Erol Güngör

Erol Güngör

YazarÇevirmen
8.9/10
177 Kişi
·
676
Okunma
·
145
Beğeni
·
8847
Gösterim
Adı:
Erol Güngör
Unvan:
Türk Sosyal Psikoloji Profesörü
Doğum:
Kırşehir, 25 Kasım 1938
Ölüm:
İstanbul, 24 Nisan 1983
1956 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk bölümüne kaydoldu. Burada hocası Fethi Gemuhluoğlu onu Mümtaz Turhan’la tanıştırdı. Mümtaz Turhan hocanın teşvikiyle hukuk fakültesinden ayrılıp İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'ne kaydını yaptırdı. 1961 yılında fakülteden mezun olan Güngör, 1975’te bu fakültede resmî göreve başladı. Fransızca ve İngilizce de öğrenen Erol Güngör, misafir profesör olan Hains’in asistanlığını yaptı ve onun ders notlarını Türkçeye çevirdi.

Tecrübî Psikoloji kürsüsünde asistan oldu. Bu sırada Türkiye’de yeni bir bilim dalı olan Sosyal Psikolojiye yöneldi. Bu disiplinin önemli eserlerinden Krech ve Crithfield'in Sosyal Psikoloji kitabını Türkçeye çevirdi. 1965'de “Kelâmî (Verbal) Yapılarda Estetik Organizasyon” adlı teziyle doktor oldu. 1966'da ABD Colorado Üniversitesinden tanınmış sosyal-psikolog Kenneth Hammond'un daveti üzerine Amerika'ya gitti. Bu üniversitenin Davranış Bilimleri Enstitüsünde milletlerarası bir ekibin araştırmalarına katıldı. Sosyal-psikoloji ders ve seminerlerini yürüttü. “Şahıslar arası İhtilafların Çözümünde Lisanın Rolü” konulu teziyle 1970 yılında doçent oldu. Akademik çalışmalarının yanı sıra çeşitli yerlerde yazılar yazmaya devam etti. Erol Güngör üniversitede verdiği derslerle, ilmi yayınlarıyla Türkiye'de sosyal-psikoloji dalını önemli bir saha haline getirdi. [kaynak belirtilmeli]Devlet Planlama Teşkilatı, Milli Eğitim Bakanlığı ve Kültür Bakanlığı’nın çeşitli komisyonlarında görev alan Güngör, 1978 yılında "Değerler Psikolojisi Üzerinde Araştırmalar" adlı teziyle profesör oldu. 1982 yılında YÖK tarafından Selçuk Üniversitesi’ne rektör tayin edildi ve bu görevi sırasında 24 Nisan 1983’te geçirdiği bir kalp krizi sonucunda öldü.

En verimli dönemi 70'li yıllardır. Hemen hemen bütün eserlerinde geleneği, halk, kültür, din ve şahsiyet ile yorumlamaktadır. Güngör'ün muhafazakârlığı statükoculuğa kapalı, değişimlere ve yenilikçiliğe açıktır.
Bütün filozoflar "iyi nedir" sorusuna karşı iyinin tarifini bulmaya kalkıştıkları için hataya düşmüşlerdir; çünkü "iyi" tarife gelen birşey değildir, yani kendinden başka birşeyle tarif edilemeyip sadece sezgi ile kavranabilir.
Geçmişe hasretle bakmanın asıl sebebi, insanların kaçıp sığınacak bir yer aramak değil, fakat daha iyi bir dünya kurmak istemeleridir.
Kültür ve medeniyetin insan saadetini bozduğunu söyleyen Rousseau ve Freud dahil hiç kimse geçmişin sefalet ve adaletsizliklerini veya insan vücudundan tahammülü güç çabalar isteyen bir ilkel hayata dönüşü özlememişlerdir.
Kendi özel geçmişine hasret duyan bir ihtiyar ile eski devri yaşamadığı halde onu özleyen bir genci karşılaştıracak olursanız görürsünüz ki genç adam, önünde iyi günler görmek arzusuyla tutuşmaktadır; onun geçmişe bakışı aktiftir.
"Bütün milleyetçilik hareketleri zorunlu olarak halkçı olmakla beraber, programında halkçılık bulunan bütün siyasî cereyanlar milliyetçi değildir."
"Ölmek üzere bulunan ihtiyar Kanuni Sultan Süleyman'ı bir yeni Nemçe seferinin eziyetlerine tahammül ettiren ve onu payitahtın rahat hayatından alıp savaş meydanının çetinliklerine ve muhakkak bir ölüme götüren müthiş vazife aşkı başka kimde vardır?"
Halka dönüş ile geriye dönüşü birbirine karıştırmamak lazımdır. Atalarımızın kültürü milletimizin çocukluk çağını temsil eder; biz o çocukluk çağında sahip olduklarımızı yüzyıllarca geliştirdikten sonra olgun bir millet haline geldik.
"Karşısına çıkan bütün kuvvetleri çığ gibi ezen ve müthiş bir süratle ilerleyen Batı medeniyeti
bize sadece yeni bir teknik ve zihniyet inkilabı olarak değil, aynı zamanda memleketimizi parçalamaya çalışan ordular hâlinde girdi."
- “(…) Büyük Harpten sonra İngiliz işgali altında kalan Arap memleketlerinde bütün tarih kitapları İngilizler tarafından yazdırılmış ve böylece Arap okullarında yeni nesillere şiddetli bir Türk düşmanlığı aşılanmaya çalışılmıştır. (…)
Unutmayalım ki, Batılı devletlerin Birinci Dünya Harbinden sonra Ortadoğu’ya ekmiş oldukları nifâk tohumları bize de çok tesir etmiştir. Arap deyince, yeni Türk nesillerinin aklına daima Türk ordularını arkadan vuran İngiliz maşası bedevî kabileleri gelir; Araplar da Türk deyince en çok İttihatçı Cemal Paşa’nın Suriye’de yaptıklarını hatırlarlar. Her iki tasavvur da yanlıştır, iki tarafı birbirine düşman etmek için İngilizler tarafından uydurulmuştur. Arapların bu yanlış tasavvurdan kurtulmalarını istiyorsak, biz de memleketimizdeki Batı kuklası münevverlerin sistemli bir şekilde yerleştirmeye çalıştığı Arap düşmanlığının bütün izlerini silmeliyiz. Unutmayalım ki, “ARAP DÜŞMANLIĞI PROPAGANDASININ TEMELİNDE İSLÂM DÜŞMANLIĞI VARDIR; İslâm dünyasının yan yana yaşayan iki büyük kitlesini birbirine düşman etmek, böylece her birini tek tek Batılılara esir etmek gayreti vardır...”
272 syf.
·4 günde·10/10
Erol GÜNGÖR'ün okuduğum ilk kitabı.1975 yılında kaleme alınmasına rağmen günümüze de hitap ediyor.Kitabın akıcı bir anlatımı var ama zaman zaman günümüzde kullanımına pek rastlamadığımız kelimelerle karşılaşıyorsunuz ve bu anlar için yanınızda bir sözlük bulundurmanızda fayda var.
Sosyolog olan yazarımız denemelerini de bu doğrultuda ele alarak olaylara daha çok sosyal psikoloji ağırlıklı yaklaşmış.Herhangi bir abartıya kaçmadan olabildiğine tarafsız bir dil kullanmış.Kitabın ismine baktığınızda daha çok milliyetçilik ağırlıklı denemeler bekliyorsunuz fakat kitapta bu konuya fazla değinilmemiş.Yazar milliyetçilikten çok Tük Kültürü üzerinde durmuş ve onu korumanın önemine vurgu yapmış.Bunun dışında kitapta eğitim, din, Orta Doğu ve münevverler hakkında da doyurucu bilgiler içeren denemeler mevcut.Kitabı bitirdiğinizde "Tekrar okumam gerek" hissine kapılıyorsunuz. Okurken harcadığınız zamanın hakkını verecek ender kitaplardan ve bir seferde hepsini anlaması zor olduğu için tekrar okunması gereken kitaplardan.
432 syf.
·22 günde·Beğendi·7/10
Esenlikler, uzun bir aradan sonra tekrar inceleme denemelerimle karşınızdayım. Hak ettiği kadar tanınmayan fikir adamı ve yazar Erol Güngör'ü bugün kendini Türkçü yahut Türk Milliyetçisi olarak sıfatlandıran insanların dahi adını duymadığı gerçeğiyle karşı karşıyayız. Bunun bir sebebi olarak ise ailesinin kitaplarını yayınlanmasına rızası olmamasıdır.

İlk Türk Devleti, Hunlar'dan, başlayarak tarihimizi işleyen, bağnaz bir tarihçilik anlayışı yerine Türkleri her yönüyle kısa kısa ele almaya çalışan yazar bunu başarmıştır. Anlattığı her konuya dair iyi ve kötü yönlerini belirtmesi en çok hoşuma giden kısmı olmuştur. Kitapta tamamiyle Türk tarihini konu edindiği için doğal olarak fazla detaya girememiştir. Bu anlamda iyi bir özet, bilgileri tazelemek gerekçesiyle esere başvurabiliriz. Okuyacak olanların pişman olacağını düşünmüyorum. Kendi okuma süremi göz önünde tutacak olursak gerek Dünya'nın gerekse benim geçirdiğim bu sıkıntılı süreçte normal olduğu fikrindeyim.

Okuduğum okulun rektörlüğünü yaptığı sırada 1982 yılında vefat etmiştir, ruhu şad olsun. Esen kalın.
182 syf.
·Beğendi·7/10
Prof. Dr. Erol Güngör, Kültür Değişmesi ve Milliyetçilik isimli kitabı, ilk baskısını 1980'de yapmış, sosyal psikolojinin eski problemini ülkemize tatbik eden, yaşattığı dönemi soğukkanlılıkla gözlemleyen, çareler gösteren kıymetli bir eserdir.
"Bugün herkes biliyor ve görüyor ki, Türkiye çok hızlı ve geniş çaplı bir değişme içindedir. Hiç kimse bu değişmenin kendi seyrine bırakılmasına taraftar değildir; herkes kendi fikrine göre bu değişmeyi şu veya bu şekilde kontrol altına almak istemektedir."
"Herkeste aynı soruya rastlıyoruz: Neyi alalım, neyi atalım? Buna karar verebilmek için önce bu konularda bizim irademizin ne kadar geçerli olduğunu bilmemiz gerekiyor. Bizim bu kitaptaki tezimiz, alınacak ve atılacak şeylerin bir envanterini çıkarmaktan ziyade, millî bünyeyi kuvvetlendirici tedbirler üzerinde çalışmanın doğru olacağıdır."
Keyifli okumalar...
224 syf.
·Beğendi·6/10
Prof. Dr. Erol Güngör, ilk baskısını 1980'de yapmış bu eserinde sadece İslam tasavvufunun meselelerini ele almakta, fakat sosyolojik yaklaşımı ve inceleme metoduyla bir bakıma onu tamamlamaktadır. Eserin muhtevası şu suâllere cevap vermek niyetiyle oluşturulmuş:
Tasavvufun İslâm'daki yeri nedir? Tasavvufî düşünce İslâm'a yabancı doktrinlerden mi gelmiş, yoksa onun içinde mi teşekkül etmiştir? Tasavvufta dış tesirler varsa, bunlar nelerdir ve İslâm ile ne derece telif edilmiştir? Günümüzde tasavvuf Türk aydınının zihnini ne bakımlardan meşgul etmektedir? Çağımızın tarih, felsefe, sosyoloji, psikoloji bilgileri hesaba katıldığında, tasavvuf üzerinde nasıl bir değerlendirme yapılabilir? Tasavvufî düşüncenin geleceği ne olabilir?
Keyifli okumalar...
272 syf.
Merhum Erol Güngör hoca tarafından Türkçeye çevrilen harikulade bir eser. Dünyaya damgasını vurmuş olan Hükümdar, Kapital, Kavgam gibi önemli kitaplarla ilgili izahatlar var burada. Gerçekten de Dünyayı Değiştiren Kitaplarla karşılaşıyorsunuz.
272 syf.
DÜNYAYI DEĞİŞTİREN KİTAPLAR
Niccolo Machiavelli: Hükümdar, Nutuklar;
Thomas Paine: Sağduyu, Akıl Çağı-The Reason;
Adam Smith: Milletlerin Zenginliği;
Thomas Matthus: Nüfus Artışı Üzerine Deneme;
Henry David Thoreau: Sivil İtaatsizlik;
Harriet Beecher Stowe: Tom Amcanın Kulübesi;
Karl Marx: Kapital;
Alfred T. Mahan: Tarihin Akışı Üzerine, Deniz Gücünün Etkisi;
Sir Harford J. Mackinder: Tarihin Coğrafi Mihveri;
Adolf Hitler: Kavgam;
Nicolaus Copernicus: Gök Kürelerinin Dönüşleri Üzerine;
William Harvey: İlmi Tıbbın Şafağı;
Sir İsaac Newton: Principia Mathematica;
Charles Darwin: Türlerin Kökeni;
Sigmund Freud: Rüyaların Yorumu;
Albert Einstein : Özel ve Genel İzafiyet Teorileri;
264 syf.
·Beğendi·6/10
Prof. Dr. Erol Güngör (Doğ.25 Kasım.1938.Kırşehir-Ölm.24.Nisan.1983)Müslüman, Milliyetçi bir Sosyolog; önemli ve saygıdeğer bir Münevver. İslâm'ın Bugünkü Meseleleri isimli Eserini 1981'de yazmış ve Ötüken Yayınlarından neşretmiş. Erol Güngör, İslâm Davasının siyasi bir dava olduğuna inanmaz. Geçtiğimiz yüzyılın ikinci yarısında vücuda gelen "uyanış ve bu uyanışın Türkiye'ye akseden çeşitli tezahürlerini ele aldığı kitabında, 19. yüzyılda İslam'ın ortaya koyduğu medeniyetin mağlup olduğuna, fakat temel problemin, modern hayata uygun bir hukuk sisteminin yeniden üretilememesinde yattığına dikkat çeker. İçtihat kapısının kapalı olduğu yönündeki görüşleri eleştirir. İslam'ın, kendi içinde tutarlı ve dengeli bir değerler sistemi sunduğunu, çağımızın İslâm prensiplerine çok geniş bir uygulama sahası verebileceğini öne sürer.
- "Biliyorum ki, benim bu yazdıklarımı okuyan ulemâmız, yine din âlimi olmayan birinin içtihad yapmaya kalktığını söyleyecektir. Onlara göre ortada yeni bir müçtehid taslağı vardır. Onların bir şeyi iyi bilmelerini isterim: Benim -ve İslâm'a gönülden bağlı daha nice bin Müslüman'ın- bütün istediği içtihad kapısında ulemâyı görmektir. Onlar bu vazifeyi üzerlerine almadıkça müçtehid taslakları çıkar, ama kimsenin de bu taslakları kınamaya hakkı kalmaz. Çünkü bu müçtehid taslaklarının ortaya çıkmasının asıl sebebi ulemânın bir türlü kımıldamayan zihnidir. Bu zihnin hâlâ ribâ ile fâizi birbirinden ayıracak kadar bir düşünce esnekliğine sahip olamamışsa, "yasak"tan başka bir şey gösteremiyorsa, Müslümanları yoldan çıkmış olmakla suçlamaya da hakkı olmamalıdır..."
Görmezden gelinmemesi gereken bir eser, keyifli okumalar...
272 syf.
Erol Güngör Hoca'nın çevirisiyle okuduğumuz bu kitap, günümüze kadar yaşamış ünlü insanların; bilim/siyaset/felsefe gibi alanlara olan katkılarını ve eksilerini anlatıyor. Kapsamlı incelenmiş, yer yer yazarın görüşlerine yer verilmiş. (Özellikle Hitler bölümünde) Kitapları birebir okumasanız dahi, haklarında epey bilgi edinebileceğiniz bir çalışma bu. Ve sizi sıkmayan kısa bölümlerle anlatılmış. Daha ne olsun. ^^
432 syf.
Bu kitap çok yönlü bir bilim adamı olan Erol Güngör Hoca'nın Türk Tarihine bakışını yansıtıyor. Kitabın çok hoş bir tarzı var; buna göre E.Güngör, bilimsellik ile edebiyatın arasında güzel bir yol tutturmuş ve böylece okunması keyif veren güzel bir eser çıkmış ortaya…
272 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Genç yaşta kaybettiğimiz,kendisi de bir sosyal psikolog olan yazarın bu kitabında Türkiye 'deki milliyetçilik düşüncesinin gelişmesi ve meseleleri anlatılıyor.Çok değişik yorumlara ve yanlış anlamaya müsait olan bu konuyu,harikulade bir şekilde izah ederek okuyucuyu aydınlatıyor.
Altı bölümden oluşan bu kitabın içerisinde başta milliyetçilik,halkçılık,milli kültür,din gibi konularda kafanıza takılan bütün sorulara cevap bulacaksınız.
Tavsiye eder, iyi okumalar dilerim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Erol Güngör
Unvan:
Türk Sosyal Psikoloji Profesörü
Doğum:
Kırşehir, 25 Kasım 1938
Ölüm:
İstanbul, 24 Nisan 1983
1956 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk bölümüne kaydoldu. Burada hocası Fethi Gemuhluoğlu onu Mümtaz Turhan’la tanıştırdı. Mümtaz Turhan hocanın teşvikiyle hukuk fakültesinden ayrılıp İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'ne kaydını yaptırdı. 1961 yılında fakülteden mezun olan Güngör, 1975’te bu fakültede resmî göreve başladı. Fransızca ve İngilizce de öğrenen Erol Güngör, misafir profesör olan Hains’in asistanlığını yaptı ve onun ders notlarını Türkçeye çevirdi.

Tecrübî Psikoloji kürsüsünde asistan oldu. Bu sırada Türkiye’de yeni bir bilim dalı olan Sosyal Psikolojiye yöneldi. Bu disiplinin önemli eserlerinden Krech ve Crithfield'in Sosyal Psikoloji kitabını Türkçeye çevirdi. 1965'de “Kelâmî (Verbal) Yapılarda Estetik Organizasyon” adlı teziyle doktor oldu. 1966'da ABD Colorado Üniversitesinden tanınmış sosyal-psikolog Kenneth Hammond'un daveti üzerine Amerika'ya gitti. Bu üniversitenin Davranış Bilimleri Enstitüsünde milletlerarası bir ekibin araştırmalarına katıldı. Sosyal-psikoloji ders ve seminerlerini yürüttü. “Şahıslar arası İhtilafların Çözümünde Lisanın Rolü” konulu teziyle 1970 yılında doçent oldu. Akademik çalışmalarının yanı sıra çeşitli yerlerde yazılar yazmaya devam etti. Erol Güngör üniversitede verdiği derslerle, ilmi yayınlarıyla Türkiye'de sosyal-psikoloji dalını önemli bir saha haline getirdi. [kaynak belirtilmeli]Devlet Planlama Teşkilatı, Milli Eğitim Bakanlığı ve Kültür Bakanlığı’nın çeşitli komisyonlarında görev alan Güngör, 1978 yılında "Değerler Psikolojisi Üzerinde Araştırmalar" adlı teziyle profesör oldu. 1982 yılında YÖK tarafından Selçuk Üniversitesi’ne rektör tayin edildi ve bu görevi sırasında 24 Nisan 1983’te geçirdiği bir kalp krizi sonucunda öldü.

En verimli dönemi 70'li yıllardır. Hemen hemen bütün eserlerinde geleneği, halk, kültür, din ve şahsiyet ile yorumlamaktadır. Güngör'ün muhafazakârlığı statükoculuğa kapalı, değişimlere ve yenilikçiliğe açıktır.

Yazar istatistikleri

  • 145 okur beğendi.
  • 676 okur okudu.
  • 26 okur okuyor.
  • 529 okur okuyacak.
  • 8 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları