Edmondo De Amicis

Edmondo De Amicis

8.4/10
755 Kişi
·
3.761
Okunma
·
73
Beğeni
·
4.044
Gösterim
Adı:
Edmondo De Amicis
Unvan:
İtalyan Romancı, Öykü Yazarı ve Şair
Doğum:
Oneglia, Sardinya Krallığı, 21 Ekim 1846
Ölüm:
Bordighera, İtalya, 11 Mart 1908
1846’da Oneglia’da dünyaya geldi. Önceleri subay olarak orduda çalıştı. Floransa’ya giderek askeri bir gazetede fıkra ve makaleler yazmaya başladı. Bunları bir cilt halinde. Ardı ardına yazdığı kitaplarla ün kazandı. En bilinen eserlerinden biri, Türkçeye Çocuk Kalbi başlığışla çevrilen Cuore adlı çocuk kitabıdır.
İstanbul ve Türkiye gezilerini, 2 ciltlik Costantinopoli (1877) adlı eserinde anlattı; bu eser, Türkçeye 1874'de İstanbul (Reşad Ekrem Koçu çevirisi; kısaltılmış metin) ve İstanbul (Beynun Akyavaş çevirisi; tam metin) başlıklarıyla çevrilmiştir. Torino kentine yerleşti ve eğitim konularıyla ilgilenmeye başladı. Dostlar adını verdiği 2 ciltlik kitabı, ruhbilimsel gözlemler yönünden önemlidir. 1886'ya yayımladığı ve başyapıtı sayılan CuoreÇocuk Kalbi tam 25 dile çevrildi ve dünya çapında ünlenmesini sağladı. Sull'oceano (1889; Okyanus Üstünde), Il romanzo di un maestro (1890; Öğretmenin Romanı), La carrozza di tutti (1899; Herkesin Arabası), Okul ile Ev Arası adlı yapıtlarından sonra, 1905’te İtalyanca üzerine inceleme ve görüşlerini L'idioma gentile (1908; Güzel Dil) adlı yapıtında topladı.
Edmondo De Amicis, 1908’de hayata gözlerini yumdu.
Yeryüzünde bir annen vardı; şimdi ise bir yerlerde bir meleğin var.İyi olan her şey, zamanla güçlenir ve yeryüzündeki hayattan sonra da yaşar. *
Hayatında korkunç pek çok gün olacağını düşün, ama bunlardan en korkuncu anneni yitireceğin gün olacaktır.
Ama şunu iyi bilin ki vatan bir bütündür.
Her tarafı aynı değerdedir. İnsan vatanında yabancı olmamalıdır.
Edmondo De Amicis
Sayfa 15 - Nilüfer Yayıncılık
Çalışmak insanı kirletmez. İşten dönen bir işçiye asla "pis" deme. "Kıyafetinde işinin, emeğinin izi var" de. Hatırla bunu.
Edmondo De Amicis
Sayfa 61 - Türkiye İş Bankası
harika bir kitap.Küçükken sadece almış olmak için almıştım okuyup çok beğenmiştim. kitap beni çok etkilemişti nedenini hala kesin bir şeye bağlayamadım.belki de Enriko ile aynı yaşta olmamızdan kaynaklanmıştır.Birkaç yıl sonra ev taşıdığımızda kitabı kaybetmiştim ve çok üzülmüştüm.bir iki hafta sonra almak nasip oldu ve sık sık açıp aylık hikayeleri okurum.
Bu kitap okurken beni fazlasıyla duygulandıran bir kitap oldu. Çocuk kalbini her yaşta okuyabilirsiniz ve her okuduğunuzda farklı dersler çıkarabilirsiniz. Tek üzüntüm daha önceden okumamış olmak.
Yazar bu kitabı kendi çocuğunun günlüklerinden esinlenerek yazmış. Evet, kitabı kendi eklemeleriyle oluşturmuş ancak kitapta 'çocuk kalbini' okurken görmek çok kolay. Sanırım en çokta bu etkiliyor. Bir çocuğun saf ve temiz kalbiyle çıkardığı dersleri okumak. Buna ek olarak kitapta tek bir çocuk tanımıyorsunuz. Günlük tutan baş karakterimiz Enrico, onun tüm arkadaşları ve onların anne babaları ile tanışıyorsunuz.
Kesinlikle okumanızı tavsiye ediyorum.
İncelememi okuduğunuz içinde teşekkürler!
:)
Okurken çok keyif aldım.
Hem beğenerek hem de severek okuduğum bir kitap oldu. Ben en çok Enrico'yu sevdim. Çünkü o karakteri kendime benzettim. Ve ortak yönlerimiz de çok vardı.
Dünyanın en yararlı çocuk kitabı diye düşünüyorum. Bu kitaptan çok şey öğrendim. Herkesin kesinlikle okumasını isterim. Keyifli okumalar:)
Her ne kadar Eğitim bilim uzmanlarinca "dünyanın en yararlı çocuk kitabı " olarak kabul edilmiş olsa da yetişkinlerin de kesinlikle okuması gereken bir kitap. Çünkü insan bu kitabi okurken hayata dair bircok konuda dersler alıyor. Olaylara çocukların bakış açılarını görmek onların yaşadığı zorlukların aslında onlar için ne kadar ağır olduğunu anlamak insanı duygulandiriyor hatta farkında olmadan kitaba göz yaşlarınız damlıyor.
Birçok bölümde farkında olmadan ağladım ve ileride öğrencilerime nasıl davranmam gerektiğini bu kitap sayesinde bir kez daha öğrenmiş oldum. Ve kitapta adı geçen öğrencilere sarılıp onların göz yaşlarını silip o güzel gözlerinden öpmek istedim. Onların taşıdıkları yükleri onlardan alıp, onların güzel bedenleri,beyinleri yorulmasin istedim. Ama yapamadım!İnanin kitabı okurken kendimi o kadar kaptırmışim ki onlara yararım olmadı diye üzüldüm! Sonra dedim ki kitaptaki öğrencilerine yardim edemesen de yardım edeceğin daha birçok öğrencin var. İşte bu benim için iyi bir teselli oldu!
En kısa sürede okumaniz dileğiyle keyfli okumalar dilerim.
Okurken çok keyif aldım.Aslında akıcı bir kitap ama vakit bulamadığım için bir süre ara vererek okudum.Bu kitabı Herkez okumalı kesinlikle özellikle ebeveynler kesinlikle okumalı tek kelimeyle Muhteşem bir kitap.
Eğitici, merhameti, büyüklere saygıyı ve daha bir çok olumlu değeri öğütleyen güzel bir kitap.Tüm çocukların çok beğendiği ve okuduğu bir , kitap
Küçükken fark edemediğim için bin bir pişmanlık duyduğum kitap. Kitap saflık ve sevgiden ibaret. 20 yaşında olmama rağmen hayat görüşlerimi etkiledi. Bunun bir çocuğun dünyasında neler etkileyeceğini düşünebiliyorum. Çocukken okuyamadığım için duyduğum pişmanlığı elimden geldiğince çocuklara okutarak yenmeyi düşünüyorum. Her yaşta okunmalı...
"Ah şu İstanbul! Her şey onun için..."

Asıl adı Constantinopoli olan kitabın yazarı Edmondo De Amicis 1874'te yaptığı İstanbul seyahati üzerine eserini kaleme alıyor ve 1877' de yayınlıyor. Bir nevi günce türünde yazılan kitap mistik anlatımı ve İstanbul'u geniş bir perspektiften ele alması itibariyle, ayrıca son derece güçlü tasviriyle başyapıt olmaya şayan bir nitelik taşıyor. Bunun yanında eserin bir İstanbul rehberi olmak durumunu göz ardı etmemeli.

De Amicis'in popülaritesi yüksek olan, ününün yayılmasındaki asıl büyük etken Çocuk Kalbi adlı günce türündeki bir diğer eseridir. Başarısını bu kitap borçludur, denebilir. İstanbul adlı eseri ona binaen daha geri planda kalmış görünüyor.

Yazar, İstanbul'a deniz yoluyla geliyor. Çocukluğundan beri hayalini kurduğu İstanbul'a girer girmez gördüğü manzara karşısında mest oluyor. Onun tesiriyle cümlelere döktüğü o büyük atmosfer sizi de sarıyor ve bu düş gibi yolculuğa sizi de ortak ediyor. Bu anlatımla birlikte İstanbul, onu uzaktan takip eden bizler için bir hülyaya dönüşüyor. Bize içinde olduğumuz uzak bir şehirden haber verirken onunla birleşip yaşadığı duygulara karşı, tüm o övgü dolu, İstanbul'u yere göğe sığdıramayan, yücelttikçe yücelten sözler karşısında içinizden ister istemez geçiriyorsunuz: "Acaba o İstanbul yeryüzünün cenneti miydi?" Ya da "Cennet istanbul'muydu?" ve benzeri düşüncelerle hem kitaptasınız hem de iç aleminizde dolaşıyor gibisiniz.
"Duygularımız daha büyük bir güzelliği kaldıramazdı." İstanbul'un - o eski Istanbul'un, zira o dönemin İstanbul'u ile şimdiki İstanbul'u karşılaştırmamız doğru olmaz. Çok fazla farklılıklar var. Bir defa o zamanda farklı ırkların ve dinlerin oluşturduğu bir bütün var ve her birinin kendi yaşama tarzı, giyim kuşamı, adetleri söz konusu. Aynı zamanda İstanbul'da bütün karşıt unsurların bir arada olduğunu söyleyebiliriz. Bu renk cümbüşüne içinde "Kıyafet çeşitliliği insan çeşitliliğinden bile daha olağanüstüdür." - sokaklarını karış karış geziyormuş ve her anını yaşıyormuş gibi hissedebilirsiniz. De Amicis sokaktan geçtiği bir sırada karşılaştığı o sessizliğe bizde bürünüyor. Aniden çıkan bir seste irkilip arkamıza dönüyor ve "O da neydi?" diye sorabiliyoruz. Ayrıca yazar şehrin o karışık vaziyetinden bahsederken her adımda bir başka manzarayla karşılaştığını, hem harikulade bir güzellikte hem de dehşet verici bir çirkinlikte olduğunu; her çeşit insanın, her çeşit yapının yanında, farklı ırktan bir araya gelmiş insan yığınları, olağanüstü yapılar arasında, İstanbul'da" yaşam, ölüm ve bütün zevkler iç içe geçip birbirlerine karışırlar." sözü İstanbul'un ne denli geniş ve karışık bir dünya barındırdığını açıkça gösteriyor.

Kapalıçarşı'nın dışarıya kapalı içine sığdırdığı dünyası... İstanbul'un kuşları, birbirinden farklı kanat çırpışlarıyla...
O dönemde yemede içmede, giyim kuşamda nasıl batılılaşmaya doğru gittiğimizi, bu yolda geçirdiğimiz değişimleri... "her şey değişiyor, her şey dönüşüyor." sözü itibariyle. Buna karşılık "belki de daha bir asır geçmeden..." tespitiyle geliyor. İstanbul'un kendine özgü güzelliğinin "modern dünyaya" uydurulmasına karşı teessüfle bakıyor.ve "acaba bu şehir bir-iki yıl içinde ne hale gelecek? çok yazık..." şeklindeki ifadesiyle ardından "İstanbul'un gelecekteki halini görebiliyorum..." isabetli sözünü söylüyor.
Yazar İstanbul'u gözlemlerken İstanbul'un tarihini bilmesinin yanında Türk tarihini ve kültürünü de yakından tanıyor.

Ayasofya camii'ni ayrıntılı bir şekilde tasvir ederken, her bir parçasının ne anlama geldiğini, nerden, nasıl getirildiğini etraflıca anlatıyor ve İstanbul'un fethinden sonra 'Azize Sofia' Kilisesi'nin haletini...
İstanbul'un her karesi, her açısı ve her yapısı bambaşka bir manzara sunuyor ve bambaşka bir his uyandırıyor. Dolmabahçe'den çıkıp boğazı görüyor kuşların ötüşlerini dinliyoruz. Ve İstanbul gözümüzün önünde uzuyor, uzuyor; o uzadıkça uzaklara gidiyoruz.

Türk kadınları üzerine yazdığı bölümde, Türk kadını o eski şiirselliğini kaybetmiştir, diyor, Amicis. O büyüleyici, gizemli görünüşlerini, tülbentlerin, peçelerin arkasına saklayıp yitirmişlerdir(!) (Yazar bunu güzelliklerini görmediğinden söylüyor olsa gerek) Ancak buna rağmen zarafetlerini bu şekilde de koruduklarını, asil duruşlarını gösterdiklerini de ekliyor. Onun için "Türk kadınlarının güzelliğini tarif etmek kolay değildir. Onları düşündüğün zaman..." şeklinde ifadeler kullanıyor. Ancak şunu da söylemek gerekiyor ki İstanbul gibi, Türk kadınları da De Amicis'i mest etmiş görünüyor. Nasıl öveceğini, yücelteceğini bulamıyor. Türk kadınlarının örtülerinin arkasından ince bir dokunuşla resmini çiziyor adeta. Sanıyorum şimdilerde o zarafet yüklü çekicilik kaybolmuş, o müstesna güzellik,orada, o çağın İstanbul'unda kalmış gibi görünüyor. Ayrıca Türk kadınlarının yanında aile yapısı ile ilgili gözlemlerini de buraya eklemek gerekiyor.

İstanbul'un 'Surlar'ını gezerken, orada yaşananları bizzat görüp yaşamış gibi, her an orada bulunmuş; hem acı, hem de zafer çığlıklarını dinlemiş ve yüreğizin derinliklerinde hissederek, onlarla bütünleşerek okuyorsunuz.
Tiyatrolar, Türk mutfağından bazı yemekler, Ramazan ayı, Türklerin diğer- Rum, Yahudi, Ermeni- azınlıklarla münasebeti, Haremağaları, Osmanlı ordusu, Türklerin tembelliği -demişken Yazar, Türkler için; keyfine düşkün aylak aylak dolaşmayı seven, uyuşuk, artık mücadeleci buradan yoksun, kaderci, bilgi edinmek için çaba harcamayan, Avrupalıyı ve onun yaptıklarını hor gören ve benzeri olumsuz yanları ile sıralıyor. -Şimdi geldiğimiz noktada bunda bir haklılık payı bulmak mümkün- Eski Topkapı'nın geçirdiği fırtınalı süreci... İstanbul'un karanlık gecesinden(?) -O zaman İstanbul'da çıkan büyük yangında dokuz bir evin yandı ve iki bin insan öldü- İstanbul'un tarihi yapıları, özellikle camileri, incelikli ve detaylı bir gözlemle veriliyor.

Bütün bunların yanında İstanbul'a gelenlerin bırakıp gidemeyecekleri bu manzara selinden, kendi hayatlarının her zamanki akışlarına dönemeyecekleri bir hayat kalıyor. Çünkü İstanbul'da hayat "tıpkı sonsuz bir parti ya da sürekli bir
karnaval gibi."

Ah, o İstanbul! "Bin aşığı olan büyüleyici kadın!.."
sadece çocukların değil,yetişkinlerin de okumasını düşündüğüm insanlığın ne demek olduğunu gösteren,etkileyici bir kitap.:)
Yazarın oğlunun okul günlüğünden faydalanarak kaleme aldığı birçok olaydan oluşan bir başyapıt.Okurken kesinlikle cok duygulanacak ,babasının verdiği her öğütte kendinize bir ders cıkaracaksınız.Bende sanki ilk okuldaymışım hissettim.O yıllara geri döndürdü beni.Mutlaka okuyun efendimmm...

Yazarın biyografisi

Adı:
Edmondo De Amicis
Unvan:
İtalyan Romancı, Öykü Yazarı ve Şair
Doğum:
Oneglia, Sardinya Krallığı, 21 Ekim 1846
Ölüm:
Bordighera, İtalya, 11 Mart 1908
1846’da Oneglia’da dünyaya geldi. Önceleri subay olarak orduda çalıştı. Floransa’ya giderek askeri bir gazetede fıkra ve makaleler yazmaya başladı. Bunları bir cilt halinde. Ardı ardına yazdığı kitaplarla ün kazandı. En bilinen eserlerinden biri, Türkçeye Çocuk Kalbi başlığışla çevrilen Cuore adlı çocuk kitabıdır.
İstanbul ve Türkiye gezilerini, 2 ciltlik Costantinopoli (1877) adlı eserinde anlattı; bu eser, Türkçeye 1874'de İstanbul (Reşad Ekrem Koçu çevirisi; kısaltılmış metin) ve İstanbul (Beynun Akyavaş çevirisi; tam metin) başlıklarıyla çevrilmiştir. Torino kentine yerleşti ve eğitim konularıyla ilgilenmeye başladı. Dostlar adını verdiği 2 ciltlik kitabı, ruhbilimsel gözlemler yönünden önemlidir. 1886'ya yayımladığı ve başyapıtı sayılan CuoreÇocuk Kalbi tam 25 dile çevrildi ve dünya çapında ünlenmesini sağladı. Sull'oceano (1889; Okyanus Üstünde), Il romanzo di un maestro (1890; Öğretmenin Romanı), La carrozza di tutti (1899; Herkesin Arabası), Okul ile Ev Arası adlı yapıtlarından sonra, 1905’te İtalyanca üzerine inceleme ve görüşlerini L'idioma gentile (1908; Güzel Dil) adlı yapıtında topladı.
Edmondo De Amicis, 1908’de hayata gözlerini yumdu.

Yazar istatistikleri

  • 73 okur beğendi.
  • 3.761 okur okudu.
  • 50 okur okuyor.
  • 779 okur okuyacak.
  • 51 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları