Erk Acarer

Erk Acarer

Yazar
8.5/10
37 Kişi
·
93
Okunma
·
5
Beğeni
·
2410
Gösterim
Adı:
Erk Acarer
Unvan:
Türk Gazeteci, Yazar
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 1972
1972 yılında İstanbul'da doğan Erk Acarer, Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Sosyal Antropoloji Bölümü'nden mezun oldu. Global, Milliyet, Sabah gibi gazetelerde çeşitli görevlerde, FHM dergisinde yazı işleri müdürü olarak çalıştı.
Matruşkadan Tayyare, %100 İstanbul, Darül Fesad (Osmanlı Masalı), Cellatbaşı (Taht Şehrinde Zaman), Çizgi ve Anekdotlarla Atatürk serisi (4 cilt) ilk iki cildi olan "Mustafa Değil Mustafa Kemal"" ve "Laik Türkiye" haricinde TÜGİAD için hazırladığı "Genç Girişimcilerin Yaşanmış Başarı Öyküleri İŞİN SIRRI" ve "Genç Girişimcilerin Başarı Sırrı"yayınlanan kitaplarıdır.
Halen Cumhuriyet Gazetesinde gazeteci olarak görev yapan Erk Acarer evli ve bir kız çocuğu babasıdır.
Dün Gece Sevgilim Aradı Birden
Ayrılalım Dedi Hayır Yok Senden
Beşiktaşı Daha Çok Sevdin Benden
Bitti Gitti dersin Soran Olursa

Üzgünüm Sevgilim Anlaşamadık
Siyah Beyaz Aşkı Paylaşamadık
İşte Böyle Birşey Beşiktaşlılık
Deplasmanda Dersin Soran Olursa
Aslında insanoğlunun denizleri geçmesinin ardında ilkçağlardan bu yana rant tutkusu yatmaktadır. Haritaları aşıp yeni ve zengin yerlere ulaşmak... Belki de keşfetmek dedikleri burdur!
Kötü olmuştu Ferhad. İlk defa gözlerini yumup ağzını açmıştı:
"Böyle devlet mi idare edilirmiş? Nerede iti, kopuğu, cahili, cibiliyetsizi başımızda. Sizin gibi muhterem olanlarsa cellat elinde... Maalesef sıra büyük sadrazama da gelecek!"
Bir bilge gibi gülümsemişti adam. İdama götürülen, sabık bir beylerbeyi olduğu halde, yeniçeri ağasının kendine böyle iltifat etmesi hoşuna gitmişti.
"Maalesef Ferhad Ağa, aynen dediğin gibi; sıra Sokollu'ya da gelecek. 'Siyaset' derler buna. Ama üzülmeyesin. Senin gibi nice basiretli adam daha var geride."
"Allah siyaset denilen şeyi yere batırsın" demişti Ferhad.
136 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Bu kitabın geliri yazarı tarafından "1 Umut Derneği"ne bağışlanmıştır.
Sadece beşiktalılar'ın değil; tüm futbolseverlerin zevkle okuyacağı, kah kahkahalara boğulacağınız; kah hüzünlenip gözlerinizin dolacağı bir kitap.
216 syf.
·16 günde·Puan vermedi
Okurken fazlasiyla dusunduren bazen fazlasiyla uzen bazen yok artik dedigim kisimlar oldu. Gecmisimizi fazla gercek aktariyor hemde komik bir bicimde adindan belliydi farkli olacagi.
136 syf.
·Beğendi·10/10
Kitabı bütün Beşiktaş sevenlerin okumasını isterim.diğer insanların bir takım deyip de geçtiği Beşiktaş için nice insanların kendini feda ettiğini okumanızı isterim.. nice hayatlar feda edilmiş bir miktar da olsa hissetmenizi isterim.. - böyle takım tutulmaz bu çocuklar takımlarını kendine meslek yaptılar-
368 syf.
Hiç, büyük beklentilerle başladığınız bir kitabın sizi sonunda hayal kırıklığına uğrattığı oldu mu? Olmuştur kesin. Hatta bazen hayal kırıklığına o kadar müsaittir ki kitap, sonunun gelmesini dahi beklemeden darlar okuyucuyu. Katı kuralları olanlar kitabı bırakmamakta diretirler. Zamanının başka kitaplara ayrılması fikrine bağlı olanlar ise, darlandıklarını hissettikleri zaman bırakıverirler kitabı. Peki ben neden böyle bir giriş yaptım bu incelemeye? Sebebi şudur: Uzun zamandır kitaplığımda bulunan bu kitabı birçok kez, daha okumadan elden çıkarmak istedim. Şöyle göz ucuyla yaptığım araştırmalarda da ortalama veya ortalamanın altında bir kitap olduğu izlenimine kapıldım hep. Ta ki okumaya başlayana kadar...

Başta kitabın parça parça öykülerden oluştuğunu düşünmüştüm. Bunda, her bölümde başlık olarak kullanılan ve "derler ki..." şeklinde başlayan cümlelerin etkisi de olmuştu. Lakin okudukça bunun böyle olmadığının farkına vardım. Hikaye, Kanuni'nin tahnit işlemi ile başlıyor. Zigetvar Seferi esnasında vefat etmiş Kanuni. Yalnız seferde olan ordu, bu durumdan etkilenmesin diye saklanmış bu gerçek, bir süreliğine. Burada sahneye bir yiğit çıkıyor ve kitap boyunca bize eşlik ediyor: Ferhad. Bir Arnavut devşirmesi olan Ferhad, Kanuni'nin imrahoru iken gücü kuvveti, sadakati ve gözü karalığı sayesinde yükselir, Kanuni, oğlu Sarı Selim ve onun oğlu III. Murad dönemlerine şahitlik eder. Biz de onun şahitliği ile hem tarihte bir yolculuğa çıkarız hem de farklı duygulara gark eden bir masala dalarız.

Kitapta üç ana karakter var dememiz mümkün: Ferhad, Salko (Ali) ve Hatice. Bu üç karakterin duygusal, heyecanlı, yer yer eğlenceli, ara sıra erotik, çokça kaderin sürükleyişi içinde hayatları masalsı bir dille aktarılıyor. Bu da benim kitaba olan ilgimi artırdı doğrusu. Bilirsiniz, tarihi tarih dersi gibi okumak zordur ve bunaltır bazen. Lakin böylesi bir masalla harmanlanınca tarihi olaylar, biraz daha hazmı kolay hale geliyor denebilir. Yani tarih dersine et dersek, tarihi güzelce aktaran masallara da yoğurt diyebiliriz. Tarih bu yoğurda yatırıldığında, çiğnenmesi daha kolay, yumuşak bir hal almakta. En azından benim açımdan öyle.

Her ne kadar kitabın masalsı yanına tav olup da güzel bir okuma deneyimi yaşamaktan dolayı mutlu olsam da, tarihi detayların kitapta, olduğu gibi mi yoksa kurguyu etkileyici hale getirmek için değiştirilmiş olarak mı aktarıldığını incelemeden edemezdim. Mesela başta gözüme çarpan, devşirme sistemi ile alakalı kısımdı. Hikayedeki çocuklar, ailelerinden zorla koparılıyor, meydanda toplanarak "sen gel, sen gel" şeklinde, yeniçeri ağasının keyfine göre seçiliyor, aileler ise matemleri ile öylece bırakılıyordu. Hikayenin dramatik yönüne katkısı olması babından, böyle bir sahnenin oluşturulması kabul edilebilir. Lakin gerçekte devşirme sistemi bu şekilde işlememekteydi. Çocuklar, ailelerinin rızası ile alınmakta, aileler ise çocuklarının ilerde Osmanlı Devleti himayesinde, yüksek mevkilere gelebileceğini bilmekteydiler. Çocuğum devşirilsin diye hile veya rüşvet yoluna giden aileler dahi olurmuş. Ayrıca devşirilen çocuklar, Türk ailelerin yanına verilerek burada din ve dil eğitimi almaları, adetleri ve yaşam tarzını benimsemeleri hedeflenirmiş. Lakin hikayede çocuklar alınıp doğrudan yeniçeri ocağının hizmetinde bir kısma veriliyor. Bu gibi konuları inceleyerek okumak, doğrudan kurgunun verdiği anekdotlarla yetinmemek elzem yani.

Peki kitapta tarih, sadece kurgudan mı ibaret? Elbette ki hayır. Sahnede birçok ana karakterin yanında birçok yan karaktere de rastlıyorsunuz okudukça. Yusuf Nasi, Antonio Bragadino, Şemsi Paşa, Şeyh Şuca ve daha kimler kimler... Bu kişileri daha evvelden duymayınca, hikayeye ustaca serpilmiş uydurma karakterler olduklarını düşünüyorsunuz bir an. Sonrasında ise bu karakterlerin hepsinin gerçek olduğunu öğrenip şaşakalıyorsunuz. Lakin bu karakterlerin gerçek oluşu, yazarın kurgusuna ve olay örgüsüne hiç de halel getirmiyor. Ve elbette ki bu karakterlerin gerçek oluşu, bize tarihten, gerçek hikayeleri de öğrenme imkanı sunuyor. Şemsi Paşa Camisi'nin hikayesi, Şeyh Şuca'nın yozlaşan düzende rahat rahat at oynatması, Takiyüddin'in rasathanesinin akıbeti, Sokullu Mehmet Paşa'nın, Mimar Sinan'ın akıbetleri, İstanbul'daki bazı yerlerin isimlerinin hikayeleri, yeniçeri ocağının yozlaşması ve saçma bir vaatle dibine dinamitin döşenişi, hem de bir padişah tarafından... Entrikalar, hırslar, rüşvetler, adam kayırmacalar, aşklar, yasak aşklar, cehalet, şiddet... Daha ne denir ki? Kanuni döneminin heybetinden Sarı Selim dönemindeki sarsıntıya, III. Murad döneminde de artık tehlike çanlarının iyiden iyiye çalmasına kadar olan dönem güzel bir şekilde işlenmişti kısaca söylemek gerekirse.

Kitabın onca iyi yönünden bahsettim, eksi yönlerinden de bahsetmek gerekirse öncelikle tarihi gerçeklerin, kurguya uydurmak adına değiştirilişi bunlar arasında sayılabilir. Ki bu bir nebze kabul de edilebilir. Bunu daha evvelden de söyledik. Bunun yanında yer yer yazım hataları ve bazı düzensiz cümleler göze çarpıyor. Bir de kitabın bir kısmında, Cibran adlı karakter Cabbar adıyla aktarılıyor, bu da bariz bir hataydı. Yine de bu durum, kitaba pek de gölge düşürmüyor.

Bağlayalım incelemeyi... Kitabı beğendim, okumanızı tavsiye ederim. Lakin tarihi detayları araştırarak okumanız kaydıyla. Hem masal gibi bir hikaye okuma isteğinize karşılık vermiş hem de tarihi gerçeklikleri öğrenmenize yardımcı olmuş olur kitap bu sayede.
432 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
İstanbul ile ilgili ne kadar kitap varsa okumaya bıkmam sanırım.Her kitapta İstanbul ayrı bir güzel.Her semtin bir hikayesi var.İstanbul baştan başa ayrı bir rüya ayrı bir masal. Okunmasını tavsiye ederim.
432 syf.
·18 günde·8/10
Ayrı ayrı kitaplarda okuduğum İstanbul ile ilgili yazıları tek bir kitapta toplayan yazar,Yunan mitolojisi,Osmanlı, Atatürk ve yakın dönemden demetlediği yazılarıyla gayet keyifli okunmalık bir kitap sunmuş.
432 syf.
·6 günde·8/10
İstanbul'a dair ilginç ve az bilinen hikayelerin, semtlerin, insanların ve hatta hayvanların da konu olduğu bir İstanbul kitabı. İsmine aldanmayın İstanbul dan girip farklı yerlerden çıkan hikayeler de yok değil.
İstanbul'a hayran olan okuyucular için kaynak niteliğinde bilgiler var. Yazarın tarzı oldukça keyifli. Esprili bir anlatım ve şiirsel girizgahlar ön plana çıksa da günümüz İstanbul'una yapılan muhalif eleştiriler de oldukça dikkat çekici olmuş.
Semtlerden yola çıkarak anlatılan hikayelerde belli bir dönemden bahsedilmemiş. En eski dönemden hikayeler de var, Bizans da var Osmanlı da. Ve tabi Cumhuriyet ilk ve son dönemleri de. Eski ve yeni İstanbul karşılaştırması yapmak için güzel hikayeler seçilmiş. Kişiye dair hikayelerde biraz Sunay Akın havası var ama biraz da üslup ile alakalı bir durum diye düşünüyorum.
Keyifle okunan, iyi bilgilerle dolu eğlenceli bir İstanbul kitabı
432 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Bu kitapta İstanbul ayrı bir güzel.Her semtin bir hikayesi var.İstanbul baştan başa ayrı bir rüya ayrı bir masal. Okunmasını tavsiye ederim.
432 syf.
·18 günde·Beğendi·8/10
İstanbul tarihin birçok dönemine ev sahipliği yapmış, her dönem hoyratça kullanılmasına rağmen güzelliği ve asaletinden ,değerinden birşey kaybetmemiş büyülü şehir. Kitap yaşadığımız şehirin sembolü olan tarihi mekanların ve semt isimlerinin gizemli hikayelerini anlatıyor. Yaşadığımız şehir ile ilgili birçok yeni bilgiyi farkettiriyor. Hikayeler kimi zaman eğlenceli ,çokça ise hüzün barındırmasına rağmen yaşanmışlığın izinde maceralı ve keyifli bir zaman tüneli yolculuğuna çıkarıyor. Ben keyifle okudum, kütüphanemde duracak ve zaman zaman dönüp içindeki hikayeleri tekrar zevkle okuyacağım bir kitap olarak yerini alacak.
Uzel
Uzel Anekdotlarla ve Çizgilerle Atatürk - Laik Türkiye 2'i inceledi.
64 syf.
Çok hoş bir derleme olmuş, bir solukta okunuyor. Özellikle genç okurlar için güzel bir armağan olacaktır.

Çok hoş bir derleme olmuş, bir solukta okunuyor. Özellikle genç okurlar için güzel bir armağan olacaktır.

Yazarın biyografisi

Adı:
Erk Acarer
Unvan:
Türk Gazeteci, Yazar
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 1972
1972 yılında İstanbul'da doğan Erk Acarer, Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Sosyal Antropoloji Bölümü'nden mezun oldu. Global, Milliyet, Sabah gibi gazetelerde çeşitli görevlerde, FHM dergisinde yazı işleri müdürü olarak çalıştı.
Matruşkadan Tayyare, %100 İstanbul, Darül Fesad (Osmanlı Masalı), Cellatbaşı (Taht Şehrinde Zaman), Çizgi ve Anekdotlarla Atatürk serisi (4 cilt) ilk iki cildi olan "Mustafa Değil Mustafa Kemal"" ve "Laik Türkiye" haricinde TÜGİAD için hazırladığı "Genç Girişimcilerin Yaşanmış Başarı Öyküleri İŞİN SIRRI" ve "Genç Girişimcilerin Başarı Sırrı"yayınlanan kitaplarıdır.
Halen Cumhuriyet Gazetesinde gazeteci olarak görev yapan Erk Acarer evli ve bir kız çocuğu babasıdır.

Yazar istatistikleri

  • 5 okur beğendi.
  • 93 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 51 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.