Euripides

Euripides

8.1/10
62 Kişi
·
169
Okunma
·
17
Beğeni
·
1.894
Gösterim
Adı:
Euripides
Unvan:
Atina’lı Oyun Yazarı
Doğum:
Salamis Adası,Yunanistan, MÖ 480
Ölüm:
Makedonya,, MÖ 406
, Eshilos ve Sofokles'ten sonra Atina'nın yetiştirdiği üçüncü büyük trajedi şairidir. Düşünce adamı, Atina’lı oyun yazarlarının en büyüğü olan , insanları bekleyen gerçek ve zorlu sorunları ortaya koyarak insanları düşünmeye zorladı. Bernard Shaw gibi Euripides de insanları tedirgin etmiş ve kızdırmıştır. Kutsal değerlere saygısızlık ve kadın düşmanlığıyla suçlanmıştır. Ama yine de üstün şiirsellikle anlatılan düşünceleri dinlenmiştir. Vatanı olan Atina’yı terkedinceye kadar da bu taşlama ve lanetlemelerin ardı arkası kesilmemiştir. Fakat ölümünden sonra bütün tragedya yazarlarının en ünlüsü, en aralanılanı olmuş ve o çağdan bu yana adı ölmez yazarlar arasında yer almıştır.

Yaşamı ve sanat değeri

Euripides, MÖ 480 yılında Salamis’de doğdu. O tarihte Yunanlılarla Pers İmparatorluğu arasında amansız savaşlar yaşanıyordu. Euripides’in anne ve babasına birçok kötü yakıştırma yapılmasına rağmen gerçekte, babası Apollon tapınağı ile ligili bir görevin mirasçıısı zengin bir soydan geliyordu. Kaynaklara göre annesi de soylu bir ailenin kızıydı. Evripides gençliğinde resim üzerine çalışmış ve sanatını sürdürme amacında olmasına rağmen yirmi beş yaşında,tragedya ve şiir yazmak için resmi bırakmıştır. İlk oyunu olan ”Pelias’ın Kızları”, MÖ 455 yılında sahneye konmuş ve Atina halkı o an gökyüzünden yeni bir yıldızın inmekte olduğunun farkına varmıştı. Bu yeni şairin tiyatronun tumturaklı ve ağdalı dilinden çok uzak yalın ve güçlü bir deyişi ve yeni fikirleri de beraberinde getirdiğini anlamıştı.

Euripides’in yenilikçi ve korkusuz bir yanı vardı. İlginç olayları anlatırken yeni teknik buluşlar kullanıyordu. En güçlü yönü de gerilim sahnelerindeki başarısı ve her sahnede üstün bir şiirsellik yaratmasıydı. MÖ 438'de Truva Savaşı'nda Akhilleus’un mızrağıyla yaralanan Telephus’un hikâyesini anlattığı oyunda geçen olaylar dizisi ve bunların sahneye uygulanışı Evripides’in gücünü ortaya koyar. Bu oyun, eski Yunan sahne geleneklerine indirdiği darbe nedeniyle de büyük önem taşır. Bir dilenci ilk defa sahici paçavralarla sahneye çıkmıştı. Bu ozamanki izleyici üzerinde şok etkisi yaratmıştı. Oyunun sahneye konmasındaki gerçekçilik, Euripides’in en acmasız eleştirmeni ve Yunan tiyatrosunun en büyük komedi ustası Aristophanes’in saldırı nedenlerinin başında gelir.”Thesmosphoriazusae” adlı komedisinde Aristophanes, Yunanlı kadınlara,oyunlarında kadın kişilerini sevimsiz gösterdiğinden ötürü Euripides’den intikam almak üzere komplo hazırlatır.

Fakat Euripides’in kadınları, tutkularına kapılsalarda, hiç bir zaman sevimsiz değillerdir. Sadece idealleştirilmelerinin yanında yaşayan birer insan oldukları gerçeğini vurgularlar. Euripides ayrıca geçmişin ulu tanrılarının, nasıl yeri geldiğinde hiç de tanrısal olmayan hilelere başvurduklarını açık seçik sahnede ortaya koydu. Bu, çoğu kimsenin tanrılara hakaret olarak algıladığı bir bakış açısıydı.

Euripides bir demokrattı, fakat demogoglardan ,büyük bürokratlardan, halkına savaş ve felaket getiren kayıtsız ve kaygısız önderlerden nefret ederdi. ”Yakaranlar” ve ”Truvalı Kadınlar” adlı oyunlarında Sparta ile süregelen savaşın iç karartan izleri görülür.Bu ünlü tragedya yazarının hayatı üzerine söylenebilecek çok az şey olmasına rağmen,Salamis’deki topraklarında yaşadı ve şiirlerini denize bakan bir mağarada yazardı. Mümkün olduğu kadar topluma az karışan, ağırbaşlı ve somurtkan bir adamdı.İnsanlardan uzak seçtiği bu yalnız yaşam, onun tanrılardan nefret eden,toplumla ilişkilerini kesmiş, huysuz, hırçın ve kuşkucu bir kişi olarak tanınmasına yol açmıştır.

Euripides bir Atina vatandaşı olarak kendini toplum hayatından büsbütün ayrı tutmamıştır. Orduda görev almış, Magnesia konsüllüğü yapmış ve devlete parasal yardımlarda bulunmuştur. MÖ 408 yılında tanrılara saygısızlık ettiği gerekçesiyle komedi yazarlarının ve halkın saldırılarına maruz kalarak Atina’yı terk etmiş Makedonya kralı Archelaus’a sığınmıştır. Kral tarafından çok iyi karşılanmış ve ölmeden önceki bu on sekiz ayını huzur ve barış içinde yaşamıştır. Ölüm nedeni çelişkilidir , kimi söylentilere göre saraydaki kıskanç kişiler tarafından av köpeklerine parçalatılmıştır. ”Bacchae” adlı oyunu öülümden sonra sahnelenmiş ve ödül almıştır.

Euripides’in kendi izinden giden üç oyun yazarı oğlu ölümünden sonra babalarının oyunlarını sahnelemişlerdir. Euripides’in 80-90 tragedyası olduğu bilinmesine rağmen günümüze yalnız 18 tanesi erişebilmiştir.
Şimdi her yerde nefret hüküm sürüyor, sevilen her şey hastalıklı.
Euripides
Sayfa 2 - Kültür
Ama kimse düşünmedi, ölümlerle
korkunç felaketlere yol açan, yuvaları yıkan
kahredici acılara, müzikle, melodiyle
son vermenin yolunu bulmayı.
Euripides
Sayfa 8 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Hayır gelmez kimseye ahlaksızların armağanlarından.
Euripides
Sayfa 23 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Ah! Aşk ne acılar yaşatıyormuş insanlara!
Euripides
Sayfa 13 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Bazıları, zarar görmedikleri halde ve karşılarındakinin içinde neler sakladığını hiç bilmeden, sadece yüzüne bakarak ondan nefret edebilirler.
Euripides
Sayfa 9 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
"Eksik olsun acılarla birlikte gelen mutluluk
ve bir ömür boyu yürek paralayan zenginlik."
Yoksulları dostlarının bile dışladığını iyi bilirim.
Euripides
Sayfa 21 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Tragedya Peloponez savaşı ortamında Euripides tarafından kaleme alındı. Eserin kısa olması üzücü olsada beni o tarihteki Troyalı güçlü kadınların ve özellikle çakır gözlü bilge Athena ile buluşturabilmeyi başardı.

Eserde 10 yıl süren Troya savaşının ardından, kentin düşmesiyle kocalarını‚ hayatlarını ve çocuklarını kaybeden, esir düşen kadınların iç parçalayıcı‚ acınası haykırışlarının hikayesi anlatılmakta..

Hektor'un karısı Andromakhe'nin tutumu ve dedikodulardan uzak bir kadın olması çok hoşuma gitti bununla beraber Hekabe'nin o yaşına rağmen gücünü yitirmemesi‚ dik durması‚ zorluklara göğüs germesi de son derece etkileyici bir kadın izlenimini bıraktı bende  üstelik Hekabe, Troya kralı Priamos'un karısı, Hektor, Paris, Kassandra'nın da annesidir. Doğurgan ve bahtsız bir anne tipini canlandırmasaydı eğer, gücünü görebilmek pek mümkün olmayabilirdi‚ sonuçta zorluk olacak ki güç sergilenebilsin. Ve son olarak Tarihi‚ mitolojiyi ve güçlü kadınları sevenlerin okumasını öneririm..
Pek çok önemli edebi eserde göndermelerini bulabileceğimiz iphigenia’nın tam öyküsünü anlatan bu eser ne yazık ki tragedyalar arasında ülkemizde pek fazla bilinmemektedir; özellikle “kutsal geyiğin ölümü” filminin temel göstergelerini çözümlemede okunması gereken tragedyadır.
Eğer evinizin penceresi herhangi bir denizi veya okyanusu görüyorsa lütfen o pencereden bir bakın. Tahmin ediyorum ki manzaranız çok hoştur. Peki o denizde sizin evinizi işgal etmeye, tahrip etmeye yemin etmiş askerlerle dolu binlerce gemi, kumsalınızda ise kamp kurmuş onbinlerce asker olduğunu hayal edin. Ne kadar korkunç bir manzara değil mi? İşte Troya Savaşı sırasında surların üstünden bakan bir kişi de muhtemelen bunları aklından geçirirdi.

Evet, Resos isimli eser Troya’da geçiyor. Evet, evet doğru bildiniz Menelaus, Akhilleus, Agamemnon ve Odysseus gibi ünlü kahramanların ve kralların olduğu Troya Savaşı’nda. Ancak tüm Troya Savaşı’nı değil yalnızca savaştan ufak bir kesiti, Trakya kralı Resos ve askerlerinin Hellenler’e karşı Troya’ya yardıma geldikleri zamanı anlatmaktadır.

Kısa ve güzel bir eser olduğunu düşündüğüm Resos’u, Antikçağ eserleriyle, tiyatroyla ve tragedyayla ilgilenen tüm okurlara kesinlikle öneririm. İyi okumalar dilerim.
Söylentiye göre Kayzer Soze Türkmüş.Uyuşturucu işinde Macar mafyasının ayağına basmış.
Macarlar Soze'nin evini basmışlar,karısını ve iki çocuğunu rehin almışlar ve Soze'nin eve gelmesini beklemişler.Soze ,evde manzarayı görünce sakinliğini hiç yitirmemiş.Macarlar ,buraları terketmesini yoksa karısını ve çocuklarını öldüreceklerini söylemişler.Soze' de onlara gerçek tutkunun ne olduğunu göstermiş ve önce karısını sonrada çocuklarını öldürmüş.Macarlardan birini gördüklerini anlatması için sağ bırakmış.

Kitabı bitirince aklıma Olağan Şüpheliler filminin bu efsanevi bölümü geldi.Medea'da Türk olabilir ve herkese gerçek tutkunun ne olduğunu M.Ö.5.yüzyılda göstermiş.
Felaketlerin başlangıcı Paris'in Helena'yı kaçırmasıyla başlar.Homeros' un İlyada destanının özüde bu olaydır.Bu tragedyada konu biraz daha açılır.
Ben hep Hektorların yani Troyalıların tarafını tutmuşumdur.Son zamanlarda edindiğim ve çok sevdiğim bir kişisel takıntımı buraya düşüp hemen konumuza geri döneceğim.Bir satranç takımı arıyorum,istediğime benzer bir şey henüz bulamadım. Bir tarafta Troyalılar diğer tarafta Akhalılar.Hektor benim vezirim karşı tarafın veziri Menalaus. Benim şahım Primaos onlarınki Agamennon.Akhileus onların fili olurdu.Benim filimse Kyknos.Gıcıklık olsun diye onların piyonları Helena benimkilerde Paris olurdu.Neyse, bahsetmekten ne kadar zevk alsamda konuyu kapatıyorum.

Helena kaçırılmış.Menalaus kadınının kaçırılmasını hazmedemiyor-kim hazmedebilir ki!- .Ordu toplanmış Troyayı yerle bir etmek için hazırlar. Sabırsızlar,yazgıları savaş çünkü. Ama Troya'ya ulaşmanın yolu öyle kolay değil, Ege Denizini aşmaları lazım.Haftalardır rüzgar tetsten esiyor donanma bir türlü yola çıkamıyor.Bilici yada kahin,bu durumun normal olmadığını Tanrıların seferi engellediklerini ,bir kurban verilmezse asla sefere çıkamayacaklarını bildiriyor.Bu kurban Agamennonun kızı İphigenia'dır. Agamennon ulaklarla kızını çağırtır, ki bu normal bir iş değildir kadın kısmının sefere çağrıldığı nerde görülmüştür.Agamennon işi kılıfına uydurur kızını Akhileus'la evlenmesi için çağırdığını yazar boğa derisi tabakaya.Kız gelir annneside yanında durum anlaşılınca kızılca kıyamet kopar.Helena yüzünden kendi kızına kıymak kıyıcılığın en fenası değil midir?

Akhileus da durumu öğrenir ki bu Akhileus Homeros ve Sophokles'in Akhileusuna hiç benzemez.Yine heybetlidir fakat o kadar da değil. Euripides'in sıradanlaştırma süzgecinden fazlasıyla nasibini almıştır.İphigenia ilk başlarda kahrolur, babasına kinlenir ama tüm Yunanistan'ın şerefi onun elindedir.Kurban edilmesi gerektiğini, tek yolun bu olduğunu öyle içten anlatır ki annesi bile ikna olur buna. Sonrası biraz karanlık devam niteliğindeki İphigenia Tauris'i okuduktan sonra bu karanlığın dağılacağını sanıyorum.
Bir güzellik yarışması düzenlenir.Seçici olarak Paris görevlendirilir.Aprodithe kendisini seçmesi karşılığında Helena'yı rüşvet olarak teklif eder.Paris büyülü güzelliğine dayanamaz Helena'nın ve teklifi kabul eder.Sonrası kızılca kıyamet Troya yerle bir edilir Helena uğruna nice yiğitler telef olur.Savaş sonrası geride kalanlar 7 yıl boyunca Ege denizinde oradan oraya sürüklenirler.Bunlar bildiklerimizdi.Euripides ise bildiğimiz herşeyi altüst eder.Tüm Homeros destanı başından sonuna değişir.Meğer Helena kocasını aldatıp kaçan uğursuz bir kadın değilmiş.Devamını anlatıp kitabın büyüsünü bozmak istemiyorum.

Euripides biraz daha yaşasaydı tüm Yunan Tanrılarına karşı savaş açardı ve aykırılığının sonuda büyük ihtimalle idam edilirdi.
Euripides-Yakarıcılar

Klasik olarak bir Yunan Tragedyası daha şair MÖ.424 yılına değin var olan savaşı siyasi durumu ve halkı sentezleyerek demokrasi bindirmesi yaptığı büyük ağıtlarından birisi.Yunan mitlerine ve şehir yapılanmasına değin halkın fikriyatına var olan komşu durumlarını dolaylı bir şekilde anlatmış.
Eser konu bakımından başlıca bir ağıt ciddi bir şekilde yakaran insanlar var kısa öz ve zamanı bakımından değerlendirildiğinde başarılı bir eser fakat günümüze en ufak şekilde bile bir cevabı ve yol göstericiliği yok tarihe kendisini gömmüş desek yeri.İlgisi ve meraklısı olan elbette okumalı lakin keyfi okunacak bir kitap değil her şeyden öte sarar mı diye sorarsanız, o kadar uzun bir eser değil çabukcak bitti gitti oluyor.
Alınışından iki gün sonra Troya harabe haldedir.Hektorun annesi,karısı ve kız kardeşi Hellen ordusu ileri gelenleri arasında kurasız seçilmişlerdir.Kassandra, Hektor'un kardeşi, Apollon un bilicisi Agamennon tarafından seçilmiştir.Hektor'un diğer kız kardeşi Polyksene Akhileus'un mezarında ona hizmet etmesi için öldürülmüştür.Andromakhe(Hektor'un eşi) Akhileus'un oğlu tarafından seçilmiştir, ne kötü bir yazgıdır bu kocasını öldüren adamın oğluna köle olmak.Hekabe(Hektor'un annesi) ise Odyseus tarafından seçilmiştir.
Diğer Troyalı kadınlarda kura ile Hellen gemilerine bindirilmiştir.Acılar bitmemiştir,Hellenler ölüme henüz doymamışlardır.
Cesur adamın oğlunun büyümemesi gerekir.Odyseus böyle buyurmuştur.Troya'nın o meşhur kara surlarından aşağı atılacaktır.Güzel gözleri Frigyanın güzel tarlalarında çirkin bir şekilde heba olacaktır.
Hektor'un güzel dirsekli kolunu koruyan kalkan, oğlunun ölü bedenini taşıyacaktır,nice savaşlarda Hektor'un çenesini dayadığı, terden ıslak bakır kalkan...
O güzelim şehir, nice yiğitlere mezar olan şanlı Troya yıkılmakla kalmamış şimdide ateşe verilmiştir. Oysa ki; Akılsızdır ölümlülerin kentlerini her kim yağmalıyorsa,ölülerin mezarlarını,kutsal eşyalarını yıkanın kendiside yıkılacaktır.
Deli Dumrul çok fazla atıp tutunca Tengri canını alması için ölüm meleğini gönderir.(İslamiyet öncesine dayanan bir hikaye olduğundan özellikle Azrail demiyorum,o zamanlar Türkler yine tek bir tanrıya inanıyorlarmış,Azrail yerinede emin olmamakla birlikte "Alıcı" deniliyormuş)
Deli dumrul ilk başlarda Alıcıya'da kafa tutar canını vermek istemez hatta bir ara aklından yıldırım gibi Alıcıyla savaşma fikri gelir, geçer ama hemen anlamıştır çünkü ne yaman bir varlıkla karşılaştığını.Dua eder canının bağışlanması için,dua kabul edilir ama yerine can verecek birinin bulunması şartıyla.Dumrul ,anasına babasına sorar,ama can vermek istemezler,ihtiyarda olsalar hayat tatlıdır.Hanımı meseleyi duyunca Deli Dumrul'un yerine ölmeyi kabul eder.Bu ne büyük bir fedakarlıktır.
Alkestis'in incelemesinde Deli Dumrul'un ne işi var şimdi, fazla uzatmayayım.
Şans eseri bulduğum,çevirisini Ahmet Hamdi Tanpınar'ın yaptığı bu eseri okuyup bitirdiğimde aklıma hemen Deli Dumrul geldi.İkisindede kocalarının yerine can vermeyi kabul eden eşler var.Hikaye oldukça benzer.ikisini peşpeşe okumanızı öneririm.

Yazarın biyografisi

Adı:
Euripides
Unvan:
Atina’lı Oyun Yazarı
Doğum:
Salamis Adası,Yunanistan, MÖ 480
Ölüm:
Makedonya,, MÖ 406
, Eshilos ve Sofokles'ten sonra Atina'nın yetiştirdiği üçüncü büyük trajedi şairidir. Düşünce adamı, Atina’lı oyun yazarlarının en büyüğü olan , insanları bekleyen gerçek ve zorlu sorunları ortaya koyarak insanları düşünmeye zorladı. Bernard Shaw gibi Euripides de insanları tedirgin etmiş ve kızdırmıştır. Kutsal değerlere saygısızlık ve kadın düşmanlığıyla suçlanmıştır. Ama yine de üstün şiirsellikle anlatılan düşünceleri dinlenmiştir. Vatanı olan Atina’yı terkedinceye kadar da bu taşlama ve lanetlemelerin ardı arkası kesilmemiştir. Fakat ölümünden sonra bütün tragedya yazarlarının en ünlüsü, en aralanılanı olmuş ve o çağdan bu yana adı ölmez yazarlar arasında yer almıştır.

Yaşamı ve sanat değeri

Euripides, MÖ 480 yılında Salamis’de doğdu. O tarihte Yunanlılarla Pers İmparatorluğu arasında amansız savaşlar yaşanıyordu. Euripides’in anne ve babasına birçok kötü yakıştırma yapılmasına rağmen gerçekte, babası Apollon tapınağı ile ligili bir görevin mirasçıısı zengin bir soydan geliyordu. Kaynaklara göre annesi de soylu bir ailenin kızıydı. Evripides gençliğinde resim üzerine çalışmış ve sanatını sürdürme amacında olmasına rağmen yirmi beş yaşında,tragedya ve şiir yazmak için resmi bırakmıştır. İlk oyunu olan ”Pelias’ın Kızları”, MÖ 455 yılında sahneye konmuş ve Atina halkı o an gökyüzünden yeni bir yıldızın inmekte olduğunun farkına varmıştı. Bu yeni şairin tiyatronun tumturaklı ve ağdalı dilinden çok uzak yalın ve güçlü bir deyişi ve yeni fikirleri de beraberinde getirdiğini anlamıştı.

Euripides’in yenilikçi ve korkusuz bir yanı vardı. İlginç olayları anlatırken yeni teknik buluşlar kullanıyordu. En güçlü yönü de gerilim sahnelerindeki başarısı ve her sahnede üstün bir şiirsellik yaratmasıydı. MÖ 438'de Truva Savaşı'nda Akhilleus’un mızrağıyla yaralanan Telephus’un hikâyesini anlattığı oyunda geçen olaylar dizisi ve bunların sahneye uygulanışı Evripides’in gücünü ortaya koyar. Bu oyun, eski Yunan sahne geleneklerine indirdiği darbe nedeniyle de büyük önem taşır. Bir dilenci ilk defa sahici paçavralarla sahneye çıkmıştı. Bu ozamanki izleyici üzerinde şok etkisi yaratmıştı. Oyunun sahneye konmasındaki gerçekçilik, Euripides’in en acmasız eleştirmeni ve Yunan tiyatrosunun en büyük komedi ustası Aristophanes’in saldırı nedenlerinin başında gelir.”Thesmosphoriazusae” adlı komedisinde Aristophanes, Yunanlı kadınlara,oyunlarında kadın kişilerini sevimsiz gösterdiğinden ötürü Euripides’den intikam almak üzere komplo hazırlatır.

Fakat Euripides’in kadınları, tutkularına kapılsalarda, hiç bir zaman sevimsiz değillerdir. Sadece idealleştirilmelerinin yanında yaşayan birer insan oldukları gerçeğini vurgularlar. Euripides ayrıca geçmişin ulu tanrılarının, nasıl yeri geldiğinde hiç de tanrısal olmayan hilelere başvurduklarını açık seçik sahnede ortaya koydu. Bu, çoğu kimsenin tanrılara hakaret olarak algıladığı bir bakış açısıydı.

Euripides bir demokrattı, fakat demogoglardan ,büyük bürokratlardan, halkına savaş ve felaket getiren kayıtsız ve kaygısız önderlerden nefret ederdi. ”Yakaranlar” ve ”Truvalı Kadınlar” adlı oyunlarında Sparta ile süregelen savaşın iç karartan izleri görülür.Bu ünlü tragedya yazarının hayatı üzerine söylenebilecek çok az şey olmasına rağmen,Salamis’deki topraklarında yaşadı ve şiirlerini denize bakan bir mağarada yazardı. Mümkün olduğu kadar topluma az karışan, ağırbaşlı ve somurtkan bir adamdı.İnsanlardan uzak seçtiği bu yalnız yaşam, onun tanrılardan nefret eden,toplumla ilişkilerini kesmiş, huysuz, hırçın ve kuşkucu bir kişi olarak tanınmasına yol açmıştır.

Euripides bir Atina vatandaşı olarak kendini toplum hayatından büsbütün ayrı tutmamıştır. Orduda görev almış, Magnesia konsüllüğü yapmış ve devlete parasal yardımlarda bulunmuştur. MÖ 408 yılında tanrılara saygısızlık ettiği gerekçesiyle komedi yazarlarının ve halkın saldırılarına maruz kalarak Atina’yı terk etmiş Makedonya kralı Archelaus’a sığınmıştır. Kral tarafından çok iyi karşılanmış ve ölmeden önceki bu on sekiz ayını huzur ve barış içinde yaşamıştır. Ölüm nedeni çelişkilidir , kimi söylentilere göre saraydaki kıskanç kişiler tarafından av köpeklerine parçalatılmıştır. ”Bacchae” adlı oyunu öülümden sonra sahnelenmiş ve ödül almıştır.

Euripides’in kendi izinden giden üç oyun yazarı oğlu ölümünden sonra babalarının oyunlarını sahnelemişlerdir. Euripides’in 80-90 tragedyası olduğu bilinmesine rağmen günümüze yalnız 18 tanesi erişebilmiştir.

Yazar istatistikleri

  • 17 okur beğendi.
  • 169 okur okudu.
  • 4 okur okuyor.
  • 150 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.