Erdem Bayazıt

Erdem Bayazıt

Yazar
9.2/10
273 Kişi
·
773
Okunma
·
934
Beğeni
·
40.527
Gösterim
Adı:
Erdem Bayazıt
Tam adı:
Adil Erdem Bayazıt
Unvan:
Türk Şair
Doğum:
Kahramanmaraş, 1939
Ölüm:
İstanbul, 5 Temmuz 2008
İlk ve orta öğrenimini Kahramanmaraş’ta tamamlayan Bayazıt, sırasıyla 1953’te İstiklal Ortaokulu’ndan, 1959 yılında ise Kahramanmaraş Lisesi’nden mezun olmuştur. Aynı yıl kaydolduğu İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde yüksek öğrenimine başlayan şair, tahsiline iki yıl kadar bu üniversitede devam ettikten sonra geçim sıkıntısı nedeniyle 1961yılında öğrenimini devam mecburiyeti olmayan Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne nakleder. Bayazıt 1963 senesinde yüksek öğrenimine ara vererek askere gider. Askerliğini yedek subay öğretmen olarak Burdur iline bağlı Çuvallı, Yeşilova köyünde yapan şair, askerden döndüğünde ise tahsil hayatında büyük bir değişiklik arz edecek yeni bir kararı uygulamaya başlar. Zira Hukuk Fakültesinde başladığı tahsil hayatına artık Dil Tarih ve Coğrafya fakültesinde devam edecektir. Erdem Bayazıt askerden döndüğünde Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümüne kaydolur. 1971 yılında buradan mezun olan Bayazıt, memuriyet hayatına atılır ve edebiyat öğretmeni olarak Kahramanmaraş’ta vazifesine başlar. Mezun olduğu Kahramanmaraş Lisesi’nde edebiyat öğretmeni olarak görev yapan şair, daha sonra Kahramanmaraş İl Halk Kütüphanesi’ne müdür olur.

İstanbul Türk Musikisi Devlet Konservatuarı’nın kuruluş günlerinde genel sekreter olarak vazife alan şair, Milli Eğitim Bakanlığı’nda Basın Bürosu Memurluğu, Milli Kütüphane Süreli Yayınlar Şube Müdür Yardımcılığı görevlerinde de bulunmuştur. Erdem Bayazıt daha sonra Sanayi Bakanlığı İnsan Gücü Eğitim Daire Başkan Yardımcılığı görevini yürütürken istifa ederek kurucusu olduğu Akabe Yayınları’nın ve Mavera dergisinin yönetimini üstlenir.

Henüz öğrencilik yıllarında şiir yazmaya başlamış olan Bayazıt, Edebiyat ve Mavera dergilerinin kurucuları arasında yerini alır. İlk şiir kitabı olan “Sebeb Ey” 1972 yılında Edebiyat Yayınları arasında (2. ve 3. baskısı Akabe Yayınları), son şiirleri “Risaleler” adı altında 1987’de Akabe Yayınları arasında çıkmıştır (2. baskı 1989). Bu iki kitap İz Yayıncılık tarafından “Şiirler” adı altında 1992 yılında bir arada basılmıştır (4. baskı 1998). 1981 yılı Temmuz ayında Ajans 1400 adlı bir firmanın film ekibiyle beraber Afganistan’a doğru yola çıkan şair Şenol Demiröz, Yücel Çakmaklı, Ahmet Bayazıt, Çetin Tunca, Halil İbrahim Sarıoğlu ve Necdet Taşçıoğlu’ndan oluşan çekirdek bir kadro ile birlikte Pakistan’ın Peşaver kenti başta olmak üzere İran, Hindistan ve Afganistan içlerini gezer. Yaptığı bu iki aylık gezinin izlenimlerini topladığı "İpek yolundan Afganistan’a" adlı eseriyle 1983 yılında Türkiye Yazarlar Birliği Basın Ödülü’nü kazanır.

1984’te Akabe Anonim Şirketi’nin İstanbul’a taşınması kararıyla bu görevini devrederek yeniden memurluğa döner. Devlet Planlama Teşkilatı’na sözleşmeli personel olarak giren şair, daha sonra bu vazifeyi bırakır ve 1987 yılı seçimlerinde Kahramanmaraş’tan milletvekili adayı olur. 29 Kasım 1987 milletvekili seçimlerindeAnavatan Partisi’nden aday olan Bayazıt, Kahramanmaraş milletvekili seçilerek Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 18. dönem çalışmalarında Milli Eğitim ve Çevre Komisyonlarında görev alır. 1988 yılında Risaleler adlı şiir kitabıyla Türkiye Yazarlar Birliği Şiir Ödülünü kazanır. 1991 seçimlerinde adaylığını koymayan Bayazıt,İstanbul’a yerleşir. Evli ve dört çocuk babası olan Bayazıt’ın şiir ve yazıları Açı, Hamle (Kahramanmaraş), Çıkış (Ankara), Yeni İstiklal, Büyük Doğu, Edebiyat, Mavera, Yedi İklim ve Hece dergilerinde yayınlanmıştır.

Erdem Bayazıt, 5 Temmuz 2008 tarihinde İstanbul'da vefat etmiştir.

Bayazıt, TBMM Başkanlık Divanı’nca Üstün Onur Ödülü verilmesi kararlaştırılan 71 kişi arasında bulunuyordu.
Yeni bir çağa giriyoruz bakın
En serseri bombalar ensesinde kimsesizliğin
Öcünü kusuyor önünüze
Bunalan sessizliğin.
Yaratana Hamd olsun
Yaratıp imtihan edene
İmtihandan geçirip zafere erdirene
Bilinçleri bileyip sabırlar verene
Rahman olana
Rahîm olana
Muîn olana
Hamd olsun.
Gece inmiş şehre
Sadece şiir merhem olur gönlümün karasına şimdi.
Birbirine kırgın duvarlar, insanlar ve gölgeler
Şimdi ne yazsam da geçse kalbimin küsü?
Damla damla oluşuyor hayat
Ölüm kımıl kımıl
Duymak kolay
Anlatmak değil

Her an
Farkındayım
Az az öldüğümün

Bilincindeyim doğan ayın
Eriyen karın akan suyun
Ve usul usul tükenen zamanın
208 syf.
Şair, şiirlerinde sürekli ölümü anıyor. Özellikle risaleler bölümündeki ölüm risalesinde ölmeyi bir güzel özetlemiş şair.
Ölüm hakkında “duymak kolay, anlatmak değil” diyen şairin anlattıklarından, ölümü biraz duyar gibi oluyoruz. Kitabında ölümü anlatmış;

“Ölüm bize ne uzak bize ne yakın ölüm

ölümsüzlüğü tattık bize ne yapsın ölüm”

Bir gün olup da öleceğini, herkes biliyor... Bu sırrın kapılarından birini şair bize altmışlı yaşlarında ifade ederek, “şu zaman çıkmazında alıp beni bir altmış yaşa bağlıyorsunuz” demiş.

Risaleler kısmında ise tabiat, aşk, savaş, ölüm risaleleri var. Bunlar apayrı konular değil elbet; savaş risalesinde aşktan, tabiat risalesinde ölümden de bahsedilmiş.
Şairin beni fazlaca etkileyen bir şiiri de “sana, bana, vatanıma, ülkemin insanlarına dair” adlı şiiridir.


Bu uzun ve destansı bir tarzda yazılan şiirinde şair, insanlar arasında bir gezintiye çıkıyor sanki. Evladını kaybeden annelerden, hastane koridorlarından, apartman odalarında büyüyen çocukların bilemeyeceğini baharlardan, yazdan, güzden, havalardan ve memleket havasından bahsediyor.
208 syf.
·5 günde·10/10
Şiir deyip geçiyoruz.
Hızlıca okuyup, mısraların birini bile düşünmeden hemen bir sonrakine geçiyoruz. Evet böyle yapıyoruz. Eğer böyle yapmamış olsaydık Erdem Ağabey daha kitaba başlamadan şu sözleri söylemezdi;
“Okuyucuma!
Şiir diye
Bir ömür tüketerek yazdıklarım
İki saatte okunuyor
Bundan ucuz ne olabilir
Havadan başka?”

Kitabın sonlarına doğru bir bölüm var;
Şehir ve doğa burcundan başlıklı..
İçerisindeki bir bölümde de bir söz;
“ Hep yarınları bekledi bu insanlar
Geldiğini hiç bir zaman farketmediler “

Bugünün kıymetini, birbirimizin kıymetini bilmediğimizden yarına hasret kalmamız...
Kıymetli Nuri Pakdil’in şu sözleri geldi aklıma ;
“Birbirimize yaklaşacağımıza, ıssızlığa iteliyoruz birbirimizi...”

Aşk risalesi başlıklı şiirini buraya tekrar yazmak istiyorum...
Yaslan göğsüme sevdiğim
Benim gönlüm gök gibidir açık deniz gibidir
Pas tutmaz benim içim yeryüzü gibidir
Toprak gibidir
Sen ki bulut gibisin
Ay gibisin güneş gibi bazen
Usul usul inen
Yağmur tıpırtılarını
Dinler gibi
Dalıp gitmiştik
Sen konuşuyordun
İpil ipil yağan bir yağmur gibi konuşuyordun
Onlar ki konuklarımızdı
Adları Keremdi,Yusuftu, Kaystı
Hepside ezelden tanıdıktı dosttu.



Eğer benim de baş ucu şiir kitabım olsun diyorsanız aradığınız kitabın kısa incelemesini okumuş oldunuz. :)
208 syf.
·4 günde·9/10
Merhaba Canım İnsanlar,

Adil Erdem Bayazıt,

Maraş sokaklarında,Kara Lise sıralarında, Mavera'da, Dirilis'de...emsali görülmemiş bir kardeşlik bağı ile biribirine sarılan Yedi Güzel Adam'ın namıdiğer "şiir avcısı", ve Şiir Avcısının tek kitabı, daha doğrusu şöyle bildiğim kadarıyla tüm şiirlerinin toplandığı tek kitap "Şiirler" ile birlikteyiz.

Bu kitabı geçen yıl sunum yapacağız diye okumuştum, tabi şiir kitabıdır okuyup rafa bırakmak olmaz, ara sıra iniyordu kütüphanemden, şimdi de Ahizer in bu güzel etkinliği düzenleyip, dürtmesi ile yine,yeniden aldım elime kitabı...Ahizer'e bin minnet :))

Şiir Avcısı;
direnen mısraların şairi,
Tabiatın ve ölümün
Aşkın ve direnişin
Memleketinin,
Afrika'nin, Asya'nın..
Müslümanların,
Şairi...


Şiirlerinde çoklukla başlayıp öze inen bir yapı var..
Mesela "Sana Bana Vatanıma Ülkemin İnsanlarına Dair" şiiri; evladını kaybetmiş analar da var bu şiirde, ansızın çıkagelen haberler de. Beyaz giysilerinden uykular dökülen tabiblerle uyuyor, iki büklüm çapa yapan kadınları görüyorsunuz. Bütün bunları anlatıp

" sonra sen gelmelisin dilimin ucuna adın gelmeli
Adın kurtuluştur ama söylememeliyim
Can kuşum umudum canım sevgilim"

diye bitiriyor.. önce toplumca "biz"i işliyor sonra sen ve benden oluşan "biz" varız diyor...

Risaleler bölümde ise;

Ölümü okuyoruz.Ölümü anlatıyor, bilincinde olarak, korkmadan..

"Okuyorum hayatı
Toprağın üstünden çok
Altındakilere var olduğunu
...
Ölümle tanıştıktan sonra anladım
Sadece bir kimlik belgesi olduğunu yaşamın"

Tabiatı okuyoruz, tabiata bağlı, tabiata borçlu olduğumuzu söylüyor Şiir Avcısı

"Emerek ay ışığını nasıl da büyüyorsun ey kalbim"

Bu bölüme ek olarak şunu da söylerek hemen sosyal mesaj vereyim;
Doğaya borçluyuz, giderek eksiye düşüyor borcumuz, haciz gelecek yakında, her şeyi kaybedeceğiz, çok geç olmadan,farkına var, varalım :)


Aşk Risalesi de yazmış canım insan, ki burda da ölümü seziyoruz, Şiir Avcısının kalemini "ölüm"(yeniden doğuş) beslemiş belli ki...

"Haydi gel sevgilim
Uzanalım toprağın altına
Çiçekler mayalansın göğsümüzde "

Gelir mi böyle bir sevgili, gelse de mayalanır mı gögsümüzde bir demet çiçek -en güzel ihtimal sardunya- bilmem, umarım hep canım insan'la karşılarım, karşılaşırız...

Burda da bunu, şurada da şunu diye devam edersem yazmaya, size okuyacak yer kalmayacak kitaptan, en iyisi mi siz gidin en yakın nöbetçi kitapcıdan alın kitabı okuyun, ve sakın rafa kaldırmayın uzun süreli, vefa önemlidir, yalnız bırakmayın Şiir Avcısını...

" Şiir diye
Bir ömür tüketerek yazdıklarım
2 saatte okunuyor
Bundan daha ucuz ne olabilir
Havadan başka "

Okumak ucuz,anlamak bedel istiyor, anlayabilmek umudu ile..Rahmet'le..

Şiirle, Şiir Avcısı ile, İyi kal canım insan :))
208 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Evet çok güzel siirlere sahip cok güzel insanlar var fakat bazıları öyle bir okunuyor ki kitabın tadına kapılmak isteyip bir o kadar da her cümleyi sindire sindire hissetmek için aheste aheste okutuyor kendini.
Erdem Bayazıt su gibi aziz insan yüreğine sağlık kitabın girişinde belirttiğin gibi bir ömrü tüketerek yazdıklarını iki saate sığdırıyoruz bundan ucuz ne olabilir havadan başka?
Şairin sebeb ey Risaleler ve Gelecek Zaman Risalesi adlarıyla yayınlanan eserlerinin bir araya getirilmis hali " Şiirler " akıcı ve bi o kadar da her cümlenin kendine öz ayrı bir derinliği olan bu kitabı canı gönülden tavsiye ediyorum.
208 syf.
·8 günde·Beğendi·Puan vermedi
Kitabın ilk sayfalarında beni en başta üzen bir yazı vardı. Bayazıt, benim de duyduğum üzüntüyü şu kelimelerle dile getirmiş:
"Okuyucuma!
Şiir diye
Bir ömür tüketerek yazdıklarım
İki saatte okunuyor
Bundan ucuz ne olabilir
Havadan başka?"
Okurken içim yandı gerçekten. Bayazıt'ın şiirlerini okurken, sanki daha önce tattığımız ve uzun zamandır kokusunu aldığımız bir yemeğin dilimizin ucunda hissettirdiğini, ben bu şehrin ortasında yüreğimde hissettim. Bir yazarın şu sözüne katılıyorum: Ben bu çağdan iliklerime kadar nefret ettim. Bayazat'ın şiirlerinde bu var ve aşkı en güzel bir dille hissettirmek. Lütfen anlamaya çalışarak okuyalım. Anlayamamak kadar normal bir şey yok ama en azından benim gibi anlamaya çalışın.
208 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Madde ve mananın birbirine karıştığı üslubuyla, Yedi güzel adamın bence en güzeli! Okudum ama okumaya devam edeceğim. Çünkü öylece kaldırıp rafa koyamıyorsunuz. Hem şiir niye var? Her defasında açıp tekrar okumak içinnn :))
208 syf.
Aslında inceleme yazsam mı yazmasam mı diye epey karasız kaldım; hem inceleme yazmaya, yazmaya çalışmaya yeni başladığımdan hem de kitabın bir şiir kitabı olmasından dolayı yani üzerine ne yazabilirim ki diye çok düşündüm, azda olsa kendimce bir şeyler söylemeye karar verdim. Öncelikle kitabı yavaş yavaş okumaya çalıştım. Bir dalgınlıkla okuduğum şiirleri durup baştan tekrar okudum. Muhtemelen aradan biraz zaman geçince kitabı da tekrar okurum.

Kitap; herkesin kendinden bir şeyler bulabileceği dizelerle dolu. Gerçeğin yada gerçeklerin şiir olmuş hâlini kitapta birçok kez görebilirsiniz.

Genelde bende özellikle şiir okumaya başladığım zaman bir tedirginlik oluşur ya şairi anlayamazsam ya bu dizeler bende bir heyecan oluşturmazsa diye o yüzden şiir kitaplarına bir kaygıyla başlarım ama bu kitapta daha ilk şiirleri okurken o kaygı kayboldu ve heyecanım kitabın sonuna kadar benimleydi.
Bu incelemeye en beğendiğim dizeleri de ekleyeyim dedim fakat her zaman olduğu gibi kararsız kaldım neyse sonuç olarak ben kitabı çok beğendim ve okumak isteyen herkese de tavsiye ederim.
208 syf.
·8 günde·10/10
Yedi güzel adamın, belki de en güzeli, en naifi..
Bir şiir sever olarak (ki şiir sevmeyen, okumayan çoğu duygudan biraz eksiktir bence) bayıldım. Her canım istediğinde rastgele bir sayfa açıp bir şiiri, bazen bir iki dizesini okudum. Her duyguya öyle guzel dokunmuş ki bazılarını üç beş kere, hatta uykudan önce okunan dua gibi okuyabilirsiniz..

"Çıkacağız yola
Hesap günü gelince
Yağmur yüzümüze değince
Güneş bir mızrak boyu yükselince."
(Ankara, 1967)
208 syf.
"Şiir diye bir ömür tüketerek yazdıklarım iki saatte okunuyor" diyor kitabın yazarı Erdem Bayazıt. Gerçekten de 2 saatte olmasa da bir gün içinde rahatça okunuyor. Kimi mısraları okudum, kimisi dokundu. Şiir böyledir işte. Kimi mısraları tank gibi yüreğimizden geçti...
208 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
7 güzel adamdan birisi... Adil Erdem Bayazıt... Maraş'ta doğan, Maraş Lisesi'nin ülkeye kattığı değerlerden birisi Adil Erdem Bayazıt...

Söylenecek çok şey var ama üç kelime yetiyor kitabı, şiirleri özetlemeye: Adil Erdem Bayazıt.

"Bir ömrü tüketerek yazdıklarım iki saatte okunuyor" diyor şair. Gerçekten de öyle o iki kapak arasına bir ömür sığıyor. Ama okundukça yüreklere sığmıyor. Aşk, sevda, vatan, ülke, Allah, peygamber sevgisi ... Hepsini ustaca dile getirmiş okumanızı tavsiye eder iyi okumalar dilerim. . .

Yazarın biyografisi

Adı:
Erdem Bayazıt
Tam adı:
Adil Erdem Bayazıt
Unvan:
Türk Şair
Doğum:
Kahramanmaraş, 1939
Ölüm:
İstanbul, 5 Temmuz 2008
İlk ve orta öğrenimini Kahramanmaraş’ta tamamlayan Bayazıt, sırasıyla 1953’te İstiklal Ortaokulu’ndan, 1959 yılında ise Kahramanmaraş Lisesi’nden mezun olmuştur. Aynı yıl kaydolduğu İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde yüksek öğrenimine başlayan şair, tahsiline iki yıl kadar bu üniversitede devam ettikten sonra geçim sıkıntısı nedeniyle 1961yılında öğrenimini devam mecburiyeti olmayan Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne nakleder. Bayazıt 1963 senesinde yüksek öğrenimine ara vererek askere gider. Askerliğini yedek subay öğretmen olarak Burdur iline bağlı Çuvallı, Yeşilova köyünde yapan şair, askerden döndüğünde ise tahsil hayatında büyük bir değişiklik arz edecek yeni bir kararı uygulamaya başlar. Zira Hukuk Fakültesinde başladığı tahsil hayatına artık Dil Tarih ve Coğrafya fakültesinde devam edecektir. Erdem Bayazıt askerden döndüğünde Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümüne kaydolur. 1971 yılında buradan mezun olan Bayazıt, memuriyet hayatına atılır ve edebiyat öğretmeni olarak Kahramanmaraş’ta vazifesine başlar. Mezun olduğu Kahramanmaraş Lisesi’nde edebiyat öğretmeni olarak görev yapan şair, daha sonra Kahramanmaraş İl Halk Kütüphanesi’ne müdür olur.

İstanbul Türk Musikisi Devlet Konservatuarı’nın kuruluş günlerinde genel sekreter olarak vazife alan şair, Milli Eğitim Bakanlığı’nda Basın Bürosu Memurluğu, Milli Kütüphane Süreli Yayınlar Şube Müdür Yardımcılığı görevlerinde de bulunmuştur. Erdem Bayazıt daha sonra Sanayi Bakanlığı İnsan Gücü Eğitim Daire Başkan Yardımcılığı görevini yürütürken istifa ederek kurucusu olduğu Akabe Yayınları’nın ve Mavera dergisinin yönetimini üstlenir.

Henüz öğrencilik yıllarında şiir yazmaya başlamış olan Bayazıt, Edebiyat ve Mavera dergilerinin kurucuları arasında yerini alır. İlk şiir kitabı olan “Sebeb Ey” 1972 yılında Edebiyat Yayınları arasında (2. ve 3. baskısı Akabe Yayınları), son şiirleri “Risaleler” adı altında 1987’de Akabe Yayınları arasında çıkmıştır (2. baskı 1989). Bu iki kitap İz Yayıncılık tarafından “Şiirler” adı altında 1992 yılında bir arada basılmıştır (4. baskı 1998). 1981 yılı Temmuz ayında Ajans 1400 adlı bir firmanın film ekibiyle beraber Afganistan’a doğru yola çıkan şair Şenol Demiröz, Yücel Çakmaklı, Ahmet Bayazıt, Çetin Tunca, Halil İbrahim Sarıoğlu ve Necdet Taşçıoğlu’ndan oluşan çekirdek bir kadro ile birlikte Pakistan’ın Peşaver kenti başta olmak üzere İran, Hindistan ve Afganistan içlerini gezer. Yaptığı bu iki aylık gezinin izlenimlerini topladığı "İpek yolundan Afganistan’a" adlı eseriyle 1983 yılında Türkiye Yazarlar Birliği Basın Ödülü’nü kazanır.

1984’te Akabe Anonim Şirketi’nin İstanbul’a taşınması kararıyla bu görevini devrederek yeniden memurluğa döner. Devlet Planlama Teşkilatı’na sözleşmeli personel olarak giren şair, daha sonra bu vazifeyi bırakır ve 1987 yılı seçimlerinde Kahramanmaraş’tan milletvekili adayı olur. 29 Kasım 1987 milletvekili seçimlerindeAnavatan Partisi’nden aday olan Bayazıt, Kahramanmaraş milletvekili seçilerek Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 18. dönem çalışmalarında Milli Eğitim ve Çevre Komisyonlarında görev alır. 1988 yılında Risaleler adlı şiir kitabıyla Türkiye Yazarlar Birliği Şiir Ödülünü kazanır. 1991 seçimlerinde adaylığını koymayan Bayazıt,İstanbul’a yerleşir. Evli ve dört çocuk babası olan Bayazıt’ın şiir ve yazıları Açı, Hamle (Kahramanmaraş), Çıkış (Ankara), Yeni İstiklal, Büyük Doğu, Edebiyat, Mavera, Yedi İklim ve Hece dergilerinde yayınlanmıştır.

Erdem Bayazıt, 5 Temmuz 2008 tarihinde İstanbul'da vefat etmiştir.

Bayazıt, TBMM Başkanlık Divanı’nca Üstün Onur Ödülü verilmesi kararlaştırılan 71 kişi arasında bulunuyordu.

Yazar istatistikleri

  • 934 okur beğendi.
  • 773 okur okudu.
  • 40 okur okuyor.
  • 407 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları