Emin Özdemir

Emin Özdemir

Yazar
8.2/10
173 Kişi
·
488
Okunma
·
38
Beğeni
·
3.275
Gösterim
Adı:
Emin Özdemir
Unvan:
Türk Akademisyen, Dil Araştırmacısı, Yazar
Doğum:
Kemaliye, Erzincan, Türkiye, 1931
Ölüm:
Ankara, Türkiye, 1 Eylül 2017
Dilci, sözlükçü, Türk dili araştırmacısı, deneme yazarı (1931, Kemaliye / Erzincan – Ö. 1 Eylül 2017, Ankara).
Pamukpınar Köy Enstitüsünden sonra Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü (Gazi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü)’nü (1953) bitirdi. Bitirdiği bölüme asistan ve öğretim görevlisi (1957) oldu. Milli Eğitim Bakanlığınca açılan bir sınavı kazanarak Amerika’ya (1960) gönderildi. Columbia ve Indiana üniversitelerinde “değişik düzeylere göre metin hazırlama ve anlatım teknikleri” konusunda (1960-1963) eğitim gördü. Hacettepe Üniversitesi Temel Bilimler Fakültesi Temel Türkçe Bölümünde bölüm başkanı ve öğretim görevlisi olarak (1968-1972) çalıştı. 1974’te Ankara Üniversitesi Basın ve Yayın Yüksek Okulu (İletişim Fakültesi) öğretim görevliliğine geçti. Bu görevinden emekliye (1996) ayrıldı.

TÜBİTAK’nin Bilim ve Teknik, Bilim Çocuk dergilerinde yayın danışmanı olarak (1997) görev aldı. Bu görevlerini sürdürürken Türk Dil Kurumunun çalışmalarına etkin biçimde katıldı. TDK’nin Yönetim ve Yürütme Kurulu üyeliklerinde bulundu ve Terim Kolu Başkanlığını (1966-1983) yaptı. Yaklaşık 1 yıl kanser tedavisi gören Emin Özdemir, 1 Eylül 2017 gece saatlerinde, 86 yaşında iken hayatını kaybetti.

Emin Özdemir’in dil yazıları, deneme, eleştiri ve makaleleri 1949 yılından itibaren Varlık, Kaynak, Pazar Postası, sürekli olarak Türk Dili, Sanat Olayı, Çağdaş Eleştiri, Türkiye Yazıları, Çağdaş Türk Dili dergilerinde yer aldı. Türkçenin özleştirilmesi, geliştirilmesi ve zenginleştirilmesi savaşımını sürdürdü. Bu bağlamda edebiyat yapıtının dille ilişkisi, dilin işlevi ve kullanım düzeyleri, toplumsal yapıyla bağları gibi sorunları ele aldı. Dil ve edebiyatla ilgili pek çok seminer ve sempozyuma
katılarak bildiriler sundu. Edebiyatçılar Derneği ile Dil Derneği üyesidir.
“Kırk sekiz yıllık öğretmenliğini bilimsel çalışmaları, yazınsal yapıtlarıyla yücelten Emin Özdemir, ustalıkla kullandığı öz Türkçeden hiç ödün vermemiştir.
A. Çehov'un o ünlü sözünü anımsayalım: "Öykünün başında bir odanın duvarında asılı bir tüfekten söz edilmişse öykünün sonunda o tüfek mutlaka patlamalıdır."
Bir insanın ilk niteliği duygu ve düşün evreni arasında sağlıklı bir dengeleşim kurmuş olmasıdır. Tek yönlülükten kurtulmuş insandır tüm insan. Kendinde başkalarını özdeşleyen, başkalarını seven sayan insandır tüm insan.
" Bana sözcükleri yerli yerinde, güzel ve etkili bir biçimde kullanma gücünü verin, dünyayı yerinden oynatayım. " / Joseph Conrad
200 syf.
·2 günde·5/10 puan
Anlatım Sanatı kitabını alırken bu kitabı da ilgimi çekmişti. Anlatım Sanatı'nın ardından bunu okudum.

Kitabın Kısa Özeti:
Emin Özdemir bu kitabında güzel ve etkili konuşma, konuşmayı etkileyen etmenler, sesimizi kullanmak, ses dizgesi, doğallık, konuşmacılık, konu seçimi, planlama, sunum, konuşma türleri gibi konulara değinmiş.

Kitabın Dili ve Kurgusuna Dair Yorum:
Anlatım Sanatı'ndaki gibi sade bir anlatımı vardı. Konular aynı şekilde detay ve temel bilgilerden genele doğru ilerlemiş. Kolay anlaşılabilir ve takip edilebilir bir yapısı vardı.

Kitaba Dair Genel Deneyim:
Kitap konuları direkt konuşmacılık odaklı ele almış. Yine de herkesin okuduğunda kullanabileceği, kendini geliştirebileceği detaylar mevcut. Yine de konu diksiyon ve konuşma olduğunda önereceğim kitaplar arasında değil. Ebubekir Eraslan'ın kitabı bu anlamda tavsiye edilir.

Kitaplara dair videolar ve daha fazlası için; http://www.youtube.com/c/Toykalem
226 syf.
·10 günde
Kaçımız eleştiriye açığız, hangimiz düzgün dille eleştiri yapabiliyor? Farklı açılardan bakmaya meylimiz ne seviyede? Okumalarımız sıradan okuyalım bitsin şeklinde mi devam ediyor? Yoksa kafamda ne gibi sorgulamalara çığır açtı, ne öğrendim, ne anladım? Hayatıma nasıl uygulayabilirim şeklinde mi? böyle sorularla bence beynimizi yakarak doğruya adım atabilmeye çalışmalıyız .

Eğitim sistemimizin eleştirel okumaya yönelik gelişim göstermemiz adına ne yaptığını sorguluyoruz ve öğrenim hayatımız boyunca düşünmeye, yorum yapmaya, fikirlerimizi açıkça belirtmeye dair yeterince gelişim göstermememizin nedeni yalnızca kendimiz değilizdir diye düşünüyoruz? ve bu konu böylece uzayıp gider diye düşünüyorum.

Kesik kesikliğiyle , bağlantıyı tam yakalayamayan incelememin devamı aşağıda ( eleştirel olabilmek adına yazdım ^_^:D )
-----------------------------------------------------------------------------------------

Eleştiri konusunda fazla eksiğim mevcut olduğu için arayışa girdim kimi eleştirsem diye :P pek tabii okuduklarıma eleştirel bakış açısıyla yaklaşmak en iyi başlangıç sayılabilir diye düşünerek kitabı okumak istedim.

Kısaca bahsedecek olursak:
Yazar kitabı:
1)Okumanın işlevi
2)Okumanın iletişimsel boyutları
3)Öğretici metinleri okuma
4)Yazınsal nitelikli metinleri okuma
5)Şiirleri okuma
diyerek kısımları ayırmış ve her kısma dair önemli isimlerin yazılarıyla destekleyip açıklamalar yapması anlaşılır ve pekişitiriciliğe kuvvetlilik kazandırmış.

Seçilen önemli isimlerden örnekler : Montaigne, Hilmi Yavuz, Bacon, Walter Winkelmann, Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Ferit Edgü, Sabahattin Eyuboğlu gibi böyle uzayıp giden bir derya ile karşılaşıyoruz.

Yazarın başlığa dair bilgiler verip, ardından önemli isimlerin yazılarından kesitler sunup yazıya dair açıklamaları ve sorularıyla düşünmeye, anlamaya yönelik egzersizlerle ısıtıp beynimizi hareketlendirmesi oldukça iyi ^_^

Özellikle ''örnek ve uygulama'' başlığında:; verilen metne dair sorular farklı açıdan bakmaya yönelik , zengin bir soru havuzu niteliğinde. Kendi adıma vakit ayırıp tek tek yanıtlamadım her bir soruyu ama üzerinde düşünüp yanıt bulmaya çalışınca insanı gerçekten geliştirebilecek türden.

Kitabın düzenini beğendim baya ve yazarlara dair verdiği örneklerin uyumu ne kadar emek verildiğinin göstergesi. Eleştirel okumaya dair temel atma açısından kendi çıkarımıma göre ideal olduğunu düşünüyorum.
Ayrıca bence yazarlığa adım atmak isteyenler için yardımcı olabilir , nitelikli adımlar mevcut.

#27920284 bu güzel, doyurucu incelemeye de bakmanızı öneriyorum. ^_^

Kitabı da tavsiye eder, iyi okumalar dilerim ^_^
352 syf.
·2 günde·5/10 puan
Genel olarak anlatma, yazma, ifade etme ile ilgili kitapları fırsat buldukça okuyorum. Emin Özdemir'in Anlatım Sanatı'nı da bu sebeple okudum.

Kitabın Kısa Özeti:
Kitap içerisinde anlatımın dilsel öğeleri (Sesler, sözcükler, cümleler vb.), anlatımın içeriksel öğeleri (Konu, amaç, örüntü vb.), anlatım biçimleri (Yönlendirici, açıklayıcı vb.), sözlü anlatım türleri, yazılı anlatım türleri genel olarak tanımlanmış ve açıklanmış. Bu anlamda hani yazma ve anlatma konusunda hiçbir fikriniz yoksa ve temellerine hakim olmak istiyorsanız içerik güzel denebilir.

Kitabın Dili ve Kurgusuna Dair Yorum:
Kitabın akışı detaydan genele bir şekilde ilerlemiş. Anlaşılma açısından bu tarz kolaylaştırmış. Dili ise oldukça sade. Konuları olabildiğince basit bir şekilde ele almış.

Kitaba Dair Genel Deneyim:
Yazma vb. konularla daha yeni yeni ilgilenirsanız okunabilir. Fakat okuma ve yazma anlamında yol aldıysanız, daha derin ve detaylı bir yorum görmek istiyorsanız yetersiz kalıyor. Bu nedenle okurken çok beslenemedim. İlgilisine tavsiye edilir.

Kitaplara dair videolar ve daha fazlası için; http://www.youtube.com/c/Toykalem
168 syf.
·Puan vermedi
Emin Özdemir dil bilgisi konuları nasıl anlatılmalı sorusuna bu kitabıyla yanıt vermiştir. Kitapta bütün konular yoktur. Ancak yine de mesleğe yeni başlayan öğretmenlerimiz için bir yönerge niteliğindedir. Bu kitabı inceleyip sizler de katkıda bulunabilirsiniz. Dil bilgisi konularını öğrencilerimiz için işkence olmaktan çıkartıp anlama ve anlatma becerileri içerisinde farklı yöntem ve teknikleri kullanarak sezdirebiliriz. Tahtaya sıfat yazıp konuyu anlatmak bir yerden sonra bizim için de eziyet oluyor. Çünkü çocuklardan anlamlı dönütler alamıyoruz. Dersimizi oyunlar aracılılığıyla onlara düşünme sorumluluğu vererek daha eğlenceli kılabiliriz. Bunun için de oturup üretmek gerekiyor. Anlama ve anlatma becerisi gelişmiş, düşünen, sorgulayan, üreten, duyarlı insanlar yetiştirmek için elimizi taşın altına koyup Türkçe öğretiminin sorunlarını çözmeliyiz. Bugünlerde bu kaygıyı duyumsayan meslektaşlarım varsa başlangıç için bu kitabı incelemelerini salık veririm.
226 syf.
İyi bir edebiyat okuru olabilmek için iyi bir edebiyat okuru olan insanların izinden gitmenin önemli olduğunu düşünüyorum. Emin Özdemir de köy enstitülerinin yetiştirdiği, Türk dili ve edebiyatına ömrünü vakfetmiş aydın insanlarımızdan biri. Ara ara okuduğum Eleştirel Okuma isimli kitabını yeni bitirdim. Bölüm sonu soruları nedeniyle bazılarına ders kitabı gibi görünebilir ancak oldukça kısa ve öz, anlatımı akıcı bir kitaptı. Yazar lafı hiç dolandırmadan konuları aktarmış, bunları büyük yazarlardan alıntılarla desteklemiş ve en önemlisi usta kalemlerden seçilmiş metinler üzerinde örneklendirmiş.

Bundan önce okuduğum Kitapları Nasıl Okumalı isimli kitaptan beklediğimi bulamamıştım, nedenlerini de uzun uzun anlattım. İçerik açısından iki kitabın benzeşen yönleri var ancak anlatım açısından çok farklılar. Ben Eleştirel Okuma’nın anlatımını daha samimi ve konuların ele alınış biçimini daha derli toplu buldum. Kitap beş bölümden oluşuyor. İlk iki bölümde okumanın işlevi ve okumaya ilişkin temel kavramlar üzerinde durulmuş. Üçüncü bölümde öğretici nitelikli metinlerin, dördüncü bölümde yazınsal nitelikli metinlerin ve son bölümde de şiirlerin nasıl okunması gerektiği ele alınmış.

Kısacası bu alanda okunabilecek güzel kitaplardan biri olduğunu düşünüyorum. Bir şeyler yazıp çizenler içinse çok daha faydalı olacaktır. İyi okumalar dilerim.

*** Kitaptan “okuma”yla ilgili hoşuma giden sözler ***

Goethe: “Okumayı öğrenmek sanatların en gücüdür. Ben bu işe yaşamımın seksen yılını verdim yine de tam olarak öğrendiğimi söyleyemem.”

Montaigne: “İnsan hayatı denen bu yolculukta benim bulduğum en iyi nevale kitaplardır ve ondan yoksun anlayışta insanlara çok acırım.”

Bacon: “Kitap vardır, ancak tadına bakmak içindir; kitap vardır yutulmak, kitap vardır çiğnenmek, özümlenmek içindir; başka deyimle, kimi kitapların insan ancak bir bölümüne göz atmalı, kimisini baştan sona şöyle bir okuyup geçmeli, pek azını da her ayrıntı üzerinde titizlikle durarak adamakıllı okumalı.”

Antonie Albalat: “Okuma tutkuların en soylusudur. Ekmek nasıl bedeni beslerse o da öylece ruhu besler.”

Çetin Altan: “Okumadığımız için az yaşayan insanlarız. Her hafta bir roman okuyan kişi, her hafta yaşamına bir değişik yaşam katıyor demektir.”

Mina Urgan: “Bazı büyük eserler, adeta iki katlı gibidir. Üst kat, yani düzeydeki kat, çoğunun anlayacağı cinstendir. Eserin asıl büyüklüğünü, alt katın anlamını ise, herkes kolay kolay kavrayamaz.”

Hilmi Yavuz: “Kitabın benim için bazen us, bazen imgelem, bazen de bellek olduğunu biliyorum. Dünya kurmaca ise bunu edebiyat kitaplarından öğrendim; dünya gerçeklik ise bilim kitaplarından. Dünyanın us olduğunu felsefe okuyarak, imgelem olduğunu şiir okuyarak öğrendim. Dünyanın bellek olduğunu bana öğreten de tarihtir.”

Nermi Uygur: “Kim kaçabilir kendinden? Roman bir uyduruksa da insanı insan gerçeklerinden büsbütün ötelere aşırdığı söylenemez. Ben her okuduğum romanla asıl kendime yaklaştığıma inanıyorum."

*** Kitaptan “eğitim”le ilgili hoşuma giden sözler ***

Mehmet Fuat: “Okumanın denetim altına alınması, kitap deyince okul kitaplarının akla gelmesinin neredeyse zorlanması, ilkokuldan yukarı geçebilenlerin de okuma alışkanlığı edinememelerine yol açtı. Sonunda üniversitelerimizden aydınların değil de kafa işçilerinin çıkmakta olduğunu gördük.”

Doğan Kuban: “Yeni yetişen insanlarımıza düşünmeyi öğretmiyoruz. Düşünmeyi bilen insan tipini yaratmadıkça açtığımız okulların büyüklüğü, üniversitelere yerleştirdiğimiz gençlerin sayısı ne olursa olsun eğitim sorununu çözmüş sayılmayacağız."

Adnan Binyazar: “Hemen her çağda, egemen güçlerin baskısı altında, çıkarcı sınıfın bir sömürü aracı olma yolunda geliştirilmiştir eğitim.”

Nurullah Ataç: “Bir toplumda ahlakın ilerlemesini, düzelmesini istiyor musunuz, o toplumda edebiyat, sanat merakını uyandırmaya, geliştirmeye çalışın.”
348 syf.
·8 günde·Puan vermedi
"Okuduğumuz o iyi kitaplar olmasaydı şimdikinden daha kötü durumda, daha uzlaşmacı, daha itaatkâr olurduk. İlerlemenin motoru olan eleştirel ruhun esamesi bile okunmazdı."

Mario Vargas Llosa'nın bu cümlelerinden hareketle kitabının adını koymuş Emin Özdemir. Okuma, yazma, yaratma odaklı yazılardan oluşan bu kitap 5 bölümden oluşmaktadır:
-O İyi Kitaplar Olmasaydı
- Okumanın Gizemli Gücü
-Yazma ve Yaratma Acısı
-Savruluşlar
- Yoğunlaştırılmışlığın Derinlikli Sesi: Şiir

Kitabı benim için değerli kılan en önemli özellik Emin Özdemir'in birikimiyle iyi kitap ve yazarları keşfetmek, yazınsal değeri yüksek yapıtları yeni bir gözle ele almak.

Bu sitedeki insanları birleştiren ortak bir nokta var: OKUMAK. Okumak başlı başına zor bir eylemdir. Okuma ediminin nasıl kazanıldığı, okumanın sürdürülebilirliği, okuma kültürü edindirme süreci, beyin ve okuma ilişkisi, okuma yöntem ve teknikleri gibi okuma ile ilgili pek çok konuda onlarca makale ve çalışma bulabiliriz. Üniversitede yüksek lisans ve doktora düzeyinde verilen "okuma eğitimi" derslerimiz var. Kimileri cehenneminden edebiyat sayesinde çıkıyor, kimileri insanın yüreğine ve zihnine giden ince yollları kitaplarla köprüler kurarak geçiyor. "Bencildir insanoğlu. Kendinden başkasını düşünmez, başkalarının dertlerine, acılarına ortak olmaz. Bizi bu bencillikten edebiyat kurtarır." diyen Ataç da haklı, "Dünyamızı kin, nefret ve şiddet değil; sevgi, güzellik kurtaracaktır. Sevgiyi, güzelliği üreten, besleyip büyüten güçlerden biri de edebiyattır." diyen Dostoyevski de.

Son olarak kimilerini yeni duyduğum kimilerini de okumayı yıllardır ertelediğim iyi kitapları Emin Özdemir gibi iyi bir okurdan duyduğum için not alıyorum.


Huzur
Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu
Sanatın Gerekliliği
Karanlığın Yüreği
Kızıl Darı Tarlaları
İri Memeler ve Geniş Kalçalar
Garp Cephesinde Yeni Bir Şey Yok (Ciltli)
Ses ve Öfke
Eski Ustalar
Doktor Faustus
Ölümün Gölgesi Yok
Tutunamayanlar
Tehlikeli Oyunlar

film: Fısıltılar ve Çığlıklar/ Ingmar Bergman

Hayat kısa, okunacak kitaplar listesi uzun :)
Yasemin
Yasemin Türk ve Dünya Edebiyatında Dönemler Yönelimler'i inceledi.
432 syf.
Emin Özdemir’in Eleştirel Okuma’dan sonra okuduğum ikinci kitabı Türk ve Dünya Edebiyatında Dönemler-Yönelimler oldu. Kendisi bu kitabı Siyasal’daki Basın Yayın Yüksek Okulu’nda verdiği Türk ve Dünya Edebiyatı isimli dersleri için oluşturduğu notlarından faydalanarak hazırlamış. Kendi deyimiyle Türk ve dünya edebiyatının büyük ölçekli bir haritasını çıkarmış. Neredeyse gelmiş geçmiş tüm yazar ve şairlerimizin bir dökümünü yapmış diyebiliriz. Kaynakçası da oldukça nitelikli kitaplardan oluşuyor. Baştan söyleyeyim su gibi okunacak bir kitap değil ama isminin hakkını kesinlikle veriyor.

Yazar Türk edebiyatını ilk ürünlerden başlayıp günümüze kadar dönem dönem ele almış. Modern edebiyatımızı Tanzimat, Servet-i Fünun, Milli Edebiyat ve Cumhuriyet Edebiyatı gibi başlıklar altında öykü, roman, şiir türlerinden örnekler vererek incelemiş. Edebiyatımızın geçirdiği evreleri; tekniğin, konuların ve üslupların nasıl gelişip farklılaştığını göstermiş. Bunu yaparken tarihi perspektifi ve toplumsal değişimleri de mümkün olduğunca yansıtmaya çalışmış. Tiyatro, deneme, günlük, anı ve gezi türlerinde eser verenlere de ayrıca değinmiş.

Dünya edebiyatı kısmında daha az ayrıntıya girerek edebiyata yön veren ana akımlar, önemli yazarlar ve eserler üzerinde durmuş. Dünya edebiyatında da yine destan, ağlatı, güldürü gibi ilk eserlerden başlayarak rönesansçılar, klasikçiler, romantikler, aydınlanmacılar, simgeciler, gerçekçiler, toplumcu gerçekçiler, büyülü gerçekçiler, varoluşçular ve en son postmodernistler şeklinde bir sınıflandırma ile bu akımlara kuşbakışı bir gözle bakmış. Belki tüm dünya edebiyatını öğrenmek için yeterli değil ama başlangıç için güzel bir rehber olduğunu düşünüyorum.

Edebiyatı bir harita gibi düşünecek olursak okuduğumuz yazarın ve eserin neresinde durduğunu anlamanın o kitaptan alınacak faydayı ve keyfi artıracağını düşünüyorum. Benim gibi edebiyat okumalarında kendine bir yön çizmek, rastgele değil daha bilinçli okumalar yapmak isteyenler için bu kitap çok faydalı ve değerli bir kaynak. Ama çok fazla isim ve eserden bahsedildiği için baştan sona duraksamadan okumak yorucu olabiliyor. Bunun yerine yönelinecek döneme veya yazara ilişkin kısımların okunması ve ona göre bir yol çizilmesi kitaptan alınacak faydayı artıracaktır.

İyi okumalar dilerim.
280 syf.
·9/10 puan
Daha önce pek çoğumuzun okuduğu, gerek Türk edebiyatından gerekse dünya edebiyatından pek çok kitabın, okurken yüreğimize dokunmuş karakterleri ile bu kitapta yeniden karşılaşıyoruz. Yazarımızın onlar ile yaptıkları söyleşilere misafir oluyoruz.
Kurmaca Kişiler Kenti sakinleri seçilmiş özel karakterler, herkes bu kente kabul edilmiyor. Kitabı okuduğunuzda siz de bunun nedenini anlayacaksınız. .
Bu kitap aynı zamanda bir açık hava müzesi gibi. Her karakteri ve hikayesini anlatan resimler, yontular ve şiirler yer alıyor. Tam bir edebiyat ve sanat zenginliği sunuyor biz okurlara. .
Peki kimler ile karşılaşıyoruz bu kentte. Suç ve Ceza'nın başkişisi Raskolnikov, Huzur'un Mümtaz'ı, Tutunamayanlar'ın Selim Işık'ı Kuyucaklı Yusuf, İnce Memed, Budala, Dön Kişot, Anna Karenina, Madam Bovary, Oblomov, Kaptan Ahab, Will Liman, Zebercet ... daha kimler kimler..
.
Tüm kitapsever dostlarıma bu kitabı okumasını tavsiye ederim. Bu kitabı okuduktan sonra daha önce okumadığım ve okumam gerektiğini düşündüğüm kitaplar belirledim. Diğer taraftan da okuduğum kitaplardaki karakterleri Kurmaca Kişiler Kenti'nde de okuyarak; gerek psikolojik, gerek sosyal ve kişisel yönleri ile daha iyi değerlendirdiğimi düşünüyorum.

Yazarın biyografisi

Adı:
Emin Özdemir
Unvan:
Türk Akademisyen, Dil Araştırmacısı, Yazar
Doğum:
Kemaliye, Erzincan, Türkiye, 1931
Ölüm:
Ankara, Türkiye, 1 Eylül 2017
Dilci, sözlükçü, Türk dili araştırmacısı, deneme yazarı (1931, Kemaliye / Erzincan – Ö. 1 Eylül 2017, Ankara).
Pamukpınar Köy Enstitüsünden sonra Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü (Gazi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü)’nü (1953) bitirdi. Bitirdiği bölüme asistan ve öğretim görevlisi (1957) oldu. Milli Eğitim Bakanlığınca açılan bir sınavı kazanarak Amerika’ya (1960) gönderildi. Columbia ve Indiana üniversitelerinde “değişik düzeylere göre metin hazırlama ve anlatım teknikleri” konusunda (1960-1963) eğitim gördü. Hacettepe Üniversitesi Temel Bilimler Fakültesi Temel Türkçe Bölümünde bölüm başkanı ve öğretim görevlisi olarak (1968-1972) çalıştı. 1974’te Ankara Üniversitesi Basın ve Yayın Yüksek Okulu (İletişim Fakültesi) öğretim görevliliğine geçti. Bu görevinden emekliye (1996) ayrıldı.

TÜBİTAK’nin Bilim ve Teknik, Bilim Çocuk dergilerinde yayın danışmanı olarak (1997) görev aldı. Bu görevlerini sürdürürken Türk Dil Kurumunun çalışmalarına etkin biçimde katıldı. TDK’nin Yönetim ve Yürütme Kurulu üyeliklerinde bulundu ve Terim Kolu Başkanlığını (1966-1983) yaptı. Yaklaşık 1 yıl kanser tedavisi gören Emin Özdemir, 1 Eylül 2017 gece saatlerinde, 86 yaşında iken hayatını kaybetti.

Emin Özdemir’in dil yazıları, deneme, eleştiri ve makaleleri 1949 yılından itibaren Varlık, Kaynak, Pazar Postası, sürekli olarak Türk Dili, Sanat Olayı, Çağdaş Eleştiri, Türkiye Yazıları, Çağdaş Türk Dili dergilerinde yer aldı. Türkçenin özleştirilmesi, geliştirilmesi ve zenginleştirilmesi savaşımını sürdürdü. Bu bağlamda edebiyat yapıtının dille ilişkisi, dilin işlevi ve kullanım düzeyleri, toplumsal yapıyla bağları gibi sorunları ele aldı. Dil ve edebiyatla ilgili pek çok seminer ve sempozyuma
katılarak bildiriler sundu. Edebiyatçılar Derneği ile Dil Derneği üyesidir.
“Kırk sekiz yıllık öğretmenliğini bilimsel çalışmaları, yazınsal yapıtlarıyla yücelten Emin Özdemir, ustalıkla kullandığı öz Türkçeden hiç ödün vermemiştir.

Yazar istatistikleri

  • 38 okur beğendi.
  • 488 okur okudu.
  • 34 okur okuyor.
  • 456 okur okuyacak.
  • 17 okur yarım bıraktı.