Eda Bildek

Eda Bildek

Yazar
8.4/10
33 Kişi
·
96
Okunma
·
16
Beğeni
·
2.477
Gösterim
Adı:
Eda Bildek
Unvan:
Yazar
Doğum:
Adana, 1987
8 Ağustos 1987, Adana/ Seyhan doğumlu… Çukurova’nın kalbinde yağmura sevdalı… 2005 Adana Anadolu İmam Hatip Lisesi, 2009 yılı Adana Radyo-Tv yayıncılığı ve öğreticiliği Mezunu… Çeşitli illerin haber sitelerinde ve yerel gazetelerinde köşe yazarı… Çeşitli yayınevlerinde editör ve Mola Kitap yayınlarından çıkan 4 eserin yazarı… Bir evin tek kızı… Kalem, Kâğıt, Eylül… Yağmur, Turna, Gökyüzü… Hayatın kollarında tenha; yüreğinde kalabalık… Şimdilerde Yazar, okur, araştırır… En çok yazarken yaşar; okur ve araştırır…
Bir olan Allah'ın varlığını zorlukların içinde de anlatacak kadar kuvvetliydi sevgileri.
Eda Bildek
Sayfa 263 - paradoks yayını
Dudağımda yarım kalan, söylenmemiş son sözümdün...
Baki olsa da ayrılık, Âşk her daim ölümsüzdür.
Mecnun değilim dost;
lakin çağırırsan çöllere gelirim.
Sana yalan halde gelmem,
toplarım özümü yalın halde gelirim.
Kapıyı çaldığında "kim o?"dersen;
ben olmam kapında sen olur gelirim.
Sen gel de yeter ki, yola yük olmam, yol olur gelirim...
Gül kokan bir mayıs ikindisinde göz kırpan deniz, kara ile aynı heyecan için nasıl kucaklaşıyorsa sen de aşk uğruna dışınla içini kucakla.
"Padişahım, Konstantiniyye'yi bizim dualarımız sayesinde fethettiğini unutma!" Dedi. Bunun üzerine Fatih Sultan, kılıcını işaret ederek: " Çelebi, sen de bu kılıcın hakkını unutma!" Diye karşılık verdi.
Bir aşk rüyası görüp değişen varlığınla uyandığın sabahın içinde dalarken bakışların mavi denize, artık bu hikâyeye, dokunduğun kadar hissedeceksin, bu hikâyeyi sırtlandığın kadar sahipleneceksin...
Yak, kendini seçilmiş aşk muhafızı! Ateşe ver, tüm yaşadıklarını... Salıver gözyaşlarını... Bırak titresin tüm varlığın rüyanın kucağında... Sen ki asırların yolunu açan, dünyanın akışını belirleyen, asırlar öncesinin kutlu isminin hikâyesine dokunmak için seçilmiş, aşk ile yoklanacak ömrün adısın...
Öncelikle şunu söylemek isterim ki kitabı biraz zor bitirdim.Açıkcası diger okudugum kitaplar kadar akıcı degildi.Bu kitabı okumak biraz sabır istiyor.Çünkü ASHAB-I KEHF zamanını anlatıyor ve bütün olaylar genellikle dagda yaşanıyor.Hani biraz sıkıcı diye tavsiye etmemezlik yapmıycam çünkü Ashab-ı Kehf zamanında yaşanılanları birazda olsa anlayabilmek için okunmalı diye düşünüyorum.
Sırat-ı Aşk 33 yazarın eşlik ettiği, içerisinde 33 başlık bulunan ve her başlıkta aşkın farklı boyutlarını ele alan naçizane kitaplardan biri. Okurken her sayfasından ayrı bir lezzet aldığım ve her bölümde aşka dair hikâyelerle aşkın özünü ve güzelliğini okuyucuya hissettiren bir kitap. Değil mi ki aşk, sözün değil ruhun eylemidir.

Kitap ilk olarak İskender Pala'nın "Aşk Yolunun Sonu Melekeliğe Çıkar" başlıklı yazısı ile başlıyor. İskender Pala aşka divan edebiyatındaki sanatçıların gözü ile bakmıştır ve şöyle eklemiştir: "Sevilmek umuduyla sevmek beşeriyet ama sevmeyi bir görev bilerek sevmek melekiyet demektir". Yazar, burada da diğer eserlerinde olduğu gibi divan sanatçılarının beyitlerine yer vererek okuyucuya vermek istediği mesajın özünü kavratmaya çalışmıştır. İskender Pala burada aşkı manevi boyutta ele alarak aşkın cennet emelinden uzaklaşıp cemale erme hedefini gözettiğini vurgulamıştır.

Kitabın ikinci başlığı ise Eda Bildek tarafından "Sessiz Gemi" başlığı altında kaleme alınmıştır. Bu yazarımız Yahya Kemal'in Nazım Hikmet'in annesi Celile'ye olan aşkını anlatmıştır. Yazının ilk başlarında yazarımız, Yahya'nın çektiği aşk acısının yüreğine nasıl oturduğunu, bu aşk hikâyesini yazıp yazmamak arasındaki bocalamalarını ve kendi iç konuşmalarını ele almış. Daha sonra Yahya'nın ve Celile'nin dilinden bu iki aşığın yürek acılarını, kalp ağrılarını, özlemlerini, hasretlerini, hüzünlerini anlatmış. Celile, Yahya'nın onunla asla evlenemeyeceğini anlayınca duramaz onunla aynı şehirde, toplar dağınıklığını, dağıtır yüreğinin eteğinden gözyaşlarını Paris'e doğru uzaklaşır. Yahya'nın aklı uzaklara, çok uzaklara kaçar. Yahya denize karşı kalbi aşka telaşlı, aklı kaçık bir halde mırıldanır ve yüreği Celile'ye dökülür. Hepimizin bildiği o Sessiz Gemi şiiri hazin bir aşkın sözcüklere dökülmüş hali olarak çıkar karşımıza. Yazar, bu aşk hikâyesini en son şu sözlerle sonlandırıyor: "Gitmekle aşk bitmiyor, git demekle vazgeçilmiyor..."

Aşk Leyla ile Mecnun'du. Aşk Arzu ile Kamber, Kerem ile Aslı, Kimya ile Şems'ti. Aşk bazen bir vuslat rüzgârı bazen bir ayılık şarkısı çoğu zaman da arafta kalmaktı. 33 yazar da aşkı o kadar güzel anlatmış ki bazen sayfalar arasında kendinizi kaybedeceğiniz yerler olacak. Her yazar yüreğinden damıtarak anlatmış. Kimisi Ferhat'ın dağlarında yorgun, kimisi Mem u Zin'in mezarında hüzünlü... Her gönül aşkın makamında kendi hikayesini ateşle yazar ve aşkın sırrını ateşle terbiye alan âşık anlar.
aslında aşkın gözyaşları serisiyle aynı olayları anlatırken kimya hatun un düşünce yapısının oluşumu, aşkı çok daha güzel bi şekilde işlenmiş. nedendir bilmem ama benim fikir yapımı etkileyen kitaplardan biri..
Sırat-ı Aşk
543sayfa olan ve bircok bölümden olușan ve herbir bölumu farklı yazarın kaleminden okuyacagınız Eda Bildek in derlediği bir kitap Sırat-ı Aşk...
Farklı yazarların așk a dair yazilari yanında bircok aşk ın hikayesine tanıklık edecek bircok yașanmıș așkla da tanıșacaksiniz okurken.

Hz.Hatice nin dilinden Hz.Muhammed (Sav) e aşkını ve aşkın hakikatıni,
Yahya ile Celile yi,
Ferhat ile Şirin i,
Kafka nın Milena sını,
Cemil Meriç ve Lamia yı
Sezai Karakoç un șiirlerde yașattıgı Mona Roza sını
Aşık Veysel in Esma ya vefasini
Nazım Hikmet ve Vera yı...
Mem ve Zin in birbirlerine yürekleriyle seslenişlerini ,
Ahi Evran ile Fatmanın Hak ve haklı nın yanında ki mucadelesini
Hatta leyla ile Romeo yu biraraya getiren zamanı așan bir bölüm de okuyacaksınız...
Burada Deginmedigim diger aşklara haksızlık etmiş olurmuyum bilmem ama okuyup kendiniz tanıșın derim.
Aşkın maneviyatına dokunan yazıların oldugu bölumleri de begenerek okuyacagınızı umuyorum.keyifli okumalar...
Önsözden : 'Anladık ki ahta terbiye olan aşık Hu da mest olur...Günumuz aşıklarından degil de kendi geçmiş ;aşkları geçmemiş aşıkların hikayelerine koşuyor olmanın da elbet bir nedeni var.Sırrı; ateşi yol,kelamı zırh,duayı kıble secen tum gönullerin gönlüne aşikar olsun.Degilmi ki aşk sözün degil ruhun eylemidir...ve en çok bedel ödemektir.
Öyleyse bu kitap aşk uğruna bedel ödemiş ve bu bedelden ah etmemiş tüm aşıklara...
Birbirinden kıymetli Cennet Kadınlarının hayatına dahil oldum kitap satırları ile olsa da...Rabbim hepsinden razı olsun. Çok güzel şeyler öğrendiğim bi kitaptı her bayanın okuması ve kendine örnek alması gereken isimler...
“En evvel bir kin gelip mıhlanmıştı yüreğime; nasıl olurdu, nasıl olurdu da anneciğim bu gencecik yaşında ve üstelik “bir tanem” dediği beni bırakıp gidebilirdi? Lakin anlam veremiyordum, kimeydi bu kinim? Beni bırakıp giden anneme mi? Beni bırakıp giden annemin hastalığını geç fark eden babama mı? Beni bırakıp giden annemin derdine deva bulamayan tabiplere mi? Beni bırakıp giden anneme bu yazgıyı takdir edene mi? Sonradan anladım ki, bu sorularımın hepsinde “beni bırakıp giden annem” diyordum; suçlu annemdi ve benim kinim annemeydi.” (MELEĞİN GÖZYAŞI-ARİFZADE)

“Neden sonra yatağıma geçip uzandım. Gözlerimi odamın beyaz boyalı tavanına diktim. Dedemin bana anlattıklarının nasıl da bir kere daha bir damla gözyaşından bana yaşatıldığını düşünmeye koyuldum. Öylece uyuya kaldım. Rüyamda annem gelip başucuma oturdu. Narin eliyle saçlarımı okşadı. “Anneciğim” diye bağırdım hüzünle, “Anneciğim!” “Yavrum?!” dedi sevecen sesiyle, “sen bugün ağlamayı öğrendin; şimdiye dek yaptığın sadece gözyaşı akıtmaktı, lakin bugün şu masanın başında ağladın oğlum. Unutma ki, esneyen ya da gülen bir insan da gözyaşı akıtır ama ona ağlama denmez. İşte sen de şimdi ağlamayı öğrenmiş oldun bir tanem; dünya üzerinde acı çekmeyen çocuk yoktur. Japonya’da, Afrika’da, İskandinavya’da, dünyanın her yerinde, her zaman çocuklar üzülür. Ama unutma, ağlamayı öğrenen çocuk mutlu olmanın yolunu da bulmuş olur!”
Bu benim son rüyamdı.” (MELEĞİN GÖZYAŞI-ARİFZADE)
Uyku ile uyanıklık arasında bi kıssa...Asırlar sonrasına ışık tutuyor adete...Rabbin Yaratma gücünü, diriltme gücünü ve taktirini idrak edebilmemiz için yüreklerimize dokunuyor yedi kutlu insan...

Eda Bildeğin kaleminden Ashab-ı Keyf zamanına harika bi yolculuktu....
Bu kitabın benim içinde yeri çok ayrı. Ve bu kitabı bi kere okumak size asla yeterli gelmez. Tekrar tekrar okuyup, daha önce bildiginiz cümlelerin üzerinden geçerken, ilk kez okuyormuşcasına heyecan duyar mı insan? Duyuyor işte. Efendimiz'i (s.a.v) belki bi çok yazar kaleme aldı ama kimse Eda Bildek gibi anlatmadı. Onun kelamının ayrı bi büyüsü var kesinlikle. Okunmalı, tavsiye edilmeli, hediye alınmalı :))

Yazarın biyografisi

Adı:
Eda Bildek
Unvan:
Yazar
Doğum:
Adana, 1987
8 Ağustos 1987, Adana/ Seyhan doğumlu… Çukurova’nın kalbinde yağmura sevdalı… 2005 Adana Anadolu İmam Hatip Lisesi, 2009 yılı Adana Radyo-Tv yayıncılığı ve öğreticiliği Mezunu… Çeşitli illerin haber sitelerinde ve yerel gazetelerinde köşe yazarı… Çeşitli yayınevlerinde editör ve Mola Kitap yayınlarından çıkan 4 eserin yazarı… Bir evin tek kızı… Kalem, Kâğıt, Eylül… Yağmur, Turna, Gökyüzü… Hayatın kollarında tenha; yüreğinde kalabalık… Şimdilerde Yazar, okur, araştırır… En çok yazarken yaşar; okur ve araştırır…

Yazar istatistikleri

  • 16 okur beğendi.
  • 96 okur okudu.
  • 4 okur okuyor.
  • 62 okur okuyacak.