Erol Toy

Erol Toy

Yazar
8.5/10
95 Kişi
·
290
Okunma
·
22
Beğeni
·
2045
Gösterim
Adı:
Erol Toy
Unvan:
Yazar
Doğum:
Alaşehir/Manisa, 1 Ekim 1936
1 Ekim 1936'da Manisa'da doğdu. 1951'de ortaokulu bitirdikten sonra İzmir'de önce kol emeğine dayalı işler, daha sonra sigortacılık ve banka memurluğu yaptı. Ortaokul mezunu olan Toy, çocukluğundan itibaren çalışarak yaşamaya başladı. Fırıncılık, bankacılık, vurgun yiyen süngercileri sigortalama gibi işlerde çalıştıktan sonra, İstanbul'a yerleşti. Bank-İş sendikasının kurucuları arasında yer alarak sendikacılığa başladı. Yönetim kurulu başkanlığını da yaptığı Yazko'nun çıkardığı Somut dergisini yönetti. Halen İstanbul'da yaşamakta. İlk öyküsü 1952'de İzmir'de Çınar dergisinde çıktı. Akşam, Yön, May, Cumhuriyet, Milliyet, Barış ve Yeni Ortam dergi ve gazetelerinde yayımlanan fıkra, inceleme ve makaleleriyle tanındı. Romanlarında Osmanlı Devleti'nin beyliklerle ilişkileri, yükselme ve zayıflama dönemleri, I. Dünya Savaşı, Demokrat Parti'nin iktidar yılları, Türkiye'de sermaye gücünün ve işçi sınıfının gelişimi, 1971'deki askeri müdahale dönemi gibi Türkiye'nin tarihsel ve toplumsal gelişme sürecindeki önemli evreleri ele aldı. Romanlarında belgeselliğe özen göstererek yaşanan çelişkileri, olguları toplumcu gerçekçi bir bakış açısıyla yansıttı. Iğrıp adlı romanı dışında, klasik öyküleme tekniğine bağlı kaldı. İşadamı Vehbi Koç'u anlatan İmparator adlı romanı en çok baskı yapan kitabı oldu. Öykü, roman, deneme ve eleştiri yazılarının dışında sahnelenmiş tiyatro oyunları da bulunan Erol Toy, 1962 Ali Naci Karacan Üçüncülük Ödülü sahibidir.
...fikir ve düşünce, bir iyi dilek ürünüdür...Her türlü zorlamanın etkisinden korunmuş olmak gereklidir... Bu yüzden, İslam ,Hıristiyan, Musevi, mecusi, Putatapar ya da Tanrıtanımaz bile olsa, her insan yine de Tanrı'nın kuludur... Birdir... Eşittir... Özgürdür... Kardeştir..."
Erol Toy
Sayfa 714 - Cumhuriyet Kitapları - 4.Baskı - 2015
"Eğer yöneticiliğe alışan kişi, başka insanlardan üstün olduğu kanısına kapılırsa, zorbalığı yeniden getirebilir... İnsanlar bunu bir kez uygularlarsa, o zaman anlayacaklar ve dahi kesinkez göreceklerdir ki, Saray ve saltanat, zorbalık ve saldırının kendileridir..."
Erol Toy
Sayfa 715 - Cumhuriyet Kitapları - 4.Baskı - 2015
"Tanrı dünyayı yaratmış, insanlara, tüm yaratıklara bağışlamıştır. Varlığın tümü, toprak ürünlerinin tamamı, her kesin ortak hakkıdır... Böyle olanda, kesinlikle belirtmek isterim ki insanlar eşittirler."
Erol Toy
Sayfa 714 - Cumhuriyet Kitapları - 4.Baskı - 2015
"Emek girdi mi bir işin içine, ürer o iş, yeniden yaratılmışçasına büyür gelişir..."
Erol Toy
Sayfa 458 - Cumhuriyet Kitapları - 4.Baskı - 2015
"İnsanlara emeğin değerini anlatmalıyız. Başarabilirsek bunu, bilinçlendiririz onları. O zaman başkası adına egemenlik kavgası vereceklerine, kendi adlarına bulaşırlar kavgaya..."
Erol Toy
Sayfa 432 - Cumhuriyet Kitapları - 4.Baskı - 2015
"Gerçeğe en yakın olan veri, rakamlardır... Onlar da insan beyninin ürettiği varsayımlardır."
Erol Toy
Sayfa 193 - Cumhuriyet Kitapları - 4.Baskı - 2015
...tartışmalar, eleştiriler ve karşıt düşüncelerle olgunlaşıp kaynaşan bir bilgi, gerçeğe yaklaşmış demektir.
Erol Toy
Sayfa 193 - Cumhuriyet Kitapları - 4.Baskı - 2015
Egemen yapıcı olmak zorundadır. Yapıcıysa kalır... Yıkıcılık daha örgütlü, daha geniş bir haramilikten başka bir şey değildir. O yüzden de, suçludurlar... İnsanlığa karşı, tarihe karşı, geleceğe karşı...
Erol Toy
Sayfa 148 - Cumhuriyet Kitapları - 4.Baskı - 2015
"Şeyh Bedreddin bir devrimcidir yoldaşlarım. Ve dahi bilmekteyiz ki, devrimciye ayak uydurmak güçtür."
Kasım
Erol Toy
Sayfa 450 - Cumhuriyet Kitapları - 4.Baskı - 2015
"Biz dilemekteyiz ki, kulun kula kulluğu son bulsun. İnsan emeği, egemenliklerin en yücesi, en değerlisi haline gelsin. Yeryüzündeki tüm sömürü çarkları kırılsın..."
Erol Toy
Sayfa 572 - Cumhuriyet Kitapları - 4.Baskı - 2015
1068 syf.
·16 günde·Puan vermedi
Yarin yanağından gayrı paylaşmak içim herşeyi...
Baba Musamızdan almış cehdini,
Gördün mü Kaygusuz zulmün vaktini,
Padişahlar tacın ile tahtını,
Yoklar gider bizim DEDE SULTANA
1068 syf.
·43 günde·Beğendi·10/10
Uzun soluklu bir okuma olmasına rağmen bitmesini istemediğim lezzette bir kitap oldu.Şeyh Bedreddin ile ilgili daha önce birkaç roman okumuşluğum var.Ancak bu kitap daha doyurucu ve şeyhin felsefi görüşlerini daha iyi yansıtan daha güzel bir çalışma olmuş diyebilirim.Kitabın ilk cildi Bedreddinin Timur ve İbni Haldun ile yaptığı sohbetler üzerinde yoğunlaşıyor.Egemenlerin sömürüsünü devam ettirebilmek adına sömürülen kesmin nasıl çabaladığı ve canından olduğu gerçeğinden hareketle köylü,yoksul kesmi örgütleme ve aydınlatma çalışmalarını başlatır.Torlak Kemal,Börklüce Mustafa örgütlemeyi ince bir dantel gibi dokur.Kitabın ikinci cildi ise Osmanlıyla yapılan savaşlar söz konusu.Direnişin kırılması ve dağılma gerçekleşse de Bederddinin görüşleri günümüze kadar güncelliğini yitirmeden ismi ile birlikte yaşamaya devam edecektir.
Yazar Anadolu Türkçesini yerinde ve sıkmadan çok güzel kullanmış.Tarihi bir romandan beklenecek herşey var.Yazarı ilk kez okumama rağmen çok beğendiğimi belirtmeliyim.
314 syf.
·8/10
Yıllardır Türkiye'de sürüp giden "siyaset"in nasıl şekillendiğini görmek isteyenler için kaynak bir roman! Özellikle savaş zamanlarında ticaret sisteminin nasıl siyasallaştığı ve/veya siyaset sisteminin nasıl ticarete döndüğünü gözler önüne seren '74 yılında yazılmış bir roman. Fakat okurken göreceksiniz ki 2015'de hiçbir şey değişmemiş, aynı kurgu, aynı sistematik kaos sürüp gidiyor. Medyanın işlevi ise daha da başarılı (!). Okuyunuz ve okutunuz!
314 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Kitap Vehbi Koçun hayatını anlatmakta akıcı bir dille yazılan , mücadele hırsı çalışma şevkini anlatan ve bu yolda yükselen işadamının yaşamını okuyucuyla buluşturuyor. Kitap dönemin izlerini anbe an yansıtıyor . Türkiye ekonomisinin sanayileşmeye başladığı ilk yıllarda nasıl bir mücadele verildiğini aktatıyor. Herkese okumasını tavsiye ederim.
1068 syf.
·19 günde·Beğendi·8/10
Kitabın ana karakterinin Şeyh Bedrettin olmasına rağmen daha başka bir çok tarihi figürde kitabın içinde yer alıyor. Yıldırım Beyazid, Timur, Börklüce Mustafa, Torlak Kemal, Kaygusuz Abdal ve diğerleri..
Kitap genel olarak Fetret Döneminde geçiyor. Bu dönemdeki otorite boşluğundan ortaya çıkan kanlı güç mücadelelerini aktarmış bizlere Erol Toy.
Kitabın kahramanı Şeyh Bedrettinin amacıAnadoluda sınıfsız toplum yaratmak. Kısa bir süre de olsa bunu da başarıyor. Bu bağlamda belki de tarihteki ilk sosyalist düzeni kurmuş oluyor. Çünkü oluşturduğu topluluk üretimde de ortak tüketimde de. Erol Toy Şeyh bedrettin'in iktidadi tarafını daha çok ele almış, bu sebeple felsefi tarafını daha az aktarmış diyebilirim.

Erol Toy bu kitabı Kemal Tahir'in Devlet Ana'sına karşılık olarak yazdığı söylenir. Aslında iki eser de nesir edebiyatı olduğu için benzerler. Ancak olaylara bakış açıları tabi ki birbirlerinden çok farklı. Sonuç olarak her ikisinin de okunması taraftarıyım. Azap Ortakları Osmanlı tarihinin en az bilinen ve bilinmesi de pek istenmeyen zaman dilimini ele aldığı için bile okunabilir.

Erol Toy'un kitabı yazmadan önce iyi bir çalışma yaptığı belli oluyor. Kitabın dili öz Türkçe olduğu için ilk başta okurken zorlansam da ileriki sayfalarda daha hızlı bir okuma temposuna kavuştum. Kitabın 1068 sayfa olduğuna bakmayın. Okuma temposunu yakalayınca su gibi akıyor.
344 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Roman kahramanımız lehim ustası,teneke dükkanı var.Köyde su taşındığından iş yapıyor.Fakat evlere su tesisatları çekilmeye başlayınca,Tamamen taşlık olan arazisini ailecek temizleyip üzüm bağı yapmaya çalışıyor.Tabi borç da alıyor,Bu borç başına neler açacak,kitabı okuyunca öğreneceksiniz.Ben çok beğendim,sizde okuyun derim.
342 syf.
·10 günde·Beğendi·8/10
Romanı iki bölüm olarak ele alabiliriz.
Birinci bölüm: Zeynep öğretmen ve Anadolu köylüsünün hikayesi.
1945’li savaş yılları, Ülke Kurtuluş Savaşı vermiş, insanlar yorgun ve bitik durumda halk eldekini avucundakini savaşta kaybetmiş. Ülkede yoksulluk hat safhada, ülke ikinci bir savaşa henüz hazır değil. Ülkenin kalkına bilmesi için sanayi devrimine ihtiyaç var. Bu yüzden ülkede okuma yazma seferberliği ilan edilmiş ülkenin doktor, mühendis, öğretmen ve okur yazar insana ihtiyacı var. O dönemlerde eğitim enstitüleri yeni kurulmuş. ilk mezun öğretmenler ülkede okuma seferberliği için yurdun değişik yörelerine devlet tarafından görevlendirilmiş. Zeynep öğretmende onlardan sadece bir tanesi. Zeynep öğretmen atandığı köy ilköğretim okulunu, köy halkının da yardımıyla onararak eğitime hazır hale getiriyor. köyde okuma yazma bilmeyen çocukların okula gidebilmesi için gerekli devlet görevlileri ve köy muhtarı ile koordineli çalışarak köydeki okuma bilmeyen çocukların kayıtlarını zabıt altına alarak köyde okuma faaliyetlerini hayata geçiriyor

İkinci bölüm ise: Köy imamı ve küçük oğlu, Metonun hikayesi..
Köy imamının üç yıl köy okulunu giden babasının tayini nedeni ile okulu yarıda bırakan küçük oğlu Meto babası tarafından imam olabilmek ve dini eğitimini artırabilmek için, ilçede tanıdığı Mustafa hocaya emanet edilir. Bu Meto’nun geleceği için iyi bir aşamadır. Mustafa hoca Meto’yu ilçede bir medreseye yerleştirir. Eksik kalan dini konularda eğitimini tamamlaması için değişik hocalardan eğitim aldırır. Meto bu zaman zarfında çok çalışır hocalarının gözüne girer ve hocaların takdirini kazanır. Dini eğitimin sonunda Meto imam olamaz. İmam olabilmesi için yarıda bıraktığı okulu bitirmesi ve diploma alması gerekmektedir. Hocasının yardımıyla dışarıdan sınavlara girerek yarım bıraktığı eğitimi tamamlar ve imam olmaya hak kazanır. Mustafa hocası onu Sait Nursiyi ziyarete götürür ve onunla tanışmasına vesile olur . Meto daha sonra Sait Nursi tarafından sınava tabi tutulur sınavı başarı ile geçer ve veliaht (halef) ilan edilir. İmam olarak yurdun değişik bölgelerinde tarikata hizmet eder. Romanda Devlet kurumları içine sızmış tarikat ve cemaat üyesi dinci İslami kesimin, Cumhuriyet rejimini yıkmak için, nasıl örgütlendikleri. Bu alanda faaliyetlerini sürdürebilmek için, kuran kursları, imam hatip okulları ve kendi yürüttükleri faaliyetlerine ait yararlı dernekleri nasıl oluşturdukları, bilim ve teknolojiden yararlanmak için dış güçlerden nasıl yardım aldıkları ayrıntılı olarak anlatılmıştır. Yazarın roman kurgusunda Meto adını verdiği ve onun hayatından kesitler verdiği roman kahramanı Metullah Hoca efendinin asıl isminin Fethullah GÜLEN olduğudur.
Romanda geçen faaliyetler, bu günkü durumla bire bir ölçüşmektedir. Güzel bir roman okuyucuya tavsiye ederim.
314 syf.
·6 günde·8/10
Kitabın iç kapağında "Vehbi Koç' un hayatının kaleme alındığı iddia edilen" yazıyor.
Bu kitabın kahramanının ismi de Fehmi Çok. Çok fakir bir çocukken uyanık biri olarak hayata atılması ve etrafın da takdiri ile bir anda değişen bir hayat. 1974' de yazılmış bir kitap. Sermayenin nasıl da her alana hükmedebildiğini, siyasete medyaya müdahele edebildiği ve hatta darbelere bile zemin hazırlayabildiği anlatılmış. Kitabı okurken sanki bugünü okuyormuşum gibi hissettim sanki hiçbirşey değişmemiş gibi. Medya gücünün de etkili kullanılmasının da keşfedildiği hatta insanların algısının nasıl yönlendirildiğini de anlatan güzel bir kitap. Ben severek okudum. Tavsiye ederim.

Keyifli okumalar..
344 syf.
·11 günde·7/10
Köy romanı severler için çok güzel bir roman konusu olay örgüsü. Niye yazarın adı bu kadar duyulmamış şaşırdım elbette kıyaslanamaz ama Fakir Baykurtun Kaplumbağaları tadında. Köy hayatı yoksulluk cahillik ağalar hocalar... Çok detay vermek istemiyorum konusu hakkında bir köy esnafının taşlık araziyi bağ yapma hikayesi ama şu kadarını diyebilirim ağa hakettiğini buluyor. Eğer köy romanları seviyorsanız kesinlikle okumanı tavsiye ederim. Books and Cats Acı Para Erol Toy
1068 syf.
·Beğendi·10/10
Unutamadığını sahnesi çile odasından yarı baygın çıkıp haftalarca yatarken bir gece ayaklanıp kütüphanedeki kitaplarını yırtarak Nil nehrinin sularına atmasıydı.

Yazarın biyografisi

Adı:
Erol Toy
Unvan:
Yazar
Doğum:
Alaşehir/Manisa, 1 Ekim 1936
1 Ekim 1936'da Manisa'da doğdu. 1951'de ortaokulu bitirdikten sonra İzmir'de önce kol emeğine dayalı işler, daha sonra sigortacılık ve banka memurluğu yaptı. Ortaokul mezunu olan Toy, çocukluğundan itibaren çalışarak yaşamaya başladı. Fırıncılık, bankacılık, vurgun yiyen süngercileri sigortalama gibi işlerde çalıştıktan sonra, İstanbul'a yerleşti. Bank-İş sendikasının kurucuları arasında yer alarak sendikacılığa başladı. Yönetim kurulu başkanlığını da yaptığı Yazko'nun çıkardığı Somut dergisini yönetti. Halen İstanbul'da yaşamakta. İlk öyküsü 1952'de İzmir'de Çınar dergisinde çıktı. Akşam, Yön, May, Cumhuriyet, Milliyet, Barış ve Yeni Ortam dergi ve gazetelerinde yayımlanan fıkra, inceleme ve makaleleriyle tanındı. Romanlarında Osmanlı Devleti'nin beyliklerle ilişkileri, yükselme ve zayıflama dönemleri, I. Dünya Savaşı, Demokrat Parti'nin iktidar yılları, Türkiye'de sermaye gücünün ve işçi sınıfının gelişimi, 1971'deki askeri müdahale dönemi gibi Türkiye'nin tarihsel ve toplumsal gelişme sürecindeki önemli evreleri ele aldı. Romanlarında belgeselliğe özen göstererek yaşanan çelişkileri, olguları toplumcu gerçekçi bir bakış açısıyla yansıttı. Iğrıp adlı romanı dışında, klasik öyküleme tekniğine bağlı kaldı. İşadamı Vehbi Koç'u anlatan İmparator adlı romanı en çok baskı yapan kitabı oldu. Öykü, roman, deneme ve eleştiri yazılarının dışında sahnelenmiş tiyatro oyunları da bulunan Erol Toy, 1962 Ali Naci Karacan Üçüncülük Ödülü sahibidir.

Yazar istatistikleri

  • 22 okur beğendi.
  • 290 okur okudu.
  • 11 okur okuyor.
  • 230 okur okuyacak.
  • 4 okur yarım bıraktı.