Erdal Demirkıran

Erdal Demirkıran

7.7/10
1.973 Kişi
·
8.235
Okunma
·
541
Beğeni
·
18.185
Gösterim
Adı:
Erdal Demirkıran
Unvan:
Yazar, Düşünür
Doğum:
Karakeçi, Siverek, 1970
Erdal Demirkıran, Türk yazar. 1995'te Marmara Üniversitesi İşletme Bölümü'nden mezun oldu. Üniversite yıllarında içe kapanık biri olan Demirkıran, bunu aşmak için Kashna felsefesini ortaya koyarak ayrıca programcılık yapıp, yazılar yazdı. Noter'den Dünyanın En Akıllı İnsanı olduğuna dair yazıyı onaylattı. 1995-1997 yılları arasında Radyo Mega'da program ve sahnede stand-up yaptı.

Askerlikten sonra bir cam fabrikasında Ticaret Müdürü olarak görev yaptı. Ancak sonra istifa ederek seminerler vermeye başladı.

Seminerlerinde Kashna adını verdiği özgüveni ön planda tutan felsefi davranış şeklini anlatır.

​Kendisini şöyle ifade eder:


Bugün
Erdal Demirkıran, hayatı ve kendini alabildiğine seviyor. “Ben Dünyanın En Akıllı İnsanıyım” ,“Adam Dediğin Benim Gibi Olur” , "İflas Etmenin Yolları", "Dünyanın En Akıllı İnsanı'ndan Masallar" , "Sadece Aptallar 8 Saat Uyur" ve "Yerim Seni ÖSS" adında altı kitabı bulunan Demirkıran, birinci kitabını yurtdışı pazarına çıkarmak için yurtdışında faaliyet gösteren çılgın bir yayınevi arıyor.

Dünyanın En Akıllı İnsanı, kolej, dershane, şirket, belediye, siyasi partiler gibi kurum ve kuruluşlarda “dahi” yetiştiriyor. İstanbul Yeşilköy’de bulunan Kashna Dahi Fabrikası’nda, Kashna Öğretileri’ni insanlarla paylaşırken dünyayı değiştirmeye çalışıyor.

2006
Türkiye’deki faaliyetleri devam eden Erdal Demirkıran, dünyaya açılmaya hazırlanıyor. Bu arada altıncı kitabını da yayınlayan Demirkıran, kendi kitapları dışında başkalarının yazdığı ama Kashna çizgisine uyan kitaplar da yayınlıyor.

2008
Eğitim sektöründe tüm dünyanın bir dünya devi olarak kabul ettiği Kashna Dahi Fabrikası, eğitim çalışmalarını dünyanın her yerinde sürdürmeye devam ediyor. Erdal Demirkıran’ın senaryosunu yazdığı sinema filmi 35 ülkede gösterime girdi. Kashna Kitap Ağacı, 12 tanesi Erdal Demirkıran’a ait olmak üzere 150 özgün meyve verdi.

2010
Dünya Liderleri Erdal Demirkıran’dan eğitim almaya başladı.

2015
Kitapları 25 dile çevrilen ve dünyanın en fazla satan yazarı olarak tarihe geçen Erdal Demirkıran yazmaya doymuyor.

2018
Dünyanın her yerinde enstitüler kuran Erdal Demirkıran, kitapları, filmleri, seminerleriyle yüz milyonlarca insana ulaştı.

2020
Dünyaca ünlü starlar, konserlerinden önce Kashna Öğretisi’nden mesajlar veriyorlar.

2022
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, Erdal Demirkıran’la yaptığı üçüncü görüşmesinden sonra bir demeç vererek, “Benim dönemimde, hangi gerekçeyle olursa olsun savaşa onay verilmeyecektir!” dedi.

2026
Kashna o kadar etkili bir öğreti oldu ki, dünyada silah üretimi yapılmıyor artık, hatta üretilmiş olan silahlar da ortak bir deklarasyonla toplatılıp imha ediliyor. Her yıl silaha ayrılan bütçe aç ülkelere dağıtılıyor, aç ülke kavramı tarihe karışıyor...

2029
Suç oranı minimize edildiği gibi, suç işleme akıl hastalığı statüsünde değerlendiriliyor. İnsanlar artık sinirlenmiyor. Özgüven artık özel bir vasıf değil. Cinayet, intihar ya da benzeri kavramlar iflas etti.

15 Mart 2030
İstanbul’da, “Barış Vadisi”nde saat 10:00 itibariyle Dünya Barış Zirvesi başladı. Ülkemiz adına Cumhurbaşkanımız açılış konuşmasını yaptıktan sonra, kürsüye gelen Erdal Demirkıran, sözlerine “Başardık Çocuklar*” diye başladı. 26 dakika süren konuşmasından sonra tüm Devlet Başkanları, daha önce imzalamayı kabul ettikleri Barış Bildirisi’ni imzaladılar.

15 Mart 2030, saat 16.00 itibariyle dünya artık savaşmıyor…

* Çocuklar asla savaşmaz.

Dün Bugün ve Yarın
Kimsenin geçmişi ilgilendirmiyor beni. Ben hep bugüne ve yarına bakarım. Benim için geçmiş, sadece zamanın ne kadar çabuk geçtiğini ispat eden bir aracıdır.

Senin neler yapabileceğin sadece bugünkü tutumuna bağlıdır...

Dün için pişman olma, yarın için kaygılanma, bugünü yaşa. Bugünü sanki en son gününmüş gibi yaşa! Unutma ki, yarın bugüne “dün” diyeceksin. Tıpkı dün, bugün için “yarın” dediğin gibi...

“Daima Büyük Düşünen İnsanlarla Karşılaşabilmen Umuduyla...”


ERDAL DEMİRKIRAN
Dünyanın En Akıllı İnsanı
İnsanlar Kur'an okuduktan sonra ' Sadakallahülazim' der ancak bunun 'Azim olan Allah doğru söyledi.' anlamına geldiğini bilen insan sayısı neredeyse yok denecek kadar azdır.
-Ayağında uğur böceği var baba
+Hani kızım
-Seni dandırdım baba
Erdal Demirkıran
Sayfa 238 - Kitlesel dönüşüm, 27. baskı
Kar yağdığında fark ettim: Sadece başkalarının izine basanlar kayıp düşüyorlardı.Sen daima basılmamış kara bas, silinmeyen derin izler bırak !
Hayvanin da hedefi yok,senin de. O da sadece karnını doyurmak icin yaşıyor, sen de? O da elbise giymiyor sen de... Kaldı mi bir farkiniz? Haaa, o dünyayi sadece kendisinden ibaret saniyor,dünya ise sadece senden ibaret. Yani sen ondan daha hayvansın!
Mesela kabak yemeğini sever insan ama tutup da kabakla yatmaz, oturur efendi efendi yer onu! Mesela birini sever insan ama ona aşık olmaz, sadece tutulur! Mesela kendini sever insan ama oturup kendine tapmaz, sadece aşık olur! Ancak Allah'ı severse insan, O'na ne aşık olur ne tutulur ne de onunla sevgili olur; O'na sadece tapar.
...koruyamadık kendimizi.'Buzulu kurtaralim,havayi temizleyelim,suyu bitirmeyelim...' derken kendimimizi kaybettik,ruhumuzu kirlettik ve insanligimizi tükettik.
Cep telefonuna verdiğin değerin 1000'de 1'ini beynine vermedin. Neden biliyor musun?
-Dur ben söyleyeyim; çünkü beyin beleş!...Trilyon dolarlarla ölçülemeyecek bu muhteşem hazineye hiç karşılıksız sahip oldun.'100' verdin telefon aldın, 'hiç'verdin beyin aldın. Senin '100' her zaman daha değerliydi...
Şimdi bana 'Neydi senin icin hayat?' diye sorsalar 'Benim için hayat, cam kırıklarıyla döşeli sarp bir yokuşu sürünerek tırmanmaktır!' derdim onlara.
Din konusundaki doğru bildiğimiz yanlışlarımızı, hiç çekinmeden anlatan süper bir kitap. Gerçekten bu anlatılanlar doğru mu diye tereddüt de kalsamda ve o tereddütler hala olsa da bir çok bilgi sahibi oldum. Bu kitaptaki bilgileri etrafımdaki insanlara anlatınca biraz ters tepki gördüm. Şimdiden uyarayım. :-) Okumanızı içtenlikle tavsiye ediyorum. :-) :-)
Kitabı ilk gördüğümde yazar çıkıp şunu şöyle yapın bunu böyle yapın, az uyuyun gibi öğütler vereceği bir kitap olarak düşünmüştüm. Fakat kitabı okuyunca böyle olmadığını anladım. Yazar vermek istediği mesajı çok güzel bir şekilde hikaye ile anlatmış ve bize uyku problemini nasıl çözeceğimizi, uyku ile ilgili bilenen yanlışları çok güzel bir şekilde anlatmış.
Kitabın konusuna gelecek olursak; Kendyn adında 30 yaşında bir doktor sabah uyandığında karşısında bir Cin görür ve cin ona kendisinin yapamayacağı bir dilek hakkı sunar. Kendyn'in bir kaç isteğinin Cin tarafından geri çevirilmesinden sonra Kendyn Cinden ömrünü iki katına çıkarmasını ister ve cinde tekrar sinirlenerek bunu sende yapabilirsin der. Kendyn bunun imkansız olduğunu düşünür ve cin ona bunu nasıl yapabileceğini öğretmeyi teklif eder. Kendyn'de bunu kabul eder ve hikaye burada başlar.
Kitapta sadece nasıl az uyunacağı değil uykudan arttırdığımız vakitleri nasıl değerlendirebileceğimizde anlatılıyor. ) Aynı zamanda Cin ve Kendyn zamanda yolculuk yaparak Edison, Dostoyevski, İsaac Newton, Leonardo Da Vinci gibi bilim adamlarının devrine giderek onları uyku sistemleri ve çalışma şekillerindende örnekler vermiştir.
Kitabın her bir sayfasını dikkatle okudum ve bana çok şey kattığına inanıyorum. Herkesin okuması gerektiği bir kitap. Birçok insanın hayatı ile ilgili önemli kararlar almasına vesile olabilecek türden. Yazı puntosu büyük ve sayfalar küçük, bu yüzden kısa bir sürede araya sıkıştırabilirsiniz. Kısacası vakit kaybetmeden okumanızı tavsiye ederim...
Bu kitabı sanıyorum 2007 yılında annem almış. Bende lisedeyken okurum diye çantama atmıştım ve ne yazık ki okudum. Diğer inceleme yapan arkadaşlar gibi beğenenlerden değilim. İnsanın biyolojik dengesine aykırı bu uyku düzeni. İçinde bazı üstün zekalıların 4-5 saat uyuduğu yazıyor ama Einstein ın 12 saat uyuduğu yazmıyor. 5-6 dahinin adını vererek büyük bir genelleme yapıyor. İnsanın uyurken salgıladığı hormonlardan habersiz. Kaliteli uykunun hafıza, ögrenme gibi beyin fonksiyonlarinin guclendirilmesi (consolidation) için vazgeçilmez olduğu gerçeğinden bihaber olan birinden bahsediyoruz. Hem bir insan bu kadar az uykuyla nasıl yaratıcı eserler ortaya koyabilir. Bu zamanda bu önermeyi doktorlar veremezken nasıl oluyorda
tıp biliminden anlamayan bir vasıfsız böyle bir kitap yazar aklım almıyor. Yazımı bilimsel bir makale ile sonlandırıyorum.
http://healthysleep.med.harvard.edu/...leep/learning-memory
Kişisel gelişim kitabı olan "Kashna Felsefesi" özgüven eksikliği olan
kişilere bir cesaret aşılama çabasıdır.

Yazar sıradanlaşmış düşüncelerin farklı bakış açısıyla
yeniden değerlendirerek doğruları sorgulamanın peşine düşer. Bazen acaba olabilir mi,
bazen de saçmalama yahu çıkmıyorsa zorlamanın anlamı yok dedirten
analizlerine şahitlik edebilirsiniz.

Kashna Eğitim Danışmanlık Merkezi'ni kuran yazar kitapta da yer yer
Kashna Felsefesine değinir. Kashna Felsefesini sitesinde şöyle
açıklamıştır;

"Kashna bilmektir. Kendini tanımaktır. Bir mükemmellik tutkusudur.
En iyiyi yakalama çabasıdır. Kashna, oksijene saygı duymaktır nefes alırken,
zirveleri zorlamaktır.Değerini bilmektir ormanda duran bodur bir ağacın.
Kashna kaygısızca koşmaktır en çetin yollarda… İmkansıza aşık olmaktır Kashna.
Önyargılardan arınmaktır. Haddini bilmektir. Mazeret üretmeden yaşamaktır.
Kashna, dik durmaktır en güç zamanlarda.
Vazgeçmemektir, göğsünü germektir fırtınalara, geleceğe dokunmaktır kaygısızca,
meydan okumaktır, en olmaktır, bağırmaktır avaz avaz, haykırmaktır karanlığa.
Kashna, abartısız yaşamaktır. Kibrit kutusuna dünyayı sığdırmaktır,
gemilere rağmen başarmaktır Kashna.
Güneşe dokunmaktır, yıldız toplamaktır Kaf Dağı’nın Arkası’ndan…
Yıldızlarla misket oynayan bir adam vardı ya hani?
Geçen karşılaştık, yine yıldızlar vardı avuçlarında, yine geceydi,
yine yıldız dağıtıyordu adam ve güneş ağlıyordu ay gülerken.."


Kitapta değişik konulara değinmiştir ancak oltama takılan bazı görüşleri kendi cümlelerimle
şöyle açıklayabilirim;

-Her erkeğin arkasında bir kadın var demek, kadınlara hakarettir. Bu durum
kadınları pasif hale sokar kimse kimsenin arkasında değildir

-Bilim adamı başkadır bilim adam adamı başkadır. Eğer bir icadınız varsa siz
bilim adamısınız eğer falan bilim adamı böyle böyle yapmış diyerek bir
derleme ortaya çıkarıyorsanız o zaman siz bilim adam adamı oluyorsunuz

-Belki insanın ömrünü kısaltan şeyleri yapıyoruz,
dikdörtgen evler -Enerjinin devinimini yok ederler, oysa peri bacaları gibi olabilirdi evler-
pişirilmiş yemekler -hücrelerimizin yaşlanmasına sebep oluyor, oysa ki hayvanlarda
bu durumlara pek rastlanmıyor çünkü onlar besinleri çiğ tüketirler-

-Kazaların önemli sebeplerinden biri de vitesli arabalardır. Vites değiştirme sırasında
kazalar olur. Onun için otomatik arabalar
teşvik edilerek kazaların sayısı azaltılabilir

-Allah'a aşık olunmaz çünkü aşkın zıttı nefrettir. Eğer Allah'a aşık olunuyorsa
Allah'tan nefrette edilir oysa ki Allah'ın varlığını kabul eden birinin Allah'tan
nefret etmesi mümkün değildir

-Emek bağlılığı oluşturur ve bu tutkuya dönüşür

-Mükemmel demode olmayan şey demektir.

-Yeryüzünde dolaşan toplam bir enerji var insan uyku durumunda bundan en düşük
seviyede yararlanır
dolayısıyla herkes uyurken siz uyumayıp bir şeyle uğraştığınızda enerjinin fazlası size
gelir ve birçok şeyi daha iyi kavrarsınız

-Bir ülkede hem ithalat var hem de işsizlik varsa o ülkede ciddi bir geri zekalılık
söz konusudur

-Başarı yetenekle gelmez çalışmakla gelir. Birine sen yeteneklisin demek çalışmalarını
yok saymaktır. İnsanın içinde her şeye ait alt yapı vardır hangisiyle uğraşırsan
o gelişir

-Mutlu olmak sahip olmak değil, sahip olmayı hayal etmektir ve bunun için çalışmaktır.
Dünyada her şey senin olsaydı senden mutsuz insan olmazdı

-Savaşlarla övünmek utanç verici bir durumdur. 15 Mart 2030 yılında uluslararası
sonsuz dünya barışı için bir toplantı düzenleyeceğim

-İnsan kendisinden başka hiçbir şeye aşık olmaz, söylenen bütün diğer aşklar birer yalandan
ibarettir


Tenkit:
Yazar, gerçekten bazen saçmaladığını gözler önüne seriyor ve oluşmaya başlayan değerini de yok ediyor.
Burada iki şeye değineceğim ama öncelikle şunu söylemem gerekir Sayın Erdal Demirkıran
bana çok itici geldi bu durumu da şöyle izah edeyim; sanki uçmaya çalışırken her defasında yere çakılan ama buna rağmen
uçtuğunu zannedip yerden zafer naraları atan bir kişiyi canlandırıyor zihnimde.

Şimdi o iki duruma geçeyim birincisi olasık hesabı yazara göre eşit olasık dışında herhangi bir olasıklıktan
bahsedilemez bu olasık da yüzde ellidir bir şey ya olur ya da olmaz. Buna da torbadaki farklı renkte olan topların
çekilme yüzdesi üzerinden gider örneğin bir torbada farklı renkte 10 top varsa ve bu toplardan 2 tanesi mavi ise
rastgele bir top çekildiğinde, çekilen topun mavi olma olasılığı %20 değil (2/10) %50'dir. Çünkü o top ya mavidir
ya da değildir. Bu tam bir zırvalıktır. Sayın Demirkıran eğer bu dediklerinizde ciddiyseniz size şunu teklif ediyorum
gel bir torbanın içine 100 top koyalım 1 tanesi siyah 99 tanesi mavi olsun siyah top çıkarsa 100bin tl'yi ben size
vereyim eğer mavi çıkarsa siz bana aynı parayı verin ve bunu istediğiniz kadar tekrarlayalım.

ikinci durum kitabın bir kısmında insanlar bir şeyler yapamıyorsa çamur atarlar der sonra kitabın sonuna doğru
felsefenin babaları sayılan Sokrates ve Aritoteles'e çamur atar örneğin Sokrat için sadece bir laf cambazı
olduğunu söyler tek faydalı şeyinin de Platon'un yazdığı Sokrates'in Savunmasına konu olmasıdır der. Platon'a değer veriyorsan
onun ilham meleği, bilgi kaynağı, yol göstericisi hocasına nasıl laf cambazı diyorsun. Umarım çok geçmeden bu zırvalıklarından
vazgeçersin. Yarım doktor candan ediyordu ya, çeyrek filozof da felsefeden eder.
Kitap da A dan Z ye kadını anlatmaya çalışmış yazar. Günümüzde kadınların kendilerine verdikleri değersizlik duygusunu, bir an önce değiştirip, güçlerini, cesaretlerini, zekaları ile neleri başarabileceklerini keşfedip, bir insan, bir kadın olarak tüm dünyaya hissettirmelerini vurgulamaya çalışmış...

Açıkçası üslubu çok sert diyenlere katılmıyorum. Ben iki günde okudum ve gerçekleri bu kadar düz anlattığı için de ayrıca hoşuma gitti...
Her kadının okumasını isterdim, hem düşündürücü hem ders verir nitelikte. Yorumumu kitabın son cümleleri ile bitirmek istiyorum...

"Öyleyse yırt o kefeni, kır şu zinciri ve kafanı kaldır tekrar bak! Destanlar yazmanın vaktidir şimdi, hadi kurban olduğum ayağa kalk! Sadece sürüden değil sürülerden ayrılıp kurt kapan ve hariç olmayı başaran cümle kadınlara selam olsun vesselam.
Türkiye gelişmiyor?
( Hadi canım.)
Nereye gidiyor bu ülke?
( Peki sen nereye gidiyorsun? )
İktidar berbat?
(Neden okumuyorsun?)
Üniversite okuyoruz işsiz kalıyoruz.
( O zaman iş yarat.)
Sıkıldım artık her şeyden.
(Özgürleş o zaman. )
Bahaneler hiçbir zaman çözüm değildir. Daima üretmeli insan fikir üretmeli, cisim üretmeli, çözüm üretmeli...
Ben kendimi çok seviyorum. Kaşımı, gözümü,parmak uçlarımı. Çünkü Allah beni böyle yarattı. Saç diplerimden ayak uçlarıma kadar tüm maddi varlığım benim, yalnızca bir beden belki ama bana ait. Aklım var bir de . İnsan değil midir yaratılmışların en üstünü? Nedendir peki? Çünkü iradesi,nefsi ve aklı var. Akıl bize verilen en büyük nimetlerden. İnsana verilir ve kullanması istenir. Yeryüzündeki tek doğru kitap da dahi defalarca tekrarlanmıştır. "Siz hiç akletmez misiniz?" der. "Akıl sahipleri" ibaresi geçer kutsal kitapta defalarca. Peki insanı yüce bir varlık haline getirip yaratılmış binlerce canlının üstünde tutan akıl nasıl olur da bizleri ayakta tutamaz? Neden aklını kullanmaz insan? Kuru gürültü yapar sürekli boş insanlar. Sağa sola sallar devamlı. Yaptığı tek şey oturduğu yerden yermektir sistemi. Çünkü zor gelir. İnsana aklını kullanmak zor gelir. Neden mi? Basit. Çünkü aklın yolu birdir. Tektir. Hak olan neyse aklın yolu açıkça oraya çıkar. Lakin kimileri istemez ve çıkmaz sokaklara hapsolmayı tercih ederler. Nefsi ve aklı arasındaki savaşın mağlup tarafı akıl olan insanlar sürekli şikayet eder. İş bulamamaktan,kötü eğitim sisteminden,aksak hükümetten...
Ve en önemlisi kendimize güvenmeyiz çoğu zaman. Yapamayacağımıza yürekten inanmışızdır. Aşağılık kompleksine girmişizdir.
Bizler yetersiz değiliz arkadaşlar.
Ülke olarak şanlı bir soya, çeşitli ırklara,cesaretli yüreklere,büyük beyinlere sahibiz. Verimli bir coğrafyamız, dört bir yanında yaşayabileceğimiz iklimlere,kıymetli değerlere, güçlü ahlaki temellere sahibiz. Her iş gelir elimizden. Bizler bu coğrafyanın değişik ırklara sahip olan aynı yüreklere hapsolmuş insanlarıyız. Her açıdan dünyadaki her ülkeyle yarışabilecek potansiyele sahibiz.(hak ve adalet sınırları içersinde)
Bu kitap bana çok şey kattı bilmediğim şeyler öğretmedi evet. Ama göremediğim gerçekleri gösterdi. Her şeyi yapabiliriz. Olmak istediğimizi oluruz.
Ve anlıyoruz ki bir işi başarmak için yalnızca istemek gerekir. Yürekten istemek.
Kitabı sırf Erdal Demirkıran`ın diye hiç düşünmeden aldım. Eve gelip okumak için içini açtım ne göreyim, kitap ters basılmış. Kontrol etmeden alırsan böyle kazık yersin diye düşündüm. Neyse tersini çevirdim ilk sayfayı açtım ve "Hiçbir terslik yok rahat ol" yazısı ile göz göze geldim, o an dedim ki ohh be kitap böyleymiş. :)
Konusuna gelirsek, kitap önyargılarımızdan kurtulmamız için yazılmış. Tabi önyargım hemen aldığım yeri suçlamak, alıştık ya illa ki hep aynı olacak. Ve ilk baştan başladı önyargılarımı yıkmaya. Kitabın kapağında ise "Alayını.." kısmından sonrası kazındığı zaman ortaya çıkıyor, zaten devam kısmının anlamını kitabın ilerleyen bölümlerinde anlıyorsunuz. :) Bir farklılığı daha ise dünyada bir ilk olduğu söylenen 3B yöntemiyle basılmış. Yani; bağırma, yüksek ses gibi yerlerde kalın yazı; kısık seslerde, fısıltılarda ise gri yazı; seyrek ve sık harflerle ise hızlı ya da yavaş konuşulduğunu anlatması amaçlanmış. Bu şekilde düşünerek okumakta gayet keyifliydi. Kitaba başladığım zaman ise konusunun farklı olmasına rağmen biraz sıkıldım açıkçası çünkü beklentim hayli yüksekti. Ama ilerledikçe elimden bırakamadım. Git gide olaylar öyle bir hal aldı ki ve öyle bir noktaya geldi ki karakterin zekasına ve yazara hayran kalmamam mümkün olmadı. Önyargının insanlığı ne hale getirdiğini açık bir şekilde gözler önüne sermiş. Özelikle sonlarına doğru neredeyse her sayfanın altını çizmek istedim. Yazarın kalemini çok seviyorum. Kitap okumaya başlamam da büyük etkisi olmuştur. Bu kitabını da her zaman ki gibi çok sevdim. Hatta bitirdiğim ilk günler kimi görsem kitabı anlatmaya ve tavsiye etmeye başladım. Hatta kitap şuan kütüphanemde bile değil arkadaşlarımda sıra ile geziyor :)
İşin özüne gelirsek, kesinlikle tavsiye ediyorum .
:)
Yazarın bütün kitaplarını okumayı hedeflemiştim. Hala hedefimde. Kitaplarındaki anlatım şekli daima hoşuma gidiyor. Kitaplarin isimleri bile dikkat çekiyor. :-) Bu kitabı ve diğer tüm kitapları okumanızı tavsiye ediyorum. :-)
Erdal Demirkıran'ın tarzını seviyorum.Kitaplarını kişisel gelişim tarzında sivri bir dil ile yazıyor fakat düşündüğünüz zaman gözümüzde büyüttüğümüz bir çok zorluğun kendimize olan güvensizliğimizden kaynaklandığını keşfettiriyor...
ÖSS stresinin ve heyecanının nasıl en aza indirileceği ile ilgili gençlerimize tavsiyeler veren bu kitabı sınava girecek tüm öğrencilere tavsiye ederim...
Ego seviyesi tavan.Ego bir insanda olması lazım ama fazlası zarar.Çok ilginç buldum ve beyin fırtınası yaşattı bana.Bazı anlattıklarına, söylediklerine katılıyorum ama çoğu şeyde fikir ayrılığı yaşadım.

Yazarın biyografisi

Adı:
Erdal Demirkıran
Unvan:
Yazar, Düşünür
Doğum:
Karakeçi, Siverek, 1970
Erdal Demirkıran, Türk yazar. 1995'te Marmara Üniversitesi İşletme Bölümü'nden mezun oldu. Üniversite yıllarında içe kapanık biri olan Demirkıran, bunu aşmak için Kashna felsefesini ortaya koyarak ayrıca programcılık yapıp, yazılar yazdı. Noter'den Dünyanın En Akıllı İnsanı olduğuna dair yazıyı onaylattı. 1995-1997 yılları arasında Radyo Mega'da program ve sahnede stand-up yaptı.

Askerlikten sonra bir cam fabrikasında Ticaret Müdürü olarak görev yaptı. Ancak sonra istifa ederek seminerler vermeye başladı.

Seminerlerinde Kashna adını verdiği özgüveni ön planda tutan felsefi davranış şeklini anlatır.

​Kendisini şöyle ifade eder:


Bugün
Erdal Demirkıran, hayatı ve kendini alabildiğine seviyor. “Ben Dünyanın En Akıllı İnsanıyım” ,“Adam Dediğin Benim Gibi Olur” , "İflas Etmenin Yolları", "Dünyanın En Akıllı İnsanı'ndan Masallar" , "Sadece Aptallar 8 Saat Uyur" ve "Yerim Seni ÖSS" adında altı kitabı bulunan Demirkıran, birinci kitabını yurtdışı pazarına çıkarmak için yurtdışında faaliyet gösteren çılgın bir yayınevi arıyor.

Dünyanın En Akıllı İnsanı, kolej, dershane, şirket, belediye, siyasi partiler gibi kurum ve kuruluşlarda “dahi” yetiştiriyor. İstanbul Yeşilköy’de bulunan Kashna Dahi Fabrikası’nda, Kashna Öğretileri’ni insanlarla paylaşırken dünyayı değiştirmeye çalışıyor.

2006
Türkiye’deki faaliyetleri devam eden Erdal Demirkıran, dünyaya açılmaya hazırlanıyor. Bu arada altıncı kitabını da yayınlayan Demirkıran, kendi kitapları dışında başkalarının yazdığı ama Kashna çizgisine uyan kitaplar da yayınlıyor.

2008
Eğitim sektöründe tüm dünyanın bir dünya devi olarak kabul ettiği Kashna Dahi Fabrikası, eğitim çalışmalarını dünyanın her yerinde sürdürmeye devam ediyor. Erdal Demirkıran’ın senaryosunu yazdığı sinema filmi 35 ülkede gösterime girdi. Kashna Kitap Ağacı, 12 tanesi Erdal Demirkıran’a ait olmak üzere 150 özgün meyve verdi.

2010
Dünya Liderleri Erdal Demirkıran’dan eğitim almaya başladı.

2015
Kitapları 25 dile çevrilen ve dünyanın en fazla satan yazarı olarak tarihe geçen Erdal Demirkıran yazmaya doymuyor.

2018
Dünyanın her yerinde enstitüler kuran Erdal Demirkıran, kitapları, filmleri, seminerleriyle yüz milyonlarca insana ulaştı.

2020
Dünyaca ünlü starlar, konserlerinden önce Kashna Öğretisi’nden mesajlar veriyorlar.

2022
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, Erdal Demirkıran’la yaptığı üçüncü görüşmesinden sonra bir demeç vererek, “Benim dönemimde, hangi gerekçeyle olursa olsun savaşa onay verilmeyecektir!” dedi.

2026
Kashna o kadar etkili bir öğreti oldu ki, dünyada silah üretimi yapılmıyor artık, hatta üretilmiş olan silahlar da ortak bir deklarasyonla toplatılıp imha ediliyor. Her yıl silaha ayrılan bütçe aç ülkelere dağıtılıyor, aç ülke kavramı tarihe karışıyor...

2029
Suç oranı minimize edildiği gibi, suç işleme akıl hastalığı statüsünde değerlendiriliyor. İnsanlar artık sinirlenmiyor. Özgüven artık özel bir vasıf değil. Cinayet, intihar ya da benzeri kavramlar iflas etti.

15 Mart 2030
İstanbul’da, “Barış Vadisi”nde saat 10:00 itibariyle Dünya Barış Zirvesi başladı. Ülkemiz adına Cumhurbaşkanımız açılış konuşmasını yaptıktan sonra, kürsüye gelen Erdal Demirkıran, sözlerine “Başardık Çocuklar*” diye başladı. 26 dakika süren konuşmasından sonra tüm Devlet Başkanları, daha önce imzalamayı kabul ettikleri Barış Bildirisi’ni imzaladılar.

15 Mart 2030, saat 16.00 itibariyle dünya artık savaşmıyor…

* Çocuklar asla savaşmaz.

Dün Bugün ve Yarın
Kimsenin geçmişi ilgilendirmiyor beni. Ben hep bugüne ve yarına bakarım. Benim için geçmiş, sadece zamanın ne kadar çabuk geçtiğini ispat eden bir aracıdır.

Senin neler yapabileceğin sadece bugünkü tutumuna bağlıdır...

Dün için pişman olma, yarın için kaygılanma, bugünü yaşa. Bugünü sanki en son gününmüş gibi yaşa! Unutma ki, yarın bugüne “dün” diyeceksin. Tıpkı dün, bugün için “yarın” dediğin gibi...

“Daima Büyük Düşünen İnsanlarla Karşılaşabilmen Umuduyla...”


ERDAL DEMİRKIRAN
Dünyanın En Akıllı İnsanı

Yazar istatistikleri

  • 541 okur beğendi.
  • 8.235 okur okudu.
  • 158 okur okuyor.
  • 2.892 okur okuyacak.
  • 136 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları