Emrah Serbes

Emrah Serbes

Yazar
7.7/10
5.091 Kişi
·
20.095
Okunma
·
1.899
Beğeni
·
93219
Gösterim
Adı:
Emrah Serbes
Unvan:
Yazar, Senarist
Doğum:
Yalova, Türkiye, 28 Ocak 1981
Emrah Serbes, (d. 27 Ocak 1981, Yalova, Türkiye), Türk yazar ve senarist. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Tiyatro Tarihi ve Teorisi Anabilim Dalı Bölümü mezunudur.

Zaman zaman Birgün gazetesi için söyleşiler yaptı, Radikal 2 için tiyatro eleştirileri yazdı. Hayvan dergisinin Ankara temsilciliğini yaptı. Bu dergide Ahmet İnam ve Cengiz Güleç ile düzenli olarak gerçekleştirdiği sohbetleri "Şen Profesörler: Metaforla Saadet Olmaz" (Say Yayınları, 2006) adıyla kitaplaştırdı. "Her Temas İz Bırakır" adlı ilk romanı İletişim yayınlarından çıktı. "Son Hafriyat" isimli ikinci romanı Şubat 2008 yılında İletişim Yayınları'ndan çıktı. Ayrıca Her Temas İz Bırakır romanı Almancaya çevrildi. Yazarın ilk öykü kitabı Erken Kaybedenler, Haziran 2009 itibarıyla kitapçı raflarındaki yerini aldı.

2011 yılında vizyona giren Behzat Ç. Seni Kalbime Gömdüm filminin senaristliğini üstlenmiştir. "Hikâyem Paramparça"da ise aforizmalar ve hayata dair düşüncelerini okurlarına aktarmaktadır. Son olarak iletişim yayınlarından Deliduman adlı kitabı yayımlanmıştır.

Bir süre OT dergisi için kısa hikâyeler kaleme alan Serbes, şu an aylık yayımlanan KAFA dergisi için hikâyelerini kaleme almaktadır.

Trafik kazası ve tutuklanması
22 Eylül 2017 tarihinde İzmir-Aydın otobanında arkadaşı Kenan Doğru ile yolculuk yaparken trafik kazası yaptı ve aynı aileden üç kişi öldü. Olay anı kazayı arkadaşı Kenan Doğru üstlendi ve medyada Emrah Serbes'in adı geçmedi. Daha sonra 28 Eylül tarihinde sosyal medya hesabından kazayı kendisinin gerçekleştirdiğini ve tutuklanan arkadaşı Kenan Doğru'nun suçsuz olduğunu itiraf etti.

İtirafın ardından Torbalı Adliyesine ifade vermeye giden Emrah Serbes tutuklandı, Kenan Doğru serbest bırakıldı. Olay yeri tutanağına göre Emrah Serbes kusurluydu ve kazadan sonra 112'yi aramadıkları, sağlık kontrolünü kabul etmedikleri tespit edildi. Aracının arka koltuğunda veya aracın yanında içki şişesi bulunduğu iddia edildi.

Eserleri:
- Metaforla Saadet Olmaz (2006)
- Her Temas İz Bırakır (2006)
- Son Hafriyat (2008)
- Erken Kaybedenler (2009)
- Hikayem Paramparça (2012)
- Deliduman (2014)
- Müptezeller (2016)
- Üst Kattaki Terörist (2016)
- Apartman girişindeki lambayı sen mi kırdın Bülent?
+ Hangisini?
- Otomatik yanan, sensörlü lamba.
+ Hayır.
- Komşu görmüş, yalan söyleme. Süpürge sapıyla kırmışsın dün gece.
Önüme baktım.
"Neden kırdın?"
Cevap yok
"Hasta mısın evladım? Söyle bana, neyin var, neden kırdın lambayı, yapma böyle."
"Kırdımsa kırdım, ne olacak! Çok mu değerliymiş?"
"Lamba senden değerli mi evladım, lambanın amına koyayım, lamba kim? Yöneticiye de dedim. Lambanızı sikeyim, kaç paraysa veririz. Sen değerlisin benim için."
"Beni görünce yanmıyordu baba."
"Nasıl ya?"
"Görmezden geliyordu, yanmıyordu. kaç sefer yok saydı beni."
"E beni görünce de yanmıyordu bazen, böyle el sallayacaksın havaya doğru, o zaman yanıyor."
"Hadi ya! Sahiden mi?"
"Evet. Ucuzundan takmışlar.Bizimle bir alakası yok!"

Babama sarıldım, yıllar sonra.
"Kitaba verilen vergi %18. Yani kitap okuyorsun, %18'ini devlete 'ben kitap okudum buyurun verginiz.' diyorsun. Havyara verilen vergi %8! Yani devlet diyor ki; 'havyar ye, kitap okuma.'
''Televizyonun diktatör dediğine diktatör, terörist dediğine terörist, hain dediğine hain, şehit dediğine şehit, şerefsiz dediğine şerefsiz, kahraman dediğine kahraman diyen uydu alıcıları sizi..
Spikerin dudak uçlarında yaşayan; okumaktan, sorgulamaktan, araştırmaktan nefret eden üniversite mezunları sizi.
Hiç okumayın, sorgulamayın, araştırmayın, incelemeyin.
Sadece kumandanın tuşuna basıp ezberleyin. Televizyonda yemek yiyenlerin görüntüleriyle beslenip, öpüşenlerin sevdasıyla tatmin olup, askere gidenlerin kanlı elbisesiyle cesur olun.
Dünyanın öbür ucunda hiç tanımadığınız birini alçak ilan edin, yine dünyanın öbür ucunda hiç tanımadığınız birini kahraman.
Yalnız dua edin elektrikler gitmesin !''
.

"Merak ettim. Sen de mi solcusun?"
"Hayır," dedim. "Ben muhafazakârım canım. Muhafaza etmek istediğim şeyler var. Bunların başında da sen geliyorsun..."

.
" Bir hayal gerçekleşmesi gereken zamanda gerçekleşmelidir, işte tam o günlerde alınmalıydı bana akülü araba, artık çok geç, her şey için çok geç, uçup gitti elimizden o balon. "
143 syf.
·1/10
Sitede her gün karşıma çıkan, herkesin okudum okuyorum dediği bu kitabı, şu an okumakta olduğum kanlı, ağır psikopat içerikli cinayet kitabına biraz ara verip okumak istedim. Pişman oldum.

Bu nasıl hikayeler böyle şaşırdım. Bizim ülkemizin 13 yaşındaki erkekleri böyle mi gerçekten. Hangi 13 yaşındaki çocuk gece yarısı bara gidip sabahlara kadar içki içip abisinin sevgilisini elliyor onu zorla öpmeye kalkışıyor. En fazla okulun alımlı öğretmenine platonik aşıktır. Ortaokul bitince platonik aşkı da biter. Çoğu hikaye böyleydi. Küçücük çocuklar ve sapıklıkları.

Umarım o yaşlarda bir çocuğun eline bu kitap geçmez de yazılanları denemeye hatta düşünmeye kalkışmaz.
163 syf.
·Beğendi·6/10
UYARI : İncelemelerimde spoiler yoktur .. Bu platformda okuduğunu anlamayan ve yazdıklarımı spoiler sanan bir takım "ÇOK AKILLI" insanlar vardır !!! Ben spoiler olduğunu düşünmüyorum ama sen olduğunu düşün ve ona göre oku ..

Çayımı hüpürdetip biralardan arta kalan tuzlu fıstıkları tırtıkladığım ve işe gitmeyip izin kullandığım, bayat ekmeklerle kargaları beslediğim bir günden daha hepinize selamlar İŞSİZ kardeşlerim.. Hemen girizgah yapmak istiyorum zira kitabı pekte beğenmiş değilim.. Mümkün olduğunca kısa kesmeye çalışıcam yani el verdiği müddetçe.. hazırsanız başlayalım ..

- SÖZ VERDİĞİM GİBİ KuP KuP BoY ile BERABERİZ! -

Kitabın başlığını aylar evvel ilk gördüğümde baya bir merak ettim ..Sonra sağdan soldan pıtırak gibi paylaşılan alıntılarına denk geldim.. Meraklandım doğrusunu söylemek gerekirse.. Yeraltı edebiyatına ve kötü olan herşeye , daha doğrusu sizin tabirinizle kötü olarak adlandırdığınız tüm negativiteye full destek verenlerdenim.. Birşeyin doğasının kötü olmasını ya da iyi olanın şartlar ve kendi isteği ile kötüye evrilmesini, kafamızı aksi yöne çevirerek yok sayma şansına sahip değiliz ..İster beğenin ister beğenmeyin onlarda bu toplumun içindeler ve iyi dediğiniz herşey daha doğrusu iyinin tanımı onlar sayesinde var .. etkiye tepki meselesi bu .. tabii bir de chaotic good dediğimiz bir sınıf daha var ki onlar bambaşka bir tartışma konusu olmasına rağmen kısa keserek açıklayayım .. Kimdir bunlar ? bünyesi itibari ile içinde barındırdığı iyiliğin ve kötülüğün birbirine egemen olamayıp yenişemediği tiplemeler .. Bir nevi limon suyu çok kaçmış mayonez tabiri yapabiliriz bu insanlar için .. Tabii insan psikolojisi her daim iyiliği görmeye alışkın olduğu için kötülüğü ve kötü olanın üstünü boardmarkerlarla çizmeye meğilli..dolayısıyla onlarda - opsiyonel - kötü sınıfındakiler topluma göre.. Bu tayfayı niçin açıkladım çünkü kitabın içinde bahse konu olan şahıslar tam olarak bu insanlar .. Bu yüzden , yok efendim kitapta çok küfür var , aman da uyuşturucu tüketimi gençlerimize zerk edilmek isteniyor , cinsellik gak guk gibi eleştirileri okumak isteyenler , size şu dakika kırmızı kadife koltuklarda şarap içip beyaz çikolataya bandırılarak dondurulmuş üzüm tanelerini tırtıklayacağınız "ustalara saygı kuşağı filmi" galasına bir adet one-way ticket (git geri gelme) veriyorum.. Charles Bukowski söyleyince pek bir hoşunuza gidiyor ..her neyse geri kalanlarla devam edebiliriz ..

Müptezelin tanımı nedir ? Tdk ya göre bayağılaşmış , saygınlığını yitiren ;argo tabirde ise "hem satan hem de kullanan" kimseler .. Yani amiyane tabirle hem "keyifçiler" (içiciler) hem de "torbacılar" (seyyar ve taşeron tüccarlar ).. Romanda bu sınıfa mensup kimseler garsonlar .. Kitabın içerisindeki hikayeler de bu yozlaşmış takım cevresinde vuku buluyor.. Kendim de bir dönem hem öğrenciliğimde hem de iş aradığım sonraki dönemlerde boş kalmamak adına sayısız kalite ve ölçekte müessesede garsonluk ve barmenlik yaptığım için bu tayfayı gayet iyi bilirim ..Sekiz sene yaptım bu işi.. Garsonlar arasında bir tabir vardır garson kelimesine karşılık..Garson , erkeğin kötü yola düşmüşüdür ..Bir insan garsonluk yapıyorsa Türkiye gibi bir ülkede ya vasıfsızdır ya da öğrencidir..Hobi için barmenlik yapan belki çıkar tek tük ama garsonluk çekilecek bir kahır değildir.. Bu sektörün hammaddesi , iş gücü bellidir..Toplumun alt kesimi ya da öğrenciliğinde alt kesimi tatmış olanlar.. Bu bağlamda kitaptaki işleyişe geri dönecek olursak yazarın kendisi yani Emrah Serbes' te benimle aynı dönem Dil Tarih Coğrafya Fakültesin de okumuş bir arkadaş.. Tam emin olmamakla beraber sanırım bir kaç kez aynı masada oturup içmişliğimizde var kendisiyle.. Kitapta anlatımda bir sorun var ..Aslında birden fazla sorun sıkıntı var ..Hem kurgudaki zorlama olaylarda (ki burda spoiler verip limon sıkmak istemem keyfinize ) hem de anlatımdaki samimiyetsizlikte..Evet cidden garsonlar kendi aralarında konusurken bundan çok daha ağır tabirler ve küfürler kullanırlar hem kendi aralarında hem de baktıkları masalardaki müşteriler için
(Sevmedikleri müşterilere neler yaptıklarını HİÇ anlatmayayım bir daha o cicili bicili ultra lux cafe ve restoranlara ve hatta sheroton ve hiltondakiler de dahil hiçbir restoranta adımınızı atmazsınız).. Yukarda da belirttiğim gibi kendi adıma bununla ilgili EN UFAK BİR PROBLEMİM YOK.. Hatta ve hatta bazı küfürlü diyaloglar cidden baya baya güldürdü. Ama..

Aması şu , yazarın tüm bunları yazarken gözlem gücü ve kurgusu yetersiz kalmış. Misal kendim barmenlik dönemlerinde beraber çalıştığım bir iş arkadaşımdan örnek vereyim..İsmini vermediğim bu arkadaş lise yıllarında abisinin zoruyla gaspa karışıyor ..Sonrasında cezaevi yolları , çıkış ve lekeli sicille beraber garsonlukla tanışma.. Sevdiği bir de kız var ama aldığı para belli.. Annesi hatırlayamadığım bir hastalıktan muzdarip ve ilaç alınması lazım .. Abi hapiste, eve bu bakıyor.. Sewdiği kızı da bu arada başkasına verecekler .. Ne yapıyor bizimki dersiniz ? BİNGO!! gündüz garsonluk ve garsonluğa ek olarak geceleri ve gündüzleri full time torbacılık.. Öğle yemeklerinde personel yemeğine kaşık salladığımız masada her gün ama istisnasız hergün anlatırdı bunları bize .. Torbacılık yaptığını söyleyemezdi ama biz garsonlar bilirdik .. Belirli bir ahlak anlayışı işliyordu ona karşı .. Kendi kullanmıyordu ama satıyordu .. bilirdik hepimiz .. Emrah Serbes ' in Müptezeller' de işlediği konular cidden şu örnekten trilyarlarca ışık yılı uzakta .. Ha kendisini sucluyor muyum ? Hayır !!! Çünkü bu tayfanın içinden gelmiş bir insan değil .. Onda yazım hamuru var ama gözleme dayalı hammadde eksikliği mevcut .. Pek tabii Behzat Ç tayfası ve parmağı kesilen küçük enişteye gözyaşı döken Türk halkı onu bağrına basar mı ? Evet basar.. AMA BEN DEĞİL.. Sonuç itibariyle okunur mu ? Evet okunur.. Cerez niyetine okunur kardeşim .. Sıkıcı değil gideri var ..Ama daha iyi örnekler de var.. Emrah Serbes kötü bir yazar mıdır dersen ona da bir şey diyemiyorum çünkü okuduğum ilk kitabı.. Lakin bunun yerine 0.000001 mol dozajda alacağınız bir HAKAN GÜNDAY sizi zevkten kudurtur.. Bunun garantisini veriyorum .. Yeraltı edebiyatına başlamak isteyenler için KATRANA bağışıklık kazanmak adına bir basamak olarak görün derim ben bu kitabı .. NE ÇOK İYİ , NE ÇOK KÖTÜ ...

not : OMO OLKOL VOR ..KOFOR ODOLOYOR diyenler yorum yazacaksanız size de OBÜSÜ AYRI TATTIRIRIM ..


tehdit değil dost canlısı uyarı
gözün görmez sokaktaki kaşarı
burda goygoy senin için başarı
yazarsan görürsün mitralyözlü AYARI

uykuda kalıp düşmeyesin sakın ola ki damdan
ben bir sahtekar ali şen sense bir ilyas salman
dolu vurur da olmadan toplatırız inan seni daldan
damıtıp şişeler de satarız seni zift diye baldan

- KuP KuP BoY -
163 syf.
·2 günde·6/10
Bir tane de Emre Serbes okuyayım diyerek başladım kitaba. Okumak istediğim bir yazardı, ama...

Fakir Köpek, Bombacı, Platin, Hoca ve Son Balonlar hikayelerinin başlıkları.

Henüz yirmili yaşlarda, her türlü uyuşturucu madde içen bir genç. İlk olarak Antalya’da bir otelde garsonluk yapıyor, sonra aklını başına toplayıp! Ankara’ ya okumaya giderek yazdığı kitabı buradan mail ile yayınevlerine gönderiyor. Ve son durağı İstanbul. Kahramanımız buraya yazdığı kitabı yüzyüze görüşerek bastırmak amacıyla geliyor ve bir yayınevi bulmak umuduyla.

Şehirleri değiştirse de o hep aynı kalıyor. Hep aynı bataklıkta, hep bir umutla.

"İçimdeki eski serseriyi susturup tokatladım, yeni gayretkeş bene de, ha gayret oğlum dedim, sırtını sıvazladım."
Bu cümlelerini okuyunca hıh tam şimdi herşeyi bırakacak aklını başına toplayacak diyorsunuz yok, olmuyor. Tekrar başa dönüyor. Kitabı da basılacak sandım, içki de içmeyecek sandım, mutlu da olacak, hayatını da düzene sokacak sandım, sandım da sandım. Olmadı. Bitti kitap.

Kitabı Emrah Serbes'in hayatıymış gibi okuyan bir ben değilimdir ve olmayacağımdır umarım.

Bir de bol bol küfür var, kullanılmasaydı iyiydi. Küfür denince aklıma
#40197748
#40110426
bunlar geldi.

Dünyamızın inkar edilemez acı veren gerçek bir yüzü olan, gençlerimizin de bu batağın içinde olduğu bu hayatlar... Maalesef böyle bir dünyada yaşıyoruz... Birileri daha da zengin olacak diye biten hayatlar. Bu hayatları, bu insanları, bu ismi geçen yerleri bilmiyor muyuz biliyoruz. Ama görmek ve okumak bir kez daha farkına varmak üzüyor insanı ve gerçekten her şey o kadar dibimizde ve gözümüzün önünde ki... Rahatsız etti, üzdü, düşündürdü.

Ne çok beğendim ne hiç beğenmedim.
163 syf.
·6 günde·1/10
1 puan veriyorum bu kitaba. Neden mi?
Olay örgüsü baştan savma.
Zaman saçma bi şekilde hızlı ilerliyor.
Betimlemeler çok yetersiz.
Üslup yerlerde : anca sövme.
Yazarın bir dili yok.
Sözler olayın akışına göre değilde, söze göre olay akışı şekillendirilmiş gibi.
Kitaba giremiyor ve saçma bir diziyi başka bi şey yok diye öylesine izliyormuş gibi hissediyorsunuz.
Vermek istediği tek düşünce ümitsizlik.
Özellikle kitap boyunca küfürü geçsek bile madde kullanımının had safhada olması, gençleri özendirici, merak uyandırıcı etkiler oluşturabilir.
Bu kitabın yazılmasının ne sanata ne de okura bir katkısının olmayacağı görüşündeyim.
Okumayın.
163 syf.
Müptezeller, güzel olmak isteyen alkolikler, berduşlar, kardeşler... zembereği boşalmış hayat memat ezberleri, tek gözlü geceler. yeraltının karın gurultusuna, belalı bir gündüze sarılan cuaralar. uğultuların, yoksunluğun ve kaybeden delikanlıların romanı. emrah serbes, kenarların soluğunu dünyaya katlanamayan, kendine gömülen çocukları haykırarak anlatıyor.
emrah serbes'in bu adam neden yazıyor, edebi değil bik bik, diyenlere cevap niteliğindeki kitabı. hikaye boyunca bu tip kaygılara girmemiş olduğu hissediliyor zaten okurken.
serbes'in hikaye matematiği aslında oldukça şeffaf. örgüyü kur, aforizmayı çak. örgüyü kur, diyalogla zenginleştir aforizmayı yeniden çak. bunu ben yapsam eminim ki bir boka benzemez ama serbes yaptığında sahiden ama sahiden yüreğe değen bir şeyler çıkıyor.okuyucuya uyuşturucu kullanıyormuş gibi hissettiren etkili cümleler.
başarılı tasvirler
yüz gülümseten mekanlar
bazen boğazına erik gibi bir şey oturtan acıklı anlar ama tam üzülürken "hassiktir" çekerek kahkaha atılan kısımlar.yine yeniden beni aynı erken kaybedenler'de olduğu gibi bazen mutlu, bazen bombok ama neticede hissettiren bir metin çıkmış
emrah serbes'in seveni-sevmeyi bol, malum. kitabı da, yazarın gözümüzdeki değerine bakarak tartıyoruz sanki.
halbuki kitaptan geriye ne kaldığına bakmak lazım. Benim için tadı damakta kalan bir emrah serbes kitabıydı.
kitap hakkında biraz araştırma yaptım çoğu yorumlarda ergen kitabı diyen olmuş, bunu diyene taş atan olmuş, mükemmel diyen olmuş.sayfalarca analiz, eleştiri kasmışlar, ne gerek var? okuduk, zevk aldık bitti gitti. zaten kitabın kimliği de bu şekilde . bizim gibi orta-alt kesimin çocukluğundan-ergenliğinden çok izler taşıyor. Bence kitabın yazarı emrah serbes değil de daha isimsiz bir edebiyatçı olsaydı okuyucu izlenimleri böyle şekillenir miydi merak ediyorum.
Amannn banane arkadaşım istediğinizi beğenip istediğinizi beğenmezsiniz bu kadar basit neyse bu kitaba, taş atanları zengin küfür hazinesine havale ediyorum.
bazı şeyler gerçekten de beklenti ile alakalı. arkadaş emrah serbes böyle bir adam. kalemi de kendisi de hep böyledi şimdi saçma sapan edebi tartışmalara girmenin alemi olduğunu beklemiyorum, emrah serbes'in buraları pek takdığını da sanmıyorum.((:

Görüşmek üzere
176 syf.
TIPKI HAYAT GİBİ!

Paylaşıp paylaşmamak arasında gidiyor geliyor kalbim.

Sıradaki şarkı tüm parçacıklara gelsin.
Tüm parçalanmışlara gelsin.

“İnsanı delik deşik eden sessizlikler var, geceyi bölen çığlıklardan beter.”

Hiç sustunuz mu çığlık çığlığa?
Ya da konuştunuz mu suskun suskun?

Ne az susmuşsun, ne çok konuşmuşsun Emrah Serbes sonunda (t) yok!


“Bir istek başka bir isteği doğuracaksa ve biz sonunda hep mutsuz olacaksak neden hala istemeye devam ediyoruz?”

Çünkü; İnsanız, doyumsuzuz.
İnsanoğlu ister, istemekten vazgeçmez.
Düşünmez ki mutsuz olacağını.
İnsanız sonuçta istiyoruz, istemeye de devam ediyoruz.

“Herkes güzel bir hikayenin konusu olabilir”
Kaçımız bir hikaye konusu olduk, kaçımızın hikayesi var belkide hepimizin var, evet evet hepimizin bir hikayesi var aslında.
Mutlu muyuz peki?
Hikayelerimizle nasılız, hikayemizdeki “Ben” nasıl acaba?
İçinde olduğumuz hayatımız da hikayemiz değil mi dönüp baktık mı hiç?
Neler var diye? Kimler var?
Hikayemizin derinliklerine indik mi hiç?
Dönüp baktık mı? Yoksa üstün körü geçmiş diye mi nitelendirdik hikayelerimizi?

Emrah Serbeste hikayesine inmiş, kendi hikayesine, her cümlede bir bilinmezlik bir parçalanmışlık (adı gibi) bırakmış.
Gizem dolu bir yazar olduğunu düşünüyorum okuduğum ilk kitabı olmasına rağmen çok beğendim bunun nedeni de belki okurken kendimden bir şeyler bulmamdan dolayıdır.
Derleme şeklinde bir kitap olması da ayrıca hoşuma gitti.
Tanıştığımıza memnun oldum Emrah Serbes ve seni de unutmayacağım Galip
“Senin yüzünden oldu anlatamadın beni”


Nasıl da benzettim hikayelerimizi!

Bir hikayem var paramparça desen değil,
Un ufak olmuş,
Ele avuca sığmaz,
Bir hikayem var benimde un ufak olmuş
Her rüzgar estiğinde dört bir yana dağılan hikayelerim var benim
Toplanacak gibi değiller, toparlanacak gibi değiller.

Baştan sona alıntılarla hayat dolu bir kitap.
Okumak isteyenlere keyifli okumalar diliyorum ve https://m.youtube.com/watch?v=CmY6Tkqkfrs

Azıcık parçalanının.
163 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Gecenin 5'i yine uykusuz kalmışım ve yatağımda öyle boş boş oturuyorum. Bi' kitaplığıma bi yerde duran laptopuma bakiyorum. Ya film izleyeceğim ya kitap okuyacağım.
Kısa bir düşünme evresinden sonra gidip kitaplarımın başına dikiliyorum. Kendimi fazla zorlamak istemiyorum,kafam da kaldırılamayabilir çünkü. Kitaplardan ince olan hiç kalmamış. En incesi 162 sayfa ve Müptezeller.
Emrah Serbes'i Behzat Ç'den biliyorum ama hiç okumamışım. Neyse diyip kitabı aldım. 3 saatte bitti kitap.
Bu kadar yavaş okuyan birisi miyim ben?
Cevap hayır,kitabı durmadan yatağın üstüne koyup derin düşüncelere daldım.
Bazı kitaplar vardır insana hiç yaşamadığı hisleri yaşatır. Khaled Hosseini'den bi kitap okursunuz saatlerce huzunlenir hatta ağlarsınız. Ya da Sabahattin Ali okur yasayamadiginiz aşklar,umutsuz sevgiler ve yoksulluklar için derinden bir üzüntü duyarsınız içinizde.
Bu kitapta da efkarlaniyor insan istemsizce.
Okuduğum ilk kitabiydi ve ben kitaplığıma deger vermedigim kitaplari alip koymam. Pdf okurum önemsemediğim kitaplari ama karar aldım. Emrah Serbes'in bütün kitapları benim kitaplığımda olmalı!
Yok böyle bir kitap ya,kitabın her sayfasında diyorum daha derin olabilir mi ama evet daha derin oluyor ve gittikçe daha derine gömülüyorum.
Bu kitap için söyleyebileceğim son söz şudur.
Bi' küçük rakı ya da dudaginizda gezdiremeyeceginiz bi sigaranız yoksa bu kitabı okumaya kalkmayiniz. Çünkü altından kalkamazsiniz.
Okumak isteyenlere iyi okumalar dilerim. Umarım fazla derinlere dalmazsınız...
350 syf.
·2 günde
İŞSİZ MİSİNİZ,HAYALİNİZ KİTAP YAZIP PARA KAZANMAK MI,BİR GÜN BEN DE ENAYİ PARASI YEMEK ISTIYORUM MU DİYORSUNUZ? OVERLOK MAKİNESİ DEĞİL AMA BU HAYALLERİNİZİ GERÇEKLEŞTİRMENİZ İÇİN GEREKEN TARİF AYAĞINIZA GELDİ!

https://youtu.be/3YxaaGgTQYM
Hayatımı değil ama kitabı okuduğum zamanı geri vermek isterseniz çekinmeyin asla lütfen..

1)sürekli 'lan' kullanmalısınız.Bolca küfür edeceksiniz ama öyle durduk yere zevkten.
2)dünyanın en kötü şeyleri sizin başınıza gelmiş gibi davranacaksınız,çok yorgunum lan diyeceksiniz mesela.Sırtınızda tüm dünyanın yükünü taşıdınız aksi düşünülemez,teklif edilemez.Burası çok çokomelliydi burayı siz büyük harflerle geçirin tarif defterinize,hatta fosforlu kalemle de çizin ne bileyim bir şeyler yapın işte.
3)efes içeceksiniz aşağısı tutmaz,bomonti tuborg falan yazarsanız delikanlı birası demezler.Maltepe veya parliament içeceksiniz.Bunun nedenini ben de bilmiyorum.Cigara içtiğinizi de yazacaksınız unutmayın en serseri sizsiniz.
4)cümleleriniz devrik olacak.Kuralli seylere tahammülümüz yok.ANARŞİKSİNİZ!!
5)kadınları seveceksiniz ama ıssız adam olacaksınız.Bağlanmak istemeyeceksiniz ama yeri gelince de dünyanın en afilli aşk acısı çektiğinizi yazacaksınız.
6)Kadınlara küfür etmekten geri kalmayacaksınız..
7)sosyal demokrat kisvesi altında yaşayacaksınız ama alevilere sallayacaksınız.Iyy pis gözüyle bakacaksınız.Yok öyle saygı falan ne biçim kelimelermiş onlar öyle.
8)edebiyatı mutlak surette katledeceksiniz!!

İnceleme yazmadan önce asla yazılmış incelemelere bakmam normalde zira inceleme yazarken etkilenmek istemem.Maalesef ilk kez baktım,şok geçirdim.Siz şok olmayın istedim.Kitap yazmak isteyenlere şimdiden hayırlı işler,bol kazançlar.Lütfen yazarlarsa böyle bir şey edebiyatseverlerin ulaşamayacağı raflara koydurtsunlar..
143 syf.
·5 günde·Beğendi·7/10
ERKEKLERİN ALENGİRLİ DÜNYASI...

Kolay ağlayan sert adamlar...
Kıskanç, gururlu, saf ergenler...

“Ne kadar iğrenç olursan o kadar itibar kazanırsın.” manifestosuyla adam olduğuna inanan erkeklerin küfürlü, hayalperest dünyaları bu kitapta tüm çıplaklığıyla önünüze seriliyor.

Erkekler ne düşünür?
Ne hisseder?
Ama ne söyler?

Henüz ütülü pantolon giyip kravat takmamış olsalar da racon kesmeyi bilirler onlar.

Bazılarının ne kadar bastırmaya çalışırsa çalışsın hamurunda şiddet vardır, içlerinde uyanmaya her an hazır bir Sibirya Kaplanı yaşar.

Hayatla kavgalıdır kimi; hep savaşır hep yenilir, pes etmez gardını alır ve tekrar yumruğunu sıkar.

Kimi hep dayak yer, yedikçe de hırslanır.

Kimi duygularını çok iyi gizleyen bir centilmendir.

Kimi karizmatik !
Kimi romantik !

Amaaaa.....
Hepsi kahraman hisseder kendini ; daha savaş başlamadan tatbikatta bile ölmeye hazır bir asker kadar gözüpektir.

Sırf bakıştan ibarettir kimi...
Kimi ucuz bütçeli bir gerilim filminde ustura rolünde...
Güzel bir kadın karşısındaysa hepsinin eli ayağı birbirine dolaşır.

Küçük İskender der ki :
“Kadınlar mı zeki yoksa erkekler mi diye merak edenler!..
Havva bir elmayla kandırmış Adem'i !..”
Buna karşın Emrah Serbes’in tezi şöyle :
“Zaten kadınların gözüne girme tutkusu kimde yok ki? Erkek zekâsı bu tip kafa yormalar yüzünden gelişmiştir.”

Kim ne derse desin, gerçekten de
Erkekler Mars’tan
Kadınlar Venüs’ten

HAYDİ SÜPERMEN !

Ergenliğin çıkmazındaki erkek çocuklarının komik halleri ve hisleri günlük konuşma diliyle, küfür ve argo dahil edilerek anlatılıyor.
İlle de okunmalı mı?
Bence hayır.
Ama çok güldüm mü okurken?
Gözümden yaş gelene kadar.

Bir Rus klasiğinden bir Fransız klasiğine geçerken belki kafa dağıtmak için okuyabilirsiniz.

Yazarın biyografisi

Adı:
Emrah Serbes
Unvan:
Yazar, Senarist
Doğum:
Yalova, Türkiye, 28 Ocak 1981
Emrah Serbes, (d. 27 Ocak 1981, Yalova, Türkiye), Türk yazar ve senarist. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Tiyatro Tarihi ve Teorisi Anabilim Dalı Bölümü mezunudur.

Zaman zaman Birgün gazetesi için söyleşiler yaptı, Radikal 2 için tiyatro eleştirileri yazdı. Hayvan dergisinin Ankara temsilciliğini yaptı. Bu dergide Ahmet İnam ve Cengiz Güleç ile düzenli olarak gerçekleştirdiği sohbetleri "Şen Profesörler: Metaforla Saadet Olmaz" (Say Yayınları, 2006) adıyla kitaplaştırdı. "Her Temas İz Bırakır" adlı ilk romanı İletişim yayınlarından çıktı. "Son Hafriyat" isimli ikinci romanı Şubat 2008 yılında İletişim Yayınları'ndan çıktı. Ayrıca Her Temas İz Bırakır romanı Almancaya çevrildi. Yazarın ilk öykü kitabı Erken Kaybedenler, Haziran 2009 itibarıyla kitapçı raflarındaki yerini aldı.

2011 yılında vizyona giren Behzat Ç. Seni Kalbime Gömdüm filminin senaristliğini üstlenmiştir. "Hikâyem Paramparça"da ise aforizmalar ve hayata dair düşüncelerini okurlarına aktarmaktadır. Son olarak iletişim yayınlarından Deliduman adlı kitabı yayımlanmıştır.

Bir süre OT dergisi için kısa hikâyeler kaleme alan Serbes, şu an aylık yayımlanan KAFA dergisi için hikâyelerini kaleme almaktadır.

Trafik kazası ve tutuklanması
22 Eylül 2017 tarihinde İzmir-Aydın otobanında arkadaşı Kenan Doğru ile yolculuk yaparken trafik kazası yaptı ve aynı aileden üç kişi öldü. Olay anı kazayı arkadaşı Kenan Doğru üstlendi ve medyada Emrah Serbes'in adı geçmedi. Daha sonra 28 Eylül tarihinde sosyal medya hesabından kazayı kendisinin gerçekleştirdiğini ve tutuklanan arkadaşı Kenan Doğru'nun suçsuz olduğunu itiraf etti.

İtirafın ardından Torbalı Adliyesine ifade vermeye giden Emrah Serbes tutuklandı, Kenan Doğru serbest bırakıldı. Olay yeri tutanağına göre Emrah Serbes kusurluydu ve kazadan sonra 112'yi aramadıkları, sağlık kontrolünü kabul etmedikleri tespit edildi. Aracının arka koltuğunda veya aracın yanında içki şişesi bulunduğu iddia edildi.

Eserleri:
- Metaforla Saadet Olmaz (2006)
- Her Temas İz Bırakır (2006)
- Son Hafriyat (2008)
- Erken Kaybedenler (2009)
- Hikayem Paramparça (2012)
- Deliduman (2014)
- Müptezeller (2016)
- Üst Kattaki Terörist (2016)

Yazar istatistikleri

  • 1.899 okur beğendi.
  • 20.095 okur okudu.
  • 151 okur okuyor.
  • 4.689 okur okuyacak.
  • 214 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları