Edgar Allan Poe

Edgar Allan Poe

8.4/10
644 Kişi
·
1.837
Okunma
·
790
Beğeni
·
22.315
Gösterim
Adı:
Edgar Allan Poe
Unvan:
ABD'li yazar ve şair
Doğum:
Boston, Massachusetts Abd, 19 Ocak 1809
Ölüm:
7 Ekim 1849 (40 Yaşında)
Edgar Allan Poe (d. 19 Ocak 1809 - ö. 7 Ekim 1849), ABDli şair, kısa öykü yazarı, editör ve edebiyat eleştirmeni.rnrnAmerikan Romantik Akımının öncülerinden biridir. ABDnin ilk kısa hikâye yazarlarından olan Poe modern anlamda korku, gerilim ve polisiye türlerinin de öncüsüdür. Bugün birçok kimse tarafından ABDnin ilk büyük yazarı kabul edilse de Poe hayattayken sık sık küçük düşürülmüş ve yanlış anlaşılmıştır.[kaynak belirtilmeli]rnrnHer ikisi de profesyonel oyuncu olan,üç çocuklu David ve Elizabeth (Arnold) Poenun ikinci çocuğu olarak Bostonda dünyaya geldi. Doğduktan bir yıl sonra babası evi terk etti.Ertesi yıl annesi veremden öldü ve Richmond, Virjinyadan (ozan) İskoç tütün tüccarı John Allan kendisini yanına aldı. Ortanca adı Allan buradan gelir.rnrn1815te Allanın ailesiyle İngiltereye gitti ve Londra va Richmonddaki özel okullarda okudu. Öğrenciliği sırasında tanıştığı alkol ve kumar, yaşamını altüst etti.[kaynak belirtilmeli] Kendisinden daha ünlü olan eşinin gölgesinde kaldı.[kaynak belirtilmeli]1820de Virjinyaya geri döndü. Virjinya Üniversitesine kaydoldu ama burada sadece bir yıl kaldı. Bu dönemde kumar borçları yüzünden manevi babasıyla arası açıldı.rnrnÖnceleri başarısız fanzin denemeleriyle başladığı edebiyat yaşamı, 1832de Saturday Courrierda basılan beş öyküyle ve 1833te Baltimore Saturday Visiter tarafından düzenlenen yarışmada "MS. Found in a Bottle" (Şişede Bulunan Elyazması) adlı öyküsüyle birinciliği kazanmasıyla devam etti. 1843te, Godeys Ladys Bookta yayımlanan "The Visionary" adlı öyküsüyle adı ülke genelinde duyulmaya başlandı.rnrnDüzyazılarından başka kurgu ve yazım teknikleriyle dikkat çeken "The Raven" (Kuzgun) başta olmak üzere, "Annabel Lee" ve "To Helen" (Helene) adlı şiirleriyle de tanınan Poe 7 Ekim 1849da öldü.rnrnCharles Baudelairein "Çağımızın en güçlü yazarı..." dediği Poe, yazdığı özgün metinlerle birçok yazarı derinden etkiledi.rnrnAyrıca Edgar Allan Poe babasıyla da hiç anlaşamayan bir yazardı ve eserlerinde babasıyla olan çatışmalarına rastlanır.rnrnBaşlıca yapıtları: Dedektif Auguste Dupin Öyküleri, Oval Portre, Morgue Sokağı Cinayeti, Usher Evinin Çöküşü, Altın Böcek, Kızıl Ölümün Maskesidir.rnrnAyrıca birçok şiiri bulunmaktadır.rnrnRyans Inn adlı bir meyhanede[kaynak belirtilmeli] kötü bir halde bulunduktan 4 gün sonra, 7 Ekim 1849 günü Baltimoredaki hastanede öldü, öldüğünde 40 yaşındaydı. 8 Ekim günü Westminster Presbiteryen Mezarlığında kendisi için düzenlenen cenaze törenini Rahip William T.D. Clemm yönetti. Törene yalnızca 4 kişi katılmıştı. Bu 4 kişi kuzeni Neilson Poe, karısı tarafından akrabası olan Henry Herring, okuldan arkadaşı Z.Collins Lee, meslektaşı Dr. Joseph Snodgrass dır. Ölüm olayı ve nedenleri ile ilgili çok çelişkili ve anlaşılmaz raporlar hazırlanmıştır. Yıllar geçtikçe kendisini tanıyan ve tanımayanlar tarafından ortaya atılan kuramlar ve söylentiler arttı. Hala ölümünün arkasındaki gerçekler bilinmemektedir...
"Bazı kitapları okurken yazarın düşüncelerine dalıp gideriz, bazılarını okurken de kendi düşüncelerimize..."
En pervasız insanların kalplerinde, duygusuzların dokunamayacağı teller bulunur.
Edgar Allan Poe
Sayfa 19 - Aylak Adam Yayınları
Öyküleri hem gotik edebiyatın temeli, hem polisiye türünün kaynağı, hem de gerilim ve korku hikayeciliğinin babası olan Poe, yeri gelir, nefessiz kalan bir adamın tasviriyle bizi nefessiz bırakır, yeri gelir diri diri gömülen biriyle birlikte gömer bizi, yeri gelir fırtınaya tutulmuş bir gemide bir oraya bir buraya savurur bizleri; bunu o muazzam betimleme gücü sayesinde yapar. Evet, Amontillado Fıçısı'nda o duvarın ardına kapatılıp, üzerine duvar örülüp canlı canlı ölüme terk edilen de biz oluruz, sarkacın yaklaştığı vücudu her an ikiye böleceğinin telaşıyla bağlandığı yerden kurtulmaya çalışan da. Katilin tedirginliğini de yaşatır bizlere, maktulün korkusunu da.

Takip ettiğim, değerli bulduğum çevirmenlerden biri olan Hasan Fehmi Nemli'nin daha önce Dost Yayınları'ndan çıkan, Haziran 2015 itibariyle de İletişim Yayınları'nın bastığı "Edgar Allan Poe / Bütün Öyküleri" adlı iki ciltlik eseri, tekrar be tekrar okunmaya değer.

Eleştirel notlarla ve öykülere dair kısa açıklamalarla diğer Poe çevirilerden ayrılan bu eser, hakikaten işini ciddiyetle ve keyifle yaptığı her satırdan belli olan bir çevirmen tarafından çevrilen bir eser. Dünya edebiyatında, özellikle öykü türünde eserler vermiş bir yazar olarak Poe'nun yeni basılmış bu iki ciltlik eseri, önce güzel sözle, işe yaramazsa şiddetle tavsiye edilir.
Hem okuyucular hem şairler hem de çevirenler için çok büyük tartışma konusu olan, münazaralara yakışır konulardan biri!

ŞİİR ÇEVİRİLMELİ Mİ? ÇEVİRİLEBİLİR Mİ? ÇEVRİLİRSE NASIL ÇEVRİLMELİ?

Kitaptan, Edgar Allan Poe'nun en bilindik, en güzel şiirlerinden biri olan Annabel Lee'den örnek vereyim;
Şiirin şah dizesi:

"We loved with a love that was more than love."

Elimizdeki Erdoğan Alkan çevirisi olan kitaptaki Türkçesine bir bakalım:

"Sevdik birbirimizi
Aşktan büyük daha özge bir aşkla"

En çok tutulan Melih Cevdet Anday çevirisi:

"Sevdalı değil karasevdalıydık"

Erdoğan Alkan çevirisinde İngilizce aslına sadık kalındı ve Türkçede şiirsellikten uzaklaştı. M. Cevdet Anday çevirisinde İngilizcedeki anlam derinliğinden uzaklaştı, Türkçede İngilizce aslında var olan ahenk sürdürülmeye çalışıldı.

Ya da Kuzgun şiirinde sıkça tekrarlanan "Quoth the raven: Nevermore." dizesi:
"Dedi Kuzgun: Bir daha asla." diye çevirmek doğru olsa da Ülkü Tamer kafiyeyi sağlamak adına Nevermore kelimesini "hiçbir zaman" diye çevirir.


Düz yazılarda bile yayınevi,çevirmen farkını böylesine gözetirken şiir çevirilerini nasıl okuyacağız?
Şiir çevirilerinde çevirmenler de okuyucular da aslına sadık kalmak ya da çevirilen dilde yeniden anlamlandırmak konusunda bir ayrıma düşüyorlar.
Peki tekrar:
ŞİİR ÇEVİRİLMELİ Mİ? ÇEVİRİLEBİLİR Mİ? ÇEVRİLİRSE NASIL ÇEVRİLMELİ? bu soruya bilinen ilk kadın şair Sappho'nun Şiirlerinin çevirisinde Azra Erhat ve Cengiz Bektaş'ın konuşmalarında Sabahattin Eyuboğlu'nun bir yazısından yaptığı alıntı ile bir yorum getirelim:

"Paul Valéry, şiir bir dilden başka bir dile çevrilmeyen şeydir, der; ama kendisi Vergilius'u Fransızca'ya çevirmiş. Bizim Cahit Sıtkı, bir şiiri kepaze etmek istiyor musun? Bir başka dile çevir, derdi; ama kendisi Baudelaire'in, Verlaine'in en sevdiği şiirlerini bal gibi çevirdi Türkçe'ye. Baudelaire kendi şiirlerini İngilizce'ye çeviren bir delikanlıya kızmış, ama kendisi Edgar Allan Poe'nun şiir saydığı öykülerini çevirmek için akla karayı seçmiş; üstelik onunkilere benzer öyküler yazıp şiir diye yayınlamış.

Şairlerin bu söz ve iş tutmazlığını hoş görelim: şiir çevrilmez, derken de haklı, şiir çevirirken de haklıdırlar."

Bu söz de usta çevirmenin kaleminden bu konuya konulabilecek en güzel noktalardan biri olabilir :)

Çevirisi yapılabilecek en zor edebi tür şiirdir şüphesiz. Peki aslını dümdüz çevirsin mi yoksa şiir şiirselliğini kaybetmesin mi? Bu kitap için konuşursak Erdoğan Alkan aslını direkt çevirenlerden. Eğer arzunuz buysa bu kitabı okuyabilirsiniz. Kendi adıma okurken sıkıldığımı inkar edemeyeceğim.
Şiirleri çevirisi ne kalitede olursa olsun mümkün mertebe aslını da çevirerek aslından okumanızı tavsiye ederim.
Herkese iyi okumalar :)
Charles Baudelaire, her ne kadar Poe’yu öven bir dille yazmış olsa da oldukça öfkeli bir ön yazı ile sizi kapıda karşılıyor.

Peşinen söyleyeyim, okuduğunuz hikayelerin hiçbirinden zevk almayacaksınız hissettiğiniz duygu daha çok gerilme diye tanımlanacak.( ki rahmetli de böyle isterdi).Hele de karanlıkta kitap okumayı tercih edenlerdenseniz özellikle birkaç hikaye yüzünden 3,5 boyutuna bile ulaşabilirsiniz.

Genel olarak hikayelerden pek hoşlanmasam da [ Bu fakire göre hikayenin tanımı: Çok acil bir yere yetişilmesi gerekiyormuşçasına, anlatılması gereken şeyin soluk soluğa aktarılmasıdır… ( İlmiği sen geçir boynuma TDK ) ] yazılanlar daha önce okuduğum hikayelerden çok farklı olduğundan kitap boyunca merakımı diri tuttu.

Poe, hadi yeterince gerdim biraz da mizah yapayım dediğinde de bile yaptığı mizah huzursuz edecek kadar kara…(Balla kesiyorum. Poe hatırına seyredilecek bir film var dostlar. Bence seveceksiniz http://www.imdb.com/...192/?ref_=fn_al_tt_1 )

Başıma bir şey gelmeyecekse hoşlanmadıklarımdan bahis açmak istiyorum. Özellikle Hans Pfaall … hikayesi mavi ekran vermeme sebep olacak kadar farklı bir dünya dili ile yazılmıştı sanki. Öz metne sadık kalmak amacıyla külhan beyi gibi hikayelerin her yerinde gezmesine izin verilen yabancı kelimeler, tüm yazılarda olduğu gibi, akıcılığa karşı Nuri Alço’ca niyetlerini kitap boyunca gösteriyorlar.

Kitap genel olarak bana seslenmediğinden 2.cildi okuyacağımı pek sanmıyorum.

Bu vesile aramızdaki pek kıymetli YKST ( Yazar ve Kitap Savunma Timi) üyelerine seslenmeyi bir borç bilirim. Azıcık yukarıda belirttiğim kitap hakkındaki olumsuz düşünceler (sümme haşa huzurdan) yazar veya kitabın değil benim aciz eşit ağırlıkçı algı seviyemin bir sonucudur. “Kim kü bizim beğendiğimiz eseri beğenmeye, yılan dilini yazarımıza uzatağğğ; buna cesaret eden o cahil gafilin kancık kellesinin ödlek bedeninden ayrılması caizdir” hükmünün tarafıma uygulanmamasını arz ve talep ederim.

Saygılarımla
Pesimistliğin vücut bulmuş hali Edgar Allan Poe'nun ilk okuduğum kitabıydı. Şiir kitabı olması özellikle dikkatimi çekmişti. Hayatı talihsizliklerle dolu olan Edgar Allan Poe'nun şiirlerinde de aynı karamsar hava hissediliyor. Meşhur ve en beğenilen Annabel Lee'de bu kitapta bulunuyor. Kitabın sol sayfasında orjinal dili sağında türkçesi'nin olması bence de çok güzel olmuşta, sanki bazı şiirlerde tam çeviride ufak sıkıntılar görülüyor. O yüzden ingilizcesinin de olması anlatım bütünlüğü bakımından okuyucuya kolaylık sağlamış. Yazarı özellikle merak edenler için tavsiye edebilirim. Herkese hitap edeceğini düşünmüyorum.
Öncelikle incelememe yazarın hayatından başlamak istiyorum.Çünkü sanatın her alanında,yazar olsun,ressam olsun,müzisyen olsun,ortaya çıkardıkları eserlerde,kendi hayatlarından izler taşırlar...
Edgar Allan Poe,edebiyat tarihine yazdıklarıyla olduğu kadar yaşamöyküsüyle de damgasını vurmuştur.Yoklukla,kayıplarla,hastalıklarla,alkolle ve sanrılarla cebelleşmesine rağmen,belki de tam bu yüzden hem dünya edebiyatına hem de Batı kültürü üzerinde derin bir etki bırakan olağanüstü öyküler ve şiirler ortaya koymuştur...
Psikolojik gerilim unsurunu kusursuzlaştırmış,dedektif öyküsünü keşfetmiş ve okuru kendi olağanüstü alemine götürmeyi her seferinde başarmıştır...

Kuyu ve Sarkaç,bu sıra dışı külliyatın en önemli örneklerini içeriyor.
''Şehrazat'ın Bin İkinci Masalı'', ''Morgue Sokağı Cinayetleri'',''Gammaz Yürek'',''Usher Evi'nin Çöküşü'',''Kara Kedi'' ve diğer öykülerinden oluşan derlemede dehşet,delilik,şiddet ve doğaüstü güçler hüküm sürüyor...
Poe'nun kah fantastik kah gotik kah gizemli ama her daim ustalıkla yazılmış öykülerinden oluşan Kuyu ve Sarkaç,yazarın eşsiz dilini ve insanın içinde pusuda bekleyen karanlığı ortaya koyma becerisini sergiliyor...
"Her yer korku, koyu bir kasvet ve karanlığın kara, boğucu çölüyle sınırlıydı."

Poe kitaptaki ilk öykü olan ve kurgusuyla İhsan Oktay Anar'ın Amat isimli romanını andıran Şişedeki Mektup anlatısında böyle özetliyor dünyaya ve yaşama dair tasavvurunu. Aslında bütün büyük yazarların hissettiği ve onları yazmaya sevk eden bir boğuculuk, varoluşsal bir dünyaya atılmışlık hali olsa gerek bu.

Eleonara öyküsünde gündüz düşçülerinden bahsederken şunları söylüyor Poe: “İnsanlar bana deli dediler, ama deliliğin ileri düzeyde zekâ olup olmadığı, fevkalade olan şeylerin çoğunun, derin olan her şeyin düşünce sayrılığından, genel aklın zararına yüceltilen ruh hallerinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı sorunu henüz çözümlenmiş değil. Gündüz düş görenler, sadece geceleri düş görenlerin ıskaladığı birçok şeyi bilirler. Bulanık düşlerinde sonsuzluğu bir an için görür gibi olurlar ve uyandıklarında büyük sırrı neredeyse çözmenin kıyısına gelmiş olduklarını görmekten heyecanla titrerler. Parçalar halinde, İyilik hikmetinde ve bundan daha da fazla olmak üzere kötülük hikmetinden bir şeyler öğrenirler”

Kitaptaki tüm öyküler özellikle benim en çok beğendiğim Altın Böcek, Gammaz Yürek, Kara Kedi, Kuyu ve Sarkaç bu delilik anlatılarının bir yansıması olarak okunabilir.

Benim en sevdiğim ve kendime en yakın bulduğum yazarların en basında gelir Edgar Allan Poe. Her yazar metnini oluştururken ve olay örüntüsünü kurgularken bir anlamda bize kendisini içinde bulduğu dünyayı anlatır.



Edebiyatın gotik ve mutsuz çocuğu Poe'nun dünyası oldukça kasvetli, karanlık, nemli ve sürekli pusta bekleyen gerçek ile hayalin sınırında puslarla doludur. Alkoliktir, kumarbazdır ve deliliğin/cinnetin sınırında yaşamaktadır. Bu sınırı aşmanın bir ödülü olarak gördüğü/sanrıladığı alt dünyanın bir tasvirini sunmuştur bizlere Poe. Bu anlamda o dedektif öykülerinin, gotik edebiyatın bir nevi kurucu aktörüdür.

Morgue Sokağı Cinayetleri öyküsünde şöyle yazar Poe:

"Delilerin de bir ulusu, bir dili vardır, sözleri anlamsız olabilir; ama ne söyledikleri anlaşılır."

İşte Poe'nun farkı bu dilin oluşturduğu dünyanın simgelerini ve mesajlarını yargılamadan önce çözümleyebilmesinde yatmaktadır. Kuşkusuz o bu yönüyle psikanalizin bir öncüsü ve  habercisidir.

Poe'yu okumak, onu anlamak için uğraşmak, olabildiğince karanlık, yoğun ve kasvetli anlatıları içinde kaybolmak oldukça keyif verici.

Gotik edebiyat severler kesinlikle okuyun ve edebiyatın tuhaf ve müzmin çocuğu Poe'yu sevin.
Bir romanın ya da şiirin nasıl elimize ulaştığını, bize ulaşana kadar hangi yollar geçtiğini bilmemiz güzel olmaz mıydı?
Yazar, nasıl bir yol izlemiş, aslında hangi cümleleri ilave etmiş, hangilerini çıkarmış ( bizim okuduğumuz eserin en son hali )? Eski hali nasılmış? Kaç sancılı gece geçirilmiş en çoğu bir saatte okuduğumuz bu şiirde?

"Kuzgun" şiiri için tüm bu soruların cevaplarını alacak, hem şiiri okuyup hem şiirin olgunlaşma aşamasına bizzat yazarın dilinden tanık olacaksınız.

Aslında "Kuzgun" kuş türü olarak yazarın şiire sonradan düşünmüş olduğu isimmiş.:)
Bundan daha ustaca kurgulanmış şiir görmedim.

Zaten zamanınızı çalmayacak bu kitabı okumanızı tavsiye ederim.

Keyifli okumalar...
Arthur Schopenhauer'dan sonra beni en çok etkilemiş insan Edgar Allan Poe...
Kimilerine göre edebiyatın en kara, kimilerine göre en belirsiz tarafının temsilcisi. Gotik edebiyatının öncülerinden tabi ki korku, gerilim ve polisiye türlerininde.
Morgue Sokağı Cinayetleri kısa bir kitaptır. Kitapta cinayet mahali ve cinayet mahalindeki insanların detaylı bir tasviri vardır, detaylı tasvirler de Edgar Allan Poe'nun uzmanlık alanına girer :)
Hacettepe de okuyan ve ya ziyaret etme şansı bulunanlar için söylüyorum dil öğrencileri duvara portresini çizdiler ve ünlü sözlerinden bir kaçını eklediler bizzat şahitlik ettim :)
Edgar'dan etkilenip birçok kısa ve uzun metrajlı film çekilmiştir, dizilerde mevcuttur. Benim favorim " The Following " dizisidir.
Bu arlar yeni bir dizi arayanlar hiç düşünmesin.

Dipnot: Diziye kendinizi kaptırıp, yazarın diğer kitaplarını okumayı ihmal etmeyin :)
Merhaba.

"Polisiye roman" türünün ilk örneği sayılan ve aynı zamanda dünya edebiyatının ilk dedektifi Auguste Dupin ve isimsiz arkadaşının maceralarını anlatan bir Poe eseri.

Kitap, üç öyküden oluşuyor. Bunlar Morgue Sokağı Cinayeti, Marie Roget'in Gizemi ve Çalınan Mektup.

Sherlock Holmes ve Hercule Poirot gibi karakterlerin oluşmasına ilham vermiş, Auguste Dupin'in bu maceralarını okurken bir çok türde eserler vermiş Poe'nun gizem ve gerilim yönünden de ne kadar başarılı bir yazar olduğunu göreceksiniz.

Keyifli okumalar dilerim...
Bu incelemeyi tekrar ban yemeyeceğimi düşünerek yazıyorum.

Öncelikle bilirsiniz ki kısa hikaye yazmak roman yazmaktan çok daha zordur ve nüans gerektirir. Ancak yazarımız Poe zaten bu konuda uzman biri Amerika’nın en değerli yazarlarından/şairlerinden biridir ayrıca.

Neyse kitap konusuna gelecek olursak adından da anlaşıldığı sürece bir cinayet kitabı kitapta dört
farklı cinayete yer verilmiş. Cinayetler akıllı iki veya bir dedektif tarafından çözülüyor ama çözüm ki ne çözüm çünkü hiçbir cinayeti basit bir şekilde çözmüyorlar. Poe sizin algınızı başka bşr yere çekerken hınzırlık yapıyor ve bazı
detayları size vermiyor ki çözümü siz de bulamayın.Aslında düşüksek bile zaten bulamayız :). Neyse, cinayetler normal cinayetler değil ve sizi çok şaşırtan zanlılar görüyorsunuz. Dedektiflerin akıllılıkları akıllara zarar ki zaten ipucu olmayan cinayetleri böyle insanlar çözer.

Kitabın dili yalın olmakla birlikte içinde bazen Latince kelimeler kullanılmış ama siz cahiller için bunların açıklaması aşağıda dipnot olarak verilmiş. Stefan Zweig olmadığı için öyle alıntı yapacaksanız malzeme çıkmaz demedi demeyin. Ama sizi temin ederim ki en şaşıracağınız cinayetler bu kitapta olabilir.

Söyleyeceklerim bu kadar okuyan herkese teşekkür ediyorum.

Yazarın biyografisi

Adı:
Edgar Allan Poe
Unvan:
ABD'li yazar ve şair
Doğum:
Boston, Massachusetts Abd, 19 Ocak 1809
Ölüm:
7 Ekim 1849 (40 Yaşında)
Edgar Allan Poe (d. 19 Ocak 1809 - ö. 7 Ekim 1849), ABDli şair, kısa öykü yazarı, editör ve edebiyat eleştirmeni.rnrnAmerikan Romantik Akımının öncülerinden biridir. ABDnin ilk kısa hikâye yazarlarından olan Poe modern anlamda korku, gerilim ve polisiye türlerinin de öncüsüdür. Bugün birçok kimse tarafından ABDnin ilk büyük yazarı kabul edilse de Poe hayattayken sık sık küçük düşürülmüş ve yanlış anlaşılmıştır.[kaynak belirtilmeli]rnrnHer ikisi de profesyonel oyuncu olan,üç çocuklu David ve Elizabeth (Arnold) Poenun ikinci çocuğu olarak Bostonda dünyaya geldi. Doğduktan bir yıl sonra babası evi terk etti.Ertesi yıl annesi veremden öldü ve Richmond, Virjinyadan (ozan) İskoç tütün tüccarı John Allan kendisini yanına aldı. Ortanca adı Allan buradan gelir.rnrn1815te Allanın ailesiyle İngiltereye gitti ve Londra va Richmonddaki özel okullarda okudu. Öğrenciliği sırasında tanıştığı alkol ve kumar, yaşamını altüst etti.[kaynak belirtilmeli] Kendisinden daha ünlü olan eşinin gölgesinde kaldı.[kaynak belirtilmeli]1820de Virjinyaya geri döndü. Virjinya Üniversitesine kaydoldu ama burada sadece bir yıl kaldı. Bu dönemde kumar borçları yüzünden manevi babasıyla arası açıldı.rnrnÖnceleri başarısız fanzin denemeleriyle başladığı edebiyat yaşamı, 1832de Saturday Courrierda basılan beş öyküyle ve 1833te Baltimore Saturday Visiter tarafından düzenlenen yarışmada "MS. Found in a Bottle" (Şişede Bulunan Elyazması) adlı öyküsüyle birinciliği kazanmasıyla devam etti. 1843te, Godeys Ladys Bookta yayımlanan "The Visionary" adlı öyküsüyle adı ülke genelinde duyulmaya başlandı.rnrnDüzyazılarından başka kurgu ve yazım teknikleriyle dikkat çeken "The Raven" (Kuzgun) başta olmak üzere, "Annabel Lee" ve "To Helen" (Helene) adlı şiirleriyle de tanınan Poe 7 Ekim 1849da öldü.rnrnCharles Baudelairein "Çağımızın en güçlü yazarı..." dediği Poe, yazdığı özgün metinlerle birçok yazarı derinden etkiledi.rnrnAyrıca Edgar Allan Poe babasıyla da hiç anlaşamayan bir yazardı ve eserlerinde babasıyla olan çatışmalarına rastlanır.rnrnBaşlıca yapıtları: Dedektif Auguste Dupin Öyküleri, Oval Portre, Morgue Sokağı Cinayeti, Usher Evinin Çöküşü, Altın Böcek, Kızıl Ölümün Maskesidir.rnrnAyrıca birçok şiiri bulunmaktadır.rnrnRyans Inn adlı bir meyhanede[kaynak belirtilmeli] kötü bir halde bulunduktan 4 gün sonra, 7 Ekim 1849 günü Baltimoredaki hastanede öldü, öldüğünde 40 yaşındaydı. 8 Ekim günü Westminster Presbiteryen Mezarlığında kendisi için düzenlenen cenaze törenini Rahip William T.D. Clemm yönetti. Törene yalnızca 4 kişi katılmıştı. Bu 4 kişi kuzeni Neilson Poe, karısı tarafından akrabası olan Henry Herring, okuldan arkadaşı Z.Collins Lee, meslektaşı Dr. Joseph Snodgrass dır. Ölüm olayı ve nedenleri ile ilgili çok çelişkili ve anlaşılmaz raporlar hazırlanmıştır. Yıllar geçtikçe kendisini tanıyan ve tanımayanlar tarafından ortaya atılan kuramlar ve söylentiler arttı. Hala ölümünün arkasındaki gerçekler bilinmemektedir...

Yazar istatistikleri

  • 790 okur beğendi.
  • 1.837 okur okudu.
  • 88 okur okuyor.
  • 1.489 okur okuyacak.
  • 38 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları