1000Kitap Logosu
Erdal İnönü
Erdal İnönü
Erdal İnönü

Erdal İnönü

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
8.7
24 Kişi
49
Okunma
10
Beğeni
1.464
Gösterim
Unvan
Bilim adamı ve siyasetçi
Doğum
Ankara,Türkiye, 6 Haziran 1926
Ölüm
Houston,Teksas,ABD, 31 Ekim 2007
Yaşamı
Bilim adamı ve siyasetçi Erdal İnönü 6 Haziran 1926'da Ankara'da doğdu. İlköğrenimini Ankara'da yaptı. 1947'de Fen Fakültesi'nden fizik lisansı diploması aldıktan sonra ABD'de, California Teknoloji Enstitüsü'nde yüksek lisans ve doktorasını tamamladı, ayrıca teorik fizik alanında araştırmalar yaptı. Yurda dönünce fizik asistanı olarak girdiği Ankara Üniversitesi'nde doçent oldu; 1957-1960 arasında Amerika'da "Atom Enerjisinden Yararlanma" programı içinde araştırmalar yürüttü. 1964-1974 arasında Ortadoğu Teknik Üniversitesi'nde fizik profesörü olarak çalıştı, Teorik Fizik Bölümü Başkanlığı, Fen Edebiyat Fakültesi Dekanlığı, rektörlüğü yaptı. 1974-1983 arasında İstanbul Boğaziçi Üniversitesi'nde fizik profesörü ve Temel Bilimler Fakültesi Dekanı olarak görev yaptı.Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu'nun kuruluşuna katkıda bulunan, TÜBİTAK Temel Araştırmalar Enstitüsü'nün kurucu müdürlüğünü üstlenen, NATO Fen Komitesi'nde ve UNESCO Yürütme Kurulu'nda görev alan İnönü 1983 yılında siyasete atıldı. Sosyal Demokrasi Partisi (SODEP) kurucu genel başkanlığı, SHP genel başkanlığı yaptı. 1986'da İzmir milletvekili olarak Meclis'e girdi. 1991-93 arasında başbakan yardımcılığı ve devlet bakanlığı, 1995'te Dışişleri bakanlığı yaptı. 2004'ten sonra Sabancı Üniversitesi ve TÜBİTAK Feza Gürsey Enstitüsü'nde görev aldı. 31 Ekim 2007'de, tedavi gördüğü Houston'da yaşamını yitirdi.
AkilliBidik
Anılar ve Düşünceler 1'i inceledi.
360 syf.
·
6 günde
·
8/10 puan
Şirkette sohbet ederken şaşırarak ayırdına vardığım bir konu var. Genç nesil, yani 30lu yaşlarının başlarında olanlar ve daha küçükler, AKP iktidarından önceki dönemi hiç bilmiyorlar. Yani Kenan Evren’li, Demirel’li, Özal’lı, Ecevit’li, Erbakan’lı, bol koalisyonlu, gazetecilerin bomba gibi dosyalarla siyasileri sıkıştırdığı, açık oturumlarda rakip parti liderlerinin kozlarını paylaştığı -Amerikan seçimleri öncesi hala yapıldığı gibi- yıllar çok ama çok gerilerde kalmış. Erdal İnönü o dönemin, yukarıdaki starlar kadar olmasa da, önemli oyuncularından biri. Kurtuluş Savaşı kahramanımız ve 2. Cumhurbaşkanımız -yakın zamanlarda da birçok siyasi söylemde adı geçen- İsmet İnönü’nün 2 numaralı oğlu olan Erdal İnönü, uzun ve başarılı kuramsal fizik kariyeri sonrası baskılara dayanamayıp solda bir parti kurmuş ve 1983’ten 1993’e kadar toplam 10 yıl Türk siyasetinin önemli oyuncularından biri olmuştu. İşte bu kitap Erdal İnönü’nün emekliliği sonrası yayınladığı “anılar” serisinin ilk kitabı. Yıllar önce almış ve bir kısmını okumuş, sonra rafa kaldırmıştım; dönemle ilgili araştırmalar yaparken tekrar elime alıp tamamlamak istedim. Kitap hakkında görüşlerimi yazmadan önce kısaca dönemin siyasi durumunu açıklamak isterim. 1980 darbesi öldürdüğü, işkencelerde hayatlarını kararttığı, hapislerde çürüttüğü onbinlerce vatandaşımızın yanısıra tüm siyasi partilerin üzerinden de buldozer gibi geçmiş. Tüm partiler kapatılmış ve tüm parti liderleri, kısa süreli hapislerden sonra serbest bırakılmış ama yasaklanmış. Dolayısıyla 1983 yılına kadar geçen 3 yıl boyunca tüm ülkede sadece darbeci Kenan Evren ve silah arkadaşlarının borusu ötmüş. 1983’te artık bu durumdan duyulan rahatsızlık dillenmeye başlayınca ve toplumda demokrasiye dönüş talepleri daha açıktan konuşulur olduğunda, darbe öncesi tüm siyasi partileri ve siyasetçileri yasaklı olduğundan, kamuoyu için yeni bir çok isim siyasete girmiş. Özal’ın ANAP’ı kurduğu o dönemde yasaklı CHP’nin yerine de Erdal İnönü başkanlığında SODEP (Sosyal Demokrasi Partisi) kurulmuş. -Gerçi “yerine” demek pek doğru değil, zira her zamanki gibi bir arada duramayan sol kesimde hizipleşmeler yine var; yasaklı Ecevit’in DSP’si, HP (Halkçı Parti), Baykal yine sahnedeler; ancak en büyükleri yine de SODEP. Eski CHP’liler tarafından İnönü soyadı sayesinde solu birleştirecek bir isim olarak düşünülen ve tabiri caizse siyasete itilen Erdal İnönü 1983’ten 1993’e kadar geçen 10 yıl boyunca Türk siyasi hayatının önemli ve ilginç kişiliklerinden biri oldu; bir kısmının ben de canlı şahidiyim. Kuramsal fizik alanında başarılı bir kariyere sahip olan, siyasete atılmadan önce uzun yıllar ODTÜ ve Boğaziçi Üniversitesi’nde çalışan hatta bir dönem ODTÜ’de rektörlük yapan Erdal İnönü, değişik ses tonu, kesikli konuşması, sakinliği, uzlaşmacı tavrı ve -özellikle televizyondaki açık oturumlarda- şaşırtıcı ters köşe cevaplarıyla yer etmiş bende. “İktidarın sizi 5 yıl daha limon gibi sıkmasını istiyor musunuz?” sloganını ve limonlu afişlerini hala hatırlarım mesela. Türkiye’de benzerine bence hiç rastlamadığımız saygıdeğer, uzlaşmaya açık, rasyonel tavrı ile güzel bir insandı, 2007 yılında aramızdan ayrıldı. Siyasetçiliği döneminde mücadeleden kaçmak ve solcuların hakkını iyi savunmamak ile çokça eleştirilmişti; ama hak savunusunu ölesiye kavga etmek sanan kesimler için birkaç beden büyüktü zaten. Siyaset bence her yelpazeden insanı bulundurmalı içinde, toplumun tüm renklerini temsil etmeli; Erdal İnönü de güzel bir kişilik, farklı bir soluktu. Kürt sorununu çözüm için en aklı başında çalışmaları yürüten ve HDP ile birleşerek meclise girmelerini sağlayacak kadar -hem de darbe sonrası o dönemde- cesur olan İnönü’nün bence en büyük dezavantajları soyadının gölgesinde kalması, siyasete tepeden inmesi, kendi reklamını yapması gerektiğini hiç anlamaması ve sol kesimdeki bitmez tükenmez hizipleşmeleri okuyamamasıydı bana göre. Ama görevinden kendi isteği ile ayrılan, benim bildiğim, yegane parti başkanıdır; çok da kısa sayılamayacak demokrasi tarihimizde. Anılarının bu ilk cildinde Erdal İnönü çocukluk anılarını, 2. Dünya Savaşı sırasında Türkiye’de yaşanan yokluk ve korku ortamını, dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü ve ekibinin olayları nasıl yönettiğini, siyasete girişini ve hayattan çıkardığı bazı dersleri, biraz karışık şekilde paylaşıyor bizlerle. Benim en çok 2. Dünya Savaşı’nın; o ibrenin sürekli iki cenah arasında gelip gittiği, Almanlar ve Ruslar’ın hemen dibimizdeki ülkeleri işgal ettiği, Boğazlar’ın stratejik öneminden dolayı her iki taraftan da Türkiye’ye baskının arttığı, hem Müttefik hem de Mihver devletlerin ülkemizde üs kurmak istediği o döneminde yoksul ülkemiz olan kazanımlarını da kaybetmesin ve tekrar babasız kuşaklar yetişmesin diye diplomasi savaşı ile tarafsız kalmaya çalışan İsmet İnönü ve ekibinin yaşadıkları ilgimi çekti. Birçok alıntı yaptım bu dönem ile ilgili; bence tarihimize ilişkin bilinmesi gereken önemli bir dönem zira. Erdal İnönü’nün kişisel anıları ve siyasete giriş kısmı bir nebze daha sıkıcı geldi, bu kısımla karşılaştırınca. Yine de Türk demokrasi tarihini anlamak için önemli bir kaynak olduğunu düşünüyorum.
Anılar ve Düşünceler 1
OKUYACAKLARIMA EKLE
4
33
AkilliBidik
Anılar ve Düşünceler - 2'i inceledi.
416 syf.
·
136 günde
·
Beğendi
·
7/10 puan
“Anılar ve Düşünceler”in ilk cildinin incelemesine şöyle başlamışım: “Şirkette sohbet ederken şaşırarak ayırdına vardığım bir konu var. Genç nesil, yani 30lu yaşlarının başlarında olanlar ve daha küçükler, AKP iktidarından önceki dönemi hiç bilmiyorlar. Yani Kenan Evren’li, Demirel’li, Özal’lı, Ecevit’li, Erbakan’lı, bol koalisyonlu, gazetecilerin bomba gibi dosyalarla siyasileri sıkıştırdığı, açık oturumlarda rakip parti liderlerinin kozlarını paylaştığı -Amerikan seçimleri öncesi hala yapıldığı gibi- yıllar çok ama çok gerilerde kalmış.” Hala aynı fikirdeyim. Arada geçen sürede konuştuğum çok sayıda genç de bana hep aynı şeyi söylediler; “biz tek bir partinin iktidarını gördük; öyle rakip partilerin karşı karşıya gelip seçim vaatlerini tartıştığı programlara yetişemedik.” dediler. Dönemin mizah dergilerindeki -özellikle Gırgır- siyasi karikatürleri ise şaşkınlıkla karşıladılar; mizahın böyle yapılabileceğini, politikacılarla bu kadar açıktan dalga geçilebileceğini akılları almadı. Kenan Evren ve şürekası 1980 darbesi tüm siyasi partileri kapatıp milletin üzerinden silindir gibi geçtikten sonra ekonomi yönetiminde çuvallayınca 1983’te tekrar demokrasiye dönme kararı verirler. Tabii ki bu yine güdümlü bir demokrasi olacaktır; hangi partilerin kurulabileceğine, partilere kimlerin üye olabileceğine, belediye başkanı ve milletvekili adaylarının hepsine karışırlar. Başka bir deyişle kayıt üzerinde demokrasiye geçilir, ancak ipler hala askeri yönetimin elindedir. Bu dönemde, kapatılan CHP’nin yasaklı eski topları tarafından ikna edilen Erdal İnönü, SODEP’i (Sosyal Demokrat Parti) kurarak siyasete girer. Tanınan bir kuramsal fizikçi ve akademisyen olan Erdal İnönü’nün 10 yıl süren siyasi hayatının bir kısmını hatırlıyorum. Kendisinin farklı fiziği, ses tonu, konuşma tarzı ve esprileri ile siyasete farklı bir soluk getirdiğini söyleyebilirim. Erdal İnönü anılarının bu ikinci cildine 2. Dünya Savaşı dönemini ve babası İsmet İnönü’nün yaşadıklarını anlatarak başlıyor; akabinde kendi siyasete giriş öyküsünü paylaşıyor. 2. Dünya Savaşı’na ilişkin anlattıklarından bana çarpıcı gelenleri alıntılarda ve bir önceki incelememde paylaşmıştım; o yüzden tekrarlamayacağım. Sadece 1983’teki tekrar demokrasiye dönüş yolunda çabalayan ekiplerin ve karşılarına izbandut gibi dikilen askeri yönetimin, bence olumsuz etkisi günümüze kadar gelen, mücadelesinden çarpıcı birkaç noktayı paylaşmak istiyorum: 1. Amaç güya tekrar demokrasiye dönüş, ancak Evren başbakan olarak Turgut Sunalp’i belirlemiş kafasında. Seçime Turgut Sunalp’in MDP’sinin yanında sadece Turgut Özal’ın ANAP’ı ile Necdet Calp’in Halkçı Parti’sinin girmesine izin veriyor; zira bunların ciddi rakipler olmadığını düşünüyor. Ancak Özal hepsini farklı geçip ipi göğüslüyor. 2. Erdal İnönü ve arkadaşlarının SODEP’i seçime alınmıyor, ancak izleyen belediye seçimlerinde ANAP’ın ardından ikinci büyük parti oluyorlar. 3. Siyasi üslup çok farklı. Siyasetçiler birbirlerine sürekli saldırıyorlar; ancak üslup kızgın değil daha çok alaycı. Her parti lideri diğerinin vaatlerini gerçekleştiremeyeceğini haykırıyor meydanlarda; ama fıkralar, tekerlemeler, espriler havada uçuşuyor. 4. Özal’ın “liberal” ekonomisinin ilk günleri. Zamlar yeni yeni yağmaya başlıyor, köşeler de yeni yeni kapılıyor. Ama siyasi rakibi olmasına karşın Erdal İnönü hakkını veriyor Özal’ın; tuttuğunu koparan, iş bitirici ve akıllı buluyor rakibini. 5. Erdal İnönü gazetelerin kendileri ile ilgili eleştiri ve alaylarına da açık yüreklilikle yer veriyor kitabında. Kendisine methiyeler düzülmesine alışmış bir politikacının eleştirileri de aynı özenle anılarına eklemesi büyük bir özgüven göstergesi. “Ah” dedim içimden, neden eleştiriden ve mizahtan öcü gibi koruyoruz ki? Artan enflasyonu yıllar boyunca kazık geçirilmiş vatandaş tiplemesi ile kapaktan veren, sürekli gelen zamları protesto için fiyatını “1 Turgut, 2 Turgut, 3 Turgut” olarak belirleyen, Özal’dan İnönü’ye, Demirel’den Ecevit’e, Erbakan’dan Türkeş’e tüm siyasileri çok komik karikatürlerle sayfalarından eksik etmeyen Gırgır dergisini ne kadar özlediğimi hatırladım kitabı okurken. Erdal İnönü’nün anlatım dili -aynı konuşması gibi- bilimsel doğrulukta ama akıcılıktan uzak olduğundan bu anılar kitabı belki çok keyifli bir okuma sunmuyor okuyucuya; ancak Türk demokrasi tarihini anlamak için önemli bir kaynak olduğunu düşünüyorum.
Anılar ve Düşünceler - 2
OKUYACAKLARIMA EKLE
1
12
Ferhat doğan
Anılar ve Düşünceler - 3'i inceledi.
500 syf.
·
Puan vermedi
1980 ile 1995 arasında olanları öğrenmek isteyenler için başvuru kitabıdır.Güzel ve yalın bir dille yaşamını, Tükiye'nin siyasal dönüşümlerini, Türkiye siyasetine neler kazandırdığını, yasaklı ve bol yasalı dönemde kıyıma uğrayan kesim ve kişileri çıplak karelerle göz önüne seren İnönü, bugün yaşanmakta olan olay ve olguların ekseriyetle karşımıza çıkmasının nedenini sunmayla paralel aynı şeylerin geçmişte de gelecekte de yaşanmasının sebebi yol ve yöntemlerin akli olmamasına ve samimiyetsizliğe bağlamaktadır. Kürt siyasetinin açmazları hakkında bilgi sunan bu eser derin bilgilere yer vermese de satır aralarından çıkaracağınız çok şey var, diyebilirim. Dışta Libya,Irak,İtalya'da yaşanan olaylarını, içte yaşanan Sivas Olayını, 1402 sayılı yasayla atılan memur-üniversite eğitmenlerinin akıbetini anlatmakta ve güncel olaylara bakışta hafızaları yenilemektedir. İyi Okumalar...
Anılar ve Düşünceler - 3
OKUYACAKLARIMA EKLE
3