Dücane Cündioğlu

Dücane Cündioğlu

YazarÇevirmenEditör
8.5/10
1.287 Kişi
·
5.240
Okunma
·
1.328
Beğeni
·
52196
Gösterim
Adı:
Dücane Cündioğlu
Unvan:
Türk Yazar, Düşünür
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 21 Ocak 1962
1962 yılında İstanbul Üsküdar'da doğdu. 2 Nisan 1980 tarihinde başladığı yazı hayatına çeşitli dergi ve gazetelerde makaleler yazarak devam etti. 1981 yılında Kur’an ilimlerini temel uğraş alanı olarak seçti. Yorumbilim'in (İlm-i Tefsir) yanı sıra uzun yıllar Tarih, Dilbilim (İlm-i Belâğat), Düşüncebilim (İlm-i Mantık) ve Felsefe dersleri verdi. Şubat 1998’ten 2011'e kadar Yeni Şafak gazetesinde köşe yazarlığı yaptı. 5 Şubat 2011 tarihinde 'Son Günah' adlı son yazısı ile gazetedeki yazılarına son verdi. 1993 yılında Elmalılı Hamdi Yazır’ın 'Hak Dini Kur’an Dili: Kur’ân ve Meâlini' hazırlayıp notlandırdı.
90 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Hayran kaldım, hayret kaldım, şaşa kaldım.
Felsefe mi artık bunun adına her ne diyorsanız
Bu adam bu işi güzel yapıyor. Hayatınızda bu adamın en az bir kitabını okumak zorundasınız. Felsefeyi, düşünmeyi, icabında tefekkür etmeyi istiyorsanız bu adamı okuduğunuzda elinizde olmadan bu şeyleri yapmanızı sağlayacaktır. Farklı bir tarz farklı bir biçim. Ben bu yazarımıza kelimelerle dans eden adam diyorum. Hiçbir kelime basit değildir. Her kelime bir hazinedir. Kelimelere farklı bir anlam getirmiyor, olan anlamını söylüyor sizlere. Ilk kez bu yazarimizın adını duyduğumda ilgimi çekmemişti, adı bana tuhaf gelmişti "Cündioğlu" yani ne diyebilir ki ne yazabilir ki bir "Cündioğlu" bu da diğerleri gibidir kessin dedim kendime işte bildiğimiz şeyleri anlatıyorlar. Ne hikmetse bir gün denk geldi ve bir kitabına başlamamla bu adamı iyiki tanımış ve okumuşum dedim. Eğer kitaplarını okumaya başlarsaniz belkide ilk kitabında bile fark edeceksiniz ki o bir kelime dehası, dediğim gibi kelimelerle dans eden adam diyeceksiniz.
Kitaplarında yer yer farklı kitap isimleri ve özellikle film isimleri söylemesi ilgimi çok çekti. Bir kelime tutar ve sizi farklı diyarlara götürür. Onu içinize işler, düğüm atar kaybolmasın diye, kessin bu adamı okuyun bak sana diyorum bana teşekkür edeceksin aha buraya yazıyorum. Size bir tavsiyem tarafsız bir okuyucu olun ve kimin ne dediği önemli değil senin ne hissettiğin önemlidir.
Her ne ise öve öve bitiremedim kısaca kitaptan bahsedeyim ve bitireceğim.

Göz izi, görmekle bakmak farklı şeylerdir. Şaşiran kişiyi siz nasil tanımlarsınız, ya dalgın olan birinin "Dalgınlik" kelimesi size hangi imajı veriyor ya da başka baska kavramlar
Bu kitapla artık çok saşıracaksiniz...
Okudugun için teşekkür ederim.
142 syf.
·3 günde·Beğendi·6/10
Birkaç ay önce netteki bir haberi okuduğumda; Dücane Cündioğlu’nu okunacak yazarlar listemin başlarına ekledim. Zamanın Aile Bakanının engelli çocukları ziyarete gittiğinde minicik yüreklere uygun gördüğü hediyenin çerçeveli Cumhurbaşkanı ve Başbakanın fotografları olmasına verdiği derin, cesaretli ve bir o kadar hassas bir kalemin tepkisiydi haberin konusu… Her şeyden önce bir insan olarak, bir anne olarak, meslektaşı olarak kızgınlığıma, menfaatine secde eden zihniyete duyduğum öfkeye, ve dahi yüreğimin tarif edemediğim tepkisine tercüman olduğu için teşekkürler borçluyum Dücane Cündioğlu’na …

Cenab-ı Aşk ilk okuduğum eseri yazarın. Bence Cündioğlu okumak Alzheimer hastalığını engelleyecektir zira okurken o kadar beynimi zorladım ki, ciddi başağrıları yaşadım diyebilirim:) Uzun zamandır bu kadar düşünerek okuduğum bir kitap olmamıştı.

Görünürde kelime ancak içinde kocaman cümleler içeren, anlamak ve sindirmek için bir cümlede 5 dakika tefekkür ettiğim sonu üç noktalarla biten satırlar. Kendim de edebi ve yazı hayatımda çok sık kullanıyorum cümlelerin sonunda çoklu noktaları. Anlatılmak istenenin, hissedilenin çok yoğun olduğundan kelimelerin kifayetsiz geldiğini ve belki de noktaların yardımcı olduğunu düşündüğümden muhtemel…

Kitabı okumaya başladığımdan beri daha az konuşur, daha çok susar oldum. Kendimce yazarın yaptığı gibi kelimeler üzerine tefekkür seanslarına başladım. Kendime daha çok zaman ayırma, kendimle hasbihal etme, kendimi dinleme , tanıma ve sorgulama yapmak adına güzel bir adım oldu bu kitap. Okuduklarımı sindirip, zihnimi biraz dinlendirdikten sonra yazarın diğer kitaplarını biran önce okumayı planlanlıyorum.

Tasavvuf ve felsefeyi çatışmadan, ahenk içinde buluşturması bence çok başarılı yazarın. Belki de en başta kendini sorguladığı için paylaştığı eleştiriler itici ve rahatsız edici değil bence. Ama derin, içten, hassas,ve oldukça gerçek…

Kitabın -kendini bilen Rabbini bilir mesajını – özellikle vurgulayarak, kendini tanımak isteyen ya da dünyevi kalabalıklar içinde kendini unutan herkese tavsiye ediyorum.
Dücane Cündioğlu okuyan her okur ; onun ne kadar ince ve üstü kapalı mesajlar verip kişiyi düşünmeye ve tefekküre davet ettiğini bilir . Onun yazdığı her bir söz , diğer yazarlardan farklıdır zira o ; sözü her manaya gelen anlamıyla okuyucusuna sunmaz “ her anlama gelen söz hiçbir anlama gelmez “ der .
Okuyucuyu zihninin çeperlerini zorlamaya davet eden, derya içreyken deryanın farkında olmaya çağıran düşünsel bir yol haritası. Motto'yla her durağında durup uzun uzun düşüneceğiniz bir yolculuğa çıkacak, insan olabilmenin mutlak koşulu olan yolda olma deneyimine farklı bir pencereden bakacaksınız.
152 syf.
Ne zaman sessiz, kimsesiz bir yer bir dağ başı görsem hemen oracıkta küçük bir ev inşa ederim, zihnimde. Kimsenin geçmediği, geçenin de sormadığı bir yer... Şehirden, insanlardan, betondan, yıldızları göstermeyen binalardan uzak, insanın kendiyle kaldığı, gürültülü kalabalıktan sıyrıldığı bir yer... Niçin peki? Kendisini görmesi, bilmesi ve tanıması için. Doğrusunu söylemek gerekirse bunlar için çok uzaklara, kimsesiz diyarlara gitmeye gerek yokmuş, yukarıya yazdıklarım benim zihnimdekiler sadece. Kalabalık içinde de insanın içine yönelmesi pekâlâ mümkünmüş, kitap bunu çok güzel dile getirmiş.
Sus ve dinle kendini. Gemin biraz da sessizliğin sularında yol alsın...
Ara, bul içindeki... Bulamazsan da niyetini belli et. Düş yola... Ama dönmeyi de bil, takılıp kalma, her neye takılıp kalacaksan.
Bir derdin olsun, bir meselen olsun... Bilmek için hayret gerek hayret için görmek gerek görmek için ise devr gerek, yani "mânen âlemi temaşaya çıkmak" lazım ki bunun içinde dert lazım "dertsiz/gamsız insan gaflet içinde demektir, zihnen hareketsizdir..."
Umursama sayıları, sakın ola onlarda arama hakikati.
Niçin? Durmadan sor bu soruyu kendine kendine. Mesela niçin inandığını bil önce.
Az çok sen de öğrendin değil mi bu hayatın "her an çatırdayan incecik bir buz tabakası" olduğunu, işte bu yüzden durma, durursan hiçbir farkın kalmayacak diğerlerinden. Durma, koş...
Yola çıktıysan, düşeceksin ama bak ne diyor yazar; "düşmekten korkmamalı, bilâkis öylece düşüp kalmaktan, düşüp kalkamamaktan korkmalı."
Okurken "bügücük kuşu"nu çok sevdin demi. Ama üzüldün de bir hüzün çöktü içine. Sinirlendin, kızdın, meylettin yine dünyaya küsmeye, ama başaramadın.
"herkes önce elindeki fidanı dikmeye bakmalı!" bunu okurken ise dünyaya küsmek değil de ne yapman gerektiğini öğrendin, ne güzel anlatmış yazan yapılması gerekeni.
Bir de bir şey daha öğrendin sanırım, aradığın hakikat uzakta değildi, buralarda bir yerlerdeydi eğer gözlerini kendine çevirebilirsen bulmak için ilk adımı atmış olacaktın. O halde ne duruyorsun?

Bir küçük not:
"Çıktım erik dalına anda yedim üzümü!"
Yunus Emre
Şimdi git ve biraz da bunu düşün.

Bir küçük not daha: Ben bu yazı da içimle konuştum.
300 syf.
·14 günde·Puan vermedi
Bir savaşcı hemde dile olan zararlı parazitlerin savaşçısı...
Bir savaşcı yanlış yapılan tercüme, dile olan hasaasiyetin savaşçısı...
Bir savaşçı fikir ve düşünme adına yollara koyulan bir savaşçı...
Bir savaşçı gerçeği en çıplak yüzüyle öne sürebilen bir savaşçı...
Bir savaşçı geleneğin ve kültürün unutulmasına karşı olan bir savaşçı...
Bir savaşçı fikir işçiliği yapan bir savaşçı...
Bir savaşçı kitaplarla beyni maya tutulmuş bir savaşçı...
Bir savaşçı azmin ve başarının savaşçısı...

Cemil Meriçe dair yapılan araştıtma ve inceleme kitabıdır. Bazı yerlerde çok sıkıcı geldi sanırım detaylı ve akademik uslüpla yapıldığından dolayı
Bu seri üç kitaptan oluşuyor bu okuduğum kitap ise daha çok yazarların yaptığı tercüme hatalarının Cemil Meriçin tarafından eleştirmesi ve onlara karşı bir savaşçı gibi durmasını anlatmıştır.

Iyi okumalar...
100 syf.
Kur'an-ı Kerim'i Anlamak...

Sevgili Dostlar,

Evvelâ meâl ve tefsir okumalarınızda, her geçen gün derinliği ve ziyası ile sizlere kulluğun en ali mertebelerine erişme saadetini tattıracak bir minvâl, bir düstur temenni ediyorum.

Dücâne Cündioğlu, yine edindiği o kıymetli bilgileri, susuzluğunu çektiğimiz yanıtlarla harmanlayıp özenli bir çalışma sunuyor bizlere.Her satırından azami surette istifade edebileceğimiz 100 sayfa fakat okuduğum en kalın kitaplardan dahi daha dolu, daha münbit bir eser.

Evvelâ, Nahiv (kelimelerin cümle içindeki görevlerini ve cümle yapılarını inceleyen ilim.) ilmine dâir “Kâfiye” adlı eserinin ününden dolayı, "Kâfiyecî" diye meşhûr olan, Hanefi mezhebi fıkıh alimlerinden Ebû Abdullah 'ın tefsir ilmine dahil edilmesine kanaat getirdiği, diğer ilimlere açıklık getirerek, Cündioğlu esasen bir tefsir metnini dahi okumadan evvel, ön hazırlığımızın ne boyutlarda olması gerektiğinin altını çiziyor.Ve bu Hermeneutik bir süreçtir diyor.Yâni hem içeriği,hem de biçimi önemseyen, niteliği ve niceliği ihtiva eden bir anlama olgusu söz konusudur.

Çokanlamlı kelimelerin ve bir cümlede hakikatini bulan kelimelerin, Ayet-i Kerime'lerde nasıl değerlendirilmesi gerektiğini ayrıntılarıyla ve onlarca örnekle anlatıyor yazar.

Sözün işaret ettiği mânâyı bulmada en mühim gereklilik o sözü doğal bağlamında değerlendirmektir. Peki bu 'doğal bağlam'a hangi yollardan erişilebilir.

Anlamın doğruluğunu kavramak istiyorsak şu soruları eksiksiz sormalı ve bu doğrultuda bir öze varmalıyız.

Ayet-i Kerime ;
*Ne söylüyor?
*Niçin söylüyor?
*Kime söylüyor?
*Nerede ve ne zaman söylüyor?

Benim de karşılaştığım ve en sık merak edilen sorulardan birisi; Kur'an-ı Kerim neden arapça indirildi?

Kur'an-ı Kerim Resulullah (s.a.s) efendimizin anlayabileceği dilde indirildi, diğer bütün semavi dinlerin kitapları da indirilen Peygamber'in diline hitap ederek indirildi. Tam da burada Cündioğlu dilde ki söz sanatlarından uzun uzun söz ediyor ve Ayet'ler üzerinde ki tespitleri ile, yalnız meâl okumanın ne kadar yetersiz olduğunu gözler önüne seriyor.Şu soruyu sormadan edemedim, biz ki hertürlü tefsir çalışması ve sınırsız imkanla anlamanın eşiğindeyiz, şayet ashaba konuşma dillerinde indirilmeseydi Kuran-ı Hâkim, nasıl bu kadar güzel anlayıp aktarabilirlerdi?

Ayet-i Kerime'lerin hangi zamanda ve nerede indirildiği çok mühim çünkü bu, o vakanın bütüncül bir anlam bulması için hayati.Ancak ne dediğini kavrayabilirsek, edindiğimiz mânâyı kendi durumumuzla ilişkilendirebiliriz.

Son olarak Cündioğlu, Kuran'ı Kerim'in ümmi bir topluluğa sözlü olarak indirilmesi hasebiyle, yazılı bir metnin ölçüleriyle değerlendirilmemesi gerektiğini, bir konuşmacı gibi, bir hatibin kürsüden konuştuğu gibi bir nazariyetle okunması ve dinlenmesi gerektiğini vurguluyor ve Rahman'ın eksiksiz cümleleriyle bitiriyor;

"Rabbimiz! Bizleri hidayete erdirdikten sonra kalplerimizin eğrilmesine izin verme de katında bize bir rahmet ihsan eyle! Muhakkak ki sen vehhab olansın!
Rabbimiz! Muhakkak ki sen insanları, geleceğinde hiçbir kuşku olmayan bir günde toplayacaksın! (Ali İmran: 8-9)

Âmin Âmin Âmin, Aminlerce Âmin..

Feyizli okumalar...
175 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Günlerdir düşünüyorum ne yazmalıyım diye.
Kitap hakkında mı yazmalıyım Akif hakkında mı yoksa Cündioğlu hakkında mı? Birini ele alsam diğerine haksızlık etmiş olur muyum? Etkinlik Akif hakkında olduğuna göre yola onunla mı devam etmeliyim?

Peki Akif'i sevgisinin içinde altın kafese koyan onu ideolojik bir simge haline getiren ve fakat onun hakkında birkaç cümle kelamın ötesine geçemeyen o bilinçsiz güruhtan farkım nedir ne üstünlüğüm var ki hakkında kalem oynatabileyim.

Şimdi yoldan çevirsem herhangi birini ve sorsam Akif kimdir diye sevsin yahut sevmesin İstiklâl Marşı'mızın şairidir der ve "tanımış" olmanın verdiği büyük bir vicdan rahatlığıyla yoluna devam eder. Birkaç şiirini ezbere bilmek, bir kaç eserini okumak, hayatını bilmek bana hakkında yazma hakkı verir mi? Peki sevmek...Katıksız tüm kusurlarıyla insan Akif'i seviyor olmak verir mi? Benim gibi bir acizin haddi değil Akif'i anlatmak siz en iyisi ustalardan dinleyin.

Sayın Cündioğlu'nun Akif'e dair yazdığı makalelerin derlenmesinden oluşan bu kitap Akif'e atılan iftiralara bir cevap olarak kaynaklarıyla ve delilleriyle karşılarına dikiliyor muhataplarının.

Şiirlerinin arkasına saklanan şair diye bahseder yazarımız Akif'ten. Onu anlamak onu tanımak için o sade o yalınız Akif'e bakmak, onu aramak-bulmak gerektiğinden dem vurur.

Akif bir İslam şairidir Akif bir derviş şairdir. Saltanatı da Cumhuriyet'i de görmüş kalemini kılıç gibi kullanmış cevval bir edebiyatçıdır. İnsandır Akif, eştir, babadır, vatandaştır, haklıdır, haksızdır, gururludur, pişmandır, kırgındır, yeniktir ve kederlidir de Akif.

Akif'i pek çok yönüyle bulup yakalamak adına Dücane Hoca'nın engin bilgi ve kültür hazinesi zihniyle kaleme aldığı makalelere bakmanızı salık veririm. Bazı yerlerde oldukça tekrara düştüğü görülse de okunmaya değer müstesna bir eserdir.

Kitapla kalın efenim saygılar...
175 syf.
·3 günde·10/10
.
Öncelikle beni Dücane hocam ile tanıştıran, Sayın Eylül Türk hanımefendiye saygı ve minnetle... Ve kendisinin minicik oğlu Akif'e hediye ediyorum bu incelemeyi.... Allah hayırlı ömürler nasip etsin... Bu arada elinin resmini de ekliyorum Akif'in :) Bir maşallahınızı alırız... :))

https://i.hizliresim.com/r5RkY1.jpg

Mehmet Akif...

İstiklâl Marşı ve Safahat şairi...

Hakkında o kadar bilinmeyen mevcut idi ki, çok şükür bu tarz eserler ile bilinmeyenler bilinir hale geliyorlar. Bilinmezlerin olduğu bu dünyada iftiraların olması kaçınılmazdır. Nasıl olsa bilgi yok, belge yok dersin vurdukça vurursun. İşte Mehmet Akif de bu iftiralardan fazlasıyla nasibini almış bir insandır. Vatansever bir İslam eri olması, bazı çehrelerce hoş karşılanmamış ve hakkında türlü türlü asılsız iddiaların ortaya atılmasına sebep olmuştur. Herkes bir şeyler yazmış, bir şeyler çizmiş hakkında.

Dücane hocamı, bu kitabına değin hiç okumamıştım. Ancak pişmanlığım ziyadesiyle artmış durumda şuanda inanın. Yazım dili, anlatış ve anlayış tarzı gerçekten çok etkileyici ve takdire şayan. Eh anlatan da, anlatılan da fevkalade kişiler olunca, ortaya böyle muazzam eserler çıkıyorlar. Eserde her iddiaya ispatlı cevaplar verilmeye çalışılmış olması beni en çok etkileyen kısım oldu. Eğer ki ispatınız yok ise bırakın o konu hakkında iddia ortaya atmayı, o konu hakkında konuşmayınız dahi. Ayıptır, gunahtir, vebali vardır. Dücane hocam bu tarz asılsız iddiaları ortaya atanlara, “Çamur at izi kalsın” hükmünce hareket edenlere okkalı bir ders vermiş. Ağzına, yüreğine, kalemine sağlık be adam...

Okuyan çok şey kazanır, okumayan çok şey kaybeder bu eseri.

(Bu arada 27 Aralık büyük şair Mehmet Akif’in vefatının sene-i devriyesi olup, yaptığınız ibadet ve dualarınızın akabininde kendisini de unutmayınız inşallah.)

Saygılarımla...
.
142 syf.
An itibari ile büyük bir zevk ile okumuş olduğum, Dücane Cündioğlu'nun Cenab-ı Aşk adlı kitabını bitirmiş bulunmaktayım. Sizlerle paylaşmış olduğum alıntılardan da fark etmiş olduğunuz üzere kitap son derece hassas konuları içeriyor. Sizleri bulunduğunuz ortamdan alıp bambaşka diyarlara, başkalarının penceresinden dünyaya bakış açısı kazandırıyor. İçeriği dolu dolu olan bu kitabı siz değerli bütün arkadaşlarıma okumalarını tavsiye ederim. Şimdiden iyi okumalarınız olsun.

Yazarın biyografisi

Adı:
Dücane Cündioğlu
Unvan:
Türk Yazar, Düşünür
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 21 Ocak 1962
1962 yılında İstanbul Üsküdar'da doğdu. 2 Nisan 1980 tarihinde başladığı yazı hayatına çeşitli dergi ve gazetelerde makaleler yazarak devam etti. 1981 yılında Kur’an ilimlerini temel uğraş alanı olarak seçti. Yorumbilim'in (İlm-i Tefsir) yanı sıra uzun yıllar Tarih, Dilbilim (İlm-i Belâğat), Düşüncebilim (İlm-i Mantık) ve Felsefe dersleri verdi. Şubat 1998’ten 2011'e kadar Yeni Şafak gazetesinde köşe yazarlığı yaptı. 5 Şubat 2011 tarihinde 'Son Günah' adlı son yazısı ile gazetedeki yazılarına son verdi. 1993 yılında Elmalılı Hamdi Yazır’ın 'Hak Dini Kur’an Dili: Kur’ân ve Meâlini' hazırlayıp notlandırdı.

Yazar istatistikleri

  • 1.328 okur beğendi.
  • 5.240 okur okudu.
  • 175 okur okuyor.
  • 3.396 okur okuyacak.
  • 80 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları