Eray Canberk

Eray Canberk

YazarÇevirmen
8.9/10
360 Kişi
·
1.061
Okunma
·
2
Beğeni
·
618
Gösterim
Adı:
Eray Canberk
Unvan:
Ozan,Yazar, Çevirmen
Doğum:
İstanbul, 1940
lk ve orta öğrenimini İstanbul'da yaptı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde ve İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu'nda okudu. İlkokul öğretmenliği yaptı ve Afşar Timuçin ile birlikte Kavram Yayınevini kurdu,yönetti. Birçok ansiklopedi ile sözlükte konu yazarı olarak , ayrıca Milliyet Çocuk, Bando, Kırmızı Balon gibi çocuk dergilerinde çalıştı. 1963'den başlayarak şiirleri, öyküleri, denemeleri, eleştirileri, günlükleri, incelemeleri ile çevirileri Yelken, Varlık, Yeditepe, Şiir Sanatı, Yeni Gerçek,MAY, Broy, Yandıma, Adam Sanat, Ludingirra, Hürriyet Gösteri, Cumhuriyet Kitap, Dünya Kitap, gibi dergilerde yayımlandı.

Şiir kitapları


Kuytu Sular
Eskimiş Yalnızlığa
Yüreğin Burkulduğu Zaman
Ebrular
Kuytu Sularda Zaman
Kent Kırgını


Derlemeler


Çağdaş Vietnam Şiiri
Sevda Türküleri
Türk Yazınından Seçilmiş Yergi Şiirleri
Dünya Aşk Şiirleri Antolojisi
Yürek ki Paramparça
Çağdaş Çin Şiiri
Nobelli Şairler Antolojisi
Ömür Biter İstanbul Bitmez
ben yenilgilerin acısıyla öğrendim direnmeyi
utanır uykularımı gecelere gömerim
ama bekleme benden yarının türkülerini
tek sunum sana kirlenmemiş yüreğim
DÖNÜŞÜMLER
Akşam geceye döndü
-gece sabahla biter-
Hüzün acıya döndü
-acı umudu gizler-
Birikir ve çoğalır,
aşınan bentlerde su
-öldürür ve yaşatır-
taşmak tutkusu sürer
'' sevgi karasevdaya''
-dönerse sakınmalı-
can içre kalırsa ya
yorumsuz katlanmalı
Eray Canberk
Sayfa 49 - Yapı Kredi Yayınları
sevdadır hayatımızın tamlayanı
ki ödenir ancak acıyla
ya da karşılıklı
-çileyle ve sabırla-
bütünüyle yitip gitmez anılar
silinen görüntüleriyle
-farkındayım- dışımızda değil
içimizde tenhalık
en kuytu sevdaları büyütüp gizli gizli
bir dev yorgunluğuyla yalnızlığını yaşıyor
belli belirsiz gibi
gözlerinin hüzne yatkın yorgun akşamlarında
getirdiğin sessizliği bölüştük hiç durmadan
kendinden vere vere gülüşün biter diye
senin gülüşüne benzer bir avuntu uydurdum
Farklı tür hikayeler... Aynı tür anlamlar...

Jean Paul Sartre'nin bu eseri beş altı tane farklı öyküden meydana gelen bir eser.

Sartre, "Duvar" eserinde vermek istediği temel mesaj aslında ilk öyküden itibaren kendisini ele veriyor.

Yazar, genel olarak iç dünyasında yaşadığı şeylerin toplum içindeki yansımasını kaleme almış.

Yani, kitabın adındaki "Duvar" sözcüğü aslında bizim kendimizle ve dış dünya ile aramızdaki duvardan başka bir şey değil.

İş aslında edebiyattan işte birey ve toplum ilişkisine dönüşmüş, ayriyeten de psikolojik açıdan da bu iki kavram aradaki ilişki yansıtılmak istenmiş.

Okunmaya değer bir eser olduğunu düşünüyorum ve içtenlikle tavsiye ederim.
Sartre dünyasına bir de burdan bakın derim.

Keyifli okumalar dilerim...
'' Biz her şeyi gençliğe bırakacağız. Geleceğin ümidi, ışıklı çiçekleri onlardır. Bütün ümidim gençliktedir. '' Mustafa Kemal ATATÜRK

Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk 'ün gençlere armağan ettiği bu güzel bayram sabahından herkese selamlar ..

Baharın gelişiyle en karamsar düşünceler bile yerini yeni umutlara, hayallere, geleceğin belirsiz gizemlerine bıraktı. Ancak gelin görün ki okuduğum kitapların havasına bürünmek gibi bir huyum var. Şu sıralar okuduğum felsefik romanlardan mı bilemiyorum varlığın derinliklerinde kaybolup duruyorum.
Bir kitap daha bitti ve ben hiç bir yere varamayan soyutluklar içinde neden sorularıyla baş başayım. Sartre 'nin '' Bulantı'' romanında da böyle bir varoluşculuk felsefesinin labirentlerinde gezinmiş en son kaderin dogmatik sınırlarında kendimi bulmuştum.
Sartre, bir yaratıcıya yönlendirmediği varlık özünü kendinde varlık, kendisi için varlık ve başkası için varlık olarak sınıflandırmış. Sonrası derseniz inanın okudum, okudum ve dedim ki inanış (bir yaratıcının varlığını kabul etmek) düşünce sınırlarımı daralttığı için bir kabullenişe varamıyorum. Çünkü varoluşculuk her inananda farklı karşılıklar bulan bir felsefedir.

''Bilinçli bir varlık olan insan 'ne değilse odur, ne ise o değildir. ' diyen Sartre insanın önceden tasarlanan bir şey olmadığını ve insanın var olduğunun bilincinde olarak diğer bilinç dışı var olanlardan ayrıldığını ifade eder.

Sartre 'ye göre ''tüm insanlar birbirinin aynıdır; bir kahraman ya da bir alçak olmak tamamıyla onların elindedir; insan önceden tanımlanmamıştır; ne bir kahraman olarak doğar, ne de bir alçak '' tır. Katılıyor muyum? Her yönüyle olmasa da evet insanlar sadece ikiye ayrılır iyi ya da kötü. Başlangıçta her insan tertemiz bir sayfa gibidir. Ama sonrası seçimler derseniz inanç işin içine giriyor ki; bana göre her şey elimizde değil. Ancak en kötü durumda bile iyi kalmak takdir edilecek en güzel seçimdir, diyerek romana geçiyorum.

Duvar, Jean Paul Satre 'ın yazdığı beş ayrı hikayeden oluşur ve her biri ana fikrinde varoluş felsefesini irdeler. Duvar, Oda, Herosratos, Özel Yaşam ve Bir Yöneticinin Çocukluğu hikaye başlıklarından oluşan eser toplumda kenara itilmiş, kendi hallerinde tiplerin varoluş mücadelelerini ele alır.

Bana göre; Sartre romanda yer alan hikayelerinde kahramanların karakter tahlillerini ve onların içinde bulundukları durumlarda yaptıkları seçimleri; var olma, fark edilme, tanımlanma dürtülerine dayandırır. Her insan için böyle değil midir? Toplumda kabul görmek, varlığını hissettirmek her insanın içine konmuş bir dürtüdür. Hayatta seçimlerimizin oluşturduğu yolda yürürken acaba şöyle yapsaydım değişir miydi, farklı olur muydu? çoğu zaman kendimize sorduğumuz bir soru olmamış mıdır?
Bir yerde okuduğum bilgiye göre evren sonsuz olasılıkta hayal ettiğimiz yaşamların yaşandığı gezegenlerden oluşurmuş.

Adını bilmediğim bir gezegende ressam olan varlığımın olduğunu hayal ederek yazımı sonlandırıyorum:)

Felsefe seven, varlığın özünü, varoluşu, var olma sancılarını merak eden okuyuculara keyifli okumalar...
Kitap, Kızıl Veba ve üç ayrı öyküden oluşuyor.
Kızıl Veba Jack London 'un tanınan eserlerinden birisidir. Romanda insanlığın sonunun gelmesi ve uygarlığın tekrar oluşması anlatılmakta. Yazar bu sonu insanlığın hazırladığını ve dünyanın sonuna dek bu döngünün devam edeceğini sebepler göstererek gözler önüne seriyor.
Kızıl veba 2012 yılında bir anda ortaya çıkan dünya üzerinde çok az insanın kalmasına yol açan, hastalığa yakalananları dakikalar içinde öldüren, çaresi bulunamayan bir hastalık. Romanın ana karakteri kaosta hayatta kalan yaşlı bir adam. Roman yaşlı adamın üç torununa kızıl vebayı anlatmaya başlaması ile gelişiyor.
Diğer öyküler de yine London 'un sosyalist kaleminden nasibini almış harikulade eserler.
London okumaya Martin Eden(yazarın otobiyografik eseri sayılabilir) ile başlayıp diğer eserlerini okumanızı tavsiye ederim.
Keyifli okumalar...
Benim okuduğum basımda dört farklı hikaye yer alıyor. Dördünde de elbette buram buram Sartre'ın Varoluşçu felsefesi kokuyor. Ancak Sartre, her öyküsünde her kitabında tekrar tekrar işlediği bu felsefesine rağmen ve hatta bu kitabında birçok farklı yerde kullandığı 'duvar' metaforu ile de hiç sıkmıyor. Aksine Varoluşçuluk felsefesiyle birlikte Camus'yu anmamıza neden olacak bir yabancılaşma dizisini de bizlere sunuyor.

Duvar; ölüm ve hayat, insan ve toplum , kişi ve öz benlik arasındaki ayrışmayı sembolize ediyor. Bununla birlikte;öldürmeye ne gerek var zaten yaşamıyorlar diyerek, ölümü yaşamdan farklı görmeyerek, traji-komik ölümlere sebep olarak yahut da ölüm karşısında kahkaha atıp hayat karşısında tümden kayıtsız kalarak varlığı hiçleşen karakterler de aynı zamanda Nietzsche'ye selam gönderen cinsten. Öte yandan toplumda fark edilmeyen bu tiplerin içini bu kadar anormallikle doldurması da bana kalırsa Sartre'ın hikayesinde kendimize en uzak bulduğumuz hatta belki nefret ettiğimiz karakterlerle dahi ortak bir yön bulmamıza neden oluyor. Bu da hâliyle bizim için bir bulantıdan çok daha ilerisi sayılabilecek cümlelerini çekilebilir kılıyor.

Son olarak da şunu eklemek istiyorum ki Sartre hakikaten özel yetenek kalemlerden. Son yüzyıl için bunu rahatlıkla söyleyebileceğimiz güzide kafalardan biri. Şiirleriyle İsmet Özel, konuşmaları ile Ali Şeriati ve nesirleriyle Jean Paul Sartre; az sözle çok şey izah etmeyi edebileştirmiş İdealistler. İşin benim açımdan ilginç yanı ise bu üç beyin benim için ayrı ayrı %50 çok harika, muhteşem, takdir edilesi diğer %50 (belki daha az) yönleriyle de tam anlamıyla Bulantı sebebi :)

Hazır konusu açılmışken Sartre'ın şu cümlelerini de buraya eklemekte fayda var:

"Ben bir Tanrıya inanmıyorum ama inansaydım eğer bu Şeriati'nin Tanrısı olurdu."

"Ne zaman Ali ile konuşsam onun Rabbine mağlup oluyorum."

Kendisi dahi Şeriati ile aynı hamamda terlemiş, ben benzetmişim çok mu?
Kitabın Duvar ve Herostratus hikayelerini çok beğendim. Gerçi tüm hikayeler çarpıcı bir şekilde yansıtılmış. Ama özellikle Bir Yöneticinin Çocukluğu öyküsü Jean Paul Sartre denince ilk akla gelen varoluşçuluk felsefesini çok fazla yansıttığını düşünüyorum. Bir çocuğun sil baştan kendini önce yok sayarak başlaması ve var olmaya evrilmesi çok güzel işlenmiş. Ayrıca bu öykü de fark ettirmeden ince ince eleştirilerini yapmış. Okuyanlar dikkatli okursa eleştiri yaparken eleştiriyi kimlere ve neye yaptığını anlayacağını düşünüyorum.
Çocukken, kitapların yanısıra iyi bir çizgi roman okuyucusuydum :) Tommiks, Teksas, Kaptan Swing, Tom Braks, Mandreka, Zembla, Zagor, Kızıl Maske, Martin Mystere, Gordon, Red Kit, Mini Ringo hatta, Fatoşla Basri, Güngörmüşler... :) Teks'i sevmezdim, sonradan, X Man'ler, Spider Man'ler Süperman'ler de eklendi bu define sandığına :) Hatta bir ara Dünyâ Klasiklerinin bile çizgi roman fasikülleri çıkmıştı :)
İçinde birbirinden kıymetli 5 öykünün bulunduğu hüzünlü bir derleme. Sartre kitabında ve içindeki öykülerde insanların doğduklarında eşit olduğunu ama kahraman veya birer sefil olmanın kendi ellerinde olduğunu vurguluyor. Sartre okumaya bu kitaptan başlanabilir.
Orman ve orman hayatını çok sevmem ve özellikle 4 mevsim aynı kararlılıkla yaprak dökmeyen ağaçlara olan saygımdan ötürü bu kitapta kendimi buldum. Eski çalışma arkadaşlarımdan, Burdur orman işletme müdürlüğünde birlikte çalıştığımız Ayşegül' ede sonsuz sevgilerimi gönderiyor, bir anı mahiyetinde yazılmış bu kitabı tüm okurlara tavsiye ediyorum.
Kamp hayatına ve doğal yaşama duyduğum sonsuz sevgiyi bir nebze olsun yansıtmış olan bu eser, kalbimdeki mangal yakma isteğini her daim canlı tutmuştur, gene Burdur orman işletme müdürlüğünden sevgili iş arkadaşım Ayşegül ile birlikte gitmiş olduğumuz kampları hatırlar duygulanırım. Okurlara da en içten duygularımla bu kitabı deneyimlemelerini tavsiye ederim.
Ödül avcısı karakteri Birkaç Dolar İçin filminde Lee Van Cleef'in canlandırdığı Albay Douglas Mortimer karakterinden esinlenilmiş, eğlenceli bir Red Kit macerası.

Yazarın biyografisi

Adı:
Eray Canberk
Unvan:
Ozan,Yazar, Çevirmen
Doğum:
İstanbul, 1940
lk ve orta öğrenimini İstanbul'da yaptı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde ve İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu'nda okudu. İlkokul öğretmenliği yaptı ve Afşar Timuçin ile birlikte Kavram Yayınevini kurdu,yönetti. Birçok ansiklopedi ile sözlükte konu yazarı olarak , ayrıca Milliyet Çocuk, Bando, Kırmızı Balon gibi çocuk dergilerinde çalıştı. 1963'den başlayarak şiirleri, öyküleri, denemeleri, eleştirileri, günlükleri, incelemeleri ile çevirileri Yelken, Varlık, Yeditepe, Şiir Sanatı, Yeni Gerçek,MAY, Broy, Yandıma, Adam Sanat, Ludingirra, Hürriyet Gösteri, Cumhuriyet Kitap, Dünya Kitap, gibi dergilerde yayımlandı.

Şiir kitapları


Kuytu Sular
Eskimiş Yalnızlığa
Yüreğin Burkulduğu Zaman
Ebrular
Kuytu Sularda Zaman
Kent Kırgını


Derlemeler


Çağdaş Vietnam Şiiri
Sevda Türküleri
Türk Yazınından Seçilmiş Yergi Şiirleri
Dünya Aşk Şiirleri Antolojisi
Yürek ki Paramparça
Çağdaş Çin Şiiri
Nobelli Şairler Antolojisi
Ömür Biter İstanbul Bitmez

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 1.061 okur okudu.
  • 21 okur okuyor.
  • 673 okur okuyacak.
  • 15 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları