Emine Seçeroviç Kaşlı

Emine Seçeroviç Kaşlı

Yazar
8.6/10
47 Kişi
·
106
Okunma
·
3
Beğeni
·
667
Gösterim
Bosna Hersek halkı, tüm zorluklara rağmen ayakta kalabilmiş, pes etmemiş kahraman bir halktır.
... Türk askerleri de gelen geçene o çikolatadan dağıtıyordu. Yani anlayabiliyor musunuz, ... Diğer askerlere olduğu gibi bir çikolata için dilenmem gerekmiyordu. ... Her zaman güler yüzlüydüler. Onlarla ne zaman karşılaşsam gulumserdim, tabi onlar da gülerdi. Zamanları varsa durup konuşurlardı. Hiçbir şey vermezlerse bilirdim ki yanlarında yok. Çünkü olduğunda her zaman çıkarıp verirlerdi.
" Dağda olanlar bombalarıyla, kurşunlarıyla bizleri öldürebilir, ama inancımızı öldüremezler. "
" Çocuk olarak yaşananları anlamam imkansızdı. Sadece artık her şeyi doğal kabul etmeye başlamıştım ki,
bu da savaşın en acı haliydi. "
21. yüzyıla yaklaşırken dünyanın seyirci kaldığı bir soykırım.
Boşnaklar ; bir arada yaşadıkları , komşuluk ettikleri Sırplar tarafından sırf Müslüman oldukları için insan aklının alamayacağı ve vicdanının asla kabullenemeyeceği yöntemlerle işkencelere uğrayıp katledildiler!
Sırp çocukları doğuracaksınız diye tecavüze uğradılar !
Kitabın kapağında ''Bosna Savaşında Çocuk Olmak'' yazıyor. Bu bir savaş değildi!
Bu bir etnik temizlikti...
Bu bir katliamdı,soykırımdı !

Onurlu şehir Bosna.
Keskin nişancıların hedefi olmamak için zikzak çizerek okula giden ,katliamın kirli yüzüne tanıklık eden çocuğun hikayesi !
"KURŞUNLARIN DA RENGİ VAR" adlı kitabı Bosna Herseğin kurulduğu zamandan ( 1992 ve 1995) yıllına kadar ilerleyen savaşta ölen insanların ne gibi psikolojik bir savaş ve can kaybının yaşandığını ve bir kız çocuğunun o zaman da ne yaşadığını anlatan bir kitap okuyunca duygulandım ve bir nebze o insanların yerdinde olmadığım için şükrettim kitabı okumanızı tavsiye ederim .
Bosna, renkli insanı ve nefes kesen kültürüyle adeta bir şiir... Osmanlı-İslam kültürüyle tanımalıydık onları, sevdalinka dinlemeliydik ama aşağılık insanoğlu işte dost, komşu bildikleri sırtından vurdu Boşnakları. Onurlu direnişlerine rağmen ne yazık ki soykırıma uğradılar, yurtlarından koparıldılar. En kötüsü de bütün dünya buna seyirci kaldı. "Biz bağırdıkça dünya bizden vazgeçiyordu sanki. Farkındaydık, terk edilmiştik."

Emine Seçeroviç, vatan aşkıyla tutuşan Boşnak bir gazeteci. Sadece anlamamızı, hissetmemizi arzulayarak savaşın ortasında bir çocukken yaşadıklarını anlatıyor bize. Abisini şehit veriyor nefret dahi edemiyor, kızıyor sadece. Çocuk işte halkını hedef alan kurşunların rengine takılıyor gözü. Bu masumluk karşısında ölen insanlık için gözyaşı dökebiliyorsunuz ancak. Bir röportajında bugünkü insanlığı, mülteciye bakışı çok güzel anlatıyor Emine hanım. "Pastane vardı, tam bizim balkona bakıyordu. Oyun sırasında çocuklar pastaneye dondurma yemeğe giderdi. Bende para olmazdı, baba Bosna'daydı hala, eve kaçardım, balkondan izlerdim onları. Bir gün pastaneci eve bir kase dolu dondurma gönderdi. Allah'ım nasıl bir mutluluktu ... Bugün mültecilere karşı olanlara bakılırsa benim ne o şekerlere, ne de o dondurmaya hakkım vardi. Belki ancak bir mülteci çadırı hakkımdı."

Türk askerine de yer veriyor satırlarında. O kadar gururlandım ki. Nerede bir mazlum varsa Türk orada olmuştur diye boşuna demiyorlar. Kendisine kucak açan Türkiye'ye, insan değeri veren Türk insanına büyük bir sevgisi var. "Türkiye de benim vatanım, Boşnak olduğum kadar da Türküm."
Öyle edebi bir dili yok finali de yarım bırakılmış gibi ama lütfen okuyun. Sadece insan olduğunuz için okuyun.
Sadece sevgi ve mutluluk bilen bir çocuğun savaşla tanışması ve birden değişen hayatı. ..Silahla bomba ile barutla şarapnel parçalarıyla tanışması . dışarda seksek saklambaç oynamak varken şarapnel parçalarıyla oynamak zorunda bırakılması . Okula giderken kurşunlara yakalanmamak için zikzak çizen çocuklar ..tüğler ürperten olaylar . Savaşın olgunlaştırdığı bir Bosna çocuğunun savaşta yaşadığı duyguları anlatan güzel bir kitap .
Soykırım, vahşet ve zulmü yaşadılar.. Medeniyet ve hümanizmin merkezi olan Avrupa’nın orta yerinde.. Tarihlerden bir tarihte değil 20. Yüzyılın son yıllarında.. Bir halk bütün dünyanın gözleri önünde sistematik bir şekilde katledildi.

Kurşunların da Rengi Var; o yıllarda bir çocuğun gözünden savaşın ne olduğunu anlatıyor bizlere… Savaş başladığında yedi yaşında olan Emine Şeçeroviç yaşadıklarını yalın bir dille aktarıyor, dramatize etmiyor. Bir çocuğun gözünden bakıyor savaşa ve kayıplara.

Boğazınızda düğümle okuyorsunuz her satırı. Her bir satır aslında bugün de farklı bir coğrafyada yaşananları anlatıyor aslında. Değişen hiçbir şey yok hala. Bir yerlerde olan yine mazlumlara oluyor.

Bir sabah uyandıklarında komşularının kendilerine ateş ettiklerini gördü Boşnaklar. Sırf Müslüman oldukları için bir savaşın tarafı oldular, topyekün yok edilmek için üstlerine çullanan Sırp kasaplarına karşı hiçbir şeyden herşeyi yaparak mücadele ettiler, dik durdular ve asla esir olmadılar.

1992; kötü, uzun bir rüyanın başladığı yıl oldu onlar için. Her sabah yüzüne baktığınız komşunuz bir sabah size silah doğrultmuştu ve bütün dünya tiyatro oyunu seyreder gibi seyretmişti.

Satırları okurken Küçük Emine ile birlikte sizde bombaların patladığı anda bodrumlara kaçıyorsunuz. Bir bayram sabahı yerle bir edilmiş evinizde hayallerinizi bırakıyorsunuz. Savaş öncesinde birlikte oynadığınız arkadaşınızın babası sizi yok etmek için dağa çıktığında siz de onun ailesiyle birlikte geride kalıp onun attığı bombadan birlikte saklanıyorsunuz.

Bütün bunlar olurken Boşnakların hayatı devam ettirecek şeyleri bulma konusunda nasıl mahir olduğunu da görüyorsunuz. Başlı başına bu bile yıkılmamanın direnmenin anahtarıydı. Ateş edenlere inat Boşnaklar hayatlarına devam etmişlerdi.

Kitabı okurken yaşadığımız hayata olan inancınızı tekrar tekrar sorgulayacaksınız. Bazı şeyleri kolay elde etmiş olmamız onları bizim yapmıyor. Bunun için mücadele edenlere borçlu olduğumuzu unutmamamız gerekiyor. Bu dünyadan göç edenlere rahmet olsun… Emanetleri emanetlerimiz olsun….
Bu kitabı arkadaş tavsiyesi üzerine almıştım.Okumaya başladığım andan itibaren tüylerim diken diken oldu.Bir çocuğun savaş halinde neler yaptığı,düşünceleri,bir anda olgunlaşmak zorunda oluşu... ve daha birçok şey.Bosna savaşını yakından tanımak ,bilmek isteyenlere tavsiye kitaptır.İnsan okudukça haline şükrediyor.Sadece Bosna değil şu anda birçok çocuk bunları yaşıyor.Belki bu kitabı okumak, günümüzdeki çocukları daha iyi anlamamızı sağlar.
“çocuk savaşta da çocuktur.”
kuru pencere önü dolusu çiçek, kayalardan taşlardan inadına yaşayan yeşiller, bulut dolu umut dolu mavi gök, savaş sonrası harap olmuş yeryüzünde secdeye varan alın, bomba artıklarıyla oynayan çocuklar, gaz bombaları içinde çiçek yetiştiren filistinli kadın, üstü başı toz içinde gülüşen çocuklar, yardıma muhtaç iken yardım eli uzatan kahramanlar, mutlu ederek mutlu olabilen nâdide insanlar, damla damla aheste aheste akan suyun taşta oluşturduğu minik oyuklar, asfalt ortasında koca heybetiyle başkaldıran ağaç. ve daha nicesi. “kurşunların da rengi var” diyen koca yürekli çocuğun koca yüreğinden de büyük umudu!
bitmek bilmeyen umudun, inancın, iyiliğin; zulme, soykırıma, hainliğe başkaldırış hikayesi.
küçük bir kız çocuğu gözünden, gönlünden, umutlarından, oyunlarından “haksız savaş”ı anlama gayreti, hiç yitirmediği inancı, umudu, ellerinden kayıp gitmesine izin vermemek için direndiği masum çocukluğu.

92-95 yılları arasında gerçekleşen hain, haksız, vicdansız saldırılarla bosna katliamı, yedi yaşındaki amina’nın kalbinden kalbinize bitmeyecek bir yol ile ulaşacak. gözyaşlarınıza hakim olamayacaksınız, ki olmayın da. kitabı okurken tahayyül etmeye çok zorladım kendimi, yedi yaşlarında bir kız olabildim mi muâmma. onun da deyimiyle “bilmek başka, düşünmek başka, yaşamak bambaşka.” olduğundan asla yerini tutmayacaktır.
bosna ziyareti nâsip olmuştu, her cümleyi okurken zihnimde bosna’yı sarajevo’yu mostar’ı ve “umut tüneli”ni tekrar tekrar canlı tutmaya çalıştım. tünelden amina ve annesi ile bir daha geçtiğimi hayal ettim. zamandan mekândan soyutlayan o güzel mostar’da yürürken taşlarının birer birer suya düşüşünü hayal ettim. yıkıldım. sadece zihnimde ve gözyaşlarımda yaşadığım bu buhran onların hayatı, gerçeğiydi.
amina’nın cümlelerini okurken aklıma alija’nın da savaş sırasında yazdıkları geliyordu. boşnaklar sırp ve hırvatların arasında direnirken, onun da gayreti, duası, koca endişesi, görüşmeleri bir bir buluşturmaya çalıştım, amina ile alija’yı.

ne demişti alija,
“ne yaparsanız yapın, ama soykırımı unutmayın. çünkü unutulan soykırım, tekrarlanır!”

kitabın yazarı aynı zamanda kahramanı olan amina, soykırımın unutturmamak için yazdı.
her manada oku’malıyız. amina’yı, annesini, babasını, yeşil berelisini, küçük ağabeyini, bosna’yı, boşnakları, alija’yı, mücadeleyi, inancı, teslimiyeti, umudu, zulmü, soykırımı okumalıyız.
unutmamalı, unutturmamalıyız.
“bir tek Allah’a inancımız vardı.” bu inanç ile...
Amina Seçeroviç kaç yaşında yazdı bu kitabı bilmiyorum ama "bir çocuk savaşçı" olarak ne kadar beylik laflar edebilirse hepsi 170 sayfanın arasında. Benim okurken hazmedemediğim çok şey oldu. Herkesin kendinde kutsallaştırdığı şeyler vardır. Bende ise, çocuklar kırmızı çizgidir. O sebepledir bendeki bu hazmedememe, yedirememe, katlanamama...

Kocaman bir sorumluluk hissinin karşılığı bu kitap. Bunu kitabını şehit abisini ithaf etmesinden hemen en başta anlamanız mümkün. Ama bir çocuk "Dinledikçe büyüyordum. Büyüdükçe de yaşadıklarımı unutmayacağıma dair söz veriyordum. Söz verdikçe de daha çok yaşamayı istiyordum ve Allah'a dua ediyordum." (sayfa 70) diyebilecek kadar nasıl katledilmiş olabilir? Yahu 7 8 yaşında bir çocuk nasıl olurda Allah'a dua ederken büyüyüp herkese anlatabilmek için çok yaşamayı ister? Bunu nasıl akıl edebilir bir çocuk? Katledilen bedenlerden çok, katledilen çocukluk, çocuk zihinleri; çok ağır geliyor bana, kaldıramıyorum...
Düşman savaşa hazırlanırken ruhumuz bile duymadı diyor Amina hanım, çünkü onlar dostlarıydı, komşularıydı... Hatta Sırplara hiç 'siz' demediklerini, o gözle bakmadıklarını söylüyor. Tanımlaması olmayan bir savaş bu. "Hatta savaşta bile babası dağa giden Sırp çocuklarıyla birlikte yaşıyorduk." (sayfa 57) Sonrası katliam işte. Çok yönlü; maddi manevi... "Hiçten her şey yaptık, hiç silah tutmamış insanlardan ordu, su borularından silahlar, mercimekten çorba, börek, kızartma yaptık." (sayfa 7)

Amina hanım kendisini savaşı 'normal' yaşamış bir çocuk olarak tanımlıyor. Ama kitabı okuyunca bu nasıl normallik kardeşim? diyesiniz geliyor elbette. Ama asıl sorulması gereken soru: Bunlar normalse, normal olmayan hali nasıl? Mesela normal bir çocuk oyuncaklarla oyun oynar ama Bosna'nın çocukları dağdaki keskin nişancılarla oyun oynuyordu: Oyunun adı da kurşunlardan kaçmaca... "Gerçeğimiz de savaştı, oyunlarımız da..." (sayfa 89)
Birkaç satır daha:
*
"Dağda olanlar bombalarıyla, kurşunlarıyla bizleri öldürebilir, ama inancımızı öldüremezler." (sayfa 51)
*
"Ya ateş etselerdi kaçabilir miydim, diye sorardım kendime.
Ya vursalardı, acı çeker miydim?
Sokaklarda ölen diğer çocuklar acı çekmişler miydi?
İlla hepimizin ölmesi mi gerekiyor? Ben de ölecek miyim?" (sayfa 87)
*
"Dayım yavaşça, 'haydi haydi, durmayın' deyince, tüneli geçerken 'haydi koşun' diyen asker geldi aklıma. O an 'haydi' kelimesini sevmemeye başladım, çünkü artık sadece kaçmayı, saklanmayı ifade ediyordu benim için." (sayfa 162)
*
"Annem nerede, dayım nerede, vuruldular mı, hiçbir şey bilmiyordum. Ben de vurulsam da artık bitse tüm bunlar, diye geçiriyordum aklımdan. Kurtuluşu ölümde götürüyordum. Belki de ilk kez ölmeyi istiyordum." (sayfa 166)
#kitapyorum

Kitap bir çocuğun gözünden Bosna savaşını anlatıyor fakat Bosna savaşına dair en son okunacak kitap bu olur kesinlikle. Resmen ticari amaçlı çıkarıldığı belli. Yazar gazetecilik de yapıyor kitabı kendi gözünden anlatmak yerine savaşın gerçek kahramanları ile röportaj tadında yapabilirdi. Ayrıca kitabın sonu bile yok bağlanmamış havada kalmış. Kısacası kitapsız kaldınız ve elinizde sadece bu kitap varsa okuyun derim.
Çok güzel bir kitap en iyisini beğendim ayrıca ben bu kitaptan bayıldım bundan daha güzeli yoktur inşallah.....................................................

Yazarın biyografisi

Adı:
Emine Seçeroviç Kaşlı
Unvan:
Yazar

Yazar istatistikleri

  • 3 okur beğendi.
  • 106 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 65 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.