Emrah Serbes

Emrah Serbes

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
koseli-arti
coklupaylas
ucnokta_yatay-1
yildiz
7.6
7,3bin Kişi
okuyor-dolu
30,4bin
Okunma
v3_begen_dolu
2.308
Beğeni
goz
108bin
Gösterim
Kitaplarını Satın Al
bilgi
Sponsorlu
Unvan
Yazar, Senarist
Doğum
Yalova, Türkiye, 28 Ocak 1981
Yaşamı
Emrah Serbes, (d. 27 Ocak 1981, Yalova, Türkiye), Türk yazar ve senarist. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Tiyatro Tarihi ve Teorisi Anabilim Dalı Bölümü mezunudur. Zaman zaman Birgün gazetesi için söyleşiler yaptı, Radikal 2 için tiyatro eleştirileri yazdı. Hayvan dergisinin Ankara temsilciliğini yaptı. Bu dergide Ahmet İnam ve Cengiz Güleç ile düzenli olarak gerçekleştirdiği sohbetleri "Şen Profesörler: Metaforla Saadet Olmaz" (Say Yayınları, 2006) adıyla kitaplaştırdı. "Her Temas İz Bırakır" adlı ilk romanı İletişim yayınlarından çıktı. "Son Hafriyat" isimli ikinci romanı Şubat 2008 yılında İletişim Yayınları'ndan çıktı. Ayrıca Her Temas İz Bırakır romanı Almancaya çevrildi. Yazarın ilk öykü kitabı Erken Kaybedenler, Haziran 2009 itibarıyla kitapçı raflarındaki yerini aldı. 2011 yılında vizyona giren Behzat Ç. Seni Kalbime Gömdüm filminin senaristliğini üstlenmiştir. "Hikâyem Paramparça"da ise aforizmalar ve hayata dair düşüncelerini okurlarına aktarmaktadır. Son olarak iletişim yayınlarından Deliduman adlı kitabı yayımlanmıştır. Bir süre OT dergisi için kısa hikâyeler kaleme alan Serbes, şu an aylık yayımlanan KAFA dergisi için hikâyelerini kaleme almaktadır. Trafik kazası ve tutuklanması 22 Eylül 2017 tarihinde İzmir-Aydın otobanında arkadaşı Kenan Doğru ile yolculuk yaparken trafik kazası yaptı ve aynı aileden üç kişi öldü. Olay anı kazayı arkadaşı Kenan Doğru üstlendi ve medyada Emrah Serbes'in adı geçmedi. Daha sonra 28 Eylül tarihinde sosyal medya hesabından kazayı kendisinin gerçekleştirdiğini ve tutuklanan arkadaşı Kenan Doğru'nun suçsuz olduğunu itiraf etti. İtirafın ardından Torbalı Adliyesine ifade vermeye giden Emrah Serbes tutuklandı, Kenan Doğru serbest bırakıldı. Olay yeri tutanağına göre Emrah Serbes kusurluydu ve kazadan sonra 112'yi aramadıkları, sağlık kontrolünü kabul etmedikleri tespit edildi. Aracının arka koltuğunda veya aracın yanında içki şişesi bulunduğu iddia edildi. Eserleri: - Metaforla Saadet Olmaz (2006) - Her Temas İz Bırakır (2006) - Son Hafriyat (2008) - Erken Kaybedenler (2009) - Hikayem Paramparça (2012) - Deliduman (2014) - Müptezeller (2016) - Üst Kattaki Terörist (2016)
kamera
Erken Kaybedenler
kamera
Emrah Serbes
ucnokta_yatay-1
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
kamera
Müptezeller
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
kamera
Hikayem Paramparça
kamera
Emrah Serbes
ucnokta_yatay-1
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
kamera
Deliduman
kamera
Emrah Serbes
ucnokta_yatay-1
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
kamera
Her Temas İz Bırakır
kamera
Emrah Serbes
ucnokta_yatay-1
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
kamera
Son Hafriyat
kamera
Emrah Serbes
ucnokta_yatay-1
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
Daha Fazla
141 syf.
Taşrada ve kainatta yapayalnız kalmış erkek çocukların hikayesi…
Herkese merhaba, çok güzel bir öykü kitabıyla geldim Sokak edebiyatı mı diyelim? Ne dersek diyelim işte… Emrah Serbes’i hepimiz Behzat Ç’den tanıyor olabiliriz. Bildiğimiz üzere kendisi yazar ve senarist. Bir Ankara Polisiyesi diyince, tabiri caizse direkt ergenlik yıllarıma dönüyorum. Çünkü Behzat Ç’nin bölümleri ve bölümlerde araya giren Pilli Bebek şarkıları bende farklı hissiyatlar uyandırıyor. Behzat Ç detayını kapatıp, içten içe benimseyip, okuduktan sonra da üstüne üç sigara yaktığım öykü kitabındaki üsluptan, daha doğrusu Emrah Serbes’in üslubundan bahsetmek istiyorum. Öykü kitaplarında ya da herhangi bir romanda beklentimizi karşılamayan yahut okuduğumuzda “Ben ne okudum şimdi?” dedirten eserler karşımıza çıktığında yazarıyla birlikte eseri yerden yere vurmayı çok seven okurlar olduğunu görüyorum. Okuduğumuzda farklı şeyler alabilmek ve incelemelerle, tahlillerle bunu pekiştirmek olayın öz kısmı. Biz okurlar bunu yapmazsak eseri pestenkeranileştirmiş oluruz. Keza yazarını da öyle… Çünkü eğer ben mor rengini seviyorsam, onu beğeniyorsam ve bir başkası mavi rengini sevip beğeniyorsa ona bahusus “Hayır! Mor rengi daha güzel ve onu beğeneceksin.” Diyemem elbette. Çünkü kitaplar da, renkler kadar evrensel ve sınırsızdır :) -Size hitap etmeyen, üslubu hoşunuza gitmeyen bir kitap varsa bunu normal şekilde eleştirin ki kitabın sizi rahatsız eden yanlarını anlamış olalım. Bu bahiste Hakan Günday ve üslubuna da sıkça rastlıyorum. “Hayır! Mor rengi daha güzel.” demeden de bu eleştirilere yaptığım eleştiriyi de kapatmış bulunuyorum. “Bu hayatta rastgele çevirdiği telefon numaralarında kar­şısına çıkan seslerden başka kimsesi kalmamış biriyim.” (17) #166616577 #166670344 #166669384 Cümleden de çıkarabileceğimiz gibi içindeki öykülerde sürekli oradan oraya savrulmuş, trajik olaylarda kendine ergenliğiyle bir çıkış noktası arayan, yaptığının kendine göre normal olduğunu savunan, çocukluğunun farkında olmayıp kendi dünyasında sağa sola racon kesen ve bunları yaparken, hissederken, yaşarken ergen olduğunun farkında olmayan erkek çocukları başkarakterlerimiz. Satırlar arasında halktan, kendi içimizden birçok sıfat da burada kendini gösteriyor. Sınırlarının dışına çıkmış, aykırı olarak tanınan bir anneanne ve torunu, abisinin sevgilisine sarkıntılık yapan ve ne yaptığının farkında olmayan bir çocuk, mahalle abisinin kız kardeşine cinsel istismarda bulunmak isteyen sokak çocukları ve ardı arkası kesilmeyen ergenlerin varoluşsal sancıları… “Ya sen de bir normalleştirme şunları! “ Dediğinizi duyar gibiyim. Ama bunları ben değil, zaten içinde yaşadığımız toplum normalleştirdiği için eserin içinde dökülenlerden kendi payıma düşeni alıp çekiliyorum. Bu kadar sert eleştirelere maruz kalan öykü kitabının içinden size çok masumane bir alıntı yapayım. “Okulun ilk günü silgi istemiştim Esra'dan. Silgisini ısırıp iki­ye bölmüş, yarısını bana vermişti. Ben de ona aşık olmaya karar vermiştim.” #166620808 Çoğumuz küçük ve masumken sınıfta sevdiğimiz birinin montunun üstüne montumuzu asmışızdır illaki:D Bu noktada çok içerledim, size bir şarkı linki bırakayım. youtu.be/Lc8Nuk2VN-I Buradaki karakterlerin de iliğine kadar hissettiği fazlalık yahut eksiklik hissiyatını özetleyen bir alıntı bırakıp kaçıyorum. "Apartmanın girişindeki lambayı sen mi kırdın Bülent?” "Hangisini?” "Otomatik yanan, sensorlu lamba.'' "Hayır." "Komşu görmüş, yalan söyleme. Süpürge sapıyla kırımşsın dün gece." "Beni görünce yanmıyordu baba. " "Nasıl ya?" "Görmezden geliyordu, yanmıyordu. Kaç sefer yok say­dı beni." "E beni görünce de yanmıyordu bazen, böyle el sallayacaksın havaya dogru, o zaman yanıyor." "Hadi ya! Sahiden mi?" "Evet Ucuzundan takmışlar. Bizimle bir alakası yok."
kamera
Erken Kaybedenler
yildiz
7.4/10 · 8,3bin okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
143 syf.
·
3 günde
·
9/10 puan
Kitap hem gülümsetiyor hem içinizi acıtan duyguları yaşatıyor.Erkek bakış açısıyla hisleri ele almış. İçerisinde argo kelimeler var ama olması gerektiğini hissettiriyor :) . Ağır kitapların üstüne mola niyetine çerez tadinda bir kitap,sevdim.
kamera
Erken Kaybedenler
kamera
Emrah Serbes
ucnokta_yatay-1
yildiz
7.4/10 · 8,3bin okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
163 syf.
·
Beğendi
·
7/10 puan
Ankara polisiyeleriyle tanıdığımız Emrah Serbes, bu defa farklı bir tarz ile karşımıza çıkıyor kitabıyla. Bolca argo dolu, alabildiğine samimi ve başlığını hakkıyla yansıtan bir kitap olduğunu daha ilk sayfalarından anlayabiliyoruz. Acının, yalnızlığın, depresifliğin en yoğun hissedildiği, en ince ayrıntısına kadar müptezellerin ve alkoliklerin hayatının anlatıldığı güzel bir kitap ortaya koymuş tarzının dışında olsa da. Artılarıyla, eksileriyle güzel bir kitap ama bir 163 sayfa daha fazla olsaydı, daha güzel olurdu. Keyifli okumalar...
kamera
Müptezeller
yildiz
7.2/10 · 6,4bin okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
;