Erol Toy

Erol Toy

Yazar
8.5/10
37 Kişi
·
92
Okunma
·
12
Beğeni
·
1.568
Gösterim
Adı:
Erol Toy
Unvan:
Yazar
Doğum:
Alaşehir/Manisa, 1 Ekim 1936
1 Ekim 1936'da Manisa'da doğdu. 1951'de ortaokulu bitirdikten sonra İzmir'de önce kol emeğine dayalı işler, daha sonra sigortacılık ve banka memurluğu yaptı. Ortaokul mezunu olan Toy, çocukluğundan itibaren çalışarak yaşamaya başladı. Fırıncılık, bankacılık, vurgun yiyen süngercileri sigortalama gibi işlerde çalıştıktan sonra, İstanbul'a yerleşti. Bank-İş sendikasının kurucuları arasında yer alarak sendikacılığa başladı. Yönetim kurulu başkanlığını da yaptığı Yazko'nun çıkardığı Somut dergisini yönetti. Halen İstanbul'da yaşamakta. İlk öyküsü 1952'de İzmir'de Çınar dergisinde çıktı. Akşam, Yön, May, Cumhuriyet, Milliyet, Barış ve Yeni Ortam dergi ve gazetelerinde yayımlanan fıkra, inceleme ve makaleleriyle tanındı. Romanlarında Osmanlı Devleti'nin beyliklerle ilişkileri, yükselme ve zayıflama dönemleri, I. Dünya Savaşı, Demokrat Parti'nin iktidar yılları, Türkiye'de sermaye gücünün ve işçi sınıfının gelişimi, 1971'deki askeri müdahale dönemi gibi Türkiye'nin tarihsel ve toplumsal gelişme sürecindeki önemli evreleri ele aldı. Romanlarında belgeselliğe özen göstererek yaşanan çelişkileri, olguları toplumcu gerçekçi bir bakış açısıyla yansıttı. Iğrıp adlı romanı dışında, klasik öyküleme tekniğine bağlı kaldı. İşadamı Vehbi Koç'u anlatan İmparator adlı romanı en çok baskı yapan kitabı oldu. Öykü, roman, deneme ve eleştiri yazılarının dışında sahnelenmiş tiyatro oyunları da bulunan Erol Toy, 1962 Ali Naci Karacan Üçüncülük Ödülü sahibidir.
...fikir ve düşünce, bir iyi dilek ürünüdür...Her türlü zorlamanın etkisinden korunmuş olmak gereklidir... Bu yüzden, İslam ,Hıristiyan, Musevi, mecusi, Putatapar ya da Tanrıtanımaz bile olsa, her insan yine de Tanrı'nın kuludur... Birdir... Eşittir... Özgürdür... Kardeştir..."
Erol Toy
Sayfa 714 - Cumhuriyet Kitapları - 4.Baskı - 2015
"Eğer yöneticiliğe alışan kişi, başka insanlardan üstün olduğu kanısına kapılırsa, zorbalığı yeniden getirebilir... İnsanlar bunu bir kez uygularlarsa, o zaman anlayacaklar ve dahi kesinkez göreceklerdir ki, Saray ve saltanat, zorbalık ve saldırının kendileridir..."
Erol Toy
Sayfa 715 - Cumhuriyet Kitapları - 4.Baskı - 2015
"Tanrı dünyayı yaratmış, insanlara, tüm yaratıklara bağışlamıştır. Varlığın tümü, toprak ürünlerinin tamamı, her kesin ortak hakkıdır... Böyle olanda, kesinlikle belirtmek isterim ki insanlar eşittirler."
Erol Toy
Sayfa 714 - Cumhuriyet Kitapları - 4.Baskı - 2015
"Emek girdi mi bir işin içine, ürer o iş, yeniden yaratılmışçasına büyür gelişir..."
Erol Toy
Sayfa 458 - Cumhuriyet Kitapları - 4.Baskı - 2015
"İnsanlara emeğin değerini anlatmalıyız. Başarabilirsek bunu, bilinçlendiririz onları. O zaman başkası adına egemenlik kavgası vereceklerine, kendi adlarına bulaşırlar kavgaya..."
Erol Toy
Sayfa 432 - Cumhuriyet Kitapları - 4.Baskı - 2015
"Gerçeğe en yakın olan veri, rakamlardır... Onlar da insan beyninin ürettiği varsayımlardır."
Erol Toy
Sayfa 193 - Cumhuriyet Kitapları - 4.Baskı - 2015
...tartışmalar, eleştiriler ve karşıt düşüncelerle olgunlaşıp kaynaşan bir bilgi, gerçeğe yaklaşmış demektir.
Erol Toy
Sayfa 193 - Cumhuriyet Kitapları - 4.Baskı - 2015
Egemen yapıcı olmak zorundadır. Yapıcıysa kalır... Yıkıcılık daha örgütlü, daha geniş bir haramilikten başka bir şey değildir. O yüzden de, suçludurlar... İnsanlığa karşı, tarihe karşı, geleceğe karşı...
Erol Toy
Sayfa 148 - Cumhuriyet Kitapları - 4.Baskı - 2015
"Şeyh Bedreddin bir devrimcidir yoldaşlarım. Ve dahi bilmekteyiz ki, devrimciye ayak uydurmak güçtür."
Kasım
Erol Toy
Sayfa 450 - Cumhuriyet Kitapları - 4.Baskı - 2015
"Biz dilemekteyiz ki, kulun kula kulluğu son bulsun. İnsan emeği, egemenliklerin en yücesi, en değerlisi haline gelsin. Yeryüzündeki tüm sömürü çarkları kırılsın..."
Erol Toy
Sayfa 572 - Cumhuriyet Kitapları - 4.Baskı - 2015
Yıllardır Türkiye'de sürüp giden "siyaset"in nasıl şekillendiğini görmek isteyenler için kaynak bir roman! Özellikle savaş zamanlarında ticaret sisteminin nasıl siyasallaştığı ve/veya siyaset sisteminin nasıl ticarete döndüğünü gözler önüne seren '74 yılında yazılmış bir roman. Fakat okurken göreceksiniz ki 2015'de hiçbir şey değişmemiş, aynı kurgu, aynı sistematik kaos sürüp gidiyor. Medyanın işlevi ise daha da başarılı (!). Okuyunuz ve okutunuz!
Romanı iki bölüm olarak ele alabiliriz.
Birinci bölüm: Zeynep öğretmen ve Anadolu köylüsünün hikayesi.
1945’li savaş yılları, Ülke Kurtuluş Savaşı vermiş, insanlar yorgun ve bitik durumda halk eldekini avucundakini savaşta kaybetmiş. Ülkede yoksulluk hat safhada, ülke ikinci bir savaşa henüz hazır değil. Ülkenin kalkına bilmesi için sanayi devrimine ihtiyaç var. Bu yüzden ülkede okuma yazma seferberliği ilan edilmiş ülkenin doktor, mühendis, öğretmen ve okur yazar insana ihtiyacı var. O dönemlerde eğitim enstitüleri yeni kurulmuş. ilk mezun öğretmenler ülkede okuma seferberliği için yurdun değişik yörelerine devlet tarafından görevlendirilmiş. Zeynep öğretmende onlardan sadece bir tanesi. Zeynep öğretmen atandığı köy ilköğretim okulunu, köy halkının da yardımıyla onararak eğitime hazır hale getiriyor. köyde okuma yazma bilmeyen çocukların okula gidebilmesi için gerekli devlet görevlileri ve köy muhtarı ile koordineli çalışarak köydeki okuma bilmeyen çocukların kayıtlarını zabıt altına alarak köyde okuma faaliyetlerini hayata geçiriyor

İkinci bölüm ise: Köy imamı ve küçük oğlu, Metonun hikayesi..
Köy imamının üç yıl köy okulunu giden babasının tayini nedeni ile okulu yarıda bırakan küçük oğlu Meto babası tarafından imam olabilmek ve dini eğitimini artırabilmek için, ilçede tanıdığı Mustafa hocaya emanet edilir. Bu Meto’nun geleceği için iyi bir aşamadır. Mustafa hoca Meto’yu ilçede bir medreseye yerleştirir. Eksik kalan dini konularda eğitimini tamamlaması için değişik hocalardan eğitim aldırır. Meto bu zaman zarfında çok çalışır hocalarının gözüne girer ve hocaların takdirini kazanır. Dini eğitimin sonunda Meto imam olamaz. İmam olabilmesi için yarıda bıraktığı okulu bitirmesi ve diploma alması gerekmektedir. Hocasının yardımıyla dışarıdan sınavlara girerek yarım bıraktığı eğitimi tamamlar ve imam olmaya hak kazanır. Mustafa hocası onu Sait Nursiyi ziyarete götürür ve onunla tanışmasına vesile olur . Meto daha sonra Sait Nursi tarafından sınava tabi tutulur sınavı başarı ile geçer ve veliaht (halef) ilan edilir. İmam olarak yurdun değişik bölgelerinde tarikata hizmet eder. Romanda Devlet kurumları içine sızmış tarikat ve cemaat üyesi dinci İslami kesimin, Cumhuriyet rejimini yıkmak için, nasıl örgütlendikleri. Bu alanda faaliyetlerini sürdürebilmek için, kuran kursları, imam hatip okulları ve kendi yürüttükleri faaliyetlerine ait yararlı dernekleri nasıl oluşturdukları, bilim ve teknolojiden yararlanmak için dış güçlerden nasıl yardım aldıkları ayrıntılı olarak anlatılmıştır. Yazarın roman kurgusunda Meto adını verdiği ve onun hayatından kesitler verdiği roman kahramanı Metullah Hoca efendinin asıl isminin Fethullah GÜLEN olduğudur.
Romanda geçen faaliyetler, bu günkü durumla bire bir ölçüşmektedir. Güzel bir roman okuyucuya tavsiye ederim.
Roman kahramanımız lehim ustası,teneke dükkanı var.Köyde su taşındığından iş yapıyor.Fakat evlere su tesisatları çekilmeye başlayınca,Tamamen taşlık olan arazisini ailecek temizleyip üzüm bağı yapmaya çalışıyor.Tabi borç da alıyor,Bu borç başına neler açacak,kitabı okuyunca öğreneceksiniz.Ben çok beğendim,sizde okuyun derim.
Kitabın iç kapağında "Vehbi Koç' un hayatının kaleme alındığı iddia edilen" yazıyor.
Bu kitabın kahramanının ismi de Fehmi Çok. Çok fakir bir çocukken uyanık biri olarak hayata atılması ve etrafın da takdiri ile bir anda değişen bir hayat. 1974' de yazılmış bir kitap. Sermayenin nasıl da her alana hükmedebildiğini, siyasete medyaya müdahele edebildiği ve hatta darbelere bile zemin hazırlayabildiği anlatılmış. Kitabı okurken sanki bugünü okuyormuşum gibi hissettim sanki hiçbirşey değişmemiş gibi. Medya gücünün de etkili kullanılmasının da keşfedildiği hatta insanların algısının nasıl yönlendirildiğini de anlatan güzel bir kitap. Ben severek okudum. Tavsiye ederim.

Keyifli okumalar..
Uzun soluklu bir okuma olmasına rağmen bitmesini istemediğim lezzette bir kitap oldu.Şeyh Bedreddin ile ilgili daha önce birkaç roman okumuşluğum var.Ancak bu kitap daha doyurucu ve şeyhin felsefi görüşlerini daha iyi yansıtan daha güzel bir çalışma olmuş diyebilirim.Kitabın ilk cildi Bedreddinin Timur ve İbni Haldun ile yaptığı sohbetler üzerinde yoğunlaşıyor.Egemenlerin sömürüsünü devam ettirebilmek adına sömürülen kesmin nasıl çabaladığı ve canından olduğu gerçeğinden hareketle köylü,yoksul kesmi örgütleme ve aydınlatma çalışmalarını başlatır.Torlak Kemal,Börklüce Mustafa örgütlemeyi ince bir dantel gibi dokur.Kitabın ikinci cildi ise Osmanlıyla yapılan savaşlar söz konusu.Direnişin kırılması ve dağılma gerçekleşse de Bederddinin görüşleri günümüze kadar güncelliğini yitirmeden ismi ile birlikte yaşamaya devam edecektir.
Yazar Anadolu Türkçesini yerinde ve sıkmadan çok güzel kullanmış.Tarihi bir romandan beklenecek herşey var.Yazarı ilk kez okumama rağmen çok beğendiğimi belirtmeliyim.
Bakkallıktan imparatorluğa yükselişin öyküsü
Koç tekelinin nasıl oluştu? Siyaseti nasıl dizayn ettikler? Süleyman Demirel'i nasıl başbakan yaptılar?...
Şeyh Bedrettin'in hayatını, mücadelesini roman olarak anlatıyor. Romanın akışı Bedrettin'in hayatının ve yaşadığı olayların akışına uygun olarak yazılmış. Bedrettin öğrenim görmek, bilgisini artırmak amacıyla çıktığı yolculuktan "din ve fen bilgini" olarak Anadolu'ya dönüyor. Okumaya, bilgi peşinde koşmaya devam ediyor. Dünyada doğan her insanın eşit olduğunu kabul ederek, haksızlığa, kodamanların sömürüsüne karşı söylemleriyle köylü halk arasında saygı ve sevgi görüyor.
Bedrettin'in bilginlerle, din alimleriyle, hükümdarlarla, köylülerle, vb. yaptığı sohbetler-tartışmalar ilgi ile okunabilir. Öğretisinin yayılması ve kodamanların bununla mücadelesi romanın 2. cildinde ele alınmış.
Bedretin'in "eşitlik" üzerine kurulu öğretisi; kitapta anlatıldığı şekliyle, ülkemizde hassas zamanlarda tepkiyle karşılanmış. Ama ilgili herkes, Bedrettin'in çağını aşan, "din ve fen bilgesi" olduğu konusunda hakkını teslim etmektedir.
İyi okumalar
Erol Toy'un okumadığım tek kitabıydı. Konu çok güzel fakat gereksiz uzun. Belli aralıklarla ortaya çıkan kahramanlar ölüp yerine yenileri çıkıyor. Ulusal Kurtuluş Savaşı sırasında Batı Anadolu'daki direnişi ana tema olarak almış ama bu tema kitabın ortasında 300 sayfalık bir bölüme sıkışmış. Bu kitaptan dört ayrı kitap çıkabilir. Okunması kolay ama günümüz diline sadeleştirilirken bence abartılı davranılmış. Örneğin 1919 yılında miladi takvim henüz kabul edilmemisken "29 Mayıs Salı günü" diye bir cümle ile karşılaşıyorsunuz. Normalde eski şekliyle verilip yenisi dip not olarak verilebilirdi.
Bir romandan daha çok yakın tarihimize ışık tutan bir kitap.İmparator "Vehbi Koç'un hayatıyla birlikte o dönem yaşanan ilginç olayları anlatıyor.Kitap akıcı olmamasına rağmen bir sonraki konuya merak uyandırıyor.Tarih severler kitap başına..İyi okumalar...

Yazarın biyografisi

Adı:
Erol Toy
Unvan:
Yazar
Doğum:
Alaşehir/Manisa, 1 Ekim 1936
1 Ekim 1936'da Manisa'da doğdu. 1951'de ortaokulu bitirdikten sonra İzmir'de önce kol emeğine dayalı işler, daha sonra sigortacılık ve banka memurluğu yaptı. Ortaokul mezunu olan Toy, çocukluğundan itibaren çalışarak yaşamaya başladı. Fırıncılık, bankacılık, vurgun yiyen süngercileri sigortalama gibi işlerde çalıştıktan sonra, İstanbul'a yerleşti. Bank-İş sendikasının kurucuları arasında yer alarak sendikacılığa başladı. Yönetim kurulu başkanlığını da yaptığı Yazko'nun çıkardığı Somut dergisini yönetti. Halen İstanbul'da yaşamakta. İlk öyküsü 1952'de İzmir'de Çınar dergisinde çıktı. Akşam, Yön, May, Cumhuriyet, Milliyet, Barış ve Yeni Ortam dergi ve gazetelerinde yayımlanan fıkra, inceleme ve makaleleriyle tanındı. Romanlarında Osmanlı Devleti'nin beyliklerle ilişkileri, yükselme ve zayıflama dönemleri, I. Dünya Savaşı, Demokrat Parti'nin iktidar yılları, Türkiye'de sermaye gücünün ve işçi sınıfının gelişimi, 1971'deki askeri müdahale dönemi gibi Türkiye'nin tarihsel ve toplumsal gelişme sürecindeki önemli evreleri ele aldı. Romanlarında belgeselliğe özen göstererek yaşanan çelişkileri, olguları toplumcu gerçekçi bir bakış açısıyla yansıttı. Iğrıp adlı romanı dışında, klasik öyküleme tekniğine bağlı kaldı. İşadamı Vehbi Koç'u anlatan İmparator adlı romanı en çok baskı yapan kitabı oldu. Öykü, roman, deneme ve eleştiri yazılarının dışında sahnelenmiş tiyatro oyunları da bulunan Erol Toy, 1962 Ali Naci Karacan Üçüncülük Ödülü sahibidir.

Yazar istatistikleri

  • 12 okur beğendi.
  • 92 okur okudu.
  • 5 okur okuyor.
  • 135 okur okuyacak.