Étienne De La Boétie

Étienne De La Boétie

Yazar
8.5/10
24 Kişi
·
79
Okunma
·
6
Beğeni
·
1.679
Gösterim
Adı:
Étienne De La Boétie
Unvan:
Fransız Yargıç ve Yazar
Doğum:
Fransa, 1 Kasım 1530
Ölüm:
Fransa, 16 Ağustos 1563
Étienne de La Boétie, 1 Kasım 1530'da Fransa'nın Périgord bölgesinin küçük bir kenti olan Sarlat'da doğmuştur. Soylulaştırılmış burjuva kökenli olan La Boétie, ailesinin etkisiyle Orléans Üniversitesi'nde hukuk öğrenimi görmüştür.

Fakülteyi bitirdikten bir yıl sonra, 1554'te bu genç hukukçu, kral II. Henri'nin onayı üzerine Bordeaux Parlemantosu'nda danışmanlık görevine kabul edilmiştir.Ölümüne dek bu görevi sürdüren La Boétie, 1557 yılında kendisi gibi danışman olan Montaigne ile tanışmıştır. Bu iki düşünür arasında çok yakın bir dostluk ilişkisi kurulmuştur.

'Fransız yargıç, politik filozof, anarşist ve Fransa siyaset felsefesinin kurucusu' olarak nitelendirilmektedir.
Halk bir kez kulluklaşmaya görsün, özgürlüğü öylesine unutuyor ki artık onun uyanıp tekrar özgürlüğünü ele geçirmesi olanaksız oluyor.Üstelik halk çok içten istekli bir biçimde hizmet ediyor.Bu durumu gören onun özgürlüğünü değil de köleliğini kaybettiğini sanır.
Eğer insanlar fazla sağır olmasaydılar, hayvanların onlara "yaşasın özgürlük" diye haykırdıklarını duyarlardı.
Boyunduruk altında doğan insanlar, kulluk kölelik içinde büyütülüp eğitilirler. Dolayısıyla bu insanlar, siyasal iktidarı tehlikeye sokacak herhangi bir eyleme kalkışmazlar. Böyle bir eylemin getirdiği özgür düşünceden, özgür iradeden yoksundurlar; kurulu düzeni sevip benimsemekte ve sürdürdükleri yaşamın dışında başka yaşam biçimlerinin olduğunun ya da olabileceğinin farkında olamazlar.
Erdemi sevmek, güzel olgulara değer vermek, aldığımız iyiliğin nereden geldiğini kavramak ve uğrunda yaptığımız her şeye yaraşır olan sevdiğimiz kişinin onurunu ve üstünlüğünü yükseltmek için kendi rahatımızı bozmak, akla uygundur. Öyleyse, onları korumak için büyük bir öngörüsü, savunmak için büyük bir ustalığı ve yönetmek için büyük bir özeni olduğunu sınama yoluyla kanıtlamış büyük bir kişiyi bulan bir ülkenin sakinlerini ele alalım; eğer bu insanlar daha ileri gidip kendi arzularıyla ona boyun eğmeyi kabul ederlerse ve ona bazı üstünlükler verecek kadar güven duyarlarsa,bunun pek bir bilgece iş olduğunu söyleyemem: Onu, iyilik yaptığı yerden alıp kötülük yapabileceği bir yere götürmekten başka bir şey değildir bu. Ama hiç kuşkusuz, şimdiye dek yalnızca iyiliği görülen bir kişiden hiç çekinmemek ve onda iyilik bulmak yanılgısına da nasıl düşülmez ki?
.. Bunun üzerine Lakedemonyalılar şöyle dile getirdiler düşüncelerini: Bu konuda, Hydarnes, sen bize iyi öğüt vermesini bilemezsin; kralın lütfunu tanımışsın, fakat özgürlüğün tadının nasıl olduğu, onun ne kadar tatlı olduğunu hakkında hiçbir şey bilmiyorsun. Eğer özgürlüğü de tatmış olsaydın, onu mızrak ve kalkanla değil de dişlerimiz ve tırnaklarımızla savunmamızı öğütlerdin bize
Tiranın söylediklerine, sesine, işaretlerine, gözlerine dikkat etmeleri gerekecek ve de arzularını bilebilmek ve düşüncelerini seçebilmek için sürekli olarak tetikte bulunacaklardır. Bu mutlu bir biçimde yaşamak mıdır? Buna yaşamak denebilir mi? Bunları iyi doğmuş bir insana değil, fakat yalnızca sağduyuya sahip bir kişiye ya da hiç olmazsa bir insan çehresi olan kişiye söylüyorum. Kendine ait hiçbir şeye sahip olmayarak ve rahatını, özgürlüğünü, bedenini ve yaşamını başkasının ellerine vererek yaşamaktan daha sefil bir durum olabilir mi?
Zorbaları savunan ne silahlar, ne de silahlı adamlar ( şövalye askerler )değil; inanması zor ama, üç dört adam bir zorbaya destek veriyor ve bütün ülkeyi ona köle yapıyor. Zorbanın en yakınındaki dairede bulunanlar,beş ya da altı adamı geçmez. Bu adamlar ya kurnazlıkla onun gözüne girmişler ya da onun tarafından seçilmişlerdir. Zulmün suç ortakları, zevk ve eğlencesinin yoldaşları olmak, çapulculuğuna paydaş olmak için. Bu altı kişinin gücü zorbaya nasıl davranıyorsa, onlara da öyle davranan alti yüz kişi bulunur. Bu altı yüz kişinin altında, hırslarina ve zulümlerine hizmet etmek koşuluyla, illerin ve mali işlerin yönetimine seçtikleri altı bin kişi vardır. Bunların da altında, daha büyük bir görevli bulunur. Sorunun özüne inmek isteyen kişi görecektir ki, sadece altı bin kişi değil, zorbaya bu zincirle bağlanmış yüz binlerce hatta milyonlarca kişi vardır. Bu yüzdendir ki, kamu gorevlilerinin sayısı artırılıyor ve bu da Zorbanın işine yarıyor. Ve bu gorevlere gelenlerin hepsi, aynı zamanda kendi ceplerini de dolduruyorlar, bu "ganimetler"lede zorbaya mahkum oluyorlar. Zorbanın yardakçısı olanların sayısı o denli çoğalıyor ki, özgürlük isteyenlerin sayısına yaklaşıyor. Doktorların dediği gibi, bedenimizde zehirli bir şey varsa, bütün kötü sıvılar sağlıksız noktaya akacaktır. Yönetim için de aynı şey geçerlidir. Bir zorba yaratılır yaratılmaz, devletin bütün kokuşmuş süprüntülerini ( sırf kişisel çıkarlarının peşinden koşan, onun bunun malını gasp eden, yağmaya katılmak ve baş Zorbanın altında küçük zorbalar olmak icin bir araya üşüşen, bütün hırsız sürülerini ve hic bir işe yaramaz tembelleri) çevresine toplar.
Böylece zorba, halkının bir kısmını, işe yaramaz olmasalar korkacağı kişiler aracılığıyla kölelestirir. "Tencere yuvarlanır kapağını bulur" dedikleri gibi, onun hizmetkarları, korktukları kişilerle kesinkes ayni cinsten olacaktır
Boyunduruk altında bir milyon insanın kendinden daha üstün bir gücün zorlamasıyla değil de, sanki tek bir kişinin adıyla büyülenerek sefilce hizmet etmesini görmek öylesine olağan bir şey ki, buna şaşırmaktan çok üzülmek gerekir.
Tiranın hükmü altında hepsi de kendilerine özgü bir şey elde edebileceklerini sanıp zenginlikleri elde edeceklermiş gibi davranırlar ve herkesin her şeyini almaya yarayan ve kimsenin 'bu benimdir' diyebilecek kadar bile hiçbir şey bırakmayan bu gücü, ona kendilerinin verdiğini unuturlar
135 syf.
·13 günde·Puan vermedi
Etienne'nin 16. yy'a kaleme aldığı Gönüllü Kulluk Üzerine Söylev kitabını, başlangıçta daha kapsamlı bulduysamda ortalarına doğru oldukça yavanlasip, sonlarına doğru da tekrara düştüğünü görmek pek iç acıcı olmadı. Ne var ki 16. yy'lin Hristiyan dinine mensup bir 'demokratın' böylesi bir yavanliga düşmesini de olağan karşılamak gerek. Fransa ve Ingiltere arasındaki politik yakınlık ve karşılığa bakılınca da, Thomas Moore çok daha radikal eğilimlere sahip gibi geldi. Yine de Etienne'nin Kulluğun kaynağını araması oldukça büyük bir çığır açacak niteliktedir.

Kulluğun nedeninin alışkanlık olduğunu birkaç yerde belirtmesinin yanında, Tiranlığı kötülüğün baş aktörü olarak görmesi onun perspektifini olabildiğince yuzeysellestirmistir. Antik dönemlerden ve Roma'dan örneklerle tezini kuvvetlendirmeye çalışması, dönemin X. Charles ile karşılaştırması bir yana, monarch yönetimine daha az yer vermesi de büyük bir baglam yakalamasını engellemiştir. Tiranlığın kötülüğün anası olarak görülmesi de aynı biçimde yanlış bir tarihsel tutumdur. Romalı resmi tarihci Tacitus'un alıntılarını tarihsel gerçeklik olarak addetmesi de onun bir diğer tarihsel körlüğünü gösterir. Çünkü bugün net şekilde biliniyor ki, Tacitus romanın resmî tarih ideolojisinin baş aktorlugunu yapmıştır ve onun dışına pek çıkamamıştır.

Sonuç olarak Etienne'nin bu söylevi yetersiz bile olsa, kulluğun kökenini sorgulaması önemli bir tarihsel aşamadır. Sırf bu nedenden dolayı bile kitap okunması gereken kitaplar arasında olmalıdır.
135 syf.
·1 günde·8/10
1550 de yazılmış bir kitap günümüzde bile geçerliliğini koruyorsa çağın ötesinde bir eser olarak değerlendirilmelidir.
Beğendiğim bazı örneklendirmeleri var ki mesela: Tiranlar için halk yiyici, kral çıplakçılar için iktidarın organik aydınları benzetmesine gitmiş.
1550 yılında yaptığı tespitlerle günümüz iktidarlarının davlarnışlarını, işledikleri suçları, yozlaştırılan toplumları öngörmüş.
Kitap kısacası şuanda aşırı kutuplaşmış tolumumuzda ki 'futbol takımı gibi parti tutan holigan seçmeni, tek adamcılığa duyulan sevgiyi' anlatmış ve bunun nasıl gerçekleştiğini açıklamıştır, tüm bunları yaparken çözüm yolu sunmaması ise benim için ciddi bir handikapıdır.
135 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Bu kitap, halk kitlelerinin bir insana nasıl gönüllülükle itaat edip boyun eğdiğinin anlaşılabilmesi üzerine bir analizdir.
Buradaki kulluk edilen kişiden kasıt devlet yöneticisidir. Yazarın tabiri ile tirandır.
Boetie, halkı tahakküm altına alan bu hükümdarlara, halkın neden boyun eğdiğini neden isyanı değilde kulluğu seçtiğini dönemi içerisinde incelese de, bugün halk ve yöneticiler hakkında yazdıkları hala güncelliğini korumaktadır.
Boetie, söylevinde gönüllü kulluğu anlamak adına insan doğasını inceleyerek örnekler verir.
İnsan doğasında, hayvanlarda da olduğu gibi itaat etmek gibi şeylerin bulunmağını, bu durumun sadece aileye mahsus olması gerektiğini vurgulayarak insan doğasına aykırı bulur ve tüm siyasal otorite ve rejimleri red eder.
Boeiete, söylevinde karamsar bir tutum sergilemiş ve halktan ümidini neredeyse kesmiştir..
80 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
16 yy da yazılmasına rağmen bugüne bile ışık tutabilen insanın beynine sorgulamayı kimleri sorgulayacagini yerleştiren halkın geneline hitap eden bir kitap köleleştirme ancak bu kadar güzel elestirebilir nasıl özgür bir dünya kurulabilir çok güzel dile getirmiş
135 syf.
·9 günde·9/10
Bol alıntı yaptığım kitaplardan biri oldu Gönüllü Kulluk Üzerine Söylev... 1550 yılında yazılmış olmasına rağmen güncelliğini son derece koruyan bir kitap. Gerçek "tiran"lardan ziyade "demokrasi" ile başa geçmiş "tiran"lardan söz etmesi açısından son derece etkileyici
80 syf.
·3 günde·Puan vermedi
La Boétie, 16. yy 'da yaşamış günümüzde hala devam eden devletçilik-tiranlık sorununu Roma & Yunan geleneğinden örnekler vererek bizlere özgürlüğü ilk tattıran yazarlardan biri. Kısa hayatı çok çalkantılı olsa da zamanında bir Luther 'den farkı olmamıştır. Kitabın %30 'u Rothbard 'ın yazdığı önsözden oluştuğu için her ne kadar La Boétie anarşist olmasa da, her anarşistin gözü kapalı okuması gereken, her zaman el altında tutması gereken bir kitap.
135 syf.
·Beğendi·7/10
Kaliteli zaman ayırıp berrak bir zihinle ve ciddiyetle okunup üzerinde çok düşünülmesi gereken bir kitap. Kesinlikle tavsiyemdir.

Yazarın biyografisi

Adı:
Étienne De La Boétie
Unvan:
Fransız Yargıç ve Yazar
Doğum:
Fransa, 1 Kasım 1530
Ölüm:
Fransa, 16 Ağustos 1563
Étienne de La Boétie, 1 Kasım 1530'da Fransa'nın Périgord bölgesinin küçük bir kenti olan Sarlat'da doğmuştur. Soylulaştırılmış burjuva kökenli olan La Boétie, ailesinin etkisiyle Orléans Üniversitesi'nde hukuk öğrenimi görmüştür.

Fakülteyi bitirdikten bir yıl sonra, 1554'te bu genç hukukçu, kral II. Henri'nin onayı üzerine Bordeaux Parlemantosu'nda danışmanlık görevine kabul edilmiştir.Ölümüne dek bu görevi sürdüren La Boétie, 1557 yılında kendisi gibi danışman olan Montaigne ile tanışmıştır. Bu iki düşünür arasında çok yakın bir dostluk ilişkisi kurulmuştur.

'Fransız yargıç, politik filozof, anarşist ve Fransa siyaset felsefesinin kurucusu' olarak nitelendirilmektedir.

Yazar istatistikleri

  • 6 okur beğendi.
  • 79 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 90 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.