Emma Goldman

Emma Goldman

Yazar
8.8/10
154 Kişi
·
532
Okunma
·
209
Beğeni
·
11225
Gösterim
Adı:
Emma Goldman
Unvan:
Litvanyalı Anarşist Yazar
Doğum:
Kaunas, Litvanya, 27 Haziran 1869
Ölüm:
Toronto, Kanada, 14 Mayıs 1940
Emma Goldman, (d. 27 Haziran 1869, Litvanya – ö. 14 Mayıs 1940, Toronto) Anarşist yazar. 20. yüzyılın ilk yarısında ABD veAvrupa'da anarşist görüşün yayılmasında ve gelişmesinde büyük bir rol oynamıştır.

Hayatı ve düşünceleri
Çocukluk ve gençlik dönemi

Emma Goldman 27 Haziran 1869'da, Rusya kontrolündeki Kaunas, Litvanya'da Yahudi bir ailenin kızı olarak doğdu. Emma daha 13 yaşındayken aile St. Petersburg'a taşındı. Bundan kısa süre önce 2. Alexander öldürülmüştü ve siyasi bir baskı olan ortamda Yahudiler çeşitli katliamlarla karşı karşıya kalmaktaydılar. St. Petersburg'a gelişlerinden sadece 6 ay sonra Goldman okulu bırakıp çalışmak zorunda kaldı, ailesi maddi sıkıntılar yaşıyordu. Bir fabrikada çalışmaya başlayan Emma devrimci düşüncelerle ilk kez burada karşılaştı. Fabrikada eline geçirdiği Çernişevski'nin "Nasıl Yapmalı?"[1] isimli eseri onu derinden etkiledi. Bu eser ileride filizlenecek anarşist fikirlerinin tohumlarını ekmekle kalmadı, hayatını istediği gibi özgürce yaşaması konusundaki fikirlerini de güçlendirdi. 15 yaşlarına geldiğinde babası onu evlendirmek istedi fakat o karşı çıktı ve evlenmedi. 17 yaşına geldiğinde ise, ailenin kararıyla, kız kardeşi Helene'le birlikte, diğer kardeşleri Lena ile yaşamak için Rochester, New York'a (ABD) göç etti. Burada bir tekstilfabrikasında birkaç yıl çalıştı. 1886'daki Haymarket Olayı'nın neticesinde dört anarşistin asılması Emma'nın anarşizmle ilgilenmesine yol açtı. 1887'de yine fabrika işçisi olan Jacob Kersner ile evlendi. Fakat anarşist harekete girişi ile bu evliliği kısa sürdü. Ailesi ve kocasını terk ederek önce New Haven,Connecticut'a sonra New York City'ye gitti.

New York ve tutuklanmalar

New York'ta Alexander Berkman ile tanıştı ve beraber yaşamaya başladı. Berkman o dönemlerde ABD'deki anarşist hareketin önemli figürlerindendi. 1892'de Berkman ile Henry Clay Finch'e suikast planları yaptılar, fakat bu planları başarısızlıkla sonuçlandı. Henry Clay Finch suikast girişiminden yaralanarak kurtuldu, Berkman 22 yıllık hapis cezasına mahkûm edildi. 14 yıl hapiste kaldıktan sonra 1906 yılında salıverildi. Başarısız suikast girişiminden sonra Berkman'ını savunmak için elinden geleni yaptı, fakat bu girişimleri devletin, resmi otoritelerin ona karşı cephe almasına yol açtı. Bu sıralarda Hippolyte Havel ile dostluk kurdu. 1893'de işsizleri güç kullanarak otoritelere karşı gelmeye (zor kullanarak ekmek almaya')kışkırttığı için tutuklandı. Tutuklanmasına neden olan bu söylemi "İş isteyin. Eğer iş vermezlerse, ekmek isteyin. Eğer ekmek vermezlerse, ekmeğinizi alın." zamanla ünlü bir söylem olmuştur. Blackwell Adası (Blackwell's Island) cezaevinde bir yıl tutuklu kaldı.

8 Eylül 1901'de, Chicago'da, dokuz kişiyle birlikte tekrar tutuklandı. Tutuklanma nedenleri Başkan McKinley'in suikasti idi. Leon Czolgosz isimli münzevi bir anarşizm sempatizanı McKinley'i birkaç gün önce vurmuştu. Aslında olaylarla ilgisi olmayan Goldman ve diğer dokuz kişinin tutuklanmasının nedeni anarşist hareketin halk nezdindeki itibarını sarsmaktı. Delil yetersizliğinden Goldman 24 Eylül'de serbest bırakılırken, olayın faili Leon Czolgosz suçlu bulundu ve idam edildi. 1910 yılında "Anarşizm ve Diğer Makaleler" isimli kitabı yayımlandı.

Emma Goldman 11 Şubat 1916'da tekrar tutuklandı. Bu sefer tutuklanma sebebi dağıttığı doğum kontrolü hakkında bilgilendirici dokümanlardı. Fakat hayatında bir dönüm noktası olan tutuklanması 1917 gerçekleşti. Berkman ve Goldman, Zorunlu Askerliğe Hayır isimli kurdukları birlik ve Birinci Dünya Savaşına karşı düzenledikleri gösteriler nedeniyle tutuklandılar. İki yıl hapsedildikten sonra Amerikan vatandaşlığından azledilerek Rusya'ya sürüldüler.

Rusya'daki günleri ve Bolşevikler

İlk enternasyonal'deki anarşist ve komünist ayrılığına rağmen, Rusya'ya vardığında Goldman Bolşeviklerin tarafında yer aldı. Fakat 1919'da Berkman ile ülkeyi gezerken tanık oldukları politik baskı, bürokrasi ve zorunlu çalışma Bolşeviklere olan sempatilerini yok etti. Hayal kırıklığı ile Aralık 1921'de Rusya'yı terk etti. Dönemin Rusya'sı ve Bolşevikler hakkındaki görüşlerini "Rusya'daki Hayal Kırıklığım" ve "Rusya'daki İlave Hayal Kırıklığım" isimli eserlerinde belirtmiştir. Ayrıca, Rusya'da tanık olduğu yoğun şiddet ve güç kullanımı onun şiddete ve güç kullanımına olan fikirlerinin farklı bir boyut kazanmasına neden oldu. Şiddetin toplumsal (sosyal) dönüşüm sürecinin (istenilmese de) zorunlu bir parçası olduğunu kabul etmekle beraber, şiddetin toplumsal mücadelenin yegane ve en önemli aracı olarak kullanmasına karşı çıktı. Ona göre şiddet "çarpışma sırasında bir savunma aracı olarak başvurulabilecek" bir şeydi. Ayrıca bu düşüncesi ilk zamanlarda savunduğu "amaç aracı haklı çıkarır" fikrinden ayrıldığının göstergesiydi.

İspanya ve ölümü

1921'de İngiltere'ye gitti. Sürgün edilebileceği haberlerini duyulunca İngiliz vatandaşlığına girebilmesi için bir maden işçisi kendisine evlenme teklif etti. İngiliz pasaportuyla birçok ülkeyi gezebilme fırsatı buldu. 1928'de Saint-Tropez'e taşındı, 1936'ya kadar burada yaşadı. Bu arada, 1931'de "Hayatımı Yaşarken" isimli otobiyografisini yayımladı. 1936'daİspanyol Devriminin başlamasından kısa bir süre önce Berkman intihar etti. Emma Goldman ise aynı yıl, 67 yaşında, İspanyol Devrimine katılmak için İspanya'ya gitti. CNT-FAI'li anarşistlerin 1937'de koalisyon hükümetine katılmalarını, giderek güçlenen komünistlere savaş faaliyetinin daha iyi yürütülebilmesi için taviz vermelerini onaylamadı. FaşizminAvrupa'daki yükselişi karşısında büyük bir üzüntü duysa da düşüncelerinden taviz vermeyi reddetti.

Emma Goldman 14 Mayıs 1940'da, Kanada'nın Toronto kentinde öldü. Chicago'da, Haymarket İsyanı sonucu asılan anarşistlerin gömüldüğü yerin yakınına gömüldü.
Dante'nin Cehennem'e atfettiği bir veciz lafı, evlilik için de aynı derecede geçerlidir: "Buraya giren herkes, bütün umutlarını dışarıda bırakır."
Emma Goldman
Sayfa 23 - Agora Kitaplığı, 1.Basım, 2006, Çeviri: Necmi Bayram
Yılan bir türlü şahini anlayamamaktadır. ''Niçin bu tozun toprağın içinde karanlıkta kalmıyorsun da göklerde süzülüp cennete uçmaya niyetleniyorsun?'' diye sorar ona. ''Seni orada bekleyen tehlikeleri, pusuya yatmış olan gerilimleri ve fırtınaları bilmiyor musun, seni avlayıp hayatına son verecek olan avcının silahını görmüyor musun?'' Fakat şahin, yılanın söylediğini iplemez. Kanatlarını çırpar ve gökyüzüne doğru yükselir, cennete doğru uçtukça zafer şarkıları söylediği duyulmaktadır. Günlerden bir gün yılan şahini yerde görür; kalbinden akan kanlarla yere serpilmiştir. Yılan, ''Seni sersem, seni uyarmıştım,'' der hemen ona, ''sana burada, karanlıkta, tozun toprağın içinde güvenlikte kalmanı söylemiştim, kimse zarar veremezdi sana burada.''
Şahinse, son nefesini verirken söyler söyleyeceğini: ''Ben semaya çıktım, göz kamaştırıcı tepelerin üstünden uçtum, ışığa baktım, yaşadım, hayatımı yaşadım!"
Emma Goldman
Sayfa 5 - Agora Kitaplığı,1.Basım, 2006, Çeviri: Necmi Bayram, Maksim Gorki'nin Yılan ve Şahin adlı şiirsel metninden
Kadının bir cinsel meta olarak yetiştirildiği, böylelikle cinsiyetin anlam ve öneminin yok sayıldığı kabul görmüş bir gerçektir. Bir kız kendisini nasıl koruyacağını bilememektedir. Bu du­rumda, fuhuş karşısında kolay bir av olmasına ya da cin­sel haz uğruna başka türde bir aşağılayıcı ilişkiye kapılma­sına şaşırmamak gerekir.
"Bugün dünyada ne özgürlük var,ne de güvenlik: Zengin olsun,yoksul olsun, hiçbir insan, dünya üzerinde tek bir köle kalmayana dek güvende değildir."
İnsanın düşündükleri ve yaptıkları o iyi ve gü­zel olan ne varsa, bunların hepsi hükümetlere rağmen var­dır, hükümetler sayesinde değil.
"Eğer hayatımı bir kere daha yaşamak zorunda kalsaydım,tıpkı herkes gibi,minnacık ayrıntıları değiştirmeyi dilerdim tabii.
...
Ben hayatımı yaşadığım gibi tekrar yaşardım."
Emma Goldman
Sayfa 138 - Agora Kitaplığı /"Hayatım Yaşamaya Değer miydi?"
144 syf.
"On beşime geldiğimde karşılıksız bir aşka tutuldum ve bunun acısıyla bir ton sirke içerek romantik bir yoldan intihar
etmeyi düşledim. Aşkımdan intihar etmenin beni mezarımda uçuk ve ilginç, solgun ve şiirsel göstereceğini düşün-
müştüm; ama on altıma geldiğimde daha görkemli bir ölümde karar kıldım. Ölene kadar dans edecektim.

Özgürlük ve adalet uğruna adanmış bir hayat , anarşizmin öncülerinden Emma Goldman~
Etkinlik vasıtasıyla okudum her zaman ki gibi !bilinçli olarak seçilmese de iyikide okudum dediğim kitaplardan ,sayfa sayısı sizi yanıltmasın hem içeriği zengin hemde göz ardı edilen sorunlara dokunmuş yazarımız!
Anarşizm; özel mülkiyet toplumda baskı kaynağı ve devleti onun bir aracı olarak gören bunların ortadan kalkmasıyla insanın özgürleşeceğini öne sürer.
Tanımıyla başladım çünkü toplum olarak bu tür kelimere karşı hep önyargıyla yaklaşıyoruz.
Mesela benim femnizmi bu zamana kadar erkek karşıtı bir hareket olarak sanmam gibi,önce kendimi eleştirmeliyim ki iğneyi kendime çuvaldızı başkasına batirabileyim degilmi ama!

Çocukken ne kadar güzelse hayat büyüdükten sonra okadar acı oluyor çünkü bizimle beraber günahlar ve yasaklarda çoğalıyor ve biz büyüdükçe kelepçelerimizde bizimle büyüyor.
Toplumun , ailenizin bakışları değişiyor , hareketlerinizle ve giyim kuşamınızla göze batmaya başlıyorsunuz.Okurken hayal kırıklığı yaşadım :-(yaşadığım hayatla yüzleştim,bazen farkında olmasamda ne çok şeyi göz ardı etmişim öyle, tabi yazara da hayran kaldım kendine sunulan hayattan ziyade kendi yolunu belirlemesi büyük cesaret gerçekten:-|
Neyse kitap yazarın görüşlerinden oluşuyor ben bazılarını belirticem sadece, size tavsiyem okurken önyargınızı bir köşeye koyup okumanız çünkü görüşleri katı gelebilir bizim yaşadığımız topluma aşırı ters!

Evliliğe karşı çünkü toplumun evlilige yaklaşımıyla, kendisinin birliktelik anlayışı pek örtüşmüyor ,kadının toplumdaki yerini düşününce hak veriyor insan çünkü kadına sadece bir beden yada çocuk sahibi olmak için bir adım olarak görüldüğü için hak veriliyor ister istemez ,bu şekilde düşünmeyenler üstüne alınmasın ama bu böyle kimsede kusura bakmasın!
Bebekliginden beri evlilik hayaliyle büyüyen kız çocugu evlenip çocuk sahibi olduğunda beklentileri de karşılanmadığında hayal kırıklığına uğruyor ve boşanma davaları da kacılmaz oluyor tabi, olan kadın ve çocuğa oluyor herzamanki gibi!
Hep savunmasız ve haksız kadınlardır ne koşulda olursa olsun ,negatif olmak istemem ama sorunları dile getirmemek o sorunun olmadığı anlamına gelmez ne kadar bilinçli olursak okadar güçlü dururuz hayatta!
Toplumsal sorunlara yaklaşımlarına gelirsek sorunu çözmek yada derinine inmek yerine yasaklar konup maddiyata çevriliyor ve buda şehir eskiyalarına fırsat veriyor, ver parayı çık dışarı aynen durum bu!
Çünkü kapitalist sistem bunu gerektiriyor bu sistemin ayakta kalması için her türlü parasal durumun ülkede barınması gerekiyor.
Dönder çarkı kimse duymasın hesabı oh ne güzel ,ben uydurdum şimdi oldu sanki neyse benden bu kadar sağlıcakla kalın:-)etkinliği yapan oblomov klonuna teşekkür ederim

İyi okumalar:-)
144 syf.
·Beğendi
Beni ben yapan kitaplardan biridir Emma Goldman'ın Dans Edemeyeceksem'i.

Otoritenin olanca çekimine karşı kendini içinde yaşadığı anarşist düşünce uğruna bütün kurumlardan hatta açık açık eleştirdiği evlilik kurumundan dahi soyutlayabilmiş, "Boynumda inciler olmasını, masamda güller olmasına yeğlerim diyebilmiş" ve bu hayat öğretisini ölümüne kadar uygulayabilmiş güzel, cesur ve yürekli insan: Emma Goldman

Anarşizmin kadın peygamberi ya da Zeyna'sı.

Kitap sadece Rus devriminin bir eleştirisi değil, içinde kadının olmadığı, kadının özgürlüğüne dair hiçbir şey söylemeyen, kurumları ve bürokrasi ağını başka adlarla devam ettiren devrimlere yönelik ağır bir eleştiri olmasının yanında kapitalizme, din kurumuna, evlilik kurumuna, askerlik kurumundan militarizme, ahlak fetişizmine yönelik bir tür anarşist saldırı.

Kendini özgür hisseden, içinde yaşadığı dünyanın kurumlarını, yapılanmasını sorgulayan bütün başsız, lidersiz, başkansız, putsuz, saplantısız bireylerin okuması gereken küçük ama etkisi derin bir kitap.
Sîyajîn
Sîyajîn Dans Edemeyeceksem Bu Benim Devrimim Değildir'i inceledi.
144 syf.
·Puan vermedi
Bu kitaba ilk başladığımda daha önce bütün cümlelerini aslında okumuştum.. Hem çok yakın hemde gereğinden fazla uzak düştüm..Üç saniyelik bir beyin felci yaşadım evet.. Çünkü bu satırları daha önce olduğu gibi 5 ocak 2016 da mektup arkadaşımın 32 sayfadan oluşan sözcükleri ve incelemeleriydi.. mektubu okuduktan sonra; o bir erkek olduğu halde benim varlık sorunuma daha çok ılgi göstermesi beni şaşırtmıştı.. Bu düşünce bir erkeğin düşüncesi ise neden ben kadınım o halde... Benim özgürlük sorunum , eşitlik sorunum: oy kullanma, siyasette söz sahibi olmak, kendi soyadını kullanmak değildi.. emma goldman'in dediği gibi ruhlar özgürlüğü tatmadi mi içi boş bir özgürlük anlayışı olur.. Evettt bu satırların sahibi de bir kadındı.. Bu mükemmel düşünce arkadaşımın değil hemcinsim olan bir düşünürün cabasiydi.. okuduktan sonra kaybettiğim özgüveni tekrar sahiplendim.. Sevelim ama birbirimize sahip olmayalım.. evet ben kölen sende benim efendim olma... kıskançlık aslında hiçbir şekilde insanın yaratılışından kaynaklı bir duygu değilmiş.. kibrin ve korkunun saldirganligi dışında hiçbir şey değilmiş.. Sonra evliliklere Aile yapılarına değinmiş, okuduktan sonra ; ben evli değilim sorgulayacak bir evliliğim yok.. yakinimda birebir şahit olduğum anne babamın evliliği vardı onu sorgulamaya cüret edebilir miyim?? " Evlilik kutsal bir müessesedir" bunu sorgulamak için hiç doğru bir adresim yok.. güzel bir kitaptı.. akıcı ve gayet açık bir anlatımı vardı.. savunulan tüm düşüncelerin bir dayanağı bir argümanı vardı.. okunmasını tavsiye ederim... Ve en kısa sürede hayatımın dönüm noktaları olan üç saniyelik beyin felcini yenip gerekli cevabı mektup arkadaşıma yazmalıyım!!!
144 syf.
·Beğendi·10/10
Anarşizm ve Feminizmi bir arada bulabileceğimiz müthiş bir kitap! Ayrıca yaşadığı döneme ve şartlara bakarsak,yaptığı analizler ve savunduğu düşünceler bir hayli cesurca.
140 syf.
·8 günde·8/10
20. yüzyılda yaşayan bir kadın olarak Emma Goldman'in -ya da diğer ismiyle "Kızıl Emma"- gerek anarşist eylemleri, gerekse benimsediği anarşizmin felsefesi ve bu doğrultuda biçimlenen hayatı her kadının Emma'nın hayatını bilmesi bakımından örnek oluşturuyor. Eylemlerine yansımış özgürlük istencini bu kitabında da görebiliyoruz. "Anarşizm Neyi Savunur?" biraz olsun anarşizm hakkında fikir sahibi olmak isteyenlerin başlangıç olarak okuyabilecekleri, yalın anlatımlı bir kitap. Birkaç bölümden oluşmuş kitabın ilk bölümü, kitabın adındaki soruya cevap verecek nitelikte: Anarşizmin ne olduğu ile beraber ne olmadığının da anlatıldığı bir bölüm. Kitabın ilerleyen sayfalarında Emma'nın siyasete, dine, militarizme, kadın-erkek ilişkileri ile beraber evliliğe, boşanmaya, şiddete ve daha pek çok şeye ilişkin düşüncelerini öğreniyoruz. Son iki bölümde ise anarşist eylemleri, İspanya başbakanını, Fransa cumhurbaşkanını öldüren, tarihe ismini geçirmiş anarşistlerden pek çok örnek veriyor. Son bölümde ise Modern Okul ve Frederick Ferrer'den bahsederek kitabı bitiriyor.
Her ne kadar başlangıç için yeterli bir kitap olsa da yüzeysel olması da bir sorunsal. Goldman savunduğu fikirlerin temellerine inmeden yazıyor. Şiddetin toplumsal faktörleri, siyasetin yine toplumsal ele alınışı, neden siyasetçilerin güvenilmez olduğuna dair görüşleri havada kalıyor. Benim beklentim kitabın biraz daha teorik olmasıydı. Pratikte hayatını anarşist olarak sürdüren ve öyle de bitiren bir kadın olarak Emma'ya duyduğum saygının yanında bunları söylüyorum.
Son olarak kitabın ilk bölümünde "cahil" olarak adlandırabileceğimiz pek çok insanın anarşizme karşı iki itirazının olduğunu söylüyor. Bunlardan ilki anarşizmin pratikte uygulanamaz olduğu, ikincisi ise anarşizmin yıkımı ve şiddeti savunduğu. Bu itirazların farkında olup yalnızca ikincisini çürütecek nitelikte kitaba devam ediyor. Asıl anarşizmin şiddete karşı olduğundan dem vuruyor. Ancak ilk itiraz, yani anarşizmin pratikte uygulanamaz oluşu günümüzde hala devam ediyorsa bu anarşizmin ve anarşistlerin devrim inancına karşı bir yöntem oluşturamadıkları gerçeğini değiştirmiyor. Goldman de kitabın ilerleyen sayfalarında bu itirazı çürütecek şeylere değinmiyor. Yöntemsel açıdan eksiklik "doğrudan eylem"ı savunan anarşizm felsefesi ile çelişiyor kanımca.
144 syf.
·Beğendi·9/10
Emma goldman yani kızıl emma bu kitabında evililik, işçilerin 8 saat çalışma hakkını kazanmasına ve daha pek çok konuya değinmiş. Değindiği konular bugün bile dünyanın kanayan yarasıdır. Herkese tavsiye ederim.
144 syf.
·42 günde
Kızıl Emma'dan feminizm okumak amacıyla başlanan; başta onun bakışıyla anarşizm olmak üzere militarizmden azınlık sorunlarına ve vatanseverliğe kadar pek çok konuya değinen bir kitap Dans Edemeyeceksem Bu Benim Devrimim Değildir. Açıkçası kitap aynı zamanda, ismini oldukça beğendiğim kitaplardan biri.

Kitabın içeriği benim çok yabancı olduğum konularla ilgili değildi ama böylesi konularda ilk kez okuma yapacak olanlar için de okuması kolay olacaktır. Benzer fikirlerimizin olduğu konular vardı, üzerine derin bir şekilde düşünmediğim konularda ise bana güzel örneklerle fikrini anlattı Goldman. Özellikle kıskançlık üzerine hiç bakmadığım yerlerden konuya yaklaşmasıyla yeni bir kapı açılmış oldu önümde.

Toplumlara, dine, çoğunluğa, dansa ve kadına yapılacak bir başlangıç için hayli doğru bir seçim olacaktır bu kitap.
160 syf.
Bolşevik devrimine sarsıcı bir bakış açısı katan bu kitap da Emma Goldman'ın 1919'da Amerikadan sınır dışı edilmesinden sonra dış Dünya'ya insanlık için bir cennet olarak nitelendirilen Sovyetlere yolculuğunu konu alıyor. Giderken içinde kaygılarda taşıyan Goldman aslında bu kaygıların ne kadar doğru olduğunu Rusya'da her geçen gün çok daha iyi anlayacaktı. Anlatılan devrim ile yeni kurulan ülkenin hiç bir alakası yoktu bunu tartışmaya niyeti vardı bu yüzden Maksim Gorki, Peter Kropotkin ve diğer anarşistler ile görüşmeye başladı.

Hatta kitabın bir bölümü bütün kitabın özeti gibi sanki. "Rusya'da yaşananlar ile benim devrimden anladığım şey arasında hiçbir bağ kuramıyordum. Bütün bunlar gerçekten kaçınılmaz mıydı? Tüm bu terör, zulüm ve insan onurunu hiçe sayan nasır tutmuş yürekler kaçınılmaz mıydı? Ancak, Rusya'da gördüklerim tamamen başka bir dünyaya aitti."
456 syf.
·9/10
Otobiyografi okumaktan hoşlanıyorsanız bu kitap tam size göre. Emma Goldman'in hayat hikayesinin ilk cildi.Roman tadında yazılmış oldukça sürükleyici bir kitap. Belki bazılarınıza göre tek kusuru puntosunun çok küçük olması olabilir.



Hayatımın otobiyografisi oldu diyebilir. okurken kalem elinizden düşmeyecek. ve her satırda her sözünde muhakkak kendinizi bulucaksınız.

mücadeleden ve davasından asla vazgeçmeyenlerin ışığı ve kitabı olsun emma....
144 syf.
·18 günde·Beğendi·10/10
Emma Goldman'ın, makalelerinden oluşan kitabın çıkış noktası: evlilik, anarşizm ve özgürlük. Kitap, feminist kitaplığın en önde gelen eserlerinden sayılıyor.

Yazar, anarşizmin yanlış anlaşılması üzerinde durup, bunun bir felsefe ve duruş meselesi olduğunu savunurken; evliliğin, erkek tahakkümünün, erkeğin seks tekelinin elinde olması için kilise ve devlet tarafından onaylanmış ve resmileştirilmiş hali olduğundan bahsediyor. Evlilikleri o dönemin alışkanlıkları ve rolleri ile değerlendirmiş olsa da değindiği tüm noktaların evrensel ve zamansız nitelikte olduğu da bir gerçek. Evlilik ve kadın-erkek ilişkilerine üzerine oldukça fazla kafa yoran yazar, kıskançlığın aslında doğal değil, daha sonradan oluşan/oluşturulan bir davranış biçimi olduğunun da altını önemle çiziyor.
Kitapta ayrıca; hükümetlerin kişilerin üretme, sorgulama ve yaratma isteğini körelterek, sadece çalışmaya dayalı bir sistemle insanların özgürlüğünü nasıl kısıtladığını, püritenizmin hala yok olmadığı, devam ettiği ve kitlelerin din adı altında nasıl yönlendirildiğinden ve ateizm felsefesinden ayrıntılı olarak bahsediyor.
Bu düşüncelere katılıp katılmamaktan ziyade, çağa damgasını vurmuş bir düşünürün, sorgulayan ve düşünen bir yazarın çağ ötesi fikir ve saptamalarına şahit olmak için mutlaka okuyun.

Yazarın biyografisi

Adı:
Emma Goldman
Unvan:
Litvanyalı Anarşist Yazar
Doğum:
Kaunas, Litvanya, 27 Haziran 1869
Ölüm:
Toronto, Kanada, 14 Mayıs 1940
Emma Goldman, (d. 27 Haziran 1869, Litvanya – ö. 14 Mayıs 1940, Toronto) Anarşist yazar. 20. yüzyılın ilk yarısında ABD veAvrupa'da anarşist görüşün yayılmasında ve gelişmesinde büyük bir rol oynamıştır.

Hayatı ve düşünceleri
Çocukluk ve gençlik dönemi

Emma Goldman 27 Haziran 1869'da, Rusya kontrolündeki Kaunas, Litvanya'da Yahudi bir ailenin kızı olarak doğdu. Emma daha 13 yaşındayken aile St. Petersburg'a taşındı. Bundan kısa süre önce 2. Alexander öldürülmüştü ve siyasi bir baskı olan ortamda Yahudiler çeşitli katliamlarla karşı karşıya kalmaktaydılar. St. Petersburg'a gelişlerinden sadece 6 ay sonra Goldman okulu bırakıp çalışmak zorunda kaldı, ailesi maddi sıkıntılar yaşıyordu. Bir fabrikada çalışmaya başlayan Emma devrimci düşüncelerle ilk kez burada karşılaştı. Fabrikada eline geçirdiği Çernişevski'nin "Nasıl Yapmalı?"[1] isimli eseri onu derinden etkiledi. Bu eser ileride filizlenecek anarşist fikirlerinin tohumlarını ekmekle kalmadı, hayatını istediği gibi özgürce yaşaması konusundaki fikirlerini de güçlendirdi. 15 yaşlarına geldiğinde babası onu evlendirmek istedi fakat o karşı çıktı ve evlenmedi. 17 yaşına geldiğinde ise, ailenin kararıyla, kız kardeşi Helene'le birlikte, diğer kardeşleri Lena ile yaşamak için Rochester, New York'a (ABD) göç etti. Burada bir tekstilfabrikasında birkaç yıl çalıştı. 1886'daki Haymarket Olayı'nın neticesinde dört anarşistin asılması Emma'nın anarşizmle ilgilenmesine yol açtı. 1887'de yine fabrika işçisi olan Jacob Kersner ile evlendi. Fakat anarşist harekete girişi ile bu evliliği kısa sürdü. Ailesi ve kocasını terk ederek önce New Haven,Connecticut'a sonra New York City'ye gitti.

New York ve tutuklanmalar

New York'ta Alexander Berkman ile tanıştı ve beraber yaşamaya başladı. Berkman o dönemlerde ABD'deki anarşist hareketin önemli figürlerindendi. 1892'de Berkman ile Henry Clay Finch'e suikast planları yaptılar, fakat bu planları başarısızlıkla sonuçlandı. Henry Clay Finch suikast girişiminden yaralanarak kurtuldu, Berkman 22 yıllık hapis cezasına mahkûm edildi. 14 yıl hapiste kaldıktan sonra 1906 yılında salıverildi. Başarısız suikast girişiminden sonra Berkman'ını savunmak için elinden geleni yaptı, fakat bu girişimleri devletin, resmi otoritelerin ona karşı cephe almasına yol açtı. Bu sıralarda Hippolyte Havel ile dostluk kurdu. 1893'de işsizleri güç kullanarak otoritelere karşı gelmeye (zor kullanarak ekmek almaya')kışkırttığı için tutuklandı. Tutuklanmasına neden olan bu söylemi "İş isteyin. Eğer iş vermezlerse, ekmek isteyin. Eğer ekmek vermezlerse, ekmeğinizi alın." zamanla ünlü bir söylem olmuştur. Blackwell Adası (Blackwell's Island) cezaevinde bir yıl tutuklu kaldı.

8 Eylül 1901'de, Chicago'da, dokuz kişiyle birlikte tekrar tutuklandı. Tutuklanma nedenleri Başkan McKinley'in suikasti idi. Leon Czolgosz isimli münzevi bir anarşizm sempatizanı McKinley'i birkaç gün önce vurmuştu. Aslında olaylarla ilgisi olmayan Goldman ve diğer dokuz kişinin tutuklanmasının nedeni anarşist hareketin halk nezdindeki itibarını sarsmaktı. Delil yetersizliğinden Goldman 24 Eylül'de serbest bırakılırken, olayın faili Leon Czolgosz suçlu bulundu ve idam edildi. 1910 yılında "Anarşizm ve Diğer Makaleler" isimli kitabı yayımlandı.

Emma Goldman 11 Şubat 1916'da tekrar tutuklandı. Bu sefer tutuklanma sebebi dağıttığı doğum kontrolü hakkında bilgilendirici dokümanlardı. Fakat hayatında bir dönüm noktası olan tutuklanması 1917 gerçekleşti. Berkman ve Goldman, Zorunlu Askerliğe Hayır isimli kurdukları birlik ve Birinci Dünya Savaşına karşı düzenledikleri gösteriler nedeniyle tutuklandılar. İki yıl hapsedildikten sonra Amerikan vatandaşlığından azledilerek Rusya'ya sürüldüler.

Rusya'daki günleri ve Bolşevikler

İlk enternasyonal'deki anarşist ve komünist ayrılığına rağmen, Rusya'ya vardığında Goldman Bolşeviklerin tarafında yer aldı. Fakat 1919'da Berkman ile ülkeyi gezerken tanık oldukları politik baskı, bürokrasi ve zorunlu çalışma Bolşeviklere olan sempatilerini yok etti. Hayal kırıklığı ile Aralık 1921'de Rusya'yı terk etti. Dönemin Rusya'sı ve Bolşevikler hakkındaki görüşlerini "Rusya'daki Hayal Kırıklığım" ve "Rusya'daki İlave Hayal Kırıklığım" isimli eserlerinde belirtmiştir. Ayrıca, Rusya'da tanık olduğu yoğun şiddet ve güç kullanımı onun şiddete ve güç kullanımına olan fikirlerinin farklı bir boyut kazanmasına neden oldu. Şiddetin toplumsal (sosyal) dönüşüm sürecinin (istenilmese de) zorunlu bir parçası olduğunu kabul etmekle beraber, şiddetin toplumsal mücadelenin yegane ve en önemli aracı olarak kullanmasına karşı çıktı. Ona göre şiddet "çarpışma sırasında bir savunma aracı olarak başvurulabilecek" bir şeydi. Ayrıca bu düşüncesi ilk zamanlarda savunduğu "amaç aracı haklı çıkarır" fikrinden ayrıldığının göstergesiydi.

İspanya ve ölümü

1921'de İngiltere'ye gitti. Sürgün edilebileceği haberlerini duyulunca İngiliz vatandaşlığına girebilmesi için bir maden işçisi kendisine evlenme teklif etti. İngiliz pasaportuyla birçok ülkeyi gezebilme fırsatı buldu. 1928'de Saint-Tropez'e taşındı, 1936'ya kadar burada yaşadı. Bu arada, 1931'de "Hayatımı Yaşarken" isimli otobiyografisini yayımladı. 1936'daİspanyol Devriminin başlamasından kısa bir süre önce Berkman intihar etti. Emma Goldman ise aynı yıl, 67 yaşında, İspanyol Devrimine katılmak için İspanya'ya gitti. CNT-FAI'li anarşistlerin 1937'de koalisyon hükümetine katılmalarını, giderek güçlenen komünistlere savaş faaliyetinin daha iyi yürütülebilmesi için taviz vermelerini onaylamadı. FaşizminAvrupa'daki yükselişi karşısında büyük bir üzüntü duysa da düşüncelerinden taviz vermeyi reddetti.

Emma Goldman 14 Mayıs 1940'da, Kanada'nın Toronto kentinde öldü. Chicago'da, Haymarket İsyanı sonucu asılan anarşistlerin gömüldüğü yerin yakınına gömüldü.

Yazar istatistikleri

  • 209 okur beğendi.
  • 532 okur okudu.
  • 32 okur okuyor.
  • 655 okur okuyacak.
  • 5 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları