E. T. A. Hoffmann

E. T. A. Hoffmann

Yazar
7.0/10
54 Kişi
·
125
Okunma
·
17
Beğeni
·
1.458
Gösterim
Adı:
E. T. A. Hoffmann
Tam adı:
Ernst Theodor Amadeus Hoffmann
Unvan:
Romantizm Döneminde, Alman Fantezi ve Korku Hikâyeleri Yazarı, Jüri Üyesi, Besteci, Müzik Eleştirmeni, Çizer ve Karikatürist
Doğum:
Königsberg, Doğu Prusya, Prusya Krallığı, 24 Ocak 1776
Ölüm:
Berlin, Brandenburg, Prusya Krallığı, 25 Haziran 1822
Prusya'nın Kaliningrad şehrinde doğan Hoffmann'ın hikâyeleri 19'uncu yüzyılda oldukça ilgi bulmuş ve romantizm akımının önemli yazarlarından biri olmuştur. Berlin'de 1882'de ölene kadar da hikâyeler yazmıştır.
Ben daha minicik bir kediyken bile, asla patimi kendi gözüme sokmadım, ateşe ya da lambaya dokunmadım, vişne püresi yerine ayakkabı boyası yemedim, oysa küçük çocuklarda buna çok sık rastlanır.
Benliğim, oynak kaderin ürkünç oyununa düşmüştü; farklı kişiliklere ayrışmıştım, olayların kabaran dalgalar misali üzerimde patladığı bir denizde yüzüyor gibiydim. Artık kendimi tanıyamaz olmuştum
Ecdadıyla ve soyuyla böbürlenmek, her şeyin gitgide akla dayanmaya başladığı zamanımızda, çok tuhaf, neredeyse gülünç bir olgu.
Alim ilmiyle, sanatçı sanatıyla, esnaf, tüccar kendi işleriyle övünmeye kalkıştı mı, bakın, der şövalye, münasebetsiz bir düşman geliyor. Savaş tecrübesi olmayan sizler, ona karşı koyamazsınız; ama silah kullanmayı bilen ben, kılıcımla sizin önünüze düşerim, benim için bir oyun, bir eğlence olan şeyler, sizin hem hayatınızı hem de malınızı, mülkünüzü kurtarır.
Bir tahta parçasının, bir kemik, bir bez parçasının İsa'nın haçından, bedeninden ya da bir azizin giysisinden koparılmış olması ya da olmaması neyi değiştirir ki? İnanan bir kimse, fazla kurcalamadan ruhunu bunlara yoğunlaştırınca, içine uhrevî bir heyecan dolar ve bu onu, buraya kadar sadece uzaktan sezinlemekle kaldığı o ebedi saadetin ülkesine yaklaştırır. Böylece, azize ait olduğu sadece iddia edilmiş bile olsa, kutsal eşya, uyarıcı işlevi görerek azizin ruhsal açıdan etkisini artırmış olur. İnsanların teselli ve destek bulmak için inançla seslendikleri yüce ruhtan bekledikleri de zaten güç ve kuvvettir.
Karanlık gölgeler belirmekte etrafımda; gitgide daha yoğunlaşıyor, beni sıkıştırıyorlar, gitgide daha sıkı sararak görüşümü kapatıyorlar; aklımı, yaşadığım anın azabıyla tutsak ediyor, tarif edilmez, zevk veren bir ıstırapla içime dolan hasretimi, iflah olmaz, öldürücü bir işkenceye dönüştürüyorlar!
104 syf.
17.yüzyıl Paris yaşamına dair güzel betimlemelerle kısa fakat sürekliyici bir eserdi. Dönemin ileri gelen kişilerinden Matmazel de Scudery’ nin başından geçen ve çözmek durumunda kaldığı bir cinayeti konu ediniyor. Zamanında Paris’te türeyen bir çete ve işlenen cinayetlerle dönemin bir sorununa dikkat çekilmiş. Bir suç karşısında adalet kavramının bu bölgede nasıl uygulandığı apayrı bir inceleme ve araştırma konusu olabilir. Matmazel ile Kralın diyalogları ilgi çekici. Kralın olaylar karşısındaki duruşu dönem zihniyetini yansıtıyor.
Toplumun yargılarını nasıl çabucak değiştirdiğini, bir suçluyu bir masuma dönüştürmenin nasıl da çabucak gerçekleştiğini yaşıyoruz eserde. Görünenin olandan farklı olduğunu, toplumun düşünmeden incelemeden, araştırmadan sürü psikolojisi ile kararlarını nasıl değiştirdiğini görüyoruz. Brusson ile Madelon’ un saf aşkları yüreğe dokunuyor. Güzel bir uzun hikayeydi. Keyifli okumalar.
104 syf.
17.yüzyıl Paris yaşamına dair ilginç tasvirler içeren bu novella, dönemin ileri gelen kişilerinden yazar Matmazel de Scudéry’nin başından geçen tuhaf ve gizemli bir olayı sürükleyici bir dille anlatır. Eser tiyatroya, operaya ve sinemaya da uyarlanmıştır.nedense bilmiyorum ama uzun sürede okudum.bana akıcı gelmedi...
148 syf.
R... Baronları ailesinin, sülalesinin ilk kuruldugu R...sitten adındaki satosu, Baltık Denizi kıyılarına yakın bir yerdedir. Bu yöre hasin ve ıssızdır; dipsiz kumlukların surasında burasında ancak bir parçacık ot görünür ve her yerde bu gibi soylu satolarını süslemesi gelenek olan bahçe yerine, satonun karaya bakan yanında, çıplak duvarların tam yanıbasında cılız, seyrek agaçlı bir çam ormanı baslar. Baharın renk renk süslerini asagı gören bu ormanda taze bir neseyle uyanan küçücük kusların cıvıldaması yerine kargaların tüyler ürpertici gaklamaları, fırtınayı müjdeleyen martıların kulakları tırmalayan çıglıkları duyulur. Buradan bir çeyrek saat ötede doga birdenbire degisir. Sanki bir büyünün etkisiyle olmusçasına insan kendini verimli topraklar, bereketli tarlalar ve çayırlar içinde bulur.Ben kitap'ı okurken sanki daha önce başka bir yazardan aynı konu temalı bir kitap daha okudum gibi oldum ama anımsayamadım.ana tema ve konular aynı idi ama çıkartamadım hatırlıyan olursa yazabilir...kitap gayet güzel bir solukta okunabilecek gayet akıcı bir dili var şimdiden iyiokumalar...
156 syf.
·21 günde·4/10
Sabahattin Ali adını görüp heyecanlanarak aldığım kitabı ite kaka zar zor okudum. Hikayeleri beğenenler vardır elbet fakat beni hiç cezbetmedi. Bitse de artık başka bir kitaba başlasam diye diye okudum. Keşke beğenenler de birer açıklama yazsaydı da kitabı onların gözünden de görseydik.
O döneme ait ilğinç hikayeler var. Dönemi gereği konuyu uzatmak felsefi yaklaşım katmak gereği duyuluyor du sanırım. Sonuçta akıcı ilğinç tarzı var. Masallar her zaman ilği çeker :)
104 syf.
·8 günde·3/10
Kurgu olarak beğendim.. katil'in kim olduğunu öğrenince "kimin ne olduğu belli olsada ,kimin ne olacağı belli olmaz"sözüne daha bi kani oldum..
104 syf.
·1 günde·8/10
Bir 14. Louise dönemi hikayesi. Bir gizem ve polisiye olay üzerinden, çok akıcı ve keyifli ilerliyor kurgu. Ben çok beğendim.
"17. yy Paris yaşamına dair ilginç tasvirler içeren bu novella, dönemin ileri gelen kişilerinden yazar Matmazel de Scudéry'nin başından geçen tuhaf ve gizemli bir olayı sürükleyici bir dille anlatır." (Arka kapak)
156 syf.
·1 günde·5/10
Sabahattin Ali çevirisi olunca düşünmeden kitabı alanlardanım, aldananlardan yani. Bazı dergiler vardır hani ilk öykü efsanedir gerisi sanki sayfa dolsun diye yazılmış gibidir. Kitapta biraz öyle geldi bana. Açıkçası sıkılarak ve yazar hatalarını görmezde gelerek okudum. Sürekli aynı cümleyi sayfa başı kullanmak eğer bir duyguyu yedirmeye çalışmıyorsan -ki öyle bir cümle değildi- sıkar. Duygudan ziyade eylem ağırlıklı olay örgüsü vardı, karakterler bir duygu yaşıyor ama sürekli eylemlerini gördük, duygularını bir kaç baştan savma düşünce ile hissedemedim. Ben kimim de bunları yazıyorum o ayrı bir konu ama yayınevinin aldatmacasına geldiğimden bir kızgınlığım var. Ki çok sevdiğim bir yayınevi. Neyse konumuz bu değil.
144 syf.
·7 günde·Beğendi·9/10
Öncelikle okuması oldukça zevkli bir kitap. Dili gayet hoş. Yaklaşık 3 saate bitirdim.Yani bir solukta okunan eserlerden. Masalsı olaylarla gerçeklerin iç içe geçtiği bir kitap olmuş. İçeriğinden bahsedecek olursam, birtaraftan doğuştan engelleri olan bir çocuğun zamanla nasıl yükseldiğinden diğer yandaysa 19.yy romantiklerinde gördüğümüz son derece duygusal bir aşktan bahsediliyor.Bunu yaparken de devlet kurumlarının (günümüz de dahil) başlarındaki kişilere oldukça güzel eleştiriler getirmiş. Açıkçası kitapta masal dünyasının bir çok canlısı mevcut, periler, cinler büyücüler...
Kitabın sonlarına doğru yazar bize şu şekilde seslenmiş, “Eğer sen sevgili okur, arada sırada birçok olaya içinden gelerek gülümsediysen, ne mutlu; demek ki sen bu sayfaların yazarının arzu ettiği ruh hali içindeydin ve böylece bir çok bakımdan onu mazur görebilirsin!”
Ben okurken son derece keyif aldım ve rahatlıkla sizlere de önerebilirim. Keyifli okumalar..
Öykü okuma isteğimden dolayı şans verdiğim bu kitabı, tüm gayretime rağmen yarım bırakıyorum zira elimdeki diğer kitaplara ayırmam gereken zamanı gasp ettiğine kanaat getirdim. Kitap sekiz öyküden oluşuyor ve ilk (aynı zamanda tek ilgi çekici) öyküsü dışında kendimi kaptırarak okuduğum hiçbir öykü bulamadım. Altıncı öykünün ortasında ise kitap benim için bitti. Freud'un "tekinsiz" kavramını oluşturmasına zemin hazırlayan, aynı zamanda benim gözümde kitabın mihenk taşı olan "Kum Adam" öyküsü güzeldi. Onun dışında öyküler genel olarak, kara büyüler, hayaletler, umacılar üzerine kurulu ve Hristiyan inancına has dinibütünlük örnekleri ön plana çıkarılmış. İnanca ters işlere girişenlerin ise başları belaya giriyor, dinibütün Hristiyanlar sonunda galip geliyor falan. Bunun yanında, Peygamberimize de bir öykü içinde (Haşa) sahte peygamber olarak değinilmiş, bana göre eziklik örneği sergilemiş yazar. Sonuç olarak, birkaç güzel betimleme için okunabilecek bir kitap değil, değerli zamanınıza yazık bence.

Yazarın biyografisi

Adı:
E. T. A. Hoffmann
Tam adı:
Ernst Theodor Amadeus Hoffmann
Unvan:
Romantizm Döneminde, Alman Fantezi ve Korku Hikâyeleri Yazarı, Jüri Üyesi, Besteci, Müzik Eleştirmeni, Çizer ve Karikatürist
Doğum:
Königsberg, Doğu Prusya, Prusya Krallığı, 24 Ocak 1776
Ölüm:
Berlin, Brandenburg, Prusya Krallığı, 25 Haziran 1822
Prusya'nın Kaliningrad şehrinde doğan Hoffmann'ın hikâyeleri 19'uncu yüzyılda oldukça ilgi bulmuş ve romantizm akımının önemli yazarlarından biri olmuştur. Berlin'de 1882'de ölene kadar da hikâyeler yazmıştır.

Yazar istatistikleri

  • 17 okur beğendi.
  • 125 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 205 okur okuyacak.
  • 4 okur yarım bıraktı.