. Merhaba. Nerede olursanız olun, uzay gemimize hiç de hoş gelmediğinizi kesinlikle bilmenizi istiyorum. Bu noktaya gelmek için çok çalıştım; ve dejenere beleşçilere taksi hizmeti vermek için vagon inşaat gemisi kaptanı olmadım. Bir araştırma ekibi gönderdim. Bulunduğunuz an uzay boşluğuna fırlatılacaksınız. Ama eğer şansınız varsa gemiden atılmadan önce size şiirlerimden okuyabilirim.

İkincisi, Barnard Yıldızı'na gitmek için üst uzaya atlamak üzereyiz. Varışta onarım ve ikmal için 24 gün uzay limanında kalacağız. Bu süre içinde kimse gemiden ayrılmayacak. Tekrar ediyorum, bütün gezegen izinleri iptal edilmiştir. Zaten mutsuz bir aşk ilişkisinden yeni çıktım. Ben mutsuzken neden başkaları hoş vakit geçirsin ki.
Ford Prefect'in insanlar hakkında en çok zorlandığı şeylerden biri 'Güzel bir gün, boyun ne kadar uzun' ya da 'Ah canım on metrelik bir kuyuya düşmüş gibi görünüyorsun, iyi misin?' gibi apaçık ortada olan şeyleri belirtip tekrarlama huylarıydı. Ford ilk başlarda bu tuhaf davranışa bir açıklama getirmek için bir kuram geliştirmişti. İnsanlar dudaklarını devamlı çalıştırmazlarsa, diye düşünmüştü, belki ağızlarını bir daha hareket ettiremiyorlardı. Bir kaç ay süren dikkatli bir inceleme ve gözlem sonucunda bu kuramı bir başkasıyla değiştirdi. İnsanlar dudaklarını devamlı çalıştırmazlarsa, diye düşündü, beyinleri çalışmaya başlıyor. Bir süre sonra, aşırı alaycı olduğunu düşünmeye başladığı bu kuramdan da vazgeçti ve aslında insanlardan çok hoşlandığına karar verdi, ama bilmedikleri şeylerin çokluğu onu her zaman ciddi şekilde endişelendiriyordu.
(Söz konusu olan kişi, kaza eseri ölümsüz olmuş bir kimse.)
Başlangıçta her şey eğlenceli idi. Tehlikeli yaşayarak, riskler alarak, yüksek kazançlı uzun dönem yatırımlardan büyük kârlar elde ederek ve en önemlisi de herkesten daha uzun yaşayarak gününü gün ediyordu.

Ama sonunda, Pazar öğleden sonraları, saat 2.55’den itibaren, o gün yapılabilecek gerekli tüm banyoların yapıldığını, gazetelerdeki herhangi bir paragrafa ne kadar uzun bakarsan bak okuyamayacağını ya da sütunlardan birinde önerilen devrim yaratacak yeni ağaç budama tekniğini hiçbir zaman kullanmayacağını, saatin akreple yelkovanının durup dinlenmeksizin dörde doğru ilerlediğini ve az sonra ruhun o uzun karanlık çay saatinin başlayacağını fark ettikten sonra, üzerine çöken o korkunç huzursuzluk hissiyle başa çıkamaz olmuştu.
Douglas Adams
Sayfa 382 - 3. Kitap: Yaşam, Evren ve Her şey
(Ford Prefect) Q harfini aldı ve uzaktaki bir şimşirin dibine doğru attı, taş genç bir tavşana çarptı. Tavşan dehşet içinde son hızla kaçtı ve bir tilki tarafından yutuluncaya kadar da hiç durmadı. Kemiklerinden biri tilkinin boğazına takıldı ve tilki, daha sonra leşini sürükleyip uzaklara götüren bir nehrin kenarında öldü.

Bunu takip eden haftalarda Ford Prefect gururunu bastırdı ve Golgafrincham’da personel memurluğu görevinde bulunmuş olan bir kızla arkadaşlık kurdu ve kız birdenbire, ölmüş bir tilkinin leşiyle kirlenmiş bir gölcükten içtiği su yüzünden zehirlenip ölünce müthiş üzüldü.

Bu hikayeden alınabilecek tek ders Q harfinin katiyen bir şimşir dibine atılmaması gerektiği olabilir. Ama ne yazık ki bazen öyle anlar vardır ki bu kaçınılmaz olur.
Adamın birinin, değişiklik olsun diye bundan böyle halka nazik davranmanın ne kadar iyi olacağını dile getirdiği için bir ağaca çivilenmesinden yaklaşık iki bin yıl sonra, bir perşembe günü, Rickmanswort'de küçük bir kafede tek başına oturan bir kız, bunca zamandır ters giden şeyin ne olduğunu birden fark edip en sonunda dünyanın nasıl iyileştirilebileceğini ve mutluluğun hüküm sürdüğü bir yere dönüştürülebileceğini anlamıştı. Bu sefer doğru olanı bulmuştu, işe yarayacak ve hiç kimsenin bir yerlere çivilenmesi gerekmeyecekti.

Ama ne yazıktır ki, bir telefon bulup birilerine bundan söz edemeden korkunç aptal bir felaket meydana geldi ve fikir sonsuza dek yitip gitti.

Bu, o kızın öyküsü değil.
Kestirme yollar bazı insanların A noktasından B noktasına çok hızlı bir şekilde gitmesini, bu sırada başka insanların da B noktasından A noktasına çok hızlı bir şekilde varmasını sağlayan buluşlardır. Tam ortada bir nokta olan C noktasındaki insanlar sık sık şunu merak eder: A noktasında ne var ki bunca insan B noktasından oraya gitmek için can atıyor ve B noktasında ne var ki bunca insan A noktasından oraya gitmek için can atıyor. Çoğu kez insanların hangi lanet olası yerde olmak istediklerine kesin bir karar verip bu duruma bir son vermelerini dilerlerdi.
Bu sav şuna benzer bir şeydir. ''Ben var olduğumu kanıtlamayı reddediyorum'' der tanrı.''Çünkü kanıt inancı yadsır ve inanç olmadan ber bir hiçim''

ama der kişi 'Babil balığı tamamen bedavadan öyle değil mi? Şans eseri evrimlerşmiş olamaz. O senin varlığının kanıtıdır. Öyleyse kendi savınla senin var olmadığın kanıtlanıyor'

'Vay canına hiç böyle düşünmemiştim' der tanrı

'ah, bu kolaydı' der kişi ve zaferin ardından bir bis yapmak adına Siyahın beyaz olduğunu kanıtlamaya girişir
Karayolu geçitleri bir kısım insanın A noktasından B noktasına hızla ulaşmasını, diğer taraftan başka bir kısım insanın da B noktasından A noktasına sıçramasını sağlayan, gereçlerdir. C noktasında yaşayanlar, tam ortadaki nokta olarak, B noktasındakilerin A noktasına gitmeye, A noktasındakilerin de B noktasına gitmeye neden bu kadar istekli olduklarını merak ederler. Çoğunlukla da insanların bir kere ve tamamiyle hangi cehennemde olmak istiyorlarsa oraya gitmelerini dilerler.
"Onunla konuştun mu?" dedi Ford bağırarak. "Onunla konuştum da ne demek oluyor?"
"Basit. Çok sıkıldım ve bunaldım. Gidip kendimi onun dışındaki bilgisayar girişine bağladım. Sonra bilgisayarla uzun uzun konuştum, ona kendi Evren görüşümü anlattım," dedi Marvin.
"Sonra ne oldu?" diye üsteledi Ford.
"İntihar etti," dedi Marvin ve huysuz huysuz yürüyerek Altın Kalp'e döndü
Gerçekte, gezegende yunuslardan daha zeki tek bir tür daha vardı ve onlar da zamanlarının büyük bölümünü davranış araştırmaları laboratuvarlarında tekerleklerin içinde koşarak ve insanoğlu üzerinde korkutucu derecede ayrıntılı ve kurnaz deneyler yürüterek geçiriyorlardı. İnsanoğlunun bu ilişkiyi de baştan aşağı yanlış anlaması bile aslında bu yaratıkların planlarının bir parçasıydı.
216 syf.
·2 günde·8/10
Bu kitabı hiçbir ön araştırma yapmadan ve ön sözü okumayı Neil Gaiman'ın tavsiyesine uyup kitabı bitirdikten sonraya bıraktıysanız lütfen yapmış olduğum inceleme kısmını da kitaptan sonra okuyunuz. Eğer kitabı bitirip ön sözü okuduktan sonra geldiyseniz rahatlıkla okuyabilirsiniz. (Yıldızdan sonrası 'spoiler' içerir)

*************************************************
Serinin ilk kitabını okuduysanız, giriş bölümünde ki o muazzam dünya tanımını ve bölümün sonunda ki "Bu o kızın öyküsü değil" cümlesini hatırlarsınız.

"İşte bu o kızın öyküsüdür."

Öncelikle kitabı bitirdikten sonra "ee,peki ne oldu şimdi?" gibi bir hisse kapılanlardansanız , bu arkadaşınız sizi aydınlatmaya geldi.

'SAKIN PANİĞE KAPILMAYIN'.

Kitap aslında bir aşk öyküsüdür ve Douglas Adams'ın henüz serinin başında yok ettiği evimiz,yuvamız olan "Çoğunlukla Zararsız" dünyamıza yeniden dönüyoruz. Patlamayı insanlar bir sanrı olarak değerlendiriyor ve bütün bu olanlardan habersiz olan Arthur Dent'imiz neler olduğunu anlamaya çalışmak için dünyaya dönmüş ve dünyanın anlamsız bir biçimde yeniden nasıl var olduğunu ve Vogon'ların yok etmeden önce ki haliyle yaşamın devam ettiğine başlarda pek inanamamış fakat daha sonrasında bu durumu kendisi de pek umursamayıp hayatına yerküre de devam etmiştir. Kitap Arthur'un, serinin ilk kitabın da nihai soruyu bulan fakat o kızın öyküsü olmayan olarak tabir edilen Fenchurch'le tanışmasıyla ve aşk yaşamasıyla devam eden, tam anlamıyla bir aşk romanı olarak kabul edilebilir. Kitap aslında serinin gidişatına pek bir şey katmıyor ve zaten kitap içinde Douglas Adams 4.duvarı yıkıp okura:

" Bütün bunları öğrenmeyi arzu edenler okumaya devam etsin. Diğerleriyse iyi bir kısım olan ve içinde Marvin'in de yer aldığı son bölüme atlasın." mesajını tam da kitabın ortasında 'kitap nereye gidiyor' dediğiniz anda vererek okuru bilgilendiriyor. Evet, isterseniz Douglas'ı dinleyip kitabın son bölümüne atlarsınız ve pek bir şey kaybetmiş de sayılmazsınız.

Şunlar dışında;
- Yerküremizde geçen güzel bir aşk hikayesi,
- Adams'ın o mükemmel mizah anlayışıyla bizi yerlere seren ince esprileri,
- Ford Prefect'in yerküreye meşakkatli geri dönüş hikayesini ve tabi ki yanında Fenchurch ve Arthur'u da alarak yerküreden eğlenceli ayrılışını.

Aslında kaybedecek pek bir şeyiniz yok, tavsiyem Adams'ın dünyasında daha fazla - ve tabii eğlenceli - vakit geçirmek adına kitabı sonuna kadar okumanız ve bu kitabın, Douglas Adams'ın büyük baskılar görerek, bir otel odasına kitlenerek bitirilmesine zorlanması üzerine yazılmış iyi bir kitap olduğunu unutmamanız.

Özetle Kitap iyi ve okumaya değer.
Otostopçunun Galaksi Rehberi serisinin 5 kitabının bir arada olduğu basım. Öncelikle söyleyeyim çok uzun bir kitap. 900 küsur sayfa. Benim gibi uzun kitaplara alışkın değilseniz, bir de bilim-kurgu pek ilgi alanınıza girmiyorsa okurken çok zorlanabilirsiniz. Ben ancak ilk iki kitabı okuyabildim. Başlarken hepsini okumayı düşünüyordum. Açıkçası hepsini okumaya gücüm yetmedi. Ne olursa olsun kitapları yarım bırakmayı sevmiyorum. Bu nedenle araya kitaplar koyarak bitireceğim sanırım.

Kitabı okumadan önce ekşi'de ve 1000kitap'ta yorumlara bakmıştım. Bir çok yorum anlam itibari ile şöyleydi: "Çok saçma bir kitap ama yarım da bırakamıyorsunuz. Sizi içine hapsediyor." Bu tür yorumları görünce şaşırmıştım. Ama biraz okuduktan sonra aslında kitaba pek uyan yorumlar olduğunu fark ettim.

Yazar kendi kafasında bir evren yaratıyor -kim bilir belki de gerçektir-. Sizi karakterlerle beraber bu evrenin bir ucundan diğer ucuna sürüklüyor. Ufkunuzu çok genişletecek bir kitap. Pek çok yerde durup tekrar tekrar düşünmek zorunda kalıyorsunuz. En basitinden insanlar fare üzerinde deneyler yapar ya, yazarımıza göre aslında fareler insanlar üzerinde deneyler yapıyor. Veyahut evrende Dünyadan başka gezegenler var ve buralarda başka ırklar da yaşıyor. Dünya ise diğer ırkların yaşamı sorgulamak, yaşamın anlamını bulmak gibi sorulara cevap verebilmesi için üretilen bir robot. Biz insanlar da aslında bu robotun birer parçasıyız. Neyse çok spoiler vermeyeyim. Sonuç olarak 'saçma' da olsa bir olay örgüsü var ve ister istemez merak ediyorsunuz sonunu.

Çeviri olmasına rağmen yazarın değişik dil kullanımının tadına varabiliyorsunuz. Çevirmenlere puanım 10 bu bakımdan.

Ülkemizin ziyaretçi sayısı bakımından en iyi 8. sitesi olan, dünyada kendi alanında bir ilk olan ve 1999'da kurulan ekşi sözlük'ün kurucusu Sedat Kapanoğlu siteyi bu kitaptan esinlenerek oluşturduğunu belirtmişti. Açıkçası bu nedenle kitaba olan merakım baya da artmıştı. Kitabı okuduğum kadarıyla Douglas Adams yıllar önce, internet bu kadar yayılmamışken, hatta insanların internetin kendisini bile kavramakta zorlanırken sözlük modelini kafasında yaratması ne kadar zeki, ilerigörüşlü olduğunu gösteriyor. Dediğim gibi ufku gerçekten de katlayan bir kitap. Özellikle bilim-kurgu seven okurların ve yeni bir şeyler denemek isteyen okurların okumasını tavsiye ediyorum.

dipnot: en uygun
zamanda kalan 3 kitabı da okuyup yorumumu ve puanımı güncelleyeceğim.
292 syf.
PANİĞE KAPILMA! (DON’T PANIC)
Öncelikle bu incelemede sadece ‘Çoğunlukla Zararsız’ kitabı için değil ‘Otostopçunun Galaksi Rehberi’ isimli beş ciltlik üçlemeyi ele alacağım.Eğer zaman ayırıp okursanız teşekkürler...

İlk olarak serimiz aynı ismiyle radyoda yazarımız Douglas Adams tarafından sunulan bir programdı.Ancak beklenti ve dinleyici çok olunca kitap olarak da yazmaya başladı Adams.
1.kitap bana göre seriyi okuyucuya güzel bir şekilde tanıtan eser.’Arthur Dent dünyadaki sorunlarıyla uğraşırken uzaylı arkadaşı Ford Prefect ona havlusunu almasıyla başlayıp otostopla devam edecek bir uzay macerasına dahil ediyor.İlerleyen olaylarda Ford’un kuzeni Zaphod Beeblerox Dünyalı Trillian’ın ve (Atarlı) Marvin’in de katılmasıyla sürükleyici bir eser.’Kitabın bitmesiyle 2.ve hatta 3. kitabı da sipariş etmiştim.
2.kitap ise ‘Evrenin Sonundaki Restoran’ ki serinin açık ara en sevdiğim kitabıdır bana göre.Bu kitapta mekanlar ve karakterler diğer kitaplara göre hep bir aradaydı .Olaylar ise iyice kafa karıştırır olmuş ve daha çok güldürmeye başlamıştı.Kitabın sonunda evet mutlu son bitti falan desem de 3.kitapta olaylardan 4-5 yıl sonra geçiyor ve bu sefer ciddi ciddi kainatı kurtarıyorlardı.Kitap başlarda durağan olsa da sonlara doğru olaylar çığırından çıkmış ve şaşırıp kalmıştım.
Bence biraz zorla yazılmış bir kitap olan 4.kitapta mekan olarak çeşitlilik ve karakter bakımından da az olmasıyla dikkatimi çekti.Ancak ilk üç kitapta dünyada geçmeyen olaylar en azından bu kitapta ve son kitapta bolca vardı.
Son kitap ve Rehber’e veda kitabında karakterlerin son sayfalarda eski günlerdeki gibi birleşmesi seriye güzel bir nokta koydu benim için.Ayrıca bu son kitabı bitirmemek için uğraştım baya.Çünkü böyle bir seriye veda etmek beni üzdü.
Genel olarak ele aldığımda kitaplar bir o kadar güldüren şaşırtan beni halden hale sokan kitaplardı.Ayrıca ALFA Yayınları’nın yeni basımlarının kapakları çok hoş.Eğer zaman ayırıp okuduysanız tekrardan teşekkürler.Herkese iyi okumalar:)
246 syf.
·3 günde·7/10
En iyi bilim kurgu listelerine baktığımda hemen hemen hep ilk beşlerde bu seriyi görür kendimi okumak için heyecanlı bir şekilde şimdi zamanı değil, daha zamanı var diye yavaş yavaş hazırlardım; ama maalesef okumaya başladığımda beklediğim kaliteyi daha doğrusu beklediğim bilim kurgu kalitesini bulamadım. Seriyi eğer ki mizah olarak, absürd komedi olarak yorumlamak gerekirse bence şüphesiz çok çok iyi bir eser, şu kısacık kitapta bile kahkaya yakın şekilde güldüğüm bölümler oldu. Ama gelgelim Alacakaranlık Serisi filan nasıl fantastik seri olarak geçmesine rağmen tam manası ile fantastik seri olmuyorsa ( en azından bana göre) bu seri de her ne kadar içinde babil balığı, uzay veya uzay gemisi içerse de bana göre bilim kurgu romanı veya serisi olmuyor. Bilim kurgu olmamasının tek sebebi içinde komedi veya absürdüğün olması değil tabii ki yoksa komedi barındırdığı için bilim kurguluktan çıksa ne Marslı romanı bilim kurgu olurdu ne de Locke Lamorra'nın Yalanları fantastik kitap olurdu. Bilim kurgu demek Isaac Asimov, Arthur C. Clarke, Frank Herbert, Aldous Huxley veya Robert A. Heinlein demek onların gerçek bilim kurgu kitapları demektir.

Bu seride gördüğüm, tüm sıralamarda bir bilim kurgu kitabı olarak geçip o sıralamarda da yer alıyorsa eğer, maalesef yukarıda saydığım yazarların kitaplarına göre yorumlayıp en fazla 4/10 puan verebiliyorum; çünkü anlatılan her şeyin tamamen yetersiz betimleme ile olması, karaktelerin tanıtılmaması, filmi ve Google olmasa acaba "vogon" nedir diye daha da çok düşüneceğim yavanlıkta, sıfır betimlemenin olduğu, senaryo gibi hatta öylesine yazılmış gibi hava veren bir eser. Senaryo diyorum çünkü eser zaten 1978 yılında BBC'de radyo piyesi olarak yayınlanmış ve meşhur olmuş bir eser; ama şunu da belirtmek istiyorum kesinlikle radyo piyesi olarak çok çok güzel olacağını düşündüğüm -ki olduğunu da bildiğimiz bir seri.

Bilim kurgu ve roman olarak kötü bir seri, mizah ve komedi olarak başarılı bir seri. Devamını okur muyum bilmiyorum.
712 syf.
·37 günde·6/10
Ne desem bilemiyorum,böyle aşırı derecede kötü denilebilecek bir eser değil; ama şahane olduğu yorumlarına da katılamıyorum. Güldük eğlendik 5 kitap boyunca birbirine zekice bağlanan konu ve olaylar hoşuma gitti,iyi bir mizahı var fakat yeterli değildi benim için. :( Çok zorlandım okurken ve bitmesini iple çektim. Bitirmek için aşırı zorladım.
Otostopçunun Galaksi Rehberi 1978'de radyo programı olarak ortaya çıkmış,daha sonradan kitaplaştırılmış. 1979-1980 yıllarında yazılıp günümüzde okunduğunda tuhaf gelmeyen olay ve eşyalar olması yazarın hayal gücünün başarısını gösterse de sanırım İngiliz mizahı olması bir parça kitabın beni içine çekmemesinde etken oldu. O zamanlarda okumuş olsam belki çok daha müthiş bulabilirdim kitabı.

İnce espriler,güzel göndermeler ve iyi bir mizah olsa da olay geçişleri çoğu yerde çok kopuktu, örneğin Arthur ile ilgili kısımları okurken bir evrendeyken tekrar Arthur'la karşılaştığımızda bambaşka bir olayın içinde bulabiliyoruz karakteri. Sürekli arada kaçırdığım bir şeyler mi oldu sorusu takıldı aklıma ve çoğu kez ne olup bittiğini anlamaya çalışırken buldum kendimi.

Bunun dışında ilk kitaptan son kitaba, değinilen ufacık olayların birbirini etkilemesi ve bir kitaptaki olaydan farklı bir kitapta yeni bir olay meydana gelmesi çok müthişti. Mizah,eleştiri ve göndermeler dozundaydı.

Yine de çok sevemedim,abartılmış bir eser olduğunu düşünüyorum.Kitabı zorlayarak da olsa bitirmemdeki en büyük katkıyı sağlayan insan_okur Bey'e teşekkürlerimi ileterek bitirmek istiyorum yorumumu. Tek başıma okuyor olsam yarım bırakırdım kitabı büyük ihtimalle. :)

Bonus olarak şöyle bir liste hazırlanmış göz attıktan sonra okumak konusundaki karar sizlerin... http://listelist.com/...nun-galaksi-rehberi/
228 syf.
Douglas’ı okumak demek , kitaplara yerleştirdiği fikirleri keşfederken aslında bir dehanın evine yerleştiğinizi hissedeceksiniz. Aynı zamanda Douglas Adams'ın, “panik yapma” güvencesiyle, şaşırtıcı bir dünyada yönlendirilip beş çayına davet edilen bir İngiliz edasıyla muhabbet edeceksiniz. İngilizce dili için gerçekten bir kelime ustasıdır kendisi, aynı zamanda bir gezegen mimarı, Einstein ile ortak olabilecek bir fizikçi ve dee bilimle harmanlanmış galaksiler arası sevimli denebilecek polisiyenin yazarıdır.Saygılarrr sevgiler...
Mesela Sevgili Adams’ın galaksisinde kötü bir imparatorluk yoktur mesela ana kötü adamlar, Vogonlar, bürokratik, kötü ruhlu ve korkunç şairlerdir-cidden korkunç ama Çin işkencesi halt etmiş - aslında evrenin kötü tarafında da değiller. Arthur Dent, Ford Prefect, Trillian, Zaphod Beeblebrox ve elbette Marvin- ki kendisi, kronik olarak depresif olan robot, yaratıcıları ona Gerçek Kişilik Şahsiyeti verdiklerinden olsa gerek neredeyse hayal edilemez zulmün ürünüdür.- kitap boyunca yoldaş olarak size eşlik edip zamanla yakından tanıyacaksınız herbirini.
Kitap dünyanın anlamsız tahribatından hayatta kalan ve hayatın anlamını keşfetmeye çalışırken uzayda ve zamanda maceralarını ya da kahramanımız Arthur Dent'in basit bir fincan çayını bulmanın öyküsüdür.
Her ne kadar bu kitap felsefe ve din olarak eleştirel gözükse de esasen insani durumlar hakkında oldukça derin düşünceler içermekte. Herkesin bildiği bir şey, “yaşamın anlamı” (aslında Yaşam, Evren ve Her Şey İçin Büyük Soru'nun Cevabı) '42' ama çok daha ince bir durum vardır bu cevapta . İçine sıkışmış bir düğümler silsilesi belki de bu soruya cevap.
Keyifli okumalar...
868 syf.
Öncelikle kitaba, saçma bu ama, diyecek arkadaşlara tavsiyem her edebi esere aynı gözle bakmaya çalışmaları. Kimse Dostoyevski kadar incelemez bir hissi ya da kimse Sabahattin Ali'nin anlattığı o büyük aşkı yaşayamaz. Bakmamamız ya da bakamamamız çok normal. Biz sıradan hayatlarımızda bunları görmesek de çoğu kez, bu eserleri okuyunca sadece yazarın hayal gücünü beğeniriz ya da beğenmeyiz. Edebi değerini sorgulayabiliriz. Ama çok saçma demek başka bir boyutu eleştirinin. Bu kitapta yazarın yapmaya çalıştığı zaten güncel olaylara farklı bir anlam yüklemek.
Bu arada söylediği şeylerin çoğu imkansız değil. Yani ufak da olsa astrofizik ya da astronomi çalışmış da. Dünya'nın yaratılması ya da insanların buraya yerleşmesi gibi trajikomik hikayelere yakından bakarsanız bugünün ekonomik, dini, günlük hayatına yapılabilecek en ağır eleştiriyi yapıyor aba altından. Kısa bir örnek vermek gerekirse, --Spoiler-- başka bir gezegendekilerin bütün işe yaramaz insanları toplayıp, gezegenimiz yok olacak binin şu gemiye biz de arkanızdan geliyoruz, diye kandırıp bunlardan kurtulması. Ve o işe yaramazların dünyaya inip buradaki hayatı domine etmesi ve bugünkü medeniyeti kurması --Spoiler--, bugünün eksik her ideolojisinin, sisteminin, her şeyinin işe yaramaz ordusu tarafından oluşturulduğunu söylemek çok ciddi bir eleştiri. Ayrıca komik de.
Kitap okurken çok nadir gülerim. Bu kitap bunu defalarca başardı. Defalarca kitabı kapatıp hicvin detaylarını düşündüm. Kısaca güzel kitaptır; bakmayın siz gezegen, uzay, robot var diye beğenilmediğine. Kesinlikle tavsiye ederim..
216 syf.
Mavi Agave bitkisinin sekiz yıllık distilesi sonrası, tuz ve limon dilimi ile servis standartının olduğu konusunda uyarıdır bu yazı ...
Serideki kitaplara göre “Oh ma God!” tarzında felsefi veyahut hiciv içeren öğeler barındırmamakla birlikte, büyük ihtimalle Sevgili Douglas’ın editörünün baskısı ve nazik zorlamasıyla yazdırdığını düşündüğüm bir kitaptır kendileri. Esas mevzuya da can veren hayranlarının sorduğu soru; “ Yahu bu Arthur Dent hiç sevişmez mi ?” Olmuş olacak ki bu kitabım da böyle olsun anacım demiş :) Şimdi soralım soruyu sıkı bir takipçi olarak... Be adam onca partilere gidin onca galaksi evren zaman bükün Evren’i kurtarın (eşittir yüksek dozda testesteron ) bre hiç mi kimseyi zartmadın? (Wtf! ) Sekiz yıldır gezegenin dışındasın uzaksın tamam artık dünya Yok :)
( gerçi şu psikolojiyi anlamak lazım , Bir Dünya tapuda yola giden arsa gibi galaksiler arası yola gitti.
İki Dünya’dan iki insan kalmış biri kendi biri Thrillian denen iki başlı Zaphod zirzopunun yoldaşı.
Adam ne ara düşünsün karıya kıza gitmeyi )
ha işte dışardasın Ford denen alemci adam var yanında ki üç memeli galaktik fahişeler mi dersin neler neler biliyor adam, yok ama onca dert bitiyor hayranlar diyor bu Arthur niye kimseyi... İşte milletçe değil evrensel olarak ilgi duyduğumuz alan ...
Kitaptan sapmadan yaratıcının varlığına son sözü böyle var ya işte tam olarak sırasıyla, birkaç kere ; tuz, distile agave ve limon dilimi sonrası söylenecek bi laftı.... Keyifli okumalar ...
868 syf.
·9/10
Komedi ve felsefe unsurları içeren absürd bilimkurgu romanı.
Ana karakterler ; dünyalı Arthur Dent, otostopçunun galaksi rehberinde yazarlık yapan Ford Prefect, galaksinin başkanı olan çift kafalı Zaphod Beeblebrox, Zaphod un dünyadan tavladığı Trillian ve depresif robot Marvin.
Üstünden geçecek yol için evinin yıkılacığını yıkım için gelen ekipten öğrenen Arthur, aynı anda Dünyanın da üstünden geçecek bir hiper uzay yolu için yıkılmasına dakikalar kala arkadaşı Ford Prefect ile dünyadan otostop çekerek ayrılır. Zaphod ise galaksi başkanıdır altın kalp isimli bir gemiyi Trillian ile birlikte kaçırırlar. Marvin de bu gemide çalışan bir robottur. Zaphod bilmeyerek de olsa kuzeni Ford'u ve Arthur'u ölümden kurtararak gemiye alır. Altın kalp ise olasılğı hesaplanabilirse her şeyi yapabilen türden bir gemidir. Daha sonra olaylar gelişerek evrenin ve zamanın bir ucundan bir ucuna maceraları başlar.
Kitap esprili, farklı ve bence çok iyi anlatıma sahip. Olaylar çoğu kez insana çok saçma gelecek şekillerde gerçekleşse de böyle bir kitapta buna takılmamak gerek diye düşünüyorum. İnsana, insanlığa, felsefeye, dine, siyasete birçok eleştiri de komedi unsurları içinde yer buluyor kitapta.
Şahsen çok beğendiğim bir kitap. Absürd sevmeyenler dışında herkese tavsiye ederim. Okuyunuz okutturunuz :) Ve de havlunuzu eksik etmeyin ;)
228 syf.
·7 günde·Beğendi·9/10
Bilim kurguya ilgi duyuyorsanız bu serilere başlamanız kesinlikle şart. Öyle bir kurgu ki artık beyniniz tamamen bu dünyadan uzaklaşmaya meylediyor. Kahramanımız bizim gibi kanlı canlı olan ama uzay bucak gezen Arthur Dent, bence öğrendiklerinden sonra az bile şaşıyor. İlk kitabı bitirir bitirmez beni kitabın 2. serisini aramaya iten, daha ilk sayfalarda ince esprileriyle beni kendine bağlayan ve ne kadar da anlamsız terimler kullansa bile sizi hikayeden uzaklaştırmayan süper ötesi bir bilim kurgu bu. Karmaşık gelmesi ve bazı yerleri çözmek için tekrar okumaya zorlaması bilim kurgu eserleri için gayet normal olduğundan beni rahatsız etmiyor. Ee bilim kurgu beyin yakar...
Alıntılarım:
"A noktasında ne var ki bunca insan B noktasında oraya gitmek için can atıyor ve B noktasında ne var ki bunca insan A noktasından oraya gitmek için can atıyor? Çoğu kez insanların hangi lanet olası yerde olmak istediklerine kesin karar verip bu duruma bir son vermelerini dilerdi" s.29.
"İnsanlar dudaklarını devamlı çalıştırmazlarsa, beyinleri çalışmaya başlıyor" s.70
"Belli başlı her galaktik uygarlığın tarihi 3 ayrı ve fark edilebilir aşamadan geçme eğilimindedir. Bu aşamalar; Hayatta Kalma, Sorgulama ve İncelikli Düşünme'dir; bir başka deyişle Nasıl, Neden ve Nerede aşamaları olarak da bilinir" s.228

Yazarın biyografisi

Adı:
Douglas Adams
Tam adı:
Douglas Noel Adams
Unvan:
İngiliz Bilimkurgu Yazarı
Doğum:
Cambridge, İngiltere, 11 Mart 1952
Ölüm:
Kaliforniya, ABD, 11 Mayıs 2001
Douglas Noel Adams, İngiliz bilimkurgu yazarı. 11 Mart 1952'de İngiltere'nin Cambridge kentinde doğdu, 11 Mayıs 2001'de ABD'nin Kaliforniya eyaletinin Santa Barbara kentinde öldü.

Okula Essex'de gitti. Cambridge'de St. Johns College'e devam ederken Footlights tiyatro klübünde görev aldı. Pek çok iş denedi: bir hastanede hizmetlilik, inşaat işçiliği, kümes temizlikçiliği, bir Arap aile için korumalık yaptı. Daha sonra BBC'de Dr. Who dizisinde yapımcılık ve senaryo editörlüğü yaptı. Dr. Who'nun üç bölümünü yazdı. Monty Pyton grubundan Graham Chapman ile birlikte çalıştı.

BBC'de yayımlanan The Hitchhiker's Guide to the Galaxy (Otostopçunun Galaksi Rehberi) adlı radyo oyunu ile ünlü oldu. Oyun, kitap olarak da yayımlandı. Bu radyo oyunundan aynı adlı bir bilgisayar oyunu da üretti. Daha sonra Bureaucracy ve Starship Titanic adlı bilgisayar oyunları üzerinde de çalıştı. Starship Titanic sonradan bir kitap olarak da yayımlandı, ancak Adams'ın hem oyun hem de kitap üzerinde çalışacak zamanı olmadığından kitabı Terry Jones yazdı.İleri derecede bir Beatles hayranıydı.

Adams 1991'de avukat Jane Belson ile evlendi, 1994'te Polly adlı bir kızları oldu.

Yazar, 49 yaşında spor yaparken bir kalp krizi sonucunda Santa Barbara'da yaşama gözlerini yumdu.

Adams çok çalışkan olmamakla ünlüydü. Genelde başkalarının itmesi ile kitaplarını yazardı. Yapıtlarında beklenmedik dönüşlerle ve çılgınca olaylarla dolu canlı, hicivli bir stil kullandı. Günlük yaşam ile dalga geçti. Adams'ın hayranları, kitaplarından alınma bir jargon kullanmaktan hoşlanırlar. Adams'ın yapıtlarından hoşlananlar, genelde Terry Pratchett'in yapıtlarını da sevebilirler.

Otostopçunun galaksi rehberi dizisindeki elektronik cep rehberi, yazıldıktan onlarca yıl sonra bugünün internet dünyasında başta Wikipedia olmak üzere bireysel katılımla geliştirilen ansiklopedi,sözlük ve forumlara fikir öncülüğü etmiştir. Ancak Roman içerisinde geçen rehber evrenin sonsuz kaynaklarını inceleyen uzay gezginleri tarafından gelen bilgilerle zenginleştirildiği için milyonlarca içerik bilgi ve yazı barındıran günümüz kaynaklarından önemli bir farkı bulunmakta ve Dünya başlığı Otostopçunun galaksi rehberinde iki kelime ile açıklanmaktadır; "Çoğunlukla Zararsız"

Yazar istatistikleri

  • 269 okur beğendi.
  • 2.483 okur okudu.
  • 254 okur okuyor.
  • 2.964 okur okuyacak.
  • 124 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları